Öncelikle Özgür Koca'dan özür diliyorum. Tartışmayı uzatarak çözüm almanızı
zorlaştırıyorum. Sohbet listesi olmasının arkasına sığınarak, Özgür hocamın
ve  tüm üyelerin affını diliyorum :)

Mahremiyet, insani çalışma koşulları, insani yaşam koşulları, mobbing gibi
tüm kavramları bir kenara itelim ve "yasalara göre suç değil" diyelim.
Çünkü şu hayatta tek önemli şey yasalar. Yasalar da zaten emin olun biz
çalışanlar için yapılıyor.

Mobbing yüzünden, insani olmayan çalışma koşulları yüzünden insanlar
intihar ediyor, ölüyor. Bu maile başlamama sebep olan şey ise az önce
televizyonda 3 doktorun intihar ettiğini öğrenmem. Haberde söylenene göre
ağır çalışma koşulları sebep.

Şimdi size göre işveren sizin paranızı ödüyor, sizi satın alıyor. Tuvalette
geçirdiğiniz süreyi ölçebilir, çünkü performansınızı ölçmeli. Eğer
tuvaletinizi çok uzun sürede yapıyorsanız, işten çıkartılabilirsiniz. En
iyisi evde yapın. Eğer çok fazla tuvalete gidiyorsanız, yine
çıkartılabilirsiniz. Çünkü sizi kiraladığı saatten çalıyorsunuz. İyisi mi,
siz su içmeyin. Yarın öbürgün böbrek hastalıklarınız baş gösterirse zaten
muhtemelen işyerinde su içmeyişiniz aklınıza bile gelmeyecek. Çünkü bunun
baskı olduğunun farkına bile varmayacaksınız.

Şimdi gelelim benim başlattığım tuvalet mevzusuna. Ne alakası var
diyorsunuz, elmayla armutun kıyaslanması diyorsunuz. Hızlıca inceleyelim:

En başta tuvaletin izlenmesi fikrini ortaya attım. Bu fikir, mahremiyet
konusundan örtüşüyor. Bakın bu mailin konusu, kök sertifika yerleştirilip
insanların gezdiği sitelerdeki bilgilerin okunması/okunabilmesi ihtimali.
Girilen sitelerin kayıt altına alınmasından bahsetmiyoruz. O sitelerin
bizzat içeriğinin okunabilmesinden bahsediyoruz. Diyelim ki bilgisayarımda
iş dışı hiçbir şey yapmıyorum. İşveren benim şahsi konuşmalarımı okuyamaz.
İşveren, benim iş içerisindeki yazışmalarımı dahi O KU YA MAZ. İşveren
benim iş arkadaşımla ne konuştuğumu O KU YA MAZ. Tuvalet mahrem bölge
olduğu gibi, herhangi biriyle yaptığım görüşme de mahremdir. Ben
istemediğim sürece bir başkası tarafından okunamaz, görüntülenemez,
incelenemez.

Bizler, ofis ve büro çalışanları (beyaz yaka) olarak yoğunlukla beyin gücü
ile çalışan insanlarız. Fabrikada bant işçisi değiliz. (Bu cümle bant
işçilerini küçümsemek için söylenmemiştir. Fiziksel/zihinsel farklılığa
vurgu yapmak istedim. Yanlış anlaşılmak istemem. Ama yine de daha iyi nasıl
ifade edebileceğimi söyleyebilirsiniz. ) Dolayısıyla zaman zaman zihnimizi
boşaltmaya ihtiyacımız var. Tıpkı tuvaletimizi yapmaya ihtiyacımız olduğu
gibi. Dinlenme, farklı şeylerle ilgilenme, iş dışından arkadaşımla
mesajlaşma, iş içerisinden arkadaşımla muhabbet etme, youtubeda komikli
video izleme ihtiyacı tam olarak, özellikle bir beyaz yaka için tuvalet
ihtiyacı ile eşdeğerdir. Bu, zihnimizin ve vücudumuzun bir ihtiyacı.
Fabrika işçileriyle ilgili yazdığım paranteze ek olarak, bu yazdıklarım
aynı zamanda fabrika işçilerinin de ihtiyacıdır. Bir ayrım yaptığım
zannedilmesin.

İşveren, fiziksel ve zihinsel sağlığınıza korumakla yükümlüdür. (Eğer
kiralama kafasıyla bakarsanız tabi ki yükümlü değil. Sonuçta kiraladığınız
arabayı sadece kullanırsınız ve geri verirsiniz.) Girilen sitelerin kayıt
altına alınması(yasal sebeplerle** değil, performans değerlendirmesi için),
tuvalette geçen sürenin tutulması, kısa bir ara vermenize izin verilmemesi
ya da verilen aranın zamanının sadece işverenin kontrolünde olması;
performans değerlendirmesi adı altında aba altından sopa gösterilmesi,
itirazlara rağmen veya itiraz edilmesine fırsat verilmeden belirlenen
teslim süreleri ve daha şu an aklıma gelmeyen ve sizin baskı altında
hissetmenize sebep olan bir çok konu *MOBBİNGDİR*.

Şimdi dilerseniz kendiniz, tüm dakikanızı sizi kiralayan işveren için
harcayabilirsiniz. Ama lütfen, işverenin bunları yapmaya hakkı olduğunu
söylemeyin. Yasalara göre zırvalığına hiç sığınmayın. İşverenin oluşturduğu
baskı ortamı birilerinin psikolojisinin bozulmasına, işten ayrılmaya
zorlanmasına, sağlığının bozulmasına, ölmesine sebep olabilir. Ve bu
çalışma koşulları, sizin yasal*** olarak savunduğunuz çalışma koşulları,
insanları öldürüyor.

Zamanınızı aldığım için kusura bakmayın. Umarım birilerinin mesai saatine
denk gelmez :)

** Yasal sebeplerle dahi olsa kayıt altına alınmasına karşıyım. Fakat
tamamen farklı bir konu. Yine de görüşümü belirtmek istedim.
*** "Yasal mermisiyle bir komiser yaklaşmakta", yasallık kelimesi için
yazılmış en anlamlı cümle olabilir.

-

2 Kasım 2017 12:28 tarihinde Sencer Hamarat <[email protected]> yazdı:

> Farzedelim, patron ile aynı oda içerisinde iş yapıyorsunuz. Odaya
> girdiğinizde Patron size baktı ve sizi tanıdı (Yüz tanıma sistemi)
> Yerinize geçtiniz, tam karşısındaki masanıza otrudunuz. Patron da sizi
> görebileceği şekilde tam karşınızda oturuyor. (Görüntü Kayıt)
>
> Şimdi bu durumda adamın karşında oturması ile kamera sistemine kayıt
> yapıyor ve ne zaman işe girip çıktığını yüz tanıma sistemi ile tespit
> ediyor olması arasında bir fark olmayacağı için bir ihlal olduğu söylenemez.
> O yüzden yüz tanıma mı yapıyor yoksa hareketleri mi izliyor konusu çok da
> önemli değil.
>
> Önemli olan iş saatinde iş yapmak yerine özel işinle ilgilenip
> ilgilenmediğini ilgilendiysen de ne kadar süre ilgilendiğini konu
> edebiliyor olması. Fakat özel işinin içeriğini kesnlikle öğrenmeye
> kalkamaz. SAdece özel işini yaptığın sürecin şirket işini ne kadar
> aksattığını tespit edip maaşına eksi bakiye olarak yansıtması muhtemeldir.
>
> İş yaparken telefon ile iş dışında birisi ile görüşmeye başladığını
> görebilir, ancak yerinden kalkıp gelip kulağını telefona yaslayıp ne
> konuştuğunuzu dinleyemez.
>
> Ayrıca İş veren seni kiralayarak, sahibi olduğu araçları sadece iş için
> kullanman gerektiğine hükmedebilir. İşin dışından işyerine ait bir aleti
> özel iş için kullanıp kullanamamanız tamamen iş verenin tasarrufundadır.
>
> Bu yüzden kendi ciahzların ister kök sertifika yükler ister format atar
> ister benzin döker yakar siz karışamazsınız.
>
> Kendinize ait cep telefonundan kendinize ait interneti kullanmanıza ise
> kesinlikle engel koyamaz, müdahale edemez.
>
> Saygılarımla,
> Sencer HAMARAT
>
>
> 2017-11-02 12:35 GMT+03:00 Cerem Cem ASLAN <[email protected]>:
>
>> Tuvalet analojisine dönersek, tuvalete ne zaman girip ne zaman
>> çıktığınızı bir kart okuyucu koyarak tespit etmesinde bir sakınca yok,
>> kabul. Ancak kök sertifika dediğiniz şey kart okuyucusu değil, yüz
>> tanımlama sistemidir. O yüz tanımlama sisteminin benim sadece
>> kimliğimi mi tespit ettiğini, yoksa 7/24 HD kayıt mı aldığını nasıl
>> bilebiliriz?
>>
>
> _______________________________________________
> Linux-sohbet mailing list
> [email protected]
> https://liste.linux.org.tr/mailman/listinfo/linux-sohbet
> Liste kurallari: http://liste.linux.org.tr/kurallar.php
>
>


-- 
Güven Atbakan
https://guven.atbakan.com
_______________________________________________
Linux-sohbet mailing list
[email protected]
https://liste.linux.org.tr/mailman/listinfo/linux-sohbet
Liste kurallari: http://liste.linux.org.tr/kurallar.php

Cevap