Enver'e özellikle asgari ücret üzerinden yatırılması konusunda
katılıyorum, birinci derecede suçtur ve aleni hırsızlıktır. Bunun yanı
sıra aptallıktır, çünkü asgari ücret üzerinden gösterip vergiden
tasarruf ettiğini zanneden işverenler yıl sonunda belgeleyemedikleri
açıktaki paralar için %20 kurumlar vergisini zaten paşa paşa öderler,
bu da zaten yaklaşık kaçırılan paraya denk gelmesinin yanı sıra SGK
cezası yemek açısından çok ciddi bir risktir. O yüzden hem çalışan,
hem işveren açısından anlamsız bir para kaçırma yöntemidir.

Kamera ve takip sistemlerini insani bulmuyor olabilirsiniz, çok
haklısınız ben de bulmuyorum. Belki siz işinizi tam bir profesyonel
gibi yerine getiriyorsunuz ve takip edilerek kendinize haksızlık
edildiğini düşünüyorsunuz. Peki, işini doğru düzgün yapmayanı işveren
nasıl tespit edecek, o konuda bir çözümünüz var mı? Lütfen bir şeyi
eleştirirken yerine alternatifini de önerin.

40 saat olsun, sistem yöneticileri gece çalışmasın, hepsine peki.
Ancak şunu bilmenizi isterim; çalışanlar bu şekilde ketum davranarak
kendi kendilerini köşeye sıkıştırıyorlar. Eğer siz "ben en çok 40 saat
çalışırım, bir dakika fazla çalışmam" şeklinde yaklaşırsanız işveren
de size ödediği 40 saat ücretini sizden en verimli alacak şekilde
davranmak zorundadır. İşveren olarak bende şöyle bir beklenti içine
girerim; karşılığında ücret ödediğim 40 saat içerisinde hiç bir
şekilde dışarı çıkıp sigara içmek, çay molası vermek, tuvalette
oyalanmak gibi insani ihtiyaçlarını göremezsin ve %100 kapasite ile
benim işimi yapmakla mükellefsin. Nasıl bir dakika bile mesai
ödenmemesini hırsızlık sayıyorsanız, işveren açısından baktığınızda da
sizden satın alınan iş gücünün bir dakikasını bile boşa harcamanız
hırsızlıktır.

İskandinav ülkelerinden bahsedilmiş, Norveç'te ve Danimarka'da işim
gereği bulundum ve orada saat 1800 dedi mi adam elindeki transpaleti
koridorun ortasında bırakıp direkt soyunma odasına gidiyor, bunu
yapmayı da kendisinde en doğal hak olarak görüyor, ama geri kalan
sürede kendisine verilen işi yukarıda bahsettiğim gibi bir dakika
durmadan robot gibi yerine getiriyor.

Üzgünüm ama öyle kötü işverenlerle karşılaşmışsınız ki karşılaştığı
her insanı kendisini dövecek zanneden sokak köpekleri[1] gibi tepkiler
veriyorsunuz. Profesyonel hayatta iyi insanlar ve kötü insanlarla
karşılaşacaksınız bu çok doğaldır, bazı moronlar kendilerine yetki
verildiğinde kraldan fazla kralcı kesilirler, mesele hayatta kimsenin
kimseye mecbur olmadığını sürekli aklınızda tutmaktan geçer.
Çalışanlarına hedef gösterip hedefiniz tutturduktan sonra isterseniz
ofise gelmeyin diyen, çalışanlarını ve ailelerini her yıl
Kuşadası'ndaki aquaparka götürüp eğlendiren, hatta yazları insanlar
daha verimli çalışsın diye Çeşme'de villa kiralayıp işyerini taşıyan
işverenler tanıyorum adamlar öğle yemeğinden sonra denize giriyorlar.

Piyasa şartları maalesef her firmanın böyle olmasına engel oluyor,
farkındayım. Sizi kimse size kötü davranan firmalarda çalışmaya
zorlamıyor, bunun da lütfen farkında olun ama iş önünde sonunda "para"
konusuna dayanıyor ve istemeden de olsa küfür ede de çalışmak zorunda
kalıyorsunuz bunun da farkındayım. Lütfen şunu da bilin; çalışanlarına
iyi davranmayan firmalar bir süre sonra batmak zorundadır, çünkü
çalıştıracak adam bulamazlar, buldukları da firmaya yarar sağlamaktan
çok zarar verir.

Daha fazla uzatıp kafanızı şişirmek istemiyorum ancak hem çalışan hem
işveren tarafında bulunduğum için şunu rahatlıkla söyleyebilirim, iki
tarafta birbirinden ciddi anlamda şikayetçi ve bu yakınmalarda yakın
zamanda azalacak gibi değil.

Neyse, zahmet edip buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim. Her
ne kadar bu tartışmadan kimse ikna olmayacaksa da en azından
insanların fikirlerini duymak açısından önemli diye düşünüyorum.

[1] kimseye "siz köpeksiniz" falan dediğim yok, lütfen cımbızlamayın.


24 Haziran 2015 10:11 tarihinde Eren Inan Canpolat
<[email protected]> yazdı:
> Merhaba,
>
> Enver Bey, "Sendika ve toplu sozlesme mevhumuna inanmiyorum, sacmalik bence
> (...)" dedikten sonra savunduğunuz modelin "[y]aklaşık İsveç modeli"
> olduğunu söylemeniz ironik olmuş. Zira İskandinav ülkelerinde sendikalar çok
> güçlüdür. Bilişim dahil her sektörde etkili sendikalar vardır ve dengenin
> işverenden yana kaymasına engel olurlar. Uyarı eylemleriyle, grevlerle
> aleyhte çıkacak yasalara, işverenin haksız tutumuna karşı mücadele ederler.
> Örneğin, Norveç'te mevcut hükümetin başa geldiğinden beri geçirmeye
> çalıştığı iş kanunları sendikaların kararlı tavrıyla karşılaşınca
> parlementodan geçemedi (sanırım henüz parlementoya bile gelemedi). Kısacası,
> "kanunun adil hazirlandigi ve duzgun uygulandigi bir ulke" ancak
> sendikalarla mümkün.
>
> ***
>
> Manifestoya gelecek olursak, bilişim çalışanı tanımı bana biraz muğlak
> göründü. "Beyin gücüyle çalışmak" ifadesinin sorunlu olduğunu düşünüyorum.
> Ne söylendiğini anlıyorum elbette, ama sanki beynini kullanmadan çalışan
> insanları olduğunu ima eder gibi bir havası var. Ne yazık ki bir öneride
> bulunamıyorum, ama tanım üzerinde biraz daha düşünülmesini öneriyorum. Bunun
> dışında manifestonun iyi bir başlangıç olduğunu düşünüyorum. Bilişim
> sektöründe artan kuralsızlığa karşı güzel bir adım.
>
> Selamlar,
> e.
>
>
> 2015-06-24 1:08 GMT+02:00 Enver ALTIN <[email protected]>:
>>
>> Bir kismina yanit vermeyi unutmusum. Ihtiyarlayinca boyle oluyor.
>>
>> Asgari ucretten yatirilan SGK primleri ve maasin bir kisminin elden nakden
>> odenmesi acikca kanuna aykiridir. Maliye yakalarsa veya herhangi bir sikayet
>> olursa sirketin belini uzun sure dogrulamayacak sekilde bukerler. Ben
>> calistigim yerde herhangi bir calisana boyle bir muamele yapildigini
>> gorursem hem maliyeye hem de calisma ve sosyal guvenlik bakanligi'na hem
>> sirketi hem de calisani ihbar ederim. Calisan icin de ayrica vergi kacirma
>> sucundan islem yapilir. Yani eger bu durumu kabul eden varsa suc isliyor,
>> okuyanlar icin yazayim dedim.
>>
>> Taseronlasma konusunda yasal yolla veya baska bir sekilde yapilacak birsey
>> yok. Dileyen taseron sirketlerde calisir, dileyen calismaz. Iyi taraflari da
>> var, yalnizca kotu taraflarini gormemek gerek. Sirketlerin kendi
>> personellerini isten cikararak cesitli isleri disaridaki sirketlere
>> birakmalarinin ardinda cok fazla neden olabilir.
>>
>> Bunun yani sira, cesitli konularda uzmanlik sahibi olan insanlarin bir tek
>> sirkette calisip az miktarda eforla yalnizca orada hizmet vermeleri insanlik
>> adina bir kayip ve verimsizlik. Bunun yerine uzman insanlarin bir araya
>> gelerek kurduklari sirketler daha fazla musteriye hizmet vererek verimi
>> artiriyorlar ve daha fazla kazaniyorlar. Bunun sonucu olarak da yan gelip
>> yatarak, az calisarak maas alan insanlar isten cikarilma riskinden falan
>> sikayet ediyor olabilirler. Fikrimi sorarsaniz, evet, var boyle seyler,
>> oluyor. Kanuna aykiri degil. Uygun goruldugunde kidem tazminatlari ve diger
>> haklari da odenerek insanlar isten cikarilabilir, yerlerine dis kaynak
>> kullanilabilir. Is dunyasi biraz da boyle. Bu gibi durumlarda gecis surecini
>> daha da kolaylastirmak icin issizlik sigortasi diye bir uygulama var,
>> issizlik fonundan 6 ay sure ile makul miktarda aylik odeme yapiliyor, bu
>> sekilde isten cikarilanlar ondan faydalanabilir.
>>
>> Bence taseronlasmanin varliginin ve icadinin ardindaki sebepleri daha iyi
>> okumak gerek. Bu meselenin ortaya cikisi dis kaynak kullaniminin personel
>> calistirmaktan daha ucuza gelmesi ile oldu. Nasil oluyor da daha ucuza
>> geliyor? Cunku buyuk sirketler ozel saglik sigortasi yapiyorlar
>> calisanlarina, ama dis kaynak kullaniminda diger sirket yapmiyor. Ustelik
>> calisanlari daha ucuza calistiriyor. Siz devlet olsaniz buna nasil bir cozum
>> bulurdunuz? Ben dusundum, halki bilinclendirmekten daha iyi bir cozum
>> bulamadim.
>>
>> Cok basit bir cozumu var. Her koyun kendi bacagindan asilir. Eger taseron
>> sirketin sartlarini begenmiyorsaniz, calismayin orada. Baska da yapacak
>> birsey yok.
>>
>> Turk Ticaret Kanunu'na gore sirketlerin bir tek kurulma amaci vardir,
>> (hissedarlari icin) para kazanmak. Insanlardaki bu duygusalligi anlamakta
>> zorlaniyorum, sirketleri kurulma amaclarini yerine getirdikleri icin
>> suclayamazsiniz. Varlik sebepleri bu zaten.
>>
>> Selamlar, iyi geceler.
>>
>> On Wed, Jun 24, 2015 at 1:37 AM Enver ALTIN <[email protected]> wrote:
>>>
>>> Halkin aydinlatilmasi gerektigi konusunda hemfikiriz, muhtemelen ideal
>>> yolun bu manifesto gibi metinler olmadiginda da hemfikiriz. Metnin ve ilgili
>>> platformun zavalliligi kendilerine belirledikleri hedeflerde ilerleme
>>> kaydedememis olmalarindan kaynaklaniyor.
>>>
>>> Ben bu metnin kaynagini aradim Google'da, bilisim calisanlari sendikasi
>>> kurmaya calisan insanlarin bulustugu bir site cikti.
>>>
>>> Sendika ve toplu sozlesme mevhumuna inanmiyorum, sacmalik bence, her
>>> koyunun kendi bacagindan asilmasi gerektigini dusunenlerdenim. Diger yandan
>>> sosyal devlet ilkelerini de destekliyorum, yani en cok gelir elde edenlerden
>>> daha cok vergi alinsin ve bu sayede ulkede yasayan her bireye devlet firsat
>>> esitligi saglasin. Bence ancak en makul konforun devlet tarafindan herkese
>>> ucretsiz sunuldugu, firsat esitligi olan fakat her koyunun da kendi
>>> bacagindan asildigi bir ekonomide refah icerisinde yasayabiliriz ve
>>> cocuklarimizi mutlu bireyler olarak yetistirebiliriz. Yaklasik Isvec modeli
>>> yani. Dusunup bulabildigim, hakkinda biraz okudugum diger tum cozumlerin ya
>>> verimsizlige ve israfa, ya da baska toplumsal sorunlara sebep olacagina
>>> kanaat getirdim.
>>>
>>> Sendika ve isci birliklerinin kanunun adil hazirlandigi ve duzgun
>>> uygulandigi bir ulkede geregi ve yeri olmamali. Bu ulke orasi degil, fakat
>>> diger kanunlara kiyasla yururlukteki is kanununun da Avrupa'daki cogu ulkeye
>>> kiyasla oldukca detayli hazirlanmis ve iyi dusunulmus adil bir kanun
>>> oldugunun da hakkini teslim etmek gerekir.
>>>
>>> TUIK verileri tartismanin ilerlemesine uygun degildir, cunku gununu
>>> bilgisayar basinda gecirenlere bilisim sektoru calisani demek dogru bir
>>> tanim degildir. TUIK herhangi bir bilisim sirketinde calistiktan sonra issiz
>>> kalan herkese bilisim sektoru issizi diyor. Genel olarak bu bilgi dogru
>>> degil. Ben kendi gozlemlerime dayanarak bilisim sektorundeki issizligin
>>> varligina inanmiyorum. Nispeten vasifsiz, bilgisiz veya yeteneksiz insanlar
>>> bilisim sektorunde yuksek maaslarla is bulmakta zorlaniyor olabilirler.
>>>
>>> Is kanununda fazla mesainin hangi kosullarda ne kadar uygulanacagina dair
>>> esaslar ve usul acikca yazili. Diyor ki kanun: zorunlu degildir, onceden
>>> yazili olarak haber verilir, ucreti odenir (veya ilave tatil verilir). Genel
>>> olarak sorun isverenin zorla fazla mesai yaptirmasi degil, kimse kendine
>>> yalan soylemesin. Bugunlerde bilisim sektoru calisanlarinin gonullu fazla
>>> mesai yapmalari aslinda calisilmasi gereken saatlerde facebook'ta
>>> gezmelerinden ve kaytarmalarindan, yogun trafik dagilsin diye beklerken
>>> gecirdikleri saatleri de kendi kendilerine fazla mesai yapiyormus gibi
>>> sizlanmalarindan kaynaklaniyor.
>>>
>>> Sonuc olarak, halki calisma mevzuati hakkinda aydinlatmanin ve haklarini
>>> ogretmenin daha etkili yollari dusunulebilecekken bu zaten kendi kendine
>>> unutulup gitmis metnin uzerinde tartismanin yarari yok.
>>>
>>> On Wed, Jun 24, 2015 at 12:59 AM adil güneş akbaş
>>> <[email protected]> wrote:
>>>>
>>>> Merhaba,
>>>>
>>>> On Tue, 23 Jun 2015 20:03:28 +0000
>>>> Enver ALTIN <[email protected]> wrote:
>>>> > Olmayan sorunlari varmis gibi gosteriyor bu metin. Bilisim sektoru
>>>> > ciddi personel acigi olan bir sektor, boyle bir manifestoya gerek yok.
>>>>
>>>> Merak ettim, maddelenenlerden hangisi "olmayan" sorun? Metnin tamamını
>>>> savunuyor değilim, tartışılmasından yanayım; ama böyle toptan "olmayan
>>>> sorunlar" denmesi garip geldi. Taşeronlaşma, ödenmeyen fazla mesailer,
>>>> asgari ücretten yatırılan sigortalar vs. gibi en kritik sorunlara
>>>> değinmiş metin. Bunlar sizin için sorun olmayabilir ama büyük bir
>>>> çoğunluğun yaşadığı can alıcı sorunlar.
>>>>
>>>> > Isverenlerin cogu personelin is tatminini yuksek tutabilmek icin
>>>> > ciddi caba sarfediyor zaten.
>>>>
>>>> Bu bilginin neye dayandığını çok merak ettim. Varsa bugüne kadarki
>>>> işverenleriniz böyle davranmış olabilir ya da eğer siz işverenseniz
>>>> kendiniz böyle davranmış olabilirsiniz, ama "çoğu" demenizi sağlayan
>>>> istatistiki söylemin kaynağı var mı?
>>>>
>>>> > Insanlar calistigi ortami begenmiyorsa muhtemelen daha iyi
>>>> > olanaklarla daha iyi bir is bulabilir. Sonucta agac degil kimse,
>>>> > yuruyup giderler.
>>>>
>>>> Mart 2015 -en güncel- TÜİK istatistiklerinden: Bilgisayar/Computing
>>>> sektöründe işsizlik oranı %16,6.
>>>> Kaynak: www.tuik.gov.tr/PreIstatistikTablo.do?istab_id=2323
>>>>
>>>> Malumunuz, TÜİK'in kullandığı hesaplama yöntemine göre "iş aramaktan
>>>> usanıp bir süredir iş aramayan" insanlar işsiz sayılmıyor. Yani sadece
>>>> aktif olarak iş aramakta olan insanları "işsiz" kategorisine sokuyor.
>>>> Bunu da göz önünde bulunursak sektörde işsizliğin en az %20 olduğunu
>>>> kabul edebiliriz sanırım.
>>>>
>>>> Nereye yürüyüp gidecek bu insanlar?
>>>>
>>>> > Mobbing konusu ayri. Genellikle kanuni haklarini bilmeyen, kendini
>>>> > savunamayan zavallilarin maruz kaldigi bir sorun bu. Zavalli olmamak
>>>> > gerek.
>>>>
>>>> Herkes mutlu bir aile ortamında yetişmiş olmayabilir, herkes iyi
>>>> öğretmenlerle karşılaşmamış olabilir, herkes iyi patronlarla
>>>> karşılaşmamış olabilir vs vs. Bir şekilde insanların özgüveni kırılmış
>>>> olabilir, bir şekilde -sizin tabirinizle- "zavallı" olmuş olabilirler.
>>>> Ama onlara "zavallı olmamak gerek" demekle hiçbir şeyin değişeceğini
>>>> sanmıyorum. Tartıştığımız metni öneren arkadaşların yapmaya çalıştığı
>>>> gibi, örgütlenmeyi teşvik etmek gerek. "Bak, tek başımıza hepimiz
>>>> 'zavallı'yız, ama birlikte güçlüyüz" diyebilmeyi düşünmek gerek.
>>>>
>>>> > Hayat ve dunya cogu calisana verilen dandik projelerden ibaret
>>>> > degil, bazi yerlerde daha onemli seyler de yapiliyor, bulup oraya
>>>> > gitmek gerek. Isten memnun olan ama kucuk guc oyunlarinin oynandigi
>>>> > isyerlerinde isverenle konusmak iyidir. Isveren ciddiye almiyor ve
>>>> > bir cozum uretmiyorsa o zaman yuruyup gitmek en iyisi.
>>>>
>>>> Aşağıda övülen 4857 sayılı iş kanunu gereğince, "yürüyüp gittiğiniz"
>>>> takdirde, kıdem tazminatınızı -amiyane tabirle- gömüyorsunuz.
>>>>
>>>> Ah, evet, yılların birikiminin metni tabii o kanun. Kritik mesele o
>>>> birikimi kimin yaptığı.
>>>>
>>>> > Manifesto falan gibi baglayiciligi olmayan sacma sizlanma metinleri
>>>> > yerine acip 4857 sayili is kanununu okuyup aydinlanmak gerek. Bu
>>>> > asagidaki tecrube fukarasi 9 maddelik sey yerine yillarin birikimine
>>>> > ve sanayi devrimi oncesine dayanan oldukca detayli bir metin
>>>> > goreceksiniz.
>>>>
>>>> Aynı niteliği taşıyan başka bir metin daha geliyor ama o da bir
>>>> manifesto; herhalde onu değil 4857'yi kastetmişsiniz :)
>>>>
>>>> > Bu zavalli metinden cok daha fazlasi kanun ve ilgili
>>>> > yonetmeliklerle duzenlendi zaten.
>>>>
>>>> Gerçekten, şu "zavallı" sözcüğü çok rahatsız edici, saldırgan bir sözcük
>>>> değil mi?
>>>>
>>>> Ayrıca, kanunu ve ilgili yönetmelikleri düzenleyenleri, sizin
>>>> tabirinizle bu "zavallı" metni düzenleyenlerden daha akıllı/deneyimli
>>>> vs. yapan nedir? Hiç mi TBMM oturumu izlemediniz?
>>>>
>>>> > Ustelik bu kanun hosunuza gitsin veya gitmesin isci statusunde olan
>>>> > herkese uygulaniyor.
>>>>
>>>> Aynı şekilde: Hoşunuza gitsin veya gitmesin, bu kanun işveren
>>>> statüsünde olan herkese de uygulanıyor. Mesela fazla mesai ücretleri
>>>> gündeme geldiğinde işverenlerin "çoğu" niyeyse bu kanunu hiç
>>>> hatırlamıyorlar. Bu "zavallı" metin de bunu hatırlatma araçlarından
>>>> biri olmuş aslında.
>>>>
>>>> > Iscilerin tum sorunlari haklarini bilmemekten kaynaklanmaktadir. Cahil
>>>> > insan somurulmeye mahkum.
>>>>
>>>> "tüm" sorunları olmasa da, sorunlarının bir kısmının bundan
>>>> kaynaklandığı konusunda hak veriyorum size. Lakin bu tartışılan metin
>>>> de bunu aşmanın araçlarından biri olma potansiyeline sahip. Daha fazla
>>>> insana hakları olduğunu hatırlatmanın yöntemi böyle manifestolar
>>>> olmayabilir belki, tartışılır; ancak "zavallılar, hakkınız var haberiniz
>>>> yok" demek de değildir kesinlikle.
>>>>
>>>> > https://www.tbmm.gov.tr/kanunlar/k4857.html
>>>>
>>>> Sonraki değişiklikleri de içeren, güncel hali de bulunsun:
>>>> http://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.4857.pdf
>>>>
>>>> Bonus:
>>>> http://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.6356.pdf
>>>>
>>>> Sevgiler,
>>>>
>>>> --
>>>> Adil
>>>> _______________________________________________
>>>> Linux-sohbet mailing list
>>>> [email protected]
>>>> https://liste.linux.org.tr/mailman/listinfo/linux-sohbet
>>>> Liste kurallari: http://liste.linux.org.tr/kurallar.php
>>
>>
>> _______________________________________________
>> Linux-sohbet mailing list
>> [email protected]
>> https://liste.linux.org.tr/mailman/listinfo/linux-sohbet
>> Liste kurallari: http://liste.linux.org.tr/kurallar.php
>>
>
>
> _______________________________________________
> Linux-sohbet mailing list
> [email protected]
> https://liste.linux.org.tr/mailman/listinfo/linux-sohbet
> Liste kurallari: http://liste.linux.org.tr/kurallar.php
>



-- 
Omer Barlas
[email protected]
_______________________________________________
Linux-sohbet mailing list
[email protected]
https://liste.linux.org.tr/mailman/listinfo/linux-sohbet
Liste kurallari: http://liste.linux.org.tr/kurallar.php

Cevap