------------------------------------------------------------------------

  ERHAN NALÇACI <http://haber.sol.org.tr/yazarlar/erhan-nalcaci> :
  ABD’DE ÇEVRE FELAKETİ NEYİ ÇAĞIRIYOR?

09/09/2017 Cumartesi


Harvey kasırgası geçen hafta*ABD*’nin Teksas eyaletini ve*ABD*’nin
dördüncü büyük kenti olan Houston’u çok kötü vurdu. Kasırganın getirdiği
son yüzyılın en şiddetli yağışı Houston’u adeta bir göle çevirdi.
Aşağıdaki Harvey’den önce ve sonra Houston’un uydu fotoğrafları
karşılaştırılırsa felaketin büyüklüğü daha iyi anlaşılır.

Kasırga*ABD*’de her zaman olduğu gibi başta kent yoksullarını vurdu ve
geride*60 can* kaybı bıraktı. İki yüz*bin *ev hasar gördü. İnsanlar
evlerin içinde bellerine kadar suyun içinde beklemek zorunda kaldılar.

*2005*’te New Orleans’ı vuran Katrina kasırgası kentten kaçamayan iki
bine yakın kişinin boğularak ölmesine yol açmıştı ve aynı kasırganın
Küba’da sadece bir kişinin kaybıyla sonuçlanması, sosyalizm ve
kapitalizm arasındaki farkı göstermesi açısından ibret vericiydi.

Harvey ise bu kadar can kaybına yol açmadı ama verdiği hasar çok büyük
ve parasal karşılığının*180 milyar *dolara ulaştığı tahmin
ediliyor.*ABD*’deki bütçe açığının*440 milyar *dolar civarında olduğu
düşünülürse rakamın*ABD* için bile büyük olduğu anlaşılacaktır.

Öte yandan bu felaketler dizisinin bir süredir konu ettiğimiz*ABD* orta
sınıfının çöküşünü hızlandırdığını, emekçi sınıfları daha da
yoksullaştırdığı çok açık.

Teksas eyaletinin uğradığı bu felaketin iklim değişikliği ile ilişkisi
var mıydı? Uzmanlar kesin kanıtlar olmamakla birlikte iklim değişikliği
ile ilişki kurulabileceğini söylüyorlar.

Kömür ve petrol ürünlerinin sanayi tarafından çok yoğun ve önlemsiz
kullanılmasının son yüz yıl içinde sera gazlarının yüzdesinin artmasına
ve bunun denizlerin ve atmosferin ısınmasına yol açtığı biliniyor.

Her yarım derecelik ısınma atmosferde suyun tutuluşunu %*3* kadar
artırıyor. Meksika Körfezi’nde denizin ise bu yıl *1*,*5* santigrat
kadar ortalamanın üstünde sıcak olduğu söyleniyor. Yağışın bu kadar
şiddetli olması buna bağlanıyor. Ayrıca kasırganın adeta Houston
üzerinde demirleyişi ve uzun bir süre denizden çektiği suyu şehre
pompalamasının da iklim değişikliği ile ilgili olabileceği bildiriliyor.

Felaket dizisi Harvey ile bitmedi, aşağıdaki uydu fotoğrafında bu hafta
sonu Küba’yı geçerek Florida’ya ulaşacak, adeta havaalanına iniş yapmak
için sıraya girmiş uçaklar gibi dizilen İrma ve Jose kasırgaları gözüküyor.

Trump yönetiminin daha geçen ay dünya sıcaklık artışını *1*,*5* derecede
sınırlamayı amaçlayan Paris İklim Anlaşması’ndan*ABD*’yi çektiğini
biliyoruz. Sera gazlarının *%18* kadarı*ABD*, *%20*’si Çin ve
*%12*’si*AB* tarafından üretiliyor.

Paris İklim Anlaşması zaten oldukça ılımlı ve sonuçta tekellerin
çıkarlarını koruyan bir anlaşma,*ABD* buna bile tahammül edemiyor.
Tekellerin masraftan kaçınma ve otomobil endüstrisinde olduğu gibi
pazarlarını koruma kaygısının dışında, buzların erimesiyle açılan
toprakları işletmeye başladıkları söyleniyor.

Sonuçta*ABD* halkı,*ABD* kapitalizminin yarattığı ve kurutmak için
kılını kıpırdatmadığı bir bataklığa gömülüyor.

Karayiplerin yoksul halkları ve Küba sosyalizminin, oluşmasında hiç
katkıları olmadığı bu iklim değişikliğinden nasıl olumsuz
etkilendiklerini ise biliyor ve elimizden geldiğince dayanışmaya
çalışıyoruz.

*1990*’larda Sovyetler Birliği çözüldüğünde çok büyük bir ideolojik
gerilik yaşandı. Bütün olan kuram küçük küçük parçalara ayrıldı.
Sosyalizm mücadelesinden kopanların kimisi çevreci, kimisi insan, kimisi
kadın, kimisi tüketici haklarıcı oldu.

Şimdi sosyalizm, bir ana olarak, kendisinden kopan bütün mücadeleleri
kucağına çağırıyor.

Dünyanın geleceği için, aynı anda değil şüphesiz, ama bütün dünyanın
sosyalizme geçmesi gerekiyor.

Ve bu mümkün.

*http://haber.sol.org.tr/yazarlar/erhan-nalcaci/abdde-cevre-felaketi-neyi-cagiriyor-208940*

 
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-170909013344 Oraj Poyraz At [email protected]
[email protected]
2017/09/09  03:52 6  64  [email protected]

 

Arkadaslar inkilaplarimiz henuz yenidir.
Dedikleri gibi koklesip benimsendigi hakkindaki kanaatlerimiz ileride
karsilasacagimiz hadiselerle tahakkuk edecektir.
Fakat simdi suna emin olmalisiniz ki bugun basina sapka giyen, sakalini
biyigini tiras eden, smokin ve frakla cemiyet hayatinda yer
alanlarimizin cogunun kafalarinin icindeki zihniyet hala sarikli ve
sakallidir.

Mustafa Kemal Ataturk -1930 Turk Ocagi

Enes bin Malik ( Radiyallahu Anh ) soyle dedi : Rasulullah ( Sallallahu
Aleyhi ve Sellem ) :
...Cehennem de nefsin arzulariyla kusatilmistir buyurdu.

( Buhari - Muslim - Tirmizi )
Cehennemle ilgili hadis. Sahihmis bilenler denetlesin.

Kuran da ki Celiskiler : Kur an daki Celiskileri Elestirel Akil Yoluyla
Sergilemek

Dikkatli bir okuyusla, gorulur ki, Kur an, insan yasaminin her yonunu,
her konudaki hukumleriyle celiskilere bogar. Ornegin, bir yandan kisi
varligina deger verirmis gibi gorunurken, diger yandan kisiyi kul
kertesine indirir. Bir yandan hur lukten soz ederken, diger yandan hak
ve ozgurluk kavramlariyla bagdasmaz olan seyleri, ornegin kolelik
kurulusunu dogal bilir. Bir yandan kisinin irade serbestisine yer
verirmis gibi gorunurken, diger yandan ozgur dusunceyi kokunden eritir.
Bir yandan kadina deger verirmis gibi gorunurken, ornegin Kadinin da
erkek uzerinde hakki vardir derken, diger yandan onu aklen ve dinen dun
, sahitlikte ya da miras paylasiminda erkegin yari degerinde ve her
halukarda erkegin egemenligi altinda bir yaratik olarak tanimlar ve daha
nice olumsuzluklarla asagilar. Bir yandan hosgoru yonlusuymus gibi
gorunurken, diger yandan kendi emirlerine uymayanlari kafir ve
cehennemlik sayarak hosgorusuzlugun en kati sekline yer verir. Biryandan
kin , intikam gibi seyleri kotulermis gibi gorunurken, diger yandan cana
can, goze goz, dise dis gibi insanlari birbirlerinden en acimasiz
sekilde intikam aldirici kisas uygulamasini getirir.

Bir yandan dinde zorlama olmaz derken, diger yandan farkli inancta
olanlari (velev ki ana baba olsunlar) dusman ya da dinden cikanlari
oldurulmeye layik bilir. Bir yandan Islamin insanlar arasi sevgi ve
saygiya dayali oldugu kanisina yonelikmis gibi gorunurken, diger yandan
Islamdan baska gercek din yoktur, baska dinlere yonelenler sapiktirlar,
Yahudilerle ve Hiristiyanlarla dost olmayin Allah onlari kahretsin vd...
seklinde, insanin insana sevgisini yok edici zihniyete yer verir. Bir
yandan ...Allah dilemedikce insanlar inanmazlar seklinde hukum sevk
ederek inanmanin Tanri iznine bagli oldugunu bildirirken, diger yandan
inanmayanlara (yani inkarcilara) lanetler savurur. Ornegin, Kahrolasi
insan, ne inkarcidir! der. Bu ornekleri sonsuza dek cogaltmak kolay.

Denilebilir ki, Kur an daki her bir ayetin ardinda, buna ters dusen
buyruklar yer almistir; pek az hukum gosterilebilir ki, celismesiz
olsun. Durum, Muhammed in Kur an olmayarak soyledigi sozler, yani
hadisler icin de boyledir. Kisi ve toplum yasamlarinin her yonunu
duzenleyen bu buyruklar, celisme cemberi halinde, insan beynini ters
yonlerde isler duruma getirir. Bu celismeler, bazen Kur an in cesitli
sureleri arasinda, bazen ayni surenin ayetleri arasinda, bazen de bir
ayetin tumceleri ve hatta ayni bir tumcenin kendi sozcukleri arasinda
gizlenmistir. Her ne kadar ilerideki bolumlerde bu celismelere $ik $ik
deginecek olmakla beraber, kisaca bir fikir edinmek uzere burada birkac
ornek daha vermekte yarar vardir.

Celismelerin en tipik orneklerini, Islami hem hosgoru diniymis gibi
gosteren hem dehosgoru ilkesine asla yer vermeyen hukumler arasinda
bulmak mumkundur. Ornegin, biraz once degindigimiz Bakara Suresi nin
256. ayetinde Dinde zorlama olmaz diye bir hukum var ki, Islam dinini
hosgoru dini seklinde gostermeye calisanlarin elinde bayrak isini gorur.
Buna benzer bir hukum, bir baska surede, Gasiye Suresi nde soyledir:

Ey Muhammed, sen ogut ver; esasen sen sadece bir ogutcusun. Sen onlara
zor kullanacak degilsin... Kim inkar ederse... Allah onu... azaba
ugratir... Hesaplarini gormek bize dusmektedir (Gasiye Suresi, ayet 21-26).

Yine bunun gibi Nahl Suresi nde, Eger yuz cevirirlerse, ey Muhammed,
sana dusenin sadece acikca teblig oldugunu bildir (Nahl Suresi, ayet 82)
denilmektedir. Buna benzer bir ayet Sura Suresi nde soyle der:

Ey Muhammed, eger yuz cevirirlerse bilsinler ki, biz seni onlara bekci
gondermedik, sanadusen sadece tebligdir (Sura Suresi, ayet 48).

Yunus Suresi nde, inkarcilara karsi hosgorulu bir tutum havasi yaratan
su ayet bulunur:

Ey Muhammed, seni yalanlarlarsa, Benim yaptigim bana, sizin yaptigimi
sizedir; siz benim yaptigimdan sorumlu degilsiniz, ben de sizin
yaptiginizdan sorumlu degilim de... De ki, Ey insanlar, Rabbinizden size
gercek gelmistir. Dogru yola giren ancak kendisi icin girmis ve sapitan
da zararina olarak sapilmistir; ben sizin bekciniz degilim ... (Yunus
Suresi, ayet41-108).

Yine bunun gibi musrik lere (puta tapanlara), inkarci olanlara ve Islama
yanasmayanlara karsi bu yeryuzu dunyasinda zorlama olmayacagi, onlari
kendi sorumluluklariyla, kendi gunahlariyla bas basa birakmak gerektigi,
cunku yaptiklarinin cezasini kiyamet gunu gorecekleri konusunda Kiyamet
gunu her ummete bir sahit getiririz... seklindeki ayetler ve bu ayetler
dogrultusunda hadisler de bulunur. Ornegin, Yahudiler ve Hiristiyanlarla
ilgili olarak Muhammed in, Dinimizde musamaha ve comertlik bulundugunu,
Yahudi ve Hiristiyanlarin bilmelerini isterdim dedigi soylenir.(1) Ve
iste bu tur hukumlere bakarak sanilir ki, Islam hosgoru dinidir, farkli
inancta olanlara ve baska dinlere karsi saygi dinidir!

Oysa ki, Kur an ayetleri arasinda, yukaridakilere ters dusen niceleri
vardir ki, Islamdan baska gercek bir din olmadigini aciklamak yaninda,
bir de baska din ve inancta olanlara olum sacmaktan geri kalmaz.
Ornegin, Al-i Imran Suresi ndeki, Kim Islamiyetten baska bir dine
yonelirse onunki kabul edilmeyecektir (Al-i Imran Suresi, ayet 85 vd...)
seklindeki hukumlerden tutunuz da, musrik lerin ( putperestlerin )
oldurulmeleri gerektigine (Tevbe Suresi, ayet 5) ya da ...artik onlarin
(kafirlerin) boyunlarini vurun, parmaklarini dograyin (Enfal Suresi,
ayet 12) seklinde yok edilmelerine ya da Yahudilere ve Hiristiyanlara
karsi Hak dinini (Islami) kabul etmelerine kadar savas acilmasina ve
Islami kabul etmedikleri takdirde cizye (kafa parasi) alinmasina
varincaya kadar dehset sacan tehditler vardir.

Bu vesileyle hatirlatalim ki, musrikler sozcugu, her ne kadar puta
tapanlar i (yani Tanri ya es kosanlar ) anlatir olmakla beraber, genel
olarak son derece genis anlamda tutulmustur: Islama inanmayanlari , Kur
an i Tanri sozu olarak tanimayanlari, Muhammed i peygamber saymayanlari
(ve hatta kitab ehli diye bilinen Yahudileri ve Hiristiyanlari) da
kapsayan bir sozcuk olarak kullanildigi olmustur.(2) Ve iste Kur an, bir
yandan, Dinde zorlama olmaz derken, diger yandan butun bu farkli
inanctaki insanlara korku ve dehset sacan hukumleri kapsar. Seriatcinin
kafa yapisi, birbirine ters iki ayri hukmu ayni zamanda kabule oylesine
alismistir ki, Musluman olmayanlarin, Islama kilic yoluyla sokulmalarini
. Dinde zorlama olmaz hukmune aykiri bulmaz. Ornegin, Diyanet Vakfi nin
buyuk ustatlari , cihat m (yani vurusmali nitelikteki savasin)
Muslumanlara farz kilindigini bildiren Bakara Suresi nin 216. ayetini
aciklamak amaciyla soyle demekteler:

Cihat hicbir zaman saldin degildir. Cunku, once Islama davet yapilir,
kabul eden Muslumandir. Islami kabul etmeyenden tabi olmasi istenir.
Bunu da kabul etmezse, ancak o zaman savasilir. Savastaki sirri biz
bilmeyiz, ama Allah bilir. Bazi milletler cezaya mustehak olunca, Allah
onlari cesitli belalarla cezalandirir. Iste onlardan birisi savastir. (3)

Yani demek isteniyor ki, Islama cagrilan, fakat cagriya kulak asmayan
bir topluma karsi savas acmak ve onu kilic yoluyla Islama sokmak Allah
in buyrugudur. Bu buyrugun dinde zorlama olmaz hukmuyle, hosgoruyle
catisir bir yonu yoktur! Seriatcinin celiskiye yatkindusunce tarzindan
daha baska bir yanit beklemek, elbetteki abestir. Yine bunun gibi Kur an
in bazi ayetlerinde, Muhammed in sadece ogut verici ve mujdeci oldugu,
zor kullanmakla gorevli kilinmadigi, inkarcilari Tanri ya karsi hesap
vermekle ve bas basa birakmakla gorevli oldugu, onlarin cezalarinin
Tanri tarafindan verilecegi yaziliyken, diger bazi ayetlerinde Islami
cihat yoluyla, kilicla, zorla kabul ettirmesi emredilmistir. Bir iki
ornek verelim: Daha once de $ik $ik belirttigimiz gibi, Bakara Suresi
nde, Dinde zorlama yoktur... (Bakara Suresi, ayet 256) diye bir hukum
var. Gasiye Suresi nde Tanri nin, Ey Muhammed, sen ogut ver, esasen sen
sadece bir ogutcusun (Gasiye Suresi, ayet 21-22) diye konustugu
yazilidir. Bunun gibi Nahl ve Sura surelerinde, (Ey Muhammed) sana
dusenin... sadece teblig oldugunu bildir (Nahl Suresi, ayet 82; Sura
Suresi, ayet 48) denilmektedir. Bundan anlasilan o ki, inkarcilarin
cezasini verecek olan Tanri dir. Nitekim Nemi Suresi nde, Rabbin
suphesiz onlar arasinda hukmunu verecektir... denmektedir (Nemi Suresi,
ayet 78). Casiye Suresi nde bu fikri pekistiren su ayet var:

...Rabbin kiyamet gunu, ayriliga dustukleri seyler hakkinda suphesiz
aralarinda hukmedecektir (Casiye Suresi, ayet 17).

Ayni hatirlatma Gasiye Suresi nde soyle tekrarlanir:

Ey Muhammed sen ogut ver! Esasen sen sadece bir ogutcusun. Sen onlara
zor kullanacak degilsin. Ama kim ...inkar ederse Allah onu en buyuk
azaba ugratir. Onlarin donusu bizedir. Suphesiz sonra hesaplarini gormek
de bize dusmektedir (Gasiye Suresi, ayet 21-26).

Enbiya Suresi nde Muhammed in rahmet olarak gonderildigi, kisileri
Islama cagirmakla gorevlendirildigi ve cagriya uymayanlari kiyamet
gunuyle uyarmasi emredilmektedir:

(Ey Muhammed!) Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gonderdik. De ki,
Bana sadece, sizin ilahinizin ancak bir tek Allah oldugu vahyedildi.
Hala Musluman olmayacak inisiniz? Eger yuz cevirirlerse de ki, (Bana
emrolunani) hepinize acikladim. Anik size vaat olunan sey (mahserde
toplanma zamaniniz) yakin nu, uzak mi, bilmiyorum ... (Enbiya Suresi,
ayet 107-109).

Enam, Kalem ve Mu min surelerinde Tanri, guya inkarcilara verilecek
cezayi kiyamet gununde kendisinin uygulayacagini bildirerek Muhammed e
sadece insanlari uyarmakla gorevli oldugunu hatirlatir:

Ey Muhammed... senin milletin Kur an i yalanladi; Cezanizi ben verecek
degilim de (onlara) (Enam Suresi, ayet 68).

Ey Muhammed, Kur an i yalanlayanlari bana birak. Biz onlari bilmedikleri
yerden yavas yavas azaba yaklastiracagiz... (Kalem Suresi, ayet 44-45).

...Ey Muhammed... onlari kiyamet gunu ile uyar... (Mu min Suresi, ayet 18).

O kiyamet gunu ki, inkarcilarin yureklerini agizlarina getirecektir.

Bu yukaridakilere eklenebilecek daha pek cok ayete bakilarak, Tanri nin
Muhammed i sadece uyarici olarak gonderdigi, dinde siddet yoluna
basvurulmamasini emrettigi ve inanmayanlarin hakkindan ileride -kiyamet
gununde- kendisinin gelecegini bildirdigi sanilir. Yani sanilir ki,
Muhammed, Islami zor kullanarak degil, sadece insanlari uyarmak
suretiyle yaymakla gorevlendirilmistir! Tanri onu sadece rahmet olarak
gondermistir!

Ancak, bu ayni Kur an da Tanri nin, yukarida soylediklerini
unut-muscasina ya da inkarlarcasina konustugu, dinde zorlama yolunu
sectigi, musriklere ve kafirlere olum sactigi, onlara karsi vurusmali
sekilde, yani kilicla savasmak uzere Muhammed i gorevlendirdigi gorulur.
Ornegin, Tevbe Suresi nde, ...Ey Muhammed, inkarcilarla ... savas,
onlara karsi sert davran (Tevbe Suresi, ayet 73) der. Enfal Suresi nde,
... (inkarcilarin) boyunlarini vurun, parmaklarini dograyin (Enfal
Suresi, ayet 12) diye ekler. Tevbe Suresi nde, ...musrikleri nerede
gorurseniz oldurun (Tevbe Suresi, ayet 5) dedikten sonra, ehl-i kitab a
(yani Yahudilerle Hiristiyanlara vd...) karsi, Islami kabul etmelerine
ya da cizye (kafa parasi) vermelerine kadar savasilmasini emreder ve
soyle der:

Kendilerine kitap verilenlerden Allah a ve ahret gunune inanmayan, Allah
ve Resulunun haram kildigini harani saymayan ve hak dini (Islam dinini)
kendine din edinmeyen kimselerle, kuculerek elleriyle cizye verinceye
kadar savasin (Tevbe Suresi, ayet, 29).

Enfal Suresi nde de soyle emreder:

...yalniz Allah in dini (yani islam) kalana kadar savas (Enfal Suresi,
ayet 39).

Yine bunun gibi dinde zorlama olmadigini (ornegin, Bakara Suresi, ayet
256) ve dilediginin gonlunu acip Musluman yapar oldugunu soyleyen Tanri
(ornegin, Enam Suresi, ayet 125), kendisine bas egsinler diye insanlari
darliga, hastaliklara ve azaba ugrattigini, kulaklarini sagir, gozlerini
kor ettigini, kalplerini muhurledigini soylemekten geri kalmaz. Bu da
yetmez, bir de vurusmali savas usullerine basvurarak insanlari
birbirleriyle bogazlastirir. Hani sanki bundan baska bir cozum
bulamazmis, yani ikna yoluyla ve guzellikle kendisine inandirma gucune
sahip degilmis gibi! Bu konudaki nice orneklerden biri soyledir:

Andolsunki, senden onceki ummetlere de elciler gonderdik. Ardindan boyun
egsinler diye onlari darlik ve hastaliklara ugrattik... De ki, Ne
dersiniz: eger Allah kulaklarinizi sagir, gozlerinizi kor eder,
kalplerinizi de muhurlerse bunlari size Allah tan baska hangi Tanri geri
verebilir ... (Enam Suresi, ayet 42-46).

Evet, ama mademki insanlari dogru yola sokabilecek guctedir, mademki
dilediginin kalbini, gozunu ve kulagini acma olasiligina sahiptir, o
halde neden insanlari dogru yola sokup yeryuzunu mutluluk diyari haline
getirmez bu yuce Tanri? Insanlari diledigi gibi musrik ya da kafir
yapanin bizzat kendisi oldugunu soyleyen bir Tanri nin, musriktirler ,
kafirdirler diye bu insanlari cehenneme atmasinin ya da bogazlatmasinin
nasil bir mantikli yonu olabilir? Yine bunun gibi Kur an in sadece ogut
olarak gonderildigini bildiren ve dileyen Kur an dan ogut alir
seklindeki ifadelerle, kisileri ogut almakta serbest bilen ayetler
yaninda, bu ayni Kur an in korkutma amaciyla gonderildigini ve ona
uymayanlarin cezalandirilmalari gerektigini belirten ayetler bulunur.
Ornegin, Abese Suresi nde Tanri nin soyle konustugu yazilidir:

... Suphesiz (bu ayetler) degerli ve gucenilir katiplerin elleriyle
(yazilip) tertemiz kilinmis, yuce makamlara kaldirilmis mukaddes
sayfalarda (yazili) bir oguttur; dileyen ondan (Kur an dan) ogut alir...
(Abese Suresi, ayet 11-16).

Ancak, Abese Suresi nde Kur an in ogut oldugunu ve dileyenlerin kitap
tan ogut alabileceklerini soyleyen bu ayni Tanri, bir baska surede,
kitabi korkutmak icin indirdigini bildirmekten geri kalmaz. Ornegin,
Enam Suresi nde soyle yazilidir:

Indirdigimiz bu kitap mubarektir... Mekke ve cevresini onunla korkutasin
diye gonderilmistir (Enam Suresi, ayet 92).

Meryem Suresi nde de su ayet vardir:

Kur an i ... yanlista savasim verip direnen bir toplumu korkutman icin
senin dilinle indirerek kolaylastirdik (Meryem Suresi, ayet 97).(4)

Ote yandan Kur an a inanmamanin, Tanri yi ve Muhammed i inkar etmek,
yani kafir olmak anlamina geldigi, bunun da cezasinin, hem bu yeryuzunde
hem de obur dunyada cok agir oldugunu bildiren hukumler var. Sadece Kur
an i inkar etmek degil, Kur an in anlattigi seyler konusunda kuskulanmak
da, ayni feci sonucu dogurur. Bu feci sonucun ne oldugunu Kur an,
sayisiz denecek kadar cok ayetleriyle ortaya koymustur ki, bunlardan
biri soyledir:

Ey Peygamber! Kafirlerle ve munafiklarla savas ve onlara sert davran.
Yerleri cehennemdir onlarin. Orasi ne kotu bir varis yeridir (Tevbe
Suresi, ayet 73; Tahrim Suresi, ayet 9).

Burada gecen kafir ler deyiminden, Kur an i ve Muhammed i kabul
etmeyenler anlasilir; munafiklar ise, Kur an a ve Muhammed e distan
inaniyormus gibi gorunup, icten inanmayanlardir.Goruluyor ki, Kur an da
Tanri, hosgoruye yer verir gibi gorunen hukumler yaninda, hosgoru nedir
bilmeyen hukumleri, celismeli sekilde. siralamis gibidir. Fakat, buna
ragmen seriatcilar Kur an da celisme yoktur derler; zira, celismeleri
fark edebilecek bir dusunce tarzina sahip degillerdir; fark etseler de
celisme bize goredir, Tanri ya gore degildir! seklinde
konusurlar.Celiskilerin bir baska sekline ozgurluluk ve ozgurluksuzluk
ya da akilcilik ve akli dislamislik konusunda rastlariz. Zira, Kur an,
bir yandan, Din akildadir, akli olmayanin dini de olmaz ya da Kitabini
oku, bugun kendi hesabim kendin goreceksin. Kim yola gelirse kendi
lehine yola gelmis ve kim saparsa kendi aleyhine sapmistir (Isra Suresi,
ayet 13-15) ya da Kiyamet gunu adalet terazilerini kuracagiz, hicbir
kimse hicbir seyde haksizliga ugramayacak, hatta hardal tanesi
agirliginda bir isin bile karsiligini verecegiz (Enbiya Suresi,ayet 47)
ya da Kiyamet gunu yaptiginiz seylerin karsiligi verilir... (Yasin
Suresi, ayet 54) ya da Kim iyi bir is yaparsa faydasi kendisinedir ve
kim kotulukte bulunursa zarari kendisinedir (Fussilet Suresi, ayet 46)
ya da Yaptiklarinizdan dolayi mutlaka sorguya cekileceksiniz (Nahl
Suresi, ayet 93) ya da Basiniza gelen herhangi bir musibet kendi
ellerinizin yaptigi isler yuzundendir (Sura Suresi, ayet 30) seklinde
ayetler sevk eder. Bu tur hukumlerle kisiye sanki ozgur ve akilci
davranis taniyormus ve sanki onu iyi ve kotu tum davranislarinin
sorumlusu kiliyormus gibi gorunur.(5)

Fakat, buna karsilik bu ayni Kur an, akilciligi ve ozgurlugu kokunden
yok eder nitelikte hukumlere yer verir ki, asil agirlik bu tur
hukumlerdedir. Ornegin, Ahzab Suresi nde, Inanan erkek ve kadinlarin,
Allah ve peygamberinin verdigi kararlar disinda davranmalari ve karar
almalari yaki$ik almaz (Ahzab Suresi, ayet 36) diye yazilidir ki,
kisinin tum davranislarinin, en ince noktasina varincaya kadar, ozgur
irade yoluyla degil, gokten indigi sanilan dondurulmus buyruklarla,
vahiy lerle duzenleneceginin kanitidir. Boyle bir hukmun, biraz yukarida
gordugumuz, Basiniza gelen herhangi bir musibet kendi ellerinizin
yaptigi isler yuzundendir (Sura Suresi, ayet 30) seklindeki ayetle uyum
saglayan bir yonu olmayip, celiski yarattigi ortadadir. Simdi muhtemelen
soyle denecektir: Tanri ve peygamber buyruklari disinda davranmayi ve
karar almayi yasaklayan yukaridaki emrin, kisi ozgurlugunu kisitlayan
bir yonu yoktur;cunku, kisi yasamlari esasen kanunlarla sinirlanmis
olarak ayarlanmistir; Tanri ve peygamber emirleri de kanun isini
gormektedir.Evet, ama kanun denen sey, kisinin ozgur iradesinin tezahur
etmis seklidir. Kisi, kendi iradesini ortaya koymak seklinde kendi
yasamini duzenler. Zamana ve ihtiyaclara gore bu kanunlari degistirir.
Oysa Tanri ve peygamber buyruklari, kisinin ozgur iradesiyle konabilen
ya da degistirilebilen bir sey degildir.Ote yandan kisiyi iyi ya da kotu
yapanin Tanri olduguna dair hukumler vardir Kur an da; ornegin Nah!
Suresi nde soyle der:

Suphesiz Allah diledigini saptirir, diledigini de dogru yola
eristirir... (Nahl Suresi, ayet 36, 93; ayrica bkz. Fatir Suresi, ayet
8; Muddessir Suresi, ayet 31, 42 vd...)

Rad Suresi nde, Allah dileseydi butun insanlari dogru yola sevk ederdi
(Rad Suresi, ayet 31) der. Enam Suresi nde, Allah isteseydi puta
tapmazlardi (Enam Suresi, ayet 107) diye yazilidir. Yunus Suresi nde, Ey
Muhammed! Rabbin dileseydi, yeryuzunde bulunanlarin hepsi inanirdi.. .
(Yunus Suresi, ayet 99) der. Secde Suresi nde, Tanri nin cehennemi
insanlarla dolduracagina dair kendi kendine soz verdigi ve bu nedenle
herkesi dogru yola sokmadigi su sekilde anlatilmaktadir:

Biz dilesek herkese hidayet verirdik, fakat cehennemi tamamen cin ve
insanlarla dolduracagima dair benden soz cikmistir (Secde Suresi, ayet 13).

Kehf Suresi nde, Tanri nin bazi kimseleri gaflete surukledigi
bildirilmektedir: Bizi anmamalari icin gonullerine gaflet verdigimiz
(vs... kisi)... (Kehf Suresi, ayet 28). Bunlara eklenebilecek daha
bircok hukum vardir. Hepsi de kisi davranislarinin ozgur iradeye dayali
olmayip, Tanri nin dilegine gore ayarlandigini gosterir; bu nedenle
bunlar (ve benzerleri) biraz yukarida belirttigimiz hukumlerle celiski
halindedirler. Ancak, seriat egitiminden gecmis kisiler bu hukumlerde
celiski bulmazlar. Tanri nin adaleti ya da keyfiligi konusunda ayni
celismeler ve ayni tutarsizliklar kendisini gosterir. Ornegin, Bakara
Suresi nde Tanri, Muslumanlarin dostu ve kurtaricisidir; Musluman
olmayanlarin dostu ise seytandir:

...Allah inananlarin dostudur. Onlari karanliklardan isiga cikarir.
Inanmayanlarinsa dostlari seytandir, onlari i$iktan karanliga goturur.
Onlardir ates ehli, onlardir orada ebedi kalanlar (Bakara Suresi, ayet 257).

Ancak, bir baska surede bu ayni Tanri, kisileri kafir yapan, karanlikta
tutan , inandirmayan , saptiran durumundadir; hani sanki seytandan
geldigini soyledigi seyleri seytana yaptirandir. Araf Suresi nde Tanri
nin insanlara, Sakin seytan sizi aldatip yoldan cikarmasin!.. seklinde
konustugu, fakat hemen ardindan, Biz, seytanlari inanmayanlara dost
kildik (Araf Suresi, ayet 27) diye ekledigi yazilidir. Fakat, insanlari
inanmaz (ornegin, puta tapar ) yapan da yine bu ayni Tanri dir. Yine
bunun gibi Enam Suresi nde, Allah isteseydi puta tapmaklardi (Enam
Suresi, ayet 107) diye yazilidir. Bundan anlasilan su ki, Tanri bir
kisim insanlari puta tapar olmaktan kurtarmis, bir kismini ise puta
tapar olarak birakmistir. Ayni surenin bir baska ayetinde, Tanri
dilediginin gonlunu acar onu Musluman yapar... dilediginin kalbini dar
kilar (kafir yapar)... (Enam Suresi, ayet 125) diye yazilidir. Ibrahim
Suresi nin 14. ayetinde, Allah diledigini saptirir... ve diledigini de
dogru yolaeristirir (Ibrahim Suresi, ayet 4) denmektedir. Kehf Suresi
nde, Allah in dogru yola eristirdigi kimse hak yoldadir. Kimi de
saptirirsa artik ona dogru yolu gosterecek bir rehber bulamazsin (Kehf
Suresi, ayet 17; ayrica bkz. Isra Suresi, ayet 97) diye aciklanmistir.
Yine bunun gibi Isra Suresi nde, Allah... kimleri saptirirsa artik onlar
icin Allah in katinda dost bulamazsin. Biz onlari kiyamet gunu
yuzukoyun, korler, dilsizler ve sagirlar olarak hasrederiz. Varacaklari
yer cehennemdir. Onun atesi ne zaman sonmeye yuz tutsa hemen alevini
artiririz (Isra Suresi , ayet 97) diye yazilidir.

Goruluyor ki, butun bu ayetlerde, Tanri, diledigini saptiran , kafir
kilan, kotu yola sokan ya da diledigini dogru yola ileten durumundadir.
Fakat, Tanri, insani kotu yola sokmakla, saptirmakla, inanmaz kilmakla
kalmayip, bir de inanmaz kildiklarini ve saptirdiklarini, kafir dirler,
sapik tirlar, kotu durler diye lanetlemekte, ornegin, Kahrolasi insan!
Ne inkarcidir. (Abese Suresi, ayet 17) demekte ya da cehennemlere layik
gormektedir. Kuskusuz ki, butun bunlar celismeden baska bir sey degil!
Yine Muhammed in soylemesine gore, Tanri, iyice anlasilsin diye Kur an
i, Arapca ve apacik olarak indirdigini bildirmis ve ornegin, Onu akil
edesiniz diye Arapca indirdik (Yusuf Suresi, ayet 2); Kusku yok ki, biz,
akil edesiniz, anlayasiniz diye Kur an i Arap diliyle meydana getirdik
(Zuhruf Suresi, ayet 3) seklinde ayetler gondermistir; boylece
kullarindan Kur an i okuyup anlamalarini istemis, dogru yola girip
girmemek konusunda onlari guya serbest birakmistir. Fakat, bu ayni
Tanri, anlasilsin diye Arapca olarak yolladigi Kur an in anlasilmamasi
icin elinden geleni yapandir; kisilerin kalplerini, kulaklarini
kapatandir; ornegin soyle der:

Kur an i anlarlar diye kalplerine ortuler ve kulaklarina da agirlik
koyduk (Isra Suresi, ayet 46; ayrica bkz. Kehf Suresi, ayet.57).

Yani Tanri, Kur an i anlamasinlar diye kisilerin kalplerine ortuler,
kulaklarina agirlik koymakta! Goruluyor ki, Kur an daki Tanri, bir
soyledigini, diger soyledikleriyle yalanlamaktadir. Ilerideki sayfalarda
buna benzer baska ornekler yer alacaktir. Kur an da yer alan celismeli
ayetler, ayni surenin kendi icerisinde oldugu gibi, cesitli sureler
arasinda da yer almis durumdadir. Ornegin, Araf Suresi nde, Tanri nin
kotuluk emretmez oldugu bildirilmektedir:

...Allah fenaligi emretmez... Rabbim adaleti emretti (Araf Suresi, ayet
28-29).

Bunun gibi Nahl Suresi nde kotulugun ve iyiligin kisinin kendi
davranislarindan dogdugu, iyi is yapanin Tanri tarafindan
mukafatlandirilacagi belirtilmektedir:

...inanmis olarak kim iyi is islerse, ona hos bir hayat yasatacagiz.
Ecirlerini yaptiklarindan daha guzeliyle verecegiz (Nahl Suresi, ayet 97).

Fakat, bunlari soyleyen ve kisiyi kendi davranislarinin sorumlusu gibi
gosteren Tanri, bu soylediklerinin tam tersine olarak Kehf Su-resi nde
soyle konusur:

...Allah in dogru yola eristirdigi kimse hak yoldadir. (Allah) kimi
saptirirsa, artik ona, dogru yola goturecek bir rehber bu-z. . . (Kehf
Suresi, ayet 17).

Yine bunun gibi Kehf Suresi nde, ...(Allah) kimi saptirirsa artik ona,
dogru yola goturecek bir rehber bulunmaz... (Kehf Suresi, ayet 17)
diyerek, kisileri dogru yoldan cikarip kotuluge yonelttiginin soyleyen
bir Tanri, Nisa Suresi nde, bu soyledigini inkar edercesine, ...sana ne
kotuluk gelirse kendindendir (Nisa Suresi, ayet 79) diyerek kotuluge
yonelmenin kisiye ait bir is oldugunu bildirmekte ve boylece kendi
kendisiyle celiskiye dusmektedir. Bu celiski yetmiyormus gibi, Rad
Suresi nin 27. ayetinde, ...Suphe yok ki Allah diledigini sapikliga...
sevk eder (Rad Suresi, ayet 27) ya da Ibrahim Suresi nin 4. ayetinde,
Allah diledigini saptirir vediledigini de dogru yola eristirir (Ibrahim
Suresi, ayet 4) diye eklemekle, bir celiskiden bir baska celiskiye
gecmektedir.Yahudilerin, Hiristiyanlarin ve Muslumanlarin birbirlerine
karsi tutumlariyla ilgili ayetler konusunda da bircok celiskiye tanik
olmaktayiz. Ornegin, Maide Suresi nde, Yahudilerle, Hiristiyanlarin
birbirleriyle dost olduklari ve Muslumanlarin onlarla dost olmamalari
yazilidir:

Ey iman edenler! Yahudileri ve Hiristiyanlari dost edinmeyin. Zira onlar
birbirinin dostudurlar (birbirinin tarafini tutarlar). icinizde onlari
dost tutanlar, onlardandir... (Maide Suresi, ayet 51).

Bunun gibi Bakara Suresi nde, Yahudilerin ve Hiristiyanlarin,
Muslumanlara Tanri dan bir hayir gelmemesi icin hemfikir olduklari
belirtilmektedir:

(Ey muminler!) ehl-i kitab dan kafirler ve putperestler de Rab-binizden
size bir hayir indirilmesini istemezler... (Bakara Suresi, ayet 105).

Buna karsilik Bakara Suresi nde, Yahudilerle Hiristiyanlarin
birbirlerini kafirlikle sucladiklarina dair su ayet vardir:

Hepsi de kitabi (Tevrat ve Incil) okumakta olduklari halde Yahudiler,
Hiristiyanlar dogru yolda degillerdir dediler. Hiristiyanlar da,
Yahudiler dogru yolda degillerdir dediler... Allah anlasmazliga
dustukleri konularda kiyamet gunu onlar hakkinda hukmunu verecektir
(Bakara Suresi, ayet 113).

Yani Maide Suresi nde (51. ayet) Yahudilerle Hiristiyanlarin
birbirleriyle dost olduklari, fakat Bakara Suresi nde (113. ayet) dost
olmayip dusman olduklari bildiriliyor. Goruluyor ki, iki ayri surenin
birbiriyle celiskili iki ayeti var karsimizda! Musluman olmak ya da
olmamak konularini hukme baglayan ayetler bakimindan ayni celiskiler
karsimizda. Bazi ayetler kisilerin Musluman olup olmamak ya da Muhammed
e inanip inanmamak konusunda serbest olduklari kanisini yaratir; oysa
ki, cogu ayetler, boyle bir serbestinin soz konusu olmadigini, kisiyi
Musluman ya da kafir yapanin, dogrudan dogruya Tanri,oldugunu ortaya
koyar. Ornegin, Zumer Suresi nde, inanmayanlardan , kalpleri katilasmis
olanlardan soz edilirken soyle denmistir:

Kalpleri Allah i anmak konusunda katilasmis olanlara yaziklar olsun;
iste onlar apacik sapikliktadirlar (Zumer Suresi, ayet 22).

Bundan anlasilan o ki, Tanri ya inanmayanlar sapiklardir ve sapik
olmalarinin nedeni, kalplerinin katilasmis olmasidir. Oysa kalplerini
katilastiran yine Tanri dir; cunku, bu ayni Zumer Suresi nde, kisilerin
kalplerini katilastiranin, kisileri kafir yapanin Tanri oldugu
aciklanmistir:

Allah kimin gonlunu Islama acmissa, o Rabbi katinda bir nur uzere olmaz
mi?.. Allah kimi saptirirsa da ona yol gosteren bulunmaz (Zumer Suresi,
ayet 22-23).

Ayni sekilde Enam Suresi nin 125. ayetinde, Allah kimi dogru yola koymak
isterse onun kalbini Islamiyete acar (onu Musluman yapar), kimi de
saptirmak isterse... kalbini dar ve $ikintili kilar. Allah inanmayanlari
kufur batakliginda birakir (Enam Suresi, ayet 125) diye yazilidir.
Goruluyor ki, Kur an a gore Musluman olup olmamak, kisinin kendi irade
ve istegine degil, Tanri nin keyfine baglidir. Ancak, bu ayni Tanri,
kalbini dar ve $ikintili kilmak yoluyla kafir kildigi kisiyi, her ne
hikmetse, kufur batakligina atmaktadir.Yine bunun gibi, Yunus Suresi
nde, Tanri nin izni olmadan hic kimsenin Musluman olamayacagi
belirtilmistir:

Ey Muhammed, Rabbin dileseydi, yeryuzunde bulunanlarin hepsi inanirdi
... Allah in izniolmadikca hic. kimse inanamaz. O akletmeyenlere kotu
bir azap verir (Yunus Suresi, ayet 99-100).

Dikkat edilecegi gibi burada Tanri, dilemis olsa yeryuzundeki insanlarin
tumunu Musluman yapabilecekken yapmadigini bildirmekte ve kendi izni
olmadan hic kimsenin Musluman olamayacagini eklemektedir. Bunu dedigi
halde, musluman olmayi akletmeyenlere kotu bir azap takdir etmektedir!
Esitlik ya da esitsizlik konularinda Kur an da yer alan ayetler arasinda
da benzeri celismelere rastlamaktayiz. Bazi ayetlerde Islamin esitlik
dini oldugu, kisiler arasinda ayricalik tanimadigi, irkciliga olanak
birakmadigi kanisini yaratan hukumler oldugu soylenir ve ornek olarak,
Ey insanlar! Biz sizi kadin erkek olarak tek nutfeden yarattik... Tanri
indinde icinizde en serefli olaniniz, en dogru olaninizdir seklindeki
ayetler gosterilir. Bunu desteklemek uzere, Muhammed in, Yahudiye ait
cenaze gecerken ayaga kalkarak, Bu bir insandir (ruhtur) dedigi ve
boylece insanlar arasinda din, irk, cins vd... farki gozetmedigi
belirtilir.(6)

Fakat, ote yandan Kur an da, koleligi dogal bir kurulus sayan (ornegin,
Nahl Suresi, ayet 75) ya da Islamdan baska inancta olanlari asagilayan,
hatta Muslumanlar arasinda esitsizlikler yaratan, ornegin Araplari ustun
sayan veya rizik bakimindan farkli durumlar olusturan, kadinlari esitlik
disi kilan hukumler vardir ki, Muhammed in, Kur an olmayarak koydugu
hukumlerle pekistirilmistir -ki bunlar arasinda insanlari derilerinin
rengine gore degerlendiren ve siyahileri asagi goren sozleri vardir.(7)

Goruluyor ki, Kur an da, hosgoruye , adalet duygusuna, kisinin
sorumlulugu na ve irade ozgurlugu ne deger verir, esitlik ilkesini
benimser gibi gorunen hukumlere karsilik, butun bunlari hice sayan, yani
Tanri yi keyfilik kaynagi gibi tanitan, kisileri sorumlu bulunmadiklari
davranislarindan dolayi cezalandiran, esitlik tanimayan hukumler,
celismeli olarak yan yana yer almistir. Ote yandan Kur an in bazi
ayetlerinde Muhammed in peygamber sayilmakla beraber, her insan gibi
normal bir kimse oldugu ve bu nedenle kendisinden mucize beklenmemesi
gerektigi belirtilmis, fakat bazi ayetlerinde mucize yaratir oldugu
bildirilmistir.

Ornegin, Ankebut Suresi nde, .. .Mucizeler ancak Rabbimin kalindadir.
Dogrusu ben sadece apacik bir uyariciyim (Ankebut Suresi, ayet 50) diye
yazilidir. Bu dogrultuda olmak uzere, Isra Suresi nde Muhammed in,
...Ben peygamber olan bir insandan baska bir sey miyim? diye konustugu
gorulur (Isra Suresi, ayet 90-93). Bu ayetleri Muhammed, kendisinden
mucize bekleyen kimselere, boyle bir sey beklememeleri icin koymustur.
Ancak, Kamer Suresi nde Muhammed in, iki parmagiyla ayi ikiye yardigi
(Kamer Suresi, ayet 1-2); Tevbe Suresi nde gozle gorunmeyen askerler
marifetiyle desteklendigi (Tevbe Suresi, ayet 40); Rum Suresi nde
Iranlilarin Heraklius tarafindan yenilecegine dair kehanette bulundugu
(Rum Suresi, ayet 2); Necm Suresi nde, mirac sirasinda Cebrail i
gordugu, Tanri katina cikarak onunla gorustugu ve bes vakit namaz emrini
getirdigi (Necm Suresi, ayet 5-15) yazilidir.

Muhammed in Kur an olmayarak soyledigi sozler, yani hadisler icerisinde
de, onun mucizevi isler yaptigina dair olanlar coktur: Mekke den Medine
ye uctugu, kayalari toz haline soktugu, bin kisiyi bir anda doyuracak
gida malzemesi urettigi, yagmurlar yagdirttigi, agaclara yer
degistirtip, uyurken kendisine golge sagladigi, kurtlan konusturdugu
vd... gibi mucize orneklerini, Ibn-i Ishak, Ibn Hisam, Taberi, Vakidi,
Buhari gibi (ve daha nice) kaynaklarda bulmak mumkundur.

Kur an daki celiskiler, uyumsuzluklar ve tutarsizliklar sadece farkli
surelerin farkli ayetlerinde degil, bazen ayni surenin kendi ayetleri ya
da ayni bir ayetin kendi tumceleri ve hatta ayni tumcenin kendi
sozcukleri arasinda da kendisini gosterir. Ayni surenin birbirini
izleyen ayetleri arasindaki celismelerden bir iki ornek vermek
gerekirse, Nahl Suresi nin 2. ayetini beraberce okuyalim:

Allah kullarindan diledigine buyrugunu havi vahyini iletip melekleri
indirerek f oyle der: Benden baska Tanri yoktur, benden sakinin ...
(Nahl Suresi, ayet 2).

Diledigi kimselere boylece buyruk indirdigini bildiren Tanri, ayni
surenin 9. ayetiyle, bu keyfiligini pekistiren ve kisileri egri ya da
dogru yola goturenin kendisi oldugunu belirten su sozleri soyler: Yolun
dogrusunu gostermek Allah a aittir. Yolun egri olani da vardir. Allah
dileseydi hepinizi dogru yola iletirdi (Nahl Suresi, ayet 9). Tanri,
herkesi dogru yola iletmek istememis, sadece diledigi bazi kisileri
iletmistir. Daha baska bir deyimle, dogru yola girip girmemeyi kisinin
iradesine birakmamis, kendisi ayarlamistir. Ancak, bu ayni Nahl Suresi
nin biraz ilerisinde celiski yaratan su ayet yer almistir:

...Bu dunyada iyi davrananlara iyilik vardir... Allah sakinanlari
boylece mukafatlandirir... onlar kendilerine yazik ediyorlar. Bu yuzden
isledikleri kotuluklere ugradilar... (Nahl Suresi, ayet 30-34).

Goruluyor ki, bu ayetlerde, uc boyutlu bir celisme soz konusudur:
kisileri iyi ya da kotu yola goturenin kendisi oldugunu soyleyen Tanri,
ayni zamanda onlari sorumlu olmadiklari davranislar yuzunden
mukafatlandirmakta ya da cezalandirmakta oldugunu aciklamistir. Birkac
ayet ileride Tanri, putperestlerin kendi aralarinda soyle konustuklarini
soyler:

Allah dileseydi ondan baska hicbir seye ne biz ne de babalaniniz
tapardi... (Nahl Suresi, ayet 35).

Onlari bu sekilde konusur gostermekle, sorumluluk durumunu yok kilmis
oldugunu unutur ve uc ayet ileride, Allah iclerinden kimini dogru yola
eristirdi... diyerek keyfiligini tekrar dile getirir. Ve hemen sonra
soyle konusur:

Ey Muhammed! Onlarin dogru yolda olmalarina ne kadar oz.en-sen, yine de
Allah saptirdigini dogru yola iletmez (Nahl Suresi, ayet 37).

Dikkat edilecegi gibi, insanlari dogru yolu soksun diye Muhammed i
gonderdigini soyleyen bir Tanri, bu soyledigini unutmuscasina, Ey
Muhammed! Sen onlari dogru yola sokmak istiyorsun, ama ben onlari
saptirmis oldugum icin, artik ne kadar ugrasirsan ugras, onlari dogru
yola iletemezsin. Cunku, insanlari saptiran ya da dogru yola sokan
benim! seklinde konusabilmektedir! Bu da yetmiyormus gibi, az gecmeden
bu soyledigini de cerh edercesine ve sanki dogru yola sokan ya da
saptiran kendisi degilmis gibi, ...Allah yolunda hicret eden kimseleri,
andolsun ki, dunyada guzel bir yere yerlestiririz (Nahl Suresi, ayet 41)
diye eklemektedir. Olacak sey midir bu?! Hic Tanri boyle bir celismeye
dusebilir mi?! Celiskiler, bu ayni sure boyunca birbiri pesi sira
boylece surer gider. Daha once deginmis olmakla beraber, puta tapmak ya
da tapmamak konusundaki celismelere tekrar goz atmakta yarar var: Kur an
a gore puta tapmak en buyuk gunahlardandir; tapanlar Tanri ya sirk (es)
kosanlardan olup musrik diye cagrilirlar ve cezalari oldurulmektir.Tevbe
Suresi nde, Musrikleri nerede bulursaniz oldurun (Tevbe Suresi, ayet 5)
diye emredilmistir. Ancak, diger bazi ayetlere gore, puta tapip tapmamak
kisilerin elinde olan bir sey degildir. Onlari puta taptiran (ya da
tapmaktan alikoyan) bizzat Tanri dir. Cunku, Enam Suresi nde, Allah
dileseydi puta tapmazlardi... (Enam Suresi, ayet 107) diye yazilidir.
Nahl Suresi nde de, Ey Muhammed! Onlarin dogru yolda olmalarina ne kadar
oz.ensen, yine de Allah saptirdigini dogru yola iletmez (Nahl Suresi,
ayet 37) diye aciklanmistir.

Goruluyor ki,Tanri, hem diledigini puta taptirmakta hem de puta
tapiyorlar diye lanetleyip, oldurtmektedir. Tanri nin adaleti ve
yuceligi fikrini zedeler nitelikte celismeli ayetler de var Kur an da:
bunlar arasinda Tanri yi hem merhametli ve bagislayan hem de
acimasizliklar icerisinde gosterenleri bulunmakta. Gercekten de Kur an
in pek cok yerinde Tanri nin Rahman (herkese cok aciyan), Rahim
(ozellikle ahrette inanirlara aciyan) ve bagislayan oldugu yazilidir;
ornegin Hasr Suresi nde, ...(Allah) aciyici olandir (rahman), aciyandir
(rahim)... (Hasr Suresi, ayet 22-24) denilmektedir. Ancak, aciyan ve
bagislayan bu Tanri, cogu kez hic de aciyan ve bagislayan degildir.

Ornegin, Araf Suresi nde, Adem ile Havva nin pismanlik (nedamet)
duyarak, Rabbimiz kendimize yazik ettik, bizi bagislamaz ve bize
merhamet etmezsen biz kaybedenlerden oluruz (Araf Suresi, ayet 23) diye
merhamet dilendikleri gorulur. Fakat, bir sonraki ayette merhametli ve
bagislayan Tanri nin, bu pismanliga ve yalvarmalara karsi hic
yumusamadan, Birbirinize dusman olarak (yeryuzune) inin. Bir sure boyle
yasayacaksiniz (Araf Suresi, ayet 24-25) diye konustugu yazilidir. Bu
acimasiz tutum, Enbiya Suresi nde biraz dahapekistirilmis gibidir;
cunku, orada, Tanri onlarin nedametini kabul etmemistir; cunku, iclerini
ve gizlediklerini bilmistir (Enbiya Suresi, ayet 111) diye yazilidir.
Pek guzel, ama insanin kalbini acan ya da kapayan, onu dogru yola sokan
ya da saptiran yine Tanri degil mi? Su durumda Adem ile esinin
sapmalarina da, yine Tanri neden olmus degil midir? O halde onlarin
nedamet duymalarini dahi hice sayarak onlari cezalandirmasi haksizlik ve
acimasizlik olmaz mi? Kur an daki celismeler, sadece sureler arasinda ya
da ayni surenin cesitli ayetleri arasinda degil, cogu zaman ayni bir
ayetin (ya da birbirini izleyen iki ayetin) kendi satirlari ve
sozcukleri arasinda da kendisini belli edebilir. Ornegin, Nahl Suresi
nin 93. ayeti soyledir:

Allah dikseydi sizi tek bir ummet yapardi, ama o, istedigini saptirir,
istedigini dogru yola eristirir. Islediklerinizden, andolsun ki sorumlu
tutulacaksiniz (Nahl Suresi, ayet 93).

Goruluyor ki, ayetin ilk iki tumcesiyle son tumcesi arasinda celisme
yatmakta: ilk iki tumcede kisileri dogru ya da egri yola sokanin Tanri
oldugu yazilidir! Boyle olduguna gore, Tanri nin kisilere, egri yola
sapmis olmalarindan dolayi sorumluluk yuklememesi gerekirken,
yaptiklarinizdan dolayi mutlaka sorguya cekileceksiniz diye
cezalandiracagi anlatilmakta! Ayni seyi Maide Suresi nin 41. ayetinde
gormekteyiz. Bu ayetin ilk kisminda munafik larin samimi sekilde Islama
bagli olmadiklari, Yahudilerin de Muslumanligi kabule yanasmadiklari ve
bu yuzden Muhammed in uzuldugu, oysa ki, boyle bir uzuntuye kapilmamasi
gerektigi yazilidir:

Ey Peygamber! Kalpleri inanmamisken, agizlariyla inandik diyenler,
Yahudilerden yalana kulak verenler ve sana gelmeyip inkara) kosanlar
seni uzmesin... (Maide Suresi, ayet 41).

Fakat, bu ayni ayetin devami olan satirlarda, munafiklarla Yahudilerin,
bu sekilde hareket etmelerinin fitneden dogma bir sey oldugu ve onlari
fitneye surukleyenin de bizzat Tanri oldugu yazilidir. Zira, ayet soyle
devam ediyor:

Allah in fitneye dusmesini diledigi kimse icin Allah a karsi senin
elinden bir sey gelmez. Iste onlar Allah in kalplerini aritmak
istemedigi kimselerdir. Dunyada rezillik onlaradir. Onlara ahrette buyuk
azap vardir (Maide Suresi, ayet 41).

Tekrar edelim ki, bu ayetin iki bolumu arasinda celisme vardir: cunku,
ilk bolume gore, Tanri, Muhammed i gonderirken, kisileri Muslumanliga
cagirmasini, eger cagriya uymayacak olurlarsa hic uzulmeme-sini
soylemis, fakat diger yandan da bu kimselerin kalplerini aritmayip
fitneye dusmelerini istemistir. Yani hem onlari gunahkar duruma itmis
hem de cezalandirma yoluna gitmistir;(8) ustelik de Muhammed e, butun
bunlardan dolayi uzulmemesini soylemektedir! Yine bunun gibi Nisa Suresi
nin 78. ayetinde, ...(Ey Muhammed!) Kendilerine bir iyilik dokununca, Bu
Allah tandir derler. Baslarina bir kotuluk gelince de, Bu senden derler.
(Sen onlara), Hepsi Allah tandir de... (Nisa Suresi, ayet 78). Goruluyor
ki, burada, iyilik ve kotuluk denen seylerin kaynagi olarak Allah
gosterilmektedir. Yaniinsanlarin basina gelen iyiliklerin ve
kotuluklerin Tanri tarafindan verildigi bildirilmektedir. Ote yandan bir
ayet sonra iyiligin Tanri dan, kotulugun ise kisinin kendinden geldigi
bildiriliyor:

Sana gelen iyilik Allah tandir. Basina gelen kotuluk ise nef-sindendir.
Seni insanlara elci gonderdik... (Nisa Suresi, ayet 79).

Goruldugu gibi, Nisa Suresi nin 78. ayetinin son tumceleriyle, 79.
ayetinin ilk tumceleri catisma halinde. Fakat, bir de her iki ayetin soz
konusu tumceleri, kendi iclerinde celismeli durumda. Cunku, iyilik ,
kaynagi sayilan ve dilemis olsa her insani dogru yola sokup iyilikte
bulunma gucune sahip olan bir Tanri nin, kendi kendini kotuluk kaynagi
olarak gostermesi sasirticidir. Ote yandan, iyiligin ve kotulugun
kendinden geldigini soyleyen bir Tanri nin ...Sana ne kotuluk gelirse
kendirdendir seklinde konusmasi daha da sasirticidir. Cunku, kotu yola
girmekten dolayi sorumlulugun kisiye ait oldugunu soyleyen Tanri, onu
iyilik yoluna sokmadigini soylemekle katmerli sekilde celiskili bir dil
kullanmis olmaktadir. Yine ayni sekilde Rad Suresi nin 27. ayetinde
soyle bir tumce bulunuyor:

...De ki, Kuskusuz Allah diledigini saptirir, kendisine yoneleni de
hidayete erdirir ... (Rad Suresi, ayet 27).

Burada da tumcenin ilk kismina gore, Tanri diledigini sapikliga
suruklemektedir; yani kisinin iradesine yer vermeden keyfi sekilde onu
kendisine kukla ve oyuncak yapmaktadir. Bu durumda kisi icin,
kendiliginden dogru yola yonelmek mumkun degildir. Biraz once gordugumuz
gibi, Tanri nin kotu yola yonelttigini, Muhammed bile dogru yola
yoneltememekte (Nahl Suresi, ayet 37). Fakat, bu ayni Rad Suresi nin 27.
Ayetindeki tumcenin ikinci kismina gore, Tanri, gonluyle kendisine
yonelenleri dogru yola sokmakta, yani sanki kisinin iradesine itibar
etmektedir. Evet, ama kisinin gonlunu acip Musluman yapan ya da kapayip
kafir kilan Tanri degil miydi? (Ornegin, Enam Suresi, ayet 125). Yine
bunun gibi Nahl Suresi nin 93 ayetindeki tumce, birbiriyle celisen
sozcuklerden olusuyor:

...(Tanri) istedigini saptirir, istedigini dogru yola eristirir;
islediklerinizden, andolsun ki, sorumlu tutulacaksiniz (Nahl Suresi,
ayet 93).

Goruluyor ki, Tanri, hem kisiyi saptiran ya da dogru yola sokandir (yani
ona irade ozgurlugu tanimayandir) hem de onu, islediklerinden dolayi
sorumlu tutmaktadir. Ayetin ic ice girmis tumcelerinin birinci kismiyla
ikinci kismi arasinda catisma ve celisme var! Butun bunlardan
anlasilacagi uzere, celismeler, sadece insan aklini sasirtici ve islemez
hale sokucu degil, Tanriyi celismeler icerisinde bocalar sekilde
gostermek bakimindan olumsuzluk yaratmakta, daha dogrusu Tanri fikrini,
kisideki deger olculerini ve kutsallik anlayisini zedeleyici bir nitelik
tasimaktadir.

Genel olarak Mekke doneminde indigi soylenen ayetlerle -ki bunlara Mekki
denir-, Medine doneminde indigi kabul edilen ayetler -ki bunlara da
Medeni denir- arasinda da buyuk celiskiler vardir. Mekki ayetler
nispeten yumusak, barisci ve hosgoruluymus gibi gorunen ve Muhammed i
ogut verici ya da teblig ediciymis gibi gosteren ayetlerdir. Ornegin,
Gasiye Suresi nde, (Ey Muhammed!) Sen ogut ver, esasen sen sadece bir
ogutcusun (Gasiye Suresi, ayet 21-22) diye yazilidir. Nahl Suresi nde,
(Ey Muhammed!) Yine de yuz cevirirlerse, artik sana dusen ancak acik bir
tebligdir (Nahl Suresi, ayet 82). Enam Suresi nde, (Ey Muhammed!)
ayetlerimiz hakkinda ileri geri konusmaya dalanlari gordugunde, onlar
baska bir soze gecinceye kadar onlardan uzak dur... (Enam Suresi, ayet
68). Kafirun Suresi nde, musriklere karsi Muhammed in, Ben de sizin
taptiklariniza asla tapacak degilim. Evet, siz de benim taptigima
tapiyor degilsiniz. Sizin dininiz size, benim dinim banadir (Kafirun
Suresi, ayet 6) seklinde konustugu yazilidir. Yine Nahl Suresi nin. 35.
ve 37. ayetlerinde peygamberlere apacik tebligden baska bir gorev ve
yetki verilmedigi aciklanmistir.(9)

Bunlara eklenebilecek daha bircok ornek var. Tekrar edelim ki, yumusak
ve hosgorulu ymus gibi gorunen bu ayetler, Mekke doneminde indigi kabul
edilen ayetlerdendir. Ancak, Medine de indigi soylenen (yani Medeni
olan) ayetler, yukaridaki ayetlerden cok farklidir. Su bakimdan ki,
bunlar, yumusaklik yerine sertligi, bariscilik yerine saldirganligi ve
savasciligi, hosgoru yerine hosgorusuzlugu ongoren ayetlerdir. Ornegin,
Mekke doneminde Muhammed i teblig edici , ogut verici olmak uzere
gonderdigini soyleyen, Kur an a, (Ey Muhammed!) Sen ogut ver, esasen sen
sadece bir ogutcusun (Gasiye Suresi, ayet 21-22) seklinde ayetler
gonderen ya da musriklere karsi yumusak bir dille konusarak, Ben de
sizin taptiklariniza asla tapacak degilim. Evet, siz de benim taptigima
tapiyor degilsiniz. Sizin dininiz size, benim dinim banadir (Kafirun
Suresi, ayet 6) diyen Tanri, Medine doneminde korku, dehset ve olum
sacar sekilde soyle der:

Musrikleri buldugunuz, yerde oldurunuz! (Tevbe Suresi, ayet 5).

Mekke doneminde Muhammed i barisciymis gibi gosteren Tanri, Medine
doneminde, Kafirlerle ve munafiklarla savas (cihatta bulun). Ve onlara
kati davran. .. (Tevbe Suresi, ayet 74) seklinde konusur ve kafirlerle
savasmanin, onlari oldurmenin, ellerindeki mallarini ve mulklerini
yagmalamanin, ganimet olarak almanin, putlarini kirmanin Islami bir
gorev oldugunu anlatici hukumler koyar (ornegin, Bakara Suresi, ayet
191; Nisa Suresi, ayet 89-91; Tevbe Suresi, ayet 5). Hemen belirtelim
ki, Mekki ayetlerle Medeni ayetler arasindaki celiskiler, herhangi
felsefi bir nedene dayali degildir; sadece Muhammed in Mekke doneminde
zayif durumda olup siddet kullanamamasindan ve Medine ye gectikten sonra
guclenip dehset sacabilir ve savas yapabilir duruma girmis
olmasindandir. Ilerideki sayfalarda bu konuya tekrar donecegiz.

Dipnotlar

1)Bu hadis icin bkz. Gazali, Ihya-i Ulumi d Din, 1975, c.2, s.280. 224

2)Sahih-i Buhari Muhtasari Tecrid-i Sanli Tercemesi ve Serhi. c.11, s.281.

3)Diyanet Vakfi nin Kur an cevirisinde, Bakara Suresi nin 216. ayetinin
aciklanmasi boyle yapiliyor

4)Bu ayetlerde gecen korkutma ve korkutucu deyimlerinin Arapca asli imar
ve nezir oldugu, her ne kadar bu deyimleri uyarma ve uyarici olarak
kullanmak mumkunse de, asil agirlikli anlamin korkutma oldugu konusunda
bkz. Turan Dursun, Kur an An$iklopedisi, Kaynak Yayinlari, birinci
basim, Ekim 1994. c.7, s. 185.

5)Buna benzer sureler ve ayetler icin bkz. Bakara Suresi, ayet 24; Enam
Suresi, ayet 2; Araf Suresi, ayet 92-99; Hucl Suresi, ayet 103; Al-i
Imran Suresi, ayet 154; Nisa Suresi, ayet 85; Kehf Suresi, ayet 16; Nur
Suresi, ayet 21; Insan Suresi, ayet 79; Yunus Suresi, ayet 99; Tekvir
Suresi, ayet 27.

6)Mahmoud Said Muhammad, age, s.32-36. 236

7)Bu konudaki hadisler icin bkz. Ilhan Arsel, Seriat tan Kissalar 2,
Kaynak Yayinlari, Istanbul, 1997, s.54.

8)Sahih-i..., c.10, s.119-120.

9)128 ayetten olusan Nahl Suresi nin 126., 127. ve 128 ayetleri haric,
geri kalanlari hep Mekke doneminde inmis sayilir.
https://kuranelestirisi.wordpress.com/2011/11/22/kuranda-ki-celiskiler-kurandaki-celiskileri-elestirel-akil-yoluyla-sergilemek/


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/


BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo





 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap