İşte ülkemin ak saçlı, nur yüzlü bilge dedeleri bunları konuşuyor,
bunlara yürekten inanıyor.
Ülkemin genç insanları da bu dedeleri bilge insan, alim sayıyor ve
bunların peşinden gidiyor.
Bu adamlardan yaşlı olanı en basitinden bunamış, daha modern bir
ifadeyle Alzheimer olmuş denebilecek durumda.
Genç olanı da gerçek üstü lafların gerçekliğini savunduğundan akıl
hastası sayılmalı.

Biliyorum, şimdi onlarca insan yerinde sıçrayacak.
Dindarlar şizofren mi, akıl hastası mı diyecekler.
Bu kadar çok sayıda insan doğal olarak normalin ölçüsünü de belirliyor.
Demek ki, ülkemizde şizofreni, bilemediniz şizoid kişilik yapısı normalmiş.
Bizim normalimiz de buymuş.
Acı ama gerçek.

Zaten her Ramazan ayında iftar saatinde kerli ferli insanların gerçek
üstü hülyalardan huşu içinde konuşmaları beni yüzden umutsuzluğa
sürüklüyor ya.
Ülke büyük bir mücadelenin içindeyken ülkenin bilge insanları en küçük
kaç yaşındaki kadınların edilebileceğini ve benzeri saçmalıkları tartışıyor.
Tıpkı kuşatma sırasındaki Bizans gibi.

Ve hala daha doğru din, eğri din tartışmaları yapılıyor.
Doğrusu falan yok kardeşim.
Hepsi de eğri.
Konuşulan her şey kanıtlanamaz, gözlenemez, ifade edilemez gerçek üstü
şizoid laflardır.
Bunların nesini ciddiye alacağız, nesini tartışacağız?

Bir de merak ediyorum.
Osmanlı’nın son üçyüz yılı neredeyse bir yenilgiler, ne yenilgisi
hezimetler, hatta rezaletler dizisidir.
Bunca yenilgi sırasında Peygamber neden yardım etmemiş?
Bunu soran bir ehli Müslüman var mı?
Ve dahası neden sadece Çanakkale ve İstiklal Savaşı.
Allah kimleri neden kayırmış?
Kimleri neden kahretmiş?
Bi zahmet bunu da açıklasalar ya.

Oraj POYRAZ([email protected] / [email protected] /
[email protected] <mailto:[email protected]> )
           L2fSIJNoA0xfSNxA      

-------- Forwarded Message --------
From:     Celal Çelik <[email protected]>


  PEYGAMBER EFENDİMİZ SAV ÇANAKKALE'YE YARDIMA GELDİ

Yıl, 1928... Alim, arif ve zarif insanlardan biri, Alasonyalı Cemal
Öğüt, hacca gider. Çanakkale Zaferi'nin üzerinden tam 13 yıl geçmiştir.
Hocaefendi, Medine'de, birçok değerli zevat ile tanışma fırsatı bulur.
İşte bu mübarek zatlardan biri de, Efendimiz'in türbedandır. Bu Hak
dostu, aynı zamanda sadık bir Osmanlı dostudur. Osmanlı der, başka bir
şey demez. Cemal Öğüt sormaktan kendini alamaz:

*- Niçin bu derece muhabbet.?*

Bu pir-i fani olmuş, nurlaşmış adam, hiç duraksamadan şu cevabı verir:

*- Osmanlı'yı, İslam namına sevmek için, bir hatıram bile bana yeter.*

Hocaefendi'nin ısrarı üzerine, o eşsiz hatırayı şöyle açıklar:

*- 1915 haccına, Hindistan ulemasından bir zat da gelmişti. Bu zat,
deruni dünyası zengin bir Allah dostu idi. Hacdan sonra, Resûlullah'ı
ziyaret için, Medine'ye gelmişti. Bir türlü gözünün yaşı geçmeyen o
mubarek zata,*

/*"niçin bu derece üzüntülü olduğunu"*/ sorduğumda, o, gözyaşlarını daha
da çoğaltarak şu cevabı verdi:

*- Bunca 30! sonra, nasip oldu, O Güzeller Güzeli'ni ziyarete geldim.
Fakat müşahede ettim ki, Resullah (sav) makamında değil. Yoksa, benim
kalp gözüm mü körelmiş?.. Resûlullah'ın varlığım neden hissedemiyorum?
İşte, Medine'ye geldim geleli, bu düşüncelerle perişanım.*

Yaşlı türbedar, o gece rüyasında, Güzeller Güzeli'ni görür. Hindistanlı
Alim'in anlattıklarını hatırlar. Bunu Allah Resulüne sorar. Allah'ın
Resulü, onu merakta bırakmaz ve şöyle buyurur:

*- Evet, hissedilen doğrudur. Ben şimdi Medine'mde değilim.
Çanakkale'deyim... Zor durumda olan asker evlatlarımı yalnız bırakmaya
gönlüm razı olmadı. Şimdi onlara yardım ediyorum.[1]*

BU ANEKTODUN SESLENDİRMESİ VE ÇANAKKALE TÜRKÜSÜ KLİBİ:

https://www.youtube.com/watch?v=QuCjQMpk9Gw


​
-- 

Dereden akan su, ovada esen yel gibi
Omrumuzden bir gun daha gecip gitti.
Omrum oldukca iki gunun gamini yemiyecegim:
Gelmiyen gun, gecip giden gun!

Omer Hayyam

Rabbinin sozu hem dogruluk hem de adalet bakimindan tamamlanmistir.
O nun sozlerini degistirecek hicbir kuvvet yoktur.
En iyi isiten, en iyi bilendir O.

(Enam Suresi 114-115)

Kur an daki Celiskiler Ve Nedenleri (2)
Islamin Daha Ilk Baslarinda Goze Batar Olmustur

Islam kaynaklarindan ogrenmekteyiz ki, Kur an daki celiskiler, Islamin
daha ilk anlarindan itibaren fark edilir olmustur. O kadar ki, Muhammed
in verdigi emirlerin birbirini tutmamasi ve ornegin bir gun helal bilip
izin verdigi seyi, bir baska gun haram saymasi ya da yasaklamasi,
cevrede dedikodu konusu olmustur. Birtakim kisiler acikca soyle
konusmaya baslamislardir: Muhammed bugun emrettigini yarin yasaklayarak
ashabiyla alay ediyor. Bunu soylerlerken Muhammed i iftiraci olarak
tanimlamislardir.(1) Muhammed, o donemde henuz guclu durumda olmadigi ve
bu nedenle bu gibi kisilere karsi siddet yoluna basvuramayacagini
bildigi icin, buyruklarin Tanri tarafindan konup, gerektiginde Tanri
tarafindan kaldirildigina dair Kur an a ayetler koymustur. Bunlardan
biri soyledir:

Biz bir ayetin yerine baska bir ayeti getirdigimiz zaman —ki Allah, neyi
indirecegini cok iyi bilir- Sen ancak bir iftiracisin dediler... (Nahl
Suresi, ayet 101).

Soylemeye gerek yoktur ki, boyle bir ayet, hani sanki Tanri yanlis hukum
indirirmis de, bir baska hukumle bu yanlisligi giderirmis gibi bir
tanima sokmak bakimindan daha da olumsuz bir sonuc yaratmaktadir.
Muhammed, giderek guclendikten sonra, yumusak tutumunu degistirmis ve
kendisi hakkinda bugun emrettigini yarin yasaklayarak ashabiyla alay
ediyor seklinde konusanlarin hakkindan gelmesini bilmistir.

Bundan dolayidir ki, Muhammed in hayatta bulundugu sure boyunca, hic
kimse Kur an da ki celiskileri ortaya koymak cesaretini gosterememistir.
Fakat, onun olumunden hemen sonra, celiskiler ve tutarsizliklar seriat
uygulayicilarini bir hayli ugrastirmis ve guc durumlarda birakmistir.
Ornegin, Ashab-i Kiram bu yuzden pek cok sorunu cozumleyememis, cogu
zaman caresizlik icinde bocalamistir. Ilerideki bolumlerde, celiskilerin
yarattigi kotu sonuclari belirtirken gorecegiz ki, Halife Osman b. Aftan
bile, Kur an daki iki ayetin birbiriyle catisir olmasi yuzunden belli
konularda fetva verememis ve cogu zaman isi askiya alip geciktirmek
(talik etmek) zorunlulugunda kalmistir. Ornegin, bir kez kendisine iki
kardesin mulk-i yeminde birlikte yemin edip edemeyecekleri sorulmus, o
da, Ne bileyim? Bunu bir ayet helal, obur ayet de haram kilmistir
diyerek soruyu cevapsiz birakmistir. Yine bunun gibi, Kur an bilgisine
sahip unlulerden Abdullah b. Amr e, pazartesi gunleri oruc tutmayi
nezreden (kendi kendine adamis olan) bir kimsenin, nezir gunu bayram
gunune rastlayacak olursa, ne yapacagi sorulmus, o da, Ne bileyim? Bir
tarafta Allah nezrin yerine getirilmesini emrediyor, obur tarafta da
Resulullah bayram gunu oruc tutmayi yasak etmistir diyerek fetva
vermekten cekinmistir.(2)

Celiskilerin yarattigi sakincalar sadece bu bakimdan degil, ileride
ayrica belirtecegimiz gibi, insan beynini tutarli ve mantikli sekilde
dusunemez, isleyemez ve gelisemez hale getirmek bakimindan ortaya
cikmistir. Islam ulkelerinde fikirsel, sosyal ve siyasal alanlarda geri
kalmisligin nedenlerinden biri de budur.
Kur an da Celisme Olmadigina Dair Islamcilarin One Surdukleri Iddialar
Ve bu Iddialardaki Gecersizlikler

Islamcilar, Kur an da hicbir celiski, hicbir tutarsizlik ya da
uyumsuzluk bulunmadigi gibi onun anlattigi teferruatta da zerre kadar
uygunsuzluk olmadigi iddiasindadirlar. Kur an daki sozlerin icerdigi
anlam, hukum ve haberlerde tam bir tutarlilik, butunluk, sihhat ve uyum
bulundugunu savunurlar. Insanlarin soyledikleri sozlerde celisme ve
tutarsizlik bulunabilecegini, fakat Tanri sozlerinde asla boyle bir sey
olamayacagini tekrarlarlar. Iddialarini kanitlayabilmek icin, bu kitabin
dogrudan dogruya Tanri dan gelme ve Tanri nin sozleri oldugunu
soylerler; bu soylediklerini Kur an dan ayetlerle kanitlamaya calisirlar
ki, bunlardan biri soyledir:

Hala Kur an uzerinde geregi gibi dusunmeyecekler nu? Eger o, Allah tan
baskasi tarafindan gelmis olsaydi, onda bircok tutarsizlik bulurlardi
(Nisa Suresi, ayet 82).

Kur an da tutarsizlik ve celisme diye bir sey olmadigini iddia
ederlerken, diger dinlerin kutsal sayilan kitaplarinda, ornegin Incil de
uyumsuzluklar , celiskiler bulundugunu one surerler.(3) Daha baska bir
deyimle, seriatcilar, Kur an da celisme olabilecegi ihtimaline yer
vermezler; olsa olsa, Bize gore celisme vardir, Tanri ya gore yoktur
deyip isin icinden cikarlar ya da Akil ile vahyin celisir gibi
gorunmesine, insanin inadi ve aceleciligi neden teskil etmektedir...
diyerek, sucu insanin sabirsiz ve cahil olusunda ararlar. Bunu
ya-parlarken, kisiyi vahiy onunde teslimiyete , yani imanciliga
cagirirlar ve aklin Kur an rehberliginde is gormesi geregine sarilirlar.
Aslinda onlarin bu tutumu, akilci dusunceyi onlemeye yonelik bir
kurnazliktan baska bir sey degildir. Fakat, onlar bu kurnazligi, Bu
teslimiyet, aklin mahkumiyeti degil, sinirlan icinde ve aceleye dusmeden
faaliyet gostermesidir seklindeki bir cambazlikla gizlemesini bilirler.
Seriat verileriyle ve seriatci ruhla yetismis olduklari icin, onlarin bu
tutumunu dogal bir sonuc gibi kabul etmek gerekir. Cunku, bir kere
seriatcilar, Kur an in Tanri sozleri olduguna ve Arapca olarak Muhammed
e vahyedildigine inanmislardir. Inanmalarinin nedeni, bunun boyle
oldugunun kendilerine Kur an ayetleriyle ogretilmis olmasindandir;
ornegin, Nisa Suresi nde, (Kur an) Allah katindan basta bir yerden
gelseydi, onda birbirini tutmaz bircok sey bulurlardi (Nisa Suresi, ayet
82) diye yazilidir. Bakara Suresi nde soyle yazilidir: Bu, dogrulugu
suphe goturmeyen... kitaptir... (Bakara Suresi, ayet 2-4); ...(Allah)
Kur an i...inananlara mujdeci olarak senin (Muhammed in) kalbine
indirmistir (Bakara Suresi, ayet 97). Meryem Suresi nde su ayet vardir:
Ey Muhammed! Biz Kur an i... senin dilinde indirerek kolaylastirdik
(Meryem Suresi, ayet 97; ayrica bkz. Taha Suresi, ayet 113). Benzeri
hukumler kitap boyunca siralanmistir. Kuskusuz ki, Kur an i Tanri nin
agzindan cikmis sozler olarak kabul edenler icin, Kur an da celiski
vardir , demek soz konusu degildir.

Bundan baska, bir de Kur an da, Kur an in Muhammed tarafindan
uydurulmadigini aciklayan ve uydurdu diyenlere tehditler savuran ayetler
vardir. Muhammed bu tehditleri, Kur an in Tanri dan gelmedigini
soyleyenlere yoneltmisti. Cunku, inanmayanlar ve ozellikle Yahudiler ve
Hiristiyanlar, onun, Tevrat tan ve Incil den ogrendiklerini sanki
kendisine Tanri dan gonderilmis seyler gibi gosterdigini, dolayisiyla
Kur an in Tanri yapisi degil, insan yapisi bir sey oldugunu soylerlerdi.
Hatice nin kervanlarini Suriye ye goturmek icin yaptigi seyahatler
sirasinda, Muhammed in orada rastladigi bir papaz dan incil hakkinda
bilgiler aldigini ve bunlari Tanri dan kendisine vahyolunmus gibi
gosterdigini ileri surerlerdi. Iste onlari susturmak icin Muhammed,
Tanri nin soyle dedigini soylerdi:

Andolsun ki, Muhammed e elbette bir insan ogretiyor dediklerini
biliyoruz. Kastettikleri kimsenin dili yabancidir, Kur an ise fasih
Arapcadir (Nahl Suresi, ayet 103).

Soylerken de, Kur an in celismeli ve tutarsiz hukumler kapsamadigini
belirtir, ornegin, biraz once degindigimiz gibi, .. .(Kur an) Allah
katindan baska bir yerden gelseydi, onda birbirini tutmaz bircok sey
bulurlardi (Nisa Suresi, ayet 82) seklinde ayetler yerlestirirdi.
Ileride ayrica gorecegimiz gibi, Muhammed, bu ayetleri koyarken,
Musluman kisiyi Kur an daki celiskilere adeta hazirlamis gibidir Daha
dogrusu istemistir ki, Musluman kisiler, Tanri dan celiskili bir sey
gelemeyecegine inanmis olsunlar.Ote yandan yine istemistir ki, Musluman
kisiler, ayetlerin celiskili olabilecegi konusu uzerinde hic
durmasinlar; yani celiskili gordukleri ayetleri birbirleriyle
karsilastirip kuskuya dusmesinler ya da tekzibe girismesinler. Nitekim
Taberani nin Abdullah b. Omer den rivayetine gore Muhammed soyle demistir:

Kur an i birbirine vurmayiniz; onun ayetlerini karsilastirmakla tekzibe
kalkismayiniz; onun ayetleri birbirini tasdik eder. O (yedi) vucuh uzere
nazil olmustur. (4)

Bundan dolayidir ki, Musluman kisi icin iran daki celiskileri kesfedip
ortaya cikarma olasiligi yoktur. Nitekim, seriat egitiminden gecmis
kisinin beyni bu yukaridaki buyruklarla oylesine yogrulmustur ki, biraz
yukarida degindigimiz gibi, celismenin celisme ya da tutarsizligin
tutarsizlik oldugunu fark etmez. Fark etse bile, bunu bilmezlikten gelir
ve ornegin, Celismeler bize goredir; Tanri ya ve Peygamber e gore
degildir diyerek, sanki butun kusur kendi yetersizligindeymis gibi bir
davranisa yonelir. Butun bunlar bir yana, seriatcinin basvurdugu bir
kurnazlik daha vardir ki, o da, Kur an da celiskileri, sanki fikir
ozgurlugune yer veren seylermis gibi gostermektir. Bu konuyu biraz
ileride muhkem ve mu-tesabih ayetler konusunu incelerken tekrar ele
alacagiz. Fakat, simdilik sunu hatirlatalim ki, Kur an daki celiskiler
konusunda seriatcinin izledigi kurnaz siyaset, Kur an uzerinde tartisma
olasiligina, hele ayetlerin birbirleriyle karsilastirilmasina asla
firsat birakmamaktir. Bunu saglamak uzere yaptigi ilk sey, Muhammed in,
biraz yukarida belirttigimiz su sozlerine sarilmaktir:

Kur an i birbirine vurmayiniz; onun ayetlerini karsilastirmakla tekzibe
kalkmayiniz. (5)

Bunu yaparken, bir at Kur an ayetlerinden bazilarinin kesin ,bazilarinin
da supheli ( mutesabih ) ayetler.oldugunu ve bunlarin anlaminin gizli
tutuldugunu ileri surmekten geri kalmaz.(6)Biraz ileride, Kur an da
celismelerin nedenlerini aciklayacagiz ve gorecegiz ki, bu celismeler,
genellikle, Muhammed in yasam gereksinimlerinin urunu olarak ortaya
cikmistir. Ancak, seriatci cevreler bunu bilmezler; genellikle
celismelerin gercek nedenlerinden habersizdirler; haberli olsalar bile,
bu nedenlerin bilinmesini istemezler, 1400 yil boyunca yalan siyasetini
her alanda oldugu gibi bu alanda da surdurmuslerdir.
Seriatcilar, Kur an da Celiski Yokmus Kanisini Yaratmak Amaciyla, Bazi
Ayetlerin, Bazi Ayetler Tarafindan Ilga Edildigini One Surerler; Oysa
Ki, Bu Tur Iddialar, Kur an daki Celiskili Durumu Gidermek Soyle Dursun,
Tanri nin Yanilmazligi Fikrini Zedelemekten Baska Bir Ise Yaramaz

Yukarida degindigimiz gibi, seriatcilara gore, Kur an da celisme diye
bir sey yoktur ve olamaz , cunku, Kur an Tanri sozleridir ve Tanri
celismeli sekilde konusmaz. . Bu nedenle, Kur an da celisme ya da
tutarsizlik vardir diyenleri Tanri ya kufur savurmakla suclarlar. Oysa
Kur an da celiski oldugu ortadadir ve bunun bircok orneginden bazilarini
yukarida gorduk; ilerdeki bolumlerde daha da gorecegiz. Fakat,
seriatcilar, Kur an da celiski yokmus kanisini yerlestirmek uzere, bir
yandan yukaridaki sekilde konusurken, diger yandan baska bir taktige
basvururlar ki, o da, bazi ayetlerin, diger bazi ayetlerle ortadan
kaldirildigini one surmektir. Boylece celiskili nitelikte ayet
bulunamadigi kanisini yaratmak isterler. Yani onlarin soylemelerine
gore, Kur an da, hem gecerli hem de gecersiz ayetler vardir; gecersiz
ayetler Tanri tarafindan ortadan kaldirilmis olan ayetlerdir. Ve iste
guya bundan dolayidir ki, ayetler arasinda celisme oldugu goruntusu
bulunmaktadir. Dayanak olarak da, Tanri nin bunu acikca bildirdigini ve
Biz bir ayetin yerine baska bir ayeti getirdigimiz zaman -ki Allah, neyi
indirecegini cok iyi bilir-... (Nahl Suresi, ayet 101) seklinde ayetler
indirdigini one surerler. Oysa, bu ayet, Muhammed in gunluk siyasetinin
bir sonucu olmak uzere, yine onun tarafindan konmustur! Su bakimdan ki,
biraz yukarida da belirttigimiz gibi, Muhammed, birbirine ters dusen
buyruklarla taraftarlarini saskina cevirdigi zaman, bazi kisiler
Muhammed i iftiraci olarak suclamislar ve soyle konusmaya baslamislardir:

Muhammed bugun emrettigini yarin yasaklayarak ashabiyla alay ediyor. Ve
iste onlarin bu sekildeki konusmalarina karsi Muhammed, Tanri nin
celiskili sekilde buyruk gondermedigini, sadece bir ayeti bir baska
ayetle degistirdigini soylemis ve Kur an a su ayeti koymustur: Biz bir
ayetin yerine baska bir ayeti getirdigimiz zaman ~ki Allah, neyi
indirecegini cok iyi bilir- (onlar) Sen ancak bir iftiracisin dediler.
Hayir, onlarin cogu bilmezler... (Nahl Suresi, ayet 101). (7)

Boylece Tanri nin, zamana, sartlara ve ihtiyaca gore is gordugunu
anlatmak istemistir. Ve iste Kur an da, celisme olmadigini one surenler,
Muhammed in bu mantigina sarilarak Tanri yi bir doktora benzetirler;
nasil ki doktor, hastasinin ilacini onun saglik durumuna gore degistirir
ise, Tanri nin da oyle yaptigini one surerler ve soyle derler:

(Ayetleri) Nesh ve degistirme, kullarin maslahatina, ihtiyaclarina gore
Allah in bir lutfu olarak gerceklesir. Bu durum, bir doktorun hastasina,
tedavisinin seyri boyunca bir ilac vermisken, degistirip baska bir ilac
vermesine benzer...

Goruluyor ki, seriatcilar, Yaratan ve Hicbir zaman ve hicbir. sekilde
yanilmayan , Her gizli seyi onceden bilen olarak tanimladiklari Tanri
yi, fani ve yaratma gucu olmayan ve ustelik yanilabilir bir insana
(doktora) benzetmekle, Tanri fikrini zedelediklerinin farkinda
degillerdir. Soylemeye gerek yoktur ki, bir doktor, sinirli bilgiye
sahip oldugu icin, tedavi etmekte oldugu hastasina isabetli sekilde ilac
vermemis olabilir; bu nedenle verdigi ilaci degistirip onun yerine bir
baska ilac verebilir. Oysa Muhammed in tanimladigi Tanri bakimindan
durum baskadir; cunku, onun tanimina gore Tanri, hicbir konuda ve hicbir
sekilde yanilmayan bir Yaratan dir; yaptigi isin sonucunu onceden
hesaplayan bir Tanri dir; ustelik yarattigi her seyin kaderini
olusturandir. Yanilmayan bir Tanri nin, yanilgiya kapilarak ayet
koyabilecegini ve sonra yanildim diyerek bunu bir baska ayetle
degistirebilecegini ya da Biz bir ayetin yerine baska bir ayeti
getirdigimiz zaman... (Nahl Suresi, ayet 101) diyebilecegini dusunmek,
Tanri yi insan seklinde bir yaratik olarak kabul etmek olur ki, bu da
Tanri fikrini reddetmek ve kucumsemek anlamina gelir.

Kaldi ki, Biz bir ayetin yerine baska bir ayeti getirdigimiz zaman...
(Nahl Suresi, ayet 101) seklindeki ayeti, Muhammed, kendi cikarlarina ve
gunluk siyasetindeki gelismelere gore verdigi buyruklar arasindaki
celiskiler nedeniyle Kur an a. koymustur. Su bakimdan ki, bu buyruklar,
cogu zaman birbiriyle catisir nitelikte seylerdi. Ornegin, bir gun
emrettigi bir seyi. bir baska gun yasakladigi olurdu. Icki yasagi bunun
ilginc orneklerinden biridir. Sarap icimine once izin vermisken (Nahl
Suresi, ayet 67) daha sonra bu izni kisitlamis (Bakara Suresi, ayet 219;
Nisa Suresi, ayet 43) ve nihayet sarap icimini butun butun yasaklamistir
(Maide Suresi, ayet 90). Ickiyi kesin olarak yasaklamasinin nedeni,
ickili kisilerin kendisine kafa tutabilir oldugunu, bu nedenle
otoritesinin sarsilabilecegini gormus ve anlamis olmasindandir.(8)

Yine bunun gibi kible yonunu Kudus e (Beyt-i Makdis e) cevirmisken, daha
sonra tekrar Mekke ye (Mescid-i Haram a, yani Kabe ye) yoneltmistir.
Kibleyi Kudus yonune cevirmesinin nedeni Yahudileri kendisine cekmekti;
fakat onlari kazanamayacagini anlayinca kibleyi tekrar Mekke yonune
cevirmistir (Bakara Suresi, ayet 115, 142-145). Yine ayni sekilde, henuz
gucsuz durumda oldugu donemde savas ve saldiriya izin vermezken,
guclendikten sonra taraftarlarini savaslara suruklemistir. Ve iste
bundan dolayidir ki, kendisine karsit olanlar, Muhammed bugun
emrettigini yarin yasaklayarak ashabiyla alay ediyor seklinde konusarak
onu guc durumda birakmaya calismislardir. Muhammed, onlari susturmak
icin, buyruklarin Tanri dan geldigini ve ayetleri degistirenin Tanri
oldugunu belirterek, Kur an a, yukarida belirttigimiz, Biz bir ayetin
yerine baska bir ayeti getirdigimiz zaman -ki Allah, neyi indirecegini
cok iyi bilir- (onlar) Sen ancak bir iftiracisin dediler. Hayir, onlarin
cogu bilmezler... (Nahl Suresi, ayet 101) seklindeki ayeti koymustur.

Muhammed, Kur an da celiski yokmus kanisini pekistirmek uzere, ayetlerin
Tanri tarafindan konup Tanri tarafindan kaldirildigini (ilga edildigini)
ya da baska ayetlerle degistirildigini soylerken, kaldirilan (ilga
edilen) ayetlerin uc cesit oldugunu bildirmistir: Bunlardan bir kisini
metni ve anlami ilga edilen ayetlerdir ki, bunlar arasinda Malik Ibn
Enes in soylemesine gore, Tevbe Suresi ne konup da, sonra cikarilan su
ayet vardir:

Eger Adem in bir ogluna altindan iki nehir verilmis olsaydi, ucuncuye
tamah ederdi; uc altin nehir verilseydi, dorduncuye tamah ederdi; (bu
nedenle) onun midesi sadece toz ile doldurulacaktir. Tanri onu tovbekar
yapacaktir.

Bu konuda bir baska ornek olarak Abdullah Ibn Mes ud un sozleri
hatirlatilir; guya Muhammed, Tanri dan vahiy geldi diyerek ona bir ayet
yazdirmis, fakat ertesi gun Abdullah bu ayeti yerinde bulamayinca
Muhammed e ne oldugunu sormus, Muhammed de ayetin ayni gece ilga
edildigini soylemistir! (9)Ilga edildigi one surulen ikinci kisim
ayetler, metni ilga edilip de anlami kalanlardir ki, bunlar arasinda
recm ayetleri vardir. Omer bin Hattab in soylemesine gore, guya Muhammed
in hayatta oldugu sure boyunca, zina edenin taslanarak oldurulmesine
dair ayet varmis ve bu ayet soyleymis:

Eger bir erkek ile bir kadin zina ederlerse, her ikisi de taslanarak
oldurulmelidir; bu Tanri tarafindan emredilen bir cezadir...

Fakat, Muhammed in olumunden sonra ayetin metni bulunamamis, bu nedenle
sadece anlami kalmis imis. (10)Nihayet ucuncu bir grup olarak, anlami
ilga edilip de metni kalan ayetler vardir ki, bunlar, yine guya, 63
sureye yayilmis olup, sayilari 225 tir. Aralarinda kiblenin Kudus yonune
dogru olduguna dair olanlari vardir.(11)

Yine tekrar edelim ki, Kur an daki bazi ayetlerin, diger bazi ayetlerle
ortadan kaldirildigi dogrudur; fakat bu eylemler, Muhammed in kendi
gunluk siyasetinin sonuclan olarak ortaya cikmistir. Ornegin, Medine ye
goc (hicret) ettikten az sonra, Yahudileri kazanmak, kendisine
inandirmak, icin, kible yonunu Kudus yapmis ve Kur an a., Dogu ve Bati
Allah indir, nereye donerseniz Allah in yonu orasidir (Bakara Suresi,
ayet 115) seklinde ayet koymustur. Boylece Muslumanlari, o zamana kadar
Mekke deki Kabe yonune dogru ibadet ederlerken, birdenbire Kudus e
yonelik olarak ibadet ettirir olmustur. Bu uygulamaya, Hicret in 16. ve
17. aylarina kadar devam etmistir. Fakat, Yahudileri Musluman
yapamayacagini anladigi zaman bu uygulamaya son vermis ve kibleyi Kudus
olarak tanimlayan ayetin Tanri tarafindan kaldirildigini, onun yerine
kiblenin Mekke yonune dogru degistirildigine dair ayetin (Bakara Suresi,
ayet 142-144) gecerli oldugunu soylemistir. Goruldugu gibi burada, bir
ayet, diger bir ayetle degistirilip ilga edilmis durumdadir.

Ancak, kaldirildigi soylenen ayetlerin hepsi bakimindan bu aciklik soz
konusu degildir. Zira, Kur an da bircok ayet vardir ki, bunlarin
kaldirilip kaldirilmadiklari belli degildir, 1400 yil boyunca Islam
bilginleri hangi ayetin kaldirildigi konusunda ne yapacaklarini
bilememisler,saskina donmuslerdir. Konuyu ikinci kitabimizda Apacik Kur
an in Apacik Olmayan Yonleri basligi altinda ayrica ele alacagiz. Fakat,
hic dusunmek mumkun mudur ki, Kur an i apacik bir kitap olarak
gonderdigini soyleyen ve her gonderdigi emrin anlasilmasini isteyen bir
Tanri, hangi ayetin kalktigini, hangisinin kalkmayip uygulanmasi
gerektigini acikca bildirmesin de, kullarini saskina cevirsin? Ya da
Falanca ayet kaldirilmistir diyerek kolaylik saglamak varken, bunu
yapmayip, emirlerinin yanlis bir sekilde uygulanmasina neden olsun?
Olacak sey midir bu?!Ve yine hic dusunmek mumkun mudur ki, vahyettigi
seyleri celismeli, nitelikte kilan bir Tanri, hani sanki yanilgisi
meydana cikmasin diye, Kur an i birbirine vurmayiniz; onun ayetlerini
karsilastirmakla tekzibe kalkmayiniz; onun ayetleri birbirini tasdik
eder (12) diyerek, insanlari daha da sasirtici, fakat kendisinden
beklenmeyen bir kacamak yol arasin?

Gercek sudur ki, birbirleriyle catisan pek cok celismeli ayet, 1400 yil
boyunca yan yana ve icice olmak uzere Islami yasamlari ayarlamis,
Musluman kisileri celismeli sekilde dusunme aliskanligina sokmustur.
Bundan dolayidir ki, birbirinden farkli, birbirine ters fikirler, seriat
egitiminden gecmis kisilere celiski olarak gorulmemistir. Ornegin, Dinde
zorlama olmaz diyerek, Islamin hosgoru dini oldugunu one surerlerken,
Musrikleri nerede gorurseniz oldurun ya da Islamdan cikanin kani
helaldir seklindeki hukumlere sarilmis olarak olum sacmayi celismeli bir
davranis saymamislardir. Ayni celiskili tutumu, seriatcinin tum
yasamlarinda izlemek mumkundur.

Dipnotlar;

1)Nahl Suresi nin 101. ayetinin Diyanet Vakfi tarafindan aciklanmasina
bakiniz.

2)Sahih-i..., Diyanet Yayinlari, c.11, s.52. 246

3)Omer Riza Dogrul, age, s. 128 (Nisa Suresi nin 82. ayetinin
aciklanmasi vesilesiyle).

4)Gazali, age, Istanbul, 1975, c.2, s.881.

5) Ibid

6)Sahih-i..., c.IO, s.62.

7)Diyanet Vakfi nin, Nahl Suresi nin 101. ayetiyle ilgili aciklamasina
bakiniz.

8)Bu konuda bakiniz Seriat tan Kissalar , Kaynak Yayinlari, Istanbul, 1996,

9)Sale, Preliminary Discourse, s.47-48.

10)Ibid.

11)Ibid

12)Gazali, age, c.2. s.881.
https://kuranelestirisi.wordpress.com/2011/11/23/kurandaki-celiskiler-ve-nedenleri-2/


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/






 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap