*Piyasaların kadınlar gibi düşündüğünü gösteren 9 bilimsel neden!*
  
<http://globalekonomikmonitor.blogspot.com/2015/07/piyasalarn-kadnlar-gibi-dusundugunu.html>

DİKKAT Aşağıdaki makale kesinlikle bana ait değildir.
Kaynak bağı makale başlığında yer almaktadır.
http://www.philreinhardt.com/downloads/SuperSqueezePages/Super%20Squeeze%20Page%20Pack/BonusMoreAnimatedArrows/More%20Animated%20Arrows/Arrow%20Down%204/ArrowDownLeftBig.gif
<http://globalekonomikmonitor.blogspot.com/>

Piyasaların nasıl işlediği ya da ekonominin ne olduğu hakkında büyük
balığın küçük balığı yuttuğu ya da kişi başına düşen gelirin herkesin
başına düşen gelir olmadığı şeklindeki çocukça retorikler artık sıkmaya
başladı. Koca koca ekonomistlerin hala bu tür zırvalarla piyasaları ve
ekonomiyi anlatmaya çalışmaları büyük zavallılık. Entellektüel ve
bilimsel tarafı olan irrasyonel bir liste oluşturarak piyasalar ve
ekonominin ne olduğunu yeniden anlatalım öyleyse. Tabi işin içine biraz
da mizah katarak.

Piyasaların kadınlar gibi düşündüğünü gösteren 9 bilimsel neden!


    *1- Sınırsız ihtiyaçlar, sınırlı kaynaklar*

Kadınların en tipik davranış şekillerinden biri sevgili ya da eş
seçerken takındıkları /*"kaçan kovalanır"*/ yaklaşımıdır. Kadınlar,
erkeklerin ilgisini çekebilmek için hiç oralı değilmiş gibi son derece
isteksiz bir davranış şekli benimserler. Böylece kendilerine aşık
olanları peşlerinden koşturacaklarına ve daha çok aday arasından daha
doğru bir seçim yapacaklarına inanırlar. Peki acaba gerçekten öyle mi
olur? Yani erkekler kendilerine karşı ilgisiz görünen kadınların
peşinden gitmeye daha mı meyilliler?

  * Piyasaların kadınlar gibi düşündüğünü gösteren 9 bilimsel neden!
    <#mozTocId793398>
      o 1- Sınırsız ihtiyaçlar, sınırlı kaynaklar <#mozTocId80757>
      o 2- Uzun vadeli yatırım daima kazandırır <#mozTocId336363>
      o 3- Fayda-maliyet eksenli düşünebilmek <#mozTocId558077>
      o 4- Farklı kanaldan gelen bilgileri değerlendirme kabiliyeti
        <#mozTocId533775>
      o 5- Risk bir kadın icadıdır <#mozTocId402503>
      o 6- Manipülasyon kadın icadıdır <#mozTocId441249>
      o 7- Risk iştahı <#mozTocId536904>
      o 8- Kriz <#mozTocId990216>
      o 9- Kaldıraç piyasaları bozar <#mozTocId892632>

Kaçanın gerçekten kovalanıp kovalanmadığını merak edenlerden biri de
psikolog Elaine Walster’dı. Walster, bu sorunun yanıtını öğrenmek için
bir grup arkadaşıyla birlikte çalışmaya başlar ve bir dizi deney yapar.
Sonuçlar 1973 yılında /*"Playing hard to get"*/ (Elde edilmesi zoru
oynamak) adlı bir makale ile duyurulur. Fakat Walster ve arkadaşlarının
ortaya çıkardıkları şey kadınların düşündüklerinin ve erkeklerin
beklediklerinin tam tersidir.

Walster ve arkadaşları yaptıkları ilk deneyde bekledikleri sonucu
alamazlar. Çünkü onların ortaya çıkarmak istedikleri şey kaçanın
kovalandığı gerçeğidir. Fakat yapılan ilk deneyde kaçanın kovalandığı
yönünde bir işaret bulamazlar. Vaz geçmeyip yeni bir deney tasarlarlar.
Onda da aynı sonuçlara ulaşırlar ve yine kaçanın kovaladığına dair bir
iz bulamazlar. Durmazlar ve 3 deney daha yaparlar. Üniversite
öğrencilerinden hayat kadınlarına, çalışan kadınlardan sevgili bulma
ajanslarına kaydolmuş kadınlara kadar farklı gruplarda birçok kadınla
benzer deneyler yaparlar. Fakat tüm deneyler aynı sonucu verir: Kaçan
kovalanmamaktadır! Peki ama deney yapanları bile şaşırtan bu sonuç neyi
ifade etmektedir?

Hayal kırıklığına uğrayan araştırmacılar bu kez ortaya çıkan sonucun
nedenini araştırmaya başlarlar. Elde edilmesi zoru oynamak neden
herkesin söylediği gibi bir etki yaratmıyor?.. Sadece boş bir söylenti
gibi duruyor?

Birçok erkekle konuşurlar ve onlara sürekli peşinden koşturmayı seven
biriyle mi yoksa daha kolay biriyle mi arkadaşlık yapmayı istediklerini
sorarlar. Erkeklerin tamamı her iki seçeneğin de kendilerine göre bazı
avantaj ve dezavantajları olduğunu söylerler. Ama zor kadınların
peşinden koşmaya istekli oldukları yönünde bir yanıt alamazlar.
Araştırmacılar buradan da bir sonuca ulaşamamıştır. Durmazlar ve
erkeklerle konuşmaya devam ederler. Sonunda da yanıta ulaşırlar. Elde
edilmesi zor kadınların peşinden neden koşulmadığını en sonunda
bulurlar. Araştırmacılar sadece yanıtı değil, yanıtı neden bu kadar geç
bulduklarının yanıtına da ulaşmışlardır. Çünkü yanıt kadının peşinde
koşan erkekte değil, onu izleyen sıradaki erkekte saklıdır. Kadının zor
biri olduğunu gören sıradaki erkek bu zor göreve istek duymamaktadır.
Çünkü insanların birçoğu üzerine zor bir iş almak istemez. İşte
araştırmacıları uzun bir süre peşinden koşturan yanıt bu kadar basittir.

Ekonominin herkes tarafından kabul edilen en temel varsayımı kaynakların
kısıtlı olduğu kabullenmesidir. Sınırsız insan ihtiyaçlarının sınırlı
kaynaklarla olan bitmek bilmez hikayesi ekonomi bilimi olarak
adlandırılır. Modern ekonomi bilimi bulunmadan çok daha önce, kadınlar,
kendilerini sahip olunmaya değer sınırlı bir kaynak olarak görmüşler ve
buna göre davranmayı bilmişlerdir. Bu davranış şekli bugün ekonomi
biliminin ilham kaynağı gibi duran kaçan kovalanırdan başka bir şey
değildir.


    *2- Uzun vadeli yatırım daima kazandırır*

Eşinize özel günlerde ne hediye alacağınız oldukça önemlidir. Birçok
kişi tarafından kabul edilen düşünce şekli sevginin ekonomi ile hiçbir
ilişkisi olmadığıdır. Bu düşünce sizi bir demet çiçek almaya
yönlendirecektir ya da güzel bir çikolata kutusu yaptırmaya. Fakat
yapılan araştırmalar şunu gösteriyor ki eğer bir demet çiçekle
yetinirseniz eşiniz size söylediği kadar mutlu olmayacaktır.

Sevgi ekonomi ile oldukça yakından ilişkilidir. Mesela eşinize bir
buzdolabı alabilirsiniz. Bu gerçekten pahalı bir hediye ve eşinizi de
son derece mutlu edeceği açık. Fakat yapılan araştırmalar buzdolabı
yerine ucuz bir cep telefonunun daha fazla mutluluk verdiğini söylüyor.
Çünkü pahalı bir buzdolabı mantıklı bir seçenek gibi görünse de aynı
zamanda kendinizi de düşündüğünüz anlamına geleceği için daha ucuz bir
cep telefonu almak eşinizi daha fazla mutlu edecektir. Üstelik cep
telefonu kişiye özel. Yani kısaca herkesin kullanabileceği bir ev eşyası
almak, eşinizin başta söylediği gibi onu mutlu etmeyecektir.

Yapılan araştırmalar eşinizi mutlu edecek tek bir hediye olduğunu
söylüyor. Eğer eşinizi seviyor ve birlikteliğinizin yıllarca sürmesini
istiyorsanız, eşinize son derece pahalı (tabi alabildiğiniz kadar) bir
hediye almanız gerekiyor. Pahalı bir hediye birlikteliğinizin uzun
süreli olacağına yönelik uzun vadeli bir yatırım yaptığınız anlamına
geliyor. Ya da daha kısa söylersek eşiniz bu hareketinizi uzun vadeli
bir yatırım olarak görüyor. Onu sonsuza dek seveceğiniz şeklinde
yorumluyor ve son derece mutlu oluyor.

Mesele para gibi gözükse de aslında uzun vadeli yatırımı temsil etme
meselesidir. Son tahlilde herkesin ortak fikri olan uzun vadeli yatırım
görüldüğü üzere kadınların eski bir düşünsel alışkanlığından başka bir
şey değildir.


    *3- Fayda-maliyet eksenli düşünebilmek*

Birçok kadının yaşadığı en büyük sorunlardan biri sevgilileri tarafından
aldatılmaktır. Bu, yaşayan açısından gerçekten üstesinden gelinmesi zor
bir sorundur. Kızarsınız, bağırırsınız, sokağa çıkarsınız, unutmaya
çalışırsınız ama bir türlü bir çözüm bulup yaşadığınız yoğun duyguları
kontrol altında tutamazsınız. H.Tennen ve G.Affleck adlı psikologların
2001 yılında yayınladıkları bir makale hiç kimsenin aklına gelmeyecek
bir çözüm olduğunu söylüyordu. Üstelik bunun için günlere, haftalara,
aylara değil, sadece birkaç dakikaya ihtiyacınız var.

Psikologlar birçok aldatılma vakasını incelemişler ve böyle bir durumda
kadınların ne tepkiler verdiklerine bakmışlar. Streslerini yenmeye
çalışanlar, terapiste gidenler, yakınlarına konuyu anlatıp destek
alanlar, unutmak için türlü eylemler yapanlar... Maalesef çoğu
aldatılmanın yarattığı karmaşık duyguları uzun süre yenememişlerdir.
Oysa azınlıkta kalan bir grup birkaç dakika içinde her şeyi unutmuş,
hayata yeni bir başlangıç yapmıştır. Psikologlar bu gruptaki kadınları
biraz daha yakından incelediklerinde, onların basit bir teknik
kullandıklarını görürler. Aldatılan bu kadınlar kendilerine basit bir
soru sormaktadırlar: /*"Peki bunun bana ne faydası var?"*/ Sonrasında da
bu soruya yanıtlar vererek yeni bir hayata başlamaktadırlar.

Bu tam da ekonominin fayda maliyet analizi dediği temel karar verme
şeklidir. Gerçi bizde uygulanan şekli biraz farklı olsa da... Bir
araştırma için kadınlara sormuşlar; /*"eşiniz sizi aldatsa ne
yaparsınız?"*/ diye. Türk kadınının yanıtı yine en güzeli herhalde:
/*"Fransız kadını; bende onu aldatırım, İtalyan kadını; hemen ayrılırım,
asla affetmem, İngiliz kadını; bir şans daha verebilirim, Japon kadını;
hakaret sayarım, harakiri yaparım, Türk kadını; yok gı, bizim herif öyle
şey yapmaz."*/


    *4- Farklı kanaldan gelen bilgileri değerlendirme kabiliyeti*

Erkekler kadınlara bakıyor da kadınlar erkeklere bakıyor mu acaba?

Felix Mercer Moss'un, /*"Eye Movements to Natural Images as a Functain
of Sex and Personality"*/ adlı makalesi gerçekten ilginç bir tespiti
içeriyor. Moss, ileri teknolojik araçları kullanarak kadınlar ve
erkeklerin göz hareketleri üzerinde incelemeler yapar. Önce erkekleri
inceler. Bir kadın ve bir erkekten oluşan iki kişi ya da bir çift
gördüklerinde erkeklerin önce kadına baktığını tespit eder. Erkeklerin
kadında baktıkları yer genellikle yüzü ve gözleridir. Erkeklerin,
kadınlara uzun süre bakması bilinen bir gerçektir ve Moss’u pek
şaşırtmaz. Üstelik erkeklerin bakış tercihlerinde aranacak herhangi bir
gizem de yoktur. Moss daha sonra kadınların böyle bir durumda nereye
baktıklarını inceler. Kadınlar, şaşırtıcı şekilde, erkeklerden daha
fazla kendi hemcinslerine bakmaktadırlar. Fakat baktıkları yer yüz ya da
gözler değildir. Kadınlar diğer kadınların vücutlarının farklı birçok
yerine bakmaktadır: Genel görünüm, göğüsler, bacaklar ve daha birçok
özel ayrıntı.

Moss, kadınların bakışlarını incelerken bir şey dikkatini çeker.
Kadınlar, diğer kadınların vücutlarındaki değişik yerlere göz atıp
incelemelerini tamamladıktan sonra gözlere yöneliyorlar. Fakat bu göz
teması erkeklerinki gibi sempati arayışı değil, daha çok bir ödünleşme
gibi. Bu bakıştan hareket eden Moss kadınların neden önce vücudun diğer
kısımlarına baktığını keşfediyor: Tehdit!

Kadınlar, öncelikle hem kendileri hem de eşleri için bir tehdit olup
olmadığını araştırıyorlar. Kendi erkeği için, herhangi bir kadının
vücudundaki herhangi bir bölüm bir tehdit olarak görülebilir. Kadınlar
bunu bildikleri için öncelikle bunu araştırıyorlar ve tehdidin
sınırlarını ölçüyorlar. Bunun yanında aynı stratejiyi kendileri için de
uyguluyorlar. Hemcinslerinin fiziksel yapıları ve görünüşlerini
inceleyerek kendileri ile olan farklılıkları belirleyip nasıl bir
tehditle karşı karşıya olduklarını tanımlıyorlar. Yani kısacası
potansiyel güçleri ayrı ayrı ratingliyorlar. Sonrasında da hemcinsinin
gözlerine yönelip oluşan tesir ile orantılı ültimatomu veriyorlar.

Aslında hikayenin özü şu: Kadınlar, erkekler gibi tek bir noktaya
odaklanıp tek bir kanaldan aldıkları bilgi ile hareket etmiyorlar.
Birçok farklı kanaldan bilgi toplayarak kararlarını veriyorlar. Bu da
daha gerçekçi ve vizyonel kararlar vermelerine sebep oluyor.

Tabi senin karar verme şeklin hep aynı be dostum: /*"Ben kadında maziye
erkekte geleceğe bakarım."*/


    *5- Risk bir kadın icadıdır*

Şehirde yaşayan erkeklerin çoğu spor salonlarını iş ve evden sonraki
üçüncü adresleri olarak bilirler. Birçok erkeğin spor salonuna gitme
amacı kadınlara daha çekici görünmektir. Belki bazılarının amacı bu
olmasa bile kadınların fiziksel olarak beğendiği bir erkek olma fikrine
sanıyorum hiçbir erkek karşı çıkmayacaktır. Erkeklerin spor aktiviteleri
genellikle geniş bir omuz, gelişmiş kol adaleleri, diğer erkeklere göre
daha iri göğüsler ve kaslarla dolu bir mide üzerine yoğunlaşır. Çünkü
erkekler kadınların fiziksel olarak bu tip erkekleri çekici bulduklarını
düşünürler. Bu düşünce de onları daha fazla sert ve kaslı görünmeye
yönelik bir spor anlayışı içine sokar. Her erkek tipik bir sandaletli
ilk çağ kahramanı görüntüsünde olmak için enerjisinin büyük kısmını spor
salonlarında harcar.

Bir fitness uzmanı olan Sam Murphy spor ve çekicilik arasında ilişkiyi
ölçmek için bir deney tasarlar. Amacı kadınların gerçekten bol adaleli
erkekleri çekici bulup bulmadıklarını öğrenmektir. 6.000’in üzerinde
bayan ankete katılır ve en çok hangi sporu yapan erkekleri çekici
bulduklarını açıklarlar. Ortaya çıkan sonuç hiç de düşünüldüğü gibi
değildir. Kadınların %57’si kendilerine bir erkekte en çekici gelen spor
dalının dağcılık olduğunu söylerler. İkinci sırada ise extreme sporlar
vardır. İlk çağ savaşçısı görüntüsünde bir fiziğe sahip olmayı düşünen
ve vücut geliştirme gibi sporları yapan erkekler ise kadınların sadece
%5’i tarafından tercih edilir bulunmuştur. 15 spor dalı içinde maalesef
kadınların en az çekici buldukları spor dalı vücut geliştirme çıkmıştır.

Bu sorunun yanıtını Liverpool Üniversitesinden Psikolog Susan Kelly 2001
yılında yayınladığı /*"Who dares wins"*/ adlı makalesinde açıklar.
Kelly, kadınlar üzerinde yaptığı araştırmalarda çok şaşırtıcı bir sonuca
ulaşır. Kadınlar, riski seven davranışlar sergileyen erkekleri, riski
sevmeyen ve almayanlara tercih etmektedirler. Erkeklerin yaptıkları
sporlarda göstermiş oldukları cesaret kadınları etkileyen en güçlü
faktör olarak öne çıkmaktadır. Bir spor salonunda yetişen ilk çağ
kahramanı görüntüsündeki bir erkeğin risk almaya istekli olduğunu
söylemek pek mümkün gözükmemektedir. Bu nedenle de tercih edilirliği
doğal olarak düşüktür. Kısaca özetlemek gerekirse cesaret ve zorluklarla
mücadele etme isteği kadınların bir erkekte görmek istedikleri en önemli
nitelikler olarak öne çıkmaktadır.

Risk nedir sorusuna bundan daha iyi yanıt olmaz herhalde. Vücut
geliştirme sporu beyin geliştirme ile birlikte yapıldığı zaman fayda
veriyor. Beyindekilerin kas hücresi değil sinir hücresi olduğunu
söylemeye gerek yok sherhalde.


    *6- Manipülasyon kadın icadıdır*

Erkeklerin gençlik yıllarından başlayarak evlendikleri zamana kadar
yaratıcı düşüncelerinin önemli kısmı doğru eşi nasıl bulabilirim
üzerinedir. Erkek açısından en önemli amaç daima daha güzel bir kadını
eş olarak görmektir. Bu aslında temelde erkeğin eşit bir ödünleşmeden
daha fazlasını istediği şeklinde de yorumlanabilir. Kendi seviyesinin
üzerinde bir eş bulma arzusu en ilkel zamanlardan beri var olan av-avcı
ilişkisini akla getirebilir. Nasıl yorumlanırsa yorumlansın fiziksel
özelliklerine göre eş bulmak erkeğin /*"master"*/ planıdır.

Bilinen yöntem partnerinizi ne kadar çok beğendiğinizi belli etmektir.
Fakat bu kadınlar açısından sorumluluk üstlenmek anlamına geleceğinden
ilk başlarda başarılı olmayacak bir yöntemdir. Erkek yaratıcılığı
yüzyıllardır birçok etkileme tekniği geliştirmiş olsa da bilimsel olarak
belli açılardan ispat edilmiş tek teknik /*"itme-çekme taktiği"*/
(push-pull tactic) denilen yöntemdir. Partnerinize önce ilginizi, hemen
ardından ilgisizliğinizi göstermeniz stratejisine dayanır. Kontrolü
elinizde tuttuğunuzu gösterirken partnerinizin karar verme sisteminde
karışık duygular yaratırsınız. Partnerinizi ani bir cevaba
yönlendirmeden sizi daha fazla düşünmeye sevk etmiş olursunuz. Bu
kadınlar açısından düşülen bir tuzaktır ve kontrolü elinizde tutmaya
devam ettiğiniz sürece istediğiniz eşi bulma şansınız da o kadar artacaktır.

Erkeğin bu teknikte uyguladığı stratejinin üç önemli bileşene vardır.
Erkek, partnerini eşi olmaya ikna etmek gibi bilinçli bir gizli niyete
sahiptir. Ne kadar önemli bir kişi olduğunu partnerine ikna ederek
nadirliğini öne sürmektedir. Ya da başka bir ifadeyle arz talep
dengesini /*"görünen bir el"*/ ile değiştirmektedir. Üçüncü olarak da
hem kendi hem de partnerinin değerini (fiyatını) belli bir amaç için
değiştirmeye çalışmaktadır. Yani ödünleşmenin son derece adil olduğuna
partnerini ikna etmektir. Bu üç özellik açısından değerlendirildiğinde
yapılan şey açık şekilde manipülasyondur. Yapılış şekli itibariyle de
piyasa manipülasyonundan pek farklı değildir.

Manipülasyonun kadın icadı olduğunu herhalde anlamışsınızdır.


    *7- Risk iştahı*

Ekonomik davranışlar içinde erkeğin düşünce şeklinin hakim olduğu iki
kavramdan biri risk iştahıdır.

Elaine Hatfield adındaki bilim insanının yaptığı araştırmalar ortaya
çarpıcı sonuçlar çıkarmıştır. Araştırdığı konu erkekler ve kadınların
tanımadıkları kişilerle cinsel ilişkiyi nasıl algıladıklarıydı. Yapılan
araştırma ve deneylerde insanlara iki basit soru sorulur. İlk soru
/*"benimle çıkar mısın"*/ sorusudur. Erkek ve kadınlardan oluşan gruplar
hiç tanımadıkları karşı cinsten kişilere yaklaşır ve bu soruyu sorarlar.
Alınan cevap her iki grup için de benzerdir. Kendilerine hiç
tanımadıkları bir kadın tarafından yapılan bu teklife erkeklerin %50’si
/*"evet"*/ yanıtını verir. Bu oran kadınlar için de hemen hemen aynıdır.

Daha sonra araştırmanın ikinci kısmına geçilir. Bu kez soru biraz
değiştirilir ve /*"benimle yatar mısın"*/ şekline dönüştürülür.
Kadınların hiç tanımadıkları erkeklerden gelen böyle bir soruya
verdikleri cevap /*"Sen delirdin mi!"*/, /*"Alın şu aptalı başımdan!"*/
ya da /*"Defol git!"*/ şeklindedir. Kendilerine böyle bir teklif yapılan
kadınların tamamı soruya olumsuz yanıt vermiştir. Tek bir kadın bile
evet dememiştir. Bu kez aynı soru bayanlar tarafından hiç tanımadıkları
erkeklere yöneltilir. Erkeklerin %70’i hiç tanımadıkları bir kadından
aldıkları böyle bir teklife /*"evet"*/ yanıtını vermişlerdir. Herhalde
bu sonuç sizi şaşırtmamıştır. Sanıyoruz geri kalan %30’un verdiği yanıt
biraz şaşırtacak. Geri kalan %30’un yanıtı /*"bugün olmaz ama yarın
söz"*/ şeklindedir. Yani erkeklerin %100’ü teklife evet demiştir.

Evrimsel, biyolojik, psikolojik, kültürel ve çevresel faktörler gibi
birçok değişkenin böyle bir sonuç yaratmada etkili olduğu söylenebilir.
Fakat ekonomik açıdan bu davranış farklılığı psikologlar tarafından tek
bir faktöre bağlanıyor: Erkeğin risk alma iştahı!


    *8- Kriz*

Ekonomik davranışlar içinde erkeğin düşünce şeklinin hakim olduğu bir
diğer kavram hırstır.

Erkekler, etkilendikleri kadınları değerlendirirken en önem verdikleri
nitelik kadınların kilolarıdır. Kilo değerlendirmesi açısından erkekler
iki farklı kadın tipinden hoşlanır. Erkeklerin bir kısmı ince ve zayıf
kadınları çekici bulurken, diğer kısmı kilolu ya da /*"balıketli"*/
kadınları tercih eder. Erkeklerin bu karar sistemleri kadınlar
tarafından da bilindiği için kadınlar kilolarını daima göz önünde
bulundururlar. Genellikle erkeklerin tercihi zayıf kadınlardan yana
olduğu düşünülerek zayıf olmanın beğenilme için ilk şart olduğu
varsayılır. Erkeklerin beklentilerine göre tercih edilebilirliklerinin
artacağını düşünen kadınlar aslında büyük bir hata içindedirler. Üstelik
bu hataya erkekler de dahildir. Yani ne kadınların kiloları erkeğin
beğenisine kalmıştır, ne de erkekler düşündükleri gibi sabit bir beğeni
anlayışına sahiptir. Daha açık söylemek gerekirse, ne ince kadınlardan
hoşlandığını düşünenler, ne de kilolu kadınları tercih ettiğini
düşünenler sabit bir tercih sistemine sahiptir.

Erkeklerin beğeni anlayışında kadının kilosunun öneminin nereden
kaynakladığını öğrenmek isteyen Londra Üniversitesi Psikologlarından
Viren Swami 2006 yılında yayınladığı makalesi /*"Does hunger influence
judgments of female physical attractiveness?"*/da herkesi şaşırtan bir
gerçeği açıklar. Üniversite yemekhanesine giren ve çıkan öğrencilere,
farklı vücut hatlarına sahip kadınların boydan çekilmiş fotoğrafları
gösterilir. Sonra da kadınları ne kadar çekici bulduklarını
değerlendirmeleri istenir. Yemekhaneye giren öğrencilerin tamamı kilolu
kadınları çekici bulurken, yemeğini yiyip çıkanların birçoğu zayıf
kadınları çekici bulduklarını söylemişlerdir. Psikolog Swami bu deneyi
daha sonra defalarca denemesine rağmen sonuç değişmemiştir. Aç erkekler
kilolu kadınları, tok erkekler zayıf kadınları tercih etmişlerdir.

Anlaşılacağı üzere erkeklerin kadınlar hakkındaki kilo tercihi sabit bir
kararın değil, açlık hissinin bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır.
Cüretkar bir ifadeyle söylersek, bir erkeğin tercihi zayıf kadınlar olsa
da açken hiç de öyle değildir. Bu sonucu evrim psikologları da teyit
ediyor: Geniş vücut ölçüleri yiyeceğin yakın olduğunun işaretidir.

Ekonomistler, finansal krizlere insanların hırs duygusunun sebep
olduğunu söylerler. Paraya karşı duyulan aşırı açlığın yarattığı hırs
piyasalar için vazgeçilmez bir dürtüdür. İşte bu açlık duygusu
erkeklerin tipik davranış şeklidir.

Erkekler size kilolu kadın istemem diyorsa, muhtemelen son öğünü fazla
abartmıştır, hepsi o.


    *9- Kaldıraç piyasaları bozar*

Erkeklerin doğasında çokeşliliğin olduğu bilimsel bir sürpriz değil
artık. Poligami denilen bu durum genellikle erkeklerin birden fazla
kadınla birlikte olması anlamına geliyor. Özellikle erkekler tarafından
daha fazla istenen, kadınlar tarafından ise pek istenmeyen bir durum.
Tarih boyunca birçok kültür birbirlerine zarar vermemek koşuluyla
yetişkinlerin istedikleri şekilde evlenebilmelerine onay vermiştir. Çok
eşliliğin kadınların aleyhine erkeklerin lehine sonuçlar yaratması
nedeniyle erkekler tarafından daima arzulanan bir durumdur. Belki birçok
erkek bunu açık olarak belli etmese de doğalarındaki arzunun bu yönde
olduğu açıktır. Erkekler kendi lehlerine sonuçlar yarattığını
düşündükleri poligami konusunda büyük bir yanılgı içindeler.

Poligaminin kadınlar açısından daha faydalı olduğu düşüncesi ilk bakışta
aşırı bir karşıt argüman olarak gelebilir. Çünkü ortada kadınlar
tarafından paylaşılmak zorunda olan bir erkek vardır. Burada erkeğin en
büyük olumsuzluğu ayrı ayrı kadınlara almak zorunda olduğu nişan
yüzüklerinden fazla görünmemektedir. O zaman resmi biraz daha büyütelim
ve en büyük resme bakalım.

Diyelim ki bir toplulukta 50 erkek ve 50 kadın var ve topluluğun kuralı
her erkeğin iki kadınla evlenmesini istiyor. Basit bir matematik
altında, ki bu matematiği poligaminin kendi lehlerine sonuçlar
yarattığını düşünen en akılsız erkekler bile yapabilir, sadece 25 erkek
kendisine eş bulabilecektir. 25 erkek 50 kadınla evlendiğinde kalan 25
erkek ömrünün sonuna kadar bekar olarak kalacaktır. Peki buna bekar
kalan 25 erkek razı olacak mı?

Elbette ki razı olmayacaklar. Bekar kalma korkusu üzerilerinde büyük bir
baskı yaratacağından diğer erkeklerle büyük bir rekabete girecekler.
Çünkü artık oyun evlilik oyunu olmaktan çıkıp kazananlar ve
kaybedenlerin oyunu olmaya başlayacak. Çünkü erkeklerin açıkça
gördükleri bir şey var. Kadınlar sadece varlıklı, güçlü, sağlıklı ve
zengin erkekleri tercih etmektedirler. Öyleyse kadınlar daima erkekler
içindeki krema tabakaya yöneleceklerdir. Oysa tek eşlilik olsaydı en
zengin kadar en fakir erkekler de kendilerine eş bulabileceklerdi. Fakat
şimdi işler erkekler açısından oldukça zorlaşmış gözüküyor. Kadınlar
için ise oldukça kolaylaşmış. Çünkü artık yoksul, sağlıksız ve zayıf bir
erkekle evlenme ihtimalleri oldukça az.

Yani daha basit söylersek çokeşliliği kaldıraç sanan erkeklerin sonu
hüsran. Eğer çokeşliliği savunan erkekler kaldıysa hala, eşe, eşşeğe
baktıkları gözle bakmamaları gerektiğini anlatacak bir ekonomi teorisine
maalesef sahip değiliz.

Kısaca özetlemek gerekirse, yatırımın altın kuralı kadın gibi düşünmektir!

------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-150722113019 Oraj Poyraz <[email protected]>
2015/07/22  20:30 4  58  1 undefined [email protected]

 

Firsat, adamin kapisini iki kere calmaz.

WCHAMFORT

Ebu Hureyre ( Radiyallahu Anh) soyle dedi : Rasulullah ( Sallallahu
Aleyhi ve Sellem ) :
Kafirin disi yahut kopek disi Uhud dagi gibidir. Derisinin kalinligi da
uc gunluk mesafedir buyurdu.

( Muslim - Tirmizi - Ibni Mace )
Cehennemle ilgili hadis. Sahihmis bilenler denetlesin.

Onemli olan aydinlar degil kitlelerdir. Cunku onlari kandirmak cok kolay.

Joseph GOEBBELS
(Hitler in Propaganda Bakani)


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/






 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap