Ahmet TAKAN : Kısa kesmeyeceğim!..

22.07.2015 00:00 [email protected]

ADSIZ’ı sürekli takip edenler için sadece iki alıntı yapacağım;

İktidarın bir türlü /*"IŞİD saldırısı"*/ diyemediği Sultanahmet
saldırısının ardından 17.01.2015 tarihindeki yazıda şunları dile
getirmiştik;

"Türkiye’de bin 200 IŞİD militanı var. MİT ve polis, yerlerini,
adreslerini biliyor. Gaziantep, Urfa, Kilis, Konya, Van ve bir çok yerde
silah depoları var. Buralarda uzun namlulu silahlar ve bombalar C-4 tipi
patlayıcılar gömülü. Ancak korkudan operasyon yapılamıyor. Çünkü aynı
anda eş zamanlı yapılması gerekiyor. Hükümet buna izin vermiyor.
Sultanahmet’te patlayan kadın IŞİD militanı. MİT’in ve emniyetin elinde
kadının IŞİD kamplarındaki eğitimi sırasında ve siyah bayraklı fotoğrafı
var. Canlı bombanın cesedinde bir de yazılı mesaj bulundu; IŞİD eylemi
olduğuna ilişkin. Bilgiler sızdırılacaktı. Hükümet bunların basına
verilmesini son anda engelledi.

Şimdi soruyorum;

* Sultanahmet’te gerçekleşen canlı bomba eylemindeki gerçekler neden
saklanıyor?..

* Diana Ramazanova’nın üstünden çıktığı iddia edilen mesajda neler
yazıyordu?..

*Devletin elinde IŞİD canlı bombaları ile ilgili hangi duyumlar ve de
bilgiler var?..

* Devletin güvenlik ve istihbarat birimlerinde somut belgeler olmasına
rağmen IŞİD’in hücre evlerine ve de silah depolarına neden girilemiyor?..

* Yoksa IŞİD ile de mi /*" çözüm süreci "*/ yürütülüyor... Bilemediğimiz
Oslo benzeri bir şeyler mi var?..

* Bölgemizdeki IŞİD hamisi bazı ailelerle, Türkiye’deki bazı siyasilerin
ilişkilerinin türü ve seviyesi nedir?..

Bunları bilmemiz gerekiyor..."

Keşke, yukarıda dile getirilen sorulardan bazılarına cevap
verilebilinseydi ama verilmedi. 19.06.2015 tarihindeki yazıda ise altını
ısrarla çizmiştik;

/*"Suriye’deki son olaylarla birlikte 2 bin IŞİD militanı Türkiye’ye
giriş yaptı. Kilis, Suriyeli mültecilerin başkenti oldu. Şimdi de,
Urfa’yı IŞİD’e emanet etmek üzereyiz. Suriye sınırımızdan giriş yapan
kişilerin, güvenlik açısından büyük risk taşıdığı ve konu üzerinde son
derece hassas davranılması gerektiğini vurgulayan istihbarat/güvenlik
raporları, yurda giren sivil halkın arasına sızmış 2 bin IŞİD
militanının ve hücrelerin çeşitli illerde yapılacak eylemlerde
kullanılacağı uyarısında bulunuyor. *//*‘2 bin IŞİD militanının
Suriye’deki hücrelerini de ülkemize zamanla taşımalarını hesaba katar
isek, bir anda istikrarsız Afganistan’ın yanında, zamanla istikrarını
yitiren ve terör örgütlerinin cirit attığı bir Pakistan’a
dönebiliriz’*//*uyarısı da net şekilde yapıldı."*/

Çözülme süreci ve Suriye olaylarının tırmandığı günden bu yana ülkenin
önemli bir bölümü yönetilemez oldu. Doğu’da ve Güneydoğu’da devletin
çekildiği yerlere PKK/KCK güçleri doldurdu, Güneyi ise IŞİD ve benzeri
yapılar istila etti.

Gelelim hikayenin başına. 1980 askeri darbesi sonrasında *‘Türkiye’*de
nefes almakta zorlanan’dindar kesim içinde bazı İslamcı/radikal gruplar
soluğu İran’da aldı. Humeyni ve İran rejiminin tesirinde kalan ve Batılı
ülkelere karşı ezikliğini buradan haykıran Türkiye İslamcıları,
İstanbul, Ankara, Konya, Urfa gibi şehirlerde pasajlardaki kitapçılarda
sigaralarını tüttürürken *‘önlerine geleni tekfir etmeyi’ *ihmal
etmediler. 28 Şubatın ilaç gibi geldiği bu radikal/cihadist/İslamcı
gruplar, yıllarca Afganistan, Keşmir, Filistin üzerinden yaptıkları
güzellemeleri, Türkiye içinde başörtüsü zulmünü arkalarına alarak
önlerini açtılar. AKP’nin iktidara gelmesiyle birlikte, geriye çekilen
ve durumu kollayan bu gruplar, açılan kucakla kendilerini iktidarın
ortağı yaptılar. Türkiye’de filizlenen ve AKP ile hız kazanan bu
köksüzler, /*"one minute"*/ ve /*"mavi Marmara"*/ olaylarıyla ülkemizi
bir maceranın içine sokarken aynı zamanda bu sonradan içimize monte
fikriyatı bölgeselleştirdiler. Arap Baharıyla birlikte Ortadoğu’nun
hazinelerinin önlerine serileceğini zanneden bu Selefi anlayış, Recep
Erdoğan’ı da Mehdi/Mesih anlayışıyla önlerine katarak, Ortadoğu
bataklığına Türkiye’yi çektiler. Sultanlık ve Halifelik hayalleri kuran,
/*"Şam’a bayrağı dikeriz"*/ diyen Erdoğan ve Davutoğlu ikilisi de buna
teşne oldu. Geçen sürede, taban bulan bu yapılar, El Kaidenin cihat
ülkesi ilan ettiği Suriye’ye hem cihatçı hem de silah sevkiyatını
yapmaya başladılar. /*"Kaçırılan gazetecileri kurtaracağız"*/ diye
istihbarat örgütlerimizin paralarını Suriye’deki bu cihadistlere
saçtılar. Kurdukları dernek ve vakıflarla /*"insani yardım yapıyoruz"*/
adı altında, perdeleme yapıldı. Amaç neydi? /*"Suriye’ye düzen
getirmek"*/, /*"Ortadoğu’ya çeki düzen vermek"*/. Bu süreçte iki büyük
kırılma yaşandı ama aklımız başımıza gelmedi. Musul’da konsolosluk
görevlileri ve aileleri günlerce rehin alındı. Yurtdışındaki tek Türk
toprağı Süleyman Şah’ı yangından mal kaçırır gibi yerinden ettik, toprak
kaybettik. Başka bir çok olayda var ama saymayacağım. İçerde 13 yıllık
AKP iktidarıyla iç içe geçmiş ve son seçimlerde iyice gövdesine oturmuş
bu İslamcı/cihadist gruplar, El Nusra’ya yardım adı altında taşıdıkları
savaşçıların hemen hemen tamamı IŞİD saflarına zamanla katıldı.
/*"Şimdide neler oluyor?"*/ derseniz, PKK/PYD’ye Türkiye üzerinden vuran
IŞİD, yeni bir savaş alanı açıyor. Bu tamda ABD/PKK’nın istediği bir
durum. Suriye’deki ateş bize sıçrıyor. Pakistanlaşıyoruz. Pakistan’da
Afganistan olaylarında kendi içindeki radikal gruplar üzerinden
Afganistan’a etki etmek istemişti. Para verdi, silah verdi, topraklarını
açtı. Grupları destekledi. Ancak sınırını kontrol edemez hale geldi.
Sonra, semiren bu gruplar Pakistan’ı ateşin ortasına soktu. ABD şimdi
orada insansız hava araçlarıyla insan avlıyor. Hem de terörle boğuşan
Pakistan topraklarında. Sonrasında Pakistan’ın Lübnanlaşması da söz
konusu. *Bizi bekleyen de önce Pakistanlaşma, sonrada Lübnanlaşma.*Ya
sonra?...

------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-150722111218 Oraj Poyraz <[email protected]>
2015/07/22  12:40 4  58  1 undefined [email protected]

 

-bastan cikmis olan boyle bastan cikarir kendini...

Usame ( Radiyallahu Anh ) soyle dedi : Nebi ( Sallallahu Aleyhi ve
Sellem ) :
...Lakin ates ehli atese girmeye emrolunmuslardi. Ben cehennemin kapisi
onunde de durdum. Oraya girenlerin cogunun kadinlar oldugunu gordum buyurdu

( Buhari - Tirmizi ) Cehennemle ilgili hadis. Sahihmis bilenler denetlesin.

Eger Tanri gercekten varsa, onu yok etmemiz gerekir.

Mikhail Bakhunin


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/






 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap