*Başarılı Türk finansçıların ağızlarından düşürmediği 7 deyiş!*
      
<http://globalekonomikmonitor.blogspot.com/2015/04/basarl-turk-finansclarn-agzlarndan.html>

İş dünyası son yıllarda kendine özgü bir edebiyat yaratmış görünüyor.
Artık iş hayatıyla ilgili makale ve kitapların büyük çoğunluğu bu
konuda. Etkili insanların alışkanlıkları, başarılı insanların en çok
kullandığı sözcükler, başarısız satıcıların kullandığı deyişler gibi
makale ve kitap isimleri ister istemez herkesin dikkatini çekiyor. Fakat
okuduğunuz zaman bizim kültürümüzle pek ilgisi olmayan kavramlarla
karşılaşıyorsunuz. İş hayatımızın kendi edebiyatını henüz yaratamamış
olduğu açık.

İş hayatımızın ve özellikle de finans dünyamızın çalışma şekline
baktığınız zaman hala geleneksel *"esnaf edebiyatı"*nın etkisi altında
olduğunu görüyoruz. Prestijli okullardan mezun olan finans sektörü
çalışanlarının, sahip oldukları evrensel edebiyatı pek kullanamadıkları
ortada. Aralarında büyük bir kültür farklılığı olan müşterilerinden para
kazanmak için evrensel usullerin işe yaramayacağını kısa sürede anlayıp
eski usullere dönmek zorunda kalıyorlar muhtemelen. Eeee, neden olsa
önemli olan patrona para kazandırmak; yoksa işini kaybedersin.

Eğer siz de bir finans sektörü çalışanıysanız ve başarılı olmak
istiyorsanız, aşağıdaki deyişleri dilinizden eksik etmemeniz faydalı
olacaktır.

Başarılı Türk finansçıların ağızlarından düşürmediği 7 deyiş:

*1- Gel bi çayımı kahvemi iç!*
Karşılaştığınız herkes potansiyel müşteridir. Onlara da bir şeyler
satabilirsiniz. Ne de olsa bu devirde müşteri bulmak zor. Fakat önce
çalıştığınız ofise davet etmeniz gerekir. *"Getirin paranızı ben
yöneteyim"* ya da *"Gelin size kredi vereyim"* derseniz yeteri kadar
güven telkin edemezsiniz. Öyle bir şey söylemelisiniz ki, aslında
meselenin ticaret değil dostluk olduğu anlaşılsın. *"Gel bi çayımı
kahvemi iç"* tam da bu işe yarar. Amerika'da karşılığı yoktur,
Harvard'da da anlatan olmaz. Ama Türkiye'de bundan daha etkili müşteri
bulma yöntemi yoktur. Müşteri gelince çayı iç, kalk git olmuyor elbette.
Politika, spor, belediye işleri derken bir bakmışsınız mevzu finans
olmuş. İşte, ondan sonrası senin işin artık, çak gitsin!

*2- İki çay çek!*
Müşteriniz ofisinize geldiğinde onlara göstermeniz gereken ilk şey sizin
ne kadar güçlü bir kişiliğe sahip olduğunuzdur. Bunu yapmanın en iyi
yolu da çay getiren görevliyi arayıp iki çay siparişi vermenizdir. Çay
siparişi vermenin püf noktası, telefonda Pizza siparişi verir gibi
ricacı bir değil, emirli bir dil kullanılmasında yatar. *"İki çay çek"*
deyişi muhtemelen yüz yıllardır kullanılan yerleşik kavram olmakla
birlikte, *"İki çay, Acil iki çay, Çok acil iki çay, İki çay biri açık"*
gibi deyişler de makbuldür. Her gün en az 30-40 çay içmeden eve
giderseniz, başarılı bir finansçı sayılmazsınız, unutmayın!

*3- Şimdi şöyle!*
Müşterinize bir sigorta poliçesi, bir konut kredisi satmak istiyorsunuz
ya da parasını yönetmeyi planlıyorsunuz. Her şeyi anlattınız ama
kafasına bir şey takıldı: *"Hayır benim anlamadığım şu"* deyip size
diğer şirketin daha cazip bir teklif sunduğunu ve bunun neden
kaynaklandığını sordu. Bir yandan içinizden müşteriye küfür ederken
diğer yandan acaba nasıl cevap vereyim diye düşünmeye başlarsınız. Size
önerimiz cevabınıza, *"Abla(Abi) şimdi şöyle"* diyerek başlamanız.
*"Abla"* diyerek olaya biraz samimiyet katmanız bu noktada iyi gelir
çünkü *"şimdi şöyle"* kalıbı *"zırvalamaya başlıycam zaman kazanıyorum"*
demektir ve bunu müşteriniz de anlayışla karşılar. Böylece sorusunun
yanıtının olmadığını, göz göre göre kazıklandığını ama satıcının
samimiyeti ve açık sözlülüğü nedeniyle bir miktar kazıklanmasının her
ikisi açısından da iyi olacağını hemen anlar. Evrensel iş edebiyatında
*"Açık sözlülük önemlidir"* diyenlerin anlatmak istedikleri de budur
zaten. *"Bizden alırsanız kazıklanırsınız"* demek açık sözlülük kabul
edilmez, önemli olan her iki tarafın da çıkarları için zaman içinde
dürüst olamayacaklarını oyunun kuralı olarak baştan ortaya koymaktır.
Valla birader, senden korkulur!

*4- Olsa dükkan senin!*
Az önceki müşterinin, *"Şimdi şöyle"* şeklindeki hafiften kazıklama
önerinizi kabul etmeyip bir aşama daha öteye geçtiğini düşünelim.
Israrla, *"Ama diğer şirketin faiz oranı daha cazip"* deyip duruyor.
İşte, bu durumda uygulamanız gereken strateji, *"Olsa dükkan senin"*
deyişinde yatar. Talep edilenin o an ulaşılabilir konumda olmadığını,
karşı tarafı inandırmakta güçlük çekildiğini ama söylenilenin *"sapına"*
kadar doğru olduğunu samimiyetle ifade eder. Amerikalılar *"I would if I
could"* deseler de orijinali *"Olsa dükkan senin"* deyişidir. Finans
sektörümüzde amirleri tarafından başarılı sayılan bir çalışanın bir gün
içinde bu kavramı ortalama 20 kere kullandığı bilinir. (Buradaki 20
rakamı gün içinde görüşülen müşteri sayısı olup müşteri sayısının
artması paralelinde artış gösterir.) Yani her müşteriye en az bir kere...

*5- En son bu olur!*
*"Olsa dükkan senin"* şeklindeki samimi açıklamanız da yeterli olmamış
ki, müşteriniz pazarlığa devam edip sizi sıkıştırıyor. Paniğe
kapılmanıza gerek yok. *"Bakalım ne yapabiliriz"* diye hafifçe
mırıldanın ve masanızın sağ ucunda bulunan hesap makinesine doğru
uzanın. Rastgele birkaç rakama bastıktan sonra sıfırlama tuşuna basın.
Muhtemelen sizin hesap makineniz de sıfırlama tuşu 3-5 kez basıldıktan
sonra çalışan son nesil hesap makinelerindendir. AC tuşuna yeteri kadar
basıp sıfırlamayı tamamladıktan sonra, hesap makinesine son teklifinizi
yazın ve *"En son bu olur"* diyerek makineyi müşteriye çevirin.
Müşterinizin yüzünde, *"İyi indirim aldım"* duygusunun oluştuğunu
kontrol etmenizde fayda var. Onu yakaladıysanız tamamdır, şimdi *"kazı"*
çok yakmadan çevirme aşamasına geçebilirsiniz.

*6- Maksat ayağınız alışsın!*
Muhtemelen verdiğiniz bu fiyata siz de üzülmüşsünüzdür. Çünkü umduğunuz
geliri elde edemeyeceksiniz. Bu size, *"Akşam pazarı"* yaratarak boşa
çalıştığınız hissi verecek ve rahatsız edecektir. Öyleyse yapmanız
gereken müşterinize, *"Maksat ayağınız alışsın"* demektir. Müşteri
sizin, *"Bu kadar indirim yaptık, para kazanamadık, bari sürekli gelin
de biraz para kazanalım"* düşüncesinde olduğunuzu anlayacak ve bundan
sonraki hareketlerini ona göre düzenleyecektir. Harvard'da Lifetime
Value (Yaşamboyu değeri) diye anlattıkları müşteri sadakati denilen
şeyin birebir aynısıdır. Rahatlıkla kullanabilirsiniz, hiçbir yan etkisi
yoktur.

*7- Kalanını sonra verirsin!*
Sattığınız her finansal üründe, *"Sen yabancı değilsin, maksat para
kazanmak değil, dost kazanmak"* düşüncesini müşterinize vermeniz
gerekir; aslında düşündüğünüz tam tersi olsa da. İş hayatındaki güven
ilişkisinin güvensizlik üzerine inşa edildiğini mutlaka biliyorsunuzdur.
*"Ben para kazanmışım, kazanmamışım önemli değil; maksat senin işin
görülsün"* gibi sahte bir anlayışı yerleştirebilirseniz, müşteri
sadakatini de arttırırsınız. İstediğinizi aldıktan sonra da, *"Kalanını
sonra verirsin"* demenizde fayda var. İçinizden, *"Bu adam fakirin teki,
bundan bir şey olmaz"* demek geçiyordur mutlaka ama ne yapacaksın, ekmek
teknesi.

Eğer siz de başarılı bir finansçı olmak istiyorsanız bu deyişleri
ağzınızdan eksik etmeyin; yoksa evinizi geçindirmeniz için gereken
*"canlı"*yı rüyanızda görürsünüz.

------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-150419123409 Oraj Poyraz [email protected]
2015/04/19  13:33 4  58  1 undefined [email protected]

 

Gunduzun kiymetini gece olunca, nimetin kiymetini elden cikinca
anliyoruz. Kotu tarafi, is isten gecmis oluyor!

Anonim Nasihat

Spermin geldigi yer
TARIK 7.(o su) sirt ile gogus kafesi arasindan cikar.

Bir kisisel Tanri anlayisi benim ciddiye alamayacagim antropolojik bir
kavramdir.
It seems to me that the idea of a personal God is an anthropological
concept which I cannot take seriously.

Kaynak: Albert Einstein, 1947; from Banesh Hoffmann, Albert Einstein
Creator and Rebel, New York: New American Library, 1972, p.95.


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/






 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap