Ahmet Takan’ın makalesini dikkatle okuyun. Her satırının altına ayrı
ayrı imzamı atarım. Aynen öyledir.

Şimdi ben sizlere sorayım. Güvenlik güçleri seçimlere kadar Güney Doğuda
bazı il ve ilçelerde fiilen PKK’ya terk etse, bu nedenle seçimlere kadar
hiçbir olay olmasa, olaysız geçen seçimler nedeniyle AKP yine iktidar
olsa, seçimlerden sonra yine iktidar olan AKP eliyle bölge toptan PKK’ya
terk edilse, PKK bölgeyi Özsavunma Gücü adı altında askeri denetimi
altına alsa, TSK birlikleri tek mermi atmadan bölgeden çekilse, Federal
bir Türkiye Kürdistanı Eyaleti oluşturulsa, bölgeye giriş ve çıkışlar
pasaportla olsa Kürt ayrılıkçılığının Türkiye’ye verdiği sıkıntılar
bitecek mi?

Sorum budur? Türkiye Federal bölgelere ayrılsa ve bu  bölgelerde yerel
kaynaklar federal hükumete terk edilse, bölgelerde ayrı ayrı askeri
güçler denetimi alsa sorunlar biter mi? Ülkenin kalanında esnaf
dükkanlarını açmaya devam edebilir mi? Fabrikalar çalışmaya devam
edebilir mi? Memurlar maaş almaya devam edebilir mi? TV’lar yine kadın
soslu reality şovlarla günlerini geçirmeye devam edebilir mi? Turistler
ülkemizi şenlendirmek üzere gelmeye devam eder mi? Levent, Etiler gibi
semtlerde kadınlar, erkekler eller havaya yapabilir mi?

Haydi soruyu bir adım daha öteye taşıyayım. Kuzey Kürdistan’ın
bağımsızlığını kabul etsek, egemen, müstakil bir devlet olarak tanısak,
ülkenin kalanı rahatlar mı? Kangren olmuş bir uzuv kesilmiş gibi beden
rahatlar mı?

Bana göre esas sıkıntılar o zaman başlayacak. Ülkenin bölünmüş federe
olmuş, ya da bağımsız olmuş bölümlerinde Türkler ve Kürtler aleyhine
etnik arındırma çalışmaları anında hemen başlar. Kastamonu’da halk
Kürtleri istemez, Çorumdan kovalamaya kalkarlar, İstanbul’da mahalleler
arasında çatışmalar olur, İzmir’de kurtarılmış bölgeler ve bu bölgelere
yönelik müdahaleler başlar. Diyarbakır‘da, Van’da, Muş’ta eğer geride
kalmışsa, tek Türk kalmayana kadar Türklere yönelik saldırılar olur.
Türk bölgelerinde Kürt bakkallar, marketler, lokantalar, esnaf tacizlere
uğrar. Mahalleler, evler basılır, Kahraman Maraş benzeri katliamlar
olur, kentsel yaşam içinde ortak yaşam alanlarında sürekli olarak
gerginlikler yaşanır. Sürekli olarak kentlerde güvenlik endişeleri olur,
mahalle, kişi, ilçe bazında ortak savunma girişimleri gelişir.

Evet olacağı tam olarak budur.

Aslına bakarsanız, bölünme sonrası yaşanacak etnik arındırmanın Kürt
bölgelerinde çoktan başladığını, olduğunu ve bittiğini görmek için dahi
olmaya gerek yok. Bugüne kadar, ülkenin Kürdistan sayılan bölgelerinde
yaşayan Türk‘ler zaman içinde göçmeye mecbur kalmıştır. Güneydoğu’da
çoğu ilde Türk kalmamıştır.

Federal ya da bağımsızlık şeklinde bölünme resmiyet kazandığı anda hemen
geride kalan Türkiye’de de etnik arındırma başlayacaktır.

Lazların dediği gibi, beni tanımayanı ben hiç tanımayrum der, halk
gereğini kendiliğinden yapar. Başka türlüsü eşyanın tabiatına aykırı
olur. Kimse Türklerin Hz. İsa öğretisindeki gibi bir tokat yediğinde
diğer yanağını uzatmasını beklemesin.

Çanak çömlek patladığı zaman olacak ikinci birşey daha var. Kalan
Türkiye‘de artık geride kalanların _*İslam milletinden mi, yoksa Türk
milletinden*_ mi olduğunu seçmesi gerekecek. Etnik bölünmeden sonra bir
de mezhep ve din ekseninde bölünme çıkacak karşımıza. Bu da ayrı bir
nifaktır.

Aynı dönem bir hesap sorma dönemi, sorumlu bulma dönemi olacaktır. Hem
liderler, hem kadrolar, hem bu kadroların ardında duran kesimler
arasında hesap sorma, hesap verme çatışmaları yaşanır. Partiler ve
partililer arası gerginlikler de olacaktır.

İşler ilerledikçe, geçen gün Youtube videolarından izlediğimiz Ürdünlü
pilotun yakılması tarzında, kafa kesmeli, kurşuna dizmeli, nehre atmalı,
intikam bombardımanlı, kentlere topçu ateşli bir iç savaş. Ve bu 
başlamış olan bu film bitmez, devam eder. Vahşet gösterileriyle büyük
nefret dalgaları yaratması sağlanan mürtecileri zapturapt altına almak
için gelsin yabancı müdahaleler, Koalisyon güçleri, Müttifik kuvvetleri,
BM’ler gözetmenleri, heyetleri. İl il, ilçe ilçe ağalar, beyler, savaş
lordları.

TSK bir halt etmez, edemez, beli kırılmıştır. Hem de nasıl kırılmıştır,
halkın oyuyla, onayı alınarak kırılmıştır. Halka yönelik bütün ikazlar,
uyarılar vesayet girişimi denilerek boğuntuya getirmiştir. Cumhuriyet
mitingleri yapılmıştır. Ülkenin bilge ve vatansever insanlarının
konuşmaktan dillerinde tüy bitmiştir. TSK ve devlet saflarında mürteci,
cemaatçi kadrolaşmalar olmuştur. Çanak çömlek patladığında kimse kimseye
güvenemez artık. Geride ne silah arkadaşlığı, ne kader birliği, ne ideal
birliği kalmıştır.

Bunlar olmaz mı? Kuruntu mu? Benim kişisel sanrılarım mı? Hayır efendim,
bunlar zaten oluyor bile. Provaları oldu. Adapazarı, Bursa, Denizli’de
halkın Kürtlere yönelik saldırıları oldu. Şiddetli polisiye önlemler
sayesinde bu saldırılar söndü, kötü sonuçları olmadı. Kürtlerin
metropollerde kendilerine ait saydıkları mahallelerde zaten her gün
şiddet olayları var. Belediye otobüsleri yakılıyor, mahallelerdeki polis
karakolları kapatılan kadar polis araçlarına saldırılar oluyor, MOBESA
kameraları sistematik olarak tahrip ediliyor, Kürt gençlerin oluşturduğu
çeteler sosyete semtlerine gidip karanlıkta park etmiş arabaları ateşe
veriyor. Saymakla tükenmeyecek kadar olay zaten var.

Peki başka neler var elimizde? Irak var, Şii, Sünni, Kürt bölgeleriyle.
Suriye var, Nusayri, Sünni, Kürt bölgeleriyle. Libya var, iki aşiretin
paylaşım savaşı hala devam ediyor. Mısır var, iktidarın artık güç
kullanarak değiştirildiği ve başka türlüsünün de olmasının beklenmediği
Mısır. Suudi Arabistan’ın fahiş, aşırı, anormal bir silahlanması ve
komşusu bütün ülkelerde taraf olduğu çatışmalar var. Say say bitmez.

Hala kuruntu yaptığımı, hazeyanlar yaşadığımı söyleyecek misiniz?

Evet, kuruntu, vehim, hazeyan değildir. Kürt ayrılıkçıların
saldırganlıkları zaten var. Onların pay kapma savaşları hiç bitmemişti
zaten. Olmayan, ya da dizginlenen Türklerin saldırganlıkları. Çanak
çömlek patladığında ne olur?

Türklerin Araplardan farkı nedir? Arapların başına gelenler neden
Türklerin başına gelmesin? Türklerin iç savaştan muaf olmaları için ne
sebepler vardır? Anadolu’da kan banyosu başladığında yabancı askeri
güçleri kim engelleyecek? Bu topraklarda bir kan banyosuna doğru koştura
koştura giden kitleleri kim durduracak?

Kimse!...


Oraj POYRAZ
L2fSIJNoA0xfSNxA

------------------------------------------------------------------------


  Ahmet Takan : İkinci Oslo skandalı!..

05 Şubat 2015, 10:44

Ankara’da nefesler tutuldu!..

Sakın ha!.. Ülke topraklarının işgali karşısında iktidarın nasıl tavır
takınacağı ile ilişkili olduğunu sanmayın.

Mevzu tamamen duygusal!..

MİT Müsteşarı Hakan Fidan, AKP’den mebus adayı olmak için istifa edecek
mi etmeyecek mi?..

Konuyu danışıp, iradesini bir kez daha sıfırlattığı açıkça ortaya çıkan
“/*Başbakan”*/ Ahmet Davutoğlu’na Recep Erdoğan’ın ne cevap verdiği sır
gibi!..

Hatırlatalım. Gazetecinin sorusu üzerine ne demişti Erdoğan;

/“Bu dedikodularla fazla meşgul olmayalım. Birinci derecede karar merci
bu konuda sayın Başbakandır. Başbakan bu konudaki kanaatimi bana
sorduğunda verdiğim cevap kendisinde gizlidir. Onda kalacaktır. Bu
konuyla ilgili aramızda görüştüğümüzü burada deşifre etmem, kendime de
saygısızlık olur, Başbakana da saygısızlık olur.”/

Vay be!.. Olup bitenleri çok yakından izlemesem neredeyse inanacağım.

O zaman!.. Ben de sizlere Devlet koridorunda çok üst düzey bir isim ile
önceki akşam yaptığım iki saatlik görüşmede dinlediğim yeni Oslo
skandalından yazmama müsaade edilen*, İmralı’da varılan **“**/ikinci
Oslo mutabakatını”/**ve **“**/özerkliğe”/**verilen seçim ayarını
aktarayım. *Kararı da siz verin.

/Üst düzey güvenlik bürokratından dinlediklerimi maddeler halinde
özetliyorum;/

*MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Aralık 2014’te İmralı’ya giderek Öcalan ile
yüz yüze görüştü. Fidan, Öcalan’a yasal alanda adımlar atmaya söz verdi.
Özerkliği de içeren birtakım yasal düzenlemeler yapılması konusunda,
Öcalan’a teminat verdi. Bebek katili Öcalan da sözlerin yerine
getirilmesi halinde Haziran 2015 seçimlerine kadar süreci devam ettirme
sözü verdi.*

*Yasal düzenlemeler muhalefetin, özellikle milliyetçi cephenin tepkisini
çekmemek için muğlak biçimde yapılacak. Böylece AKP, bu düzenlemelerde
özerklik olmadığını iddia edebilecek. HDP ve PKK ise tabanına
**“**/özerkliğin yasası çıkıyor”/**diyebilecek. Özerklik yerel
yönetimlerin güçlendirilmesi şeklinde olacak. Doğu ve Güneydoğu’da daha
fazla ilin büyükşehir yapılması sağlanacak. Belediyelerin çoğu zaten HDP
veya DBP’den olduğu için, PKK açısından hem özerkliğe yaklaşılmış, hem
de örgüte daha fazla gelir imkanı sağlanmış olacak.*

*Fidan ile Öcalan arasında mutabakata varılan konulardan biri de; PKK ve
HDP tarafından özerklik gibi toplumun henüz hazır olmadığı konularda
açıklama yapılmaması oldu. (Sırrı Süreyya Önder’in ve Cemil Bayık’ın
yakın dönemde yaptığı açıklamalar AKP’yi ciddi rahatsız etmişti).*

*Üzerinde anlaşma sağlanan bir konu da Öcalan tarafından hazırlanan
çözüm taslağının ilerleyişini kontrol etmek için **“**/İzleme
Kurulu”/**adında bir mekanizma kurulması. Böylece, hükümet ile PKK
arasında taslağa göre hareket etmeyen tarafı uyaracak üçüncü bir göz
olması kabul edilmiş oldu.*

*Fidan ve Öcalan’ın mutabakata vardığı diğer bir konu da terör örgütü
PKK’nın Doğu ve Güneydoğu’da yol kesme, işçi veya asker kaçırma, büyük
firmalardan vergi isteme gibi eylemlerinin en azından seçimlere kadar
durdurulması. Fidan, bu tür olayların çözüm sürecinin bittiği veya
sürecin ülkeyi böldüğü yönünde propaganda yapılmasına imkan verdiğini
söyledi. Öcalan da sürece zarar vermek isteyenlere karşı, bu eylemleri
bir süre durdurma sözü verdi.*

/Fidan-Öcalan görüşmesinde 3 önemli tarih belirlendi: 15 Şubat-15
Mart-15 Nisan./

/Hazırlık aşaması olan 15 Şubat’a kadar taslak konuşulacak./

/15 Mart’ta müzakere olacak ve yasalar çıkacak./

/Bunlar yapılırsa 15 Nisan’da Öcalan, 2013 Nevruz’undaki gibi bir
konuşma yapacak. Böylece Haziran 2015 seçimleri huzur içinde geçecek./

Evdeki hesap böyle!..

/Güvenilir kaynağımın anlattığına göre;/

/“2014 Aralık ayında Fidan-Öcalan görüşmesinden sonra Abdullah Öcalan,
KCK’ya bazı talimatlar verdi. Bu talimatlar, Öcalan’ın çözüm sürecini
nasıl gördüğünü net biçimde ortaya koyuyor. Öcalan’a göre Haziran 2015
seçimlerine kadar ne alınırsa kâr. Öcalan, PKK’ya gönderdiği talimatta;
Fidan ile yaptığı görüşmede devlet ile anlaştığını söyledi. Hazırladığı
taslağa göre, 15 Mart-15 Nisan arasında sözü verilen yasalar
çıkarılmazsa, savaş çıkarılacak. Savaşı //*’Öz Savunma
Birlikleri’*//yapacak. Fidan’ın sözünü verdiği yasaların çıkıp
çıkmadığına ’//*İzleme Kurulu’*//karar verecek. Öcalan, 6-8 Ekim
eylemlerinin AKP’ye geri adım attırdığını, prova olan Kobani
eylemlerinin hükümeti korkuttuğunu ve halkın başarısı olduğunu söyledi./

/Öcalan, Kandil’e YDG-H’nin Cizre’deki başarılarından memnun olduğunu,
iç savaşta gençliğin (YDG-H) varlık gösterecek seviyeye geldiğini
söyleyerek övdü.//*
*///*Öcalan, PKK’yı HÜDA-PAR konusunda da uyarıyor. HÜDA-PAR içinde İran
ajanlarının olduğuna dikkat çekip, İran’ın Hizbulkontra’ya silah ve para
yardımı yaptığını söylüyor.*//

/Öcalan’ın PKK ve siyasi kanada bir talimatı oldukça dikkat çekici.
Öcalan, HDK’nın(Halkların Demokratik Kongresi) Türk Kurtuluş Savaşı
mücadelesini yürüten Anadolu Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti gibi
çalışması ve işlemesi gerektiğini söylemiş.”/

İktidar yandaşlarının algı operasyonları ile yeni bir yörüngeye
oturtmaya çalıştığı “/*çözüm süreci”*/ nde okuyacaklarınızda ve
dinleyeceklerinizde şu satırları el rehberi olarak kullanın.

Ha!..

Hakan Fidan, AKP’den mebus adayı olur mu?

İktidar kulislerinde kimilerine göre, Fidan 7 Şubat 2012 soruşturmasına
rövanş olacak şekilde 7 Şubat’ta istifa edecek...

Kimilerine de göre, istifa etmeyecek. Çünkü; “/*beyefendi”*/ başkanlık
sistemine geçtiğinde Başkan Yardımcısı veya bakan olması için
milletvekili olmasına ihtiyaç yok.

Bana göre de; Kral çıplak!..

------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-150206155039-03

 

Biz Turkler, ruhen demokrat dogmus bir milletiz.

Mustafa Kemal Ataturk

General Paraskevopulos un ordusu, simdi surat ve siddetle harekata devam
eyleyecek olursa, birkac haftada Ankara onlerinde bulunacaktir.
Yunan ordusunun basarisi icin dua ediniz!
Yunan ordusunun ilerlemesi hukumetimizin programina uygundur.
Bu ordu bizim ordumuzdur!

Adliye Naziri (Medrese cikisli) Ali Rustu - 12.07.1920

Insanin olumsuzlugune inanmiyorum ve etigi gerisinde insanustu hicbir
otoritenin olmadigi sadece insani bir kaygi olarak goruyorum.
I do not believe in immortality of the individual, and I consider ethics
to be an exclusively human concern with no superhuman authority behind it

Albert Einstein, letter to a Baptist pastor in 1953; from Albert
Einstein the Human Side, Helen Dukas and Banesh Hoffman, eds.,
Princeton, New Jersey: Princeton University Press, 1981, p.39.


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/






 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap