------------------------------------------------------------------------

  **Bizi sevdiğimiz şeyler mahveder*
  
<http://globalekonomikmonitor.blogspot.com/2015/01/bizi-sevdigimiz-seyler-mahveder.html>*

Francis Fukuyama, *"Tarihin Sonu ve Son Adam"* adlı başyapıtında,
yaşadığımız finansal sistemi tarihin son sistemi ve bu sistemin
yarattığı *"tuhaf"* kişiliği insanlık tarihinin son adamı ilan ettiğinde
herkes şaşırmıştı. Umarız dediği doğru çıkmaz ama gelinen nokta son
derece düşündürücü.

İddiacılık, dediği dediklik, ikili ilişkilerde sürekli üstün olma
arayışı ve her konuda benmerkezcilik *"son adam"*ın temel davranış şekli
olmuş görünüyor. Sistemin asimetrik dağıttığı popülarite, kişileri
bedelini ödemeden, sanki doğuştan gelen bir söz hakkı varmış gibi
ukalalığa yöneltiyor. Materyalizm, aşırı rekabetçilik, kendini teşhir
etme takıntısı, ünlü olma arayışı ve diğer insanları kendi amaçları için
kullanma son adamın ruhsal özellikleri oluverdi. Artık insanlar sosyal
medyadaki *"avatar"* kişilikleriyle normal hayatlarını yaşamaya başlamış
durumda; Proteus olgusuna yenik düşmüş bir son adam var şimdilerde.

Hiçbir yeteneği olmayıp sadece ünlü olmasıyla ünlü Paris Hilton, Kim
Kardashian gibiler gerçeklikten fantezi diyarına uçuran ve sadece
kendine hayran olan son adam sayısını her gün arttırıyor. Bir numara
olmasa da kendini bir numara sanmada bir numara olan birçok kahraman
yetiştirmiş durumdayız. Ama temel sorunumuz, kendilerini saplantı haline
getirmiş kişilere takıntılı olmamız. İşte, tarihin sonunu getiren ve son
adamı yaratan asıl hatayı burada yapıyoruz.

Yaşadığımız ekonomik sistem bizi keyif alma kapasitesi sınırsız olarak
gördüğünden, yaşamlarımızın hangi biçimler altında inşa edildiğini
göremiyoruz. Sürekli kendimizi geliştirmekle meşgulken, herhangi bir
toplumsal değişime katılacak enerji ve beceriyi kaybediyoruz. İşte hata,
kontrolü kaybettiğimiz o noktada başlıyor: Tercih hatası!

Günümüz tüketim toplumunda sadece ürünler arasında seçim yapmak
durumunda kalmıyoruz. Tüm yaşamımızı karar ve seçimler olarak görmemiz
isteniyor. Biz de yaşamımızın her ayrıntısını belirlemeye muktedir nihai
efendisi olarak seçimler yapıyoruz. Yaptığımız bu seçimler yaşadığımız
dünyaya şekil veriyor. Neye karşı neyi tercih ediyoruz ve bu
seçimlerimiz ortaya nasıl bir dünya getiriyor diye merak ediyorsanız
işte size birkaç tercih hatası:


    *1- Kahramanlarımızı yanlış seçiyoruz*


      *Sahte kahraman: Survivor ünlüleri*

Rating denilen istatistiklere göre halkımızın spor ve kahramanlık
anlayışı %30 oranında survivor yarışması ekseninde şekilleniyor.
Oyuncuların aslında rol yaptığı bu yarışma gerçekliğin sahici bir
yansıması olarak algılanıyor. İlginç olma yönünde aşırı çaba, yorucu
sportif egzersizler, kişisel gelişim muhabbetleri, yapay kabile adetleri
ve daha birçok anlık belirlenen rol. Hiçbir şey doğal değil.
Yapmacıklığa yapmacıklık eklendiği için izleyenler tutarsızlık
bulamazlar. Gördükleri sadece kahramanlardır.


      *Gerçek Kahraman: Kardelen Karlı*

Fethiye'den Antalya'ya 500 kilometrelik dağ yolunu yürümeye başladı.
Patara'yı, Olympos'u, Phaselis'i, Myra'yı yürüyerek geçti. Başkaları
yürürken kaybolmasın diye geçtiği yerlerdeki taşların üzerine boyayla
işaretler koydu. 50'li yaşlarındaki bu kadın durmadı, azimle devam etti.
Mücadelesi tam yedi yıl sürdü. 1999 yılı geldiğinde dünyanın en önemli
doğal yürüyüş yolunu insanlığın hizmetine sundu. Bugün tarihi Likya
Yolunda yürümek için her yıl bu ülkeye onbinlerce turist geliyor.
İngiltere pasaportundaki gerçek adı Kate Clow olan bu gerçek Türk
Survivor'ı Kardelen Karlı'nın adını duyan kaç kişi vardır acaba? Neyse,
sen bunları boşver, adadan kim gidecek ona bak.


    *2- Duygularımıza yön verenleri yanlış seçiyoruz*


      *Sahte kahraman: Esra Erol*

Sömürüyü hakeden kitleler hakettikleri şekilde sömürülürler. Evlilik
programları reyting rekorlarını alt üst ediyor. En çok izleneni Esra
Erol'unki. Çünkü insanlar onu tercih ediyor. İnsana ait duyguları en iyi
onun programı yansıtıyor. Herkes biraz kendini buluyor o programda.
Çünkü programında her şey var. Ajitasyon, duygu istismarı, aile
mahremiyetinin ayaklar altına alınması, özel hayata saygısızlık ve daha
birçok şey. Kısacası acılardan, yaralardan ve trajedilerden kazanılan
paranın haddi hesabı yok. Abartılı bir özgüven ve kendini konusunda
otorite sayan bir sunucu. Otorite olduğu konu ise insan duyguları.


      *Gerçek kahraman: Aşık Reyhani*

Michigan Üniversitesinden fahri doktora alıp yoksulluk içinde ölen
dünyada kaç sanatçı vardır acaba? Şiiri sazla söyleyen Aşıklık adlı
geleneğin en önemli ustalarından biriydi Aşık Reyhani. Bu toprakların
insanının duygusal yönünü onun kadar iyi anlatanı yoktur herhalde. *"Ben
gerçeğim, yanlış fikir olamam"* diyerek çağın değerlerine meydan
okuyabilen ender insanlardandı. Tıpkı konsere giderken yanında sazından
başka bir yükü olmayan Murat Çobanoğlu ya da geçimini çiftçilikle
sağlayan büyük üstad Aşık Feymani gibi. Herhalde adlarını duyan çok az
insan vardır. Nasıl olsun ki; duygulara dair her şeyi evlilik
programlarından bekliyorsak? Çok açık söyleyeyim canım kardeşim, sen
evlilik programlarıyla insani duygularını değil, sapıkça cinsel
duygularını tatmin ediyorsun, emin ol.


    *3- Takip ettiğimiz insanları yanlış seçiyoruz*


      *Sahte kahraman: Pucca*

Rakamlara bakılırsa, hiç şüphesiz bu ülkenin en büyük insani değeri
Pucca'dır. Kim olduğunu söylemeye gerek yok herhalde. İnsana dair
yazdıklarını milyonlar okuyor. Sadece twitter'da bir milyondan fazla
takipçisi var. Genellikle aşina olunan konularda yüzeysel abartılar ve
laf kalabalığı sunan bir yazım tarzı olduğu söyleniyor. Hades kıvamına
sokulan erkekler, aldatılma psikolojisinin arabesk yansımaları,
kadınların Collatz ya da Riemann problemleri misali asla çözülemeyeceği
yanılsaması gibi avangart bir algılama yeteneği ile kesilen bolca ahkam.
Çağın vebası öğüt edebiyatı hastalığına yakalanmış, okuyanı anlamsızlık
ve muğlaklık ile yükleyen başarılı bir vinç operatörü. Çağın terapötik
kültürünün en başarılı örneği. Eğer ülkenin bu en önemli değerinden daha
önce haberdar değilseniz ve şimdi haberdar olduysanız, rahat olun, çünkü
hiçbir şey kaybetmediniz. Çünkü yazdıkları net bir pozitif içeriğe sahip
olmadığından kendini gerçekleştiremeyen çok sayıda insan yaratmaktan
başka işe yaramıyor.


      *Gerçek kahraman: Hayri Dev*

Daha düne kadar adını duyan bir kişi bile yoktu herhalde. Fransız bilim
insanı Jerome Cler'in çektiği Ormanlar Arkası (derriere la foret) adlı
belgeselle onu dünya tanıdı. Ülkemizde bir köy çalgıcısıyken Avrupa'da
büyük sanatçı sayılmaya başladı. Kendi yaptığı çam düdüğü ve üç telli
cura, o ölünce yok olacak -aman yok olmasın diye, Unesco tarafından
*"Yaşayan insan hazinesi"* sayıldı. Çünkü Avrupalılar bir müzik aletini
ustası gibi yapamamanın sanata neler kaybettirdiğini Stradivarius'ta
yaşamışlardı. Bizde düğünlerde çalarken Fransa, Belçika ve Hollanda'nın
en prestijli üniversitelerinde, o ülkelerin en aydın insanlarına çaldı.
Hayatında ilk kez konser için yurt dışına çıkarken ayağında yırtık
ayakkabıları ve yanında gazete kağıdına sardığı müzik aletleri vardı...
Matbaayı, telefonu, teleskobu yabancılardan öğrendik, bari kendimizi
onlardan öğrenmeyelim. Ayrı zamanlarda yaşasak herhalde kıymeti
bilinmedi diye herkesi eleştirirdik; hazır hayattayken hiç olmazsa adını
öğrenelim bu küçük adamın: Hayri Dev.

George Orwell'in *"1984"*ü, *"Bizi nefret ettiğimiz şeyler
mahveder"*diye yıllarca korkuttu. Ama doğruyu Aldous Huxley *"Cesur Yeni
Dünya"*da söyledi: *"Bizi sevdiğimiz şeyler mahveder!"*

------------------------------------------------------------------------

a45UyF587661-150125125756-03
^^^^^ <strict.html#BAS> - vvvvv <strict.html#SON>


 
-- 

Sevgi her zaman kollarin acik durusudur. Sevgi icin kollarinizi
kaparsaniz kendiniz disinda tutacak hic bir seyin kalmadigini gorursunuz.

Anonim Nasihat

BAKARA - 256 dinde zorlama yoktur...
***
NISA - 89 onlar sizin kendileri gibi kafir ve boylece es olmanizi isterler.
Allah yolunda goc etmedikce onlardan dost edinmeyin.
bunu kabul etmez de yuz cevirirlerse onlari tutun, buldugunuz yerde
oldurun...
TEVBE - 5 hurmetli aylar cikinca Allah a es kosanlari nerede bulursaniz
oldurun.
yakalayip hapsedin.
gelip gececekleri butun yollari tutun.
fakat tovbe ederler, namaz kilarlar ve zekat verirlerse onlarin pesini
birakin...
ENFAL - 65 ey peygamber inanlari savasa tesvik et.
eger icinizden sabirli yirmi kisi bulunursa onlarin ikiyuzune galip gelir.
ve eger sizden yuzkisi olursa, kafirlerin binini yener.
cunku onlar hicbir seyden anlamaz guruhturlar.
ENFAL - 66 simdi Allah yukunuzu hafifletti.
bildi ki sizde muhakkak bir zaaf var.
artik sizden sabirli ve metanetli yuz kisi olursa ikiyuzunu yenerler.
eger sizden bin kisi olursa, Allah in izniyle ikibine galebe calarlar.
Allah sabir ve sebat edenlerle beRABerdir.

Ermeniler Van ve Bitlis i ele gecirince, Irak taki Ingilizlerle
birleseceklerinden dolayi butun Yakindogu da Ingilizlerin yeri cok
saglamlik kazanacaktir.

Rum, Ermeni gibi Bati emperyalistlerinin hizmetcisi olan uluslarla, bu
cabalarinda direndikleri surece anlasma olanagimiz yoktur.

Yunanistan ancak Turk cogunlugunun yerle$ik bulundugu Izmir ve Trakya
dan ve Ingiliz koleliginden vazgectigi zaman bizimle dost olabilir.

(1 Aralik 1920)
K.ATATURK


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/






 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap