------------------------------------------------------------------------
Mehmet Koray ERYAŞAM/Sessiz çığlık /İstanbul Casusluk davasından İzmir-Şirinyer'de tutsak edilen, Mustafa Kemal'in Donanmasında Deniz Kurmay Albay olarak canı pahasına görevini yerine getirmeye yemin etmiş Mehmet Koray ERYAŞA'nın sevgili kızı *"Berrak Eryaşa"*, 13 Eylül 2014 Cumartesi günü babasının mektubuyla sessiz çığlığımıza ses verdi./ /Ve*" Kaybettiğim yıllar bana ait yıllar değil, bu vatana hizmet için adadığım yıllardı"* diyen yurtsever albayımızın Türkiye'ye selamını iletti..../ /İşte Sn.M. Koray Eryaşa' Albayımızın selamı: / ------------------------------------------------------------------------ " Kendi ülkesinde esir tutulan biz Mustafa Kemal’in Subaylarını unutmayarak, bizlere her yerde destek olan İzmir’in saygın, duyarlı ve bilinçli insanları, siz, Atatürk’ün gösterdiği yolda yürüme azmini sürdürenler bu mektup ile sizlere ulaşabilmek benim için büyük bir mutluluk. Silah Arkadaşımız diye bildiğimiz bazı kişiler; bize destek olmaktan korktukları ve rahatlarını bozarak evlerinden çıkıp meydanlarda durmaya bile cesaret edemedikleri halde, sizler korkusuzca Anayasa Mahkemesine bizler için mektuplar yazarak altlarını imzaladınız, cezaevlerinde bizleri ziyaret ederek moral verdiniz, bıkmadan, usanmadan ve korkusuzca Sessiz Çığlıklarda sesimiz oldunuz. Sizler, Mustafa Kemal’in korkusuz askerleri, emanet ettiği Cumhuriyetin yılmaz bekçilerisiniz. Özel Yetkili Mahkemelerce önce casuslukla suçlandım, 6 yıl hüküm verdiler yetmedi, darbecilikle suçlayarak 16 yıl daha verdiler, o da yetmedi, yaptığım savunmalar nedeniyle de hakkımda davalar açtılar. Bunlarla beni yıldıracaklarını zannedenler, yanıldıklarını görmekte gecikmeyecekler. Türk Ulusu adına yargılama yaptığını söyleyen Özel Yetkili Hâkim, Savcı ve Yargıtay 9.Dairesi Hâkimlerini sizlere şikâyet ediyorum. Mahkemelerinde yaptıkları haksızlık ve hukuksuzluklar saymakla bitmez. BALYOZ Davasında beni darbecilikle suçlarlarken Komutanı olduğum TCG KILIÇ ile 5-7 Kasım 2002 tarihinde İmralı Adasında keşif yaptığımı, bunun da darbe taraftarı olduğumun kanıtı olduğunu iddia ettiler. TCG KILIÇ Türkiye Cumhuriyetine ait bir harp gemisidir ve hiç kimse bir harp gemisini kafasına göre bir yerlere götüremez. Suçlandığım tarih olan 5-7 Kasım 2002’de yıkmaya teşebbüs ettiğim iddia edilen hükümet daha kurulmamıştı, o hükümet 18 Kasım 2002’de kuruldu. İddia ettikleri Balyoz Darbe Planı daha yazılmamıştı, o sözde plan 3 Aralık2002’de yazılmış. Daha kurulmamış bir hükümeti, daha yapılmamış bir darbe planıyla, gitmediğim bir keşif seyri ile yıkmaya teşebbüs ettiğim için hakkımda 16yıl hüküm verdiler. Milli Savunma Bakanı verilen soru önergesine cevap olarak Türkiye Büyük Millet Meclisine yazdığı yazıda; TCG KILIÇ’ın 5-7 Kasım 2002 tarihinde Nara ÇANAKKALE’de olduğunu, yani iddia edilen tarihte suç mahallinde olmadığımı bildirdi. Türk Ulusu adına hüküm verdiğini iddia eden özel yetkili hakimler, yıkmaya teşebbüs ettiğimi ileri sürdükleri hükümetin bakanının Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderdiği resmi belgeye itibar etmediğini belirterek bana ceza verdiler. Şimdi sizlere sormak istiyorum, bir hukuk devletinde, sanığın iddia edilen tarihte suç mahallinde olmadığı, bizzat bir Bakan tarafından Millet Meclisine yazılı olarak bildirilirse, vicdan sahibi hâkimler, sanığı 3 yıl hapiste tutmaya devam ederler mi? Yine soruyorum: Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini yıkmaya teşebbüs eden ben miydim, yoksa devletin resmi belgelerine, hükümetin bir bakanının imzaladığı resmi yazılara itibar etmediğini gerekçeli kararlarına yazan Özel Yetkili Mahkeme Hâkimleri mi, bu kararı Yargıtay’da onaylayanlar mı? Yargılandığım İstanbul Casusluk davası da bundan farklı değil, 4 Ağustos2008 tarihinde hazırladığım iddia edilen bir dijital dosya ile 37 Asker kişiyi, şantaj yapmak için fişlemişim. Mahkemede şu soruyu sordum; */"benim hazırladığım iddia edilen bu dijital dosyaya polis 3 Ağustos 2010’da el koymuş./* */Ama içinde, polisin el koyduğundan tam iki buçuk ay sonra gerçekleşen olaylar yazılı, ben bütün bunları daha gerçekleşmeden iki yıl önce nasıl yazmış olabilirim?" /*Özel Yetkili Hâkimler; buna cevap vermeye bile gerek görmediler. İstanbul Casusluk Davasında sahte delil üretmekten dolayı soruşturmayı yapan polisler hakkında dava açıldığı gazetelerde yazıyor. Hala bu yargılama sanki adil bir yargılamaymış gibi bütün özgürlüklerim elimden alınmış bir şekilde Askeri Cezaevinde esir tutuluyorum. Vicdan sahibi hâkimler işlerinin yoğunluğunu bahane ederek suçsuzluğu açıkça ortaya çıkan bir kişiyi aylarca hapiste tutmaya devam eder mi? Aynı ocaktan yetiştiğimiz, kader birliği ettiğimizi sandığımız ancak, bize kumpas kuranlarla işbirliği yaparak mahkemelere delil yetiştirenleri, bu davalarda hukuku hiçe sayan hakim ve savcıları ve bu kumpasın içinde yer alarak vatana ihanet edenleri ve bütün bu hukuksuzluklara rağmen, verilen emirleri yapıyoruz diyerek bize eziyet edenleri, haklarımızı gasp edenleri asla affetmeyeceğiz. Onların; hukukun üstünlüğüne inanan, Türk Ulusu adına karar veren hâkimlerin önünde, adil ve herkese açık bir şekilde yargılanmaları için elimizden gelen tüm çabaları göstereceğiz. 14 yaşında giydiğim Deniz Kuvvetleri üniformasını 35 yıl şerefle taşıdıktan sonra uğradığım ihanet nedeniyle çıkarmak zorunda kaldım. 3 yıldır kendi ülkemde tutsağım. İlk günden beri söylüyorum: Kaybettiğim yıllar bana ait yıllar değil, bu vatana hizmet için adadığım yıllardı. Bizler gerektiğinde vatan sağ olsun demek üzere yetiştirildik, bunun için Bayrağımızın üzerine yemin ettik. Maalesef bu davalar ile kaybedenler, bu vatanın çocukları, torunlarımız. İhanete uğradık, sırtımızdan vurulduk ama yıkılmadık, kaybettiğimiz Silah Arkadaşlarımızın da hesaplarını sormak için dimdik ayaktayız. Bir asker olarak Sancağımın üzerine ettiğim yeminin gereğini yerine getirmek için; harp alanında bir asker olarak değil, bir vatandaş olarak hukuk savaşı vermekteyim. Bu savaş devletimizin düşmanlarına karşı silahla yapılacak bir savaş değil, hukukun üstünlüğünün tesis edilmesi, özgür, tam bağımsız ve modern bir ülkeye ulaşmak için verilen bir adalet savaşı olacaktır. Siz, gerçek dostlarıma, korkusuz mücadele arkadaşlarıma Şirinyer’den kucak dolusu sevgilerimi ve saygılarımı yolluyorum. *Mehmet Koray ERYAŞA* *Mustafa Kemal’in Donanmasında* *Deniz Kurmay Albay* ------------------------------------------------------------------------ a45UyF587661-140917143109-01 ^^^^^ <#BAS> - vvvvv <#SON> Oraj POYRAZ Ars est celare artem Gercek sanat sanati gizli tutabilmektir Latince Atasozleri ZARIYAT - 56 Ben cinleri de insanlari da ancak bana kulluk etsinler diye yarattim. A RAF - 179 Andolsun ki, biz cinlerin ve insanlarin cogunu cehennem icin yarattik. Onlarin kalpleri vardir ama, anlamazlar. Gozleri vardir ama o gozlerle gormezler... Kiz bebegin sidigini temizlemek icin birkac kez su serpin; erkek bebegin sidigini temizlemek icin citeleyin. Buhari-Muslim-Muvatta-Ebu Davud-Tirmizi-Nesai Cocuklarini kufur mekteplerinde okutanlar onlara buyuk kotuluk etmektedir. Mehmet Sevket Eygi Murtecilerin cok sevdigi ve onemsedigi fikir adami. Tek carenin galiplerle uyusmak ve anlasmak olacagi bu kafasizlarca ne zaman anlasilacak?- Yazar Refi Cevat Ulunay - 23.03.1920 Rum ve Ermeni komitacilariyla, bunlarin ileri gelenleri, devamli sekilde temasta bulunduklari Ingiliz subaylari ile bazi Amerikan memurlarindan cok yuz buluyorlar. (5 Haziran 1919) K. ATATURK EINSTEIN ve MUSEVILIK Yahudi kokenli olan Einstein Musevi olmadigini acikca beyan etmisti. Filozof Eric Gutkind in goruslerine yanit verdigi mektubunda Yahudilerin Tanri tarafindan secilmis bir kavim oldugu seklindeki inanci gecersiz bulan Einstein, Bence Musevilik de tipki oteki dinler gibi en cocukca hurafelerin yeniden canlandirilmasindan baska bir sey degil. Mensubu olmaktan memnuniyet duydugum ve zihnen bana cekici gelen Yahudiler de oteki insanlardan farkli ozelliklere ve meziyetlere sahip degil diyor. Kaynak: Albert Einstein in a letter to Beatrice Frohlich, December 17, 1952; Einstein Archive 59-797; from Alice Calaprice, ed., The Expanded Quotable Einstein, Princeton, New Jersey: Princeton University Press, 2000, p.217. "Tanri kotulukten ve acidan korumak istiyor mu? Fakat bunu yapmaya gucu mu yok? Eger yoksa, O gucsuz, ya da kesinlikle her seye gucu yeten degildir. Her seye gucu yeten fakat istemeyen mi? Eger oyle ise , O kotudur, ya da kesinlikle tum iyilik degildir. O, ne gucu yetiyor, ne de istemiyor mu? O zaman. O'nu Tanri diye cagirmak sacma olur. O, hem gucu yetiyor hem de istiyor mu? O zaman kotuluk nereden geliyor?" (Istencin Ozgur Secimi Uzerine. Giris.) EPICURE Bizim verecegimiz bir kurban karsiligi, 1000 Filistinli oldurulmelidir Michael Kleiner, Israil Herut Partisi Genel Baskani Yilmaz Dikbas-EFENDI TERORISTLER 0532 233 31 52 Kurmus oldugum gruba uye olun Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur: [email protected] <mailto:[email protected]> Ayrilmak isterseniz de : [email protected] <mailto:[email protected]> Grup Sayfamız : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/ Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz. http://orajpoyraz.blogspot.com/ -- You received this message because you are subscribed to the Google Groups "Gugukluhayat" group. To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email to [email protected]. To post to this group, send email to [email protected]. Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat. For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.
