Teşekkürler sana uzun adam.
Almanya, Hollanda başta olmak üzere Avrupanın daha ırkçı, daha radikal
olmasında çok faydalı oldun.
Ve bütün bunlar Avrupa'da yaşayan Türk ve Müslüman toplumuna yol ve
hizmet olarak dönecektir.
Hayırlı olsun, inşallah, hamdolsun!...
Oraj POYRAZ ( [email protected]
<mailto:[email protected]> / [email protected] /
[email protected] )
L2fSIJNoA0xfSNxA
------------------------------------------------------------------------
*CEYDA KARAN* : ‘ALMANYA*'DA IRKÇILIĞIN YÜKSELMESİNDE ERDOĞAN'IN
YADSINAMAZ ROLÜ VAR*'
*21:23 22.09.2017*
Yücel Özdemir'e göre Almanya seçimlerinde asıl mesele Merkel'in
kazanması değil nasıl bir koalisyonla yola devam edeceği. AfD'nin
yükselişini /*"Almanya tarihine kara lekedir"*/ diye yorumlayan Özdemir,
ırkçı oyların yükselmesinde ise Erdoğan'ın yadsınamaz bir rolü
bulunduğunu belirtti.
©*REUTERS*/ Fabrizio Bensch
Almanya'da ilk sonuçlar: Hükümet ortaklarının oyu düştü, aşırı sağcı AfD
*3*. parti
Almanya'daki genel seçimlerir, Hıristiyan Demokrat Birlik *(CDU*) lideri
Angela Merkel'in dördüncü döneminin yolunu açmasına kesin gözüyle
bakılırken, dikkatler kurulacak koalisyona çevrildi.*AB*-Türkiye
ilişkilerinde gerilim had safhaya çıkmışken Cumhurbaşkanı*Tayyip
*Erdoğan'ın Almanya'da yaşayan Türk seçmenleri etkileme girişimi
Berlin'deki kampanyaya da damgasını vurdu.*AB* müzakerelerinin tümüyle
dondurulması gündemdeyken ve Merkel yönetimi Türkiye'ye yönelik ekonomik
yaptırım sopasını göstermişken, Almanya'da Merkel'li yeni dönemle Avrupa
politikaları kadar Türkiye ile ilişkiler de merak konusu.
Almanya seçimlerini, yeni hükümet ve partilerin durumunu ve Türkiye ile
ilişkiler açısından olası sonuçlarını Köln'den Evrensel Gazetesi yazarı
Yücel Özdemir ile konuştuk.
‘İKİNCİ*DÜNYA SAVAŞINDAN SONRA BİR İLK*'
Yücel Özdemir'e göre Almanya seçimlerinde asıl mesele Merkel'in
kazanması değil, yola nasıl bir koalisyon ile devam edileceği. Son
dönemde ana akım partilerin oy oranlarında büyük düşüşlere dikkat çeken
Özdemir, durumu şöyle anlattı:
/*"Merkel'in partisinin de oy kaybedeceği açık bir şekilde ortada. Dört
yıl önceki seçimlerde %41,5 oy almış Hıristiyan Demokratlar Bloğu'nun oy
oranı şu an %36-37. Hatta dün akşam Alman basınında yer aldığına göre
%34'e de düşebilir. %8-9'luk bir düşüş olacak ki bu da Merkel için büyük
bir kayıp. Başka bir koalisyon ortağı ise Sosyal Demokratlar. Onların oy
oranı ise geçen seçimlerde %25,7 idi. Şimdi ise %22-23. Hatta geçen
hafta yapılan kamuoyu araştırmasında %19 bile oldu. Koalisyonu oluşturan
Almanya'nın iki büyük partisi çünkü bunlar sistemin ana partileri.
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra iktidar hep bu iki parti arasında
değişmiş ve bu iki partinin toplam oyu aslında uzun bir süre %70-80'lere
kadar gidiyordu. Şimdi ise baktığımızda iki büyük partinin oy oranı %50
civarında. Bu da tabiî ki ülkede büyük bir siyasi dengesizlik ve
belirsizlik oluşturuyor. İki koalisyon ortağının toplam %10 gibi oy
kaybetmesi geçtiğimiz dönemdeki hükümetin başarılı olmadığını
gösteriyor. Bunların halk nezdinde güven kaybettiklerini gösteriyor. Ama
burada önemli olan, iki büyük parti kaybedince ne olacak? Bu kez de
küçükler kazanacak."*/
Frauke Petry (*3*rd, L), chairman of the right-wing populist Alternative
for Germany (AfD) party, and the AfD's leading politician Alexander
Gauland (*4*th, L) hold a banner reading Asylum needs limits during a
demonstration against the German government's asylum policy organized by
the AfD party in Berlin on November *7*,*2015*.
©*AFP 2017*/ John Macdougall
Göçmen karşıtı Alman liderden Türk kökenli bakana: Anadolu'ya gitsin de
kurtulalım
‘AFD*'NİN MECLİSE GİRMESİ ALMAN TARİHİNE KARA LEKEDİR*'
Almanya'da aşırı sağcı ve yabancı düşmanı Almanya için Alternatif'in
*(AFD*) oy oranlarındaki artışa değinen Yücel'e göre bu durum bir
tehlike işareti fakat Almanya'da kimse bu tehlikenin farkında değil.
Pazar günü yapılacak seçimlerden sonra*AFD*'nin meclise girmesinin
Alman tarihinde bir kara leke olacağını ifade eden Özdemir,
Almanya'da yükselen sağ partilere vurgu yaptı:
/*"Normalde Almanya'nın, Alman kamuoyunun, Alman partilerinin şu
anda 2. Dünya Savaşı'ndan sonra, açıktan ırkçı ve milliyetçi olan
bir partinin federal parlamentoya girmesinin Almanya için ne kadar
büyük bir tehlike olduğunu tartışması lazım. Ama şimdi kimse bunu
tartışmıyor. Çünkü AFD'nin meclise girmesi gayet normal bir durum
olarak görülüyor. Şimdi anormal durum olansa ana muhalefet partisi.
Evet, meclise girsin, temsil edilsin. Ama ana muhalefet partisi
olmasın. Çünkü hükümet partileri karşısında bazı soru önergelerine
yanıtlar verme, yapılan bütçe görüşmelerinde doğrudan başbakana soru
sorma ve cevap verme hakkı da ana muhalefetin olduğu için, hatta
bazı meclis komisyonlarında iktidar partileri yerine muhalefetin
daha etkili olacağı, başkanlık gibi bazı konuların ana muhalefette
olacağı ifade ediliyor. Meclise girsin, bu normal, bu ülkenin bir
gerçeği. Ama ana muhalefet olmasın gibi bir hava var. Aslında bu
Alman demokrasisi için, Almanya'daki hareket için Pazar günü bir
kara leke olacak bence. Çünkü bir ırkçı partinin meclise girmesine
aslında göz yumuldu. Bugüne kadar güçlenmesinin nedeni de zaten
hükümet partileri. Ben onu şöyle değerlendiriyorum. Seçim kampanyası
süreci tamamen hükümet partileri tarafından sığınmacılar, göçmenler,
terör, İslam ve Türkiye üzerinden yürütülünce, AFD de zaten bu
tartışmalar üzerinden güçleniyordu. Güçlenme sürecine baktığımızda,
dört yıl önceki seçimlerde %4,7 oy aldı. Yeni kurulmuş bir partiydi.
Avrupa karşıtlığı ve euro karşıtlığı yapan bir partiydi. Sonra
2015'te sığınmacılar krizi ortaya çıkınca bu parti, euro ve
Avrupa'yı bir tarafa bıraktı. Ekonomik krizi bir tarafa bıraktı.
Tamamen sığınmacıları gündemine aldı ve Almanya'nın kapılarının
kapatılması, Avrupa'nın sınırlarının kapatılması, sığınmacıların
gelmemesi üzerinden bir propaganda yaptı. Şu anda Almanya çapında on
üç eyaletin parlamentosunda bu parti temsil ediliyor. Doğu
Almanya'daki eyaletlerde ise %24-25 kadar oy bile aldı. Sağ tehlike
giderek büyüyor ve bu sağ tehlike kimden oy alıyor? Önemli bir
kısmını Sosyal Demokrat, Hıristiyan Demokrat seçmenden alıyor. Bir
kısım etkili sağ muhafazakâr seçmenler, Merkel'den beklediği
muhafazakâr tavrı ve Hıristiyan değerlerine vurguyu görmeyince bu
kez AFD'ye kaymaya başlıyor. Başka nereden alıyor? Baktığımızda Doğu
Almanya'da sol partinin tabanından oy alıyor. Çünkü sol partinin
aslında Doğu Almanya'daki oy oranı %20-25 civarındaydı. Ama şimdi,
bu ırkçı parti giderek oralarda da daha fazla oy alıyor. AFD'nin bu
kadar yükselmesi aynı zamanda mevcut siyasetten rahatsızlığın bir
ifadesi ve bunu bugün medya bile kabul etmiş durumda. Irkçı
açıklamalar bile televizyon ekranlarında çok rahat bir şekilde
yapılabiliyor. Bu ırkçı parti de ne yazık ki Pazar günü meclise
girecek. Ama şimdi üçüncü, dördüncü, beşinci olsun tartışması var."*/
Merkel'i protesto edenler ellerinde ‘*Almanya'*nın Avrupa'ya
hediyesi Nazizm ve İslam' ile ‘*Hoşgeldin Angela, birlikte
başarabiliriz'* yazılı pankartlar taşıdı.
©*REUTERS*/ David W Cerny
‘Almanya ve Türkiye'nin seçim savaşı sonucu olan Türklere oluyor'
‘SCHULZ*YOKSULLARA HİTAP ETMİYOR*'
Sosyal Demokrat Parti'de *(SPD*) Gerhard Schröder'in başbakanlığı
bırakmasından bu yana kriz yaşandığını ve Martin Schulz'un
gelmesinin bu krizin tersi bir çıkış yaratmadığını belirten
Özdemir'e göre bunun sorumlusu Schröder döneminde hayata geçirilen
neoliberal politikalar, ajanda*2010 politikası* ve yoksullaştırma.
Schulz'ün seçim programının yoksulara hitap etmediğini vurgulayan
Özdemir'e göre Erdoğan'ın Sosyal Demokratları bilinçli bir şekilde
hedef haline getirmesi de dikkat çekici:
/*"SPD'nin Köln mitingine Schulz da katıldı ve bir saat boyunca
dinledik. SPD tabanı, SPD seçmeni geçmiş yıllarda işçi sınıfından,
yoksullardan, bu ülkenin dışlananlarından ifade ediliyordu. Ama
Martin Schulz'un seçim programı da, söylemleri de onlara hitap
etmiyor. Tam tersine orta sınıflara hitap ediyor. Daha çok
homoseksüel olanların evlenmesi konusunda başarılı çalışmalar
yapmış. Yani toplumun kanayan yaralarına dokunmuyor. Merkel'e
eleştirileriyse şu yönde. Merkel seçim kampanyasını, *//*"İyi ve
güzel bir Almanya'da birlikte yaşayalım"*//*diye ifade etti. Martin
Schulz da *//*"Evet, iyi ve güzel bir Almanyamız var. Ama herkes
Merkel'in göstermiş olduğu gibi mutlu değil. Çünkü mutsuz olanlar
var."*//*dedi. Onlara örnek olarak bakıcılar, kreşlerde çalışanlar,
düşük bir ücretle herhangi bir işte çalışıp da geçimini sağlayamayan
insanlara dikkat çekti ama çok parçalı. Çünkü SPD'nin güç
toplamasının asıl nedeninin o ajanda politikasından dönüş aynı
Corbin'in İngiltere de politikasından dönüşü gibi bir aktör olmadığı
takdirde Alman Sosyal Demokrat Partisi'nin bir yükselişe
geçmeyeceğini herkes biliyor. Ama bunu Martin Schulz ile yapamazlar.
Çünkü Schulz'un da böyle bir politikası yoktu. Onun için SPD de şu
an büyük bir krizin içerisinde ve dönüşü mümkün değil. Türkiye'den
politikalara baktığımızda, düellolara baktığımızda Merkel'den daha
radikal bir söylem tutturdu. Birincisi, *//*"Ben başbakan olursam AB
müzakerelerini keserim"*//*dedi. Merkel ise biraz daha Alman siyasi
sermayesinin, Almanya'nın Türkiye üzerindeki siyasi çıkarlarını
hayata geçirebilmeye dair bir umudu olduğu için kapıyı kapatmıyor.
Daha yumuşak görünüyor ama burada Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Sosyal
Demokratları bilinçli bir şekilde hedef haline getirdiğini
görüyoruz. Onun arkasındaysa Erdoğan'ın işaret ettiği küçük bir
partiye oyların gitmesi ifade ediliyor. Çünkü kamuoyu araştırmaları,
Türklerin burada muhafazakâr da olsa AKP seçmeni de olsa SPD tercih
ettiklerini, oylarını sol partilere verdiklerini biliyoruz.
Cumhurbaşkanı sık sık SPD'yi, Yeşiller'i hedef alarak bu seçmen
kitlesini orda koparıp işaret etmiş olduğu küçük bir partiye
yönlendirmeyi hedefliyor. İkisi arasındaki asıl farkı söylüyor. Dün
akşam röportajında da onu söylüyor. *//*"Merkel daha uzlaşmacı ama
diğerleri daha kötü bizim için"*//*diyor."*/
Almanya - Köln / Almanya'daki Türkler
©*REUTERS*/ Vincent Kessler
Almanya'daki Türk seçmen ‘*Erdoğan'*ı dinlemiyor'
‘ERDOĞAN*'IN ÇAĞRISININ ETKİSİ*'
Almanya'da yaşayan Türk kökenlilerin tek bir partiye angaje
olmadıklarına vurgu yapan Özdemir, Erdoğan'ın*CDU/SPD* ve Yeşiller'e
oy vermeme çağrısının etkilerinin fazla olmamakla birlikte, ne kadar
etkili olduğunun sandıkta ortaya çıkacağını vurguladı:
/*"61,5 milyon seçmenden aşağı yukarı 40-45 milyon seçmen oyunu
kullanıyor. Onun için 45 milyon içerisinde Alman İstatistik
Dairesi'nin verilerine göre 720 bin Türkiye kökenli seçmen var. Bu
720 bin seçmenin oylarını tek bir partiye kullandığını düşününki o
zaman bile etkisi olmuyor. Ama şunu da biliyoruz ki Almanya'da
yaşayan Türkiye kökenliler tek bir partiye angaje değiller,
olmazlar. Herkes kendi düşünce şekline, yaşam şekline göre Alman
partilerine oyunu veriyor. Bundan sonra da vermeye devam edecek.
Burada asıl önemli olan AKP seçmeni ya da AKP'nin ideolojik etkisi
altında olan kitleleri aslında koparmak. Şimdi bu konuda elimizde
bir veri olacak. Bir veri de var aslında. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın
tarif ettiği Alman Demokratlar Birliği Partisi ile Yenilik ve Adalet
Partisi ikisi geçtiğimiz mayıs ayında Kuzey yapılan parlamento
seçimlerine katılmışlardı ve toplam 30 bin oy almışlardı. Şimdi BİP
partisi, içinde Arapların da bulunduğu bir parti olduğu için
doğrudan AKP ile angaje halinde değil. AKP ile angajman halinde.
Onun için ikisinin toplam oyunu da hesaba katarsak Kuzey Almanya'da
bunlar 30 bin oy almışlar. Bu ölçü elimizde var. Önümüzdeki seçimde
Kuzey Almanya'da ADB bu ölçünün üzerinde oy almış olur, sayıyı
katlarsa o zaman Cumhurbaşkanının yapmış olduğu çağrının bir
anlamının olup olmadığını görmüş olacağız. Somut veriyi ancak o
zaman görürüz. Ancak bir etkisi olacaktır tabi ki. Hiç olmaz
demiyorum. Ama ne kadar olacağını ancak pazar akşamı göreceğiz."*/
‘ERDOĞAN*'IN TUTUMU IRKÇI OYLARI YÜKSELTTİ*'
Almanya seçimlerinde Türkiye'nin gündemde öne çıkmasını
ırkçı*AFD*'nin işine yaradığını ve Merkel'in zora girdiğini
vurgulayan Özdemir, ırkçı oyların yükselmesindeki Türkiye etkisinin
yadsınamayacağını ifade etti:
/*"Erdoğan aslında bir taraftan Sosyal Demokratlar ile Hıristiyan
Demokratları biraz ayırıp Sosyal Demokratlara biraz daha fazla
vurduğunda Merkel'i doğrudan hedef almıyor. Ama özüne baksak,
Türkiye'nin Almanya seçimlerinin gündemi haline gelmesi en çok da
özellikle sığınmacılar konusunu gündeme alan AFD'ye yaramıştır.
Çünkü bunlar açıkça İslam düşmanlığı, Müslüman düşmanlığı üzerine
bir propaganda yapıyor ve Türkiye'nin Müslümanlıktan dolayı
Avrupa'da yerinin olmadığını söylüyor ve buradaki göçmenlere karşı
bunun propagandasını yaptı. Onun için Cumhurbaşkanının bu çıkışının,
Almanya seçimlerine müdahale etmesinin en çok AFD'nin işine
yaradığını söyleyebiliriz. AFD'nin işine yaradığında ise Merkel'in
biraz zora girdiğini görüyoruz. Çünkü AFD oylarını yükselttikçe
Hıristiyan Demokratların oylarında bir azalma görülüyor. O nedenle
Merkel'e tam çalışmadı. Ama bence, ırkçı partilerin güç
toplamasında, Erdoğan'ın Almanya seçimlerine müdahalesi bir faktör
olarak önümüzde duruyor."*/
Angela Merkel
©*REUTERS*/ Fabrizio Bensch
Merkel'in seçim programı açıklandı: ‘*Türkiye'*nin*AB*'ye tam üyeliğini
reddediyoruz'
‘TÜRK*-ALMAN İLİŞKİLERİ CİDDİ BİR KIRILMADAN GEÇTİ*'
Almanya'nın Avrupa Birliği ile hareket etmesi ve küresel değişimlere
seyirci kalmaması gerektiğine dikkat çeken Özdemir'e göre Amerika'nın
peşine takılmaması gerekiyor. Almanya'nın bölgedeki planlarını Türkiye
ile gerçekleştiremeyeceğini fark ettiğini ve gerilimin temelinde bunun
olduğunu ifade eden Özdemir, şu değerlendirmelerde bulundu:
/*"Amerika'nın NATO için istemiş olduğu %2'lik bütçenin silahlanmaya
ayrılmasını kesin olarak reddediyorlar. Ayrıca Sosyal Demokratlar
Merkel'i, Trump'un her dediğine evet demekle eleştiriyor. Ama
Almanya'nın küresel güçteki dengelerde, paylaşım mücadelesinde Almanya
olarak hareket ettiği takdirde bunu kaybedeceğini biliyor. Onun için AB
üzerinden bütün dış politikasının merkezine AB adına hareket etmeyi
koyduğu için Almanya olarak hareket etmiyor. Almanya olarak hareket
ettiği takdirde ise sizin söylediğiniz gibi dünyadaki korku ve
endişeleri artıracak, Almanya'nın geçmiş, karanlık tarihini yeniden
gündeme getirecek. Onun için mümkün olduğu kadar Avrupa adına hareket
ediliyor. Ama Avrupa da şu an bakarsanız kim? Almanya. Çünkü
İngiltere'nin AB'den çıkmasıyla birlikte Fransız-Alman ittifakının
giderek domine olduğu ve dünyadaki paylaşım sürecinde daha etkin rol
oynadığı görülüyor. Ama bugünkü rekabette Çin'in yükselişi, Hindistan,
diğer bölgelerdeki güçler ve özellikle Avrupa'nın kapısındaki paylaşım
mücadelesinde Avrupa'nın ciddi bir ağırlığının olmadığını da herkes
biliyor. Onun için daha çok geleceğe dair planlar yapılıyor. Merkel'in
Ortadoğu'da bir yer kapma planları içerisinde, Türkiye önemli bir rol
oynuyordu aslında. Ama Türkiye'nin hem Amerika'yla hem Rusya'yla hem
Çin'le girmiş olduğu ilişkiler yeni bir aktörün sürece dâhil edilmesini
zorlaştırdı. Aslında gerilimin temel kaynaklarından birisi bu.
*//*"Almanya ile şimdi burada ilişkiyi kapatalım ama sonra yeniden
başlarız"*//*dendi. Bunu da zaten Cumhurbaşkanı Erdoğan her fırsatta
söylüyor. Seçimlerden sonra her şey giderek normalleşecek. Ama kolay
olacağını düşünmüyorum. Ben Türk-Alman ilişkilerinin çok ciddi bir
kırılmadan geçtiğini düşünüyorum. Bu kırılmada Türkiye eksen değiştirir
mi değiştirmez mi bilmiyorum. Ama Almanya özellikle bölgesel planlarını
mevcut olan hükümet ve Cumhurbaşkanı yapamayacağı konusunda emin. Bütün
planlarını ona göre yapıyor."*/
*/https://tr.sputniknews.com/ceyda_karan_eksen/201709221030287403-almanya-irkcilik-erdogan-rol//*
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-170924221223 Oraj Poyraz At Alpinaasia
[email protected]
2017/09/24 23:23 4 58 [email protected]
--
Dogruluk sonsuzlugun gunesidir.
Nasil olsa dogar.
Wendell phillips
Gazze de, Myanmar da, Suriye de Muslumanlar olduruluyor, Sarki Turkistan
da oruclulara zorla su iciriliyor, Islam dunyasinin her yerinde zulum,
kan, kiyim, savas, kufur var.
Bizim dini butun, bu olup bitenleri ajans haberlerinden ogreniyor.
Mehmet Sevket Eygi
Murtecilerin cok sevdigi ve onemsedigi fikir adami.
Gelecegin Enerji Kaynagi Bal...
23 Temmuz 2013
Kisa bir sure once tuhaf bir olay yasandi. Severek izledigimiz bal
reklamlari bir linc kampanyasina kurban edildi ve bazi bal firmalarina
reklam yasagi getirildi. Anlasilan o ki Turkiye nin bal potansiyeli
birilerini rahatsiz etti. Ve dugmeye basildi. Ulkemiz uzerinde oynanan
bu son oyunun amaci gayet net: Bor gibi bali da bitirmek. Petrolu
cikarttirmayan, boru kullandirtmayan guc, simdi de bali bitirmek istiyor.
Bal firmalarina yapilan bu operasyon CIA ve FBI in oyunudur. Normalde
birbirlerinden olesiye nefret eden bu iki orgut, birbirleri hakkinda Hey
burada federalleri istemiyoruz! , Tanri askina burada CIA in isi ne!
gibi muhabbetler yapan bu iki kurum, mesele bal olunca canciger kardes
olup operasyona girisiyorlar. Amac Turkiye de bali bitirmek.
ARILARIN SALTANATI BITIYOR
Neymis, bu ballar organik degilmis, arisiz balmis bu, sekerden
yapiliyormus... Bak sen! Adam arisiz bal uretmis, sen takdir edecegine
camur atmaya kalkiyorsun. Hic ari kullanmadan bal uretiyor adam. Bu bir
basaridir. Ama maalesef alkislamak gereken yerde kotuluyorlar. Sen inek
kullanmadan sut uretebiliyor musun? Var mi boyle bir kabiliyetin? Inek
kullanmak yok ama. Yapamazsin! O zaman yapani da kiskanmayacaksin.
Ari kullanmadan uretilen bal cok daha kiymetlidir. Niye? Cunku ari
dedigimiz hayvan sokan bir hayvan. Amacsizca sokan bir hayvan. Herhangi
bir amaca hizmet etmiyor sokmasi. Katil Arilar adli filmi her Turk
gencinin mutlaka seyretmesini isterim. Bal yaptigi icin el ustunde
tutulan bu hayvanlarin gercek yuzunu gostermesi acisindan ibretlik bir
basyapittir. Arilara bir kinimiz yok fakat kabul edelim ki ari dedigimiz
hayvan icin birilerini sokmak maalesef bir eglence, bir hobi haline
gelmistir. Uzucu olan budur.
BENZINCILERIN YERINI ALACAK KAYNAK
Peki bu bal nasil bir seydir ve neden FBI ve CIA bir olup yanlarina
Turkiye deki pekmez lobisini de katarak balin uzerine gitmektedir? Cunku
bal sinirsiz bir enerji kaynagidir. Ben yarim kavanoz bal yedigimde
kendime hakim olamiyorsam, duvarlara tirmaniyorsam burada muthis bir
enerjiden bahsediyoruz demektir.
Ben yarim kavanoz bal yedigimde yerimde duramiyorsam sen balla calisan
araba da yaparsin, ucak da yaparsin. Balli araba, balli ucak, balli cim
bicme makinesi cok da uzak olmayan bir gelecekte rastlayacagimiz seyler.
Belki de 10 yil sonra benzincilerin yerini bal istasyonlari alacak.
Cekecegiz otomobili, dolduracagiz bali. Ustelik 100 liralik dolum
yaparsak bir kavanoz polen de hediyesi olacak. Neden bu enerjiyi
degerlendirmeyelim? Neden dunyanin bal merkezi olmayalim?
Dunyadaki petrol ve dogalgaz rezervleri en iyimser tahminle onumuzdeki
10 bin yil icinde tukenecek. Iste o zaman bal ureten ulkeler gozde
olacak. Peki kimde var bu bal? Bizde! Reklamlardan anladigimiz kadariyla
Turkiye bal rezervinde dunyanin en onde gelen ulkesi.
Yurtdisinda kavanozu 100-150 dolardan asagi satilmayan bal bizde sudan
ucuz. Bir degil, iki degil, tam bes kavanoz bal sadece 100 lira. Ustelik
polen hediyeli. Boyle bir enerji kaynagi yok.
Baldaki potansiyeli cok onceden goren atalarimiz pek cok sarki, turku ve
atasozunde balin onemini anlatmistir. Baldiz baldan tatlidir lafi
bunlardan sadece biridir. Atalarimiz her ne kadar burada baldizin
onemini vurgulamis olsalar da inceden inceye bali da yuceltmislerdir.
Onlarin yuzyillar once fark ettigi bu gercegi bugun goremiyorsak
gercekten cok yazik.
http://beyinsizadam.net/
[email protected]
Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : [email protected]
Gruba uye olmak icin : [email protected]
Gruptan ayrilmak icin : [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin : [email protected]
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz :
http://orajpoyraz.blogspot.com/
BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.