Tıpkı 12 Eylül Darbe Dönemine benzer bir iç emir olmuş.
Biz buna _*HİZMETE MÜTEALLİK OLMAYAN EMİR*_ diyoruz.
Keyfidir, yasa dışıdır.
Devran döner, bu emir kenarda kalır elbette.
Ancak, bu günlerde kafa tutmak elbette imkansız.
Adamı uçururlar.
Ama devran döndüğünde bu emri vereni de, bu emri de hatırlarlar,
hatırlatırlar.
TSk'dan buna benzer bir emir var mı yok mu bilmiyoruz, ama varsa da
şaşırmam.
Bunlar yaşadığımız devrin doğal tezahürleridir.
Benim önerim, halen görevde olanların rüzgara uygun yelken açmaları.
Rüzgar mutlaka döner.
Zaman en iyi miyardır.

Yalnız dikkatimi çekiyor, idarenin tasarrufları giderek daha keskin,
daha ideolojik olmaya başladı.
Daha çok sünni öğretiye uygun diyelim.

Rüzgardan bahsettim.
Şimdi bir fırtınadan bahsetmek daha doğru olur.
Devlet memurları için yapılacak en uygun şey denizcilik terimiyle
camadan vurarak yelken küçültmek, fırtınanın odağından uzağa ve
kayalardan uzak sulara dümen kırmak, mümkünse otopilota bağlayıp,
kendini kamaraya kilitlemek.
Fırtınına hız kesince tekrar kaptan köşküne çıkar, sakin bir limana
doğru rota çizersiniz.

Şimdi kasırganın tam ortasındasınız.
Kusabildiğiniz kadar kusun.
Denize düşmeyin.
Tekneniz su almasın, direk kırmayın, alabora olmayın bunlara dikkat edin.

Oraj POYRAZ ( [email protected]
<mailto:[email protected]> / [email protected] /
[email protected] )
           L2fSIJNoA0xfSNxA      

------------------------------------------------------------------------


  *POLİSE ALKOLLÜ YERLERE GİTME YASAĞI: YASAK İZİNDEKİ PERSONELİ DE
  KAPSIYOR*

Antalya Emniyet Müdürü Celal Uzunkaya, emniyet personelinin planlı ve
rutin uygulamalar dışında bar, pavyon, disko ve benzeri yerler ile oyun
ve eğlence mekanlarına gitmesini yasakladı. Uzunkaya, yasağın izindeki
personeli de kapsadığını vurguladı.

Çarşamba,*13 Eylül 2017 *

Antalya Emniyet Müdürü Celal Uzunkaya, geçen*ocak *ayında çıkarılan*682
Sayılı* Kanun Hükmünde Kararname'ye *(KHK*) dayanarak bir talimat yayınladı.

/Hürriyet/'in haberine göre talimatla Antalya Emniyet Müdürlüğü’nde
görevli personelin bar, pavyon, disko, oyun ve eğlence mekanlarına
gitmesi yasaklandı. Talimatta, bu tip mekanlar ile oyun ve umuma açık
eğlence yerlerinde görev gereği yapılacak çalışmaların, mutlak suretle
sıralı amirlerin bilgisi dahilinde yürütülmesi gerektiği belirtildi.


    *'***4-10 GÜN ARASI AYLIKTAN KESME CEZASI***'*

Yazılı talimatta,*682 sayılı KHK*’nın kolluk güçlerine ceza getiren şu
maddeleri de hatırlatıldı:

/*"Görevli bulunduğu sırada görev gereği olmaksızın veya amirin izni
olmadan resmi kıyafetle kahvehane, kıraathane, lokal, kulüp ve benzeri
yerlerde oturma, üç günlüğe kadar aylıktan kesme cezasını gerektiren
fiiller. İzinli olduğu zamanlarda resmi kıyafetle, izinli olmadığı
zamanlarda görevli olmaksızın resmi veya sivil kıyafetle, personelin
girmesine veya oturup eğlenmesine izin verilen yerler dışındaki
kahvehane, lokal, kulüp veya benzeri yerlerde oyun oynayanlara 4 ile 10
günlüğe kadar aylıktan kesme cezası uygulanır. Mesleğin saygınlığını
zedeleyecek şekilde uygunsuz yerlere gitmek, resmi kıyafetle umuma açık
yerlerde alkollü içki içmek veya resmi kıyafetli olarak gizlenemeyecek
derecede sarhoş görünmek, görevine, sosyal ve aile yaşantısına zarar
verecek derecede menfaatine, içkiye, kumara ve benzeri kötü
alışkanlıklara düşkün olanlara ise meslekten çıkarma cezası uygulanır."*/


    **GİTTİKLERİ TESPİT EDİLENLER İÇİN RAPOR HAZIRLANACAK**

Talimatta, bu kapsamda hangi rütbe ve görevde olursa olsun hiçbir
personelin planlı ve rutin olarak yapılan uygulamalar dışında bar,
pavyon, disko ve benzeri yerlerle oyun ve eğlence mekanlarına
gitmeyecekleri belirtildi. Talimatta, /*"Görev harici veya görev gereği
belirtilen yerlerde bulunan ve görülen personel tespit edildiğinde
mutlak suretle rapor tanzim edilerek gerekli işlemin ifası için tarafıma
sunulacaktır"*/ denildi.


    *‘*KAMUOYUNU İLGİLENDİREN BİR KONU DEĞİL’**

Yazılı talimatıyla ilgili açıklama yapan Celal Uzunkaya,*682 sayılı
KHK*’nın ötesinde devlet memurları kanununda, diğer yasalarda,
görevlilerin, memurların nerelere gidip nerelere gidemeyeceği, nerelere
neden dolayı gidemeyeceğinin açıkça belli olduğunu söyledi. Bunun
disiplin mevzuatında da belli olduğunu belirten Uzunkaya, şöyle dedi:

/*"Bu ilgili personelin görev harici abuk sabuk yerlere gitmemesi,
giderse hakkında işlem yapılacağına ilişkin bir iç düzenleme. Bu
kamuoyunu ilgilendiren bir konu değil. Vatandaşı hiç ilgilendirmiyor.
Vatandaş kendi çalışanıyla ilgili düzenleme yaptığında, sabah otobüsle
mi gelecek, servisle mi aldıracak bunu kamuoyuyla paylaşmıyor yani."*/


    *‘*CELAL UZUNKAYA’***NIN***KEYFİ İŞLEMİ DEĞİL***’*

Uzunkaya, Emniyet Hizmetleri Disiplin Tüzüğü,*657 sayılı* kanun,*3201
sayılı* Emniyet Teşkilatı Kanunu,*2559 sayılı* Polis Vazife ve Salahiyet
Kanunu,*5442 sayılı* İl İdaresi Kanunu,*682 sayılı KHK* ve diğer
mevzuatın açıkça belirttiği bir hususu kendi personeline, *‘Arkadaşlar
şu işin dışında şu şu işlere gitmeyin’* diye malumu ilan anlamında
uyardığını söyledi. Uzunkaya, /*"Aksine bir işlem yaparsanız, tespit
edersem hakkınızda işlem yapacağım diyorum. Yapacağım işlem Celal
Uzunkaya’nın keyfi işlemi değil, yasada mevzuatta tanımlanan işlem"*/ dedi.


    *‘*İZİN DÖNEMİNİ DE KAPSIYOR’**

Uzunkaya, yasağın izindeki personeli de kapsayıp kapsamadığına ilişkin
şu yanıtı verdi:

/*"Hayır gitmeyecek, bizim emniyet teşkilatında izinde veya görevde
nereye gidip nereye gidemeyecekleri açıkça belli ki zaten. Ben
izindeyim, istediğim bara pavyona giderim eğlenirim diye bir şey yok.
Tabi ki kapsıyor. Bizim teşkilatımız bir disiplin mesleği. Görev için
gider oraya, planlı veya rutin görev yapılıyor, bir soruşturma,
uyuşturucu konusuyla ilgili araştırma, efendim ben kendimden görev fark
ettim şöyle gelmişken denetleyeyim burayı bakalım diye kafasını esen bu
tür yerlere gidemez. Bu zaten mevzuatta düzenlenmiş konu, orada
belirtilen hususlar da açık. Rahmetli Özal’ın dediği gibi açık seçik
ortada yani orada hiçbir ayrı anlama gelecek kelime, cümle yok. Farklı
bir lisan kullanılmamış. ‘Görev harici bu tür yerlere gitmeyeceksiniz’
diyoruz."*/

*http://haber.sol.org.tr/toplum/polise-alkollu-yerlere-gitme-yasagi-yasak-izindeki-personeli-de-kapsiyor-209557*

 
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-170913210109 Oraj Poyraz At Alpinaasia
[email protected]
2017/09/13  23:26 6  64  [email protected]

 

Dunyada hersey icin, medeniyet icin, hayat icin, basari icin, en hakiki
mursit bilimdir, fendir.
1924.

K.Ataturk

Din elbette bir vicdan isidir.
Lakin din sadece vicdan isidir demek buyuk bir sapikliktir.

Mehmet Sevket Eygi
Murtecilerin cok sevdigi ve onemsedigi fikir adami.

DOGA YASALARI UZERINE DUSUNCELER -4-

Evren hakkinda anlasilmasi en zor sey, anlasilabilir olmasidir. (Albert
Einstein)

Yukardaki ironik cumleyi kurarken sanirim Einstein hakliydi. Doga bir
yandan sasirtici bir sadelikle kendini sergilerken, diger yandan elimizi
attigimiz her noktada yine ayni derecede sasirtici bir matematik
barindirmakta. Sularin icinde olusan burgaclardan, bir gezegenin yildiz
etrafinda yorungeye oturmasina, bir tasin yamactan yuvarlanmasina, iki
atomun birbirleri ile elektron alisverisinde bulunmalarina kadar her
yerde dunyanin en ustun beyinlerini zorlayan yasalar hakim. Uzun yillar
boyunca insanlar, ortaya bir mantik butunlugune bagli yasalar zinciri
koyamadan, seylerin hareketini ancak kopuk kopuk anlayabildiler.

Galileo, Iki buyuk dunya sistemi uzerine dusunceler calismasinda evrenin
merkezi nerde? diye sormus ve Simplicio ile Salviati yi konusturarak
Aristotales in evren anlayisina ciddi elestiriler getirmisti. Evrenin
merkezinin Dunya olup olmadigi sorusu cok ciddi bir soruydu ve kisa sure
icinde Galileo nun basini belaya sokacakti. Kendisinden once pek cok
dusunur bazi dinsel ve gizemli sebeplerle, evrenin merkezine Dunya yi
yerlestirmislerdi. Ayrica Pisagor gelenegine bagli kalan Yunan doga
bilimcileri ve ardillari gezegenlerin yorungelerinin tam bir daire
biciminde oldugunu savunuyorlardi. Cunku onlarin inancina gore, daire
evrendeki en mukemmel geometrik sekildi. Fakat Galileo nun basit bir
teleskop ile yaptigi gozlemler bu fikirlerle uyusmuyordu. Galileo
Jupiter in 4 tane uydusu oldugunu farketti: Europa, Ganymede, Io ve
Callisto. (Bu uydulara Galileo uydulari da denir. Gunumuzde ise Jupiter
in 63 uydusu oldugu bilinmektedir.) Bu dort uydu, Jupiter in cevresinde
donuyorlardi ve bu durum Galileo nun kafasini karistirmisti. Demek ki,
evrendeki gok cisimlerinin illa Dunya cevresinde donmesi gerektigi gibi
bir sart olamazdi. Bu durumda, Dunya nin evrenin merkezinde oldugunu ne
hakla savunabilirdik? Eserinin bir yerinde sunlari yazdi:
Jupiter in iki uydusunun New Horizons gozlem araci tarafindan cekilen
resimleri. Alttaki Io, ustteki Ganymede. Digerleri gorus acisi icinde
degiller.

Sunu da eklemeliyim ki, ne Aristotales ne de bir baskasi evrenin
merkezinin de facto (gercekten) Dunya oldugunu kanitlayamaz. Eger evrene
bir merkez araniyorsa, oraya Gunes in oturtulmasi daha yerinde olur,
sirasi geldiginde bunu herkes anlayacak.

Artik Gunes imizin evrenin merkezinde olmadigini, galaksimiz Samanyolu
nun dis halkalarindan birinde mutevazi bir sistem oldugunu biliyoruz.
Ama elbette Galileo nun bunu bilmesine imkan yoktu. Elindeki imkanlar
gayet sinirliydi; buna ragmen dusunceleri kendi cagi icin devrimci ve
cok aykiriydi.

Buyuk usta Newton a kadar; gezegenler, isigin hareketi, kutlelerin
birbirlerini nasil cektikleri gibi konular, tabiri caiz ise bulanik suda
balik avlamak gibi bir karmasa icinde yurudu. Isin icine bolca dinsel
inanclar karisiyor ve her doga tartismasinin ardindan teolojik kavgalar
patlak veriyordu. Din ile bilimin alanlari netlikle ayrilmamisti ve pek
cok insan bilimsel kuramlarin dinsel inanclari tehdit etmeye
baslamasindan rahatsizlik duyuyordu. Daha sonra gelistirilecek olan
belirsizlik gibi yeni kuramlar ve ozellikle Charles Darwin in evrim
teorisi din ve bilim kavgasini doruga tirmandiracakti. Kavga gunumuzde
de surmektedir.

Sir Isaac Newton, tam anlami ile fizikte bir donum noktasi oldu.
Kendince saplantilari olan, kavgaci, gecinmesi zor bir insandi ve
genelde cok yalnizdi. Gencliginde sevmis oldugu bir kadina kavusamamis
ve omru boyunca bekar yasamisti. Newton u anlatmak icin bir insanin
kendi omrunu harcamasi gerekir. Okul yillarinda hala Aristotalesci
gorusler hakimken Newton cebir, geometri, trigonometri dersleri almis,
Latince ve Antik Yunanca ogrenmisti. Galileo ve Kepler in calismalarini
da okumustu. Neticede, yillar suren bir egitimin ardindan bir ciftlik
evine kapandi ve burda kutle cekimi uzerinde dusunmeye basladi. Kafasina
bir elma dusunce yercekimi kanununu buldugu seklindeki inanis sadece hos
ve gercek disi bir oykuden ibarettir. Gercekte ise, en verimli
calismalarini bir kova suyun hareketlerini inceleyerek, merkezkac
kuvvetin vakum icindeki etkisini dusunerek yapmistir. Bunun disinda bir
prizma ile isigin tayflarini incelemis ve bazi eklemeler yaptigi bir
teleskop ile evrensel cekim yasalarini gelistirmistir. Calismalari
saymakla bitmez, iyisi mi kendiniz bir yerlerden bulup okuyun derim. En
buyuk eseri Philosophiae Naturalis Principia Mathematica (Doga
felsefesinin matematik ilkeleri) kitabinda hareket ve kutle cekim
kanunlarini 3 yasa ile matematiksel ve geometrik olarak anlatilmistir.

Birinci yasa: Tum cisimler bir kuvvet etkisi tarafindan durumunu
degistirmeye zorlanmadikca duzgun dogrusal hareketini veya duraganligini
korur. (Eylemsizlik yasasi)
Ikinci yasa: Bir cismin momentumundaki degisim, cisim uzerine uygulanan
itme ile orantilidir ve itmenin uygulandigi duz dogru boyunca meydana
gelir. Bir cisim uzerindeki net kuvvet cismin kutlesi ile ivmesinin
carpimina esittir. (F=m.a) (Momentum bir cismin kutlesi ve hizinin
carpimidir.)
Ucuncu yasa: Her kuvvete karsilik, her zaman esit ve ters bir tepki
kuvveti vardir: veya iki cismin birbirine uyguladigi kuvvetler her zaman
esit ve zit yonelimlidirler.

Newton sadece bazi cikarimlarda bulunmuyor, bir bilim metodolojisi de
gelistiriyordu. Kitabinin girisinde bilimin amacini ve yontemlerini
kisaca soyle ozetlemisti: Olgulardan doganin kuvvetlerini kesfetmek,
sonra da bu kuvvetler yardimiyla diger olaylari aciklamak. Once olgular
gozlemlenmeli, bu gozlemler sonucu doganin yasalari kesfedilmeli ve
olusturulan kuram olaylari aciklayabilmelidir.
Gelistirilen kuramlar mutlaka gozlem ve deneyler ile pekistirilmeli ve
matematiksel olarak modellenebilmeliydi.

Bu yasalardan hareketle Newton daha bir dizi formul gelistirdi. Hepimiz
bunlari okul yillarimizdan az cok hatirlayabiliriz. Newton un i$ik
hakkindaki calismalarina daha sonra, kuantum bahsinde deginecegim. Simdi
artik bilimcilerin elinde, net, formule edilmis ve her zaman
sinayabilecekleri yasalar vardi ve bilimsel bir yasanin hangi kriterlere
uymasi gerektigi epey sekillenmisti. S.Hawking ve L.Mlodinow un
kitabindan devam ediyorum.

Sir Isaac Newton un (1643-1727) uc hareket yasasi Dunya nin, Ay in ve
gezegenlerin yorungelerini ve gel-git gibi fenomenleri aciklayan cekim
yasasi modern bilim tarihinde yaygin bir kabul gormustur. Olusturdugu
denklemler ve onlardan yola cikarak gelistirdigimiz matematiksel cerceve
gunumuzde hala ogretilmektedir. Bina cizen bir mimar, araba tasarlayan
bir muhendis veya bir roketin Mars a nasil gidecegini hesaplayan bir
fizikci tarafindan Newton fizigi (cesitli eklemeler ve revizyonlar ile)
kullanilmaktadir.

Doga, bazi yasalar tarafindan yonetiliyor ise, sormamiz gereken uc soru var:

Yasalarin kaynagi nedir?
Yasalarda istisnalar var midir, ornegin mucizeler gibi?
Sadece bir dizi olasi yasa mi vardir?

Bu onemli sorular bilim insanlari, filozoflar ve din bilimciler
tarafindan farkli bicimlerde dile getirilmistir. Ilk soruya yaygin
olarak verilen yanit -Kepler, Galileo, Descartes ve Newton un yaniti-
yasalarin Tanri nin isi oldugudur.

Dr Hawking dogru soyluyor.Descartes, Newton gibi isimler Tanri yi inkar
etmediler. Fakat, onlarin Tanri derken anladigi sey ile, gelenekci ve
kati bir Hristiyan in, ornegin kadinlari cadilikla suclayan bir
engizisyon yargicinin anladigi Tanri arasinda daglar kadar fark vardi.
Zaten Dr Hawking bu inceligin farkinda. Filozoflar ve doga bilimciler
Tanri ile doga arasinda oyle paralellikler kurmuslardi ki, bir sure
sonra Tanri dan mi, yoksa dogadan mi bahsettiklerini anlamak nerdeyse
imkansiz hale geliyordu. Diger yandan, dindarlarin tanrisi farkliydi. Bu
tanri, yasamin her anina mudahale eden, insanlari cezalandiran ve
korkutan, dahasi O nun adina bazi insanlarin diger insanlara ceza tatbik
ettikleri askin bir tanriydi.

Felsefeciler Tanri yi inkar etmemislerdir fakat onlarin tarif ettigi
Tanri yi doga yasalarinin bir baska ifadesi olarak gorebilmek de
mumkundur. Eger Tanri ya farkli ozellikler atfedilmezse -Eski Ahit in
tanrisi olmak gibi- Tanri yi ilk sorunun, yani yasalarin kaynaginin
yaniti olarak gormek, bir gizemin yerine bir baskasini koymak demektir.

Guzel bir saptama. Tanri kelimesi bazen sorulardan kacis icin mukemmel
bir siginak haline gelebilir. Bir seyi anlamiyorsak, isin icinden
cikamiyorsak, kisaca Tanri nin hikmeti deyip bir aciklama yaptigimizi
dusunebiliriz. Bu olguyu, ABD li bir yazar olan Edward Abbey (1927-1989)
su sekilde ifade etmisti: Insanlarin dusunemeyecek kadar yorgun
olduklari zaman cikardigi iniltiye Tanri denir. Benzer sekilde Karl Marx
da (1818-1883) dunyayi yari felsefi yari teolojik cikarimlarla anlamaya
calismanin gerekmedigini, asil onemli olanin dunyayi degistirmek
oldugunu dile getirmis ve Tanri inancinin, evreni yorumlamaktan aciz
insanlarin afyonu oldugunu soylemisti: Dini istirap, bir ve ayni
zamanda, hem gercek istirabin ifadesi hem de gercek istiraba karsi bir
protestodur. Din, ezilen yaratigin ic cekisi, kalpsiz bir dunyanin
kalbi, ruhsuz kosullarin ruhudur. Din, halklarin afyonudur.

Oyle gorunmekte ki bazi kisiler felsefe ve dinin binlerce yillik
teolojik yorumlarindan bunalmislar, tum bu yorumlarin dunyadaki
haksizliklari degistirmek icin bir ise yaramadigini anlamislar ve
sonunda isyan bayragini cekmislerdi. Hawking e geri donuyorum.

Ilk sorunun yanitina Tanri dersek, isin asil zor yani ikinci soruyla
ortaya cikar: Yasalarda mucizeler, istisnalar var midir? Bu sorunun
yaniti hakkindaki gorusler kesin bir sekilde ayrilmistir. Eski Yunan in
en etkili iki yazari Platon ve Aristotales yasalarda asla istisna
olmayacagini savunur. Ancak Kitab-i Mukaddes in bakis acisina gore,
Tanri, yasalari yaratmakla kalmaz, ona yakarildiginda istisnalar da
yaratabilir: olumcul hastaliklari iyilestirmek, kurakliga son vermek,
kroketi olimpik spor olarak kabul etmek gibi.

Hawking in yazdiklarindaki alayciligi sezmemek mumkun degil. Sanki, Dr
Hawking kroket sporunun olimpik bir spor olarak kabul edilmemesine biraz
karsi. Gencliginde, henuz hastalik semptomlari ortaya cikmamisken
kendisi de kroket oynamisti. Devam ediyorum.

Descartes in goruslerinin tersine, neredeyse tum Hristiyan dusunurler
Tanri nin mucize yaratmak icin yasalari askiya almaya muktedir olmasi
gerektigini savunmuslardir. Newton bile bu turden mucizelere inanirdi.
Bir gezegenin cekim gucunun diger gezegenin yorungesi uzerinde bozulma
yaratmasindan oturu gezegenlerin yorungelerinin kararsiz oldugunu, bu
kararsizligin zamanla buyuyerek gezegenlerin ya Gunes e dusmelerine ya
da Gunes sisteminden kopup gitmelerine yol acacagini dusunuyordu. Tanri
nin yorungeleri surekli ayarladigina ya da sistemin durmamasi icin
goksel saati kurduguna inaniyordu.

Anlasilan Newton ilahi sistemin bir kaosa suruklenmesinden epey korkmus
ve Tanri nin bazen ise al atarak ufak tefek ayarlamalar yapmasi
gerektigine inanmis. Bugun ise, hem Gunes imizin hem de Dunya mizin
geleceginin pek de ic acici olmadigi one surulmekte. Orta buyuklukte bir
yildiz olan Gunes in merkezindeki cekirdek fuzyonu sona erdiginde, Gunes
icin bir olum-kalim savasi baslayacaktir. Hidrojenin tamami helyuma
donusecek, cekirdek buzusecek, yakla$ik 7,3 milyar yil sonra Gunes
kirmizi bir dev haline gelecek ve capi 150 kat artacaktir. Parlakligi
ise simdikinin 5000 misline ulasacak ve etrafindaki gezegenleri yutmaya
baslayacaktir. Ona en yakin gezegen olan Merkur un kurtulmak icin hicbir
sansi yoktur. Venus ve Dunya ise once atmosferlerini kaybedecek, ayrica
Dunya uzerindeki okyanuslar tamamen kuruyacaktir. Bunun ardindan ise
once Venus sonra Dunya, Gunes in cekim alanina kapilacaklar ve onun
tarafindan yutulup kaybolacaklardir. Astronomlar, Dunya nin bir kurtulma
sansi olup olmadigi uzerinde ciddi olarak dusunmektedirler ama goruldugu
kadari ile sevgili Dunya mizin bu gelecekten kacisi yoktur. Gerci o
zamana kadar daha epey vaktimiz var, dolayisi ile Dunya uzerindeki
senligimize devam edebiliriz.

-devam edecek-

Levent ERTURK
LEVENTERTURK1961
https://leventerturk1961.wordpress.com/


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/


BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo





 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap