Din, iman, yalan, dolan.
Her şey gösteriş, her şey sahte.
Oraj POYRAZ ( [email protected]
<mailto:[email protected]> / [email protected] /
[email protected] )
L2fSIJNoA0xfSNxA
------------------------------------------------------------------------
*YILMAZ ÖZDİL : *Al sana Arakan!
*12 Eylül 2017*
Aslına bakarsanız,*1961 yılına* kadar, efsane büyükelçimiz Necdet Kent
fark edene kadar kimsenin ruhu bile duymamıştı.
*
Coca Cola yönetim kurulu başkanı Muhtar Kent'in babası olan Necdet Kent,
ikinci dünya savaşı sırasında Marsilya'da konsolosken, yüzlerce
Yahudi'ye Türk pasaportu sağlayarak soykırımdan kurtarmış, bu yüce
davranışıyla insanlık tarihine geçmiş, Türk diplomasisini onurlandırmış,
savaştan sonra New York'ta başkonsolosluk, Bangkok, Yeni Delhi, Tahran,
Stokholm ve Varşova'da büyükelçilik yapmış, Türkiye Cumhuriyeti Üstün
Hizmet Madalyası almıştı.
*
İşte bu saygın diplomatımız Necdet Kent,*1958-60* arasında Bangkok
büyükelçimizdi. Myanmar'ın o zamanki adı Burma'ydı, Burma'da elçiliğimiz
yoktu, Bangkok büyükelçimiz oraya da vaziyet ediyordu. İlk o zaman
duydu… Türkiye'den tee*10 bin *kilometre uzakta olan, Türkiye'yle hiç
alakası olmayan, diplomatik ilişkisi bile olmayan Burma'da Osmanlıca
mezar taşları vardı!
*
*1960*'ta Tayland'tan Hindistan'a atandı, Yeni Delhi büyükelçimiz oldu,
işin peşini bırakmadı, Burma'ya resmi olarak başvurdu, ziyaret izni
istedi, Thayet şehrine gitti, ot bürümüş bir tarlada harabe halindeki
kabirleri buldu, mezar taşları kırık döküktü, tek tek inceledi,*173
Türk*'ün ismini tespit etti, ölüm tarihleri*1915*'le*1920 arasındaydı*,
detaylı bir rapor yazdı, Ankara'ya gönderdi.
*
O güne kadar Türkiye'de kimsenin ruhunun bile duymadığı hazin gerçek, o
gün ortaya çıktı…
*
Birinci Dünya Savaşı'nda Sina-Filistin cephesinde İngilizlere esir
düşen*12 bin *askerimiz, İngiliz sömürgesi olan Hindistan'a ve Burma'ya
götürülmüş, demiryolu inşaatlarında, yol inşaatlarında köle gibi
çalıştırılmış, ağır çalışma şartları, alışık olmadıkları tropik iklim ve
esir kamplarındaki salgın hastalıklar nedeniyle, beş yıl içinde hepsi
can vermişti.
*
Arap çöllerine yolladığımız evlatlarımız, haritadaki yerini bile
bilmediğimiz Asya ücralarında teker teker sönüp gitmişti.
*
(Toplam kaç kişi oldukları bugün bile hâlâ net olarak bilinmiyor ama,
maalesef, sırf Myanmar'da beş bine yakın şehit mezarı olduğu net olarak
biliniyor.)
*
Basra'daki toplama kamplarından gemilerle Hindistan'a getirilmişler,
Kalküta'daki istasyon kampında tutulmuşlar, Irrawaddy nehri üzerinde
çalışan mavnalarla Burma'ya aktarılmışlardı.*400*'er kişilik ilkel
barakalarda kalıyorlardı. Her esire haftada*40 adet* sigara, ayda bir
sabun veriliyordu. Aydınlatma gaz lambasıyla yapılıyordu. Kıyafetleri ve
çarıkları, yılda bir defa kamp yönetimi tarafından yenileniyordu. Ahşap
küçük bir barakadan cami yaptılar, aralarından biri imam oldu.
/*"İrravadi"*/ ve /*"Ne Münasebet"*/ isimleriyle gazete bile çıkardılar,
elle çoğaltıyorlardı, esprili makaleler yazıyorlar, şiirler yazıyorlar,
hayatta kalmaya, morallerini ayakta tutmaya gayret ediyorlardı. Sebze
yetiştirdiler, tavuk yetiştirdiler, hatta yumurtaları İngilizlere
sattılar. Kampta çadır hastanesi vardı, yedi Türk esir doktor
çalışıyordu, o berbat ortamda ameliyat bile yapıyorlardı. Psikoloji
allak bullaktı, çok sık intihar vakası yaşanıyordu.
*
Necdet Kent'in dışişleri bakanlığına gönderdiği rapor, Genelkurmay
arşivleriyle karşılaştırıldı, Burma'dan gelen*173 kişilik* isim listesi
teyit edildi. Necdet Kent'ten sonra Yeni Delhi büyükelçimiz olan
Seyfullah Esin, şehitlerimizin izini sürmek için*1964*'te Burma'ya
gitti, bu defa, Mekthla şehrinde*760 kabir* tespit etti. Burma
devletiyle yapılan işbirliği neticesinde anlaşıldı ki, Shewoba, Aungban,
Kyautse şehirlerinde de vardı. İngilizler nereye esir kampı kurduysa,
orada şehit kabirleri bulunuyordu. Belli ki, vefat edeni kampın kenarına
bir yere gömüyorlardı. Talihsiz askerlerimiz birer birer hayatını
kaybediyor, ölüm sırasını bekleyen talihsiz arkadaşları da başlarına
mezar taşı dikiyordu.
*
Büyükelçimiz Seyfullah Esin'in araştırmaları üzerine bir başka hazin
gerçek ortaya çıktı. Esir kamplarındaki askerlerimiz, ailelerine
ulaştırılmak üzere mektuplar yazmış, Kızılay'a verilmek üzere Kızılhaç'a
teslim edilmiş, ancak, İngiltere'ye giden mektupların çoğu Kızılay'a
verilmemiş, adreslerine ulaştırılmamıştı. Şehitlerimizin çoğu, dünyanın
öbür ucunda, aileleri tarafından nerede oldukları bilinmeden yitip
gitmiş, meçhul şekilde toprak olmuşlardı.
*
Şehitlerimizin hatırasını yaşatmak için çabalar devam etti… Thayet
şehrindeki kabirler sembolik olarak restore edildi,*1996 yılında*
/*"Thayet Türk Şehitliği"*/ açıldı. Askeri tören yapıldı, Türkiye'yi
Bangladeş-Dakka büyükelçimiz Kemal Özcan Davaz temsil etti.
*
Şehitliğin kitabesine /*"Birinci Dünya Harbi'nde Irak, Filistin, Suriye,
Arabistan cephelerinde, Osmanlı devletinin İngilizlerle yaptığı
muharebeler sırasında İngilizlere esir düşerek Burma'ya getirilen ve
burada şehit düşen Türk askerlerinin aziz anısına"*/ yazıldı.
*
Ancak… Myanmar'da Türk büyükelçiliği olmadığı için, uzaktan
akreditasyonla yeteri kadar sahip çıkılamadı, şehitliğin bakımı düzenli
olarak yaptırılamadı.
*
*2002* yılında… Türkiye'nin en önemli gezginlerinden biri olan, seyahat
turu lideri, endüstri yüksek mühendisi, emekli albay Faruk Budak,
Myanmar'a gitti, Türk Şehitliği'ni fotoğrafladı. Maalesef, şehitliğin
hali içler acısıydı, tuğla duvarları yıkılmıştı, ot bürümüştü, mezar
taşları kırılmıştı, kitabenin yazıları silinmişti. Bu fotoğrafları
internette yayınladı, Dışişlerine, Genelkurmay'a, Milli Savunma
Bakanlığı'na bildirdi, onarılması için kampanya başlattı.
*
*2004* yılında, Genelkurmay bütçesinden gerekli ödeneğin sağlandığı,
ödeneğin derhal Bangkok büyükelçiliğine gönderildiği açıklandı.
*
*2005* yılında, Faruk Budak tekrar Myanmar'a gitti. Şehitliğin hali
eskisinden kötüydü. Bildiğin tarlaya dönmüştü, yerel halk şehitliğimizin
üzerinde, şehit kabirlerinin arasında fasulye yetiştiriyordu. Tekrar
fotoğrafladı, tekrar internette yayınladı. Ama nafile… Sayın dindar
hükümetimiz kılını bile kıpırdatmıyordu.
*
*2007* yılında… Myanmar dışişleri bakanlığı, bizim dışişleri bakanlığına
resmi yazı gönderdi, Türk şehitliğinin restorasyonu ve bakımı için*100
bin *dolar bağış istedi!
Bizim dışişleri bakanlığı ne cevap verdi biliyor musunuz… /*"Talep
ettiğiniz miktar çok yüksek"*/ cevabını verdi!
*450 bin *dolarlık kol saati takan sayın dindar hükümetimiz, Türk
şehitliği için*100 bin *doları çok
buldu, vermedi.
*
*CHP* milletvekilleri bir değil iki defa soru önergesi verdi,*2009 ve
2011 yıllarındaki* soru önergelerinde /*"Myanmar'daki Türk şehitliğine
neden sahip çıkmıyorsunuz"*/ diye soruldu. Hatta,*CHP* İstanbul
Milletvekili Ahmet Tan'ın önergesinde /*"Türk şehitliği ilgisizlik ve
sahipsizlik yüzünden yok olmak üzere, girişim başlatmak için daha ne
bekliyorsunuz"*/ diye soruluyordu. Akp'den tık çıkmadı.
*
Yeni Osmanlı olduğunu filan iddia eden sayın dindar hükümetimiz,
Osmanlı-Türk Şehitliği konusunda kılını bile kıpırdatmıyordu.
Bi taraftan mitinglerde mehter marşı çalıyor, öbür taraftan Osmanlı-Türk
Şehitliği'nin yok olup gitmesine göz yumuyordu.
*
Gel zaman git zaman,*2012 oldu*… Bölgedeki küresel dengeler değişti,
Çin'le bilek güreşine giren*ABD* yönetimi, Myanmar'a el attı.
Enerji hatlarını kontrol edebilmek ve Çin'e jeopolitik engel çıkarmak
için, Arakan'ı kaşıdı, Arakan müslümanlarını Myanmar yönetimine karşı
maşa olarak, tetikçi olarak kullanmaya başladı.
Parayı Suudi kralı veriyor, taktiği*CIA* veriyordu.
Neticede, Myanmar yönetimi, devletine silah çeken Arakan müslümanlarına
kafa göz girişti.
*
Ve, bizim bademler aniden Myanmar'ı keşfetti!
*
/*"Amerikan çıkarlarına hizmet etmek için Myanmar'a gidiyoruz"*/
diyemeyecekleri için, /*"Arakan'daki müslüman kardeşlerimize sahip
çıkıyoruz"*/ ayaklarına yattılar, stratejik Ahmet Kiziroğlu atladı
uçağa, Myanmar'a gitti. Myanmar seferini sayın ahalimize şirin göstermek
için de, Myanmar'a iner inmez Türk şehitliğine gitti iyi mi…
O güne kadar görmezden geliyorlardı, Amerikan çıkarları söz konusu
olunca, aniden görmeye başladılar.
Ahmet Kiziroğlu Myanmar'a giderken, yanında yandaş medyayı da
götürmüştü, şehit kabirleri başında dua ederken pozlar verdi, üzüntülü
roller yaptı, /*"şehitliğin derhal yaptırılacağını, ilk talimatının bu
olduğunu"*/ falan açıkladı, oradan bi tane imam ayarladılar, Türk
şehitliğinin imamı dediler, Ahmet Kiziroğlu bu imama Türk Bayrağı ve
Kuran'ı Kerim hediye etti, duygulu anlar yaşandı filan.
*
Amerikan çıkarları söz konusu oluncaya kadar Türkiye'nin Myanmar'la
alakası bile yoktu, dedim ya, elçiliğimiz bile yoktu, Bangkok
büyükelçimiz Myanmar'a akrediteydi. Amerikan çıkarları söz konusu
olunca, şak…*2012*'de Myanmar'a büyükelçilik açtık.
*
Diplomasi dediğin karşılıklıdır, sen elçilik açıyorsan, onun da sana
elçilik açması lazım… Ama öyle olmadı. Bizim oraya neden apar topar
elçilik açtığımızı gayet iyi bilen Myanmar devleti, Türkiye'ye elçilik
açmadı, /*"Kahire'de elçiliğimiz var, size o baksın"*/ dedi!
*
*2015* yılında, bademler lütfettiler, Thamet Türk Şehitliği'ni biraz
restore ettiler, mezar taşlarını filan boyattılar. Dostlar alışverişte
görsün misali, makyajdan ibaret işler yapıldı. Peki, Mekthla, Shewoba,
Aungban, Kyautse şehirlerindeki şehit kabirleri için ne yapıldı? Hiç…
Hiçbir şey yapılmadı. Hepsi yok oldu.
Üstelik… Bugün bile hâlâ, Myanmar'da toplam kaç şehidimiz yatıyor,
isimleri nedir, kimdir bu çocuklar, nerelidir, bilmiyoruz.
*
Şimdi eminim, bu yazıyı hüzünle okuyanların*yüzde 99*'u /*"niye bizim
bunlardan haberimiz yok"*/ diye merak edecektir.
*
E ben de onun için yazıyorum zaten…
Oralarda yatan binlerce meçhul vatan evladından haberi olmayan bir
millet, elalemin Arakanlılarına niye ağlar arkadaş?
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-170912145954 Oraj Poyraz At Alpinaasia
[email protected]
2017/09/12 16:44 6 64 [email protected]
Omur bu kadar kisa iken amelleri kisaltip emelleri uzatma!.
Zamahsehri
( Utbe Ibnu Gazvan , devamla ) der ki : Hz.Omer ( Radiyallahu anh ) :
Atesi cok zikredip hatirlayin. Zira onun harareti pek siddetlidir;
derinligi cok fazladir, cengelleri demirdendir buyurdu
( Tirmizi )
Cehennemle ilgili hadis. Sahihmis bilenler denetlesin.
Aziz Millet Vekilleri,
Dunyaca malum olmustur ki, bizim devlet idaresindeki ana programimiz,
Cumhuriyet Halk Partisi programidir.
Bunun kapsadigi prensipler, idarede ve siyasette bizi aydinlatici ana
hatlardir.
Fakat, bu prensipleri, gokten indigi sanilan kitaplarin dogmalariyla
asla bir tutmamalidir.
Biz, ilhamlarimizi, gokten ve gaipten degil, dogrudan dogruya hayattan
almis bulunuyoruz.
Mustafa Kemal ATATURK
(Kaynak:Ataturk un Soylev ve Demecleri / Cilt 1 / Syf.389)
Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : [email protected]
Gruba uye olmak icin : [email protected]
Gruptan ayrilmak icin : [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin : [email protected]
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz :
http://orajpoyraz.blogspot.com/
BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.