------------------------------------------------------------------------

Cumhurbaşkanı*Recep *Tayyip Erdoğan'ın*ABD*'yi sert şekilde
eleştirmesinin hemen ardından*ABD*'den şok bir karar geldi.

Zarrab davasına bakan mahkeme, eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan
hakkında tutuklama kararı aldı. Hürriyet gazetesi yazarı Murat Yetkin,
bugün kaleme aldığı /*"Erdoğan ABD’ye (bu şartlar altında) gidecek
mi?"*/ başlıklı yazısında dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.


    *HÜRRİYET GAZETESİ YAZARI MURAT YETKİN*:*ERDOĞAN ABD'YE* *(BU
    ŞARTLAR ALTINDA*)*GİDECEK Mİ*?

İşte gündemi sarsan konuya ilişkin olarak Murat Yetkin tarafından kaleme
alınan o yazı;

"Cumhurbaşkanı*Tayyip *Erdoğan’ın dün,*8 Eylül*’de Zafer Çağlayan’ın
adını Reza Zarrab iddianamesine koyulmasını Türkiye’ye karşı bir adım
ilan etmesinden birkaç saat sonra*ABD* mahkemesi bu defa Çağlayan
hakkında tutuklama kararı aldı.*ABD* ile ilişkiler düne göre bugün

çok daha gerilmiş durumdadır.

Erdoğan’ın konuşmasıyla tutuklama kararının açıklanması arasında geçen
sürede Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün, Çağlayan’ın adının iddianameye
koyulmasının Fethullahçıların sakız gibi çiğnemeye başlaması benzetmesi,
bunun hukuk devletinde yeri olmadığı sözleri vardı.

Erdoğan Kazakistan seyahatine çıkmak üzereyken konuştuğunda henüz
yataklarından yeni kalkmakta olan Amerikalı yetkililerin işe gidip
mesaiye başlama süresidir arada geçen.

New York Sulh hâkimlerinden Katharine Parker imzalı kararda Çağlayan’ın
yanı sıra, evinin yatak odasında ayakkabı kutuları içinde *4*,*5 milyon
*dolar bulunduğu açıklanan Halk Bankası eski Genel Müdürü Süleyman
Aslan, bankanın uluslararası operasyonlardan sorumlu Genel Müdür
Yardımcısı Levent Balkan ve Zarrab’ın kuryesi Abdullah Happani hakkında
da tutuklama kararı verilmiş.

Çağlayan ve diğer Türk yetkililerin de*22 Mart 2016*’dan bu yana*ABD*’de
tutuklu bulunan Zarrab’ın*ABD*’nin İran’a ambargosunu delmesine yardımcı
olmakla suçlanıyor. Oysa dün Erdoğan’ın da izah ettiği üzere,
Türkiye’nin İran’a yönelik bir ambargo kararı o gün de yoktu, bugün de
yok. Hatta Türkiye’nin İran’dan petrol alımı*ABD* tarafından kapsam dışı
sayılıyordu. Yine de bu durum*ABD* yargı makamlarının bugün*AK*
Parti’nin eski bir bakanı hakkında, Türkiye’yi küçültücü bir şekilde
tutuklama kararı almasına engel olamıyor.

Bu durumda*17 Aralık 2013*’teki soruşturmasında Zarrab’dan –değerli bir
saat dâhil- rüşvet almakla suçlanan ve*25 Aralık *soruşturması açılmadan
bir kaç saat önce dönemin başbakanı*Erdoğan *tarafından görevden alınmış
olan ekonomi eski bakanı Çağlayan*ABD* topraklarına ayak basar basmaz
tutuklanma tehlikesiyle karşı karşıya.

Tabii bir de Erdoğan’ın bu yıl*Mayıs *ayında*ABD* Başkanı Donald Trump
ile Washington’da görüşmesini takiben kendisini protesto eden
göstericilerin koruma polisleri tarafından dövülerek dağıtılması olayı
var. Amerikalılar abartmış, son anda seyahate gitmeyen bir görevli
hakkında da adı listede olduğu için tutuklama kararı vermişler ama bu
durumu pek değiştirmiyor. Hakkında tutuklama kararı verilen koruma
polislerinin Erdoğan’ın*16 ya* da*17 Eylül*’de başlaması beklenen*ABD*
seyahatine katılması pek mümkün görünmüyor; ülkeye ayak bastıkları an
tutuklanabilirler.

Bir de tabii ortada heyula gibi duran ve hiçbir yere ilerlemeyen
Fethullah Gülen’in iadesi davası var. Gülen, Bakanlar Kurulu tarafından
Türk vatandaşlığından çıkarılırsa iade talebi artık geçersiz mi kalacak?
O da belli değil.

*ABD*’nin gerek siyaset, gerek yargı makamları Erdoğan’a vücut diliyle
adeta/*" gelme"*/ diyor.

Erdoğan ise dün *–tabii tutuklama kararı öncesinde-* bütün bunları
görüştüklerinde Trump ile konuşacağını söyledi.

Trump ile henüz alınmış bir randevu yok, ama Türkiye’nin randevu
talebine resmen ret yanıtı da verilmiş değil, en azından bu yönde
yapılmış bir açıklama yok.

Zaten konunun en kırılgan noktası da burası; yani Trump ile görüşme olup
olmayacağı.

Yoksa Birlemiş Milletler Genel Kurulları,*ABD* ev sahipliği yapmasına
karşın,*ABD* toprağında yapılmış sayılmıyor.

O nedenle geçmişte Erdoğan’a göre çok daha ağır koşullar altında
bulunan, -örneğin İran lideri Mahmud Ahmedinecat gibi-*ABD* yasalarına
göre tutuklanabilecek bazı liderler*BM* çalışmaları için New York’a
gelip -sıkı abluka altında tutulmalarına rağmen- başlarına bir şey
gelmeden dönebildiler.

Üstelik*BM* sadece*ABD*’nin değil, bütün üye ülkelerin, o arada
Türkiye’nin de eşit oy hakkına sahip olduğu en büyük uluslararası kuruluş.

Bu nedenle Erdoğan’a dolaylı olarak /*"gelme"*/ mesajı veriliyor olsa da
Erdoğan’ın sırf bu yüzden gitmek isteyeceği söylenebilir. Ancak siyaset
kulislerine yansıdığı kadarıyla*Erdoğan *eğer Trump’tan bir randevu
alamazsa, işte o zaman gidişini erteleyebilir; yerine Başbakan Binali
Yıldırım’ı göndermeyi düşünebilir.

Tabii*ABD* konuyu daha da tırmandırmak isterse Türkiye’nin canını en çok
acıtabileceği yeri ve konuyu biliyor: Suriye iç savaşı ve*PKK*’nın
Suriye kolu*PYD*’ye verdiği destek.*PKK*’nın Barzani tarafından*25
Eylül*’de planlanan /*"bağımsız Kürdistan"*/ referandumunun hemen
öncesinde Suriye ve Irak’ı kapsayan özerklik ilan edebileceği
konuşuluyor diplomatik kuliste;*ABD*’nin buna göz yumması Türkiye’yi
ayağa kaldıracak bir kışkırtmaya dönüşebilir.

*ABD* bakımındansa son zorlamanın bir kaç nedeni var. Bunlar arasında
Fethullahçılık davasından İzmir’de tutuklu bulunan Amerikalı rahipten
Rusya’dan alınması düşünülen S*-400* hava savunma sistemine dek değişen
konular bulunuyor. Önceki gün Senato Dış İlişkiler Komitesindeki
oturumda, Dış İlişkiler Konseyi Türkiye sorumlusu Steven Cook’un,
/*"Türkiye artık müttefikimiz ama ortağımız sayılmaz"*/ demesi yaygın
bakışı veriyor.

*AK* Parti çevrelerinde /*"Bunlar hep Obama’nın adamları, Trump
yapmaz"*/ demesi ise iyi niyet temennilerinden fazla bir değer
taşımıyor. Trump Amerikan yönetiminde çok zor ve yalnız bir konumda ve
öncelikleri arasında Türkiye ve Erdoğan’ın her ne pahasına olursa olsun
savunulması yok.

Bir başka açıdan*ABD* ile ilişkiler adeta giderek siyasi boyutunu
yitirip askerden-askere, yani askeri çıkarlar temeline oturmaya başlamış
gibi görünüyor. James Mattis’in son Ankara ziyareti bu durumun açık
ifadesi gibiydi. Bu durum hak ve özgürlüklerin biraz daha gerilemesine
yol açabilir.

Başta da söylediğimiz gibi,*ABD* ile ilişkiler bugün düne göre çok daha
gergin sayılabilir.

Avrupa Birliği *(AB*) ile gerilimin kırılıp kırılmayacağını anlamak için
en azından elimizde bir tarih,*24 Eylül *seçimleri var.*ABD* ile
ilişkilileri rahatlaması için ufukta o da görünmüyor."

*http://www.muhalifhaberler.com/erdogan-abd-ye-gidecek-mi--giderse-ne-olur--2430.html*

 
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-170909142226 Oraj Poyraz At Alpinaasia
[email protected]
2017/09/09  16:57 6  64  [email protected]

 

Gecenin en karanlik oldugu ve hic bitmeyecek sanildigi zaman, gun
dogusunun en yakin zamanidir.

Anonim Nasihat

Baska bir hadiste ise Allah en cok sevdigi kullarina, en agir ve
siddetli musibetleri verdigi bildirilmektedir:

Insanlarin en cok musibete ugrayanlari evvela peygamberlerdir, sonra
derecelerine gore (veliler ve salihler) gelir.
Kisi dinine gore bela ve imtihanlara maruz kalir.
Eger dine bagliligi varsa, belasi daha da artar.
Fakat dininde gevsek yasiyorsa ona gore musibetlerle karsilasir.
Kisiye belalar gelir gelir de artik onun uzerinde hicbir gunah kalmaz

(Tirmizi, Zuhd 57; Ahmed b.Hanbel, I/172, 174)
Lutfen bundan sonra Muslumanlardan eza, cefa ceken, basina bir musibet
gelenler aglayip, zirlamasin.
Cunku baslarina gelen her turlu olumsuzluk onlarin Allahin sevgili
kullarindan oldugunu gosteriyor.
Ben demiyorum, hadisler, ayetler boyle soyluyor.

Hurriyet insanin dusundugunu ve diledigini mutlak olarak yapabilmesidir.
Bu tarif Hurriyet kelimesinin en genis manasidir.
Insanlar bu manada hurriyete hicbir zaman sahip olamamislardir ve olamazlar.
Cunku malumdur ki insan, tabiatin mahlukudur.
Iptidai insanlarin, tabiatin herseyinden, gok gurultusunden, geceden,
tasan bir nehirden ve vahsi hayvanlardan ve hatta birbirlerinden
korktuklarini biliyoruz.
Ilk his ve dusuncesi korku olan insanin her dusunce ve dileginin mutlak
surette yapmaya kalkismis olmasi dusunulemez.
Iptidai insan kumelerinde ata korkusu ve nihayet buyuk kabile ve
kavimlerde ata korkusu yerine kaim olan Allah korkusu insanlarin
kafalarinda ve hareketlerinde hesapsiz memnular yaratmistir.
Memnular ve hurafeler uzerine kurulan bir cok adetler ve ananeler,
insanlari dusunce ve harekette cok baglamistir, o kadar ki dusunce ve
hareket serbestisi gibi bir hak mefhum malum olmamistir.
Cemaatlerin basina gecebilen adamlar, cemaati Allah namina idare ederdi

ATATURK, 1931, Lise icin yazdigi Medeni Bilgiler kitabi


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/


BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo





 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap