Selcan Abla haklı, önce kendi yasını tutacaksın, sonra başkalarının.
Ölmüş anneanem böylesine el iyisi ev ayısı derdi.
Bize ev ayısı değil ev iyisi lazım.

Oraj POYRAZ ( [email protected]
<mailto:[email protected]> / [email protected] /
[email protected] )
           L2fSIJNoA0xfSNxA        

------------------------------------------------------------------------


  SELCAN*TAŞÇI HAMŞİOĞLU*: /*"MİLLET"*/ YETİM-ÖKSÜZ DE OLUR; YETER Kİ
  /*"ÜMMET"*/E ZEVAL GELMESİN!

​Acıları yarıştırmak değil maksadım. /*"Benim acım seninkini döver"*/
diyecek halim de yok. Yaratılan bilgi kirliliği sonrasında, tam olarak
ne olduğunu bilmemiz mümkün olmamakla birlikte, Bangladeş sınırından
yansıyan görüntüler /*"insan"*/ olduğu iddiasındaki herkes için yürek
yakıcı. Hıçkıra hıçkıra ağlayan çocuklar, sersefil kadınlar, bebekler,
hayatları sırtlayabildikleri bohçalara sığdırabildikleri kadarcık kalan
yığınla insan; yaşamak için kaçarken ölüyorlar. Dayanılması zor manzaralar.

Ama hiç değilse umutları var.

Çok uzaklarda, belki adını bile duymadıkları ülkelerde, belki adını bile
duymadıkları /*"liderler"*/ onları kurtarmak için seferberlik
başlattılar. Misal Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, Myanmar yönetimi
ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nden başlayarak birçok dünya
liderini ayaklandırmak, yaşandığı aktarılan katliama müdahalelerini
sağlamak için adeta canını dişine katmış halde...

Hangi gazeteyi açsak Arakan manşetlerde,*TV* kanallarında duygu dolu
anonslar geçilmekte, keza sosyal medya tam bir infial halinde...

Ya bu umudu hiç yakalayamayanlar?

*

En başta dediğim gibi acıları yarıştırmak istemem lakin /*"ümmet"*/ için
teyakkuz haline geçen ülkemin /*"millet"*/ için kılını kıpırdatmadığı
zamanlar geliyor ister istemez aklıma;

Yanıyorum Türk olan mazlumun, Türk olan mağdurun bahtına!

Öyle derenin altından çoook suların aktığı zamanlardan bahsetmiyorum,
birkaç ay öncesinden, birkaç yıl öncesinden; misal Telafer'den...

Manşete çıkarılmadıkları, televizyon kanalları ölümüne sürgünlerini
yayımlamadığı için bilmiyor olabilirsiniz ama /*"vatan"*/ları işgal
edilen Telaferli Türkmenler de, yaşamak için ölümüne/ölüme kaçmak
durumunda kalmıştı!

Telafer'den Suriye yahut Türkiye sınırına uzanan yolculuklarda kaç aile
dağıldı; kimi yaşlı babasını, kimi yeni doğmuş bebeğini kaybetti kelle
koltukta çıktıkları yollarda. Hangi şehre yakındı, hangi kilometredeydi;
canlarından kopan canların mezarlarını bile bilmiyorlar.

İçlerinde*7-8* yaşındaki kızını tecavüzden kurtarmak için kaçan da var,
evi-işyeri yağmalandığı, ailesi katledildiği, kendisi işkenceye uğradığı
ve artık öz yurdunda tutunacak dalı kalmadığı için kaçan da...

Toplu olarak idam edildiler...

Kurşuna dizildiler...

Git birkaç yıl daha geriye; kimyasal silahlarla diri diri yakıldılar,
eritildiler Irak işgalinde!

Onlar için uluslararası kamuoyunu alarma geçiren bir /*"lideriniz"*/
oldu mu hiç;

Tek tek bütün devlet başkanlarını arayan...

Teröre, işgale, insanlık suçlarına karşı ittifak öneren...

Hepsini geçtim, Türkiye'ye ulaşmayı, yaşamayı başaranlara /*"burası da
vatanınız"*/ sıcaklığını yaşatan...

Adana'dayken Büyükşehir Belediyesi'nin çırpınışına şahit olmuştum başka
da kimse görmedim /*"milletine"*/ sahip çıkabilmek için o düzeyde
seferberlik başlatan;

Kimi evlerde bir döşek, bir battaniye bile yoktu çocuklar mukavvalar
üzerinde yatıyordu; çoğu hasta... Gönüllü doktorlar olmasa, bakacak
hastane bile yoktu onlara...

*

Demem o ki;

Milletin yetim-öksüzken, ümmete ana-baba olmaya çalışınca bir ukde
oturuyor insanın yüreğine...

 
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-170907225554 Oraj Poyraz At Alpinaasia
[email protected]
2017/09/08  05:22 6  64  [email protected]

 

Yasayan bir amerikan ayyasi olu bir yunan tanrisindan daha cok
ilgilendirir beni.

Charles Bukowski Sozleri / Heinrich Karl Bukowski / Bilge Sozleri

ISLAM SERIATINDA KADIN ERKEK ESITLIGI(!?)

Islam Seriati, kadina ustun yeri verdigi nden, kadin haklari ndan soz
edemez. Edemez cunku: Kur an indaki kadin la ilgili ayetler, hep kadinin
zararina, kadini kucultucu dogrultudadir. Ornek:

- Bakara Suresinin 228. ayetinde: Erkeklerin, kadinlarin zararina,
onlardan ustunlugu (derece) vardir. deniyor.

- Kur an in Tanri si, hep eril sozcuklerle ( huvellahu... gibi)
anlatilir. Sozcukler, bu Tanri nin erkekligi ni anlatir niteliktedir.
Onun icin de erkek lerin ustun ve kadin larin asagi (dahasi asagilik)
gorulmesi dogaldir.

- Erkek lerin derece lerinin, kadinlarin zararina olacak bicimde ustun
oldugunu anlatan ayet le ne demek istendigine iliskin tefsir lerin,
fikih larin yazdiklari, gercegi carpici bicimde sergiler:

Ornegin Fahruddin Razi soyle der: Erkeklerin derece ustunlukleri.
Erkeklerin kadinlara karsi bircok ustunlukleri vardir:

Birincisi: Erkek, akil yonunden ustundur.

Ikincisi: Diyette (oldurme olayindaki kurtulmalikta) erkegin ustunlugu
vardir (Kadin icin odenecek diyet, erkek icin odenecek diyetin yarisi
kadardir.).

Ucuncusu: Miras konularinda erkegin ustunlugu vardir.

Dorduncusu: Devlet baskani ve kadi (yargic) olmaya elverislilikte ve
taniklikta erkegin ustunlugu vardir.

Besincisi: Erkek, kadinin (karisinin) ustune evlenebilir, cariye
alabilirken, kadinin boyle bir hakki yoktur. Kocasinin ustune evlenemez,
kocanin cariye alip kullanmasi turunden kole alip kullanamaz.

Altincisi: Kocanin mirastaki payi, kadinin mirastaki payindan coktur.

Yedincisi: Koca, karisini bosayabilir, bosadiktan sonra da donus
yapabilir. Kocasinin bu eylemi, kadin istemese de gerceklesir. Kadinsa,
kocasini bosayamaz. Bosandiktan sonra da, donus yapamaz...

Sekizincisi: Ganimette, erkegin payi, kadinin payindan coktur. Erkegin
kadina karsi ustunlugu boylece ortaya cikinca, kadin, erkegin elinde
gucsuz bir tutsak gibidir... (Bkz. F. Razi, e t, Tefsiru l-Kebir, 6195.)

Oteki tefsirlerde de benzer aciklamalar yer alir ve kiminde, kadina
karsi erkegin daha baska ayricaliklari siralanir. (Bkz. Taberi, Camiu
l-Beyan, 2/275-276; Ibn Kesir, 1/271; Sevkani, Fethu l-Kadir, II 237;
Kasimi, Mehasinu t-te vi l, 3/585; Tefsiru l-Meragi, 2/167. Ayrica bkz.
Dr. Kamil Musa, Kamusu l-Mer e Derece, Beyrut, 1987, s. 15-26.)

- Hicbir hukuk sisteminde, ilkel hukuklarda bile olmayan bir sey var:
Nisa Suresinin 34. ayetinde, karilarinin kendilerine baskaldiracaklarina
iliskin kuskuya, kaygiya dusen kocalara su yol gosterilmekte: O
kadinlari dovun! Ortada suc olmadan ceza verilmesi, hangi hukuk
sisteminde bulunabilir? Onlari dovun! ifadesindeki ilkellik de ayri...

Kur an daki kadin larin zararina olan hukum leri siralamaya buradaki
yerimiz el vermez. Mirasta oglana 2, kiza 1 pay verilmesi
elestirilirken, Islamcilar, Islam oncesi donemde, kadin a bu kadar da
pay verilmedigini, kadinin, mirasta hemen hicbir hakki olmadigini ileri
surerler. Bunun, gercek le hicbir ilgisi yoktur. Kur an da, hadisler de,
kadin a yeni hak lar vermek soyle dursun, Islam oncesi haklarinin
bircogunu da elinden almistir kadinin. Bu, ayri bir yazi konusu olabilir.

Hadis lerde, kadin son derece asagilanir. Hor gorulen seylerle bir
tutulur, ugursuz gorulur. Bu konudaki hadisleri genisce gormek icin, her
bir kitabiyla karanligin belini kiran ve aydinlara, bilim adamlarina
ornek olan Prof. Dr. Ilhan Arsel in Kadin ve Seriat adli kitabi mutlaka
okunmalidir. Bu kitapta, kaynaklar da acik secik gosterilmistir. Kitabin
sonunda bir de indeks vardir ve konular, kitapta kolaylikla bulunabilir.

Bozcaada Yolunda Volvo V40 Testi

24 Temmuz 2013

Gectigimiz hafta Volvo nun yeni uretimi V40 serisi icin #osensin
kampanyasi dahilinde arabayi test etmek icin Bozcaada ya gidecektik.
Arabayi henuz gormeden begenmistim. Sonucta bu bir arabaydi ve her
halukarda belediye otobuslerinden iyiydi.

Yola cikis Hollywood filmlerini aratmayacak bir tempodaydi. Alti ustu
Bozcaada ya gidecektik ama hazirliklar bir rehine kurtarma operasyonunu
aratmiyordu. Yol haritalari, kameralarin kurulmasi, takip araci, kahve
termosu, yol gozlugu, arac kiti... Kampanyayi yuruten Havas Engage
Istanbul hicbir ayrintiyi atlamamisti. Takip araciyla her daim irtibat
halinde olmamizi saglayan bir telsiz bile verdiler. Iste o an kuskulanip
Yasa disi bir seyin icinde degiliz, oyle degil mi? diye sordum gozlerimi
kisarak.

V40 i ilk gordugumde tepkim Belediye otobusune gore oldukca kucuk oldu.
Yillardir belediye otobusunde seyahat edince insan butun kiyaslamalari
ona gore yapiyor. Sofor mahalline oturdugumda aliskanliktan olsa gerek
yasli bir teyzenin gelip yer isteyecegi tedirginligini yasadigimi itiraf
etmeliyim. Cok sukur boyle bir sey yasanmadi.

Dolmabahce den Bozcaada ya dogru hareket ettik. Ilk olarak hiz kadranini
fotografladim. Bunu 127 km hizla giderken yapmak cok kolay degil.
Kimseye tavsiye etmiyorum. Yanimdan belediye otobusleri geciyordu. Orada
tikis tikis seyahat edenleri gorunce agladim. Ama onlar guluyordu. Iki
gun sonra tekrardan aramiza doneceksin bakislariyla beni suzduler.
Yaptiklari hos degildi.

Yolda V40 in Adaptive Cruise Control sistemini test ettim. Ondeki araca
gore hizi ayarlayan bir sistem bu. Yokus yukari ya da asagi fark
etmiyor, ondeki aracla aranizda sizin belirlediginiz mesafeyi koruyacak
sekilde ilerliyor araba. Gaza ya da frene kendi basiyor. Buyuk kolaylik
seklinde degerlendirilebilir ama sofor karizmasi dedigimiz olgu yara
aliyor. Yaa cruise control olduktan sonra ben de surerim seklinde insani
yaralayan ifadelere maruz kaliyorsunuz.

Bir de dalginlikla seridinizi asarsaniz direksiyon titriyor ve sizi
gerisin geri seridinize donduruyor. Bunu da 2013 yilina geldigimiz
bugunlerde bir insan haklari ihlali ve kisi iradesine saygisizlik olarak
degerlendirdim. Trafigin emniyeti acisindan dogru olabilir fakat ozgur
irade yerlerde. 1789 Fransiz Ihtilalinin kazanimlarini birer birer
kaybettigimiz hissine kapildigimi soylemeliyim. Elbette bu ozelligi
kapatabildiginizi veya sinyal verdiginiz zaman devre disi kaldigini
belirtmek lazim.

Sorunsuz bir sekilde yola devam ediyorduk. Canakkele ye dogru cesitli
ilcelerin ve kasabalarin icinden gectik. Burada etraftaki tabelalara
bakinca bir gercegi fark ettim. Istanbul dan uzaklastikca dukkan
isimlerinde bir ozensizlik, bir vurdumduymazlik goze carpiyor. Mistik
Bufe, Ejder Pansiyon, Cogumlu Solaryum bunlardan sadece birkaci.
Ozellikle Ejder Pansiyon da durup hangi kafayla boyle bir ismi
sectiklerini ve neden hala batmadiklarini sorasim geldi. Fakat yolumuz
uzundu.

Gelibolu da arabali vapura binip karsiya gectik. Oradan Bozcaada ya bizi
goturecek vapura binmek uzere Geyikli ye dogru yola ciktik. Yol uzerinde
mola yerimiz Manzara Restaurant ti. Adindan da anlasilacagi gibi
muhtesem bir manzarasi vardi. Ama inanir misiniz bir kere bile donup
bakmadim, cunku yemek daha onemliydi. Manzara her yerde vardi.

Yolda, kirmizi i$iklarda, benzincilerde, vapurda hep ilgi odagiydik.
Unlu biri oldugum icin ilgiden $ikilmamayi ogrenmeliydim. Fakat sorular
genelde kac beygir, fiyati ne kadar minvalinde olunca hayal kirikligina
ugradim. Daha yeni piyasaya cikmis bir arabanin benden cok ilgi gormesi
uzucuydu. Arabayi suren ben oldugum icin bana da hayranlikla
bakiyorlardi. Ayagimizi yerden kesiyo iste turunde cevaplarla tevazumu
ve efendiligimi gosterince bana bir kez daha hayran kaldilar.

BOZCAADA

Bozcaada ya vardigimizda aksam olmustu. Hemen otele yerlesip bizi
bekleyen yemek masasina kavusmak icin Cabali Balikcisina gittik. Harika
bir ortamda, adaya ozgu yemeklerle birlikte leziz bir balik ziyafeti
cektik. Yemek yerken baliklarin nasil olup da bin yillardir ayni ucuz
numarayi yiyip oltaya geldiklerini sorguladim. Bu konuda kendilerini
birazcik olsun gelistirseler su an masada kizarmis halde olmazlardi.

Ertesi gun guzel bir kahvaltinin ardindan kisa bir Bozcaada turuyla
adadaki uzum baglarini, plajlari ve yel degirmenlerini gorme sansimiz
oldu. Uzum baglari neyse de o yel degirmenleri bana cok ise yariyormus
gibi gelmedi. Sanki Biz de ulke ekonomisine katkida bulunuyoruz, bos
durmuyoruz dercesine yapilmislardi. Cok uzerlerine gitmedim.

Sonunda kisa sure kaldigimiz ve bir daha gelme istegi uyandiran bu
adadan gitme vaktimiz geldi. Esyalarimi toplarken otelin duvarlarina son
kez baktim. Zorla duygusallasmaya calistim ama beceremedim.

Donus yolu gidise nazaran biraz daha agir tempoda gecti. Saatlerce araba
kullanmis olmaktan mutevellit kendimi tir soforlerinde gorulen birtakim
tuhaf hareketleri yaparken buldum. Arabadan inip bacaklari ayirarak
hafif kambur yurumek, ileride cevirme var selektorleri yapmak, arabesk
dinlemek bunlardan birkaciydi.

Takip aracinda bize eslik eden Volvo yetkilisi Serdar dan telsiz
vasitasiyla V40 in bir ozelligini daha ogrendim. Dunyada ilk defa
kaputta hava yastigi teknolojisi de V40 ta kullanilmis. Allah
gostermesin bir yayaya carpma durumunda kaputtaki hava yastigi devreye
girip yayanin kazayi en az zararla atlatmasini sagliyormus. Serdar a
Iste simdi gonul rahatligiyla birkac yayaya carpabilirim, tamam dedim.
Bunu yapmamak daha uygun olur, tamam dedi. Bu bir test surusu ve bunu
denemek icin can atiyorum, tamam diye usteledim. Ic cekti ve Lutfen saga
ceker misin, tamam dedi. Saga cektim, bana kendince hakli sebeplerle
bunu test etmememizin herkesin hayrina olacagi konusunda kafa sisiren
bir nutuk atti. Gonulsuzce kabul ettim.

Gerek kaputta hava yastigi teknolojisi gerekse aractaki sensorlerin iki
kollu ve iki bacakli bir siluet algiladiginda devreye giren alarm ve
otomatik fren sistemi yillar boyu severek yaptigimiz bir gelenegin
tarihe karismasi anlamina geliyordu: Arkadasin uzerine araba surmek. Bir
gelenegin daha yok olusunu gozyaslari icinde fark ettim.

Sonuc olarak:

Rampayi 6. Viteste 165 km hizla cikma keyfini yasadim.

Havas Engage Istanbul en ufak ayrintiya kadar bizimle ilgilendi. Son
baktigimda takip aracinda Yusuf bana corap oruyordu.

Belediye otobuslerine bir daha binmek istemiyorum.

V40 in iki gunde test edilemeyegini ogrendim. En az 5 yil kullanmak
gerekiyor.

Istanbul a yaklastigimizda arabayi biraz daha kullanmak icin Nisantasi
ndaki partiye Kars uzerinden gitmeyi teklif ettim. Bunun biraz zaman
alacagi ve daha kestirmeden gidersek vaktinde yetisecegimiz soylendi.

V40 tan ayrilirken son kez donup baktim. Bir daha benim gibi sofor
bulamayacaksin, biliyorsun degil mi? dedim. Sarildik.

http://beyinsizadam.net/turkiyede-bilim-neden-ilerlemiyor/
[email protected]


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/


BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo





 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap