------------------------------------------------------------------------


  */TEVFİK TAŞ: ALMAN FAŞİST HAREKETİNİN YAKIN TARİHİ: KORKUNÇ ÜÇ GÜN,
  LİCHTENHAGEN 1992, DÖNEMİN BAKANI MERKEL.../*

Almanya'da neo-nazi sürülerinin Lichtenhagen beldesinde sığınmacılara ve
Vietnamlı işçilere dönük katliam girişimi*25*. yılında anılıyor. Dönemin
gençlik bakanı Merkel'in faşistlerle bir araya gelip yaptığı naif
diyalog hala hafızalarda. Artık başbakan olan Merkel, saldırının
yıldönümünde ise video oyunları fuarının açılışına katıldı.

Cuma,*25 Ağustos 2017 11:24*

Almanya'da faşist hareketin Rostock-Lichtenhagen'deki /*"Korkunç Üç
Gün"*/ünün*25*. yıldönümü anılıyor.

*25* yıl önce*22 Ağustos*'ta Liman kenti Rostock'un Lichtenhagen
beldesinde sığınmacıların ve Vietnamlı işçilerin yaşadığı Sonnenblumen
Sitesi Neo-Nazi sürüleri tarafından kuşatıldı.

Evet, kuşatıldı!

*160* insanın yaşadığı yerleşke*3 gün* boyunca faşist sürüler tarafından
taşlanıyor, şişeler fırlatılıyor, dışarı çıkan acımasızca linç ediliyor
ve en sonuda molotof kokteyli ile yakılıyorsa bunun adı kuşatma değil de
nedir ki?!

Sanki*2 Temmuz 1993 Sivas* Katliamı'nın provası Lichtenhagen'de
sahnelenmiş dersiniz...

Öteden beri iyi organize olması ve istihbaratıyla övünen burjuva Alman
devletinin polisi her ne hikmetse, Stalingrad önlerinde uluyan ataları
gibi, bira eşliğinde alçakça alkış tutanların arasındaki Neo-Nazileri
oradan uzaklaştırmayı başaramıyor.

Tarih öncesi kudurmuş köpeklerin Stalingrad önlerindeki ulumalarını
Kızıl Ordu susturmuştu. Tarih öncesi kudurmuş köpeklerin uluyan
torunlarını üç gün boyunca /*"çağdaş" */Alman polisi uzaklaştıramadı!

Onlarca ağır yaralı, ölümden şans eseri dönmüş çocuklar, kadınlar...

Haber bülteni spikerinin deyimiyle, /*"olaylar yatıştıktan sonra"*/,*31
Ağustos*'da Federal Gençlik Bakanı Lichtenhagen'e gider. Bakan
tanıdıktır: Angela Merkel.

Alman karşı-devrimindeki rollerinden dolayı pek çok Alman Demokratik
Cumhuriyeti *(ADC*) yurttaşı Federal Alman Cumhuriyeti'nde *(FAC*)
ödüllendirilir. Bu ödüllendirilenlerden biri de Angela Merkel'dir.

Genç Angela Merkel gençlikten sorumlu bakan yapılır Helmut Kohl
hükümetinde. Federal Gençlik Bakanı Angela Merkel, fotoğrafta gördüğünüz
yere gidip, /*"gençler"*/ ile sohbet eder.

Neo-Nazi /*"gençler"*/in buluşup, birlikte uluma planı yaptıkları yerin
adı /*"Gross-Klein"*/, yani büyük-küçük lokali. Bu buluşma yerinin
Türkçedeki argo karşılığı malûm...

Belli ki önceden kimseyi ısırmamaları konusunda sıkıca tembihlenmiş
/*"gençler" */ile fevkalade anlayış dolu, hummalı bir sohbete girer
Bakan Merkel.

Merkel, /*"gençler"*/e sorar: /*"Diyelim ki Vietnamlı biri geldi ve
burada bira içmek istedi. Ne yaparsınız?"*/

Neo-Nazi /*"genç" */yanıtlar: /*"Burada bira içemezsin deriz..."*/

Bakan Merkel kafasını sağa sola çevirerek, hafiften /*"cık cık"*/ eder.
Ve ekler: /*"Fakat şiddet, şiddet olmaz!"*/

Karşı-devrimin genç Gençlik Bakanı'nın faşist /*"gençler" */ile olan
diyaloğu, /*"yapmayın çocuklar"*/ tadında sonlanır. Bir tek
/*"gençler"*/in başlarını okşamadığı kalmıştır Merkel'in.

Faşistlerin anlayışlı ablası rolündeki Merkel,*1992 Ekim*'inde
Stuttgarter Zeitung'a yaptığı açıklamada, sığınmacılara karşı yapılan
alçakça saldırıyı yumuşatma gayreti içinde şunları söylemişti: /*"Mesele
yalnızca gençlik fenomeni değil. Yetişkinler de böyle düşünüyor
maalesef..."*/

Oysa dönemin iki yasal faşist partisi, sözü geçen pogrom saldırısında
(toplu katletme) etkin şekilde yer almıştı. /*"Die republikaner"*/ ve
Alman Halk Birliği /*"DVU"*/ adlı yapılar, Alman devletinin engin
hoşgörüsüyle faaliyetlerini yasal planda yürütüyorlardı.

*DVU*,*2011*'de*NPD* adındaki diğer yasal faşist parti ile birleşmeden
önce,*2010*'da kamu kasasından*108 bin *avro para bile almıştı.

Alman istihbaratında /*"V-Mann"*/ adı verilen iki taraflı çalışan
ajan-provokatörlerin kamu kasasından yemlendikleri rakamlar eyaletler
bazında*milyon *avrolarla muhasebe kayıtlarına geçiyor.


    **NSU'NUN ÜÇ ELEMANI DA****'BÜYÜK-KÜÇÜK'****LOKALLERİNDE YETİŞTİ**

Merkel'in ziyaret ettiği /*"Büyük-Küçük"*/ lokallerinden yetişen
/*"gençler"*/in bir kısmı daha sonradan Beate Zschäpe, Uwe Mundlos ve
Uwe Böhnhardt adlarıyla silahlı faşist*NSU* adında yer altına inmiş,
*8*'i Türkiyeli, biri Yunan olmak üzere dokuz göçmeni öldürmüşlerdi.

*1990*'da Neo-Naziler tarafından öldürülen Angolalı sığınmacı Amadeu
Antonio Kiowa adına örgütlenen anti-faşist vakfın basın sözcüsü Robert
Lüdecke, dönemin başbakanı Helmut Kohl'un da, Gençlik Bakanı Angela
Merkel'in de ırkçı saldırıları olduğundan /*"daha küçük"*/ göstermeye
çalıştıklarına dikkat çeker.

Amedeu Antonio Vakfı basın sözcüsü Robert Lüdecke,
Neo-Naziler'in*ADC*'nin çözülmesinin /*"kurbanı"*/ olarak gösterilmeye
çalışıldığını belirtiyor.

Burjuva Alman toplumunda derin kökleri olan ırkçılık, devletin şefkatli
hoşgörüsü ve gizli desteği altında örgütlenmesi yerine, /*"komünist
diktatörlüğün baskıladığı ya da ihmal ettiği gençler"*/ olarak sunulmaya
çalışıldı/çalışılıyor.

*ADC*'nin /*"otoriter eğitim anlayışı"*/ insanları agresif yapmıştı
söylenceye göre. Sol görünümlü liberaller*ADC*'yi /*"kızıl cilalı
faşizm"*/ olarak damgalamakta adeta birbirleriyle yarışa girmişlerdi. Bu
başlıkta pek çok /*"tez"*/ çalışması akademi dünyasında mantar gibi
patlayıverdi.


    **1945 SONRASI NAZİZİM***,***BATI'DAN DOĞU'YA***...*

Faşist terörün*ADC* topraklarına girişi,*1989 sonbaharından* sonradır.
Yani Batı'nın Doğu'yu yutmasından sonra. /*"Yeni eyaletler"*/ olarak
ifadelendirilen eski*ADC* toprakları, karşı-devrim ile birlikte yalnızca
iktisadi olarak özelleştirme markası altında yağmalanmadı. Siyasi olarak
da Nazizme açıldı. Anti-komünist propagandaya gaz verilirken, Alman
istihbaratı sevk ve idaresi altındaki Neo-Nazilerin /*"önde gelen"*/
isimlerini Doğu'ya mobilize etti.

Rekor boyutlara ulaşan işsizlik, gelecek perspektifinden yoksunluk,
sosyal güvencesizlik /*"gençler" */arasında hızla taban buldu.*ADC*'de
göz açtırılmayan Nazizim, /*"birleşik Almanya"*/da bayram ediyordu!


    **İLK POGROM DENEMESİ HOYERSWERDER 1991**

Kapitalist Almanya'da bayram eden Nazizim, sığınmacılara yönelik ilk
toplu saldırı provasının yine bir doğu beldesi olan Hoyerswerde'de yaptı.

/*"Yabancılardan arındırılmış bölge"*/ konseptini hayata geçirmeye
çalışan Alman faşizmi,*17-23 Eylül 1991*'de Gana, Bangladeş, İran ve
Romanya'dan gelen*240 sığınmacının* yaşadığı yurdu*6 gün* boyunca
ablukaya aldı. Onlarca yaralanırken, onlarcası ölüm travmasını yaşamak
zorunda bırakıldı. En az güvenilir olma özelliğini koruyan güvenlik
kuvvetleri burada da /*"olaya müdahale etmekte yetersiz kalmıştı"*/...

Ardından Freital (doğu), Brendenbeck (batı), Münster (batı), March
(batı), Tambach-Dietharz (doğu), Mölln (batı), Solingen (batı) belde ve
kentlerinde göçmen ve sığınmacılara dönük ölümle sonuçlanan saldırılar
başlatıldı.

Neo-Nazi terörünün en yoğun görüldüğü, ölümle sonuçlanan toplu yakma
girişimlerinin tavan yaptığı*1990 ile 1993 arasında* en fazla saldırı
ana akım medyanın iddia ettiği gibi ülkenin doğusunda (yani eski*ADC*
topraklarında) değil, batıda gerçekleşti.

Tabloda da görüleceği üzere, faşist terör yıldırma, caydırma, korkutma
üzerine kurduğu stratejisini devletin gördüğü /*"lüzum üzere"*/,
cinayetlere kadar götürdü.


    **BAŞBAKAN KOHL VE****'TAZİYE TURİZMİ' ***DEYİMİ*

*23 Kasım 1992*'de evleri yakılarak öldürülen insanlar için dönemin
başbakanı Kohl, /*"taziye turizmi"*/ ifadesinde bulunmuştu.

*ADC*'yi yutmuş olmanın verdiği böbürlenme ile televizyonların karşısına
çıkan Kohl, Mölln'e taziyeye gitmediğini çünkü /*"taziye turizmi"*/
yapmaktan kaçındığını söylemişti pişkin pişkin.

Kohl'un bu ifadesi /*"yılın en iğreti deyimi"*/ seçilmişti*1992*'de.

Alman karşı-devriminin /*"kurban"*/ı emekçiler, göçmenler, sığınmacılar
oldu. En çok da, Günter Wallraff'ın deyimiyle, /*"en alttakiler"*/ yani
göçmenler ve sığınmacılar...


    **YILDÖNÜMÜNDE MERKEL****'GAMECOM'****AÇILIŞI YAPTI**

Lichtenhagen pogromunun*25*. yıldönümünde video oyunları fuarını açmak
için Köln'e gelen Merkel, /*"Gamecom 2017"*/nin açılışında ellerini her
zaman yaptığı gibi kalp şeklinde kavuşturarak, birkaç söz etti.

Merkel video oyunları fuarının açılışında, /*"İnsan düşünmeye
başladığından beri, oyun da oynar"*/ dedi. Bu felsefi girişten sonra
sözü fazla uzatmadan sadede geldi Merkel: /*"Oyunlar iktisadi açıdan
büyük öneme sahiptirler."*/

*350 bin *ziyaretçinin beklendiği fuarda, şiddet oyunlarının yaptığı
devasa ciroyu meşrulaştırmak için de, /*"Tabii, oyunlar sorumlu bir
tutumla oynanmalıdır!"*/ demeyi de unutmadı.

Oyunla öldürme öğretilen bir sektör için gayet güzel sözler. Tıpkı,
/*"Büyük-Küçük"*/deki faşist /*"gençler"*/e verdiği öğütteki, /*"Fakat
şiddet, şiddet olmaz!"*/ın değişik bir versiyonu ile: /*"Tabi, oyunlar
sorumlu bir tutumla oynanmalıdır!"*/

*/http://haber.sol.org.tr/dunya/alman-fasist-hareketinin-yakin-tarihi-korkunc-uc-gun-lichtenhagen-1992-donemin-bakani-merkel/*

 
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-170825213820 Oraj Poyraz [email protected]
2017/08/25  23:34 6  64  [email protected]

 

Ad gloriam
Zafer icin

Latince Atasozleri

Kadin evden cikmamali perde arkasindan konusmali
AHZAB 33.evlerinizde oturun, eski cahiliye adetinde oldugu gibi acilip
sacilmayin.
Namazi kilin, zekati verin, Allah a ve resulune itaat edin.
Ey ehl-i beyt!
Allah sizden, sadece gunahi gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.
AHZAB 53.ey iman edenler!
Siz zamanini gozetlemeksizin, bir yemege davet edilmedikce, peygamber in
evlerine girmeyin.
Ancak davet edildiginiz vakit girin.
Yemegi yediginizde hemen dagilin, sohbete dalmayin.
Cunku bu hareketiniz peygamber i uzmekte, fakat o (size bunu
soylemekten) utanmaktadir.
Ama Allah, hakki soylemekten cekinmez.
Peygamber in hanimlarindan bir sey istediginiz zaman perde arkasindan
isteyin.
Bu, hem sizin kalpleriniz, hem de onlarin kalpleri icin daha temiz bir
davranistir.
Sizin Allah in resulunu uzmeniz ve kendisinden sonra onun hanimlarini
nikahlamaniz asla caiz olamaz.
Cunku bu, Allah katinda buyuk (bir gunah) tir.

DOGA YASALARI UZERINE DUSUNCELER -9-

I$ik bir dalgacik olarak mi hareket ediyordu, yoksa parcacik olarak mi?
Peki neden ikisi birden ayni anda olmasin? 1909 yilinda Albert Einstein
isinan cisimlerin davranislarini incelerken, isigin hem dalgacik hem de
parcacik davranis ozelligi gosterdigini farketmeye basladi ve sunlari
yazdi: Kanaatime gore kuramsal fizigin gelisimindeki bir sonraki safha
bize dalga ve yayilma kuramlarinin bir tur birlesimi biciminde bir i$ik
kurami getirecektir. 1926 yilinda, atomun bir i$ik paketcigi urettigine
kanaat getirilerek ortaya foton kelimesi atildi.

Isigin parcacik ozellikleri gosterdigini Max Planck da farketmisti. I$ik
sanki dalga paketleri gibi geliyor ama bunlar parcacik olarak kabul
ediliyordu. Ortada bir suru kafa kari$ikligi vardi. Sonunda Louis De
Broglie, Einstein in i$ik paketcileri icin turettigi iki denklemi
yeniden ele aldi ve iki tur davranisin ayrilmaz bir sekilde butun
olusturdugunu tezine yazdi. Yine ayni donemlerde Pauli dislama ilkesi
gelistirildi. Bu ilke, neden atomlarda elektronlarin kabuk seklinde ve
belli sayilarda yer aldigini aciklamaktaydi. 1920 li yillara
gelindiginde ise, her sey adeta corbaya donmustu. I$ik ve atom uzerine
yapilan calismalardaki dogruluklardan dolayi kuantum fiziginden kimse
vazgecemiyordu, fakat kurami derli toplu bir sekilde izah eden kimse de
yoktu. Bazilarina gore bunun soyle bir sebebi vardi. Einstein de dahil
olmak uzere, kuantum fizigine kapi aralayan bilimciler hala gecmisten
kopamamislardi ve kuantum dunyasini kla$ik fizik cikarimlariyla ele
almaya calisiyorlardi. Oysa yapilacak olan sey kuantum cikarimlarini
oldugu gibi kabul etmek ve onu kla$ik fizigin anlayisi ile kavramaya
calismaktan vazgecmekti. Neyse ki, simdi yeni jenerasyon genc bilimciler
geliyordu ve onlar hala eski mantikla gitmektense kuantumu oldugu gibi
kabul etmeye hazirdilar.

Bundan sonraki tarihceyi ise ozetlemiyecegim, cunku derli toplu bir
ozeti bile onlarca sayfa tutabilir. Dunyanin her yerinden yasli veya
genc bilimciler, su kuantum denen seyin ne ifade ettigini anlamak icin
binlerce deney yaptilar, yuzlere varsayim gelistirdiler. Hic kimse tam
olarak sunu anliyamiyordu; bir partikul hangi yasaya gore hareket
etmekte veya yon tercihi yapmaktaydi?

Fizik tarihine cift yarik deneyi olarak gecen deney, cesitli fizikciler
tarafindan bir i$ik kaynagi veya elektronlar gonderen cihazlar
kullanilarak gerceklestirilmistir. Cagdas fizigin buyuk ustasi Richard
Feynman a gore bu deney kuantum fizigini anlayabilmenin tek yoludur ve
butun gizem deneyin sonuclarinda saklidir. Dr Hawking in kitabindan
alintilara geciyorum. Cift yarik deneyinin ve yorumlarinin tumunu
alabilmem mumkun degil. Deneyin yuzlerce, binlerce sayfalik yorumu
yapilabilir. Ben kitaptan, onemli buldugum bazi yerleri alacagim.

Kuantum fiziginin ilkeleri 20. yuzyilin baslarinda, doganin atom ve atom
alti duzeylerini Newton kuraminin ve gorelilik kuramlarinin aciklamakta
yetersiz kaldigi anlasildiktan sonra gelistirildi.

Cift yarik deneyi ilk kez 1927 de, Bell laboratuvarinda deneysel fizikci
olarak gorev yapan ve elektron isinlarinin nikelden yapilam bir kristal
ile etkilesimi uzerinde calisan Clinton Davisson ve Lester Germen
tarafindan gerceklestirildi. Elektron gibi madde parcaciklarinin
(partikullerin) su dalgalari gibi hareket ediyor oldugu gercegi, kuantum
fizigine ilham veren sasirtici sonuclardan biridir.

Stephen Hawking in anlatmaya calistigi kuramdaki partikul parcacik
kavramini, gundelik hayattakiler ile karistirmayin. Mesela tenis
toplari, bilardo toplari, tas parcalari gibi. Bunlarin hareketleri
rastlantisal olsa dahi Newton hareket ve cekim kanunlarina
uyarlar.cift-yarik-deneyi1

Once, bildigimiz parcaciklar ile yapilan cift yarik deneyine bakalim.
Yukardaki resimde bir kaynaktan bir gozlem ekranina dogru ufak topcuklar
rastgele firlatilmaktadir. Toplar iki yariktan birinden gececek ve
arkadaki perdeye ulasacaklardir. Toplarin bir kismi yariklardan
gecemeden engele carpar ve donerler, bir kismi ise, iki yariktan
birinden gecmeyi basarir. Arkadaki perdede ise toplarin birlesmesi ile
bir oruntu olusur. Yariklara yakin noktada parcaciklar toplasirlar,
yariklardan uzaklastikca parcaciklar seyreklesir. Bunun matematigi
basittir. Arkadaki perdeye dusen toplarin sayisi, yariklardan tek tek
gecen toplarin toplam sayisina esit olacaktir. Yani; P12(x)=P1(x)+P2(x)
olarak ifade edebiliriz. Arkaya dusecek olan toplarin olasiligi, her bir
yariktan gecen toplarin olasiliklarinin toplamidir. Ayrica, perdeye
gelen her topun geriye dogru isletilebilen bir gecmisi vardir. Mesela,
son firlattigimiz top ustteki yariktan gecip arkadaki perdeye ulasirsa,
hareketi geriye dogru isletip topun kaynaga dogru geri gidisini
izleyebiliriz. Topun kutlesini, hizini ve benzer degerleri biliyorsak,
herhangi bir zaman icinde bulunabilecegi yeri tam olarak belirleyebiliriz.

Buraya kadar sorun yok. Ama kuantum dunyasinin parcaciklari boyle
hareket etmezler. Dolayisi ile, oncelikle, yukardaki tablodan cikan
sonuclari unutmaniz gerekmektedir. O tablo kla$ik Newton fizigine dayali
hareket ve olasilik tablosudur. Alintilara devam ediyorum.

Kuantum fiziginin temel kurallari doganin guclerini ve nesnelerin bu
guclere nasil tepki verdiklerini tanimlar. Newton unki gibi kla$ik
kuramlar gundelik deneyimimizi yansitan bir cerceve uzerine insa
edilmislerdir ve bu cercevede madde bireysel bir varliga sahiptir.

Yukardaki cumleye dikkat. Kla$ik fizigin parcaciklari belli bir kutlesi,
hacmi, hizi, ivmesi vb bulunan gercek parcaciklardir. Tipki ust resimde,
bir kaynaktan firlatilan toplar gibi. Ama kuantum fiziginin parcaciklari
bir olasilik dalgasidir ve hesaplamalari cok farklidir.

Newton fizigindeki parcaciklarin kesin konumu belirlenebilir, belli
yollari izler vb. Kuantum fizigi, doganin atom ve atom alti duzeylerde
nasil isledigini gosterir. Daha sonra ayrintilari ile gorecegimiz gibi,
kavramsal cercevesi tumuyle farklidir ve bu cerceveye gore bir nesnenin
konumu, yolu, hatta gecmisi ve gelecegi kesin olarak belirli degildir.
Cekim gucunun kuantum kurami veya elektromanyetizmanin kuantum alan
kurami hep bu cerceve icinde olusturulmustur.

Gundelik hayatimiza son derece yabanci bir cercevede gelistirilen
kuramlar, kla$ik fizik tarafindan olabildigince kesinlikle modellenen
basit deneylerin sonuclarini da aciklayabilir mi? Aciklayabilir; cunku
biz ve cevremizdeki her sey, akil almaz sayida atomdan olusan birle$ik
yapilariz. Bilesimleri kuantum fiziginin ilkelerine uysa da, futbol
topunu, salgami, jumbo jeti ve bizi olusturan buyuk atom topluluklarinin
yariklardan gecerken kirinimdan kacabilecegi aciktir. Yani, gundelik
nesnelerin bilesenleri kuantum fiziginin ilkelerine uymakla beraber,
Newton yasalari gundelik hayatimizdaki bile$ik yapilarin nasil
davrandigini cok dogru sekilde tanimlayan etkileyici bir kuram olusturur.

Yukardaki anlatimi acmak isterim. Kuantum fizigine cok yuzeysel yaklasan
bazi kisiler, bu fizigin diger fiziksel kuramlari yok ettikleri gibi bir
sonuca ulasirlar. Boylece, insanlara dogadaki hicbir seyin belirli
olmadigi, gerceklikten uzak bir tablo sunarlar. Bu, kesinlikle yanlis
bir yaklasimdir. Fark surdaki Newton fizigi, ozel ve genel gorelilik
kuramlari ve kuantum fizigi farkli uzay-zaman boyutlarindaki olaylari
aciklamak icin gelistirilmistir. Bunlarin her biri kendi icinde
dogrudur. Mesela, bir topun belli bir hizla giderken, bir cukurun
yanindan gecerken nasil egim kazandigini Newton fizigi ile rahatlikla
aciklayabilirsiniz. Fakat ayni hareketi gorelilik kuramlari ile
aciklayabilmek de mumkundur. Cunku, gorelilik kuraminda yer alan ve uzun
mesafelere, yuksek hizlara ait matematik degerler, bizim kendi
uzay-zamanimiza gelince herhangi bir sapma gostermezler. Dolayisi ile
ayni sonuclara varabiliriz. Diger yandan, bunun tersi dogru degildir.
Yani, yakin uzayda gecerli olan bir matematigi, galaktik olculere
uygulayamazsiniz, cunku mesafeden ve hizdan kaynaklanan buyuk sapmalar
ortaya cikacaktir.

Kulaga tuhaf gelebilir; ancak bilimde buyuk topluluklarin kendi bireysel
bilesenlerinden oldukca farkli bir sekilde davrandigini gosteren pek cok
ornek vardir. Tek bir noronun gosterdigi tepkiler, insan beyninin
gosterecegi tepkileri neredeyse hic haber vermez veya bir su molekulunu
bilmek size bir golun davranacagi hakkinda cok bir sey soylemez. Kuantum
etki alanindan Newton yasalarinin nasil ciktigini bulmak icin fizikciler
hala calismakta. Kesin olarak bildigimiz sey, butun nesnelerin
bilesimlerinin kuantum fizigi yasalarina uydugu ve Newton yasalarinin,
kuantum bilesimlerinden olusan makroskobik nesneleri tanimlamak icin iyi
bir kestirim sundugudur.

Bu nedenle Newton cu kuramin ongoruleri, etrafimizdaki dunyayi
deneyimlerken gelistirdigimiz gerceklik gorusumuze uygundur. Ancak kendi
baslarina atomlar ve atom alti parcaciklar, bizim gundelik
deneyimlerimize tamamen aykiri bir davranis sergilerler. Kuantum fizigi
bize evrenin bir resmini sunan yeni model bir gercekliktir. Bu resimde,
gercekligi sezgisel olarak algilayisimizin temeli olan pek cok kavram
artik bir anlam tasimiyor.

Yukardaki bolum de cok onemli. Dogada, bir butunu olusturan parcaciklar
ile butunun kendisi ayri ayri calisabilirler. Bu gercekten yorumlanmasi
cok zor bir konudur ve sadece fizigin degil, mesela norolojinin de ilgi
alanina girmektedir. Beni ben yapan hangi norondur? Yoksa noronlarin
birle$ik davranisi, kendi basina tek bir norondan farkli bir sey midir?
Evinizin onunde bir sinema salonu bulundugunu ve sizin her gun sinemaya
gelen insanlari seyrettiginizi dusunun. Tek tek her insanin hareketini
bilemezsiniz ama onlarin toplu davranislari, sinemaya gunde ortalama kac
kisinin gelebilecegi gibi bir konuda size fikir verebilir.

Kuantum fiziginin anlasilmasindaki en zor konulardan biri, temelinde
belirsizlik olan bir fizikten belirliligin ortaya nasil ciktigidir. Bir
gokdelene baktiginiz zaman, o gokdelenin aniden ortadan yok olmasini ve
baska bir yere gitmesini bekleyemezsiniz. Ortada, makro yasalara uyan
genel bir belirlilik hali vardir. Dolayisi ile kuantum fizigini adeta
bir masal dunyasi gibi dusunmemek gerekir. Atom ve atom alti
parcaciklarin davranislari ne kadar tuhaf olsa da, bu tuhaf dunya ortaya
farkli matematiksel modellemelerle aciklayabilecegimiz bir gerceklik
cikarmaktadir.

Bir sonraki bolumde yapacagimiz tartisma icin kuantum fiziginin bazi
ozelliklerinin anlasilmasi gerekiyor. En temel ozelliklerinden biri
dalga-parcacik ikiligidir. Madde parcaciklarinin bir dalga gibi
davranmasi herkesi sasirtir. Ancak isigin bir dalga gibi davranmasi
artik kimseyi sasirtmiyor. Ingiliz fizikci Thomas Young un deney
sonucunda, insanlar isigin Newton un inandigi gibi parcaciklardan degil,
dalgalardan olustuguna ikna oldular.

Newton un isigin bir dalga olmadigini soylerken yanildigi sonucuna
varilabilir. Ama parcaciklardan olusmus gibi davrandigini soylerken
hakliydi. Gunumuzde bu parcaciklara foton diyoruz.

Werner Heisenberg (1901-1976)

Kuantum fiziginin temel ilkelerinden bir digeri de, Werner Heisenberg
tarafindan 1926 da formule edilen belirsizlik ilkesidir. Belirsizlik
ilkesi bize, bir parcacigin konumu ve hizi gibi belirli verileri ayni
anda olcme yetenegimizin sinirli oldugunu soyler. Belirsizlik ilkesine
gore, parcaciginin konumundaki belirsizligi momentumundaki (parcacigin
kutlesi carpi hizi) belirsizligi ile carptigimizda elde edecegimiz sonuc
asla Planck sabitinden daha kucuk olamaz.

(Plank sabiti bir fotonun enerjisinin frekansina bolunmesiyle elde
edilen bir sabit sayidir. Yakla$ik degeri 6/10 uzeri 34 jul/saniyedir.)

Biraz tekerleme gibi olacak ama isin ozunu soyle anlatabiliriz. Hizi ne
kadar kesin olcerseniz, konumu o kadar az kesin olcersiniz, veya tersi,
konumu ne kadar kesin olcerseniz hizi o kadar az kesin olcersiniz.
Ornegin, konumdaki belirsizligi yariya indirdiginizde hizin
belirsizligini ikiye katlamis olursunuz. Sonuc olarak, kutlesi bir
kilogramin ucte biri agirliginda olan futbol topu gibi makroskobik bir
nesnenin yerini her yone dogru 1 milimetre kesinliginde saptadigimizda,
hizini saatte kilometrenin milyar milyar milyarda birinden daha kesin
olarak olcebiliriz. Topun kutlesi 1/3 tur ve konumunun belirsizligi
1/1,000 dir. Planck sabitindeki butun o sifirlara karsilik gelmesi icin
hicbiri yeterli degildir ve bu yuzden gorevi hizin belirsizligini
ustlenir. Ancak bir elektronun kutlesi 0,0000000000000000000000000000001
dir, bu nedenle elektronlarda durum oldukca farklidir. Bir elektronun
konumunu, bir atomun yakla$ik buyuklugune denk gelen bir kesinlikte
olcersek, belirsizlik ilkesine gore bu elektronun hizini saniyede arti
veya eksi 1,000 kilometreden daha kesin olcemeyiz ki bu da pek dogru bir
olcum olmaz.

Bunu farkli yorumlayanlar da olmustur. Bir baska yoruma gore ise,
elektron gibi bir parcacigin hem hizini hem konumunu ayni anda kesin
olarak belirleyemeyiz, cunku dogada hizi ve konumu ayni anda kesinlikle
belirlenebilecek boyle bir alt parcacik yoktur. Bunun soylenmesinin
sebepleri var ve bu durum parcaciklarin olasilik dalgalari ve fazlari
konusuna girildiginde daha netlikle ortaya cikacak.

Bir sonraki bolumde, cift yarik deneyinin su dalgalari ile elektronlarla
nasil sonuclar verdigini ele alacagim. Ancak cift yarik deneyinin
kuramsal yorumlari gozden gecirildikten sonra kuantum kuramina gercek
bir giris yapilabilir; cunku kuramin icerdigi cikarimlar hayal gucunun
sinirlarini zorlamaktadir.
-devam edecek-

Levent ERTURK
LEVENTERTURK1961
https://leventerturk1961.wordpress.com/


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/


BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo





 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap