Abi güzel söylemiş, çılgın projeler değil, akıllı projeler lazım.
En önemlisi insana değer veren, yaşama değer veren projeler lazım.
1999 yılında bu yana kaç yıl geçmiş.
18 yıl, dile kolay koca koca on sekiz yıl.

Allaha inanan için fazla fazla uyarı gelmiş, gani gani fırsat da vermiş.
Ama biliyoruz ki, hem halkın, hem de hükumetin inanca lafta, yalandan.
Bilinç, algı, yargı konularına hiç girmeyelim.
Sonuç ortada.

Belki geç kaldık, ama zararın neresinden dönülse kardır.
Belki iki yıl sonra deprem olacak, şimdi harekete geçsek bir sürü insan
kurtulur.
Belki beş yıl sonra büyük deprem olur, bu bize daha çok avantaj verir.

Bir aciliyet, bir öncelik sırası ortaya konur.
Bu gün işe başlansa, deprem yarın bile olsa faydası olur.
Unutmayın, deprem anında ilk toplanma bölgeleri, acil kurtarma, ilk
yardım, hasta nakil hizmetleri, depremzedelere yemek, yatak, çadır,
tuvalet, ve benzeri her türlu temel yaşam desteğinin verilmesi bu günden
planlansa yarın faydası olacak.

Büyük Marmara Depremi diyorum ben buna.
Bu deprem belki de insanlık tarihinin göreceği en korkunç, en kayıplı
deprem olacak.
Buna şimdiden hazırlamak şart.
Sanki bir savaşa hazırlanır gibi hazırlanmak gerek.

Bütün etrafımızda olup bitenler bir yana bir taraftan da Büyük Marmara
Depremi Seferberliği başlatmak şart.
Bu çok acil.


Oraj POYRAZ ( [email protected]
<mailto:[email protected]> / [email protected] /
[email protected] )
           L2fSIJNoA0xfSNxA      

------------------------------------------------------------------------


  TARIK ŞENGÜL : BÜYÜK PROJELER/ /"KÜÇÜK"/ İNSANLAR!

TARIK ŞENGÜL*19.08.2017 11:53*

*18* bine yakın insanın yaşamını yitirdiği*17 Ağustos *Depremi’nin
üzerinden*18 yıl* geçti. Trajedilerin yıl dönümleri önemlidir. Ancak*17
Ağustos*’u hatırlamak geçmiş kadar, gelecek açısından da önemli. Hepimiz
biliyoruz ki; İstanbul ve bölgesinde benzer ve hatta daha dramatik
sonuçlar yaratacak bir deprem her an yaşanabilir.

Geçtiğimiz günlerde*TMMOB*’a bağlı Odalar tarafından İstanbul için
hazırlanan bir rapor, beklenen depremde ölü sayısını*625 bin *olarak
verirken, bu büyük kayba neden olacak sağlıksız yapı stoğunun durumunu
şöyle tespit ediyor;

/*"İstanbul nüfusunun büyük bir kısmının birinci derecede deprem
bölgesinde yaşamakta. Mevcut yapı stokunun yüzde 50'si kaçak, yüzde 40'ı
deprem ömrünü tamamlamış, yüzde 27'sinin deprem riskine bağlı olarak
acilen yıkılması gerekmekte ve bu binaların sadece yüzde 35'inde DASK
var"*/.

Bu ülkede insan yaşamı kıymetli olmasa da, aradan*18 yıl*geçtikten
sonra, karşımızda bu derece karanlık bir tablonun olması kabul
edilebilir mi? Değilse, o zaman yanıt bulunması gereken soru şu; niçin
bu noktadayız ve aradan*18 yıl*geçmesine rağmen yapılması gerekenler
niçin yapılmıyor?

TMMOB raporunda mevcut yapı stoğunun %*27*’sinin yıkılması, geriye kalan
%*13*’lük bölümü içinse güçlendirme yapılması gerektiğine işaret
ediliyor. Diğer bir anlatımla karşımızda kamu otoritesinin çözüm
konusunda öne düşmesi ve milyarlarca*lira *aktarması gereken devasa bir
sorun var!

Eğer önceliğimiz insansa, büyük proje budur! Ancak büyük projeleri
seven*AKP*iktidarı tercihini başka türlü kullanıyor. Yakın dönemde
İstanbul için ilan edilen ve bir bölümünün inşasına başlanan milyarlarca
dolarlık Havalimanı, *3*. Köprü, Kanal İstanbul, Yeni İstanbul gibi
büyük projelerin hepsinin ortak bir özelliği var; mevcut kent yerine,
orman ve su havzalarının bulunduğu yapılaşmamış Kuzey İstanbul’da
yoğunlaşmaları!

Bu tercih deprem karşısında güçlendirme için kaynak bekleyen mevcut
İstanbul’u büyük ölçüde resmin dışında, kendi sorunlarıyla baş başa
bırakıyor.

Yani milyarlarca dolarlık kaynak deprem tehdidi altındaki alanlara
değil, boş arazilere akıyor.

İstanbul’un yapılı çevresi için hiç mi bir şey yapılmıyor? Haksızlık
etmeyelim, bu sorunlu yapıların bulunduğu alanlar tümüyle kendi haline
bırakılmış değil! Ancak mevcut dokuya müdahale eden kentsel dönüşüm
projelerinin de ortak bir özelliği var; ranta dönük olmaları!

Durumu anlamak açısından kentsel dönüşüm projelerinin en kapsamlısı olan
Fikirtepe’de yaşananlara bakmak yeterli. Ağırlıklı olarak alt gelir
gruplarının yaşadığı bu düşük kaliteli, yüksek katlı yapıları
dönüştürmek için verilen yüksek imar hakları eşliğinde alana giren bir
avuç firma, günün sonunda alanda yaşayanları yerinden etmekle kalmadı,
evleri yıkılıp kiraya çıkan insanların ne zaman söz verilen evlerine
erişeceklerini de belirsiz hale getirdi. Şimdi Fikirtepeli, işler
karışınca verdikleri sözü tutmayarak ortadan kaybolan müteahhitleri
arıyor (Fikirtepe için çarpıcı bir haber videosu için, bknz.
*https://www.youtube.com/watch?v=pDK5kCLz3Ug).*

Diğer kentsel dönüşüm projelerinde de durum iç açıcı değil; yapılarla
birlikte o alanlarda yaşayan insanlar da temizleniyor. Peki, nereye
gidiyor bu insanlar? Muhtemelen kentin başka bölgelerindeki depreme
dayanıklı olmayan düşük kaliteli konut alanlarına!

Mevcut dokuda deprem öncesine yönelik alınması gereken önlemler
cephesinde durum bu da, sonrası için durum farklı mı? Orada da giderek
farkına varılan bir başka skandalla karşı karşıyayız. Geçtiğimiz dönemde
Vali başkanlığında kurulan bir heyet deprem sonrası toplanma alanları
için tespitler yaptı. Bu çerçevede belirlenen*493 toplanma*alanından
bugün sadece*77*’sinin yapılaşmamış olduğu anlaşılıyor. Gerisi aradan
geçen sürede*AVM*’ler, rezidanslar, iş merkezlerine dönüşmüş.

Belli ki Büyükşehir Belediyesi bu toplanma alanları için gerekli
çalışmayı yapmamış. Her geçen gün yeni verilerle ortaya çıkan tablo bu
durumun net biçimde sağlaması olarak kendini gösteriyor. Bu alanları
planlara işlemediği gibi, özel mülkiyete konu olanları için kamulaştırma
ya da alternatifini geliştirme gibi bir yola da gitmemiş. Sonuç; bir
depremle karşı karşıya kalınsa, ortada vatandaşın sığınabileceği,
çadırların kurulabileceği yer yok!

Kısaca deprem öncesi ve sonrasıyla, ortada büyük bir sorun var. Deprem
tehdidi altındaki mevcut kentsel doku yerine milyarlarca*dolar *kimsenin
yaşamadığı spekülasyon alanlarına akıyor. Mevcut yapılı çevreye ise rant
yarattığı ölçüde ilgi gösteriliyor. Bir büyük adalet sorunu ile karşı
karşıyayız; Bu adalet sorununu çözmek önümüzde duran en önemli
görevlerden bir tanesi. O milyarlar, ya insanların verdiği vergilerden
geliyor, ya da sonunda o insanların ödeyeceği borçlanma ve krediler
yoluyla elde ediliyor. Bu aymazlık devam ederse; günü geldiğinde
güçlendirilemeyen binaların altında kalarak yaşamını yine o insanlar
yitirecek! Kuzeyde iş yapan ve ranttan payını alan bir müteahhit
/*"halkın anasını bellemekten"*/ söz ediyor ya, işte o dediği tam da bu
galiba!

------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-170819184251 Oraj Poyraz At [email protected]
[email protected]
2017/08/19  21:37 6  64  [email protected]

 
-- 

Mutlu ile arkadas olan, mutlu olur.

Hz.Ali

Peygamberin izniyle ihramdan cikip Mina da bulunan kadinlarimiza yoneldik.
Zekerlerimizden meni damliyordu .

Buhari, Hac/81; Muslim Hacc/141

M. Kemal Ataturk ten akil ve bilim uzerine...

Dunyada her sey icin, medeniyet icin, hayat icin, basari icin en gercek
yol gosterici ilimdir, fendir.
Ilim ve fennin disinda yol gosterici aramak gaflettir, cahilliktir,
dogru yoldan sapmaktir; ilmin ve fennin yasadigimiz her dakikadaki
safhalarinin gelisimini anlamak ve ilerlemeleri zamaninda takip etmek
sarttir.
***
Gozlerimizi kapayip tek basimiza yasadigimizi dusunemeyiz.
Memleketimizi bir cember icerisine alip Dunya ile alakasiz yasayamayiz...
Aksine, yukselmis, ilerlemis, medeni bir millet olarak medeniyet
duzeyinin uzerinde yasayacagiz.
Bu hayat ancak ilim ve fen ile olur.
Ilim ve fen nerede ise oradan alacagiz ve milletin her ferdinin kafasina
koyacagiz...
***
Hicbir tutarli kanita dayanmayan bir takim inanislarin korunmasinda
israr eden toplumlarin ilerlemesi cok guc olur; belki de hic olmaz...
hayat felsefesini daha genis bir acidan goren milletlerin boyundurugu
altina girmeye mahkumdur.
***
Basarili olmak icin aydin sinifla halkin zihniyet ve hedefi arasinda
dogal bir uyum saglamak lazimdir; yani aydin sinifin halka telkin
edecegi idealler, halkin ruhundan ve vicdanindan alinmis olmalidir.
***
Halka yaklasmak ve halkla kaynasmak daha cok aydinlara yoneltilen bir
vazifedir.
Aydinlarimiz nicin yuruduklerini ve ne yapacaklarini once kendi
beyinlerinde iyice kararlastirmali, halk tarafindan iyice benimsenip
kabul edilebilecek bir hale getirmeli, ve ancak ondan sonra ortaya
atmalidir.
Taassup cahillige dayanir...
Ilim cahilligi mutlaka yener, o halde halki aydinlatmak lazimdir.
***
Bu millet ve memleket ilme, irfana cok muhtac.
Tahsil yapmis, diploma almis olanlari korumak kadar...
egitim ve ogretim gormek icin Avrupa ya, Amerika ya, her tarafa
cocuklarimizi gondermeye mecburuz ve gonderecegiz.
Ilim, fen ve sanat nerede varsa gidip, ogrenmeye mecburuz.
***
Ben, manevi miras olarak donmus ve kaliplasmis bir kural birakmiyorum.
Benim manevi mirasim ilim ve akildir.
Benden sonrakiler, bizim asmak zorunda oldugumuz cetin ve koklu
zorluklar karsisinda, belki gayelerimize tamamen eremedigimizi, fakat
asla taviz vermedigimizi, daima akli ve ilmi rehber edindigimizi tasdik
edeceklerdir..


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/


BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo





 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap