------------------------------------------------------------------------


  **ÜNAL ATABAY : *ALTI BUÇUK CEPHEDE SAVAŞA / ÇATIŞMAYA HAZIR OLMAK
  (TÜRKİYE)*

*Yazar: *Emekli Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı, Genelkurmay İç
Güvenlik Şube Müdürü Kurmay Albay *Ünal Atabay’*

**

Türkiye, bulunduğu coğrafi konumu gereği sınırlarında birden fazla
cephede aynı anda bir kriz yaşaması ve/veya savaş-çatışma durumunda
olması ihtimali yüksek bir ülkedir.

Biz istesek de istemesek de, yaşadığımız bölgesel koşulların ve bölgede
gelişen olumlu veya olumsuz faaliyetlerin içerisinde bir şekilde
bulunmak zorunda olacağımız ve gelecekte de bir şekilde kalmaya devam
edeceğimiz şüphesizdir.

Söz konusu coğrafi konum, küresel odakların hedefi halindeki*Ortadoğu*
coğrafyasıdır. Üç büyük dinin ve sayısız uygarlığın çıkış noktası
olan*Ortadoğu*, yüzyıllar boyunca ticari ve askeri faaliyetlerin geçiş
noktasında yer almış, önemli sosyo-kültürel medeniyetlere ev sahipliği
yapmış, doğal yer altı zenginlerinden dolayı kavgaların hiç eksik
olmadığı ve göz yaşlarının dinmediği bir bölge olma özelliğini
sürdüregelmiştir.

Ortadoğu’nun bugüne kadar dünyada ortak kabul görmüş belirli bir
sınırları bulunmamakla birlikte, dünya siyasi ortamında /*"Büyük
Ortadoğu"*/ veya /*"Genişletilmiş Ortadoğu"*/ tanımlaması ile
uluslararası kamuoyunda sınırları tam olarak tasavvur edilemeyen
coğrafyasını, Cebelitarık’tan Afganistan-Pakistan hattına kadar uzanan
geniş bir bölge olarak tasvir etmek uygun olacaktır. Bu
kapsamda;*Ortadoğu* ülkeleri;

*-Türkiye başta olmak üzere, Türkiye’nin Güneydoğusu’nda bulunan komşuları,*

*-Arap Yarım Adasında bulunan ülkelerin tamamı, Afganistan, Pakistan ve
Sudan’ı da içine alan Kuzey Afrika ülkeleri,*

*-Doğu Akdeniz kıyısı ülkeler olmak üzere toplam 22 devletli büyük bir
coğrafya olarak tanımlanabilir.*

İçinde bulunduğumuz yakın vade ile gelecekte orta ve uzun vadede tüm
dünyanın ilgi ve etki alanında şüphesiz*Ortadoğu*
olacaktır.*Ortadoğu*’nun merkezinde de Türkiye bulunmaktadır.

Dünya petrol rezervlerinin önemli bölümü ile doğalgazın %*40 gibi* ciddi
bir bölümü bu coğrafyadan çıkarılmaktadır. Bu nedenle, burada cereyan
eden hadiseler tüm dünyayı doğrudan veya dolaylı olarak etkilemektedir.
Dolayısıyla, olabilecek tüm gelişmelerden Türkiye’nin nasibini almaması
elbette düşünülemez.

*ABD* eski Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice tarafından açıklanan;
/*"*///*Ortadoğu bölgesinde 22 devletin yeniden
yapılanacağı…"*//*[***1***]*
<http://www.turkishnews.com/tr/content/2017/08/02/alti-bucuk-cephede-savasa-catismaya-hazir-olmak-turkiye/#_ftn1>
şeklindeki ifadeleri de bu öngörüyü desteklemektedir.

Yeni Dünya düzenine önce*Ortadoğu* bölgesinin şekillendirilmesi ile
başlanacağı ifadeleri küresel güçler tarafından her ortamda dile
getirilmektedir. Yine,*Ortadoğu*’daki ilk şekillendirmenin de sözde
Kürdistan’ın kurulmasıyla başlanacağı[*2*]
<http://www.turkishnews.com/tr/content/2017/08/02/alti-bucuk-cephede-savasa-catismaya-hazir-olmak-turkiye/#_ftn2>
açıkça ifade edilmektedir.

Diğer taraftan,*Ortadoğu*’da*22 ülkenin* sınırları üzerinde yapılmak
istenilen değişikliklerin bölge ile sınırlı kalmayacağı
düşünülmektedir.*Ortadoğu*’nun hemen bitişiğinde bulunan Kafkasya
bölgesi,*Ortadoğu* ile adeta çift yumurta ikizleri gibidirler. Bu
bölgenin de yeni Dünya düzeninde kaderleri*Ortadoğu*’ya benzer akıbete
doğru evrileceğe benzemektedir. Kuşkusuz bu ülkeler; Azerbaycan,
Ermenistan ve Gürcistan olacaktır.

Aynı şekilde, Kıbrıs ve Akdeniz bölgesindeki bağları nedeniyle
Yunanistan’ı da aynı zamanda bir*Ortadoğu* ülkesi gibi değerlendirmek
yanlış olmayacaktır. Hal böyle olunca, bu bölgelerle olan tarihsel
bağları ve küresel güç olmasının yanı sıra bölgeyle olan yakınlığı
nedeniyle Rusya faktörünü de birlikte değerlendirmek gerekecektir. Tüm
bunlar birlikte mütalaa edildiğinde Türkiye’nin içinde bulunduğu
stratejik konumun zorluğu daha iyi anlaşılmaktadır.

Küresel güçlerin,*Ortadoğu*’ya yönelik adımlarını atarlarken bölgenin
saç ayağını Türkiye’nin oluşturduğunu değerlendirdiklerinden hiç kuşku
yoktur. Halen ülkemiz üzerinde devam eden siyasi saldırılar, küresel
odakların tutumları, Dünya kamuoyundaki tartışmaları yine birlikte
değerlendirdiğimizde ülkemizin gelecekte karşılaşabileceği zorluluklar
ve tehditler açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

Söz konusu zorlukların; geçmişte bölgede yaşanan tarihsel sorunları ve
halen günümüze yansıyan durumları, bölgenin etnik, dini ve mezhepsel
yapısı ile sosyo-kültürel uyumsuzlukları kapsadığını söylemek uygun
olacaktır.

Türkiye’nin bütün sınır komşuları ile yaşadığı mevcut sorunları göz
önünde bulundurulduğunda; bu durum, ülkemizin eş zamanlı olarak karşı
karşıya kalabileceği tehdidin boyutlarını ortaya koymaktadır.


    Bunlar özetle;

  *

    Yunanistan ile Eğe denizi-adaları ve Kıbrıs sorunu,

  *

    Suriye’de devam eden iç savaş ile Suriye Kuzeyi’nde oluşturulmaya
    çalışılan Kürt Özerk Bölgesi hamleleri,

  *

    Irak’ta Barzani Bölgesel Yönetimi’nin bağımsız Kürdistan yolunda
    halk oylaması yapacağı yönündeki açıklamaları,

  *

    İran’ın, Suriye’de Türkiye aleyhine tutumu ile Irak üzerinde Şii
    nüfuzunu amaçlayan Irak’ın toprak bütünlüğüne yönelik tehdidi,

  *

    Azerbaycan-Ermenistan arasında devam eden Karabağ sorunu ve buna
    bağlı devam eden sınır çatışmalarıdır.

  *

    Bu coğrafyanın kaderi; birden fazla cephede aynı anda ve/veya bir
    birini takip eder şekilde savaşmayı-çatışmayı içeren bir yapıya
    sahiptir. Nitekim, Osmanlı İmparatorluğu son dönemlerinde aynı anda
    birden fazla cephede savaşmak zorunda kalmış ve bu koşullara daha
    fazla dayanamayan Osmanlı’nın küllerinden yeni bir devlet olarak
    Türkiye Cumhuriyeti büyük zorluklarla yaratılmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti, Türklerin Anadolu’da varlık mücadelesinin son
kalesidir. Bu coğrafyada yapılabilecek bir hatanın maliyeti her birimiz
için çok yüksek olacaktır. Çünkü, coğrafya acımasız ve pervasızca hesap
yürüten küresel güçler doyumsuz olduğu sürece, atılacak her adımda
dikkatli olmak ve en kötü senaryoya karşı hazırlıklı bulunmak, millet
olarak varlık ve yokluk arasında bir seçim yapmak anlamına gelebilecektir.

Yaşadığımız coğrafya değişmedikçe, bölgenin karşılaşacağı tehdit de bir
değişiklik olmayacağı gibi, bölgenin demografik yapısındaki karmaşıklık
ile etnik, mezhepsel çatışma potansiyeli var oldukça, bu durumu
rehabilite edebilecek toplumsal değişime-dönüşüme yönelik tedbirler
geliştirilmedikçe*Ortadoğu*’nun kaderi, kader olmaktan öteye geçemeyecektir.

Küresel güçlerin*Ortadoğu* üzerinde yeni devletçikler planlamakta olduğu
yukarıda eski*ABD* Dışişleri Bakanı’nın ifadesiyle vurgulanmıştı.
Bölgenin sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik rehabilitesi sağlanmadan
devletlerin devletçikleşmesi, yeni devletlerin kurulması, şehir
devletçiklerinin oluşturulması, hiç bir şeyi ama hiç bir şeyi
değiştirmeyecektir.

Halen içinde bulunduğumuz küresel ve bölgesel gelişmeler ile bu
kapsamda*Ortadoğu*’da dayatılmak istenilen düzenlemelerin, tüm bölgeye
yayılacak şekilde çatışmalara sahne olabileceği, bu durumdan Türkiye’nin
ciddi manada etkilenebileceği, bu kapsamda; Suriye, Irak, İran,
Ermenistan, Yunanistan ve Kıbrıs olmak üzere altı cephede, iç güvenlik
harekâtını da yarım cephe olarak kabul edersek, altı buçuk cephede eş
zamanlı bir çatışmanın yaşanabileceği kıymetlendirilmektedir.

Söz konusu muhtemel cepheleri ve ana küresel güç odaklarının önümüzdeki
süreçte bölgeye olabilecek muhtemel etkilerini de sırasıyla incelemek
uygun olacaktır.


    *Genel*

Ortadoğu bölgesinde sayısız çıkar çatışmaları bulunmaktadır. Muhtemelen
yapılacak tüm ittifaklar kısa ömürlü olacaktır.[*3*]
<http://www.turkishnews.com/tr/content/2017/08/02/alti-bucuk-cephede-savasa-catismaya-hazir-olmak-turkiye/#_ftn3>
İttifak yapmadan tarafsız kalmak da bir hal çaresi olabilir, bu durum
bölgede süratli gelişmelere ayak uydurulması bakımından ileride
beklenmedik bir şekilde ortaya çıkabilecek ittifaklara geçiş kolaylığı
sağlayabilecektir.

Diğer taraftan, başlangıçtan itibaren ittifaklarda yer almak ve etkin
olmak ise, yeni gelişmelere göre değişen ittifaklar içinde rol almak zor
bir durum olabilirken, ittifak içerisinde dengeli ve/veya ittifaklar
arasında dengeli ve öngörülü tutumlar ülkemizin hareket kabiliyetini
şüphesiz rahatlatacaktır.

Arap Coğrafyası’nda oluşabilecek muhtemel cephelerin; milliyetçilikten
ziyade mezhepsel farklılıklar üzerine tesis edileceği, mezhepsel
sınırlar oluştuktan sonra, bunların da zaman içerisinde kendi aralarında
savaşacakları-çatışacakları, nihayetinde bilinen geleneksel devletlerden
ziyade küçük yerel yönetimleri içeren şehir devletçikleri dediğimiz;
mezhepsel, ekonomik, mikro milliyetçi küçük gruplar halinde federatif ve
otonomi yapılar oluşturulacağı mütalaa edilmektedir.


    **ABD**

Söylem ve tutumları itibariyle, küresel egemenliklerinin önünde en büyük
engel olarak uluslararası terörizm olduğunu, bunun bataklığının
da*Ortadoğu* bölgesinde bulunduğunu kabul ettikleri düşünülmektedir.

//*"Ortadoğu’ya refah ve özgürlük gelsin"*///, ///*"Bölgeye barış ve
istikrar gelsin"*///, ///*"Ortadoğu’ya demokrasi
gelsin"*//söylemleriyle,*Ortadoğu* halklarının yanındaymış gibi
görünerek*ABD*’nin refahını sağlayacak kaynakları kontrol altında
bulundurmak istemektedirler.

Bölgede kontrollü bir istikrarsızlıkla kontrolü elde tutmaya
çalışmaktadırlar.*ABD*-Çin’in birbirine ekonomik bağımlılığı
düşünüldüğünde,*ABD*-Çin arasında*Ortadoğu* üzerinde kısa vadede bir
gerilim yaşanmayacağı, buna mukabil*ABD*’nin İran ile olan ilişkilerinde
gözle görülür düzelmelerin bu aşamada Rusya-Çin-İran ittifakını
zorlayacağı kıymetlendirilmektedir.

Karadeniz’de, Romanya ve Bulgaristan’da deniz üslerini geliştirme
girişimi devam etmektedir[*4*]
<http://www.turkishnews.com/tr/content/2017/08/02/alti-bucuk-cephede-savasa-catismaya-hazir-olmak-turkiye/#_ftn4>,
boğazların bugünkü statüsünü belirleyen Montrö Anlaşması’nın
geçerliliğini tartışmaya açabilecektir. Rusya’da, boğazlardaki hareket
kabiliyetine yönelik sözde var olan sıkıntıları nedeniyle bu girişime
muhtemeldir ki destek olacaktır.

Türkiye’nin laik yapısını, şimdilik bölge ülkeleri için model olarak
kabul etmektedirler, bilahare onun yerine ılımlı İslam modelini hakim
kılarak tepkisiz toplum yaratılıp etkisiz hale getirmek niyetindedirler.

Ortadoğu’da iddia ettikleri gibi birinci sınıf demokrasiye ihtiyaç
duymamaktadırlar. Sömürge haline getirilmek istenilen*Ortadoğu*’nun
ulusal bilinçten arındırılması gerekmektedir[*5*]
<http://www.turkishnews.com/tr/content/2017/08/02/alti-bucuk-cephede-savasa-catismaya-hazir-olmak-turkiye/#_ftn5>.
İşte bu nedenle, bölgede siyasal İslam üzerinden mezhepsel / tarikatsal
ayrıştırmayı elverişli bir araç olarak kullanmak istemektedirler.

Irak’taki Sünni kesime el altından silah yardımı yapılmaktadır. Bu
durum, gelecekte Irak’ın parçalanmasında Sünni bir devletin yaratılması
anlamına gelebilecektir. Diğer taraftan peşmerge güçlerine silah ve
mühimmat yardımı da açıktan devam etmektedir.


    *Önümüzdeki dönemde;*

Türkiye sınırından Suriye tarafına geçen kontrolsüz gruplar
nedeniyle*IŞİD*’e destek ulaştığını, bu durumdan endişelendiklerini dile
getirerek; sınırın karadan kontrolle birlikte Kuzey Irak’taki*36*’ıncı
paralel benzeri hava sahasının uçuşa yasak hale getirilerek Türkiye’nin
bölgeye girişine engel olmaya ve böylece*PYD/YPG* güçlerinin güvenliğini
sağlayarak sözde Kürt Özerk Bölgesi yapılanmasının taşlarını döşemeye
devam edecekleri ve Rusya ile birlikte kendi nüfuz bölgelerini
belirleyecekleri değerlendirilmektedir.

Diğer taraftan, Katar krizi üzerinden Suudi Arabistan’ı kullanarak
Katar’a saldırtmak ve orada yaratacağı siyasi değişim üzerinden
Türkiye’yi sıkıştırarak bölgede yeni bir stratejik blok oluşturmak
isteyeceklerdir.

İran’ı, oluşturulacak Arap ittifakı ile kuşatarak baskı altına
alacakları ve aynı paralelde İran’da iç karışıklık çıkarılmasına
çalışacakları, Katar gerilimi üzerinden Araplar arasında oluşabilecek
yeni ittifaklara göre yeni iş birlikçi ülkelerini belirleyecekleri, bir
taraftan da aralarında husumet oluşturmak suretiyle Arap Yarımadası’na
yönelik yeni bir hizalandırma ve jeo-politik düzene kapı
aralayabilecekleri değerlendirilmektedir.


    *Rusya*

Ortadoğu bölgesi ile Osmanlı İmparatorluğu döneminden beri sıcak
denizlere ulaşmak politikası çerçevesinde aktif olarak ilgilenmektedir.
Birinci Dünya Savaşı sırasında yapılan paylaşım planları içerisinde yer
almıştır. O tarihlerde eğer Bolşevik İhtilali
gerçekleşmeseydi*Ortadoğu*’daki mandater devletlerden birisi olacaklardı.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra oluşan koşullarda*BM* çatısı altında
Araplar lehine tutumu ve*1956 Süveyş* bunalımında yaşananlar Arapların
Rusları bölgede bir denge unsuru olarak görmelerine neden olmuştur.

Yakın çevre politikası kapsamında; bir taraftan Kırım’ın ilhakı ve
Ukrayna Doğusu’nun örtülü işgalini uluslararası baskılara rağmen
sürdürürken, bir taraftan da uzaktan güvenlik kapsamında, Suriye başta
olmak üzere*Ortadoğu*’daki etkinliğini artırma gayretini devam
ettirmektedir.

*ABD*’nin Müslüman Dünyası’na yönelik tutumları ve*Ortadoğu*’yu dizayn
etmek için gösterdikleri gayret bilhassa Arap liderlerini ciddi anlamda
kaygılandırdığından, bu durum Rusya’nın bölgede önemli bir denge unsuru
olarak gücünü korumasına sebep olmaktadır.

Rusya’nın Sovyetler Birliği döneminden kalan, ama bugün halen
geçerliliğini koruduğunu söyleyebileceğimiz stratejisi, sıcak denizlerle
kucaklaşan enerji havzasının kontrolüdür. Bu çerçevede Suriye’de uzun
yıllar tahkim edilmiş kazanımlarını kaybetmek istemeyeceği bir
gerçektir. Küresel güç olmanın yolunun*Ortadoğu* denkleminde yer
almaktan geçtiğini çok iyi bildiği şüphesizdir.

Ayrıca,*Ortadoğu*’da Kürt kartını elinde tutanın da, bölgede etkin söz
sahibi olacağını düşünenlerdendir. Bu alanda Türkiye’nin rahatsız
edilmeden*ABD*’nin yanı sıra Kürt’ler üzerinde rol oynamak
istemektedirler. Bu alanda,*ABD*-Rusya arasında gizli bir antlaşmanın
olabileceği gerçeğini de hatırdan çıkarmamak gerekecektir.


    *Önümüzdeki dönemde;*

Rusya’nın, uzaktan güvenliğini sağlayan*Ortadoğu* bölgesindeki
menfaatlerini daha fazla riske atmadan, Suriye’deki mevcut askeri
varlığını gittikçe artıracağı ve*ABD* ile birlikte*Ortadoğu*’da nüfuz
alanlarını daha net belirleyecekleri öngörülmektedir.


    **AB**

Başta İngiltere ve Fransa olmak üzere Avrupa, Birinci Dünya Savaşı
sonrasında bölgede etkinliklerini sürdürürken İkinci Dünya Savaşı
sonrasında bölgenin sorumluluğunu*ABD*’nin omuzlarına bırakmışlardır.

Bugün içinde, Avrupa’nın*ABD* ile aynı kültür dinamiklerine sahip
olması, diplomatik bir çok meselede*ABD* ile aynı çizgide bulunması gibi
etkenlerle bölgeye dönük uygulamalarda birlikte hareket edeceklerini
söylemek yanlış olmayacaktır.

Bölge, bazı*AB* ülkeleri için de değişik sorunların kaynağı olarak
görülmektedir. Bu nedenle bölge,*ABD* ve*AB* çıkarlarının korunması
açısından müşterek ilgi alanı haline getirilmek istenmektedir[*6*]
<http://www.turkishnews.com/tr/content/2017/08/02/alti-bucuk-cephede-savasa-catismaya-hazir-olmak-turkiye/#_ftn6>.

*AB* ile*ABD*’nin*Ortadoğu*’da giderek örtüşen menfaatleri, Türkiye için
bölgede üstlenilebilecek yeni bir rol yarattığına inanmaktadırlar. Bu
rol; Türkiye’nin Büyük*Ortadoğu* Birliği içerisinde model oluşturması
şeklindedir. Türkiye’nin*AB* içinde yer alması yerine, Büyük*Ortadoğu*
Birliği içinde bulunması, şüphesiz*AB*’nin yararına olacaktır[*7*]
<http://www.turkishnews.com/tr/content/2017/08/02/alti-bucuk-cephede-savasa-catismaya-hazir-olmak-turkiye/#_ftn7>.*AB*’ye
üye olma yolunda, ulusal değerleri aşındırılmış bir Türkiye;
Büyük*Ortadoğu* Projesi içerisinde yer almaya uygun hale getirilmiş
olacaktır.


    *Önümüzdeki dönemde;*

Bölgedeki gelişmeler devam ederken, Avrupa ülkelerinin de kendi
aralarında ekonomik birlikteliği sürdüremeyecekleri bir dönemeçe doğru
savrulacakları düşünülmektedir. Bu durumun sadece siyasi birlikteliği
sonlandırmaya doğru evrilmesine neden olabileceği gibi, bunun yanı sıra
Avrupa ülkeleri arasında çatışmaların da yaşanabileceği
değerlendirilmektedir. Nitekim Almanya Başbakanı Merkel’in;
/*"*///*Kimse Avrupa’ya bir yarım yüzyıl daha barışın hakim olacağına
inanmamalı. Eğer Euro çökerse, Avrupa’da çöker. Bu
olmamalı"*//*[***8***]*
<http://www.turkishnews.com/tr/content/2017/08/02/alti-bucuk-cephede-savasa-catismaya-hazir-olmak-turkiye/#_ftn8>
ifadeleri ile yakın gelecekte Avrupa’da da istikrarın bozulabileceği
işaretini vermiştir.

Ekonominin bozulmasına bağlı olarak sosyal kargaşanın artabileceği,
bunun yaratacağı etki ile kıta genelinde ırkçılık ve yabancı
düşmanlığının yayılacağı, böyle bir gelişmenin Yunanistan’da*2008 ve
2011 yıllarında* yaşanan sosyal patlama benzeri toplumsal bir harekete
dönüşerek tüm Avrupa’yı sarabileceği değerlendirilmektedir.

Avrupa’nın,*Ortadoğu*’daki gelişmeler paralelinde böyle bir rastlantısal
sorunu yaşaması halinde,*Ortadoğu* bölgesinin değişiminde*ABD* ve Rusya
ile birlikte*AB*’den resmen ayrılma arifesinde olan İngiltere’nin başat
rol alacağı söylenebilir.


    *Çin*

Dünya tarihinde ilk medeniyetlerin ortaya çıktığı merkezlerden biri olan
Çin, küresel siyasetin etkin aktörlerinden biridir. Dünya’nın*ABD*’den
sonra en büyük petrol ithalatçısıdır. En büyük petrol ithalatını Suudi
Arabistan’dan yapmaktadır.

Çin’in*Ortadoğu* bölgesinde geçmişte sömürgeci geçmişinin olmaması,
Arap-İsrail ilişkilerinde denge politikası gütmesi, kısmen Araplar
lehine tavırları ve bölgedeki iş birliği faaliyetleri
nedeniyle,*Ortadoğu* ülkeleri Çin’i*ABD*’ye karşı bir denge unsuru
olarak görme eğilimindedirler.


    *Önümüzdeki dönemde;*

*ABD*’nin bölge ülkeleri üzerindeki tutumlarını dengelemeye çalışacağı,
tedbirli diplomasi ışığında menfaatlerinden vazgeçmeyeceği, özellikle
İran ile ilişkilerini gelişmelere bağlı olarak destekleyeceği ve İran
lehine müdahil olabileceği değerlendirilmektedir.

*ABD*’nin bölge üzerinde tek yanlı emrivaki düzenlemeler yapması yönünde
bir irade belirmesi halinde, Çin-Rusya ikilisinin birlikte hareket
edebilecekleri düşünülmektedir.


    *Suriye*

*ABD* ve Rusya’nın Suriye üzerindeki stratejik güç mücadelesi, Esat
yönetimini şimdilik ayakta tutmaya sevk etmiş, güç mücadelelerine bağlı
iç çatışmanın uzamasıyla birlikte kaos, karmaşık ilişkiler ağı ve adeta
yumaklaşan uluslararası bir insanlık sorunu halini almıştır.

İç savaşın yarattığı travma, asırlardır oluşmuş demografik yapıyı
kökünden sarsmış ve bu kapsamda toplumun ayrışan dinamikleri üzerinden
artık bir araya getirilmesi yeteneği yitirilmiş, kapanın elinde kalır
düşüncesiyle tüm gruplar kendi geleceğini tayin etmekte destek bulacağı
ittifaklar ile taraflarını oluşturmaya girişmişlerdir.


    *Önümüzdeki dönemde;*

Suriye iç savaşının*3-5* yıldan önce bitmeyeceği, bu süreç içerisinde
müstakbel Suriye Federasyonu için,*ABD*’nin başta Suriye Kuzeyi’nde
güvenli bölgeler maskesi altında*PYD/YPG* güçleriyle özerk bir bölge
için alt yapısının tamamlanacağı mütalaa edilmektedir. İç savaş
sonrasında hazırlanacak yeni anayasa ile birlikte Irak kuzeyinde olduğu
gibi Kürt yerel yönetimi şeklinde bir düzeninin tesis edileceği, Akdeniz
kıyısında Esat ailesinin kontrolünde ve Rusya’nın hamiliğinde
Nusayri-Alevi devletçiğinin kurulacağı, diğer bölgede Irak’la da
bütünlük sağlayacak şekilde Sünni bir devletçiğin oluşturulacağı
düşünülmektedir.


    *İran*

Jeostratejik konumu, enerji zenginliği, toprak büyüklüğü ve tarihten
gelen siyasi, dini ve kültürel özellikleri ile*Ortadoğu*’nun anahtarı
konumundadır. Ancak, rejimi ve ülkeler arası ilişkileri nedeniyle
potansiyelini beklenilen seviyede harekete geçirememektedir.

Mevcut mezhepsel yapısı üzerinden; Irak, Suriye ve Lübnan hattından
Akdeniz’e uzanan bir Şii koridoru oluşturulmasını düşündükleri ve
böylece İsrail’e daha yakın bir tehdit oluşturmak, kendisine olabilecek
tehditi uzaktan karşılamak istemektedirler. Bu kapsamda, radikal dini
gruplarla iş birlğini şiar edinmişlerdir.

Kapalı rejimi nedeniyle dışa dönük ilişkilerinde yanlızlık
hakimdir.*ABD*’nin haydut devletler kategorisinde bulunmaktadır[*9*]
<http://www.turkishnews.com/tr/content/2017/08/02/alti-bucuk-cephede-savasa-catismaya-hazir-olmak-turkiye/#_ftn9>.
İran nüfusunun yarısına yakınını oluşturan Azeri Türkleri*ABD*
tarafından yakın markaja alınmıştır[*10*]
<http://www.turkishnews.com/tr/content/2017/08/02/alti-bucuk-cephede-savasa-catismaya-hazir-olmak-turkiye/#_ftn10>.
Böylece, başta Azeriler olmak üzere ayrılıkçılık tohumları taze
tutulmaktadır.

Katar krizinin, Türkiye’nin Katar ile gelişen münasebetleri nedeniyle
İran-Türkiye yakınlaşmasını doğal olarak olumlu yönde tetikleyebileceği,
ancak*ABD*’nin bu duruma geliştireceği tavırla bu ilişkinin daha ileri
boyuta taşınamayacağı düşünülmektedir.


    *Önümüzdeki dönemde;*

*ABD*-İran geriliminde Türkiye’nin, takınacağı tavırda ikilem
yaşayacağı, muhtemelen*ABD*’nin yanında rol almak zorunda kalacağı, bu
durumda;*ABD*-İran hesaplaşma sahasının Türkiye olacağı ve bu
gelişmelere bağlı olarak İran’ın*PKK* başta olmak üzere radikal dini
örgütleri kullanabileceği düşünülmektedir.*ABD*’nin desteğiyle küresel
güçler tarafından Azeri bölgesi olan Kuzey İran üzerinde Türkiye’nin
Azerbaycan’la iş birliği halinde etkili faaliyetlerde bulunulması
istenebilecektir.

Muhtemel İran-Türkiye gerilimi ile beraber, İran içerisinde etnik
kaynaklı hareketliliğin artacağı ve rejim değişikliğine doğru
evrileceği, Suriye benzeri kitlesel göçlerden Türkiye’nin ciddi olarak
etkilenebileceği, tüm bu gelişmeler devam ederken, daha fazla özgürlük
sloganıyla çalkalanacak olan İran’ın Suriye iç savaşından çıkarttıkları
dersler üzerinden ana ayrılıkçı kitleyi /(Azeri, Kürt, Belucistan,
Luristan, Kuzistan)/ çatışmaya fırsat vermeden federatif hale
dönüştürebileceği değerlendirilmektedir. Bilahare Azeri ve Kürtlerin ise
İran Federasyonu şemsiyesinden tamamen çıkacakları mütalaa edilmektedir.


    *Irak*

İçinde bulundurduğu farklı etnik, dini topluluklardan dolayı dış
etkilere ve karmaşaya hazır yapısı ile hep sorunlu bölge olmuştur.
Son*20 yıl* içerisinde*ABD*’nin iki müdahalesini yaşayan Irak; federatif
yapısı önemli derecede gevşemiş bir devleti, perişan olmuş ve geleceğini
öngöremeyen bir halkı bulunmaktadır[*11*]
<http://www.turkishnews.com/tr/content/2017/08/02/alti-bucuk-cephede-savasa-catismaya-hazir-olmak-turkiye/#_ftn11>.

Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi, tek taraflı aldığı ve*25 Eylül 2017
tarihinde* yapacağı bağımsızlık referandum kararı[*12*]
<http://www.turkishnews.com/tr/content/2017/08/02/alti-bucuk-cephede-savasa-catismaya-hazir-olmak-turkiye/#_ftn12>
ile Irak’ın toprak bütünlüğünü tehdit eder hale gelmiştir. Referandum
yapılsa bile şimdilik bağımsızlık ilanında bulunamayacakları, geleceğe
dönük ellerinde bir manivela unsuru olarak tutacakları düşünülmektedir.

Diğer taraftan, bağımsız istikrarlı bir Kürt bölgesi ve Federal Irak’ın
ortadan kaldırılarak Sünni-Şii mezhepsel temelinde ayrı küçük
devletçiklerin oluşumu ile Türkiye’ye rahatlama sağlayabileceği inancı
yaratılarak, Suriye’nin Kuzeyi içinde, benzer şekilde Türkiye’nin
endişelerini ortadan kaldırabilecek bir modelin oluşturulmak istendiği
değerlendirilmektedir.


    *Yunanistan*

Ege bölgesinde Lozan Antlaşması ile Türk egemenliğinde kalan*18 ada 2004
yılından* beri Yunanistan tarafından sahiplenilmiştir[*13*]
<http://www.turkishnews.com/tr/content/2017/08/02/alti-bucuk-cephede-savasa-catismaya-hazir-olmak-turkiye/#_ftn13>.
Ege’de tek taraflı olacak şekilde deniz ve hava sahası ihlalleri öteden
beri süregelmektedir. Kıbrıs meselesinin görüşülmesinde uzlaşmaz
tutumları ise bir taraftan devam etmektedir.


    *Önümüzdeki süreçte;*

Ege Denizi’nde*18 adanın* dışında kalan bazı adaları da işgal etmeye
devam edecekleri, bu adaların karasularını*6 mil* olarak uygulamaya
koyacakları ve Ege Denizi’ndeki hareket kabiliyetimizi önemli ölçüde
kısıtlamaya yönelebilecekleri düşünülmektedir. Trakya’da yaşayan Türk
azınlık üzerinde de gittikçe artan bir baskı uygulamaya koyacakları bir
diğer yakın tehdit olarak öngörülmektedir.


    *Ermenistan*

Ermeni tarihi ve gelişimi hakkında çok sayıda tahmin ve efsaneler var
olmakla birlikte, tam olarak belge ve kaynaklara bağlı bilgiler mevcut
değildir.

Türkiye, Ermenistan ile sorunlarını barışçıl yönden çözme yolunu
benimsediğini tüm Dünya’ya duyurmasına rağmen Ermenistan’ın tek taraflı
tutumu nedeniyle ilerleme kaydedilememektedir.

Azerbaycan topraklarının bir kısmını haksız bir şekilde işgal etmiş ve
halen Azeri-Ermeni sınır çatışmaları, gerek Azerbaycan’ın gerekse
Türkiye’nin sabırlarını tüketmektedir. Uluslararası konjonktürün kendi
lehine oluştuğuna inandıkları bir anda kendi güvenliğini bahane ederek
Rusya’nın da desteğiyle Azerbaycan’a bağlı Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’ni
ilhak etmeye kalkışabileceği değerlendirilmektedir.


    *Sonuç olarak;*

Türkiye’nin komşularıyla ve küresel güç odaklarıyla münasebetleri
karmaşık yapıdadır. Yeni Dünya düzeninin dayatmacı gelişmeleri,
müstakbel düzen değişikliğinin yaşanabileceği coğrafyanın merkezinde
bulunulması, bölge ülkeleri ile olan tarihsel bağları ve bu durumun
yarattığı sorumluluklar birlikte mütalaa edildiğinde, Türkiye,*Ortadoğu*
sahasında gelişen tehdit karmaşıklığına göre,


    *Yakın vadede;*

Yurt içi, Musul-Kerkük dahil Irak Kuzeyi ve Suriye Kuzeyi olmak üzere üç
ayrı bölgede kendi kendine yeterli ve bölgede yeni Orta Doğu
şekillendirilinceye kadar uzun bir süre kalacak şekilde mücadele
konsepti uygulamak zorunda kalacağı değerlendirilmektedir.


    *Orta vadede;*

Tehdit senaryosuna; İran, Ermenistan, Yunanistan ve Kıbrıs coğrafi
bölgesinin de dahil olabileceğini düşünerek yani altı cephede, iç
güvenlik harekâtı çatışma alanını yarım cephe olarak kabul edersek altı
buçuk cephede eş zamanlı bir savaşın / çatışmanın yaşanabileceği
düşünülmektedir.

Trakya bölgesinde ise; Ege’deki hak ve menfaatlerimizin korunması için
gerektiğinde dar bölgeli sınırlı bir ileri harekâtı öngören asgari
yeterli kuvvet bulundurulması kısa ve orta vadede Türkiye’nin bekası
için kaçınılmaz olacaktır

Söz konusu cephelerle birlikte, yurt içinde doğu ve batı derinliğinde
iki alanda konuşlu süratli stratejik ihtiyatlar olmak üzere,
gerektiğinde altı ayrı bölgeye aynı anda angaje olacak şekilde ana
kuvvetlerin teşkilini şimdiden yeni bir konsept ışığı altında
yapılandırmak zorundadır.

Anılan yapılanmada; önümüzdeki süreçte araziden ziyade şehir merkezli
kontrollerin daha ön plana çıkacağı dikkate alınarak; meskûn mahalleri
kontrol edecek karma unsurlardan oluşturulacak birlikler ile özel
bölgesel propaganda unsurları başta olmak üzere iyi bir teşkilatlanmaya
gidilmesi hayatidir. Ayrıca özel kuvvetler yeteneği ile destekli yurt
dışı alanda yerel müzahir kitleyi oluşturacak kabiliyetlerin de tüm
bölgeyi kapsayacak şekilde şimdiden düzenlenmesi diğer bir hayati
organizasyon olarak görülmektedir.

*[***1***]*
<http://www.turkishnews.com/tr/content/2017/08/02/alti-bucuk-cephede-savasa-catismaya-hazir-olmak-turkiye/#_ftnref1>*Washington
Post Gazetesi, **/*"Orta Doğu’yu Dönüştürmek"*/**, Condoleezza
Rice,***2003***.*

*[***2***]*
<http://www.turkishnews.com/tr/content/2017/08/02/alti-bucuk-cephede-savasa-catismaya-hazir-olmak-turkiye/#_ftnref2>*Salim
Yavaşoğlu, **/*"Kürdistan, Akdeniz’e Çok Yakın"*/**,
***www.yenicaggazetesi.com.tr/109666h.htm, 08.02.2015.**

*[***3***]*
<http://www.turkishnews.com/tr/content/2017/08/02/alti-bucuk-cephede-savasa-catismaya-hazir-olmak-turkiye/#_ftnref3>*Sait***YILMAZ***,***Ortadoğu***’da
Başlangıcın Sonu; Sıradaki Savaşlar, ***www.ulusal.com
<http://www.ulusal.com/>., 18 Şubat 2016,**

*[***4***]*
<http://www.turkishnews.com/tr/content/2017/08/02/alti-bucuk-cephede-savasa-catismaya-hazir-olmak-turkiye/#_ftnref4>*Kamer
Kasım, Soğuk Savaş Sonrası Kafkasya,***USAK***Yay., Ankara,***Aralık
2009***, s***.118***.*

*[***5***]*
<http://www.turkishnews.com/tr/content/2017/08/02/alti-bucuk-cephede-savasa-catismaya-hazir-olmak-turkiye/#_ftnref5>*Çetin
Ağase, Analiz: Büyük***Ortadoğu***Projesi ve Türkiye,
***www.cetinagase.net <http://www.cetinagase.net/>, 26 Aralık 2016.**

*[***6***]*
<http://www.turkishnews.com/tr/content/2017/08/02/alti-bucuk-cephede-savasa-catismaya-hazir-olmak-turkiye/#_ftnref6>*Çetin
Ağase, a.g.a.*

*[***7***]*
<http://www.turkishnews.com/tr/content/2017/08/02/alti-bucuk-cephede-savasa-catismaya-hazir-olmak-turkiye/#_ftnref7>*Çetin
Ağase, a.g.a.*

*[***8***]*
<http://www.turkishnews.com/tr/content/2017/08/02/alti-bucuk-cephede-savasa-catismaya-hazir-olmak-turkiye/#_ftnref8>*Avrupa,***2018***’de
Savaşa Giriyor, Habertürk, ***www.haberturk.com/683829
<http://www.haberturk.com/683829>, 31.10.2011.**

*[***9***]*
<http://www.turkishnews.com/tr/content/2017/08/02/alti-bucuk-cephede-savasa-catismaya-hazir-olmak-turkiye/#_ftnref9>*Çetin
Ağase, a.g.a*

*[***10***]*
<http://www.turkishnews.com/tr/content/2017/08/02/alti-bucuk-cephede-savasa-catismaya-hazir-olmak-turkiye/#_ftnref10>*Ferai
Tınç,***ABD***’nin Azeri Kozu, ***www.hürriyet.com.tr
<http://www.xn--hrriyet-n2a.com.tr/>, 06.06.2003.**

*[***11***]*
<http://www.turkishnews.com/tr/content/2017/08/02/alti-bucuk-cephede-savasa-catismaya-hazir-olmak-turkiye/#_ftnref11>*Abdulkadir
Kahraman, Irak’ın Geçmişi, Bugünü ve Geleceği Üzerine Muhtemel
Senaryolar,***YLT***, İstanbul.***2008***,*

*[***12***]*
<http://www.turkishnews.com/tr/content/2017/08/02/alti-bucuk-cephede-savasa-catismaya-hazir-olmak-turkiye/#_ftnref12>*Cahit
Armağan Dilek, Barzani Bölgesinde ve Kerkük’te Bağımsızlık
Referandumu,***21***. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü,***09.06.2017***.*

*[***13***]*
<http://www.turkishnews.com/tr/content/2017/08/02/alti-bucuk-cephede-savasa-catismaya-hazir-olmak-turkiye/#_ftnref13>*Saygı
Öztürk, Lozan’ın Yıldönümünde Yunan Tahriki, Sözcü
Gazetesi,***24.07.2017***.*

*http://www.turkishnews.com/tr/content/2017/08/02/alti-bucuk-cephede-savasa-catismaya-hazir-olmak-turkiye/*

 
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-170802161404 Oraj Poyraz [email protected]
2017/08/03  01:02 6  64  [email protected]

 

Sevilmek umuduyla sevmek insanidir.fakat sevmek icin sevmek, meleklere
ozgudur.

Alphonse de lamartin

And olsun ki size hatirlatici bir kitap gonderdik.
Hala aklinizi calistirmayacak misiniz?

21- Enbiya Suresi 10

Yaratiliscilar, bir teoriyi, butun gece sarhos olduktan sonra hayal
ettigin bir seymis zannediyorlar.

Isaac Asimov


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/


BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo





 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap