TÜRK CEZA KANUNU

    KANUN NO. 5237 KABUL TARİHİ : 26.9.2004

*. . . . . . . . . . .*

*Suçta ve cezada kanunîlik ilkesi *

*MADDE 2. -* (1) Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza
verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve
güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.

(2) İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz.

(3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas
yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş
yorumlanamaz.

*https://www.tbmm.gov.tr/kanunlar/k5237.html*

Burada denilen şey dötünüzden suç ve ceza uyduramazsınız.
Bu taaa eski Roma'dan hatta bu günlerde beğenmediğimiz Mecelleden beri
çok önemsenen bir kuraldır.
Ve biz bu günlerde dötünden suç ve ceza uyduran savcılar, iddianameler,
mahkemeler görüyoruz.
İşin tuhafı bu mahkemelerin ürettiği kararları onayan yine dötünden
uydurmalı Yargıtay kararları da görüyoruz.
Ve bütün bunlardan daha elim ve vahim olmak üzere, ülkemizde adalet
arayışlarında son durak olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi çatısından
da giderek uzaklaşmaktayız.

Oraj POYRAZ ( [email protected]
<mailto:[email protected]> / [email protected] /
[email protected] )
           L2fSIJNoA0xfSNxA      

 

------------------------------------------------------------------------


  İDDİANAMEDE "SAYIN" DENİLİR Mİ?

*31 Temmuz 2017*

*FETÖ* ile ilgili davalarla ilgilenen herkesin merakla beklediği ve
/*"Akıncı üssü davası"*/ diye anılan davanın iddianamesi kabul edildi,
duruşmalara*1 Ağustos *Salı günü başlanacak.

Sanıklardan bazıları da yargılandıkları diğer davalarda Akıncı üssü
davasında daha ayrıntılı konuşacaklarını söylüyordu.

Bu sebeplerle ben de iddianameye bir göz atayım dedim.*4 bin 658
sayfanın* tamamını okumak, bir köşe yazısı hazırlığı için kullanılan
sürede mümkün değil. Günde*465 sayfa* okusanız,*10 gün* sürer!

Bu sebeple, iddianamenin hemen herkesin malumu olan olayların anlatımı
ile ilgili bölümlerine, bilgisayardaki akış hızına göre göz attım.

/*"Müştekiler"*/ sayılırken girişte aynen şu ifadeler var:

*"1*-)*Recep *Tayyip Erdoğan: Sayın Cumhurbaşkanı.

*2*-) İsmail Kahraman, Sayın Türkiye Büyük

Millet Meclisi Başkanı.

*3*-)Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı.

*4*-) Bekir Bozdağ: Sayın Adalet Bakanı".

Görüldüğü gibi Binali Yıldırım, kişisel olarak müştekiler arasında
değil. Başbakanlık kurum olarak şikâyetçi konumunda.

Diğer taraftan ister sanık olsun ister müdahil, kanun önünde herkes
eşittir. Bu itibarla, iddianamelerde adı geçen kişi kim olursa olsun,
hiç kimseden /*"sayın"*/ diye bahsedilemez. Yoksa kanun önünde eşitliğin
hiçbir anlamı kalmaz.

***

İddianamenin /*"Darbeye Hazırlık Faaliyetleri"*/ başlıklı bölümünün
girişinde de şu ifadeler var:

/*"Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 6. maddesinde düzenlenen ‘egemenlik
kayıtsız şartsız milletindir’ kuralını hazmedememiş üst aklın,
taşeronları vasıtasıyla, 2013 yılının bahar ve yaz aylarında İstanbul
Gezi Parkı’nda ağaçların kesilmesini bahane edip sokak eylemleri
gerçekleştirerek, milletin bağımsız yargı kontrolünde hür ve özgür
seçimler ile seçtiği yönetimi değiştirmeye teşebbüs ettiği, bu eylemler
ile milletin seçtiği idarecileri değiştiremeyen üst aklın; 17-25 Aralık
sürecinde bir başka taşeronu olan FETÖ-PYD terör örgütünün emniyet ve
yargı kurumları içerisindeki elemanlarını kullanmak suretiyle; milletin
seçtiği yöneticileri değiştirmeye yeniden teşebbüs ettiği anlaşılmıştır."*/

Oysa sona eren Gezi Parkı ana davasının iddianamesinde, *7*’si yabancı
uyruklu*255 sanık*, /*"2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri
Kanunu’na muhalefet"*/, /*"görevi yaptırmamak için direnme"*/, /*"kamu
görevini usulsüz üstlenme"*/, /*"kamu malına zarar verme"*/, /*"özel
kıyafetleri usulsüz kullanma"*/, /*"suçluyu kayırma"*/, /*"ibadethaneyi
kirletmek suretiyle zarar verme"*/ gibi suçlardan yargılandı. Yönetimi
yasa dışı yollardan değiştirmeye kalkıştıklarına dair bir suçlama yapılmadı.

Bir de ceza hukuku somut verilerle, delillerle hareket eder. /*"Üst
akıl"*/ diye somut bir kurum yoktur. Bu bir siyasi yorumdur. Hukuk
metinlerinde, özellikle iddianamelerde siyasi yorum yapılmamalıdır. Gezi
Parkı eylemlerinin arkasında, Türkiye hükümetini düşürmeyi hedefleyen
bir siyasi organizasyon, bir istihbarat kuruluşu veya bir devlet varsa,
bu ciddi bir suçlamadır. Dolayısıyla suçlama somut delillerle ortaya
konulmalı ve dava açılmalıydı. Gezi Parkı eylemleriyle*FETÖ* arasında
bir ilişki varsa bu da somut delillerle ortaya konulmalıydı.

***

Yine giriş bölümünde, soruşturmanın konusu ve kapsamı açıklanırken
/*"Terör örgütü FETÖ/PDY’ye değil; devletine, milletine, vatanına ve
bayrağına bağlı; cumhuriyete, demokrasiye, hukuka ve yasalara uygun
olarak görevini yapan Türk Silâhlı Kuvvetleri personelinin soruşturmanın
konusu ve kapsamı dışında olduğu anlaşılmıştır."*/ deniliyor.

Buna niçin gerek duyuldu anlayamadım! Herhalde Ergenekon, Balyoz ve
Casusluk davaları kastedildi!

Öyle ya, bu davalarda,*FETÖ* kullanılarak, devletine, milletine,
vatanına ve bayrağına bağlı; cumhuriyete, demokrasiye, hukuka ve
yasalara uygun olarak görevini yapan Türk Silâhlı Kuvvetleri personeline
kumpas kurulmadı mı?

*http://www.ilk-kursun.com/haber/328731/iddianamede-sayin-denilir-mi/*

 
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-170731162331 Oraj Poyraz At [email protected]
[email protected]
2017/07/31  19:32 6  64  [email protected]

 
-- 

Beyin ozu sozu dogru ve tabiati guzide olmalidir.
Bey dogru sozlu olmali, tavir ve hareketleri itimat telkin etmelidir ki,
halk ona inansin ve huzur icinde yasasin.

Yusuf Has Hacib

Kur an bir butundur.
Kur anin bir kisim hukumlerini kabul edip, bir kisim hukumlerini red,
inkar ve tekzib eden kimse, distan Musluman gorunse bile Musluman degildir.

Mehmet Sevket Eygi
Murtecilerin cok sevdigi ve onemsedigi fikir adami.

Gelecegin dini kozmik bir din olacak.
Kisisel Tanriyi asmali ve dogma ile teolojiden kacinmalidir.
Hem dogal hem de tinsel dinselligi kusatarak, anlamli bir butunluk
olarak dogal ve tinsel her butun her seyin deneyiminden doga bir dinsel
duygu uzerinde kurulu olmalidir.
Budizm bu tanima cevap verir.
Eger modern bilimsel ihtiyaclarla basa cikabilecek herhangi bir din
varsa o Budizm olur.
Eger insanlar sadece cezalandirilmak korkusuyla ve odullendirmek
umuduyla iyi insan iseler; bu durumda, gercekten cok uzgunuz.

The religion of the future will be a cosmic religion.
It should transcend personal God and avoid dogma and theology.
Covering both the natural and the spiritual, it should be based on a
religious sense arising from the experience of all things natural and
spiritual as a meaningful unity.
Buddhism answers this description.
If there is any religion that could cope with modern scientific needs it
would be Buddhism.
If people are good only because they fear punishment, and hope for
reward, then we are a sorry lot indeed.
Albert Einstein, quoted in Madalyn Murray O Hair, All the Questions You
Ever Wanted to Ask American Atheists (1982) vol.ii., p.29


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/


BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo





 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap