*PEŞKEŞ ÇEKMEK NE DEMEKTİR?
    *

Başkasının malını birine bağışlamak; verilmemesi gereken bir şeyi
uygunsuz bir erekle ya da yersiz olarak birine vermek.

Bir seyi, bir olanagi,firsati, birisinin kullanimina (normal olmayan
yollarla) sunmak, somurulmesine izin vermek

Kendisine ait olmayan bir seyi baskasina sunmak, armagan etmek.

Farsça da /*"yaranmak amacıyla verilen şey"*/ demektir.bir de hikayesi
var tabi,şöyleki; Osmanlı da galebe divanı nda gelen elçilerin
,getirdikleri hediyeler arz odasının penceresi önünden ,padişaha ne
kadar önem verildiğini göstermek için ,padişaha gösterilmek üzre
,geçirilir.bu pencerenin adı pişkeş penceresidir ve peşkeş çekmek te
buradan gelir.

Oraj POYRAZ ( [email protected]
<mailto:[email protected]> / [email protected] /
[email protected] )
           L2fSIJNoA0xfSNxA     

------------------------------------------------------------------------


  *MURAT MURATOĞLU* :*94 YILLIK CUMHURİYETİZ BÖYLE KAZIK YEMEDİK*!

*28 Nisan 2017*



Diyelim ki bir dükkânı*21 yıllığına* kiraladınız. Kira parası için de
kiraladığınız dükkânı teminat gösterip kredi aldınız. (Nasıl yani?)
Kiralama parasını aldığınız kredi ile dükkân sahibine peşin ödeme yaptınız.

Kiraladığınız dükkân teminat gösterilir mi? Gösteriliyormuş. Böyle bir
durumda bankalar kredi verir mi? Veriyormuş. Peki, dükkân sahibi kabul
eder mi? Bırakın kabul etmesini bu hikâyede kredi almasına ön ayak oluyor!

Neyse… Sonra kiraladığınız dükkânı işletip aldığınız krediden fazlasını
kazandınız. Ne var ki o parayı aldığınız gibi krediyi de ödemediniz.
Dükkânı işletmeye de devam ettiniz. Para cebe yakışır misali gelen
indiragandi… Yuh! Hikâye gibi anlatırken bile mantıksız geliyor ama
buyurun size Türkiye'nin, Türk Telekom'u özelleştirmesi!

Burada dükkân sahibi üzümlü kek Türkiye… Kiralanan dükkân Türk Telecom…
Kiracı, uyanık Oger Telekom… Parası deve edilen güzide Türk halkı…


    Süreç şöyle işledi;

*2005* yılının*Kasım *ayında*yüzde 55 hissesi* için en yüksek teklifi
veren Oger Telecom*6.550 milyar *dolar ile*21 yıllığına* Türk Telekom'u
kiraladı. İşletmesini devraldı.*2007*'de Oger Telecom kalan*4.31 milyar
*doları ödemek için*4.5 milyar *dolar kredi aldı. Üstelik bu kredinin
verilmesi için iktidar devreye girdi. Kredi verildi.


    Yol yapan yolunu da yapar!

Altı yıl sonra yani*2013*'e kadar bu kredinin sadece*900 milyon *doları
ödendi ve*3.6 milyar *dolar daha borcu kaldı. Bu*3.6 milyar *doları
ödemek için yeni bir*4.75 milyar *dolarlık kredi alındı. İşte tam buraya
bir parantez açmak gerekiyor. Şöyle ki; Telekom'un çoğunluk
hissesini*6.550 milyar *dolara alan Oger'in*2006 ile 2014 sonuna* kadar
Türk Telekom'dan elde ettiği kâr,*11 milyar 822 milyon *dolar oldu.
Bunun*yüzde 55*'i Oger'e düşen*6 milyar 614 milyon *dolarlık paydı…
Ödemesi gereken parayı dağıtılan kâr paylarıyla*9 yılda* zaten çıkardı.
Sonrası cebe!


    Para geldi, lakin alınan kredi ödenmedi, gelen taksitler ödenmiyor.

Gelelim esasa… Kredi nasıl alındı? Banka teminat almadan kredi verir mi?

Eğer Hazine garantör olmuşsa, Türk Telekom'un çoğunluk hisseleri borcu
ödedikten sonra yeniden Hazine'nin olur ki, Türk Telekom tekrar
parasıyla kamu şirketi haline dönüşür. Para, halkın cebinden çıktığı ile
kalır. Eğer Türk Telekom altyapısı teminat gösterilmişse ki böyle bir
teminat için Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun onay vermesi
gerekir. Onay vermişse para, halkın cebinden çıktığı ile kalır. Sonuçta
galiba para halkın cebinden çıktığı ile kalacak! Sorumlusu kim olacak?
Yok! Hesabı kim verecek? O da yok!

*Aslında hepimiz biliyoruz onları ama adamlar yol yaptı. İlla ki yolunu
da yapmışlardır.*

*http://www.sozcu.com.tr/2017/yazarlar/murat-muratoglu/94-yillik-cumhuriyetiz-boyle-kazik-yemedik-1819729/*

 
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-170428141400 Oraj Poyraz At [email protected]
[email protected]
2017/04/28  17:06 6  64  [email protected]

 

Barba non facit philosophum
Sakal felsefe yapmaz
(Plutarkhos tan alinti)

Latince Atasozleri

Musibet, kavusulacak bir derece icin gelir

(Ebu Nuaym)
Lutfen bundan sonra Muslumanlardan eza, cefa ceken, basina bir musibet
gelenler aglayip, zirlamasin.
Cunku baslarina gelen her turlu olumsuzluk onlarin Allahin sevgili
kullarindan oldugunu gosteriyor.
Ben demiyorum, hadisler, ayetler boyle soyluyor.

DOGA YASALARI UZERINE DUSUNCELER -14-

Japonya daki Hida sehrinin yakininda, Ikenoyama daginin yuzlerce metre
altinda buyuk bir parcacik algilama laboratuvari ve yeralti gozlem
istasyonu bulunur. Burada radyoaktif parcaciklarin ve proton gibi
parcaciklarin bozunum sureleri hesaplanmaktadir. Dunyaya uzaydan gelen
kozmik isinlarin etkisini en aza indirmek icin yerin derinliklerinde
insa edilmistir. Baslangicta, Gunes icindeki cekirdek fuzyonunun
urettigi parcaciklari tesbit etmek icin kurulan bu tesiste, Dunya nin
cekirdek isi degisimleri, yerkuredeki radyoaktif bozunum gibi pek cok
arastirma yapilir. Sadece bu laboratuvarin varligi dahi, umarim parcacik
fiziginin ne kadar ciddi bir alan oldugunu gostermeye yeter.

Japonya daki Super-Kamiokande teleskopunun icinden bir goruntu. Bu
tesiste proton bozunmasi, Gunes patlamalari, atmosfere giren notronlar
ve supernova faaliyetleri gibi kozmik olaylar incelenir.

Atom alti parcaciklara inildikce, adeta su meshur Rus Matruska bebekleri
gibi, atom parcaciklarinin farkli alt parcalardan veya birbirleri ile
iletisime giren kumelerden olustugu anlasilmaya baslandi. 1967 de, Nobel
odulu alan Pakistan li ilk musluman fizikci Abdusselam ve Steven
Weinberg zayif nukleer kuvvet uzerinde calisarak elektro zayif kuvvet
adi verilen bir etkiyi ortaya cikardilar ve W+, W-, Zo parcaciklari
olmasi gerektigini gosterdiler. Z ve W parcaciklari CRN deneylerinde
1983 te dogrudan gozlemlendi. Kuantum kuraminin zayif nukleer kuvvete
uyarlanmasina kuantum krodinamigi, KKD denildi. Bu kurama gore, proton,
notron ve diger temel madde parcaciklari kuarklardan meydana geliyordu.
Kuarklar bir araya gelerek Hadron denilen madde kumelerini
olusturmaktaydilar. Bu madde parcaciklarinin en kararlilari ise proton
ve notrondu. Kuarklarin ayrica kendi karsit parcaciklari bulunmaktadir
ve bunlar elektriksel olarak zit yuke sahiptirler. Fakat kuarklarin bir
baska acaip ozelligi bulunmaktadir. Alintiliyorum.

KKD ayrica asimptotik ozgurluk adli bir ozellige sahiptir. Asimptotik
ozgurluk su anlama gelir. Kuarklar birbirine cok yakinken aralarindaki
guclu kuvvet zayiftir, ama kuarklar birbirinden uzaklasirsa sanki lastik
bir bantla bagliymislar gibi bu kuvvet artar. Asimptotik ozgurluk,
kuarklari tek basina neden dogada gozlemliyemedigimizi ve neden
laboratuvarda uretemedigimizi aciklar. Kuarklari tek basina
gozlemleyemesek de, modeli kabul ediyoruz, cunku proton, notron ve diger
madde parcaciklarini aciklamakta cok iyi is goruyor.

Elektromanyetik kuvvet ve zayif nukleer kuvvet, kuantum kuramina
uyarlanirken, dogal kuvvetlerin, anlasilmasi en basiti gibi gorunen
kutle cekim kuvvetinin uyarlanmasinda ortaya buyuk zorluklar cikmaya
baslamisti. Alintiliyorum.

Kutle cekimin kuantum kuramini olusturmanin bu kadar zor olmasi,
Heisenberg in belirsizlik ilkesiyle iliskilidir. Cok acik olmamakla
birlikte bu ilkeyle baglantili olarak bir alanin degeri ve degisim
orani, bir parcacigin konumu ve hiziyla ayni rolu oynuyor. Yani biri ne
kadar dogru olarak belirlenirse digeri o kadar az dogrulukta
belirlenebiliyor. Bunun onemli bir sonucu, bos uzay diye bir seyin
olmamasidir. Cunku bos uzay demek, bir alanin hem degerinin hem de
degisim oraninin tam olarak sifir olmasi demektir. Belirsizlik ilkesi
hem alanin hem de degisim oraninin kesin olmasina izin vermedigi icin
uzay asla bos degildir. Uzay, minimum enerji durumunda olabilir ve bu
duruma vakum denir. Bu bir kuantum gecikmesi veya vakum dalgalanmasidir
- parcaciklar ve alanlar titreserek var olur ve yok olurlar.

Vakum dalgalanmalari bir cift parcacigin bir zamanda birlikte ortaya
cikmalari, ayrilmalari ve sonra yeniden biraraya gelerek birbirlerini
yok etmeleri olarak dusunulebilir. Bu parcaciklara sanal parcaciklar
denir. Gercek parcaciklarin tersine sanal parcaciklar dedektor ile
gozlenemez. Ancak dolayli etkileri, ornegin elektron yorungelerindeki
kucuk enerji degisimleri olculebilir ve kuramsal ongorulerle dikkat
cekecek dogrulukta ortusur. Sorun su ki, sanal parcaciklarin enerjileri
vardir ve sonsuz sayida sanal parcacik oldugu icin enerjileri de sonsuz
miktarda olacaktir. Genel gorelilik kuramina gore bu, sanal
parcaciklarin evreni sonsuz kucuklukte bir olcege kadar bukebilecekleri
anlamina gelir, ancak bunun gerceklesmedigi ortadadir!

Soruna cozum super simetri ve super cekim kavramlarindan geldi. Buna
gore kuvvet ve madde yalnizca ayni seyin iki gorunumunden ibarettir. Her
bir madde parcaciginin kuvvet parcacigi bir esi ve her kuvvet
parcaciginin madde parcacigi bir esi vardir. Bugune kadar bu varsayim
dogrulanamadi. Ayrica varsayimin dogrulanabilmesi icin gereken
matematiksel hesaplamalar o kadar uzun ki, en gelismis bilgisayarlarla
bile seneler surecek calismalar yapilmasi gerekmekte; ustelik kimse bu
calismalarda bir yanlislik olmayacagini garanti edemiyor. Atom alti
parcaciklar konusunu burda kapatiyorum; atomu olusturan temel
parcaciklarin ozellikleri, atom alti parcaciklarin ozellikleri,
gruplandirilmalari basli basina bir konudur. Bu konulari merak edenlere
kuramsal fizikci Steven Weinberg in Atom Alti Parcaciklar kitabini
tavsiye edebilirim.

Parcaciklarin kendi aralarindaki bagliliklarin aciklamasinda zorluklar
yasanmasi uzerine, sicim kurami gelistirilmeye baslandi. Bu kuramda
maddenin temel yapi taslari noktaciklar gibi degil iplikcikler seklinde
dusunulur. Alintiliyorum.

Sicim kuramina gore parcaciklar nokta degildir, uzunlugu olan ama
yuksekligi veya genisligi olmayan titresim oruntuleridir. Ancak bu
kuramin olagan disi bir ozelligi var. Bildigimiz dort boyut yerine (en,
boy, derinlik, zaman) uzay-zaman ancak on bir boyutlu oldugunda
tutarlilik gosteriyor. Eger bu boyutlar gercekten varsa, biz neden
onlari farkedemiyoruz? Sicim kuramina gore bu boyutlar uzay icinde cok
cok kucuk bir hacim icersinde bukulmus durumdalar. Bu boyutlar oylesine
kucuk bir olcegin icinde bukulmus veya kivrilmislardir ki onlari
goremeyiz. Sicim kuramindaki fazladan boyutlarin bukuldukleri yere ic
uzay denir ve her gun deneyimledigimiz uc boyutlu uzayin karsitidir.

Baslangicta sicim kurami alayli guluslerle karsilandi. Tipki diger pek
cok bilimsel kuramda oldugu gibi. Bu kuram, cagdas fizigin en buyuk
ayriligini ortadan kaldirmayi da hedefliyordu. Kuantum mekanigi ile
genel gorelilik kuramlarinin ayri yasalarla ele alinmasi sorunuydu bu.
Sicim kurami -benim bildigim kadari ile- simdilik sadece matematiksel
bir modeldir ve henuz dogrudan gozleme dayali bir ispati yapilmamistir.
Fakat kuram, farkli yasalari birlestirecegine inanilan M Kurami
(Membrane-Zar) icin atilmis ciddi bir adim olarak kabul edilmektedir. M
Kurami ise, doganin bagrinda yatan yasalarin altinda daha farkli bir
oyun kurali olup olmadigini arastirmaktadir. Bunu su sekilde ifade
edebilirim. Yasa ureten yasa diye bir seyin olup olmayacagini dusunun.
Neden olmasin? Belki de evrenin (ve olasi evrenlerin) yasalari aslinda
daha derinlerde yatan basit kurallara baglidir ve bunlarin ayri
uzay-zamanlarda yansimasi bize evrende cok farkli yasalar oldugunu
dusundurmektedir. Elbette bunlar sadece varsayim. Dr Hawking den
alintiliyorum.

Insanlar hala M-Kuraminin dogasini cozmeye calisiyor ama bu mumkun
olmayabilir. Belki de fizikcilerin tek bir doga kuramina iliskin
beklentileri asilsizdir ve tek bir formulasyon mevcut degildir. Belki de
evreni tanimlamak icin farkli durumlarda farkli kuramlar kullanmak
zorundayiz. Her bir kuram kendi gerceklik yorumuna sahip olabilir, ama
modele dayali gercekcilige gore bu, kuramlarin ust uste geldikleri, yani
her iki kuramin da uygulanabildigi durumlarda ongoruleri birbirleriyle
tutarlilik icindeyse kabul edilebilir.

M-Kurami ister tek bir formulasyon olsun, ister bir kuramlar agi olsun,
onun bazi ozelliklerini biliyoruz. Ilk olarak, M-Kuraminda on bir boyut
var. Ayrica M-Kurami yalnizca titresen sicimleri degil, nokta
parcaciklari, iki boyutlu zarlari, uc boyutlu damlaciklari ve uzayda
daha da fazla boyut kaplayan hayal edilmesi guc nesneleri de icerir.

Her biri kendi icinde sayisiz yasa iceren coklu evrenlerden sadece
birinde yasiyor olabilir miyiz?

Bu durumda, algiladigimiz evren anlayisi butunu ile degisecek demektir.
Bizler dogamiz geregi 3 boyutu rahatlikla algilariz. En, boy, derinlik.
Buna sonradan zaman da ayri bir boyut olarak eklenmistir. Onu gozle
algilayamayiz ama etkisini hissederiz. Peki, boyutlar neden bundan
ibaret olsun? M-Kuraminda evren sanki birbine yapi$ik kopukcukler
gibidir ve bu kopukcuklerin de kendi ic sicim yollari bulunur. Distan
bakan birisi sonsuz genis bir uzayla karsi karsiya oldugunu
zannedebilir, oysa ki aslinda diger boyutlara zar gibi yapismis bir
alana bakmaktadir. M-Kurami anlasilmasi zor bazi evrensel olusumlarin
modellenmesinde buyuk rol oynadi. Ornegin kara delik modellemesi yapildi
ve kara deliklerin icinde bilgi nin ne olduguna, kaybolup kaybolmadigina
bir cevap aranmaya baslandi. M kuramina yol veren sicim teorilerinin
dogrulugu ile ilgili calismalar halen Fransa-Isvicre sinirindaki CERN
Avrupa Nukleer Arastirma Merkezinde surdurulmektedir. M Kurami icindeki
kucuk boyutlarin yollari oyle tamamen hayali degildir. Bunlarin kendi
matematigi ve uymalari gereken kurallar bulunmaktadir. Alintiliyorum.

Peki, kucucuk boyutlara kivrilmanin sayisiz yolunun olmasi ne olacak?
M-Kuraminda bu fazladan uzay boyutlari oyle herhangi bir sekilde
kivrilamiyorlar. Kuramin matematigi, ic uzayin boyutlarinin kivrilma
bicimlerini sinirlandiriyor. Ic uzayin kesin bicimi hem fiziksel
sabitlerin degerlerini (elektronun yuku gibi) hem de temel parcaciklar
arasindaki etkilesimin dogasini belirliyor. Bir baska sekilde soyleyecek
olursak, bu kuram doganin gorunur yasalarini belirliyor. Dort kuvvet
yasasi gibi. Ancak M kuraminin cok daha temel yasalari var.

Bu nedenle, M-Kuraminin yasalari ic uzayin nasil bukuldugune dayanarak
farkli yasalari olan farkli evrenlerin varligina izin verir.

Kendi adima ben, bu yazilanlari gayet mantikli bulmaktayim. Bildigimiz
-veya su ana kadar kesfettigimiz- doga yasalarina dayali evren, neden
olasi tek evren olsun? Bambaska bir evrende, bambaska varliklar, aynen
bizler gibi iclerinden bulunduklari gercekligin dogasini anlamaya
calisiyor olabilirler. Bizim icin onlar sadece bir hayal veya bir kuram
iken, bizler de onlar icin bir hayal veya kuram olabiliriz.

Elbette, daha once belirttigim gibi, bilim sadece hayaller ve
varsayimlar ile yurumez. Bunlarin bir sekilde gozlemlenmesi, test
edilmesi, modellenmesi ve dogruluklarini aciga vuracak sekilde
matematiginin gelistirilmesi gerekir. Diger yandan, bir baska soru,
insanligin onunde tum agirligi ile durmaktadir. Evren nasil dogdu ve
evrenin gelecegi ne olabilir?

-devam edecek-

Levent ERTURK
LEVENTERTURK1961
https://leventerturk1961.wordpress.com/


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/




BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo





 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap