------------------------------------------------------------------------


  *MUHAMMED'İN CENAZE TÖRENİ*

Hani bir söz vardır /*"Korkunun ecele vaydası yoktur"*/ derler. Muhammed
ölmemek için vede öldürülmemek için çabalasada sonunda oda her insan
gibi ölümden kurtulamamıştır. Günümüzde İslami kesimde tanınmış ve lider
konumda olan Cemaat liderlerinin, Tarikat şeyhlerinin şaşaalı cenaze
namazları hepimizin dikkatini çekmiştir. Ülkemizde İslamcıların lider
Erbakan’nın cenaze törenindeki kalabalığı hatırlıyorsunuzdur,
Ülkemizdeki tarikat şeyhlerinin ve cemaat liderlerinin törenleri de aynı
şekilde görkemli olmaktadır.

Müslümanlar veda hutbesini ballandıra ballandıra anlatırlar ogünlerin
Arabistanın’da yaşadığı tahmin edilen nüfusun en az yarısının yani*124
bin *insanın veda hutbesini dinlediği anlatılır. Doğal olarak
peygamberin cenazesinin de görkemli olması beklenir. Peki ya siz hiç
Müslümanların gözünde kainatın efendisi olan Muhammed’in cenazesinden
bahsedildiğini duydunuz mu? Elbetteki hayır, Tv’lerde gözyaşlarıyla
menkıbeler anlatan, naatlar düzenler peygamberin cenazesinden hiç söz
etmezler. Neden acaba? Yoksa o cenazeyi kainatın efendisine
yakıştırmıyorlar mı? O döneme göre milyonlar diyemesek de yüzbinlerin
katıldığı bir tören olmalıydı değil mi? Doğumuna mucizeler üretilen
peygamberin ölümü ve cenazesi neden konuşulmaz ballandıra ballandıra
mahşeri kalabalık hikayeleri anlatılmaz hiç düşündünüz mü?

İslam Tarihinde Hz. Muhammed’in hicretin*11. * yılında
Rebiülevvel’in*12*’sinde pazartesi günü, miladi takvime göre*8 Haziran
632 tarihinde* akşam üzeri vefat ettiği rivayet edilir. Günlerce süren
hastalığının ne olduğu kesin olarak bilinmez. Kimilerine göre hummadır,
kimilerine göre sırtındaki urdur, kimilerine göre yüksek tansiyondur,
kimileri ise yıllar öncesi ağzına atıp çıkardığı kuvvetli bir zehire
sahip koyun etinin etkisidir. En çok humma üzerinde durulur. Uzun
süredir hasta olmasına rağmen bu beklenen bir ölüm değildir müslümanlar
arasında. Nitekim ölüm haberini duyan Ömer’in buna inanmayıp kılıcını
çekerek /*"Kim Muhammed öldü derse başını vururum"*/ diye haykırdığı
söylenir. Ama haberin doğruluğu ortaya çıkınca sinirler gevşer,
sakinleşilir. Bu sakinleşmede Ebubekir’in /*"Her kim Muhammed’e
tapıyorsa, bilsin ki Muhammed ölmüştür. Her kim Allah’a tapınıyorsa
bilsin ki Allah ölümsüzdür ve ebedidir. Her nefis ölümün tadını
tadacaktır. Muhammed de bir insan olarak ölmüştür. Bunu kabul edelim ve
sakin olalım"*/ anlamında yaptığı konuşmanın etkili olduğu rivayet edilir.

Muhammed, Ayşe’nin odasında ölmüştür ve defin hazırlıkları da orada
yapılmaya başlar. Üstelik defin hazırlıkları yapılırken Muhammedin*23
yılda*yazdığı kuranın bazı sayfaları keçiye bile kaptırılır. Muhammed’in
cenazesinin kaç gün yerde kaldığı konusunda değişik rivayetler var.
Ancak genel kanı, üç gün yerde kaldığı yönündedir. (İbni Kesir,
Büdaye-Nihaye, Hz. Muhammed’in gömüldüğü yer kısmında. *5/292. * Burada
İmam Ahmet’ten alıntı yapıyor, İmam Malik Muvata, no:*545 Cenâiz* kısmı,
Taberi Tarih,*11. * yılı olayları,*3/216* ve sonrası)

Muhammed onun odasında öldüğü halde Ayşe’nin şu sözü söylemesi çok
ilginç:/*"Biz cenazenin defnini, çarşamba sabahı yapılan duyurudan
öğrendik: Muhammed’in cenazesi bugün gömüldü şeklinde duyuru yapıldı."*/
diyor. (Ahmet b. Hanbel*6/62. * Ayşe hadisleri, İbni Abdi’l Ber, Temhidö
Muvatta şerhi,*24/396*, İbni Sad, Tabakat:*2/401. *)

Peki, burada, /*"Acaba cenaze gömülürken Ayşe neredeydi"*/ diye sorulmaz
mı? Kendisi bizzat,/*"Muhammed en çok beni seviyordu, benim odamda vefat
etti."*/ demesine rağmen, nasıl oluyor da, eşinin cenazesi üç gün yerde
kalıyor, daha sonra gömülüyor ve Ayşe bunun haberini başkalarının
duyurusundan öğreniyor? Ölen kişi hem eşi hemde peygamberi değil mi? Bu
durumu İslamcıların ağlaya ağlaya menkıbeler anlattıkları, her seferinde
validemiz diye andıkları, örnek Müslüman ve peygambere gönülden bağlı
örnek eş gösterilen birine uyan bir davranış mı?

Ünlü İslam tarihçisi Taberi olayı; /*"İslamiyetle daha çok bütünleşmiş
olanlardan bir bölümü (daha saf görünenler, Ali, Abbas, Evs, Usame
gibileri) Peygamberin cenazesi ile meşgulken diğer bir bölümü (Ebu
Bekir, Ömer, Sad b. Ubade, Ebu Ubeyde, Abdurrahman b. Avf, ibni Hişam
gibileri) ise cesedi bırakıp Saide oğullarının çardağında (Sakiyfe) yeni
halifenin kim olacağına ilişkin tartışma ve pazarlık içindeydiler"*/
şeklinde aktarıyor.

Evde cenaze hazırlıkları yapılırken, dışarıda bekleşen müslümanlara bir
haber gelir. Ensar’ın ileri gelenleri Beni Saide gölgeliği denilen
çardakta toplanmışlardır ve diğer müslümanları da oraya çağırmaktadır.
Başta Ebubekir, Ömer ve Osman olmak üzere herkes toplantıya koşar.
Sadece Ali, Abbas, evs ve Usame cenazeyi terk etmez. Toplantının konusu,
Muhammed öldüğüne göre yerine kimin geçeceğidir. Üstüne toz
kondurulmayan, övgülerle göklere çıkarılan Ömer ve Ebubekir’in cenaze
töreninin bitmesine dahi sabredemeden taht hesabına girmeleri ne kadar
düşündürücü! Bunların yaptığı şimdi dünya hesabı mı yoksa ahiret hesabı
mı? Peygamberin ölümü ve cenazesi mi önemli halife olmak mı? Hani nerede
yas tutmak, mahşeri kalabalık? Bundan daha büyük bir vefasızlık olur mu?


    MUHAMMED’İN TOPRAĞA VERİLİŞİ VE CENAZE TÖRENİNE KATILANLAR.

/*"Resulullah’ın (s. a. a) tertemiz ve mukaddes cenazesini yıkayan
Abbas, Ali b. Ebu Talib, Fazl b. Abbas ve Resulullah’ın (s. a. a) azat
ettiği kölesi Salih, Hz. Peygamber’i toprağa verdiler. Sahabîler,
Resulullah’ın (s. a. a) cenazesini ailesiyle baş başa bıraktılar. Hz.
Peygamber’in gusül, kefen ve defin işiyle bu birkaç kişi uğraştı."*/
(Tabakat, İbn Sa’d, c. *2*, k. *2*, s. *70* ve buna yakın bir ifadeyle
el-Bed’u ve’t-Tarih kitabında geçer; Kenzü’l-Ummal, c. *4*, s. *54*
ve*60. *)

/*"Resulullah (s. a. s) toprağa verilirken yanında yakınlarından başka
kimse yoktu. Ganem Oğulları, evlerinde dinlenirken kürek seslerini
duydular."*/ (Tabakat, İbn Sa’d, c. *2*, k. *2*, s. *78. *)

/*"Başka bir rivayete göre, Ali, Abbas Oğulları’ndan Fazl ve Kasım ile
Resulullah’ın (s. a. a) Şekra adında azat ettiği kölesi ve bir rivayete
göre de Usame b. Zeyd’le birlikte cenaze işiyle uğraştı."*/
(Ikdu’l-Ferid, c. *3*, s. *61*; Zehebî’nin Tarih’inde c. *1*, s.
*321*,*324 ve 326*’da)/*"Usame’ninde bulunduğu rivayet edilmiştir. Ebu
Bekir b. Ebu Kuhafe ve Ömer ibni Hattab Peygamber efendimizin defninde
bulunmamışlardı."*/ (Kenz’ul Ummal c*3* s*140*)

Aişe derki:/*"Biz Hz Resulullah’ın defninden Çarşamba gecesi, kürek
seslerini duyarak haberdar olduk."*/ (İbni Hişam c*4* s*342*, Tabari
c*2* s*452,485*, ibni Kesir c*5* s*270*)

Aişe’den gelen diğer bir rivayette /*"Biz Resulullah’ın nereye
defnedildiğinden haberdar değildik. Ancak kürek seslerini duyunca
defnedilmekte olduğunu anladık"*/ demektedir. (Ahmed b. Hanbel Müsned’de
c*6* s*242* ve*274*)

İslamcıların masal kahramanı gibi anlattıkları ve yere göğe
sığdıramadıkları Muhammed’in cenazesi yukarıda anlatıldığı gibi sönük
sadece yakın akrabalarının katıldığı ve iktidar mücadeleleri içinde
geçmiş, hatta cesedi ancak üçüncü gün kokmaya yüz tutarken
gömülebilmiştir. Bumudur alemlerin efendisine hürmet ve bağlılık? İslam
tarihinin tanıklığı göstermektedir ki Muhammed yaşadığı dönemde öyle
hayranlık ve gönülden bağlılık duyulan biri değilmiş, çevresinin ancak
korku ve çıkar uğruna inanmış görünen kişilerle dolu olduğunu
cenazesinden rahatlıkla anlayabiliriz. Bunlar yetmezmiş gibi birde
Ebubekir halife seçildikten sonra biat ve miras çekişmelerinin başladığı
İslam tarihinde açık açık anlatılmaktadır.

Çok büyük geliri olan Fedek hurmalığı arazisinden pay isteyen Fatma’nın
talebi reddedilir. Daha sonra biat vermemiş olan Ali üzerinde baskı
kurulur. Ebu Bekir halktan biat aldıktan sonra Ali ibni Ebu Talib ve
yandaşlarından biat almak istemiş fakat Ali ibni Ebu Talib biat
etmemiştir. Bu yüzdende Ebu Bekir Ömer’le birlikte bir gurup sahabeyi
Ali ibni Ebu Talib’den biat almaları için evine göndermiştir. Bu grubun
içinde Ömer, Kunfuz, Halid b. Velid, Ebu Ubeyde b. Cerrah vardır. Oraya
vardıklarında Ömer şöyle seslendi: /*"Dışarı çıkın! Çıkmadığınız
taktirde evinizi yakacağım."*/ Sonra da Fatıma-tüz Zehra’nın evinin
kapısının önüne odun yığmaya başlamıştır. (Evi ateşe vermeden önce)
Fatıma-tüz Zehra Ömer’i ve yanındakileri evden uzaklaştırmak için
kapının arkasına geldiğinde , Ömer bir omuz darbesiyle kapıyı açmış ve
Fatıma-tüz Zehra’yı kapıyla duvar arasına sıkıştırmış, tam bu esnada*6
aylık* yavrusu ve Peygamber’imizin ismini koyduğu Muhsin adlı bebeğini
düşürmüş ve kapının arkasındaki çivi gövdesine saplanmıştır. Fatıma-tüz
Zehra ise acı dolu bir sesle haykırmış:

/*"Ey Allah’ın Peygamber’i! Ey babam! Gör ki senden sonra ibni Hattap
ile ibni Kuhafe başımıza neler getirdiler"*/ demiştir. Bu olayı birçok
Ehl-i Sünnet alimi uzun kısa farklılıklarla anlatmışlardır. (Şerh-i
Nehcül Belağa İbni Ebil Hadid c*2*,Tarihi Yakubi c*2* c*1* el ikd’ul
Ferid c*2* Tarihi Taberi c*3*,Tarihi Ebu’l Fida c*1*,E’lem’un Nisa
c*3*,Kenz’ul Ummal c*3* s*129*,Tarih-i ibni Esir c*23* s*124. *)

Bu olayların Alevi-Sünni bölünmesinin başlangıcı olduğu söylenebilir.
Özetle İslamda bölünmeler, iç çekişmeler, suikastler daha İslamın ilk
çıktığı anlarda başlamış; Muhammed sağken kendisi iktidarı ele geçirmek
ve elde tutabilmek için suikastler, katliamlar, baskınlar vede yağmalar
yapmış, ölümünden sonrada ardılları aynı yollarla gerçekte çıkar için
görünüşte ise din uğruna aynı uygulamalara devam etmişlerdir. Başta
peygamber olmak üzere tüm halifeler eceliyle ölemediler, ya
zehirlendiler, yada suikaste kurban gittiler. Buna ancak çıkar çatışması
denebilir. Bu arada unutmadan belirtelim. Ebubekir ve Ömer hazretleri
peygamberin cenazesine katılmamıştır ama peygamberle aynı mezarı
paylaşmışlardır. Aynı yerde yattıkları ileri sürülür. **

*https://islamingercekleri.wordpress.com/2013/06/28/18-hz-muhammedin-hazin-cenaze-toreni/*

 
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-170709211142 Oraj Poyraz [email protected]
2017/07/10  07:21 6  64  [email protected]

 

Politika yozlasmadan baska bir sey degildir.

Jonathan Swift

Hasan Basri rahimehullah anlatiyor :
Utbe Ibnu Gazvan ( Radiyallahu anh ), Basra da minberde ( hutbe
esnasinda ) dedi ki : Resulullah aleyhissalatu vesselam bize soyle
buyurmuslardi :
Cehennemin kiyisindan buyuk bir tas birakildi. Bu tas yetmis yil asagi
dogru dustu de henuz dibe ulasmadi

( Tirmizi )
Cehennemle ilgili hadis. Sahihmis bilenler denetlesin.

Hayat, her hangi bir tabiat harici etkenin mudahalesi olmaksizin dunya
uzerinde tabii ve zaruri bir kimya ve fizik seyri neticesidir

Mustafa Kemal ATATURK
(Afet Inan Ataturk Hakkinda 1930)


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/


BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo





 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap