------------------------------------------------------------------------

  İSMAİL TOPKAYA : TARIMI KÖYLÜNÜN ELİNDEN ALIRSAN NE OLUR VE NE OLDU?:
  KASABALAŞMA ÜZERİNE

*02/06/2017* Cuma



Önce /*"Tarımı köylünün elinden almak gerek"*/ şeklinde ifade edilen
acımasız ama kapitalist üretim tarzı açısından bir o kadar doğru
cümlenin gerçekliğine ilişkin kısa Türkiye değerlendirmesi yapmak gerekirse;

Esasen bu memlekette tarım çok ciddi anlamda köylünün elinde olamamıştır
zaten. Bunun için her köylünün topak sahibi olmasından tutun,
kooperatifleştirmelerin ve kamusal üretim ve tüketim ağının ve
ilişkilerinin düzenlenmiş ve geliştirilmiş olması gerekirdi.

Cumhuriyetin*50*'li yıllara kadar dönemindeki yokluk, kuruluş ve bazı
sapmalar dışında çok şey yapılmak istendiği bir gerçek.

Ama*40*'lar ve özellikle*50*'lerden sonra tarımın tamamen köylüden
uzaklaştırıldığı, köylünün sadece ucuz ve vasıfsız emek olarak görüldüğü
ve değerlendirildiği, küçük topraklarda yapılan tarımsal üretimin ülke
ekonomik modeli açısından belirleyici olmadığı, büyük toprak
sahiplerinin ve özellikle de tüccarlara/aracılara teslim edildiği bir
tarımdan söz etmek gerekir.

Son*15 yıl* ise bunun finalidir. Hem de ne final. Tüm tarımsal üretim ve
ünlerde dışa bağımlı hale geldiğimiz felakete doğru sonuçlanmak üzere
olan bir sonuçlanan bir final.

Şimdi yazının asıl teması ve amacına gelirsek yani "tarımı köylünün
elinden alırsak ne olur? Ve ne oldu? Sorularının sosyolojik
değerlendirmesine;

Her şeyden önce köylü köylü olmaktan çıkarken, haliyle kentli de
olamaz... Çünkü kentli olmak başka özellikler ister. Bizim köylü
köylülükten çıkarken kentli olma özellikleri ve becerileri kazanmadığı /
kazanmak istemediği ve yeterli donanıma sahip olmadığı için kasabalaşır
ve onunla da kalmaz kasabalaştırma sürecinin öznesi haline gelir,
dolayısıyla yaşadığı ortamı da kasabalaştırır.

Kasabalaşma kendi bağlamında kabalaşma, mafyöz yapılar kurarak ilişkiler
üzerinden /*"iş üretmeyi"*/ kotarmanın peşine düşer. Kasabalaştırma ise
kendi bağlamında üretmeden tüketmeyi, yancılığı, rantiyeciliği ve
özellikle satma üzerine kurulu bir ticaret yaşamı ve kültürü oluşturma
sonuçlarını üretir.

Bir süre sonra ortada ne köy (tarım, hayvancılık, üretim yapan) ne de
kent (sanayi, endüstri, bilişim, teknoloji, aydınlanma, sanat, spor v.b)
kalır.

Ortaya /*"kentlerde köy"*/ ve /*"köylerde kent"*/ olamayan
/*"kasabalar"*/ ve olamayanların kasabalılığı çıkar. Bunlar küçük, orta,
büyük ve devasa kasaba diye aynı nitelikte, farklı nüfusa sahip yerleşim
alanları haline gelirler.

Üretim yetenekleri ve becerileri değişen veya getirdikleri veya
taşıdıkları yetenek ve becerileri işe yaramayan dolayısıyla da mahkûm
hale gelen ama öte yandan da kendinden olmayanı da mahkûm hale getiren
toplumsal bir yapı ve bu yapıyı oluşturan bir korkunç büyük güruh ortaya
çıkar. Çünkü belirleyici olan üretim ilişkilerinde aldığın rol ve o
rolün gerekleridir. Üretim ilişkilerinde bir rolün yoksa
belirleyiciliğin de yoktur. Sdece belirleyenlerin demokrasi oyununda
seçmen rolü olarak belirlenen /*"dolgu malzemesi"*/ rolü kalır geriye..

Üretimdeki işlevini, rolünü, değerini ve varlığını yitirenler için yeni
değerlere ve kendini işlevsel görecek motivasyonel ögelere ihtiyacı
olur. Bu öncelikle inanç yani din üzerinden var olmadır. Bu anlamda
dinler ve mezhepler belirleyici olur. Ticaret adı altında birkaç iş kolu
ve birkaç hacimli sektör alanı (inşaat, al-sat, zanaat dışı tüketici
esnaflık) yaşamın ve ekonomik hayatın devamlılığını sağlayan ekonomik
işleyiş haline gelir.

Güce ve güçlü olana tapma derecesinde bağlılık ve aidiyet gelişir.
Sadaka ekonomisi hayata geçer. Hazineye bağımlı küçük maaşlar, hayır
işleri, vakıflar ve tarikat ilişkileri en üst düzeyde belirleyici
olurken ve bir süre sonra hayatın kendisi olmaya başlar.

Özetle köy biterken köylülüğün, kent biterken de emeğin ve dolayısıyla
emekçinin dönüşümüne bağlı olarak toplumsal yapı ve karakter değişmeye
başlar. İdeolojisi veya tarzı olmayan, ama olanlara tabi hareket eden
üretimsizlik ilişkilerinin getirdiği kasabalılık /*"vur de vuralım, öl
de ölelim"*/ biçiminde ağırlıklı olarak milli, dini, mezhepsel temalar
ile hareket eden ve etme ihtiyacı duyan postmodern kölelik
toplumunu/sınıf deformasyonunu yaratır.

Bu literatür bağlamında lümpen proletaryaya tekabül eden / çağrıştıran
/*"lümpen emekçi sınıfın"*/ oluşumu gibi daha karmaşık ve daha girift
toplumsal yapılaşmaya neden olur.

Her şekilde memnun olan, olmak zorunda olduğuna inanan, şükredici,
farklılıklara karşı giderek daha acımasız, giderek daha vicdansız,
büyümeyi gelişmek sanan, olağanüstü hevesli büyük bir tüccar toplumu ve
hiyerarşisi sistemleşerek uygun rejimlere dönüşmenin yolunu da açar.

Tarımı köylüden alıp, köylünü kentlileştiremezsen, kentini de köyünü de
geliştirmeyi bir yana bırak, muhafaza dahi edemezsin. Ortaya köy ile
kent arası ama ne köy üretim becerisi olan ne de kentsel yaşama uyum
sağlayabilen tüketici, edilgen, vasıfsız ve vasat bir kitlesellik çıkar.

Mutasyona uğramış veya uğratılmış, kendi farkındalığı peşinde olmayan
mücadele etmek yerine uyuşturulmuş toplumsal bir sınıf karakteri ortaya
çıkar. Emekçi ve işçi hareketliliğinin durağanlaşması ve
etkisizleşmesindeki nedensellik işte bu tarımı elinden alınmışların
oluşturduğu /*"yeni emekçi sınıf"*/ karakteridir. /*"İşçi sınıfı"*/
üzerindeki sınıf kimliği ve kişiliği erozyonu sadece sendikal yapıların
çürümüşlüğü değil, üretim biçimlerinin değişmesine paralel, üretim
ilişkilerinde yeniden şekillendirilen emekçilerin kasabalaştırılmış
olmasıdır. Sınıf mücadelesi ne kadar zayıflarsa toplumsal yaşama ilişkin
çürümüşlük o kadar artar. Çürümeye karşı sınıf bilinci, mücadelesi ve
bakış açısını canlı tutmak bir zorunluluktur. Ancak toplumsal sınıf
karakterini korumak sadece bilgi, arzu ve yazıp söylemekle olacak bir
şey de değildir. Bunun için gereken şey /*"emekçi sınıf"*/ üzerinden
yeni mücadele alanları açmak ve yaşamı tutabilecek denli farkındalık
oluşturacak deneyimler örgütlemek ve örgütlenen bu deneyimleri örgüt
haline getirmektir. Güçler bir araya gelerek örgütlenilmiyor çünkü. Bir
araya gelerek/getirilerek örgütlü bir güç olunuyor.

*http://haber.sol.org.tr/blog/serbest-kursu/ismail-topkaya/tarimi-koylunun-elinden-alirsan-ne-olur-ve-ne-oldu-kasabalasma*

 

------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-170602125700 Oraj Poyraz [email protected]
2017/06/02  15:02 6  64  [email protected]

 

Et catera
Ve diger seyler(etc.diye kisaltilir.)

Latin Atasozu

ALLAH SONSUZ MERHAMET VE BAGISLAMA SAHiBiDiR.
***
ZARIYAT 13 : Ateste kivrandirarak yakar.
VAKIA.52 : Yakarak cezalandirmak ona yetmez ; ustune bir de zehirli
zakkum yedirir.
GASIA .6 Sonra kuru diken yedirir, cali yedirir.
IBRAHIM.16 : Ofkesini Kontrol edemez ; ustune bir de irinli su icirir.
MUMIN.72 Rad 5 : Boynuna zincirli demir halka baglayarak seni yerde
surukler.
HACC 19 : Kafana kaynar su doker
MUHAMMED 15 ve VAKIA 54 : Kafana dokmekle yetinmez, kaynar suyu
,icirererek bagirsaklarini parcalar.
TEVBE 35 : Kizgin demirler, alnini bogrunu sirtini daglar.
NISA 56 : Butun bunlari yaptiktan sonra yine ofkesini alamaz ve daha cok
aci cekesin diye, derilerini tazeleyip tekrar tekrar yakar.

Hirkasidir diye bir palaspareyi hilafet alameti ve imtiyazi olarak altin
sandiklara koydular halife oldular.
Gah sarka, cenuba, gah garba veya her tarafa saldira saldira Turk
Milletini Allah icin, peygamber icin, topraklarini, menfaatlerini
benligini unutturacak, Allah a mutevekkil kilacak derin bir gaflet ve
yorgunluk besiginde uyuttular

ATATURK, 1931, Lise icin yazdigi Medeni Bilgiler kitabi


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/


BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo





 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap