------------------------------------------------------------------------
MURTAZA DEMİR : "TUU SENİN…"
İnsanlık için külliyen zararlı olduğuna inandığım Diyanet kurumunun...
*23.05.2017 20:55*
İnsanlık için külliyen zararlı olduğuna inandığım için*30 yıldan* bu
yana Diyanet kurumunun, zorunlu din derslerinin, cehaleti teşvik eden
diğer kurum ve anlayışların tasfiye edilerek toplusal yaşamımızdan
çıkartılması adına mücadele ediyorum.
Alevi kimliğimiz bilindiğinden bu mücadelemiz, bırakın devlet katında
karşılık bulmasını (ki, gericiliği besleyen günümüz devlet anlayışıdır),
aydın ve akademisyenler nezdinde dahi değer bulmadı. Değer bulmadığı
için de memleket işte böyle *hacı yağına bulandı*, koktu!
Bu mücadeleye dair yüzlerce yazım, arşivlerdedir.
Gerekçelerim içinde: /*"Türkiye bütçesinin en büyük dilimini gasp eden
Diyanet’in, aslında bu bütçeyi din, ahlak, barış, insani değerler adına
ve lehine kullanmadığı,*/*/**/*/*Fetö, IŞİD ve benzeri oluşumlara olanak
sağladığı, maddi-manevi altyapı sunduğu ve bu oluşumları koruduğu"*/
tezim yer alıyordu.
Diyanet, zorunlu din dersleri ve Kuran kurslarının, pratik ve
müfredatları itibarıyla çağdışı kurumlar olduğu, dinin; din simsarı-kötü
adamların insafına emanet edildiği, çok sayıda cinsi sapık ürettiği,
ahlaki manada hiçbir pozitif sonucunun olmadığı tezi de tarafımdan
yüzlerce defa yazıldı, dile getirildi.
Keza Diyanet batakhanesinin ürünlerinden biri olan /*"*/*/*Fetö’nün ABD
ajanı"*/* olduğu yönündeki iddiam ise on yıl önce yazıldı. Bu gerçeği
deşifre ettiğim, yazıya döktüğüm için hakkımda davalar açıldı,
kovuşturmalar yapıldı, gözdağı verildi.
Ne oldu, anlayan dinleyen, önlem alan oldu mu; hayır, cevap bile
verilmedi… Çünkü biz dinsiz Kızılbaş, onlar büyük din ulemalarıydı.
Bizim gibi /*"*/*/*pis Kızılbaş, pir Türk-Türkmen’in"*/* yazıp
çizdiklerine itibar edilmediği için yazdıklarımızdan ders çıkarılması
söz konusu olmadı.
Ancak Diyanet’ten akan kepazelik ortalığa dökülünce, hayat bizi yine
doğruladı. İşte İslam ve laikliğin tarihini bilen herkes gibi onlarca
yıldan buyana söyleye geldiğimiz rezaletin resmi!
Bir vatan haini ve bir ahlaksız olan Fetö sümüklüsünü peygamber makamına
çıkaran ve O’na; /*"*/*/*Peygamberin hadislerine dair bir ‘tenkidatı’nın
(itirazının-önerisinin) olup-olmadığını"*/* soran Prof. unvanlı*DİB*
Başkanının Fetö’ye yazdığı mektup!
Yazan adamın cehaleti ve ihaneti bir yana, mektup; Türk dilinin köküne
kıran gelmiş gibi Osmanlıca, Arapça, Farsça kırmasıyla yazılmış.
Büyük âlim ve üstatlara üstün ve değerli kültürlerin diliyle yazılır ya;
Bunlar da Osmanlı hayaliyle yaşar ya;
Türk, Osmanlı zihniyetinde /*"*/*/*eşek"*/* anlamına gelir ya…
O yüzden Fetö gibi /*"yüce"*/ bir şahsa yazılan mektup, /*"*/*/*eşek
Türkün"*/* diliyle değil, muhatap zatın büyüklüğüne uygun bir dille
yazılmalı ve*zatı âlilerine* mütenasip olmalıdır! Mantık bu…
Tuu senin yüzüne!
Tuu senin ahlakına!
Tuu senin insanlığına…
Tuu sana Prof. unvanını veren üniversiteye, tuu senin hocalarına…
Bundan daha büyük rezalet, daha büyük skandal ne ola ki?
Utanmazın yazdığı mektuba bak, arlanmazın sorduğu soruya bak! Sanki hâşâ
Allah’tan dilekte bulunuyor. Tutup Peygamberin Hadisini, din taciri bir
pisliğe soruyor. Ama sistem bu… Öyle kokmuş, öyle pisliğe bulanmış ki,
içlerinde temiz adama, temizliğe ve ahlaka yer yok!
Balık baştan koktuğundan memleket; hainden, rüşvetten, kokudan,
pislikten geçilmiyor…
Ne diyorduk; bu kurum, Fetö gibi vatan hainleri yetiştiriyor. Bu kurum;
din-iman illüzyonuyla, camisi, imamıyla memleketi sağ iktidarlara peşkeş
çekiyor. İstisnaları olabilir ama bu kurumun camileri ve mekânları
siyasi parti merkezleri gibi çalışıyor. Bu kurum ahlak değil ahlaksızlık
üretiyor. Bu kurum, uhrevi dünyamıza dair beklentilerimizi pis bir
biçimde kullanarak çıkar sağlıyor.
Bu kurum; milletin parasıyla millete düşman besliyor!
Bu kurum; Alevi-Sünni fitnesi için elinden geleni ardına koymuyor.
Ancak tam burada bir itirafta bulunalım: dini ve din adına çalıştığını
iddia eden kurumlar dünyanın her yanında genellikle böyledir yahu…
İstisnaları, temiz olanları da vardır kuşkusuz ama sayıları o kadar
azdır ki, dostlar…
Osmanlıyı kokutan, batıran, emperyalizme diz çöktüren, İngiliz,
Amerikan, Fransa mandası olmamız adına casusluk yapanlar da yine işte bu
Görmez gibi saltanat düşkünü güya din adamlarıdır.
Hangisini kaldırsanız altından bir kamyon dolusu pislik çıkar, inanın!
Dün de böyleydiler, bugün de böyleler…
Osmanlı dönemi****16***. yy medreselerinin, Ensar Vakfına taş çıkartan
kepazeliğini Prof. Dr. Mustafa Akdağ’ın* kaleminden okuyalım:
İmaretlerde orta ve *yüksek medrese* öğrencileri barınıyordu. (…)
İmaretlerde binaların hacminden çok sayıda, yığılmış gibi sözde öğrenim
gören suhteler bu koşullar altında ders çalışacak iradeyi kendilerinde
bulamadığından, cinsel hayallerini kamçılar tarzda kurulmuş olduğunu
söylediğimiz hücrelerinde, kendilerini toplumsal ahlaka aykırı
alışkanlıklardan kurtaramadılar.
Örneğin, cinsel sapıklık en çok bu öğrenciler arasında genişledi ve
alışkanlık halini aldı. (…) Burada sözümüze şunu ekleyeceğiz ki,
öğrencilerin mahkeme tutanaklarını dolduran türlü ahlaksızlıkları
yapmalarına, büyük çoğunluğu günah-sevap konusu üzerinde toplanmış
bulunan yani daha ziyade dinsel ahlak verme amacı güden medrese
derslerinin hiçbir olumlu etki yapmamış olması ilgi çekici bir konudur.
Genel olarak /*"suhte"*/ deyimi ile söz edilen medrese öğrencilerinin
genç çocuklarla düşüp-kalkmaları sürüp gidiyordu. (…) işsiz güçsüz
dolaşan ve *‘bekâr odaları’*nda her türlü ahlaksızlığı yapmaktan
çekinmeyen ergen kitleler de bu doğa dışı cinsel sapıklığı huy
edinmişti. (…) birer meyhane gibi kullanılan bozahanelerin işleticileri,
bu gibi yerlerde ergen müşterileri için /*"taze oğlanlar"*/
bulundurmakta, yasaklamaları da hiçe saymaktaydılar.
(…) Bu tür ahlak dışı olaylar açıktan alıp yürüdüğü halde, imam,
müezzin, müderris ve benzerleri hacı-hoca takımı nasıl olup da önleyici
tepki gösterecek bir insani duygusallık göstermediklerini anlamak
güçtür. Hâlbuki aynı çevreler, kadın-erkek cinsel buluşmaları açığa
dökülecek kerteyi bulduğunda, hemen toplu halde mahkemeyi boylayıp,
kıyameti koparıyorlardı."[*1*]
Bu alıntı, /*"*/*/*neden Kuran Kursu, okul ve Ensar gibi kurumlarda
cinsel sapıklığa ve çocuk tecavüzlerine sık rastlanıyor? Neden
Diyanet’in kadroları, bütçesi teşkilatı genişledikçe ülkede yolsuzluk ve
ahlaksızlık artıyor? Neden Fetö ve benzeri din simsarları hep bu
kurumlardan çıkıyor? Cumhuriyet değerleri, Atatürk ilkeleri, laiklik,
demokrasi, insan hakları neden bu kadar önemli"*/* sorularının da yanıtı
olsun.
Ve nerede din taciri varsa, kim dini - mezhebi, insanların güzel
duygularını kullanarak saltanat sürüyorsa, sarayların lağımlarından
besleniyor, çöplüğünde kemik yalamak adına halkına ihanet ediyorsa;
*Hepsine lanet olsun!*
*Murtaza Demir*
/[//*1*//] Akdağ, Mustafa, Türk Halkının Dirlik ve Düzenlik Kavgası.
s.//*154-159*////*(1975*//)/
http://odatv.com/tuu-senin-2305171200.html
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-170524150928 Oraj Poyraz At [email protected]
[email protected]
2017/05/24 18:12 6 64 [email protected]
Can gozu kor olunca, gozle gorusun bir yarari yoktur.
Hz.Ali
Bu ulkedeki yabanci askerler, Teskilat-i Milliye den bin kere daha iyidir.
Yazar ve Nazir Ali Kemal - 23.04.1920
Tarihimizin en aci yanlarindan biri,kendini ne kadar tekrar ettigidir.
George Carlin
Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : [email protected]
Gruba uye olmak icin : [email protected]
Gruptan ayrilmak icin : [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin : [email protected]
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz :
http://orajpoyraz.blogspot.com/
BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.