------------------------------------------------------------------------


  ATEŞ USLU : İBN HALDUN TARTIŞMASI

*21/05/2017*

Recep*Tayyip *Erdoğan’ın*20 Mayıs 2017 tarihinde* İbn Haldun
Üniversitesi açılış töreninde yaptığı konuşma, haber sitelerinde ve
sosyal medyada İbn Haldun konusunda yoğun bir tartışma başlamasına neden
oldu. Erdoğan, /*"İbn-i Haldun’un eserleri hak ettiği değeri
görememiştir"*/ diyor ve şu sözleri ekliyordu: /*"En basitinden Auguste
Comte gibi sorunlu şahısların fikirleri kabul görürken, İbn-i Haldun
adeta mahkûm edilmiştir"*/. Bir yandan Erdoğan’ın açıklaması sosyal
medyanın alışılageldik /*"trolleme"*/lerine konu oldu, diğer yandan da
yapılan tartışmalar İbn Haldun hakkında hem*Erdoğan *cephesinden, hem de
sol-sosyalist muhalifler cephesinden bir dizi yanlış değerlendirme
yapıldığını gösterdi.

Öncelikle, Erdoğan’ın İbn Haldun’un eserlerinin hak ettiği değeri
göremediği, adeta mahkûm edildiği yönündeki iddiasını ele almak
gerekiyor. Türkiye’de olduğu gibi /*"Batı"*/da da mahkûm edilen ve
eserleri okunmayan biri varsa o da Auguste Comte’tur. Türkiye’de de
/*"Batı"*/da da İbn Haldun mahkûm edilmek bir yana, uzun yıllardır
baştacı edilmektedir. İbn Haldun’un düşüncesi cumhuriyetin en erken
dönemlerinden itibaren İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde genel
kamu hukuku derslerinde, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler
Fakültesi’nde siyasal düşünceler tarihi başta olmak üzere pek çok derste
inceleme konusu olmuştur. Kâtip Çelebi ve Naima döneminden *(XVII*.
yüzyıldan) beri Osmanlı tarihçileri arasında yaygın olan İbn Halduncu
geleneği devam ettiren cumhuriyet dönemi tarihçileri de derslerinde ve
eserlerinde bu tarihçi/düşünürün eserlerine yer ayırmışlardır, öyle ki
Osmanlı Devleti tarihinin dönemlere ayrılması için ders kitaplarında
halen kullanılan beşli dönemleştirme
(Kuruluş-Yükseliş-Duraklama-Gerileme-Dağılma dönemleri arasında yapılan
ayrıştırma) doğrudan doğruya İbn Haldun etkisinin sonucu olarak
müfredata girmiştir.

İbn Haldun etkisi üniversite kürsüleriyle ve akademik yayınlarla da
sınırlı kalmamıştır; muhafazakâr, İslamcı, /*"Baskıcı Jakoben"*/,
liberal ya da sosyalist olarak nitelenebilecek pek çok yazarın kendi İbn
Haldun yorumu vardır. İbn Haldun kimilerince /*"sosyolojinin babası"*/,
kimilerince /*"modern tarihçiliğin öncüsü"*/, bazılarınca da tarihsel
materyalizmin ya da emek-değer teorilerinin öncüsü kabul edilmektedir.

Erdoğan’ın İbn Haldun hakkındaki konuşmasına sosyalist soldan verilen
yanıtların tepkiselliği de incelemeye değerdir. İbn Haldun’un en önemli
yapıtı olan Mukaddime’nin Turan Dursun tarafından çevrilmesi ve bu
çevirinin*1977*’de Sol Yayınları tarafından yayınlanması sık sık
vurgulanmaktadır. Sosyalistlerin İbn Haldun’a kayıtsız kalmadığı bir
gerçektir, ancak kimi zaman söylendiğinin Mukaddime’nin ilk çağdaş
Türkçe çevirisinin aksine Turan Dursun’un çevirisi olmadığını belirtmek
gerekir: Daha önce Zâkir Kâdirî Ugan’ın çevirisi üç cilt olarak Milli
Eğitim Bakanlığı Şark-İslam Klasikleri dizisinden*1954*’te yayımlanmıştı.

Yine sosyalist soldan yapılan İbn Haldun sahiplenmelerinde, İslam
düşünce tarihi ile ilgili olarak çok sık yapılan hatalı tespitlerden
biri tekrarlanabilmektedir.*XI*.*-XII*. yüzyıllarda Gazzali’nin İslam
rasyonalist felsefe geleneğini reddetmesiyle başlayan ve daha sonraları
İbn Rüşd’ün Gazzali’ye karşı Aristotelesçi rasyonalizmi savunmasıyla
devam eden tartışma,*XX*. yüzyılda eser veren kimi yorumcuların
Gazzali’yi bir /*"mutlak gerici"*/ olarak ele almalarına ve İslam
felsefesinin sonunu getirmekle suçlamalarına zemin hazırlamıştır.
Günümüzde yapılan kimi yorumlarda İbn Haldun’un İbn Rüşd’ün izleyicisi
olduğu ve Gazali’nin /*"taassubunu"*/ kıran düşünürlerden biri olduğu
iddia edilebilmektedir. Bu iddia birkaç açıdan hatalıdır; İbn Haldun İbn
Rüşd’ün ya da Aristotelesçi felsefe geleneğinin (Meşşai felsefenin)
izleyicisi olmadığı gibi, eserlerinde felsefe, filozoflar ve akılcılık
konularında Meşşai filozoflarla taban tabana zıt fikirler öne
sürebilmektedir; bir örnek olarak Mukaddime’nin*VI*. kitabının*30*.
bölümünde yazılanlara bakmak yeterli olacaktır. İbn Haldun, İslam
Aristotelesçilerinden ziyade Gazzali’ye ve onun Fahreddin er-Razi gibi
izleyicilerine yakındır. Bütün bunlar, İbn Sina ve İbn Rüşd gibi
Aristotelesçi düşünürler ile Gazzali ve Razi gibi düşünürler arasında
yapılan tartışmaların bir iyi-kötü tartışması şeklinde ele alınmaması
gerektiğini ve İslam düşünce tarihinin son derece karmaşık bir sarmal
içinde etkileşimlerle gelişme gösteren geleneklerden oluştuğunu
göstermektedir. Sosyalist soldan yazarların İslam düşüncesini ve
düşünürlerini anlamak ve anlamlandırma çabalarını seçmeci bir okumayla
ve basitleştirici ilişkilendirmelerle sınırlamamaları ve bu düşünce
geleneğini bütün karmaşıklığı ve giriftliğiyle ele almaları gerekmektedir.

Son olarak, bir metodolojik soruna değinmek gerekiyor. İbn Haldun
hakkındaki temel mesele, Erdoğan’ın belirttiğinin aksine, düşünürün
yeterince ilgi görememesi değildir, aksine, /*"fazla"*/ okunmasıdır.
Mukaddime’nin yazarı, klasik siyasal düşünceler tarihi kitaplarının
/*"büyük adamlar"*/ listelerine Farabi ile birlikte dahil edilegelir,
adeta İslam düşünürleri arasında bu ikisinden başka /*"politik
düşünür"*/ yokmuş gibi. Mukaddime’yi okuyan bazı düşünce tarihçileri bu
yolla İslam düşünce tarihinin /*"kodlarını çözdüğünü"*/ sanabilmektedir.
Bir ya da iki düşünür üzerinden bütün bir düşünce geleneği hakkında
sonuçlara varmak kolaydır ancak bu sınırlı incelemeler yoluyla varılan
sonuçların sorunlu ve hatalı olma ihtimali de her zaman yüksektir.

İbn Haldun’un eserlerini yerli yerinde, yani toplumsal-iktisadi ve
entelektüel bağlamı içinde değerlendirebilmek için /*"büyük adam"*/
tarihçiliğini de, basitleştirici okumaları da, /*"şanlı medeniyetimizin
büyükleri"*/ arayışını temel alan karşı-Oryantalist (ya da Garbiyatçı)
yaklaşımları da bir kenara bırakmak gerekmektedir.

*http://baslangicdergi.org/ibn-haldun-tartismasi/*

 
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-170521230409 Oraj Poyraz At [email protected]
[email protected]
2017/05/22  02:12 6  64  [email protected]

 

Ruyalari gerceklestirmenin en kestirme yolu, uyanmaktir.

J.M.POWE

Enes bin Malik ( Radiyallahu Anh ) soyle dedi : Rasulullah ( Sallallahu
Aleyhi ve Sellem ) :
...Cehennem de nefsin arzulariyla kusatilmistir buyurdu.

( Buhari - Muslim - Tirmizi )
Cehennemle ilgili hadis. Sahihmis bilenler denetlesin.

Elbette benim dinsel inanclarim konusunda okuduklariniz yalandi, oyle
bir yalan ki, sistematik olarak tekrarlaniyor.
Ben kisisel bir Tanri ya inanmiyorum ve bunu hicbir zaman inkar etmedim
ve acik bir sekilde ifade ettim.
Eger bende dinsel olarak adlandirilabilecek bir sey varsa, o sadece,
bilimsel cabamizin ortaya cikarabildigi kadariyla dunyanin yapisina
duydugum sinirsiz hayranliktir.

It was, off course, a lie what you read about my religious convictions,
a lie which is being systematically repeated.
I do not believe in a personal God and I have never denied this but have
expressed it clearly.

in a letter March 24, 1954; from Albert Einstein the Human Side, Helen
Dukas and Banesh Hoffman, eds., Princeton, New Jersey: Princeton
University Press, 1981, p.43.


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/


BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo





 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap