------------------------------------------------------------------------
bayrak


  Bir gün karıncayiyen ve çakal forex oynarlarken...
  
<http://globalekonomikmonitor.blogspot.com/2017/02/bir-gun-karncayiyen-ve-cakal-forex.html>

Yeni forex düzenlemeleri şu sıralar piyasaların en önemli gündem konusu.
Tartışmanın bir ucunda ekonomistler yer alıyor. Kaldıraç yüksekmiş,*100
kötüymüş 10 iyiymiş*, düzenleme gerekliymiş vesaire gibi nedenlerle
kararı destekliyorlar. Diğer uçta yer alan piyasanın /*"akıllı"*/
insanları ise benzer bir telden yorumluyorlar. Kaldıraç kötüymüş, forex
kumarhaneymiş, zavallı küçük yatırımcıları ütüyorlardı iyi oldu vesaire
düşüncesindeler. Karşıt uçtaki sektör temsilcileri ise işsizlik
yükselecek, finansal okuryazarlık yapıyorduk duracak, herkes yurt dışına
kaçacak diyerek karara karşı duruyorlar. Peki ama kim haklı?

Bu karmaşık sorunu çözmek için basit bir hikayeden yardım alalım.
Hikayemiz, toprakları elmas kaynarken halkının açlıktan öldüğü
Namibya'da geçiyor. Merak etmeyin, insanların dinlemekten usandığı
çarpıklıklarla dolu bir kapitalizm hikayesi anlatmayacağız. Ezop
masallarını andıran bir fabl anlatacağız. Çiftçilerin yabani
hayvanlardan koyunlarını korumak için çiftliklerin çevresine çitler
örmesiyle hikayemiz başlar. Çok geçmeden bu çit direklerinin altına
karıncalar yuva yapar. Derken karıncaların yaptığı yuvaları fark eden
karıncayiyenler çitlerin altında çukurlar açarlar ve karıncaları yerler.
Gecenin karanlığını bekleyen uyanık çakallar bu çukurlardan süzülerek
koyun çiftliğine girer ve koyunları talan ederler. Çiftçiler
karıncayiyenleri suçlarlar ve devlete giderler. Devlet hemen bir yasa
çıkarır ve karıncayiyenlerin görüldüğü yerde katledilmesini serbest
bırakır. Şimdi hikayeyi burada keselim ve soralım: Sizce kim suçlu, kim
haklı?

Öncelikle temel düzeyde mantık yürüterek düşünmeye başlayalım. Diyelim
ki karıncayiyenler suçlu; iyi de hayvancağız aç kalmamak için
karıncaları yedi sadece, karıcalar da oraya yuva yapmasaydı? O zaman
karıncalar suçlu; iyi de koyunları karıncalar mı yedi? Öyleyse çakallar
suçlu; çukurları karıncayiyenler açmasaydı onlar da içeri giremeyecekti.
Kim suçlu yani? Anlaşılan temel düzey akıl yürütmeyle suçluyu
bulamayacağız. Öyleyse bir kademe daha yukarı çıkalım ve ikinci seviye
akıl yürütmeyle suçluyu bulmaya çalışalım.

DİKKAT Aşağıdaki makale kesinlikle bana ait değildir.
Kaynak bağı makale başlığında yer almaktadır.
http://www.philreinhardt.com/downloads/SuperSqueezePages/Super%20Squeeze%20Page%20Pack/BonusMoreAnimatedArrows/More%20Animated%20Arrows/Arrow%20Down%204/ArrowDownLeftBig.gif
<http://globalekonomikmonitor.blogspot.com/>

Ülkenin verimli ve sulak toprakları üzerine çiftlikler kuran ve
etraflarını çitlerle çeviren çiftçiler kuraklık zamanlarında
çiftliklerin kapısını açmamakta ve sürüler halinde gezen gergedan,
antilop, ceylan gibi yabani hayvanların susuzluk ve gıdasızlıktan
ölmesine sebep olmaktadırlar. Demek ki çiftçiler suçlu; çiftçi olarak
biz suçlu olamayız, çünkü çitlerin açılması ile ilgili yasal bir
yükümlülük yok, o nedenle biz de kendimiz için en doğru olanı yapıyoruz.
Ne yani şimdi de suçu yasa koyuculara mı atıyoruz? Bizim amacımız
ülkedeki av turizmini geliştirmek, yasaları bu amaçla koyuyoruz, vahşi
hayvanları korursak avcılık gelirlerimiz biter, suçu bizde aramayın.
Anlaşılan suçluyu burada da bulamayacağız? Peki suçlu kim öyleyse?

Amerikalı Amiral Hyman G. Rickover'ın sözünü hatırlayalım. Küçük
beyinler kişileri, orta beyinler olayları, büyük beyinler fikirleri
konuşur diyor ya, işte oradan devam edelim. Birinci düzey akıl yürütmede
kişileri konuştuk ve suçluyu aradık. Karıncayiyendi, çakaldı, karıncaydı
derken suçluyu bulamadık. Orta beyinlerin yapabileceği ikinci düzey akıl
yürütme ile olayları konuştuk ve suçluyu bulmaya çalıştık. Çiftçilerin
davranışları, yasa koyucuların yükümlülükleri derken suçluyu yine
bulamadık. Öyleyse geriye büyük beyinlerin konuştukları fikirler kalıyor.

Üçüncü seviye akıl yürütme ile suçluyu ya da kimin haklı olduğunu
bulabilecek miyiz bakalım? Londra'da sermaye piyasası düzenlemerinde
görevli bir ekonomistin şu açıklamasını okuyan olmuştur mutlaka: /*"Yeni
iş örgütlenmesi biçimlerinin nasıl gelişebileceği ve yeni yasal
düzenlemelerin nasıl olacağına ilişkin ilham ve görüş kazanmak için
embriyoloji okuyorum."*/ Fikirleri tartışabilecek olgunlukta böyle bir
beyin bizim hikayemize baksa neler görürdü acaba?

Maddeler halinde sıralayalım:

*1*- Bir organizma atığının bir başkasının yiyeceği olduğu, madde ve
enerjinin sonsuza kadar geri dönüştüğü düşünülecek olursa piyasa
sürecindeki bu tasarım hatalıdır; koyunu değil karıncayı koruyor,
karıncayiyeni yok ederken çakalı da yok ediyor.

*2*- Tasarlanan süreç tamamen doğrusaldır; karıncayiyeni azalttığı
ölçüde çakalı da azaltacak, koyunu arttırdığı ölçüde karıncayı da
arttıracaktır. Büyük bir miktarda madde ve enerjiyi tek bir sonuç elde
etmek için kullanırsanız sadece doğanın karmaşık işleyiş sistemlerini
göz ardı etmekle kalmazsınız, aynı zamanda işe yaramaz bir dünya atık da
yaratırsınız.

*3*- Doğal denge içindeki doğal vahşilik ortadan kaldırılarak tek
kültürlülüğün kör bir uyumunu destekleyen bir model getiriliyor. Aslolan
koyundur, karıncayiyen önemli değildir.

*4*- Süreç içindeki aktörlerin ilişkisine değil belirli bir noktaya
ulaşmaya ya da malvarlığı gibi şeylere odaklanılmıştır. Aktörlerin
ilişkileri ve bu ilişkinin daha da güçlenmesi için sürece
odaklanılmamıştır. Çiftçinin koyunu da koyunu, gerisi pek önemli değil.

*5*- Süreç içindeki aktörlerin kendi kendisini düzenleme özgürlüğü göz
ardı edilirken tek tiplilik dayatılmakta ve yaratıcı çeşitlilik
kısıtlanmaktadır. Tek ilişki çiftçi ile devlet arasında kurulması
gerekiyor herhalde, karıncayiyen ile çakalın ne bir ilişkisi var ne de
söz hakkı olmalı.

*6*- Piyasa kanunlarının da doğanın kanunları gibi tüm organizmalara
özgürlük verecek şekilde tasarlanması gerektiği dikkatlerden
kaçırılmıştır. Karıncayiyenin yaşam hakkının elinden alınması kimsenin
umurunda değildir.

*7*- Bir piyasa düzenlemesi vahşi bir hayvanı evcilleştirmek üzerine
tasarlanırsa aynı ahlakın piyasanın geri kalanı için nasıl uygulandığını
da sorgulamak gerekmez mi? Karıncayiyeni yok ettik, çakalı
uzaklaştırdık, peki çitaların her gün yüzlerce ceylan yemesi, aslanların
bir o kadar antilopu parçalaması, ya da kurtların buldukları her geyiği
öldürmeleri; aynı ahlak ile bunların da düzenlenmesi gerekmez mi?

Ne karıncayiyenle çakal hikayesinde ne de forex hadisesinde kimin haklı
ya da kimin haksız olduğunu söyleyecek değiliz. Karıncayiyen forex
şirketi midir, koyun küçük yatırımcı mıdır, yoksa çiftçi yasal
düzenleyici midir gibi metafor eşleştirmelerini de size bırakıyoruz.
Konuyu hangi seviyede ele alıyorsanız, eşleştirmeyi ve akıl yürütmeyi de
o seviyede yapabilirsiniz. Biz sadece kriterleri belirlemekle yetinelim.

Konu hakkında yorum yapan herkesin Londra'daki ekonomist gibi
embriyoloji okumasını beklemiyoruz elbette ama belli bir piyasa içinde
düşünebilecek bir aklı olan herkesin en azından şu soruyu kendisine
sorması gerekmez mi: Karıncayiyen odaklı bir süreç geliştirirseniz diğer
üyeler arasında da sağlıklı ve doğru bir ilişki geliştirmiş olur musunuz?

 
http://globalekonomikmonitor.blogspot.com/2017/02/bir-gun-karncayiyen-ve-cakal-forex.html
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-170214132312 Oraj Poyraz [email protected]
2017/02/14  15:59 6  64  [email protected]

 


Manu militari
Silahli kuvvetlerin yardimiyla (cf. Manus milites)

Latin Atasozu

Hicret etmeyen muslumanlar
NISA 97.kendilerine yazik eden kimselere melekler, canlarini alirken: ne
isde idiniz! dediler.
Bunlar: biz yeryuzunde caresizdik diye cevap verdiler.
Melekler de: Allah in yeri genis degil miydi?
Hicret etseydiniz ya! dediler.
Iste onlarin barinagi cehennemdir; orasi ne kotu bir gidis yeridir.
NISA 89.sizin de kendileri gibi inkar etmenizi istediler ki onlarla esit
olasiniz.
O halde Allah yolunda goc edinceye kadar onlardan hicbirini dost edinmeyin.
Eger yuz cevirirlerse onlari yakalayin, buldugunuz yerde oldurun ve
hicbirini dost ve yardimci edinmeyin.
NAHL 41.zulme ugradiktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince,
onlari dunyada guzel bir sekilde yerlestirecegiz.
Eger bilirlerse ahiretin mukafati elbette daha buyuktur.

Benim goruslerim Spinoza ninkine yakindir: Duzenin, bizim sadece belli
bir olcude ve yetersiz bir sekilde kavrayabileyecegimiz mantiksal
yalinligina duyulan inanc ve bunun guzelligine duyulan hayranlik.

My views are near those of Spinoza: admiration for the beauty of and
belief in the logical simplicity of the order which we can grasp humbly
and only imperfectly.

Kaynak: Albert Einstein, 1947; from Banesh Hoffmann, Albert Einstein
Creator and Rebel, New York: New American Library, 1972, p.95.
(Bu goruslerinden dolayi Einstein in Panteist oldugu sonucu
cikarilabilirse de, bir sonraki gorusunde de agnostiklige yakin oldugunu
belirttigini gorecegiz)


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/











BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo





 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap