Yanlış cevap, ilk kapatılması gereken okullar İMAM HATİPLERDİR.
İlahiyat Fakültelerine karşı değilim, sayıları azaltılmalı sadece.
Bir de sünni Müslümanlık eğitimi değil, kıyaslamalı olarak dinler
tarihi, din sosyolojisi eğitimi verilmeli.

Oraj POYRAZ ( [email protected]
<mailto:[email protected]> / [email protected] /
[email protected] )
           L2fSIJNoA0xfSNxA       

------------------------------------------------------------------------
bayrak


  Murat Bardakçı: Kapısına ilk kilidin vurulması gereken okullar
  iletişim fakülteleridir

/*"Habertürk yazarı Murat Bardakçı bugünkü yazısında iletişim
fakültelerini eleştirerek "*/Gelecekte ciddî bir üniversite reformu
yapılacak olduğu takdirde kapısına ilk kilidin vurulması gereken okullar
iletişim fakülteleridir/*" dedi. "*/

Murat Bardakçı: Kapısına ilk kilidin vurulması gereken okullar iletişim
fakülteleridir

*10 Şubat 2017 Cuma 12:06*

Son*KHK* ile ihraç edilen akademisyenler tartışması devam ediyor. Bugün
Murat Bardakçı ihraç edilen akademisyenler arasında iletişim fakültesi
hocalarının fazlalılığının dikkatini çektiğini yazdı.

İletişim fakültelerinin gazetecilik dışında başka şeyler öğrettiğini
yazan Bardakçı, /*"Ama dört sene boyunca gittikleri bu okullarda
gazetecilik konusunda ne öğreniyorlar dersiniz? Hiçbir şey"*/ dedi.

Bardakçı yazısında, /*"Kimse kusura bakmasın, açık söyleyeceğim:
Gelecekte ciddî bir üniversite reformu yapılacak olduğu takdirde
kapısına ilk kilidin vurulması gereken okullar iletişim fakülteleridir
ve bunların yerini hakiki gazetecileri yetiştirecek doğru dürüst eğitim
kurumlarının alması şarttır!"*/ ifadelerini kullandı.


    *İŞTE MURAT BARDAKÇI'NIN* O*YAZISI*

Geçen gün dünya kadar akademisyenin görevine son veren*KHK*’da iletişim
fakültesi hocalarının fazlalığı dikkatimi çekti.

Bu hocaların bazı mâlûm bildirilere imzalarını koymaları hakkındaki
kanaatimi daha önce yazmıştım ama işlerini her ne sebeple olursa olsun
kaybetmiş kişiler hakkında fikir ileri sürmek yakışık almayacağı için
yorum yapmayacak; sadece iletişim fakültelerinin bir işe yarayıp
yaramadığından bahsedeceğim.

Ben, bu fakülteler ile gazetede ve televizyonda staj yapan öğrenciler
sayesinde tanıştım. Basın-yayın, gazetecilik, radyo-televizyon yahut
halkla ilişkiler bölümlerinde okuyan, bazısı lisans talebesi, bazıları
da mezun olan gençlerin çoğu gazeteci olmaya hevesli. Heveslerinde ve
arzularına da hakları var, zira devletin gazeteci, televizyoncu ve
halkla ilişkiler uzmanı yetiştirmek için açtığı okulları bitirmişler.

Ama dört sene boyunca gittikleri bu okullarda gazetecilik konusunda ne
öğreniyorlar dersiniz?

Hiçbir şey!


    KÂĞIT*ÜZERİNDEKİ KAMERA*

İletişim fakültelerindeki dersler hep teoriktir! İletişim teorileri,
haber teorileri, sinema teorileri, bilmemne teorileri, teori, teori,
teori, sadece teori vesaire! Bitmek tükenmek bilmeyen bu teorilerin
anlatıldığı ders kitaplarının dili de gariptir. Entellektüel olmayı
anlaşılmaz lâflar etmek zanneden, üstelik iletişim gurusu olduklarına
inanan hocaların yazdıklarını anlayabilmek ne mümkün?

Öğrenci dört sene boyunca işte bunları okur! Not alabilmek için
imtihanlarda aynı muammaları tekrarlamak zorundadır, yüksek lisans
yapacak olanı daha da anlaşılmaz ifadeleri ezberleme işkencesi bekler ve
iletişim fakültelerinde, özellikle de bu okulların basın-yayın
bölümlerinde öğretilmeyen, bahsedilmeyen hattâ üzerinde bile durulmayan
tek bir konu vardır: Gazetecilik!

Daha önce yazmıştım: Bu fakültelerdeki sinema-televizyon öğrencilerinin
vaziyeti de aynıdır. Sinemacı yahut televizyoncu yetiştirmek için
kurulan bölümlerin çoğunda derslere gerçek bir kamera getirilmez. Cihazı
kullanmayı bilip bilmediği meçhul olan hocalardan biri tahtaya birşeyler
çizer, /*"Aha işte, kamera budur"*/ der ve objektif, beyaz ayarı,
netlik, vesaire gibi en basit teknik bahisler bile o çizim üzerinden lâf
ola beri gele gösterilir, o kadar!


    *BİR ENTEL HABER ÖRNEĞİ*

Haber nasıl kovalanır, nasıl yazılır, haber olabilecek olay ve haberin
unsurları nelerdir, gazete nasıl çıkar, televizyon nasıl çalışır, bir
program nasıl yapılır asla ve asla öğretilmez; zira hocaların
gazetecilikle alâkası yoktur. Haber yazmaktan bîhaber olmaları bir
tarafa, gazetecilik onların gözünde /*"halkı biliçlendirme
vasıtası"*/dır ve bu mesleğin temeli de bitmeyen teorilerden ibarettir.
/*"Beyoğlu’nda bina çöktü, dört kişi öldü, altı yaralı var, şunu haber
yapıver"*/ diyecek olsanız /*"Çarpık kentleşmenin ortaya çıkarttığı
konut gereksinimi ve rantsal sömürü sorunsalı Düttürülowski’nin de
vurguladığı gibi paradigmal artışlar içerisinde ve ontolojik süreçte
olumsuz kaypaklıklara neden olmakta, bu anolojik değerlendirme
Angutwood’un betimlediği çevresel ve emolojik davranışları harekete
geçirip kentsel kokoreçlerde demokratik hak ve özgürlükler bağlamında
epistomolojik sorunsallık yaratmaktadır"*/ gibisinden bir kerametler
varakası kaleme alırlar.

İletişim fakültelerine gidip /*"Ben şu, şu, şu haberlere imza atmıştım;
maaşallah ne tecrübeli gazeteciyim!"*/ diye övünmek âdetim değildir ve
gelen davetleri kabul etmem.

Bu okullardan birine sadece tek bir defa, bundan on küsur sene önce, o
da mecburen gitmiş ve dehşet içerisinde kalmıştım: Öğrenciler basın
mensubu değil, /*"basın düşmanı"*/ olarak yetiştiriliyorlardı!
Gazetecilikle alâkası olmayan hocalar genç beyinlere seneler boyunca
basının pespaye ve işe yaramaz olduğunu zerketmiş, istikbaldeki ekmek
paralarından soğutmuşlardı!

Kimse kusura bakmasın, açık söyleyeceğim: Gelecekte ciddî bir üniversite
reformu yapılacak olduğu takdirde kapısına ilk kilidin vurulması gereken
okullar iletişim fakülteleridir ve bunların yerini hakiki gazetecileri
yetiştirecek doğru dürüst eğitim kurumlarının alması şarttır!

ulusalkanal.com.tr

 
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-170210141550 Oraj Poyraz [email protected]
2017/02/10  15:54 6  64  [email protected]

 


Beraber gorulmek istemediginiz biriyle beraberseniz tanidiginiz biriyle
karsilasma ihtimali tavan yapar.

Yakin Tesaduf Kurali
Murphy Kurallarindan

Eger erkegin tepesinden tirnagina kadar cerahat aksa, kadin da bunlari
agzi ile temizlese, yine de erkegin hakkini odemis olmaz.

Ibn-i Hacer el Heytemi 2/121

Yasam korkusu ya da olum korkusu ya da kor inanc temeli uzerinde bir
Tanri kavramini kabul edemem.
Size kisisel bir Tanri olmadigini kanitlayamam, ama onun hakkinda
konusuyor olsaydim bir yalanci olurdum.

I cannot accept any concept of God based on the fear of life or the fear
of death or blind faith.
I cannot prove to you that there is no personal God, but if I were to
speak of him I would be a liar

Albert Einstein; from Ronald W.Clark, Einstein: The Life and Times, New
York: World Publishing Company, 1971, p.622.


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/











BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo





 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap