Lütfen bu ablaya dikkat edin.
Tesbitleri maalesef isabetlidir.
Açık istihbarat anlamında değerli cümleleri vardır.

Oraj POYRAZ([email protected] / [email protected] /
[email protected] <mailto:[email protected]> )
           L2fSIJNoA0xfSNxA       

------------------------------------------------------------------------
bayrak


  Müyesser Yıldız yazdı:*ABD* Başkan Yardımcısı Biden bizden orayı
  istemeye geliyor.

  * 5 yıl sonra şu noktaya geldi: <#mozTocId769052>
  * DARBEDEN ÖNCE NE İMZALANDI? <#mozTocId746836>
  * Bildiride şu ifadeler de yer aldı: <#mozTocId247292>
  * Ve Türkiye, yıllardır veto ettiği bu "işbirliğine" sessizce onay
    verdi. <#mozTocId411622>
  * 15 TEMMUZ NEYİN YILDÖNÜMÜ? <#mozTocId18557>
  * DARBEDEN SONRA KIBRIS <#mozTocId432407>
  * "Başarısız" olduğu vurgulanan 15 Temmuz darbesinin inşallah böyle
    bir sonucu olmaz. <#mozTocId23409>
  * Ama maalesef şundan eminim; ABD Başkan Yardımcısı Biden Fetullah
    Gülen'i vermeye değil, Kıbrıs'ı "istemeye" geliyor. <#mozTocId95797>

Asıl önemlisi darbeden kısa bir süre önce *8*-*9 Temmuz*'da Varşova'da
yapılan*NATO* Zirvesi'nde /*"AB-NATO deklerasyonu"*/ yayınlanmasıydı.

22.08.2016*14:08*

Erdoğan Başbakandı.*Ekim 2010*'da, /*"On yıllar boyunca, bir yandan
'Türkiye üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkedir' tekerlemesi
söylenirken, onun hemen yanında bir tekerleme daha vardı, o da 'Türkiye
dört tarafı düşmanlarla çevrili bir ülkedir' tekerlemesi. Denizlerin
gereği on yıllar boyunca yerine getirilmedi, ama sanal düşmanlar için bu
ülkenin kaynakları, enerjisi, umudu heba edildi, gitti. İçerde ve
dışarda üretilen sanal düşmanlarla uğraşmaktan, Türkiye, denizlerine,
madenlerine, akarsularına, en önemlisi de insanına, insan potansiyeline,
gençlerine, çocuklarına, eğitime, yani geleceğe vakit ayıramadı, kaynak
ayıramadı. Hükümet olarak bu anlayışı tersine çevirmek, statükoyu kırmak
ve ezberleri bozmak için 8 yıldır kararlı bir mücadele veriyoruz"*/ dedi.


    *5* yıl sonra şu noktaya geldi:

/*"Eğer güçlü olmazsak, güçlü bir duruş sergileyemezsek, bizi bu
coğrafyada bir gün bile barındırmazlar. Bu ifadem, 'üç tarafı
denizlerle, dört tarafı düşmanlarla çevrili bir ülke' ezberinin bir
tekrarı değil. Bilakis, millet olarak, tarihin ve coğrafyanın üzerimize
yüklediği bu sorumluluktan, bu kaderden kaçma imkânımızın olmadığını
ifade ediyorum."*/

_/*"Tekerleme... Ezber"*/ diye küçümsense de gerçek buydu._Şimdi de en
kanlı haliyle bu. Evet denizden, karadan, içeriden, dışarıdan dört
taraftan düşmanlarla çevrildik. Her gün*PKK*,*FETÖ*,*IŞİD* ve elbette
patronlarının devleti yıkıp, ülkeyi ele geçirme planlarının yeni
versiyonlarını yaşıyoruz.

Suriye'de /*"İsrail koridorunun"*/ tamamlanması... Ege'de
Yunanistan'la*12* mil pazarlığına girilmesi... Anayasasında /*"Batı
Ermenistan"*/ diyen ve Ağrı Dağı'nı sembol yapan Ermenistan'la
ilişkilerimizi normalleştirmeye zorlanmamız...

İşte Türk Milleti'ne bunları kabul ettirmek için tüm güçleriyle canilik
yapıyorlar. Bir de Ankara'nın İsrail'in resmi başkenti Telaviv değil,
hedefteki başkenti saydığı /*"Kudüs"*/le Mavi Marmara anlaşmasını
imzalayıp, onaylaması gibi acı bir gerçeğin görülmemesi, konuşulmaması
için...

Ama özenle gözlerden ırak tutulan bir konu daha var; Kıbrıs.

Sıcağı sıcağına, /*"Teröristbaşı Abdullah Öcalan'ı sorgulayan komutan"*/
olarak bilinen Hasan Atilla Uğur'un çarpıcı bir açıklamasını paylaşayım.
Uğur,*15 Temmuz* darbe girişiminden hemen önce*10 bin* İngiliz askerinin
Kıbrıs'a geldiğini belirtip, /*"Amaç darbe girişiminde Türkiye'yi işgâl
etmek. İşgâl ederken de ‘kan gövdeyi götürüyor, yardıma geldik'
diyeceklerdi"*/ iddiasında bulundu.


    *DARBEDEN ÖNCE NE İMZALANDI*?

*ABD-AB*-İsrail hatta Rusya'nın Akdeniz'deki hedefleri malum.
Musul-Kerkük'ten Akdeniz'e ulaşacak /*"koridorun"*/ önündeki tek engel
Kıbrıs ve Kıbrıs'ta Türk askerinin olması.

*AKP* iktidarı döneminde kabul edilen Annan Planı ile elimizi-kolumuzu
kaptırdık, o günden beri de /*"işgâlci"*/ diye nitelendirdikleri
askerimizi çekmemizi istiyorlar. Kademe kademe azalttık...*KKTC*'ye
döndüler mi bilmiyorum, ama geçen yıl*PKK*'yla mücadele için
Güneydoğu'ya gönderdiklerimiz oldu... Dışişlerimiz*KKTC*'de,
/*"Askerleri Mersin'e konuşlandırsak"*/ yoklamaları yaptı vs.

Nihayetinde,*KKTC* ile Rum kesimi arasında devam eden görüşmelerde,
garantörlük sisteminin ortadan kaldırılması (İngiltere ve Yunanistan
buna evet dedi) ve /*"Kıbrıs'ın güvenliğini AB Ordusu veya BM'nin
sağlaması"*/ gündeme geldi.

Uzatmayayım,*15 Temmuz* darbesi nedeniyle konuşamadığımız bir gelişme oldu.

*1 Temmuz*'da*Erdoğan*'ın gazetesi Sabah'ta, /*"AB ordusu geliyor"*/
başlıklı bir haber yayınlandı. Haberde,*AB* Dış İlişkiler Yüksek
Komiseri Mogherini’nin Avrupa Ordusu kurulmasının gerekliliğine dair
yeni bir strateji belgesi hazırladığı belirtiliyordu.

Asıl önemlisi darbeden kısa bir süre önce *8*-*9 Temmuz*'da Varşova'da
yapılan*NATO* Zirvesi'nde /*"AB-NATO deklerasyonu"*/ yayınlanmasıydı.
Avrupa Konseyi ve Avrupa Komisyonu Başkanları ile*NATO* Genel
Sekreterinin imzasıyla yayınlanan bildiride, /*"NATO-AB arasındaki
stratejik işbirliğine yeni bir hız kazandırma ve bir temel verme
zamanının geldiğine inanıyoruz. AB üyeülkeleri ve NATO müttefikleri ile
yaptığımız görüşmeler sonucunda birlikte çalışmaya ve herkesin yararı
için bu stratejik işbirliğinin, tam bir karşılıklı açıklık içerisinde,
organizasyonlarımızın karar verme mekanizma otonomisi ile uyumlu ve
bütün üyelerimizin kendi spesifik güvenlik ve savunma politikalarına
zarar vermeden yürütülmesine karar verilmiştir"*/ denildi.


    Bildiride şu ifadeler de yer aldı:

/*"Komşularımız ve ortaklarımız halen karşı karşıya oldukları sayısız
tehditlerle daha iyi baş edebilsinler diye onların egemenlikleri,
bölgesel bütünlükleri ve bağımsızlıkları kadar reform çabalarını da
desteklemeye devam edeceğiz."*/

/*"AB üye ülkeleri ve NATO müttefiklerinin tutarlı, tamamlayıcı ve
karşılıklı çalışabilir savunma yeteneklerini ve çok taraflı projeleri
geliştirmesine ihtiyaç olduğuna inanıyoruz."*/

Bunda ne var derseniz; Rum kesimi*NATO* üyesi değil, ama*AB* üyesi. Yani
Rumların da fiilen*NATO* ittifakının kapsamına alındığı ve*NATO*'nun
Kıbrıs'ın temsilcisi sayılan Rum kesiminin /*"egemenliğini"*/
desteklemeyi kararlaştırdığı ilân edilmiş oldu.


    Ve Türkiye, yıllardır veto ettiği bu /*"işbirliğine"*/ sessizce onay
    verdi.

Türkiye'nin veto ettiği*NATO-AB*'nin ortaklaşa kuracağı, Rum kesiminin
de içinde ve karar mekanizmasında yer alacağı Avrupa Ordusu'ydu.
Türkiye*NATO* üyesi, ama*AB* üyesi değil. Rum kesimi ise*AB* üyesi,
ama*NATO* üyesi değil. Emperyalistlerin çözüm formülü de
Türkiye'nin*AB*'ye alınması değil, Rumların*NATO*'ya alınmasıydı. Bunu
yıllardır açıkça istediler, şart koştular. İşte /*"Türk diplomatik
kaynaklar"*/ Varşova Zirvesi'nin ardından, /*"Atılacak adımlarda
NATO'nun karar alma sürecinin işletilecek, böylelikle Türkiye'nin
belirli bir alandaki işbirliğini onaylama ya da veto hakkı muhafaza
edilecek"*/ dese de o bildiriylebunun kapısı açıldı.


    *15 TEMMUZ NEYİN YILDÖNÜMÜ*?

Bir şey daha dikkatlerimizden kaçtı.*15 Temmuz*, Kıbrıs'ta Yunan
subayların yönetimindeki Ulusal Muhafız Alayı'nın Cumhurbaşkanı
Makarios'u devirip,*EOKA*-B lideri Sampson'u Cumhurbaşkanı ilân
etmesinin*42*'inci yıl dönümüydü.

Türkiye'nin Barış Harekâtı da bundan sonra geldi.*1960* Garanti ve
İttifak Anlaşmaları çerçevesinde*20 Temmuz 1974*'te Kıbrıs'a çıkarma
yapıldı. Kıbrıs Türklerinin /*"soykırımdan"*/, devlete uzanan zorlu
yolculuğunu anlatmayacağım.

Türkiye'deki*15 Temmuz* darbesinden *5* gün sonra Yunan Dışişleri Bakanı
Kocias ne söyledi biliyor musunuz; /*"Kıbrıs'taki işgâl güçlerinin
yönetimi ve görevlilerinin Türkiye'deki darbe girişiminde dahli olduğuna
dair açığa çıkan bilgi de onaylamak ve desteklemektedir ki, çağdışı
garantörlük sisteminin tasfiyesi ve işgal güçlerinin geri çekilmesine
dair uzun süredir sahip olduğumuz fikirlerimiz Kıbrıs sorununda çözüm
için temel koşullardır. Bu güçlerin Kıbrıs'tan ihracının gerekliliği bir
kez daha ispat edilmiştir"*/ dedi.

Yani Kıbrıs'a girişimize vesile olan bir darbenin yıl dönümünde
gerçekleşen*15 Temmuz* darbesi vesilesiyle Kıbrıs'dan çıkmamız istendi.

Dışişleri Bakanlığı'mızın yazılı /*"kınamasına"*/ rağmen Yunan Bakan *2
Ağustos*'ta bu sözlerini tekrarladı. Bir /*"esef"*/ açıklaması daha
yapan Dışişlerimiz, /*"1974'te Ada'da gerçekleştirilmek istenen darbenin
de Yunanistan cuntası tarafından desteklendiğini"*/ hatırtatıp,
/*"Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin müzakerelerin yoğunlaşarak sürdüğü
bu dönemde garantör ülke Yunanistan’ın yapıcı ve gerçekçi bir yaklaşım
benimsemesini"*/ istedi.


    *DARBEDEN SONRA KIBRIS*

Biliyoruz ki, Kıbrıs konusunda /*"kırmızı çizgisi"*/ olan yegâne
kurumumuz*TSK*'ydı.

Ama*15 Temmuz* darbesiyle, hem*KKTC*'deki askeri varlığımız iyice
tartışmaya açıldı (Darbecilerin listesinde*'göreve devam'* diye
gösterilen Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral İlyas
Bozkurt*YAŞ* toplantısının ardından emekliliğini istedi. Yine listede
gösterilen bazı komutanlar emekliliğe sevk edildi), hem de kanun
hükmünde kararnamelerle emir-komuta zincirinin bozulup, gerek*Erdoğan*,
gerek Başbakan*Bin*ali Yıldırım'ın /*"birliklere doğrudan emir verme"*/
yetkisini almasıyla, birçok konuda olduğu gibi*TSK*'nın Kıbrıs'ta da söz
söyleme hakkı ortadan kaldırıldı.

Darbeden sonra*KKTC* Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı Ankara'ya geldi.
Medyaya yansıdığı kadarıyla, görüşmelerde Kıbrıs müzakerelerinden çok
/*"FETÖ operasyonları"*/ ele alındı. Endişem, birilerinin*KKTC*'de
/*"FETÖ operasyonları"*/ diyerek, yıllardır Ada'dan çıkartılması istenen
/*"Türkiye kökenli yerleşiklerin"*/ örtülü tasfiyesine niyetlenmesidir!..

*KKTC* Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Rum Lider Anastasiadis'in kritik
toplantıları bu ayın sonunda başlıyor. Kritik, çünkü /*"garantiler"*/
konuşulacak.*Eylül* sonu veya*Ekim*'in ilk haftasında da Türkiye,
Yunanistan ve İngiltere'nin katılacağı uluslararası bir konferansta,
garantiler konusu karara bağlanacak. Bunlar öncesinde Rum lider
Anastasiadis'in Kıbrıs için /*"uluslararası jandarma gücü"*/
istemesi,*ABD*'nin de /*"Ada'da belli bir süre için uluslararası bir güç
konuşlandırılması"*/ önerisinde bulunması Türkiye'nin etrafındaki
çemberin iyice daraltılacağını göstermiyor mu?

Biliyorsunuz son aylarda sık sık Türkiye'nin*NATO*'dan atılması
konuşuluyor. /*"Türkiye aynı zamanda NATO toprağıdır... Karadeniz NATO
gölü olmalıdır..."*/ diyenler için /*"şantaj"*/ niteliği taşıyan bu
vur-kaçın ana hedeflerinden biri, Rum kesiminin*NATO* üyeliğine
koyduğumuz vetonun kaldırılması, ardından Avrupa Ordusu'nun faaliyete
geçip, Kıbrıs'ta göreve başlamasıyla birlikte Türk askerinin Ada'dan
çıkartılmasıdır.

/*"Başarılı"*/*12 Eylül* darbesinden *3* ay sonra Kenan Evren ve
arkadaşları, Yunanistan'ın*NATO* üyeliğine ilişkin vetomuzu kaldırmıştı.
O günden sonra Yunanistan, ağa babalarıyla birlikte Ege ve Akdeniz'de
kazandığımız ne varsa, diplomasi masasında birer birer aldı.


      /*"Başarısız"*/ olduğu vurgulanan*15 Temmuz* darbesinin inşallah
      böyle bir sonucu olmaz.


        Ama maalesef şundan eminim;*ABD* Başkan Yardımcısı Biden
        Fetullah Gülen'i vermeye değil, Kıbrıs'ı /*"istemeye"*/ geliyor.

Kıbrıs'ı vermeyi aklının ucundan dahi geçiren varsa!.. Şu bilinsin ki;
Sadece Türkiye'yi değil, kendilerini de bitirirler.

Müyesser Yıldız

Odatv.com

 
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-160822152718 Oraj Poyraz At Openmail [email protected]
2016/08/22  19:00 4  58  [email protected]

 


GECE SARKISI
. . . . . .
Alemde gunduz gonlume iskencedir;
Bence bayram ufukta gun bitincedir.
Gunun gecit vermez karli daglarini
Sanki sihirbaz bir el eritincedir.
Butun gun bekledigim bahar ki gece,
Gokte yildizlarin da umidincedir.
Yollar, yollarda nihayet icime denk,
Sonsuzlasarak basi bos gidincedir.
Ben ister guleyim, ister aglayayim,
Sesimi yalniz kendim isitincedir.
Alemde gunduz gonlume iskencedir;
Bence bayram ufukta gun bitincedir.

Cahit Sitki TARANCI

Omer, peygamberden, halkin dogru yoldan sapmamalari icin kendisine
birseyler soyleyip yazmasini istediginde; Peygamber: Allah in Kitabi
bize yeter dedi.

Buhari Itisam 26, Ilim39, Cenaiz 32, Merza 17; Muslim Cenaiz 23, Vasaya 22)

Turkler Araplarin dinini kabul etmeden evvel de buyuk bir millet idi.
Araplarin dinini kabul ettikten sonra bu din Araplarin (..) Turklerle
birlesip bir millet teskil etmelerine hicbir tesir etmedi.
Bilakis Turk milletinin milli rabitalarini gevsetti; milli hislerini,
milli heyecanini uyusturdu.(..)

Mustafa Kemal ATATURK
(Mustafa Kemal in yazdigi Afet inan imzasiyla cikan Medeni Bilgiler
kitabi 1931)


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/


 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap