------------------------------------------------------------------------
bayrak
Tutuklu generalin avukatı yaşadıklarını Odatv'ye anlattı
Halen tutuklu bulunan Gürsel Öztürk'ün Avukatı Sedat Akçelik, Odatv'ye
bir mektup gönderdi...
*19.08.2016 03:03*
*GATA* Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Komutanı Tümgeneral Gürsel Öztürk'ün
tutuklanması kamuoyunda yankı uyandırdı.
/*"Darbeci"*/ diye tutuklanan Öztürk'ün Gülen Cemaati üyesi darbecilere
direndiği ortaya çıkmıştı.
Darbe girişiminden*13* gün sonra darbecilerin atama listesinde adının
karşısında görevine devam edeceği anlamında /*"devam"*/ yazdığı
gerekçesiyle tutuklanan Öztürk'ün kardeşi de isyan etmişti.
Hatta Gürsel Öztürk'ün kardeşi Gürcan Öztürk, /*"Yıllarca Fethullahçılar
tarafından mağdur edilmiş biri nasıl olur da karşı çıktığı şeyle
suçlanır?"*/ ifadelerini kullanmıştı.
Halen tutuklu bulunan Gürsel Öztürk'ün Avukatı Sedat Akçelik ise
Odatv'ye bir mektup gönderdi. /*"Bilmem farkında mısınız, üst perdeden
çalan bu tamtamlar sebebiyle bugünün mağdurlarının sesini maalesef duyan
dahi olmuyor"*/ diyen Akçelik'in mektubunu noktasına virgülüne
dokunmadan aynen paylaşıyoruz:
"Mağdur olduğunuz, zulme uğradığınız günlerde, sizinle yan yana
durmaktan, savunuculuğunuzu yapmaktan onur duymuş bir avukat olarak
yazıyorum…
Memleket ve Cumhuriyet sevdalısı bir Paşa’nın hikayesini...
*15 Temmuz* sonrasında yazılı ve görsel basında yüzlerce yazı onlarca
program yapıldı ve görünen o ki bundan sonra da misliyle yazılmaya ve
yapılmaya devam edecek… Etsin etmesine de; gürültü o kadar fazla ki,
doğrusu bu gürültüde şimdiki dönem mağdurlarının sesini nasıl duyururuz,
hiç bilmiyorum...
Ergenekon, balyoz, askeri casusluk, Cihaner, Oda*TV*… Bu kumpas
davalarının hangisini anarsanız anın, askeri, akademisyeni, hukukçusu,
gazetecisi… tüm mağdurlarının sesi bugün bütün ülkenin kulaklarında
çınlıyor. Aman ne güzel… Ve o günlerde bu çığlığı duymayıp üç maymunu
oynayan, size ve tüm kumpas mağdurlarına vebalı muamelesi yapan kim
varsa, bugün hep bir ağızdan o zulmün hamasetine soyunmuş halde;
/*"görmüştüm, duymuştum, biliyordum"*/ diye avazı çıktığı kadar bağırıp
bayrağı kimselere vermek istemiyor…
Sizi ve yayın politikanızı tenzih etmeden söylüyorum, beni bağışlayın.
Dünün /*"devri sabık"*/ mağdurlarının bugünün /*"rövanşist"*/ kelle
avcılarına dönüşmesini kabullenemiyorum. Hayır, yanlış anlaşılmasın,
Fetullahçılara ne olduğuyla ilgilenmiyorum, cumhuriyet düşmanlarının ne
olacağı hiç mi hiç umurumda değil; lakin, bilmem farkında mısınız, üst
perdeden çalan bu tamtamlar sebebiyle bugünün mağdurlarının sesini
maalesef duyan dahi olmuyor.
*KARŞINIZDA ASLA BİR MENFEZ PAŞASI GÖRMEYECEKSİNİZ*
Gürsel Öztürk. Rütbesi Tümgeneral. Görevi*GATA* Haydarpaşa Eğitim
Hastanesi Komutanlığı. Tüm sıfatlarını atın bir kenara, Türk Silahlı
Kuvvetleri içerisinde eşine ender rastlanır türden bir entelektüel,
Cumhuriyete ve ülkesine yürekten bağlı bir aydın. Kendisini tutuklayacak
olan sorgu yargıcına; /*"Fetullahçılarla adımı birlikte anacaksanız o
kalemi kırın derhal, bana verilecek en büyük ceza cumhuriyet düşmanı
hainlerle birlikte anılmaktır zira…"*/, /*"Kırk iki sene bu ülke bu ordu
bana bakarken iyiydi de bugün huzurunuzda bulununca kötü mü olacak?
Hayır, dün ne idiyse bugün de öyle olacak, kalemi kırsanız da karşınızda
asla bir menfez paşası değil, dimdik duran bir Türk zabiti
göreceksiniz…"*/ diyen ve tutuklanınca da vakarından milim sapmayan bir
Kemalist nefer diyelim.
Ağustos ayının on dördüncü günü. Sene*2016*. Gürsel Paşa’nın hikayesini
yazıyorum.
*1974* senesinde Kuleli Askeri Lisesi’nden içeriye adımını attığında,
hayatında ilk defa gördüğü muzu, sağını solunu utangaç ve ürkek bir
bakışla süzdükten sonra kabuğuyla beraber yiyen.. ve kırkiki sene sonra
hala o günü hatırlayıp /*"bana bunu vermiş bir orduya ve devlete ben
nasıl ihanet ederim!.."*/ diyen bir Anadolu çocuğunun.. bu ülkeye bu
cumhuriyete atılan her taşta yüreğine kor ateşler damlayan bir Türk
zabitinin hikayesini.
Birliğine teslim edilen evrakı görür görmez bir an bile duraksamadan
komuta ettiği birliğine /*"konusu suç teşkil eden bu emrin
uygulanmayacağı"*/ emir ve talimatını verecek ve evrak üzerine
/*"yoklukla malul"*/ olduğu notunu düşecek kadar hukuka bağlı; darbeyi
öğrenir öğrenmez, bugünlerde*15 Temmuz* gecesinin kahramanlarından
sayılan, eski *1*. Ordu Komutanı ve yeni Genelkurmay *2*. Başkanı Ümit
Paşa’yı defalarca arayacak kadar emir komutaya bağlı; göreviyle
irtibatlı olup ulaşabildiği tüm Komutanlıklara bu kanunsuz emri
uygulamayacağını gecikmeksizin bildirecek kadar devlete ve demokrasiye
bağlı bir askerin hikayesini.
O*HAİN SİNSİ SIRITIŞLARINA BAKTIKÇA İÇİM BURKULUYOR*
Rütbesi ne olursa olsun, nerede ve hangi makamda bulunursa bulunsun,
emrinde olsun olmasın, asker veya sivil, generalinden temizlikçisine
herkese /*"efendim"*/ diye hitap eden bir salih âlimin; kınalı kuzularım
diye hitap ettiği Türkiye’nin dört bir yanındaki askerlerine misafir
olmaktan başka başını sokacak ne bir evi, ne de, raflar dolusu
kitaplarını ve on üç yaşında emektar bir külüstür arabasını saymazsak,
başka bir dünya malı olan bir sakil ademin hikayesini.
Tayyip Bey’in Marmaris’te tatildeyken eniştesinden öğrendiği darbeyi,
evinde dinlenirken televizyon izleyen kızından öğrenen, darbeden ve
darbecilerden o kadar dışarıda ve bihaber olan Gürsel Paşa’nın hikayesini.
Hüseyin Gülerce, Ferhat Sarıkaya ve bu kabilden zamane itirafçılarının
bedel ödememiş o hain sinsi sırıtışlarına baktıkça içim burkuluyor.
Mehmet Barlas’ından Nagehan Alçı’sına, bugün hala utanmadan gazete
köşelerinde televizyon ekranlarında boy gösteren dünün kumpas
borazancısı kim varsa, o pişkin suratlarını gördükçe kusasım geliyor.
Sahip olduğu tanrısal gücü, ki başka hiç kimsenin bir başkasını
özgürlükten men etme hak ve yetkisi yoktur, elini taşın altına sokmadan
kullanmayı adalet sanan yargıçlaradır sözüm; dibine kadar bu suça matuf
ya da en hafifinden yardım ve yataklıkla maruf suçlular sabah akşam
çarşaf çarşaf ifşaatta bulunup aman ve af dilerken, bırakın affedilmeyi
dileyecek özrü bile bulunmayan suçsuz ve günahsız Cumhuriyetçi Türk
zabitlerini zindanlara tıkmak mıdır adaletiniz? Tanımlarken dahi
/*"sözde"*/ yaftasını ihmal etmediğiniz bir bildirinin ekinde isminin
karşısında /*"devam"*/ yazıyor olmasından başka var mıdır bir
gerekçeniz? İyi, güzel ve ne hoş, amma sormazlar mı adama; hem
/*"korsan"*/ ilan ettiğin konseyi hem de /*"sözde"*/ dediğin bildiriyi
meşrulaştırmış olmaz mısın bu gerekçeyle? Bir insan kanunsuz deyip
/*"yoklukla malul"*/ şerhini düşerek zapturapt altına aldığı bir
belgeyle nasıl ve neden tutuklanabilir? Bir insan, daha nasıl tedbir
alabilir; hastaların fişini çekip Hastane’yi kapatması mıdır beklediğiniz?
*EN SADE VE YALIN HALİYLE TEK SUALİMİZ BUDUR*
Bizim bir aklımız ve elbette hem ihraca hem de taltife dair bir fikrimiz
var. Bizim aklımızın bir hükmü yoksa da devlet aklından kuşku duymak
kimsenin harcı değildir. O günden bugüne *3* defa ihraç listesi
yayınlanmış ve*bin*lerce asker ordudan ihraç edilmiştir. Gürsel Paşa
ise, gözaltında bulunduğu sırada*YAŞ* kararları ile taltif edilerek *1*.
Ordu Komutanlığı emrine atanmıştır. Devlet aklı önemlidir ve en geniş
istihbarata sahip devlet*bin*lerce askeri ihraç ederken, tutukluluğa
rağmen Gürsel Paşa’ya /*"göreve devam"*/ demiştir. Soru çok basit;
/*"korsan"*/ ilan edilen konseyin /*"sözde"*/ tabir edilen belgesindeki
/*"devam"*/ ibaresi mi, yoksa Türkiye Cumhuriyeti devletinin /*"göreve
devam"*/ niteliğindeki atama taltifi mi, hangisi daha makbuldür? Paralel
devletin paçavrası mı, yoksa gerçek devletin evrakı müspitesi mi? En
sade ve yalın haliyle tek sualimiz budur?..
Evvelki zaman mağdurlarına nasıl inanıyor idiysem, emin olun şimdiki
zaman mağdurlarına da bugün öyle inanıyorum. Ben o kadar güzel
söyleyemem, iyisi mi, sözü ustasından alalım, Şair Adnan Yücel’in o
güzel dizeleriyle yazalım;
/*"Saraylar saltanatlar çöker*/
/*kan susar bir gün*/
/*zulüm biter.*/
/*menekşelerde açılır üstümüzde*/
/*leylaklarda güler.*/
/*bugünlerden geriye,*/
/*bir yarına gidenler kalır*/
/*bir de yarınlar için direnenler..."*/
Galiba, dönüp dolaşıp dünden bugüne yaşadığımız /*"hep aynı hikaye"*/
demekten başka elden bir şey gelmiyor. Galiba, en çok, Albay Türkşen’in
o iflah olmaz Cumhuriyet ve Mustafa Kemal sevgisine, Albay Üçok’un o
objektif vicdanına, mahallenizin romantik devrimcisi Nihat Genç’in yürek
burkan o duygusal yazılarına, Yılmaz Özdil’in hiciv sanatına, Soner
Yalçın’ın bilgi dağarcığına ihtiyacımız var. Yanlış anlaşılmasın, bu
sıfatlar adı geçenlerin bende uyandırdığı tezahürlerdir, her biri için
ayrı ayrı da okuyabilirsiniz. Demem o ki, suçsuz günahsız Cumhuriyet
sevdalısı Kemalist Türk zabitlerinin sesini duyurmak için dün olduğu
gibi bugün de büyük bir kamuoyuna, yani sizlerin dili ve kalemine
ihtiyaç var, çok ama çok yakıcı bir aciliyetle hem de…
Umarım, bu kamuoyunu yaratmak için bir üç-beş sene daha beklemeyiz.
Umarım, dile getirmek için yeni bir Murat Eren vakası daha olsun
istemeyiz. Umarım, bunları söyledik diye kimseyi kırmayız. Ve dilerim
ki, bu hikayeyi tez elden burada bitiririz.
Sevgiyle ve hoşça kalmanız ümidiyle…
Av. Sedat Akçelik
Odatv.com
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-160822111700 Oraj Poyraz At Openmail [email protected]
2016/08/22 13:00 4 58 [email protected]
Baskalari senin sirrini aciklamasin istiyorsan sen kendi sirrini aciklama.
Seneca
Secde Suresinin 1.Ve 2.ayetleri de Risale-i Nur a isaret ediyorlarmis...
Ayetlerin anlamlari:
Hakim, Rahman ve Rahim olan Allah in indirisidir
Said-i Nursi ye gore; indirilis sozunun sayi degeri de, Risale-i Nur un
sayi degerine denk geliyor.
Ebced hesabiyla ve cifir yoluyla bu sonuc elde ediliyor.
O zaman, ayetlerin anlamlari su demek oluyor: Kur an-i Kerim ve Risale-i
Nur, Rahman ve Rahim olan Allah in bir indirisidir Onlar isterler ki,
Allah in Nur unu agizlariyla sondursunler.
Oysa inanmayanlar hoslanmasalar bile Allah nurunu tamamlayici ve
parlaticidir anlamindaki ayet de Risale-i Nur a isaret ediyormus...
Said-i Nursi ye gore, bir yabanci ulkenin somurgeler bakaninin, Kuran in
nurunu sondurmeye calismasina karsilik, kendisinin ortaya atildigina ve
o nur u parlattigina isaret ediliyor
Yani Said-i Nursi olmasaymis, o somurgeler bakani, Allah in Nur unu
sondurecekmis.
Iste o Nur, Hem Kur an-i Kerimdir, hem de Risale-i Nur dur
Risale-i Nur un 129 parcasi, Kur an dan uzanan elektrik telinin ucuna
takilan 129 elektrik lambasi gibidir
Nursi ye gore anlam soyle oluyor:
-Onlar isterler ki Allah in Nur u olan Kuran i ve Risale-i Nur u
agizlariyla sondursunler.
Oysa inanmayanlar hoslanmasalar bile, Allah gerek Kuran i ve gerek
Risale-i Nur u tamamlayici parlaticidir
Derleyen: Osman Turkoguz
INANCLARA VE AKLA AYKIRI BIR YAKLASIM, NURCULUK.
Tanri adina islenen cinayetlerin sayisi, seytan adina islenenlerden cok
fazladir.
Erica Jong
Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : [email protected]
Gruba uye olmak icin : [email protected]
Gruptan ayrilmak icin : [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin : [email protected]
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz :
http://orajpoyraz.blogspot.com/
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.