Avcımız avlanmaya çıkar dağa tepeye..
 Bir bakar ki bir ayı karşısında..
 Çeker tüfeğini ateşler ama tüfek tutukluk yapar..
 Napsın, kaçmaya başlar, ayı da peşinde..
 Ayı yakalar bunu, bir güzel becerir..
 Avcimiz hırs yapar oldurecektir illa ki bu ayıyı..
 Bir müddet sonra bir daha görür ayıyı, çeker tüfeği, basar tetiği yine
tutukluk yapar, bizimki kaçar, ayı peşinde, yakalar ayı bunu bir daha
becerir..
 Avcimiz iyice hirslanmistir illa ki vuracaktır bunu, takılır ayının
peşine, görür, çeker tüfeği basar tetiğe yine tutukluk yapar, ayı bunu
bir daha yakalar bir daha becerir..
 Bu olaylar tekrarlanır gün boyunca..
 Artık avcının dayanacak gücü kalmamıştır, hayat meselesi olmuştur bu,
son bir defa daha bakar ayı karşısında çeker tüfeği basar tetiğe ve yine
tutukluk yapar..
 Ayı yakalar bunu ve der ki :
 - ya kardeşim avcı misin ibne misin

Ben doğrusu Türkçe konuşabilen Anadolu ve Trakya Türk halklarının on
yıllardır yaşanan gündelik siyasi olaylar karşısındaki tavırlarına
bakıyorum, izliyorum ve şaşkın, şoka girmiş hal ve tavırlarını gördükçe
içimden gülmek geliyor.

Aslında tuhaf bir riyakar, ikiyüzlü bir durum bu.
Türkçe konuşabilen Anadolu ve Trakya Türk halkları gelişmelerin zaman
içinde bu hallere gelmesini bilememiş, görememiş, anlayamamış olamaz.
Bu kadar saf, bu kadar sağ duyusu yoksunu olamaz bu insan kalabalığı.
Sanki Türk halkı hiç tercih yapmamış, sanki bu tercihini bir kere, iki
kere, üç kere değil ,onlarca kere yinelememiş gibi.

Onlarca yıl geçti, demokrasi iyi bir şey.
Bahane aramak, kıvırtma imkanı yapmak mümkün değil.

Kendimi bildiğim ilk yıllarda her mahallede bir milyoner vaadi vardı.
Sonraları nurlu ufuklar, zenginleşen köylü, kasabalıya ilişkin vaatler
vardı.
Turgut Özal'ın vaatleri vardı.
Tansu Çiller'in UDİDEM projesi, her eve iki anahtar vaadi vardı.
AKP'nin binlerce vaadi, beleş kömür, odun, makarna torbaları vardı.

Çalışmadan, yorulmadan ve üretmeden, rahat yaşamak isteyen toplumlar;
evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini daha sonra da istiklal ve
istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.

*Mustafa Kemal Atatürk*

Ama işin ana fikri hep aynı oldu.
Çalışmadan, yorulmadan kazanmak.

Ve yüce Atatürk yine bilmiş.
Türk halkı onun bildiği şekilde önce haysiyetini kaybetti.
Evet bin bir türlü onursuzluk yaşıyoruz.
Hürriyetimizi henüz kaybettik mi, kaybetmedik mi?
Şüpheliyim.
Çünkü, henüz ülkemizde Amerikan askerleri gezmiyor ama, işbirlikçi
hükumetlerin eşiğinde dolaşıyoruz.
Sınırdayız yani.

Misal Kabe'nin hakimi Suudi Arabistan'da bazı şehirlerde Amerikan
Askerinin dolaştığını biliyoruz.
Yönetiminin açıkça işbirlikçi olduğunu da biliyoruz.
Haysiyeti kaybetmek mi?
Arap halklarının o aşamayı kaybedeli en azından yüz yıl geçtiğini
düşünüyorum.
Kuveyt, BEA, Yemen gibi ülkeler zaten bağımsız değil.

Şükürler olsun Türkiye o şekilde değil.
Ama Türkçe konuşabilen Anadolu ve Trakya Türk halklarının siyasi
tercihleri sayesinde günden güne adım adım o istikamette ilerliyoruz.

Şimdilik haysiyetsizlik aşamasındayız.
Hürriyetimizi kaybetmenin de sınırındayız.

Oraj POYRAZ([email protected] / [email protected] /
[email protected] <mailto:[email protected]> )
           L2fSIJNoA0xfSNxA     

 

------------------------------------------------------------------------
bayrak


  Rifat Serdaroglu : *TERÖR PATLAMADI*!..


Cumhuriyet gibi bir ciddi gazete başlık atmış;*TERÖR PATLADI*…

Bırak be kardeşim, hiç terör patlar mı? Araba lastiği mi bu patlasın?

Terör patlamaz, patlatır! Neyi patlatır? Bombaları patlatır.

Hangi bombaları patlatır? Bu bombalar bakkallarda mı satılır, nasıl
bulunur? Terör denen meret, nereye gidip te /*"Abi bana 5-6 tane bomba
ver"*/ diyecek! Nereden bulacak da patlatacak? Hem öyle az bir şey değil ki!

Daha dün üç ilimizde patlayan bombaların kamuoyuna yansıyan
ağırlıklarının toplamı*17* ton idi!

*7 Haziran 2015*!*AKP*’nin tek başına iktidar olamayacağının anlaşıldığı
bu tarihten itibaren, yaklaşık bir yılda Türkiye’de patlatılan
bombaların toplam ağırlığı*900* tondan fazla! Yani*90* Kamyondan fazla
bomba. Henüz patlatılmayan, gömülü olarak bekletilen daha kaç ton bomba
var, biz bilmiyoruz!

Kim satar, nasıl alınır, para nasıl sağlanır, ödeme nasıl olur, nakliye
ne şekilde yapılır, kamyon-kamyon bombalar sınırlarımızdan nasıl geçer
ve şehirlerimizde nerelerde depolanır?

Ve en önemlisi,*TC* Devletinin Cumhurbaşkanlığı-Başbakanlığı-İçişleri
Bakanlığı- Adalet Bakanlığı-Genelkurmay Başkanlığı-*MİT*
Müsteşarlığı-Emniyet Genel Müdürlüğü koltuklarında oturan bu *7* kişinin
bombalar ve*80 bin* uzun namlulu ağır silahın ülkeye girişinden nasıl
haberleri olmaz?

Bu sorunun iki yanıtı olur, üçüncüsü yoktur!

*-Ya tüm bu sorumluların hepsi birden uyuyup, çağımızın modern /"7
Uyuyanları"/ oldular!*

*-Ya da 7’si birden, içlerinden birinden aldıkları kanunsuz emre uyup,
beraberce ihanet ettiler…*

*MİT* Müsteşar Yardımcısının Oslo’da,*PKK* Baronlarına dediği,
/*"Şehirlerimizi bomba deposu haline getirdiniz, ama biz hepsini
biliyoruz"*/ ve*MİT* Müsteşarı Hakan Fidan’ın /*"Gönderirim üç-beş adam,
attırırım oradan dört-beş füze, görürler günlerini"*/ sözlerine bakınca
olayın *7*’li ihanet olduğu kabak gibi ortaya çıkar…

Gerçeğe ve doğrulara yüz çevirip, kendi kendinizi aldatmak veya görmek
istememeniz sizin tercihiniz ve bileceğiniz bir iştir.

Ama siz görmek istemeseniz de gerçek şudur;

Türkiye’nin başına bu güne kadar gelen belaların tamamının tek
sorumlusu*Erdoğan*’dır.*Erdoğan* yargılanıp, görevden el çektirilmedikçe
her gün yeni-yeni belalar başımıza gelecektir…

*-Çözüm Süreci diye, PKK’nın tonlarca bombayı ülkeye sokması sırasında,
Valilere */*"Görmezden gelin, sakın müdahale etmeyin"*/*diye emir veren
kim?*

*-Sırf bu yüzden PKK’nın şehir kadrolaşmasını tamamlayıp,
askerimizin-polisimizin-sivil vatandaşlarımızın ölümlerine,
yaralanmalarına sebep olan kim?*

*-Habur Rezaletini, Türk Milletine yaşatan kim?*

*-Türk Devletinin kuruluş ilkelerine ve kurucularına açıkça ve defalarca
karşı çıkıp, 2002’ye kadarki 79 yıllık dönemi /"Zulüm Dönemi"/ diye
adlandıran kim? Atatürk’e /"Ayyaş-Deccal"/ diyen kim?*

*-1990’lı yıllardan beri Fethullah Gülen’e itibar eden, destek veren,
ellerini öpen, en son olarak ta FETÖ’nü Türk Devletinin içine sokup
beraberce kucak kucağa 12 yıl aşk yaşayan kim?*

*-Bakanlıkları Tarikatlar arasında paylaştıran kim?*

*-Bugün gerekçe göstermeden tutuklanan işadamlarını ziyaret edip,
onlarla konuşan kim?*

*-Ülkeye 3 milyondan fazla Suriyeliyi sokan kim? Türk çocukları
üniversiteye girebilmek için çırpınırken, Suriyeli gençlere imtihansız
üniversite veren kim?*

Bu soruların tek yanıtı var; Kim*15* yıldır Türkiye’yi tek başına
yönetiyorsa, bu soruların cevabı o kişidir. Yani*Erdoğan*’dır…

Devlet yönetmeyi istemek kolaydır ama bir şey dilediğiniz zaman önce
sonuçlarını düşüneceksiniz.

"Ankaralı bir gariban, bahçede bir lamba bulmuş. Silerken Cin çıkmış ve
benden dört dilek hakkın var, dile bakalım demiş!

*-Adam evin elektrik parasını çok zor ödeyebildiği için, ‘Hiç elektrik
parası ödemeyeyim’ demiş! Püf, adam Hakkâriliye dönüşmüş!*

*-İkinci olarak adam ‘su parası da ödemeyeyim’ der demez birden Kıbrıs
Türküne dönüşmüş!*

*-Gariban iyice heveslenmiş ve üçüncü olarak, ‘ne elektrik ne su, ne
kira, hiç fatura ödemeyeyim’ deyince adam birden Suriyeliye dönüşmüş!*

Gariban şok olmuş ve *‘Aman cin vazgeçtim, hepsini öderim ben’* deyince
gariban puf diye tekrar Ankaralı oluvermiş…"

Eğer yanılmak-aldatılmak-saf olmak, kandırılmak gibi alışkanlıklarınız
varsa asla devlet yönetmeye kalkmayacaksınız…

Sağlık ve başarı dileklerimle*20 Ağustos 2016*

Rifat Serdaroğlu

 
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-160820234907 Oraj Poyraz At Openmail [email protected]
2016/08/21  04:00 4  58  [email protected]

 


O tempora, o mores
Oh zaman, oh adetler! (Marcus Tullius Cicero) (daha cok farkli zaman,
farkli adetler anlamina gelir)

Latin Atasozu

3-Araplar Icin Yazilan Kuran

Islam ortaya ciktigi tarihlerde Kuran kitaplasmis degildi. Sayfalar
halinde daginik durumda ve hafizlar tarafindan ezberlenerek muhafaza
edilmekteydi. Zaten kuranin yazildigi yillarda ki islevi gunumuzun Kanun
Hukmunde Karanamelerinden farkli da degildi. Cogunlukla ortaya cikan bir
soruna cozum bulmak icin yazilmis sayfalardan (ayetler) olusmaktaydi.
Kuran sureler ve ayetler halinde Halife Osman zamaninda bir araya
toplanarak kitaplastirilmistir. Hz.Muhammed kendi doneminde Kurani kitap
haline getirme ihtiyaci duymamasi ilginc ve bir okadar da
dusundurucudur. Bir postaci dusunun kendisine emanet edilen postayi
yerine ulastirmadan ve kaybolma ihtimalini umursamadan olsun gitsin.
Iste Hz.Muhammedin yaptigida tam olarak budur. Zaten Kuran sadece o
gunlerle ilgili oldugunu ortaya koyan ayettlerle doludur. Ustelik Kuran
da yazanlar sadece o gunlerle ilgili olmakla kalmaz, Araplar icin
yazilmis bir kitap oldugunuda acikca dile getirir. Hernekadar Meal
carpitmalari ile bu gercek gizlenmeye calissa da gercek gun gibi ortadadir.

Yasin-5 Kur an, atalari uyarilmamis, bu yuzden de gaflet icinde olan bir
kavmi uyarman icin gonderilen.

Ibrahim-4 Her kavme sadece o kavmin kendi diliyle seslenir. O kavimden
olan birini peygamber yollariz.

Fusilet-3. Bir kavim icin indirdigimiz Ayetleri detaylica aciklanmis
Arapca bir Kurandir.

Ayettlerde acikca her kavme sadece kendi dilini konusan kendi icinden
olan bir peygamberi elci atarim yaziyor. Bir baska seklide hic bir kavme
o kavmin kendi dilinde olmayan bir Kitap gondermem ve o kavmin irkindan
olmayan bir peygamber de atamam demektir. Bu durumda Kurana gore
Turklere de Turkce konusan Turk bir peygamber atanmasi zorunludur,
Kurana gore Turklere Bir Arap peygamber gonderilemeyecegi gibi Turklerin
Kutsal kitabi Arapcada olamaz.Turklere Arap kavminin diliyle inen
kitapla o kavimden bir peygamber gecerli degildir. Fusilet-3 ayetinde
bir kavim icin oldugu aciktir ve bunlar Turkler degildir. Kuranin bakis
acisina gore olmasi gereken budur.

Yusuf-2 Biz onu, akil erdiresiniz diye Arapca bir Kur an olarak indirdik.

Kuran kendini Arapca ve Arap kavmiyle sinirliyor. Bu ayeti Turklere
uygularsak, eger Araplarin akil erdirebilmesi icin Arapca kuran gerekli
ise Turklere de Turkce bir kitap indirilmesi gereklidir. Turkce
indirilmemis bir kitabi Turklerin anlamasi yani akil erdirmesi beklenemez.

Butun insan dillerine cevrilemeyen, hatta Arap olmayanlarin dogru
sekilde okumasi imkansiz olan bir kitabi butun insanlara yollamis
olabilir mi? Kuran bunumu iddia ediyor? Hayir asla. Kuran tam tersini
soyluyor. Kuran sadece Arapca konusan Arap kavmi icin geldigini soyler.
Butun kavimlere ve butun dillere geldigi iddasinda degildir.

Kuran her kavme sadece o kavmin kendi dilinde inen mesajla seslenmek
gerektirigini dile getiriyor. Yabanci bir peygamberle ve yabanci dilde
inen kitapla degil. Yabanci dilde mesaj olmamalidir. Kuran yabanci dilde
inen kitaba itiraz etmeyi mesru goruyor.

Fussilet-44 Eger biz onu baska dilde bir Kur an yapsaydik onlar mutlaka,
Onun ayetleri genisce aciklanmali degil miydi? Baska dilde bir kitap ve
Arap bir peygamber oyle mi? derlerdi. De ki: O, inananlar icin bir
hidayet ve sifadir. Inanmayanlarin kulaklarinda bir agirlik vardir ve
Kur an onlara kapali ve anlasilmaz gelir. (Sanki) onlara uzak bir yerden
sesleniliyor (da anlamiyorlar).

Bu ayete gore Turkler in neden dilimizde degil sorusunu sorma hakki
dogmaktadir. Bu mantiga gore Turk olana Turkce olmayan bir kitap
yollanamaz. Madem Araplar neden dilimizde inmedi demesinler isteniyor,
Araplar sorabiliyor ise biz Turkler Turklere hic Arapca bir Kuran
gonderilir mi diye neden sormayalim? Yoksa Tanri Allahin katinda biz
Turklerin kayda degecek bir Millet olmadigimizi mi kabul edecegiz?
Elbette Turk Milletini bu gozle kimse goremez. Bu ayete gore de Kuran
dan biz Turkler sorumlu olamayiz.

Zuhruf-44 Suphesiz bu Kur an, sana ve kavmine bir ogut ve bir sereftir,
ondan hesaba cekileceksiniz.

Nahl-64 Sana kitabi, ancak ayriliga dustukleri seyleri onlara aciklaman
icin ve iman eden bir topluma dogru yolu gosterici ve rahmet olarak
indirdik.

Bu ayetlerde butun kavimler ondan sorumludur denmiyor. Ayetler acikca
Hz.Muhammed in ve Araplarin Kuran dan sorumlu olduklarini bahsederek,
Ustelik Kuran nin yazilma nedeninin Arap kavminin sorunlarini cozmek
oldugunu dile getiriliyor. Islamcilar, Kuran in bir Kavim e degil butun
kavimlere gonderildigini anlatmak icin bir ayeti kanit gosterirler.

Enbiya-107 Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gonderdik.

Islamcilar Yukarda saydigimiz o kadar ayet ve kanit karsisinda, bir tek
bu ayete sarilarak her seyi kurtarma cabasina girerler. Bu ayetteki Alem
Arapca dir. Ayeti gordugunuz gibi ayetin her yeri cevrilirken, sadece
Alem kelimesi Arapca olarak birakilmistir.

Alem kelimesi Kuranda bir cok yerde bilen kisi anlaminda cevrilirken
burada oylece birakilir. Diyelim ki, Dogru ve bir sekilde Alem lafi
herkes anlamindadir. Bu yeterli olmuyor. Turkce de ancak Dunya alem
kelimesi herkesi ifade eder. Alem olarak Mekke alemini kastetmeniz de
mumkundur. Kuranin geldi dendigi donemde Araplar icin Alem Mekke ve
Medine ve yakin cevresinden ibarettir.

Hz.Muhammed soyle bir emir gonderse, cumle alem gelin en fazla Mekke nin
hepsi gelsin yada soyledigi kisinin ailecek hepsinin gelmesini
istemistir. Buradan tum Dunya anlami cikmaz. Kurani anlayarak okumak
Islam in ilk kosuludur. Kurani okuyan Turk, Iranli, Afganli Musluman
olamaz. Bu Milletler kendilerine ait olmayan bir dinle
kandirilmislardir. Turk milletini kandirmanin en kolay yolu dindir. Bu
dogru. Ama birde isin oteki yuzu var. Arap ne anlatirsa anlatsin Turkler
Islama girdikleri ilk yillarda kendi islam oncesi inanclari ile
harmanladiklari Islam inancini olusturdular. Yari Samanist yari Musluman
bir toplum oluverdiler. Daha dogrusu Arap Muslumanligina degil, Turk
tipi Muslumanliga inandilar.

Simdi Kurana bakarsak Turklerin kafasindaki Kuran ile gercek Kuran in
birbirine hic uymadigini goruruz. Verilen ayetlerde goruldugu gibi Kuran
kendini sadece Arap Kavmi icin duzenlenmis gosteriyor. Oysa Turklerin
kafalarindaki hayali Kuran,butun kavimler icin duzenlenmis zannedilen
bir Kuran. Gelin diger ayetlere de bakalim;

Sura-7 Sehirlerin anasi (olan Mekke de) ve onun cevresinde bulunanlari
uyarman ve asla suphe olmayan toplanma gunuyle onlari korkutman icin,
sana boyle Arapca bir Kur an vahyettik.

Enam-92 Iste bu (Kur an) da, bereket kaynagi, kendinden oncekileri
(ilahi kitaplari) tasdik eden ve sehirler anasini (Mekke yi) ve butun
cevresini (tum insanligi) uyarasin diye indirdigimiz bir kitaptir.

Mealciler; sehirler anasini (Mekke yi) ve butun cevresini (tum
insanligi) uyarasin diye indirdigimiz bir kitaptir der. Mekke cevresini
yazan yeri tum insanlik diye cevirirler. Bir sehrin cevresi anlamindaki
kelime tum insanlik anlamina getirilir. Ustelik Kuranda her kavmin ayri
bir memleketi ve ayri bir ana kenti oldugunu soyler. Yani her kavmin ana
kentine ve cevresine ayri bir peygamber gereklidir. Yani ana kent yok
ana kentler var.

Kasas-59 Rabbin kendilerine ayetlerimizi okuyan peygambeleri
memleketlerin ana merkezlerine gondermedikce, o memleketleri helak edici
degildir. Zaten biz ancak halki zalim olan memleketleri helak etmisizdir.

Her memleketin bir ana sehri bir de cevre sehirleri vardir. Kurana gore
her memeleket icin o memleketin ana sehrine elci gonderilirdi.
Hz.Muhammed Araplarin ana kentini ve Araplarin cevre kentlerini uyarmak
icin Arap memleketinin ana kenti Mekke ye yollandi. Kuran a gore ayni
sekilde diger memleketlerin ana kentlerini ve cevre kentlerini uyarmak
icin peygamberler yollanmalidir.

Kasas-59 Rabbin kendilerine ayetlerimizi okuyan peygambeleri
memleketlerin ana merkezlerine gondermedikce, o memleketleri helak edici
degildir. Zaten biz ancak halki zalim olan memleketleri helak etmisizdir

Suara-208 Biz, hicbir kenti helak etmedik ki onun uyaricilari olmasin
(helak etmeden once mutlaka uyarici gonderdik)

Talak-8 Rabbinin ve O nun elcilerinin emrinden uzaklasip azmis nice
memleketler vardir ki, biz onlari (ahalisini) cetin bir hesaba cekmis ve
onlari gorulmemis azaba carptirmisizdir.

Yani diger memleketlerinde ana kentleri ve kendilerine ait ayri birer
peygamberleri vardir, Kurana gore var olmak zorundadir. Hz.Muhammed
sadece bir memleketin ana kentine ve cevre kentlerine yollaniyor. butun
memleketlerin ana kentlerine degil. Mesela Ad kavminin uyarmak icin o
kavmin ana kenti olan Irem sehrine Hud peygamber yollanmis.

Fecr Suresi-6-8 Rabbinin Ad (kavmin)e ne yaptigini gormedin mi? Yuksek
sutunlar sahibi Irem e. Ki sehirler icinde onun bir benzeri yaratilmis
degildi.

Furkan-51 Eger Isteseydik butun beldelere ayri ayri Peygamber yollardik.

Burada anlatilan tek sey bir kavme vahiy yollarken hangi tarzda
yolladiginin aciklanisindan ibarettir. Bir kavmin her kentine degil
sadece ana kentine peygamber yollariz diyor. Zaten diger ayetler Ana
kent Mekke ve cevre kentlerin arap beldeleriyle sinirli oldugunu acikca
soyluyor. Ustelik Kurana gore Hac ziyareti ile yukumlu olan kisiler;
Arabistan memleketi, Ana kenti Mekke ve cevresindeki colde yasayan
Araplardan baskasi degildir.

HACC-25 Mescidi Haramin(kabenin) oldugu kente oturan yerliler ve
cevresindeki colden buraya gelenler (Mekke de oturmayan araplar) icin
ziyaret yeri yaptik.

Sonuc olarak Kuran da bir kavmin yasadigi memlekette her sehre ayri ayri
peygamber yollamayiz. Sadece o kavmin ana kentine, O kavmi ve
yasadiklari cevre kentlerini de uyarsin diye, o kavmin dilinde peygamber
yollariz denmektedir. Kuran nin bu hukumlerini Islama uyarlarsak
Hz.Muhammed Arabistanin ana kendi Mekkeye gonderilmis ve sadece Araplari
uyarmakla gorevli bir peygamberdir. Bu mantiga gore Islam da Arap
dinidir, Turkler veya baska bir millet Islam dan sorumlu tutulamaz.

https://islamingercekleri.wordpress.com/2013/05/27/3-araplar-icin-yazilan-kuran/

Ve gerek Rus gerek Garb istatistikleri bu hususta kanit olarak yeterlidir.
Birkac asirdan beri Sark Vilayetlerimizin hicbir kisminda hicbir vakit
bir Ermeni cogunlugu olmamistir.
Ve Carlik idaresi veya Garb emperyalistleri tarafindan tesvik edilen
Turk ve Ermeni halklarinin girismis olduklari kanli mucadeleler bir
tarafa oldugu kadar, oteki tarafa da can kaybina malolmustur.
1917 de Ruslarin cekilmesinden sonra Ermeni cetelerinin Sark
vilayetlerimizi ne halde biraktiklari bunun kafi derecede bir ispatidir.

Ermenistan i Mezopotamya da yerlesmis Ingilizlere yaklastiracak surette
uzatmak, Moskova ve Ankara hukumetlerine pek cok nahos surprizler
yaratmak demek olur.

(27 Aralik 1920)
K.ATATURK


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/


 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap