*KAMUOYU DUYURUSU*

Kırk yılı aşkın süredir neredeyse tüm iktidarların desteğini alarak veya
onlarla uyum içinde hareket ederek, devletin tüm kurum ve kuruluşlarına
sızmak suretiyle, buraları adeta işgal etmiş olan Fethullah Gülen
Cemaati mensupları;*15 Temmuz 2016*tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri ve
devletin birçok kurumunun içine sızmış olan müritleri aracılığıyla Türk
Silahlı Kuvvetleri ve Türk Milletine karşı haince bir saldırı
düzenlemiş, yüzlerce vatandaşımızı vahşice katletmiş,*bin*lerce
vatandaşımızın yaralanmasına neden olmuştur.

Ancak, kontrolünde bulunduğu üst aklın ve bu acımasız vatan hainlerinin
hesaba katmadığı Türk Ulusunun direnci ve kahraman Türk Silahlı
Kuvvetler mensupları ile kahraman güvenlik güçlerimizin de canları
pahasına yaptığı mücadele sonucunda emellerine ulaşamamışlardır.

Bu insanlık dışı, canice hareketi en şiddetli şekilde bir kez daha
lanetliyor, aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil
şifalar ve milletimize geçmiş olsun dileklerimizi sunuyoruz.

Başarısızlığa uğratılan hain kalkışma ve sonrasında hayatın normale
dönmesi için yürütülen faaliyetler kapsamında; Olağanüstü Hal *(OHAL*)
ilan edilmesini ve alınan tedbirlerin bir kısmını anlayışla karşılıyoruz.

Bununla birlikte; şu ana kadar Kanun Hükmünde Kararnamelerle alınmış
olan kararların çoğunun maalesef karşı karşıya olunan tehdidin bertaraf
edilmesinden ziyade, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin/*"demokratik kontrol
altına alınması"*/gerekçesi ile onlarca, hatta yüzlerce yıl boyunca
oluşan, tarihimizin derinliklerinden gelen yapı ve kurumların devletin
ortak aklının katkılarını da içeren ayrıntılı ve kapsamlı bir inceleme
ve değerlendirme yapılmadan, birkaç günlük yüzeysel çalışmalarla tamamen
değiştirildiğini üzülerek izlemekteyiz.

Bu kararların tamamı Milli İradenin oluştuğu*TBMM*’nde müzakere edilip
kabul edilecek kanunlarla yapılmış olsaydı, bu yapılanlara karşı olumlu
veya olumsuz düşüncelerimiz saklı kalmak kaydıyla, söylenecek çok fazla
bir şey olmayabilirdi.

Ancak, kırk yıldır devletin tamamına sızan ve sonunda hain bir
kalkışmayla milletimizi ve Türk Silahlı Kuvvetlerini küresel olarak
etkisizleştirme hedefi ile hareket eden Fethullah Gülen Terör Örgütünün
oluşturduğu tehditle mücadelenin, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin mevcut ana
yapısını değiştirmekten geçmediği son derece açıktır. Zaten şu anda
kamuoyu üzerinde yapılmakta olan algı operasyonları veya en hafifinden
bilgi noksanlığından kaynaklanan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sivil
iktidarın kontrolünde olmadığı iddiası kesinlikle gerçeklerden uzaktır.

Türk Silahlı Kuvvetleri, çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerden önce
de Anayasa ve yasalar gereği tamamen sivil otoritenin emri ve kontrolü
altındaydı. Genelkurmay Başkanı, Başbakana karşı sorumlu olup tüm
terfiler ve atamalar aslında sivil otoritenin kontrolünden ve onayından
geçmekteydi. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tüm mali faaliyetleri ile
kullandığı kaynaklar en geniş şekilde Sayıştay denetimine tabiydi.
Kuvvet geliştirme ve tüm tedarik faaliyetleri de siyasi iktidarın
direktif ve talimatları çerçevesinde yürütülmekteydi.

Bütün bunları göz ardı ederek*2011*yılına kadar*FETÖ*ile hiçbir sorunu
olmayan, hatta ne istedilerse verdiklerini ifade eden siyasi iktidarın
hiçbir sorumluluğu olmadığını düşünerek, yaşananların tek sorumlusu
sanki Türk Silahlı Kuvvetleri’nin mevcut yapısı imiş gibi bu
değişiklikleri yapmaya kalkışmak, eğer art niyet yoksa en azından
teşhisin yanlış konulduğunun göstergesidir.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nde bu yapıyla etkin mücadele edilememiş
olmasının tek nedeni*TSK*’nın istihbarat ve bu kapsamda kendi
personelini dahi izleme, takip ve araştırma yetkisinin hiçbir şekilde
olmamasından ve Genelkurmayın teknik istihbarat kaynağı
olan*GES*K.lığının da bir süre önce elinden alınmış olmasından
kaynaklandığı unutulmamalıdır.

Kuvvet Komutanlıklarının Milli Savunma Bakanına bağlanmış olması ve
Milli Savunma Bakanı, Başbakan veya Cumhurbaşkanının doğrudan ast
kademelere emir verme düşüncesi, tüm dünya askerlik tarihi bakımından en
önemli harp prensibi olan /*"Emir Komuta Birliğini"*/ortadan
kaldırmıştır. Bu durum milli güvenliğimizi ciddi şekilde tehlikeye
düşürecek sonuçlar doğurabilir.

Yüksek Askeri Şura’nın yapısının bu şekilde değiştirilmiş olmasının
gerekçesi hiçbir şekilde anlaşılamamıştır. Eğer ana görevi liyakat
derecelerine göre terfilere karar vermek olan*YAŞ*’ta siyasi iktidara
yakın olanların terfileri amaçlanıyor ise, bunun sonuçlarının,
tarihimizdeki Balkan Harbinde yaşandığı gibi çok ağır olacağı
bilinmelidir. Bu düzenlemelerle Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin
siyasete karışmaması istenirken aksine siyasetin içine çekilmiş olacağı
değerlendirilmektedir.

Askeri liselere*FETÖ*mensuplarının sızması, aslında buna göz yumanların
uygulamalarının sonucu olmasına rağmen, sistemi yeniden düzeltmek çok
kolay iken, değer ve önemini şanlı tarihimizden alan bu kurumları
kapatmanın uygun olmadığı değerlendirilmektedir.

Ankara ve İstanbul gibi şehirlerin içerisinde kalmış olan kışlaların
şehrin dışına çıkarılma kararı aslında doğru bir karar olabilir.Bununla
birlikte onlarca yılda oluşan bu birliklerin, uygun yerlerde tüm
tesisleriyle ihtiyacı karşılayacak, yenilerinin yapılarak mevcut
kışlalarından çıkartılmaları yerine apar topar kışlalarından atılmaya
çalışılmasının gerekçesi anlaşılamamıştır.

Yukarıda belirtilen ve kararnamelerle yapılan çok kapsamlı
değişikliklerin Fethullahçı Terör Örgütü ile mücadeleden ziyade, bu
kalkışma bahane edilerek Türk Silahlı Kuvvetleri’nin üzerinde iktidarın
istediği operasyonları icra etmesi fırsatını yakalamış olduğu düşüncesi
ile hareket ettiği izlenimini vermektedir.

Bu değişikliklerin, Cumhuriyet tarihi boyunca özenle siyaset dışı
kalmaya gayret eden Türk Silahlı Kuvvetleri’ni siyasetin içine çekeceği
bilinmelidir.

Sonuç olarak;Kanun Hükmünde Kararnameler ile alınan kararların sağduyu
ile bir kez daha değerlendirilmesi ve milli birlik ve beraberliğin en
azından*15 Temmuz 2016*’dan bugüne kadar yaratılan olumlu siyasi ortam
ve koşullar dikkate alınarak*TBMM*çatısı altında müzakere edilerek,
gerekli düzenlemelerin yapılmasını, aksi takdirde aceleyle alınmış bu
kararların acısının yakın gelecekte fazlasıyla çekileceği Yüce Türk
Milletine saygıyla duyurulur.

 *Türkiye Emekli Subaylar Derneği Genel Merkezi*


-- 

Seref kaybedilirse geriye ne kalir?

Publius Syrus

Bu (Kur an), *Ummu l-kura (Mekke) ve cevresindekiler*i uyarman icin sana
indirdigimiz ve kendinden oncekileri dogrulayici mubarek bir kitaptir.

EN AM SURESI-92 Ayet..

Ilk sozu kim ne kadar guclu ve bagirarak soylerse, o kazanir .

Joseph GOEBBELS
(Hitler in Propaganda Bakani)


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/






 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Attachment: KAMUOYU DUYURUSU 02.08.2016.docx
Description: MS-Word 2007 document

Cevap