------------------------------------------------------------------------
bayrak


  Ahmet Kılıçaslan AYTAR : BARIŞTA VE SAVAŞTA...

Birleşmiş Milletler Teşkilatı, tehlikeli bir gidişat gösteren muhtelif
krizler karşısında siyasi bir aktörden ziyade bir izleyici görüntüsü
çiziyor.

İşte*ABD*; tek taraflı olarak Hazar Havzasının Enerji Kalkınması Projesi
ile Rusya'dan geçen hatlara bağımlılıklarının kaldırılması için Hazar
ülkelerinin bağımsızlığını, alternatif ihraç yollarının bulunmasını,

Ya da Büyük*Ortadoğu* Projesi ile*Ortadoğu* ülkelerini belirli ekonomik
ve demokratik kriterlerle tava getirmek ve ekonomilerinin bağlı olduğu
petrol ve gaz akışının Hürmüz Boğazı ve Doğu Akdeniz su yollarından
serbest olarak yapılmasını istiyor.

Ya da Çin'in Doğu Asya ile yetinmemesi ve Afrika kıtasında nüfuz
bölgesini genişletmesi gibi bir çok gelişmeyi engellemeyi öngörüyor.

*

Çünkü, tabiî bir kural işliyor, bir kere üstünlük sağlayan bir güç
olarak*ABD* kendi gücünü başka devletlerle paylaşmak istemiyor...

Eh! Rusya ve Çin de çatışma konularında taraflar arasında kalıcı
çözümlerin sağlanabilmesi için*BM* statüsünün değiştirilmesine çaba
gösteriyor.

*ABD*, uluslararası hukuku sürekli hiçe sayıyor, hiçbir zaman
Afganistan'da, Irak'ta, Suriye'de ve Libya'da*milyon*larca insanın
ölümüne yol açan gayri meşru savaşlarından dolayı herhangi bir*BM*
mahkemesine hesap vermemiştir.

Üstelik şimdilerde kendi çıkar planlarının önündeki bütün engelleri
yıkmaya kararlı bir görünüm veriyor.

*II*.Dünya Savaşı'ndan bu yana görülmedik ölçekte bir askeri çatışmaya
doğru ilerliyor...

*

*ABD*, Çin ile savaş stratejisinde Batı Pasifik'teki gemilerden,
denizaltılardan ve üslerden, Çin ekonomisini felce uğratmaya yönelik bir
deniz kuşatmasıyla desteklenen kapsamlı bir hava ve füze saldırısı
öngörüyor.

Bugünlerde Başkan Obama, Çin'e karşı Asya'ya dönüş siyasetinin bir
parçası olarak Güney Çin Denizi'ndeki eski düşük yoğunluklu bölgesel
anlaşmazlıkları yeni ve çok daha yıkıcı bir hale getiriyor ve bir savaşı
tetikliyor.

Avustralya'da ve Filipinler'de yeni üs düzenlemeleri oluşturulmuş:
Singapur'a en yeni kıyı muharebe gemileri yerleştirilmiş: Vietnam,
Malezya ve Endonezya ile bağlar geliştirilmiş: Bölgede ortak askeri
tatbikatlar artmıştır.

Son olarak eski sömürge Filipinler vekil olarak kullanılmış ve*BM* Daimi
Tahkim Mahkemesi'nden; Çin'in Güney Çin Denizi'nin büyük bölümüne
yönelik tarihsel haklarını ve Çin'in kontrolündeki kayalıkların ve
adacıkların etrafındaki sulara ilişkin hak iddialarını sınırlayan ve
denizi doldurma dahil çeşitli faaliyetleri yasadışı olarak mahkum eden
bir karar çıkarılmış bulunuyor.

Bir taraftan da*ABD* donanmasının Güney Çin Denizi'nde bulunan Çin
kontrolündeki adacıkları çevreleyen sularda kışkırtıcı ihlallerinde
sıklık bakımından artış görülüyor...

Bu noktada Çin Komünist Partisi yönetimi, Çin milliyetçiliğini
kışkırtarak, silahlı kuvvetlerini genişleterek ve Güney Çin Denizi
üzerinde bir Hava Savunma Kimlik Saptama Bölgesi uygulama tehdidinde
bulunarak doğrudan*ABD*'yi tehdit ediyor...

*

Askeri Yetki ve Trans-Atlantik Bağlantı esasları bağlamında
Polonya/Varşova'da*NATO* Zirve'sinin üzerinden çok zaman geçmemiştir.

Rusya'nın Transkafkasya ve Orta Asya'dan sonra Orta Doğu'da da nufuz
genişletme çabalarına giriştiği iddia ediliyor.

İşte*NATO*; Rusya'nın nasıl kıskaca alınacağı, nasıl en fazla zarar
verecek yerinden vurulacağı, nasıl fiziki ve moral olarak
etkisizleştirilerek yıkılacağını senaryolaştırıyor.

*ABD* ve Rusya gibi iki büyük nükleer güç arasında savaş ile siyasetin,
asker ile sivilin, barış ile çatışmanın, cephe ile emniyetli bölgenin,
dost ile düşman kavramlarının arasındaki hatların belirsizleşmesine yol
açan gerilimi daha da artmış görünüyor...

*

Bu çerçevede*NATO* Liderler Zirvesi'nde Türkiye'yi ilgilendiren;

Suriye krizinin küresel terörün kaynağına dönüşmesi: Mülteci sorunu
çözülmezse Avrupa'da güvenlik endişesinin artacağı: Türkiye-Yunanistan
çekişmesi ve Kıbrıs sorunu nedeniyle güçlendirilemeyen*NATO-AB*
İşbirliğinin ivedilikle sağlanması: Karadeniz filosu ve kara
sınırlarında*AWACS*'ların sayılarının artırılması*:NATO*'nun

Türkiye'nin sınır güvenliğini ve terörle mücadelesini daha çok
destekleyeceği kararları almıştır.

*

*ABD*'de*Kasım*'da Başkan seçimlerine gidilirken hem dünyada hem de
Türkiye'nin bölgesinde muhtemel bir barışın ve muhtemel bir savaşın
şartlarını oluşturulmaktadır.

Bu cümleden olmak üzere *muhtemel bir barışta* İsrail'in; Çevresinde
güvenli bölge oluşturulması: En uzak mesafedeki füzelerin bertaraf
edilmesi için düşman devletler sınırları ötesinde koruma daireleri
oluşturulması,esasına dayanan Askeri Doktrini'ne işlerlik kazandırılması,

Ya da *muhtemel bir savaşta*; bölgede bulunan hiç bir ordunun sahip
olmadığı,*TSK*'nın geçmişte bir Bağımsızlık Savaşı kazanan ulusal onurda
olan farklılığının minimize edilerek silikleştirilmesi gerekiyor.

*

Zaten uzun zamandır TSK'nın*NATO*'ya alınmakla yeniden organize edilen
millî anlayışta askeri damarı;

İyileştirme arayan,sosyal yapıdan kaynaklanan üstünlüğü kaldırmak
isteyen, zenginliğin ve imtiyazların eşit dağılımını destekleyen sol
politik hareketi tasfiye etmekte kullanılmasıyla başlayan,

Ardından Başkan Carter'ın*ABD* Ulusal Güvenlik Konseyi Danışmanı Paul
Henze'den /*"Bizim çocuklar bu işi başardı"*/ diye haberini aldığı,

*TSK*'nın*24 Ocak* kararlarına bekçi edildiği*12 Eylül 1980* darbesiyle
giderek özelleştirilmiştir.

Liberalleşme uygulamalarıyla ülke kaynakları topluma ait tüm tarihsel ve
kültürel miras, doğal çevre talan edilirken,

Eğitimde, inançlarda, kültürel yapıda insan hakları ihlalleriyle lâik
kültüre darbe vurulurken ve Kürt Sorunu büyürken,

Bu karakterle Türkiye'nin yetiştireceği kuşaklara uygulanan bir
depolitizasyon hareketine yol verilirken,

*TSK 1995*'te Türkiye'nin Dünya Ticaret Örgütü'nün inisiyatifinde
yürüttüğü Hizmet Ticareti Genel Anlaşması'nı imzaladığı ve dünyanın tek
bir elden yönetilmek amacıyla sermaye tekellerinin tek bir küresel
ekonominin anayasası için uluslararası yatırım alanlarında yatırım
rejimlerinin liberalleştirildiği sırada;

Cevheri ne olursa olsun siyasete karışmış, birlikte hareket ve savaşma
yeteneğini kaybetmeye başlamış ve vatanın savunma gücünü pasifize etmeye
yürüyordu.

*

Şimdi*15 Temmuz* darbe girişiminin ardından yapılan tesbitler,*ABD*'nin
/*"başarısız olması plânlı darbe girişiminin"*/ tezgâhlayıcısı olduğu
yönündedir.

Gelinen nokta ise tıpkı I.Dünya Savaşından yenik çıkan ve işgal edilen
Türkiye'nin tüm askeri güçlerinin sıfırlanmaya çalışıldığı günleri
hatırlatıyor.

Donanmanın gemilerinin torpidoları çıkartılmış, top kamaları sökülmüş,
kazanları çalışmaz hale getirilerek Haliç ve İzmit körfezlerinde etkisiz
ve battal halde demirletilmişti.

Milli kuvvetlerin lehine olabilecek hiçbir harekete müsaade edilmiyordu.

*2 milyon*luk Osmanlı Ordusu'nun silahlarının kamaları, tüfeklerin
mekanizmaları ve topların kamaları sökülüp İngilizlere, Fransızlara,
İtalyanlara teslim ediliyordu.

*

*15 Temmuz*, işbirlikçi hain Fethullah Gülen Terör Örgütü'nün başarısız
darbe girişiminin Varşova'daki*NATO* zirvesinden yalnızca bir hafta
sonra gerçekleştiğine dikkat edilmelidir.

Bu hain girişimle, sonuçta*TSK*'yı oluşturan Politik: Ekonomik: İnsan
gücü nitelikleri: Moral değerler ve kültür: Harekete geçme potansiyelini
kullanma: Ulusal gücü oluşturan örf, âdet ve töreler, yurt sevgisi,
çalışkanlık, bilgi, cesaret ve kendine güvenden oluşan manevî gücünde
büyük zaaflar oluşmuştur.

Bu değerlere sahip olamayan bir silahlı kuvvetin, tıpkı *2 milyon*luk
Osmanlı ordusunu gibi asla başarılı olamayacağı çok açıkken;

*TSK*, bugünün geleneksel olmayan kuvvet ve yöntemlerin kullanıldığı
yeni savaş stratejisinde komutasını, silah arkadaşlığını, sevk ve
idaresini, taktik ve stratejilerini kısacası vatanın savunma gücünü,
güvenilir bir müttefik olarak kabul ettiği*NATO*'ya devretmiş bulunuyor.

*

Küresel savaş yönelimi bir ülkeden diğerine diktatörce yöntemlere doğru
hızlanarak yoğunlaşıyor.

Ve biz /*"Yaşasın Demokrasi"*/ diye haykırabiliriz...

*25*.*7.2016*



Ahmet Kılıçaslan*AYTAR*

*[email protected]* <mailto:[email protected]>



 
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-160724180421 Oraj Poyraz At Alpinaasia
[email protected]
2016/07/25  01:00 4  58  [email protected]

 



-- 

Dostun kimmis ogrenmek istiyorsan kodese gir.

Charles Bukowski Sozleri / Heinrich Karl Bukowski / Bilge Sozleri

Hanimlarindan Aise, Muhammed e soyle diyor:
- Ma era (ura) rabbeke illa yusariu hevake (1)
Nedir bu sozun Turkcesi?
Iste dini cevrelerden uc ceviri:
Vallahi Rabbinin, senin arzunu hemen yerine getirdigini goruyorum (2)
- Rabbin suphesiz senin dilek ve arzunu geciktirmeden derhal
gerceklestirir (3)
- Rabbin Teala (kadinlarinin degil) ancak senin arzunun tahakkukuna
musaraat ediyor (4)
1- Bkz.Buhari, e s Sahih Kitabu t-Tefsir/33/7, Kitabu n-Nikah/29;
Diyanet Yayinlari ndan Tecrid, hadis no.
1721; Muslim, e s-Sahih, Kitabu r-Rida /49, hadis no.
1464; Ibn Mace, Sunen, Kitabu -n- Nikah/57, hadis no.
200; Ahmed Ibn Hanbel, 6/134, 158.
2- Ahmed Davudoglu, Sahih-i Muslim Tercume ve Serhi, 7/402
3- Haydar Hatiboglu, Sunen-i Ibn-i Mace Tercumesi ve Serhi, 5/495
4- Sahih-i Buhari Muhtasari Tecrid-i Sarih Tercemesi, hadis no.

1721, ceviren Kamil Miras, Diyanet Yayinlari ndan.

Ataturk, butun Turk varliginin, butun Turk halklarinin bagrina basmasi
gereken ve her millete nasip olmayan Tanri vergisi bir ruhtur.
Biz Turk halklari olarak onun izinden gidersek, onun bizi gormek
istedigi yere ulasabiliriz.
Tarihin her doneminde buyuk sahsiyetler gelir ama onlara buyuklugu veren
kendi milletinin ruhudur.
Kendi ruhunu temsil eden boyle ruhlara gereken saygi gosterilmezse, bu o
millete saygisizliktir.
Saygiyi kendi halki gostermez veya saygisizliga izin verirse, bu kendine
saygisizlik demektir ve milleti alcaltir.
Turk halkina kendi oz ogluna gosterdigi saygi nispetinde saygi duyulur.
Bu yuzden Ataturk ruhuna uymayan isleri onun namina yapanlar sadece
Ataturk u degil Turk Milleti ni kucultmus olur.
Oysa Turk halkini takdir etmek gerekir ki onun icinden boyle bir ruh
cikmistir.
Bu ruhu kaybetmeyin!

Kazaklarin buyuk sairi ve dusunuru Muhtar Sahanov


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/






 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap