------------------------------------------------------------------------


  *Batuhan ÇOLAK
  <http://www.yenicaggazetesi.com.tr/batuhan-colak-24700y.htm> :
  **Harbiyelilerin Çığlıkları!*


    *24.07.2016 00:00*

Batuhan*ÇOLAK*
<http://www.yenicaggazetesi.com.tr/batuhan-colak-24700y.htm>**[email protected]

Türkiye’yi derinden sarsan*FETÖ*’cü darbe girişiminden sonra cemaatin
kurumlara nasıl yerleştirildiğine dair bilgiler ortalığa saçılmaya
başlandı. Vakti zamanında bu tehlikeli yapıyı deşifre etmek için yazılan
kitaplar, yapılan uyarıların hepsi; /*"hakim, savcı, polis"*/ gibi
sıfatlar taşıyan, özünde devlet yerine cemaate bağlı olan kişiler
tarafından yasaklanmış, bastırılmıştı.

Son darbe girişiminde cemaatle hiçbir bağlantısı olmayan birçok
Harbiyeli öğrenci de mağdur olmuş durumda. Ailelerinden nasıl milliyetçi
olduklarını bildiğim ve*FETÖ/PDY* ile hiçbir bağlantısı olmayan gençler
de şu anda Silivri Cezaevi’ndeler… Akıbetleri avukatları aracılığıyla
öğrenilse de aileler perişan. Bu konuya en kısa zamanda önem gösterilmeli…

***

Köşemin geri kalan kısmını halen milliyetçi*STK*’larda aktif görev yapan
Metehan Kömbeci kardeşime bırakmak istiyorum. Kömbeci, Işıklar Askeri
Lisesi’nden mezun olduktan sonra Kara Harp Okulu’na giriyor. Okuldan
mezun olmasına *1*,*5* sene kala düzmece bir sağlık raporu ile okuldan
atılıyor. Kendisi daha sonra Anadolu Endüstri Mühendisliği Bölümü’nü
büyük bir başarı ile bitiriyor. İşte Kömbeci’nin tarafıma ilettiği
mektubundan çarpıcı bölümler:

*2005* yılında*15* yaşımda büyük umutlarla girdiğim Işıklar Asker
Lisesi’nde *4* yıl boyunca harika bir eğitim aldım. Komutanlarımız bizi
çağın gerekleri doğrultusunda donanım sağlamamız, milletimize en iyi
şekilde hizmet etmek için gerekli gelişimi göstermemiz için ellerinden
gelen çabayı gösterdiler.


    *_Şok Mangaları_*

Askeri liseyi bitirip Kara Harp Okulu sınırlarına girer girmez cehennem
başlamıştı. Hazırlanan isim listelerine göre öğrenciler
gruplandırılmıştı. Şok mangası kavramıyla tanışıyorduk. Cemaatçi
öğrencileri Harp okulunda himayeyle görevlendirildiğini düşündüğümüz o
yıl tayin edilen subaylar ilk saatlerden itibaren askeri öğrencilere kan
kusturmaya başlamıştı. Şok mangalarına /*"Eğitim eksiğiniz var
"*/denilerek uzmanların kesinlikle dışarı çıkmayın dediği saatlerde;
sıcağın en fazla hissedildiği zamanlarda bile durmadan sözde eğitim
yaptırıldı. Hayatında üniforma giymemiş sivilden gelen cemaatçi
öğrenciler bir kez olsun bu kamplara katılmamıştı.

İzmir Menteş Askeri kamp bölgesindeki eğitimin tabur komutanı ise son
günlerde ismini sıkça duyduğumuz bir isimdi: Kosova’daki görevinden izin
alarak darbe girişimine destek için gelen Kur. Alb. Tanju*POSHOR*...

Kampın işleyişi ise şu şekildeydi: Sivilden gelenler ve askeri liseliler
iki gruba ayrılmıştı. Askeri liseliler arasından da şok mangaları
oluşturuluyor, mangadaki fiziksel ve psikolojik mobbinge dayanamayıp
ayrılanların yerine hemen yenisi ekleniyordu.

Şok mangası sabahın ilk saatinde eğitime başlardı. Sinek kaydı traş
olsak bile /*"traş olmamışsın"*/, çadırımız düzenli olsa bile komutanlar
tarafından bozulur /*"bu ne düzensizlik"*/, bütün sorulara cevap versek
bile /*"neden dersine çalışmadan geldin"*/ yeni boyanmış botun altı
tozlu diye /*"boyasız botla eğitime çıktın"*/ diyerek ceza eğitimiyle
güne başlanırdı. Saatlerce yaptırılan toz duman içinde süründürürken
yüzümüze kürekle toprak atılır ağzımız burnumuz kumla*dolar*,
bayılmayalım diye zorla tuzlu su içirilip eğitime devam ettirilirdi.

Hatta bir seferinde o kadar yüklenmişlerdi ki sürünürken yerden fışkıran
bir su gördüğümü zannettim, elimi attığımda kumdu: serap görmüştüm.
Sızma eğitimi sırasında pis suda saatlerce tutulur, tüm bölüğün önünde
her türlü hakarete maruz bırakılırdık. O kadar fazla yüklenirlerdi ki
insanlar bize selam vermeye korkar hale gelmişti. Yemek yememize bile
çoğu zaman *5* dakika verilmediğinden bazı arkadaşlar bize acıyıp
yastıklarımızın altına bisküvi bırakırdı. Her eğitimde bir arkadaşımız
bayılır, kucağımıza düşerdi.*15* yaşından beri dost olan gencecik
yürekler birbirlerine yapılan eziyete şahit oluyordu.


    *_Cemaatçiler Sınıf Geçerken, Başarılı Öğrenciler Bırakıldı_*

Sivilden gelen arkadaşlarımızın birçoğu üniversite sınavında başarısız
sayılabilecek sıralamalardaydı. Cemaat oyununu burada oynuyor, kendine
bağlı öğrencilerin ön saflara geçebilmesi için önlerinde yer alabilecek
öğrenciler uzaklaştırılıyordu. Sınavlar sonucunda hiç beklenmeyen
sonuçlar geliyor, zekası ve çalışkanlığı herkes tarafından takdir edilen
arkadaşlarımız sınıfta kalırken; yine hiç beklenmeyen insanlar önemli
dereceler alıyor sık sık ödüllendiriliyordu.

*_Önemli Not: Köşeye sığmadığı için mektubun tamamını yayınlayamıyoruz.
O_**_*yüzde*_**_n çok önemli gerçeklerin dile getirildiği mektubun tam
metnini Yeniçağ internet sayfasındaki köşemden okuyabilirsiniz._*


    *_*MEKTUBUN TAM METNİ*_**_:_*

*2005* yılında*15* yaşımda büyük umutlarla girdiğim Işıklar Asker
Lisesi’nde *4* yıl boyunca harika bir eğitim aldım. Komutanlarımız bizi
çağın gerekleri doğrultusunda donanım sağlamamız, milletimize en iyi
şekilde hizmet etmek için gerekli gelişimi göstermemiz için ellerinden
gelen çabayı gösterdiler. Buradaki eğitim o kadar kaliteliydi ki sivilde
okuyan bir öğrenciye göre hem fen bilimlerinde, hem sosyal anlamda hem
de sportif açıdan çok parlak bir yerdeydik. Tüm bunlardan önemlisi
Atatürkçü düşünce sistemine gönülden bağlı olan bu gençler Türk
ordusunun geleceğiydi, sahip oldukları donanım her birini birer kurmay
adayı, geleceğin generali gözüyle bakılmasına sebep oluyordu.

Birçok arkadaşımız ulusal ve uluslararası yarışmalarda önemli dereceler
aldılar. Basında okulumuzun adını sık sık başarılarıyla görüyorduk ki bu
da bizim için ayrı bir motivasyon kaynağıydı. Aldığımız bu eğitimle
başarılı birer subay olacağımıza tam bir inançla mezun olup Kara Harp
Okulu intibak kampını beklemeye başladık.

İntibak kampı eğitim açısından oldukça zor olan *7*-*8* haftalık bir
kamptır. Kampın zor geçeceğini biliyorduk ancak beklemediğimiz gelişme
ve muamelelere maruz kaldık.

*3* askeri lise her yıl Harp Okuluna gönderilmek üzere*700* civarında
öğrenci mezun eder.*2009* yılından önceki yıllarda bu askeri liselilere
ek olarak düşük miktarda sivil öğrenci alımı yapılırdı. Ancak bu
iş*2009* yılında şaşırtıcı şekilde değişti. İntibak kampına çağrılan
sivil sayısı o kadar fazlaydı ki askeri liselilerin gönderileceğinin ilk
işareti bu şekilde verilmişti.

Daha Harp Okulu sınırlarına girer girmez cehennem başlamıştı. Hazırlanan
isim listelerine göre öğrenciler gruplandırılmıştı. Şok mangası
kavramıyla tanışıyorduk. Cemaatçi öğrencileri Harp okulunda himayeyle
görevlendirildiğini düşündüğümüz o yıl tayin edilen subaylar ilk
saatlerden itibaren askeri öğrencilere kan kusturmaya başlamıştı. Şok
mangalarına /*"Eğitim eksiğiniz var "*/denilerek uzmanların kesinlikle
dışarı çıkmayın dediği saatlerde; sıcağın en fazla hissedildiği
zamanlarda bile durmadan sözde eğitim yaptırılırken hayatında üniforma
giymemiş sivilden gelen öğrenciler daha kampa bile katılmamıştı.

Şok mangalarının neye göre oluşturulduğunu bulmak istediğimizde ise
karşımıza enteresan sonuçlar çıkıyordu: Ders durumu kötü olanlar desek
birçoğumuz askeri liseyi önemli derecelerle tamamlamıştık,*TÜBİTAK*
yarışmalarında her yıl önemli dereceler alınıyordu hatta aramızda
/*"Dünyada Yılın Genç Araştırmacısı "*/ seçilen bir arkadaşımız bile
vardı. Disiplinsiz öğrenciler desek birçoğumuz tam disiplin notuyla
mezun olmuş komutanlarımızın defalarca takdirle ödüllendirdiği
gençlerdik. Yıllar geçtikçe anladık ki bizim eksiğimiz donanım ve
karakter değildi, tam tersi fazla olan şeyler vardı: Askeri liseliler
bir cemaate/şeyhe bağlı değildi ve bu gençler vatanlarına tam bir
sadakatle bağlıydı. Bu değerlere sahip olan gençleri bir hainin emriyle
halkına ateş ettirerek darbeye zorlayamazsınız.

Sivilden gelen arkadaşlarımızın birçoğu üniversite sınavında başarısız
sayılabilecek sıralamalardaydı. Cemaat oyununu burada oynuyor, kendine
bağlı öğrencilerin ön saflara geçebilmesi için önlerinde yer alabilecek
öğrenciler uzaklaştırılıyordu. Sınavlar sonucunda hiç beklenmeyen
sonuçlar geliyor, zekası ve çalışkanlığı herkes tarafından takdir edilen
arkadaşlarımız sınıfta kalırken; yine hiç beklenmeyen insanlar önemli
dereceler alıyor sık sık ödüllendiriliyordu.

İzmir Menteş Askeri kamp bölgesindeki kampın tabur komutanı ise son
günlerde ismini sıkça duyduğumuz bir isimdi: Kosova’daki görevinden izin
alarak darbe girişimine destek için gelen Kur. Alb. Tanju*POSHOR*.
Kampın işleyişi ise şu şekildeydi: Sivilden gelenler ve askeri liseliler
iki gruba ayrılmıştı. Askeri liseliler arasından da şok mangaları
oluşturuluyor, mangadaki fiziksel ve psikolojik mobbinge dayanamayıp
ayrılanların yerine hemen yenisi ekleniyordu. Şok mangası sabahın ilk
saatinde eğitime başlardı. Sinek kaydı tıraş olsak bile /*"tıraş
olmamışsın"*/, çadırımız düzenli olsa bile komutanlar tarafından bozulur
/*"bu ne düzensizlik"*/, bütün sorulara cevap versek bile /*"neden
dersine çalışmadan geldin"*/ yeni boyanmış botun altı tozlu diye
/*"boyasız botla eğitime çıktın"*/ diyerek ceza eğitimiyle güne
başlanırdı. Saatlerce yaptırılan toz duman içinde süründürürken yüzümüze
kürekle toprak atılır ağzımız burnumuz kumla*dolar*, bayılmayalım diye
zorla tuzlu su içirilip eğitime devam ettirilirdi.*Temmuz/Ağustos*
sıcağında erimiş asfaltta üstümüzde sadece şort varken süründürülüp,
şınav çektirirlerdi ki bunun sonunda elimiz ve kollarımız su toplardı,
hemen ardından dikenler üstünde süründürür sonrasında da denize
sokarlardı. Hatta bir seferinde o kadar yüklenmişlerdi ki sürünürken
yerden fışkıran bir su gördüğümü zannettim, elimi attığımda kumdu: serap
görmüştüm. Sızma eğitimi sırasında pis suda saatlerce tutulur, tüm
bölüğün önünde her türlü hakarete maruz bırakılırdık. O kadar fazla
yüklenirlerdi ki insanlar bize selam vereye korkar hale gelmişti. Yemek
yememize bile çoğu zaman *5* dakika verilmediğinden bazı arkadaşlar bize
acıyıp yastıklarımızın altına bisküvi bırakırdı. Gecenin geç saatlerine
kadar subaylar dönüşümlü olarak bu işkenceleri uygular ancak bizim
dinlenmemize müsaade edilmezdi. Bazen o kadar saçma/çocukça şeyleri
söyleyerek bölüğün çevresinde koşmamızı isterlerdi ki bize gülenleri
gördükçe sinirimiz daha da yıpranırdı. Her eğitimde bir arkadaşımız
bayılır, kucağımıza düşerdi.*15* yaşından beri dost olan gencecik
yürekler birbirlerine yapılan eziyete şahit oluyordu. Bırakıp
gitmediğimiz her dakika/*" istediğin kadar diren seni Harbiyeli
yaptırmayacağım"*/, /*"sen bu zihniyetle subay falan olamazsın"*/,/*"o
şerefli üniformayı sen giymeyeceksin"*/ cümleleri birimiz için
söylenirdi. Gördük ki o şerefli üniforma çoktan şerefsiz bedenlerin
üstüne geçmişti bile. Gece *3*-*4* e kadar yaptırılan ağır
eğitim/işkence (her ne derseniz) sinirleri en zayıf noktaya getirmişken
annemiz babamız aranır iniltilerimiz dinletilir, onların ağlama sesini
duydukça iyice çökerdik. Telefon açıkken /*"hadi annene şerefsiz
olduğunu, ayrılmak istediğini söyle"*/ diyen üsteğmenler bugün hapiste
yaptıklarının hesabını vermektedir. Günde iki saat uyursak kendimizi
şanslı sayıyorduk. Beni gören çoğu arkadaşım/*" o meşhur Metehan Kömbeci
sen misin"*/ diye soruyordu; insanlar yüzümüze korkuyla bakıyordu.

İntibak kampının sonunda beni almaya gelen ailem beni tanıyamamıştı,
ayaklarımın altı parçalanmış, aşırı kilo vermiştim. Sinir yapımızdan
bahsetmiyorum bile. Ailem bugün bile /*" O kamptan döndüğünde hiç insan
gibi değildin "*/ der.

Tüm bu insanlık dışı muamelelere dayanıp Harp Okulu’na gidince ise başka
bir senaryo başlıyordu. Daha dönemin başında okulu iyi dereceyle
bitirmenizi engellemek için disiplin puanı düşürülürdü. Bu aşamadan
sonra çok başarılı bir öğrenci olsanız bile başarılı bir gelecek
hayalleriniz suya düşer. Artık sadece atılmamak için çaba sergilediğiniz
anda ise devletten maaş alan adiler bazı arkadaşlarımızın dolabına yasak
yayın koyarken bazılarının odalarına dağıtıp tutanak tutuyordu.
Derslerde başarının önüne geçmek içinse bambaşka bir uğraş vardı: Harp
okulu yönetmeliğince sınavlarda kurşun kalem kullanmak zorunludur.
Ayrılması istenen arkadaşlarımızın sınav kağıtlarındaki cevapların
silindiği defalarca ispatlanmıştır. Sınav gecesi çalışmayalım diye
verilen uzun görevler de cabası. Belki başarırsak geçer dediğimiz
zamanlarda bile başardığımız her görevden sonra daha da imkansız işler
isteniyordu.

Hala ayrılmadınız mı? Ergenekon, Balyoz gelir. Mezun olmanıza haftalar
kala bir gece gözaltına alınıp götürülür,*3* yıl hapiste yatırıldıktan
sonra /*"Pardon, yanlışlık olmuş"*/ denir.

Yine ilişiğiniz kesilmediyse Sağlık Muayenelerinde*FETÖ* cü doktorlar
devreye girer. Askeri Liseye girerken çok detaylı bir muayeneden geçerek
askeri öğrenci olan gençler her yıl düzenli olarak sağlık muayenesinden
geçer. Ancak Harbiye’de*2012* senesinde yine sıradışı olaylar
oldu*.2012* senesi ki Harp Okulu tarihinde sağlık raporu verilerek
öğrencinin ilişiğinin kesilmesi olayının en fazla olduğu senedir, hatta
rekordur demek daha doğru olur.

Ben pilot muayenesini geçmişken (en detaylı sağlık muayenesidir)
sonradan hastaneye sevk edildim.*GATA* askeri öğrenci olamaz raporu
verdi, ancak iki doktorun itirazı üzerine bu rapor geçersiz kılındı. Bu
sefer de Hava Hastanesine gitmem için baskı yapılmaya başlandı, er yada
geç ordudan atılacağım, şimdi ayrılırsam tazminat ödemeyeceğim, emrimde
asker varken bir şey olursa onların vebalini ödeyemeyeceğim, üniversite
sınavına az bir süre kaldığı; ayrılırsam orada iyi bir derece
yapabileceğim gibi hususlar üzerinden yapılan baskıya daha fazla
dayanamadım ve Hava hastanesine gittim, aynı gün birçok arkadaşım gibi
/*"Askeri öğrenci olamaz raporu"*/ verildi. Burada bazı iyi niyetli,
bazı şeylerin farkında olan komutanlarımın /*"Sakın bırakma "*/
konuşmaları da oldu,ancak bu baskıya dayanmamız artık mümkün değildi.
Harp Okulundan mezun olmama yaklaşık bir buçuk yıl varken sağlık
sebebiyle ilişiğim kesildi. Kaderin bir cilvesi midir bilmiyorum aynı
gün Kara Havacı yani helikopter pilotu olmaya hak kazandığımı öğrendim.
Hayallerime kavuştuğum gün, maalesef hayallerimizin gerçeğe hicretinin
yarım kaldığı gün oldu.

Mücadelemizi bırakmadık, siyasilere sesimizi duyurmak için her şeyi
yaptık. Mecliste bir komisyon bile kuruldu. Bu komisyon sayesinde çıkan
bir kararla geçmişte ordudan atılan hemen hemen herkese af getiriliyordu
ancak tek istisnası vardı:*2012* yılında ayrılanlar hariç!

Ayrıldıktan sonra yatay geçiş başvurusu yaptığımız bazı üniversitelerin
rektörleri sınavlarını başarıyla geçmemize rağmen /*"Biz buraya postallı
adam sokmayız, çıkın dışarı"*/ dediklerini, sonradan milletvekili adayı
yapıldıklarını da unutmadım. Hele hele muhalefet partisi
milletvekillerinden bazılarının /*"Yok canım olur mu öyle şey"*/
dediğini de.

Ayrıca biz cemaatin komplosuna uğradık diyerek mahkemeleri göreve
çağırdığımızda devlet büyüklerinden yardım istediğimizde ise aldığımız
cevap:*SAÇMALAMAYIN* oldu.

Bütün bu olanlara rağmen devletime sadakatimden, bayrağıma aşkımdan asla
ödün vermedim. Arkadaşlarımın doğudaki mücadelesine destek olabilmek
için üniversitelerde kendimi bayrağa siper ettim. Orduda cemaati
rahatsız eden bizler üniversitelerde de*PKK* sempatizanlarını rahatsız
ettik. Her gece /*"Yılmayacağız, yıkılmayacağız, başaracağız"*/ dedik.

Bu yıl mühendis olarak mezun oldum, vatana küsmeyip hala devletimizi
ayakta tutmanın mücadelesini veriyor, bir bayrağa gönül vermenin
huzurunu yaşıyorum. Bir kutlu sevdaya gönül eri olmanın vebali bunlarsa
bilsinler ki biz Kürşad’ın torunlarıyız, belki*40* kişi kalırız ama asla
Türklüğümüzü yerlere düşürmeyiz.

Bu zorlu dönemlerde desteğini esirgemeyen aileme, arkadaşlarıma ve
ailelerine; ayrıca konudaki hassasiyetiniz için size teşekkürlerimi bir
borç bilirim.


    Saygılarımla…

Kaynak: Harbiyelilerin Çığlıkları! - Batuhan
<http://www.yenicaggazetesi.com.tr/harbiyelilerin-cigliklari-39058yy.htm>*ÇOLAK*
<http://www.yenicaggazetesi.com.tr/harbiyelilerin-cigliklari-39058yy.htm>

*http://www.yenicaggazetesi.com.tr/harbiyelilerin-cigliklari-39058yy.htm*

------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-160724004409 Oraj Poyraz At Alpinaasia
[email protected]
2016/07/24  02:00 4  58  [email protected]

 



-- 

Tadalet
. . . . . .
Ayari bozuk terazi

LEHCET UL HAKAYIK (GERCEKLERIN DILI)

Kim dunyanin yuvarlak oldugunu iddia ederse kufur ve delalete dusmus olur.
Cunku bu iddia hem Allah in, hem Kuran in, hem Peygamber in reddidir.

Suudi Arabistan in bas muftulerinden olan bu seyhin bilim karsisinda
dustugu rezalete sebep olan fetvasi soyle:Tarih: 1975
Kaynak: Dunya nin Sakin Gunes in Hareketli Olduguna ve Gezegenlere
Cikmanin Imkansizligina Dair Akli ve Hissi Deliller

PEZEVENK
. . . . . .
Dunya ahvalinden haberi yoktur
Sohbeti din ile acar pezevenk
Komsusu ac iken kendisi toktur
Sanki melek olmus ucar pezevenk
. . . . . .
Karanlik islerde ziplama ister
Evine granit * kaplama ister
Dunya mektebinden diploma * ister
Insanlik dersinden kacar pezevenk
. . . . . .
Herkesin kabina cesmesi akmaz
Erkek sinekleri hareme sokmaz
Fakir komsusunun yuzune bakmaz
Selamsiz sabahsiz gecer pezevenk
. . . . . .
Sanirsin Allah la akde oturmus
Cennete giderken macun goturmus
Huriler i dizip isi bitirmis
Simdi gilmanlari secer pezevenk
. . . . . .
Aydinliga dusman yobazin dolu
Hu cekerken sismis agzinda dili
Erbabi, ulkede bunlardan dolu
Durmadan zehrini sacar pezevenk

A$ik ERBABI


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/






 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap