------------------------------------------------------------------------


  Darbe girişimini bir de böyle okuyun.


    Hayaldi, gerçek oldu: Fatih Camii bombalanacaktı,*TBMM* bombalandı.
    Kendi F*-16* uçağımız düşürülecekti, helikopterimiz indirildi...

*23.07.2016 07:45*

Hayaldi, gerçek oldu: Fatih Camii bombalanacaktı, TBMM bombalandı. Kendi
F-16 uçağımız düşürülecekti, helikopterimiz indirildi... <#mozTocId283509>
BAŞKOMUTAN’IN TÜRKİYE VİZYONU: BOĞAZDA KORSAN ELİNDE NÜKLEER UÇAK
GEMİSİ! <#mozTocId289863>
RUSYA KONUSUNDA YAPILAN HATA BU KEZ DE ABD’YE KARŞI YAPILMAMALIDIR
<#mozTocId235878>
ÜST AKIL VARSA, BİRAZ DA AKIL OLMASI GEREKİR; O ZAMAN DA TÜM HİKAYE
DEĞİŞEBİLİR! <#mozTocId340324>
SADECE HAREKAT PLANLAMASI DEĞİL, TEKNOLOJİ DE ÇÖKMÜŞ! <#mozTocId902550>

Hayaldi, gerçek oldu: Fatih Camii bombalanacaktı,*TBMM*bombalandı. Kendi
F*-16*uçağımız düşürülecekti, helikopterimiz indirildi. Stadyumlara
doldurmak vardı, meydanlar doldu. Acımak yok tepelemek vardı, tankla
ezildi. Allah, kitap, vatan, millet, Atatürk, Yurtta Sulh deyip
Yunanistan’a sığınıldı!. Dün **‘askeri vesayet bitsin’****diye mezardan
kaldırılıp ölülere oy attırılırken, bugün **‘askeri vesayet bende
olsun’****tutkusuyla kurşun sıktırılıp yaşayanlar mezara konuldu. Bu
darbe teşebbüsü mü, intihar mı; hedefi neydi, ne oldu? Bağımsız bir
girişim miydi, yoksa yine birileriyle iş mi tutuldu?*ABD*bu işin içinde
mi, dışında mı? Kemalistler ile*PKK*da destek mi verdi; yoksa
Ergenekondaki gibi yeni bir çuval kampanyası mı başladı? Cemaatin,
Ergenekon, Balyoz ve*17-25*süreçlerinde gözlemlediğimiz kanıtlanmış
/*"*/*/*operasyon"*/*yetenekleri bu kadar mı köreldi, aklımızla alay mı
ediliyor?

Gerçek şu ki, bu darbe girişiminde saymaya kalksanız belki yüzlerce soru
işaretli olay var. Her soru da bir başkasına kapı aralıyor. Bunlar da
izaha, izahlar ise akla muhtaç!. Olay henüz sıcak ve sapla saman da
hayli karışmış durumda. Bu toz duman içinde sağlıklı analiz için vakit
erken, özgürce bir analiz için de zaten koşullar pek elverişli değil!.
Yapılanlarda ise rivayetler muhtelif olsa da hakikat tek: Erken
hükümlerde ayaklar tam yere basmıyor; kimisinin başı, kimisinin sonu
açıkta kalıyor. Diyalektik akıl ve mantıksal tutarlılık kendini mumla
aratıyor. Biz ise burada, karşı operasyonla birkaç gün içinde kamu
bürokrasisinin, yargının, hatta ülkemizin allak bullak olmasına ve
nihayet /*"*/*/*olağanüstü hal"*/*ilanına yol açan bu sıra dışı darbe
girişiminin, başka bir boyutunu ele alacağız: *Sınırlarımızda yeni
devletler inşa edilirken, maalesef Türkiye dökülüyor.***TSK***ise çoktan
dökülmüş!*Darbenin öteki yüzü maalesef bunu açıkça gösteriyor. *Bu yazı
darbeyi değil, açığa vurduğu vehameti ve***ABD***riskini analiz ediyor…*


    **BAŞKOMUTAN***’IN***TÜRKİYE VİZYONU***:***BOĞAZDA KORSAN ELİNDE
    NÜKLEER UÇAK GEMİSİ***! *

Darbe bilgisini enişteden alıp Genelkurmay Başkanı ve*MİT*Müsteşarına
erişemeyen Cumhurbaşkanı, Başkomutan Sayın*ERDOĞAN*,*30 Nisan 2016*günü
Tuzla’da bir tersanede yaptığı konuşmada aynen şöyle söylemişti:
/*"*///*Türkiye’nin hala modern bir nükleer uçak gemisine sahip
olmamasını büyük bir eksiklik olarak görüyorum!"*//Çok değil, bu militer
vizyon ortaya konulalı aradan sadece *2*,*5*ay geçmiş.

*Sayın Cumhurbaşkanı’nın işaret ettiği eksiklik, şayet eksiklik değil de
hakikat olsaydı, darbe gününde Boğazda göreceği manzara ne yazık ki
aynen başlıktaki gibi olacaktı!.*Bugün hala aynı görüşte midir, yine
hayal aleminde mi dolaşmaktadır; o gün eksikliğinden yakındığı
/*"*/*/*gücün"*/*eksiklik oluşuna şükür mü etmektedir, bunu bilemeyiz
ama, salt başlıktaki olasılık bile, Sayın*ERDOĞAN*’ın siyasi-askeri güç
tutkusu uğruna ülke gerçeklerinden ne denli koptuğunu açıkça ortaya
koymaktadır.

Kariyerden hem uçak hem nükleer mühendisi olup;*THY*,*TUSAŞ*ve Savunma
Sanayi Müsteşarlığında senelerce görev yapmış, askeri-endüstriyel
konularda araştırmalar yapıp, kitaplar ve makaleler yazmış bir kişi
olarak, Sayın Cumhurbaşkanının sözlerinin /*"*/*/*teknik"*/*anlamda
hamasetten öteye geçmediğini zaten biliyorduk. Fakat şimdi, *nükleer
uçak gemisini kullanacak ordunun da tam manasıyla döküldüğünü ne acıdır
ki hüsranla görmüş olduk!.*

Kimileri diyecektir ki, hayır dökülen /*"*/*/*Türk Silahlı
Kuvvetleri"*/*değil; söz konusu sadece /*"*/*/*bir avuç"*/*eşkiya, ne
idüğü belirsiz /*"*/*/*bir grup"*/*terörist, çete, hain, vs. Bu durumda,
önümüze bir boncuk seti ile ilköğretim sözlüğü alıp, bir taraftan
sayarken bir taraftan da siyasilerimizin ağızlarından çıkan fakat
kulaklarının duymadığı /*"*/*/*bir avuç"*/*kavramının anlamına bakmamız
gerekecektir. Türk Dil Kurumu sözlüklerinde /*"*/*/*az, çok
az"*/*anlamına geldiği yazılı bu söz, ne yazık ki, umarsız
siyasilerimizin dilinde sanki toplamın üçte birini karşılıyormuşçasına
hafife alınarak kullanılmaktadır!. Gerçekte
ise,*TSK*bünyesindeki*358*general ve amiralden*125*kişi*FETO/PDY*mensubu
ve darbeci olma şüphesiyle tutuklanmıştır. Deşifre olmayanlar da
bulunabileceğinden, mensubiyet açısından sayının üçte birden de fazla
olduğunu söylemek mümkündür. *Pozisyonların çoğu da kritik görevleri
kapsamaktadır.*

Ayrıca, alt rütbelere inildikçe bu oranın daha da artma ihtimali
bulunduğu; üst rütbeler yönünden bir değerlendirme yapıldığında ise,
bunların büyük bir kısmının Askeri Şura toplantıları için rapor
hazırlayan veya bu atamaları onaylayan kimseler konumunda bulundukları;
dolayısıyla anılan kişilerin demokratik cumhuriyete sadakatleri ve
liyakatleri hususunda olumlu tespitte bulunmuş olmaları nedeniyle kendi
yetkinliklerini de tartışma konusu haline getirmiş bulunduklarından,
ordunun komuta yapısındaki zafiyet oranının neredeyse yarı yarıya
ulaştığını söylemek de abartılı bir yaklaşım değildir. Böyle bir
zafiyetle caydırıcılık tesis edilip*Ortadoğu*coğrafyasında ülke
çıkarları korunamayacağından, bu durum kabul edilemez. *Ordunun hızla
inşası ve yeniden yapılandırılması kaçınılmazdır.*

Rus uçağı düşürüldükten sonra Odatv’de yaptığımız çeşitli analizlerde;
Türk Hava Kuvvetlerinin Suriye sınırında bloke olduğundan hareketle,
hava desteğinden yoksun koşullarda kara harekatı da yapılamayacağını,
dolayısıyla ağır güç unsurları yönünden bir anlamda Kara Kuvvetlerimizin
de bloke edilmiş bulunduğuna dikkat çekip; /*"*/*/*Türkiye’nin elindeki
kuvveti güce çeviremez konuma düşmüş olmasının"*/*çevrede de
bilindiğinden*TSK*.nin /*"*/*/*operasyonel yönden"*/*caydırıcılığını
yitirmiş bulunduğunu hatırlatmış ve bu koşullarda olası bir Suriye
harekatının riskleri konusunda da yapıcı uyarılarda bulunmuştuk. Şimdi
bu olayla anlaşıldı ki, meğer zafiyet bununla da sınırlı değilmiş! Zira,
Türk Ordusu, sadece /*"*/*/*operasyonel"*/*yönden değil,
/*"*/*/*yapısal"*/*yönden de açmaz içindeymiş ve maalesef bütün dünya da
şaşkınlık içinde bunu görmüş bulunuyor.

Bir yandan bölücü ve kaos yaratıcı*PKK*ve*IŞİD*terörü ile mücadelenin
yoğunlaştığı, diğer yandan da sınırlarımızda yeni devletlerin sahne
almaya koyulduğu kritik bir süreçte, bu durumun sürdürülemez olduğu;
*Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir an önce liyakatli bir komuta yapısı ile
sağlıklı bir sisteme kavuşturulmasının yaşamsal önem taşıdığı
kuşkusuzdur.*Ülkemizin ulusal güvenlik ve bekasıyla ilgili temel sorun
olduğu gözetildiğinde; ana sorumluluk siyasi otoritede olmakla
birlikte,*TSK*.ndeki bu yapısal soruna iktidar ve muhalefetiyle müşterek
bir çözüm aranması, nihayet en kısa sürede ordunun elbirliğiyle yeniden
ayağa kaldırılması zorunludur. Mesele*YAŞ*atamalarıyla çözülecek boyutu
aşmıştır.


    **RUSYA KONUSUNDA YAPILAN HATA BU KEZ DE ABD***’YE***KARŞI
    YAPILMAMALIDIR**

Darbe girişimiyle bağlantılı olarak, ulusal güvenlik açısından karşı
karşıya bulunduğumuz ikinci önemli husus ise*ABD*ile tırmanması olası
gerginliktir. Zira, işaretler bu yönde olup, burada da tevatürlerin
şimdiden havalarda uçuştuğu gözlenmektedir. Bunlar,*ABD*’nin darbe
girişiminden haberi olduğu halde hükümeti uyarmadığından
başlayıp*FETO/PDY*ile ortak iş tutup darbeyi birlikte planladıklarına,
hatta *Cumhurbaşkanı***ERDOĞAN***’ı bizzat öldürmeye teşebbüs ettiğine
kadar uzanmaktadır.**ABD*ile ilişki sürecini Fethullah*GÜLEN*’in iadesi
konusunda izlenen tutum ve bu husustaki gelişmeler yönlendirecek gibi
görünmektedir. An itibariyle,*GÜLEN*’in iadesi talebimiz ikna edici
bulunmamış;*ABD*Dışişleri, /*"*///*Türkiye’deki olaylar pek de iyi
planlanmış gibi durmuyor. İddia değil kanıt bekliyoruz, gönderin
verelim"*//ifadesiyle resmiyete dökülüp, beklentimize şimdilik mesafeli
durulmuştur.

Darbe girişimlerinde medyada her zaman kazananın düdüğü çalar.
Ancak,*FETO/PDY*ile*ABD*’nin, hatta*NATO*’nun,*CIA*-Gladio’nun darbe
girişimini müşterek planladıkları veya*ABD*’nin bu darbe teşebbüsüne
destek verdiği ya da /*"*///*doğrudan T.C. Cumhurbaşkanını öldürmeyi
planlayıp, bunu uyguladığı"*//iddiaları öyle ayaküstü yazılıp
konuşulacak basitlikte konular değildir. Bunu sadece, yandaş yazarlar
veya*TV*kanallarının -çoğunun uzmanlıkları kendinden menkul- gözde
yorumcuları değil, maalesef resmi anlamda sorumluluk taşıyan hükümet
çevreleri de dillendirmektedirler.*ABD*’nin bağlantısı konusunda elde
somut kanıtlar varsa elbette mesele yok; ancak bunlar olmadan uluorta
yapılacak ithamlar ve spekülasyondan öteye geçmeyen varsayımların yeni
bir krize yol açabileceği de göz ardı edilmemeli ve bu konuda son derece
ihtiyatlı olunup, sorumlu davranılmalıdır.

*ABD*’nin kaypak bir müttefik oluşu, başından beri*PKK*’ya destek
verdiği, Kürdistan Projesini yerel, bölgesel ve küresel dinamikleriyle
adım adım hayata geçirdiği, son olarak kadim projede
bayrağı*IŞİD*bahanesiyle*PYD*’ye taşıttığı hususları da bu gerçeği
değiştirmez. *Bunlar ayrı bir hesap konusudur.*Buna karşın, şayet
Türkiye yönünü Avrasya’ya dönmek istiyorsa, elini kimsenin tutamayacağı,
kimseye hesap vermek durumunda olmadığı ve herhangi bir bahaneye de
ihtiyaç bulunmadığı açıktır. Fakat, böyle bir eğilimde iyi düşünülmeli,
toplumsal mutabakat olmaksızın radikal bir dönüş yapılmamalıdır.
Zira,*ABD*, Rusya gibi tek kişinin kontrolü altında olan bir ülke
değildir. İlişkiler şu veya bu şekilde koptuğunda, öyle
/*"*/*/*bozdum-düzelttim"*/*ile geriye dönüş kolay kolay mümkün
olmayabilir!.


    **ÜST AKIL VARSA***,***BİRAZ DA AKIL OLMASI GEREKİR***; O***ZAMAN DA
    TÜM HİKAYE DEĞİŞEBİLİR***!*

*Öte yandan, askerlikte en temel kural düşmanı ya da rakibi küçük
görmemek, onun yeteneklerini göz ardı etmemektir.*Keza bir analist
analiz yaparken karşısındaki insanların hiç değilse bir kısmında en az
kendisi kadar akıl olacağını varsaymak durumundadır.*ABD*İmparatorluğu,
Cemaatçi subaylar gibi, bir /*"*/*/*droid"*/*ordusu değil,
/*"*/*/*akıllı"*/*dünya gücüdür. Nerede, ne zaman darbe yapılacağını ve
kimle iş tutulacağını da az çok bilir. Olası bir operasyonda
/*"*/*/*harekat planının"*/*yaşamsal önemini ve /*"*/*/*stratejik
öncelikleri"*/*de kavrayabilecek seviyededir; icra kabiliyeti ise
olayımızdaki gibi sıfır düzeyinde değildir!.

Aslına bakılırsa, Cemaatin hukuk kadrosunun ince işçilik ve kumpas
kabiliyetini de Ergenekon, Balyoz ve türev davalarda görmüştük. Keza
polis kadrosunun teknik takip, izleme ve operasyon becerisini de*17-25
Aralık*kampanyası sürecinde gördük. Karşımızda
/*"*/*/*tanımlanmış"*/*görevlerinin hakkını veren, alanlarında oldukça
yetkin ekipler vardı!. Buna karşın, askeri kadroda ne görüyoruz: Harekat
planlama ve icra kabiliyeti sıfır düzeyinde bir ekip!.
Toplasanız*100*general bir Yakup*SAYGILI*kalitesi ortaya çıkarmıyor!.
Hatta, kelle koltuğa alan bir gözü karalıkla yola çıkıp, halkın üzerine
tank süren,*TBMM*'yi bombalayan zalimlik, bir kamyon şoförü etkinliğinde
sonuç üretmiyor!. Buna çapsızlık mı, talihsizlik mi, beceriksizlik mi
denileceğini; yoksa ileride bir gün*APO*ve*FETO*kadrolarına genel af
kabusuyla uyanıp, meğer /*"*/*/*her şey planlandığı gibi
ilerlemiş"*/*şaşkınlığına mı düşüleceğini kimse bilmiyor...

İş*ABD*’nin olası dahiline gelince, çelişki tam manasıyla arşa varıyor.
Sözgelimi, ilk Körfez Savaşından önce,*Ortadoğu*’da en büyük savaş
makinesine sahip ülkelerden biri Irak’tı. Hatta, bundan aldığı
cesaretle*SADDAM*, belinde silahla Çankaya Köşküne çıkıp rahmetli
Özal’ın odasına bile girmişti!. Bu sıralarda ise,*ABD*Nevada çöllerinde
kum fırtınaları içinde Körfez Savaşının simülasyonunu yapmakla meşguldü!
Hem sahaya ilk kez konuşlandıracağı yeni silah sistemlerini hem de
mevcutların etkinliğini muharebe ortamında deniyordu. Sonra buradan elde
ettiği deneyimleri Körfeze taşıyıp Çöl Fırtınası kampanyasını başlatmış;
önce gemi ve denizaltılardan fırlattığı seyir füzeleriyle Saddam’ın
Kuveyt’te yaptığı askeri yığınak başta olmak üzere, Irak’ın hava savunma
sistemlerini, hava alanlarını ve uçaklarını; ardından hava gücünü de
devreye sokarak ülkedeki enerji santralleri, rafineriler, haberleşme ve
ulaşım ağı, önemli merkez ve stratejik tesisler artık ne varsa bir buçuk
ay süreyle uzaktan bombalayarak imha etmişti. Bu sırada, Saddam ise
sürekli olarak /*"*///*daha ‘savaşların anası’ başlayacak"*//diyerek hep
/*"*/*/*kara savaşını"*/*beklemiş; sonuçta kara savaşı başladığında
hiçbir önemli varlığı kalmamış olan Saddam*72*saatte pes edip tası
tarağı toplayarak Kuveyt’ten çıkıp gitmişti.

Savaştan bir süre sonra, kampanyada Müttefik kuvvetlere komuta eden,
kuşağının en yetkin askeri liderlerinden biri kabul edilen, sonradan
Amerikan Genelkurmay Başkanlığı teklifini dahi elinin tersiyle iten
General Norman*SCHWARZKOPF*, herhangi bir operasyonda harekat planlaması
ve personel gücünün önemine atfen tarihe geçen şu açıklamayı yapmıştı:
/*"*///*Eğer, Irak ile silahlarımızı değiş tokuş etseydik, sonuç yine
değişmezdi!."*//

İşte,*ABD*, girişeceği bir kampanyada harekat planlamasına böylesine
önem veren bir ülkedir. Ki, bir harekat planlaması da zaten savaşın
yarısıdır. Silah arsenali ve güce dönüştürmek de diğer yarısı.

Benzer şekilde, yeryüzünün gelmiş geçmiş en yetkin askeri lider ve savaş
kuramcılarından biri kabul edilen;*1830*’lu yıllarda İstanbul’u da
ziyaret edip Sultan*II*. Mahmud’un talebi üzerine *2*yıl süreyle Osmanlı
Ordusu’nun modernizasyonuyla da görevlendirilen, sonradan komutasındaki
ordularla Prusya-Avusturya *(1866*) ve Prusya–Fransa *(1870-71*)
savaşlarını kazanıp Prusya öncülüğünde Alman İmparatorluğunun kuruluşuna
önayak olan, Alman usulü savaş tarzının mimarı ve ulusal kahraman
Mareşal Helmuth von*MOLTKE*’ye göre, /*"*/*/*Strateji bir tedbirler
sistemidir,"*/***ve***/*"bir askeri operasyonun sadece düşmanla ilk
teması kesin olarak planlanabilir,"*/***işin sonrasına ilişkin
ise***/*"bütün opsiyonlar hesaba alınarak alternatifli planlar
yapılmalıdır."*/*

Bu teorik ve pratik çerçeveden hareketle; silahlı darbe girişiminin
harekat planlamasını, şayet iddia edildiği gibi Süpergüç*ABD*yapmış
olsaydı ve bu harekatın stratejik hedefi de Cumhurbaşkanımız*ERDOĞAN*’ın
teslim alınması ya da öldürülmesi olsaydı, her halde planlamada düşmanla
ilk karşılaşma yeri /*"*/*/*Boğaz Köprüsü gişesi"*/*olmazdı! Başka bir
deyişle,*ABD-CIA-NATO-GLADIO*’nun; akşam saat*10:30*’da köprüde trafiği
durduran, televizyonlarda darbeye yönelik canlı yayınlar başlamasına
neden olan, çay kahve içerek televizyonlarda Başbakanın darbe
açıklamasını, ardından da Cumhurbaşkanının halkı sokağa çıkmaya
çağırışını dinleyen, ve nihayet /*"*/*/*Cumhurbaşkanı Marmaris’te gece
yarısı kaldığı otelden ayrıldıktan sonra, otele darbenin stratejik
hedefi ERDOĞAN’ı sözde öldürmeye giden"*/*bir harekat planlaması
yapacağı akla ziyan bir tasavvurdur. Siz olsanız böyle yapmayacaksanız,
onlar da yapmaz!. Zaman kaymış, köprü öne alınmış da, stratejik hedef mi
unutulmuş? Bu nasıl üst akıl?


    **SADECE HAREKAT PLANLAMASI DEĞİL***,***TEKNOLOJİ DE ÇÖKMÜŞ***!*

**FETO/PDY***ve***ABD***bir araya gelip, müşterek işbirliği ile
Cumhurbaşkanı Sayın***ERDOĞAN***’ı öldürmeye karar vermişler!.*Bunlardan
biri, Cumhurbaşkanı ile Genelkurmay Başkanının yanı başında durup
*7/24*nefes alışlarını izliyor; diğeri de, dünyaya Mars’tan *5*misli
daha uzakta bulunan *(500 milyon*km) Satürn’ün uydusu Enceladus’ün
yüzeyinden*200*km yukarı buz ve su fışkırdığını*BBG*evi gibi
gözetliyor!. Fakat, her nedense bu işbirlikçiler, darbe
sürecinde*ERDOĞAN*’ı gözetleyemiyor!. Sayın Cumhurbaşkanı tüm ailesini
alıp önce helikoptere, sonra da uçağa*bin*ip İstanbul’a geliyor.
Darbeci*ABD-CIA-NATO*ise Marmaris’in yolunu tutup öldüreceği*ERDOĞAN*’ın
ruhuna baskın yapıyor…

Oysa, aynı*ABD*, bundan*25*yıl önce, Birinci Körfez Savaşında, önce
uzayda yörüngede Ekvator üzerinde uçmakta olan ve Irak’ı gözetleyen
birkaç füze ikaz uydusundan biri tarafından Irak’tan İsrail’e Scud
füzesi fırlatıldığını tespit etmiş; sonra bu bilgiyi sırasıyla, o sırada
Amerika üzerinde yörüngede uçan askeri bir haberleşme uydusuna ve ondan
da Kuzey Amerika’da Colorado Springs’te Cheyenne Dağının altındaki
yeraltı Füze İkaz Merkezi’ne aktarmış; bu merkezde değerlendirilip
işlenen bilgiyi yine aynı uydu aracılığıyla, bu kez Suudi Arabistan
üzerinde nöbetleşe *7/24*uçmakta olan*AWACS*uçaklarına ve bu uçaklardan
da gelmekte olan füzeye karşı en uygun konumda olan Patriot bataryasına
veya bataryalarına iletmiş; nihayet füze veya füzeler ateşlenmiş ve
gökyüzü kimi zaman televizyonlarda da canlı yayınlanan heyecanlı
kapışmalara sahne olmuştur!. Tüm bunları yapabilmek için sadece
*4*dakikası olan*ABD*, bütün bu işlemleri *2*dakikaya sığdırmayı
başarmıştır. Olayımızda ise,*ABD*’nin öldürmek istediği*ERDOĞAN*’ın
uçağı *1*.*5*saatlik güvenli bir uçuşla İstanbul’a gelmiştir!.

Biz bize palavra sıkmaya benzemez.*ABD*yemez. Tabii ki belge ister,
hatta /*"*/*/*birlikte araştıralım"*/*der!.

*Cemal Acar*

*Odatv.com*

*http://odatv.com/darbe-girisimini-bir-de-boyle-okuyun-2307161200.html*

 
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-160723190706 Oraj Poyraz At Openmail [email protected]
2016/07/23  20:00 4  58  [email protected]

 


YALNIZLIGIM
. . . . . .
Ilik bir su gibidir icimde yalnizligim,
Yalnizligim, ruhumda uzak bir ses gibidir.
Her sabah ufuklardan mavi sarkilar gelir,
Ve her sabah urperir icimde yalnizligim
Gunesim aydan sari, yarinim dunden zorsa,
Sarsin artik omrumu tunc kandillerin isi
Usuyen ellerimden tutmaliydi birisi,
Eger benim gozlerim onlari gormuyorsa.
Bir camin arkasinda aciliyor gullerim,
Havuzum piril piril... yikar bakislarimi.
Isler temiz ziyalar suya nakislarimi;
Ruhumun dunyasindan eser tahayyullerim
Ruya ruzgarlarinda bir yaprak yalnizligim
Dusuncem bir neydir ki urperir perde perde
Belki bu misralarim esecek gonullerde
Fakat herkese uzak kalacak,yalnizligim.

Fazil Husnu DAGLARCA

Gerek kucuk, gerek buyuk tuvaletinizi yaparken kibleye donmeyin.

Hanbel 3/12
***
Peygamberimiz bir takim insanlar kucuk ve buyuk tuvaletleri icin kibleye
donmeyi hos karsilamadiklarindan, bu bidati (hurafeyi) kaldirmak icin
tuvaletini kibleye dogru yaptirdi.

Buhari 4/11
Bir hadiste kibleye karsi tuvaleti yapmanin hurafe oldugu anlatilirken;
diger bir hadiste ise Peygamber hurafe uygulayicisi olarak gosterilmis
oluyor.
Goruldugu gibi hadisleri Peygamber e atfetmek aslinda Peygamber e iftira
etmek demektir.

Sismanlarin Dunyaya Katkilari

24 Temmuz 2013

SON yillarda sismanlara sisman demek yerine kilolu , obez falan deniyor.
Burada amac bu insanlarin incinmemesi. Acaba boyle bir mantik ne kadar
dogru? Siz sismanlari boyle isimlendirirseniz kimse sisman olmaktan
gocunmaz. Bence onlara sisman demeliyiz, hatta samimi olduklarimiza
sisko demeliyiz ki durumun vehametinin farkina varip kendilerine
cekiduzen versinler.

Ama bu yazida sismanlari degil onlara savas acan diyetisyenleri masaya
yatiracagim. Cunku herbiri dal gibi olan diyetisyenleri masaya yatirmak
sismanlari masaya yatirmaktan daha kolay, takdir edersiniz.

Sabah aksam ot ve ot urunleri tuketen sevgili diyetisyenler; sismanlar
olmazsa insanlik olarak neler kaybedecegimizi goremiyor musunuz?
Aklinizi bir kibrit kutusu yagsiz peynir ve kepek ekmekle mi yediniz?

Sismanlari olmayan bir toplumun hayat damarlarindan biri kesilmis
demektir. Iste kilolu insanlarin dunyaya katkilarindan sadece birkac ornek:

Agac dikecegine sismanlara destek ver: Sismanlar yerkureye biz normal
insanlardan daha fazla basinc yaptiklari icin topragi $ikilastirir,
toprak kaymalarini onlerler. Tarih boyunca sismanlarin yogun yasadigi
bolgelerde yer kaymasi, heyelan vakalarinin olmamasi bunun en acik
ispatidir.

En buyuk sanatcilar hep sismandir: Pavarotti, Akrep Nalan ve daha ismini
sayamadigim bircok buyuk sanatcinin ortak ozelligi kilolu olmalaridir.
Neden? Cunku kilolu insanlar hareketi sevmedikleri icin durduklari yerde
yapabilecekleri islere yonelmis ve bize sanatin en guzel orneklerini
vermislerdir.

Basin $ikistiginda sismana git: Bir derdin oldugunda, saglam bir dosta
ihtiyac duydugunda, yardim edecek kimseyi bulamadiginda sisman
arkadasina git. Acaba su an evinde midir, yerinde bulabilir miyim? diye
korkma. Evindedir o. Cunku sismanlar pek fazla hareket etmeyi sevmez,
bir yere gitmemistir.

Ortamin nese kaynagi sismanlar: Bir ortamda eglence ve kahkaha ek$ik
olmuyorsa bilin ki orada kilolu bir insan vardir. Cunku onlar hayata
bizler gibi olumsuz bakmazlar. Devamli baklava yiyen bir insan nasil
mutsuz olabilir ki? Ote yandan siz dort-bes zayif insanin bir arada
eglendigine sahit oldunuz mu? Boyle bir sey mumkun degildir.

Sismanlar yeryuzunu sekillendirir: 10 sismanin ayni yolda yillarca gidip
geldigini dusunun. Bir sure sonra orada tektonik gocme adini verdigimiz
cografi hadise meydana gelecektir. Yagmur sulari ve daglardan gelen
erimis kar suyu bu istikamette minik dereler ve irmaklar olusturacaktir.
Nehirlerin ve gollerin kurudugu gunumuzde kimse yeni bir akarsuya hayir
demez tahminimce.

Son bir soz de enginari tavsiye eden diyetisyenlere... Tavsiyeniz
uzerine yedim. Bence enginarin sirri hicbir lezzetinin olmamasinda. Ona
o kadar para verecegime agac kabugu da yiyebilirim, o da lezzetsiz.

Halaybasilik kimsenin tekelinde degil!

YILLARDIR cesitli sebeplerle dugunlere giderim. Kah annemin zoruyla kah
annemin israriyla kah annemin tehdidiyle dugunlerden dugunlere akiyorum.
Gectigimiz gun yine annemin baskisiyla pistte dans ederken aniden bir
simsek cakti kafamda.

Bogazim dugumlendi, gozlerim bugulandi. Az kalsin hemen yanibasimda
duran, nedense her dugunde gordugum, etrafi yara yara dans eden 90
kiloluk sarisin kadinin altinda kaliyordum. Aklima gelen dehset verici
gercek suydu: Ben hayatimda hic halaybasi olmamistim!

Sebep neydi bilemiyorum, belki yetersiz goruldum, belki pistte etkili
tanidiklarim yoktu ama bir sans verilemez miydi bana? Halayin en basina
gecip elime mendili alip kitleleri pesimden suruklemek benim de
hakkimdi. Herkes nese icinde dans ederken gozyaslari icinde pisti terk
ettim.

Maalesef bu ulkede eger kiz veya erkek tarafindan saglam baglantilariniz
yoksa halaybasi olmaniz mumkun degil. Dugunlerdeki bu agam pasam duzeni,
bu kayirmacilik bitmedikce cagdas medeniyetler seviyesi bir hayal olarak
kalir.

http://beyinsizadam.net/
[email protected]


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/






 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap