------------------------------------------------------------------------
bayrak
Aydın*FINDIKÇI : *Siyasal İslam'ın Çürüyen Müslümanlığı
*28 Mayıs 2016*,*18:44*
Diktatörlerin başını çektiği egemen sınıfların kurdukları dini sömürü,
ekonomik talan, ahlaksızlığa ve yalana dayalı çarkın ayakta
kalabilmesinin en etkin yollarından biri de /*"dini ibadet"*/ adı
altında uygulanan insan haklarını ve inanç özgürlüğünü ayaklar altına
alan yaptırımlardır. Bundan dolayı dini ibadet, çoğu zaman diktatörlerin
ayakta kalmalarını sağlayan bir araç olarak tarih boyunca her coğrafyada
uygulandı ve uygulanmaya da devam etmektedir.
Ortaçağ’ın Avrupa'sında yaşama geçirilen din eksenli /*"zalim çarkı"*/
varlığını, özellikle günümüzde Siyasal İslam’ın Türkiye gibi etkin
olduğu /*"İslam toplumlarında da"*/ tüm vahşeti ile sürdürmektedir.
Örneğin Ortaçağ Avrupa'sında, fakir olmak, fakir kalmak, köle doğup,
köle ölmek, dinciler tarafından Tanrı’nın takdiri olarak lanse
ediliyordu. İnsanlar isterse, ölümden sonra cennete gidebileceklerini,
ancak bunun için de belli başlı şartları yerine getirmiş olmaları
gerektiği yalanına inandırılıyordu. *15*. yüzyıl civarlarında uygulanan
cennete gitmenin yollarına bakınca, insan kendini günümüzün /*"Yeni
Türkiye"*/sinde yaşıyormuş gibi hissediyor.
Avrupa’nın geçmişinde, insanların /*"günah işlediklerini"*/ ileri süren
hakim sınıflar (kiliseler, aristokratlar, soylular, toprak ağaları, kral
ve kraliçeler), cahil bırakılmış toplumun tüm elemanlarının kendilerine
biat etmeleri ile kurdukları sömürüye dayalı zalim çarklarını
döndürüyor, ihtiyaç duydukları parasal kaynağı ise halkın sırtından
/*"ibadet etme"*/ yolu ile elde ediyorlardı. Bu da olur mu demeyin!
/*"Dini ibadet"*/ adlı bu zulüm çarkının Ortaçağ Avrupasında
uygulanışının ve bunun günümüz Türkiye´si gibi geri kalmış toplumlarda
varlığını giderek daha da yaygın bir şekilde sürdürmesinin kısa öyküsünü
bu kısa makalede bulacaksınız.
Zulüm çarkının tepesinde oturan kral (Osmanlı’da padişah, Türkiye'de ise
/*"başkan"*/), gerek duyduğu parasal kaynağı ve iktidarını ayakta
tutabilmek için, kiliseyi (Türkiye´de Diyanet İşleri Başkanlığı’nı) ve
bu kiliselerde görev yapan papazları (Türkiye´de ise imamları), kendine
bağlamıştı. Zulüm çarkının dönmesinde kişisel ve mesleki çıkarı olan
papazlar (yani imamlar), kralın (/*"başkan’ın"*/), Tanrı’nın
yeryüzündeki temsilcisi olduğu safsatasını kitlelere pompalıyorlardı. Bu
beyin yıkama işlevinin en etkin yolu olarak da, toplu katılımla
düzenlenen dini ibadetlere (camilerdeki cuma namazları gibi) ilginin
artırılması için kral, devletin tüm imkanlarını seferber ediyordu.
Örneğin Wittenberg`deki Saray Kilisesi’nde günde*20* defa, /*"Meißen
Katedral"*/ inde gece ve gündüz ayinlere*aralık* vermeden devam
etmekteydi. Köln’de ise günde*11* vakıf, *22* manastır,*100* küçük
kilisede*1000* defa ayin düzenleniyordu. Bir günde bu kadar fazla dini
ibadetin yapılmasının tek nedeni ise,*milyon*larca insanın beynine,
kralın (başkanın) istediği bir yalanı enjekte etmekti. Kilisenin
(Türkıye’de bir çok camide olduğu gibi) yaydığı yalanlardan biri de şuydu:
/*"Sen günah işledin, cehenneme gitmek istemiyorsan hacca gideceksin."*/
Bu yalan, uygulanan psikolojik bir savaşın en önemli direklerinden
biriydi. Kilisenin bu yalanına inananlar, işlediklerine inandırıldıkları
günahlarından kurtulabilmek için düzenlenen /*"hac"*/ seferlerine para
karşılığında katılıyorlardı. Düzenlenen bu seferlere katılanlardan epey
yüklü miktarda paralar alınıyor, bunun karşılığında ise bu insanları
/*"kutsal topraklar"*/ ve /*"kutsal türbeler"*/ diye adlandırdıkları
yerlere taşıyorlardı. (Hac ve Umre ziyaretleri gibi). Bu seferlerin en
çok düzenlendiği yerlerin başında ise Roma´daki /*"Kutsal Petrus
Mezarlığı"*/ ve Kudüs’teki Hz. İsa Mezarı geliyordu.
Hristiyan ve İslam inancının suiistimal edilmesinde en büyük payı
oluşturan /*"dini ibadet"*/, günümüzün siyasal İslamcıları tarafından da
çok iyi bir şekilde kullanılmaktadır. /*"İşlenen günahlardan arınma"*/
adına her yıl düzenlenen /*"hac"*/ seferi, sadece Katolik Kilisesinin
(Suudi Krallığı) ve Kral´ın (Başkanın) Ortaçağ Avrupa´sı (Türkiye) gibi
Hristiyan (İslam) dininin en azami düzeyde suiistimal edildiği
ülkelerdeki uzantılarına parasal rant ve siyasi itibar sağlamakla
kalmıyor, aynı zamanda /*"hac"*/ seferlerine katılanların da, kurulan
yalan, talan, sömürü ve zulme dayalı sistemin pekişmesinde birer asker
olarak çok önemli bir işlevi de yerine getirmelerini sağlıyor –du-.
Hristiyan Avrupa´da /*"ibadet etme karşılığı günahlardan kurtulma"*/
adına belli başlı yerlerde belirlenen mezarlıklara (türbe) ve bu
mezarlıkların etrafında bulunan kemik parçalarına tapılır, mezarlıkların
yakınındaki yerlerde bulunan ağaç, taş parçası ve kaya gibi nesnelere
bez parçaları asılırdı. Ve bu uygulama sayesinde /*"günah işleyenler"*/,
güya işledikleri günahlarından paklanmış oluyorlardı. Hristiyan
Avrupa’nın geçmişinde /*"dini ibadet"*/ olarak lanse edilen bu akıl dışı
hurafe uygulamalar, günümüzün Türkiyesinde ise özellikle son yıllarda
daha da artarak belli başlı vakıflar ve cemaatler öncülüğünde günden
güne yaygınlaştırılarak uygulanmaktadır.
Siyasal İslamın yeni Türkiye'sinde giderek daha da gözle görülür bir hal
alan din sömürüsünün bir başka şekli de, Hristiyan Avrupa’nın geçmişinde
uygulanan /*"günah yok edici belgesi"*/idi. (Almancası: Ablassbrief):
Böylelikle günah işlediklerine inandırılan saf, eğitimsiz, işsiz,
mesleksiz ve çaresiz bıraktırılmış insanlar, bu belgeden satın alarak,
günahlarından kurtarıldıklarına inandırılıyorlardı. Bu belgeden ne kadar
çok satın alınırsa, kilisenin kasasına da o kadar çok maddi kaynak
aktarılmış ve böylelikle Krala’da bir o kadar siyasal güç sağlanmış
olunuyordu. Örneğin, Anne-Babasını ya da kardeşlerinden birini öldürene
*7* Dukkaten (o dönem Avrupa´da geçerli olan maden paranın adı),
Kiliseyi soyana *9* dukkaten ve bir insanı öldürene ise *7* Dukkaten
karşılığı bir adet /*"günah yok edici belge"*/ satılıyordu. Dikkat edin,
kiliseyi soymak insan öldürmekten çok daha ağır para cezası gerektiriyordu.
Bir başka örnek: Papa,*16*. Yüzyılda yapımına başlanan Roma´daki
kiliseye maddi kaynak sağlamak için, /*"St. Peter günah yok edici
belgesi"*/ (Türkiye´deki kamu ihaleler) düzenlendi ve bu /*"belge"*/ çok
yüklü miktarda para karşılığı satışa çıkartıldı. Satışa çıkartılan bu
belgelerden en çok alanlar ise, dönemin zenginleri oldu. Örneğin Papa
Leo X,*1515* yılında Peter Kilisesi inşaatı için /*"günah yok edici
belge"*/ satılığa çıkardığında, dönemin zenginleri (Türkiye´de
müteahhitler) sıraya girmişti. Bu belgeden çok yüklü bir miktarını şu
anki Almanya’nın eyaletlerinden biri olan Brandenburg´un o zamanki
Prensi Albrecht aracılığı ile Kuzey Almanya´da satışı planlanmıştı. Bu
satıştan beklenen*60.000* Gulden, yapılan anlaşma gereği Papa ile
Albrecht arasında paylaşılmıştır. Albrecht, payına düşen miktar ile
Fugger adlı bankadan aldığı kredi borcunu ödemişti.*1517* yılının
başında, Jonannes Tetzel adlı bir Keşiş, Albrecht´in talimatı ile bu
/*"belgeyi"*/ piyasada /*"kutsal mal"*/ olarak (Hani Türkiye´de satılan
cehennemde yanmaz kefen, terlik, şişelenmiş zemzem suyu vb. türünden
nesneleri Müslümanlara gagalayan sahtekar din tacirleri gibi)
pazarlıyordu. KeşişTetzel, kıvrak zekası ve artistik özellikleriyle bu
/*"kutsal mal"*/ pazarlamasında epeyce başarılı idi. Öyle ki bu Keşiş bu
/*"kutsal mal"*/ın satışını yapmak için gittiği her yerde, bir pop star
gibi karşılanıyor, yörede yaşayan ne kadar /*"inançlı"*/ insan varsa
kendisini görmeye ve kendisine dokunmaya seferber ediliyordu.
Eski Avrupa´da uygulanan türlü türlü din istismarcılığı, Türkiye'de
sayıları giderek artan ve erkek çocuklara cinsel istismarı ile ön plana
çıkan vakıflar ve dini cemaatlerin uygulamalarıyla da oldukça benzerlik
gösteriyor.
Avrupa’nın geçmişinde dincilerin dini sömürmesi öyle bir hal almıştı ki,
kilisede ve kilise ile işbirliği içinde olan kurumlarda, para
bağışlayarak işlenen tüm günahlardan kurtulabilmenin mümkün olduğu
propagandası yapılıyordu. İşlenen her günahın karşılığında hakim
sınıflar tarafından yoksullardan alınan para cezalarına karşılık makbuz
kesiliyordu. Para borcu giderek yükselen halk, öylesine bir psikolojik
savaş ile karşı karşıya bırakılıyordu ki, insanlar elinde-avcunda ne var
ne yoksa satıp, bir an önce günahlarından kurtulmayı ve günahlarından
temizlendikten sonra ölmeyi yeğliyorlardı. Aksi takdirde cennet yerine
cehennemlik olacaklarına inandırılmışlardı. Kimler tarafından mı? Hakim
sınıfların (Diktatörün) altına yatan, önünde takla atan, karısını Krala
(Başkana) metres ve cariye yapmak isteyenler, kara çarşaf içinde sadece
gözleri gözüken kırkıncı sınıf kategorisinde görülen kadınlar, badem
bıyıklı papazlar ve din adamları bu beyin yıkama faaliyetlerinin baş rol
oyuncularıydı. Bu yolla toplanan paralar, kilisenin hazinesine oradan da
kilise ve etrafında beslenen azınlık bir zümrenin cebine giriyordu.
Hayatta iken para karşılığı günahlarını affettirmeden ölenlerin
yakınları ise ellerine para geçtikçe, günümüzde en çok bilinen
/*"mevlit"*/ veya /*"Kuran okutma"*/ benzeri bir dinsel tören (Messen:
ayini) düzenletiyorlardı. Ölenlerin günahlarının affı için papaza
yalvarıyor, papaz da bu kulunun elini boş döndürmemek için kendisine
iletilen mesajı para karşılığı Tanrı’ya ileteceğini ve bundan da emin
olunması gerektiğini belirterek ölenin yakınını teselli ediyordu. Bu
yaşananlar, hani günümüz Türkiye´sinde /*"bizim dinimizde Tanrı ile kul
arasına kimse giremez"*/ denir ya, işte bu söylemin tarihsel gelişiminin
hikayesidir.
Umarım bu kısa makale, Siyasal İslam´ın başta Türkiye olmak üzere, daha
bir çok ülkede Müslümanlığı nasıl çürüttüğüne dair küçük bir ip ucu verir.
*28 Mayıs 2016*
*http://www.avrupa-postasi.com/siyasal-islam-in-curuyen-muslumanligi-makale%2c1402.html*
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-160711161134 Oraj Poyraz At Openmail [email protected]
2016/07/11 20:00 4 58 [email protected]
Sic transit gloria mundi
Iste dunyanin ihtisami boyle geciyor. (yeni Papa ilan etme torenlerinde
soylenir)
Latin Atasozu
Nisa Suresi 3.Ayet:
Begendiginiz kadinlardan ikiser, ucer, dorder alin.
Kur an-i Kerim in bazi ayetlerine iliskin mazeretler:
1- Bu ayetler yanlis tercume edilmis!
2- Bu ayetler yanlis anlasilmaya musait yani herkes anlayamaz!
3- Bu ayetler zaman asimina ugradi yani bugun gecersiz!
4- Bu ayetler cag disi yani Islam da reform yapilmasi lazim!
5- Bu ayetlere iman etmek imkansiz ama yine de ben bir muslumanim!
Mazeretlerin Cevaplari:
1- Diyanet Vakfi Meali ni, konularinda uzman Ilahiyatci Heyet hazirladi.
En cok itibar edilen meal. Heyetteki herkesin yanlis tercume yapmasi
imkansiz. Hal boyle iken bu mazeret gecersizdir.
2- Kur an-i Kerim i herkesin anlayabilecegine dair ayetler var* ve zaten
bu sebeple indirilmis . Tersi ise adaletsizlik olur cunku herkesin
anlayamayacagi ve yanlis anlasilmaya musait bir kutsal kitap gondermek
Allah a yakismaz. Bir sakinca da sudur; Muslumanlara siz Kur an i
anlamazsiniz, sadece biz anlariz diyen ruhban sinifi olusur ki Islam da
ruhbanlik haramdir. Hal boyle iken bu mazeret gecersizdir.
3- Kur an in, kiyamete kadar , cihansumul(evrensel) yani her zaman ve
her yerde hukmunun gecerli olduguna inanmak farzdir. Hal boyle iken bu
mazeret gecersizdir.
4- Allah 21. yuzyilin hayat sartlarini ve yasam bicimini ezelden beri
bildigine gore Allah in bu durumu hesaba katmadigi ni iddia etmek Allah
a karsi cok buyuk bir iftiradir. Hal boyle iken bu mazeret gecersizdir.
5- Bu ayetlere iman etmeyenin adi Musluman degil Kafir dir.** Hal boyle
iken bu mazeret gecersizdir.
*Bakiniz: Nahl Suresi 89. Ayet, Enam Suresi 38. Ayet, Maide Suresi 15.
Ayet, Hac Suresi 16. Ayet.
**Bakiniz: Bakara Suresi 85. Ayet ve Maide Suresi 44. Ayet.
Bakkal amca
Bakkal amca, bir din ver, bana soyle yuz gram;
Icinde hem komedi, hem de birazcik dram.
Oyle bir din olsun ki; bizi fazla $ikmasin,
Her yerde ahlak diye, karsimiza cikmasin...
* * *
Ramazan da otuz gun, vucut girsin bakima,
Ama bayram gelince, karismasin rakima.
Birakalim insanlar, her tur halti yesinler,
Ne yani.. Biz musluman degil miyiz? desinler..
* * *
Bir din ver ki; icinde, birazcik kahve fali,
Ve ustunde bir ka$ik, sosyetik mevlid bali,
Arasinda bir dilim, Kasar Yasar olmali,
Boylece kalplerimiz, hidayetle (!) dolmali...
* * *
Bir de su kurbanliklar, sorun cikardi biraz,
Neden dersen butcemiz, bu sene hepten ayaz
Eger fetva verirse, su senin Super Beyaz ,
Belki biz de keseriz, ya bir tavuk, ya bir kaz...
* * *
Bakkal amca bir din ver; zorda Allah diyelim,
Acilinca kapilar, Haydi Yallah diyelim.
Alimler ehli cumbus, fetvalarda varyasyon,
Biraz Budist felsefe, biraz reenkarnasyon...
* * *
Bir din ki; insanlari, hayallere daldirsin,
Tum cinsel yasaklari, yururlukten kaldirsin.
Eroslar, Afroditler, sokaklarda cildirsin,
Ve bu cilgin tanrilar, seytanlari yildirsin...
* * *
Acilsin sahillerde, bes yildizli mabedler,
Diskolarda, ruflarda, yapilsin ibadetler...
Bir din ver ki; her aksam, sofralari kuralim,
Kadehleri duayla, birbirine vuralim...
* * *
Ahlak mahlak ustune, biraz kafa yoralim(!)
Memleketin su hali, ne olacak soralim.
Ilerleyen saatte, dansoz ciksin masaya,
Allah rizasi(!) icin, pamuk eller kasaya...
* * *
Ne kadar yardimsever, oldugumuz gorulsun,
Ellerimiz dansoze, merhametle surulsun.
Cinsiyetler arasi, ortak pazar kurulsun,
Boylece irticaya, buyuk darbe vurulsun...
* * *
Bakkal amca, bir din ver; acik olsun tavize,
Rahatlatsin bizleri, tatli baksin faize.
Madem ki faiz dedik, hazir girdik damardan,
Bir din ver ki; bizleri, men etmesin kumardan..
* * *
Piyangolar, totolar, birer hayir kurumu,
Bazi yobaz kafalar, gorsunler bu durumu,
Gece gunduz borsada, hayal kursun aliklar,
Yesinler kucukleri, bazi buyuk baliklar...
* * *
Bir din ver ki; biraksin, su rusvetin pesini,
Amir, memur, sekreter, herkes bilsin isini.
Bu bilimsel metodla, cozersek biz bu isi,
Korkarim kalmayacak, zekat verecek kisi...
* * *
Lugatlerden silinsin, artik seref, sahsiyet,
Dalgali kura gecsin, edep, haya, haysiyet.
Korler ile sagirlar, koltuklari kapsinlar,
Ellerinde yagdanlik, birbirine tapsinlar...
* * *
Bakkal amca, bir din ver; kaslarini catmasin,
Kubbesi, minaresi, aman derim batmasin,
Temizlensin camiler, tabut mabut kalmasin,
Bundan sonra Azrail, kapimizi calmasin (!)
* * *
Dostlarim! Sanmayin ki; tas devrinden gelirim,
Bakkaldan din istenmez, bunu ben de bilirim.
Istedim ki; bu saka, sizi biraz guldursun,
Guldururken, biraz da, gercegi dusundursun...
Cengiz Numanoglu
Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : [email protected]
Gruba uye olmak icin : [email protected]
Gruptan ayrilmak icin : [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin : [email protected]
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz :
http://orajpoyraz.blogspot.com/
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.