------------------------------------------------------------------------
bayrak
Nihat *GENÇ*: Ey islamcılar azgın arzularınızı devletin üstünden çekin!
Kuzey Suriye’de Amerika destekli Kürt oluşumların hızla mesafe alması
kısa bir gelecekte önümüze bir çok savaş senaryosunu artık ciddi şekilde
düşünmemizi zorunlu kılıyor.
Beş on yıl gibi kısa zaman içinde güney sınırlarımızdan Amerika destekli
bir Kuzey Irak ve Kuzey Suriye saldırı senaryosunu artık Türkiye
Cumhuriyeti Devleti savaş senaryoları içinde yerini almış görünüyor.
Tsunami nasıl ekonomik olarak bir dev Japonya’yı dahi zavallı hale
getirdiyse… Ülkemizdeki İslamcı ideoloji çok kısa süre içinde, kendini,
Türkiye Cumhuriyeti’nin hiç düşünmediği hiç peşinde koşmadığı bir
Orta-Doğu savaşının kaçınılmaz çaresizliği içinde buldu.
Yaklaşmakta olan felaket büyüktür ve hepimiz birkaç dakikalık olsun
ideolojik tartışmaların uzağında entelektüel esneklik içinde ülkemizin
bekası üzerine konuşabilmeliyiz.
İslamcı iktidar on beş yılını doldurmasına rağmen bir ülkeyi mi yoksa
bir ideolojiyi mi yönetiyor tercihini dahi verecek olgunluğu kendinde
görememiştir.
İslamcı iktidar hala ideolojik ihtiraslarıyla kendisi baş edemiyor.
Evet gözlerimin önünde oldu, İsrail ve Amerika tarihin en eski savaş
yöntemi, komşularını birbirleriyle savaştırıp onların bir daha yan yana
gelmelerini engelleme stratejilerini başarıyla uygulamıştır.
BU *YANGINDAN**BİZİ**KİM**NASIL**KURTARACAK*
Bu kepaze sonuca rağmen İslamcı ideoloji sözümona gururundan taviz
vermeden dikine dikine giderek felaketin boyutlarını deliliğe bir
ülkenin mahvına doğru sürüklemektedir.
İslamcı ideolojik inad yüzünden diplomatik manevralar kilit üstüne kilit
yiyip diplomatik alan nerdeyse tüm dünyaya kapanma halini almıştır.
Diplomatik kapılar hızla kapanırken sarayın kendini hala donkişotça
dünyanın tarafsız denetçisi ve yeni bir insanlık ideali müjdeleyicisi
gibi konuşmaları artık bütün danyada komiktir ve bu komikliğin tek
başına kendisi gelmekte olan felaketin ta kendisidir.
Kendi insanına tarafsız kendi insanına insanlık değerleriyle konuşamayan
insanların dünyaya nizam nutukları ayrıca dünyaya ne denli kapalı
olduğumuzun da işaretleridir.
İslamcı iktidarın on beş yılında, ideolojik hırslarını zapt
edemeyenlerin devlet olamayacağı gerçeğini bir daha gördük.
Oysa İslamcı iktidar hızla kendine ideolojik ahlak mı devlet sorumluluğu
mu sorusunu çoktan sorabilmeliydi.
İdeolojik savaşın özellikle korkunç dış politik sonuçları birilerini
hala adam edememişse, bu yangından bizi kim nasıl kurtaracak sorusu
gittikçe galeyanlaşacak demektir.
İdeolojik bir destan için yola çıkanlar ideolojileriyle bir dünya
felaketine yol açtılar ve tilki zekalarını birileri planlı bir şekilde
orta-doğu kaosunda başarıyla kullandılar.
Artık bu bitmeyen kullanılma seyretme dışlanma aldatılma kandırılma
bitmeli, iç siyasette etik ve hukuk değerler dış siyasette devlet
saygınlığı, ülkemizin en merkezi ve sağcı solcu İslamcı herkesin en
merkezi endişesi olmalı.
Bırakın sınırlarımızdaki büyük tehlikeyi, İslamcı iktidarın onbeşinci
yılına rağmen hala nasıl bir devlet nasıl bir rejim kurulacağını
kendilerinin dahi bilememesi, tek başkanlık dışında bir fikir ileri
sürememeleri, gelmekte olan felaketlerin bando takımı.
Bu amansız gerçek ortadayken hala tek başkanın algı ve
manipülasyonlarına birileri inadla habire *‘siyaset’*diyor.
Oysa, değil tek kudretli başkan Tayyip Erdoğan, tarihlerin en bilge ve
en masalsı mucizevi kralları dahi olsa, bu felaket çemberinden
kurtulmaya gücü yetmez.
*HALKIN**SOPASI*
Bu felaket çemberinden tek başkanın algı ve manipülasyonlarıyla
kurtulmanın imkanı yoktur, hukuk toplum sivil kurumlar iç kamuoyu
yepyeni bir ufukla hızla toparlanmalı.
Akıllı bir başkan müttefiklerini tek yetkilisi olduğu partisinde değil
rakiplerinden ve komşularında arar.
Akıllı bir başkan bu felaket çemberinden kurtulmak için partisinin
gücünü artırarak değil, toplumun ve hukukun gücünü artırarak ve onların
taleplerini dinleyerek yol arar.
Ama hala bir Fatih edasıyla konuşan bir sarayla karşı karşıyayız.
Üstelik bir Fatih olmadığı halde.
Bir Fatih olmadığı halde devleti değil kendi gücü ve karizması üzerine
siyaset yapmaktadır.
Bir Fatih olmadığı halde sarayın mutluluğuna ve kişisel karizmasına
devleti ve hukuku feda etmektedir.
İslamcı siyasiler İslamcı yazarlar İslamcı kadrolar, felaket büyüktür,
artık çok geç kalmış olsanız da ideolojiden devlet sorumluluğuna
geçmediğiniz takdirde, dünyaya ve kendi halkınıza kapalı bu ideolojik
ihtiraslarınızın sonuna doğru hızla yaklaşıyoruz.
Yeter artık, akıllı olun, ideolojik kaygılarınıza birkaç dakika ara
verin, ve yepyeni bir dünya ve yepyeni bir bölge analiziyle halkınızın
karşısına çıkın.
Devlet sorumluluğu ideolojik ihtiraslara benzemez, devlet sorumluluğu
içerde ve dışarıda kin tutmaz, devlet sorumluluğu içerde ve dışarıda
yepyeni çıkışlar yepyeni ittifaklar yepyeni ufuklar arar.
Hala bir kadının kaç çocuk doğurması fetvaları veren ideolojik
hırslarınız çembere sıkıştığımız bu büyük felaketi hiç ve hala
göremediğinizin hala uykuda olduğunuzun en büyük işaretleri.
Dünyalılar ve bizler, daha ne kadar sizlerden iç siyasette etik değerler
dış siyasette devlet saygınlığı emarelerinin birazını olsun göreceğiz.
Yetsin artık kişisel psikolojilerinizin azgın şehvetiyle inşa ettiğiniz
ideolojiyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni daha fazla hırpalamaya
yormaya hakkınız yok.
Ya aşırı azgın arzularınızı İslamcı ideolojiden ya da ideolojinizi
*‘devlet’*in üstünden çekin!
Ya da afrodizyak olarak kullandığınız ideolojinize birazcık ürperme
endişe dikkat öğretin gerçek dünyayla yüzleştirin!
Literatürümüzde bir siyasi askeri darbe vardır, ve bir de, sopa darbesi
vardır.
Halkın sopası.
Akıllı olun, yetkiler ve kalemler elinizde, henüz vakit varken,
kendinizi ve ideolojinizi güzelleştirme işini halkın sopasına bırakmayın.
Akıllı olun ideolojinizi ve kendinizi adam etme işini yine orta-doğu’nun
kaos güçlerine bırakmayın.
Nihat Genç
Odatv.com
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-160607152407 Oraj Poyraz [email protected]
2016/06/07 21:48 5 4 [email protected]
Insanlar cok degisti; dikkat etmek lazim. Biriyle el $ikistiktan sonra,
beside yerinde mi diye parmaklarini saymak zorundasin.
Tolstoy
En am-108 Allah tan baska dua ettikleri seylere sovmeyin ki, onlar da
bilgisizlikte asiriya gidip Allah a sovmesinler...
Tevbe-28 Ey inananlar Allah a es kosanlar mutlaka pisliklerdir...
Hastanelerde ayrimcilik var
14 Subat 2014
Gectigimiz hafta bir ameliyat icin hastaneye gittim. Heyecan yapmayin,
ameliyat olan ben degildim, bir yakinimdi. Zaten heyecan yapmamistiniz
degil mi? Iste siz busunuz.
Ameliyatin ismi bile insani germeye yetiyor. Son yillarda bunun yerine
operasyon kelimesini kullanir oldular. Bu, insani daha da geriyor.
Cerrah yerine de operator diyorlar. Adam alti sene tip okumus, sanirsin
cagri merkezinde calisiyor.
Ameliyathanenin onu cenaze evi gibi. Herkes tedirgin, herkes doktorlarin
yuzune bakiyor. Bir cerrah gayet neseli bir sekilde salinarak geldi.
Gulerek ameliyathaneye girdi. Yahu sen birazdan birini keseceksin, bu
nese niye? Biz burada aglamak uzereyiz. Adamin gercekten cerrah
oldugundan suphelendim. Bu kadar gulecek ne vardi?
Bizimkini ameliyat edecek doktor da geldi. Baktim yuzunden dusen bin
parca. Yaklastim.
Hocam birazdan cok onemli bir ameliyata gireceksiniz, kendinizi hazir
hissediyor musunuz? diye sordum.
Anlamadim. dedi.
Eger kafaniza takilan bir sey varsa, ne bileyim sabah esinizle
tartistiysaniz lutfen ozel meselelerinizi ameliyat masasina tasimayin
olur mu? diye uyardim.
Alin bunu burdan. dedi.
Tek istegim ise konsantre olmasini saglamakti ama o uygarca tartismak
yerine kacmayi tercih etmisti. Doktorlar da ne bilur cigerun acisuni
diye bagirdim.
Hastabakicilara bir isaret cakti. Iki kolumdan tutulup goturulurken
seslendim. Hocam lutfen aramizda yasadigimiz tatsizligi hastaya
yansitmayin. Bu sizinle benim aramda, hastanin sucu yok.
Hastanede ikinci darbeyi hasta yakini olmamla yasadim. Ameliyat sonrasi
odada otururken temizlik gorevlisi gelip disari cikmami soyledi.
Hastanin yaninda sadece refakatcisi kalacakmis.
Soyle bir durup dusundum. Hastane calisanlari hastalari gercekten cok
seviyor, ilgi alaka on numara. Fakat hasta yakinlari ikinci sinif insan
muamelesi goruyor. Adeta saglikli olmak otekilestirme sebebi haline
getirilmis. Bu ulkede saglikliysaniz her turlu asagilayici muamele
yapiliyor.
Hasta yakinlari odaya alinmiyor, ameliyathaneye alinmiyor, tuvalete
korkarak gidiyorsunuz, kantinde cay icerken bile istenmiyorum hissi
yasiyorsunuz. Her hareketiniz sakil, urkek bir ceylan gibisiniz.
Kantinde soyle bir etrafima baktigimda ozguveni elinden alinmis tipler
gordum. Burasi adeta bir toplama kampina donusmustu. Sucumuz ne? Hastaya
yakin olmak.
Elbette bazi hasta yakinlarinin yaki$iksiz hareketlerini gormuyor
degilim. Google da ogrendigi veya kulaktan dolma bilgilerle doktora is
ogretmeye kalkanlar var. Ama birkac kendini bilmez hasta yakini yuzunden
koca bir hasta yakinlari camiasini linc etmek hakkaniyete sigar mi?
Bu muamele o kadar canimi $ikti ki kantinde cay icerken ayagimi bilerek
masaya vurdum ve aci icinde klinige kostum. Bir baktim herkes seferber,
biri neyiniz var diye soruyor, digeri telasla bana yer gosteriyor.
Yaziklar olsun ya, dedim. Az once kapidan kovuyordunuz, ne oldu da
birden kiymete bindik dedim. Tuhaf tuhaf baktilar yuzume. Tedavi olmak
istemiyor musunuz, diye sordu biri. Istemiyorum dedim. Ne zaman
insanlari saglikli veya hasta diye ayirmazsiniz, iste o zaman ben de
gelip tedavi olurum. Simdi musaade ederseniz eve gidecegim, sanirim
ayagim kirildi deyip topallayarak oradan ayrildim. Umarim bu onlara
guzel bir ders olmustur.
Hastane notlari
Hastalarin cogu zaman bir sey yemesi yasak oldugu icin gelen yiyecek ve
icecekleri hastanin refakatcisi tuketiyor. Buna gore getirin.
Hasta yakinlari arasinda zaman icinde yeni dostluklar kuruluyor. Arkadas
$ikintisi cektigim icin ara sira hastanelere gidip hasta yakiniymisim
gibi davranacagim.
Ziyaretcilerin hastanin durumuna uzulduklerini belli etmek icin kederli
yuz ifadesi takinmalarinin hastanin iyilesmesine katki yaptigini
ispatlayan bir bilimsel arastirma yok.
Hayatimda ilk defa hastaneye gitmis oldum. Gecen sene hasta olmustum,
internetten randevu alman gerekiyor dediler. Girdim ve randevu aldim.
Ancak internetten randevulasan insanlarin baslarina gelenleri
haberlerden gordugum icin guvenemeyip gitmedim.
Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : [email protected]
Gruba uye olmak icin : [email protected]
Gruptan ayrilmak icin : [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin : [email protected]
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz :
http://orajpoyraz.blogspot.com/
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.