------------------------------------------------------------------------
bayrak


  *Cengiz Erdinç : *Manukyan ekonomisi

05 Nisan 2016, 11:31

Matild Manukyan adını herkes bilir. Dame de Sion mezunu bir terzi olan
bu kadın, kocasını kaybeder ve babasından kalan gayrimenkuller yüzünden
mecburen *‘genelev işletmeciliğine’* soyunur. Ve bir imparatorluk kurar.

Yıllarca vergi rekortmenleri listesinde ilk sırayı kimselere bırakmaz.

Resmi tarih böyle söylüyor.

Fakat bu hikâyede çok boşluk var.

80'li yıllarda, Ermeniler’e ait her şeyin *‘sözde’* diye geçiştirildiği
ya da düşman ilan edildiği bir atmosferde, Matild Manukyan nasıl oluyor
da bunu yapabiliyor?

Düşman olarak gördüğü herkesi bir kaşık suda boğan, hukuk falan
tanımayan devlet, bürokrasi nasıl buna izin veriyor?

İzin vermiyor, Matild Manukyan sadece bir sembol, ön planda görünen isim.

Genelevlerin haracını asıl yiyen kimsenin adını bile telaffuz etmeye
cesaret edemediği (ben de telaffuz etmiyorum) Karadenizli devasa mafya
ailesi.

Yurt Gazetesi
<http://www.yurtgazetesi.com.tr/gundem/akp-liler-savas-suclusu-ilan-edilme-yolunda-h93481.html>
Bu genelev meselesi yüzünden ailenin bir kanadının soyadını
değiştirmesine yol açmıştı. Soyadını değiştirmeyenler ise devasa
alışveriş merkezleri inşa etti, otel üzerine otel açıyor.

İstanbul’da, özellikle Beyoğlu’nda içlerinde karakollar, adliyeler
bulunan pek çok gayrimenkul hâlâ *‘genelev patroniçesi’* olarak anılan
Matild Manukyan’a ait. Oğlu 2001 yılında yapılan polis operasyonunu
bahane edip genelevleri kapattı, yakasını çeteden kurtardı.

Aslında Türkiye’de kimsenin paranın rengini sorduğu yok.

Yasalar kağıt üzerinde.

Kara paradan mahkum olmak için, bir çuval eroin ve bir bavul nakit
parayla iş üzerinde yakalanıp, /*"Evet bu parayı buradan kazandım"*/
demek gerekiyor.

Para aklama, daha çok Avrupa, ABD, hatta İsrail gibi ülkelerle
bağlantılı olarak girişilen bir faaliyet. Ekonomide yüzde 2 ile yüzde 40
arasında değişen bir kayıtdışı havuz ve bu havuzda da ciddi bir kara
para var.

Ödemeler dengesi bilançosunda net hata ve noksan kalemi geçen yıl 9
milyar dolar fazla gösterdi. Bu teknik kavram, Türkiye’ye kaynağı
belirsiz 9 milyar dolarlık nakit paranın girdiği anlamına geliyor.

Uyuşturucu, silah, stratejik madde gibi yasadışı mallarla, çay, tütün,
et, cep telefonu, petrol, içki gibi yasal malların kaçakçılığı, haraç,
yasadışı kumar, rüşvet gibi kalemleri alt alta topladığınızda yıllık en
az 8-10 milyar dolarlık bir büyüklükten söz ediyoruz.

/*"Para gelsin de nasıl gelirse gelsin"*/ yaklaşımı da ekonomiyi
kurtarmıyor.

Çünkü kara para yatırımların maliyetini, fırsat gelirlerini etkiliyor,
ekonomiyi zehirliyor.

Suçtan elde edilen gelirin yatırıma yönelmesinde asıl amaç suçla servet
arasındaki bağı koparmak, parayı legalleştirmek. Bu yüzden kara paraya
dayanan yatırımlar rasyonellikle ilgilenmiyor.

En iyi örneği captagon kaçakçılığı yapan ailenin paraları aklamak için
kullandığı otobüs şirketiydi. *‘Seyahatte çizgi ötesi’* sloganıyla
tanıtım yapan, Türkiye’nin en büyük filolarından birine sahip bu
şirketin araçları otobüsü doldurmak, biraz daha beklemek gibi bir derde
sahip olmadığı için hep tam zamanında kalkardı. Yolculara izzet ikram da
sınırsızdı. Çünkü ne kadar çok sefer yaparsa, o kadar çok para sisteme
giriyor ve *‘taşımacılık geliri’* olarak aklanıyordu.

Artık otobüsle adam taşımaktan daha iyi yollar var.

Otel, inşaat işleri mesela.

Belki bu yüzden dünyanın belki de en uzun süren ve en çok şişkin emlak
balonu Türkiye’de.

Ünlü ekonomistlerin balonun her an patlayacağı yolundaki uyarılarınan
kimse itimat etmiyor.

Asla bir yatırım aracı olmaması gereken gayrimenkul, dinmek bilmeyen
talep, çarpık vergi politikaları ve *‘rasyonel olmayan’* yatırımcılar
sayesinde kazandırdıkça kazandırıyor.

Tıpkı İspanya’da, ABD’de patlayan balonlar gibi.

Ne zaman ve kimin elinde patlayacağını tahmin etmek zor.

http://www.yurtgazetesi.com.tr/manukyan-ekonomisi-makale,11799.html
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-160406152544 Oraj Poyraz [email protected]
2016/04/06  21:48 5  4  [email protected]

 
-- 

Bir insanin ahlaki davranislari anlayisa, egitime ve sosyal baglara
dayanmalidir;
hicbir dini temel gerekmez.
Insan, eger olumden sonra ceza korkusuyla ve odul umuduyla kontrol
altina alinmak zorundaysa, suphesiz kotu bir yoldadir.

Albert Einstein

Kur an dan verdigi ayetler, Kur an in anlasilmasi icin degil, kendi
fikir ve kitaplarini dogrulamak icindir.
Bunu, ayetlerdeki sozcuklerin Ebced(Arapca harflerin sayisal) degerini
bulup, -kendisi buna cifirce sayma der- bu degerin, Said-i Nursi veya
Risale-i Nur sozcukleriyle uyusup uyusmadigini ispatlamak icin ornekler
getirmesinden anliyoruz.
Aciklamaya veya anlatmaya calistigi ayet sayisi oldukca azdir.
Cogu, eserini suslemek ve kendi planlari icin kullanilmistir.
Ayrica eserlerinde fikir adina ortaya attigi dinsizlik veya imansizlik
batagini kurutmak icin beyin zorlamalariyla orneklemeler ve bunlari
guclendirmek icin ayetler getirir.

($ikke-i Tasdik-i Gaybi 59,54) (Sualar-6 186) (Kastamonu Lahikasi 206)
(Sualar 692)

Degisen Dil ve Insan

Kitabimi az insanlar ve az yillar icin yaziyorum. Uzun omurlu olabilmesi
icin daha saglam bir dille yazilmasi gerekirdi. Bizim dilimizin bugune
kadarki surekli degismelerine bakilinca, elli yil sonra simdiki halinde
kalacagini kim umabilir? Her gun elimizden kayip gidiyor benim yasadigim
yillar icinde yari yariya degisti. Simdi artik olgunlasti diyoruz; her
cag kendi dili icin oyle der. Hep boyle kacip degistigi surece ben
dilimizin bugunku halinde kalmasini ozlemem. Dyi ve yararli yazilar onu
kendilerine baglayabilirse baglar, gorecegi ragbet de devletimizin
kaderine gore degisir. Onun icin kitabima hic cekinmeden kisisel bircok
yazilar koyuyorum. Bunlar bugun yasayan insanlarin isine yaramakla kalir
ve orta anlayistan ote ozel bilgileri olan kimi insanlari ilgilendirir.
Gordugum bircoklari gibi benim ardimdan da olur olmaz sozler edilmesini
istemiyorum dogrusu: Soyle dusunurdu, boyle yasardi; sunu ister, bunu
istemezdi; olurken konussa buna sunu der, suna bunu verirdi; onu benden
iyi taniyan yoktu, gibi. Kitabimda edep kurallarinin izin verdigi olcude
egilimlerimi, sevgilerimi az cok belirtiyorum; bilmek isteyene sozlu
olarak daha da serbestce ve ictenlikle acikliyorum duyup dusunduklerimi.
Ama bakmasini bilen bu anilarimda her seyi soyledigimi, gosterdigimi
gorur. Gorenlere kisacik gostermeler yeter Ust tarafini kendin
bulabilirsin. Istenecek, aranip bulunacak hicbir sey birakmiyorum
kendimden. Sozum edilecekse, dogru durust, gercege uygun edilmesini
istiyorum. Ovmek icin de olsa beni oldugumdan baska turlu gostermek
isteyeni yalanlamak icin obur dunyadan seve seve kalkar gelirim.
Yasayanlardan bile olmadiklari gibi soz edildigini gormekteyim.
Yitirdigim bir dostumu (La Boetie) var gucumle desteklemeseydim, bin bir
turlu suret biceceklerdi ona.

Michel de Montaigne : Denemeler


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/






 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap