Güleceğim, gülemiyorum.
Biz bu insanlarla aynı vatanın vatandaşları, aynı geminin insanlarıyız.
Afedersiniz, boku yemişiz.

Bu yazı Yılmaz Özdil şaheserlerinden biriydi.
Mizah böyle yapılır dedirten bir yazı.
Güldürmek için değil, düşündürmek için yazılmış bir kara mizah yazısı.

Adam edebiyat sanatı yapmış.
Kıt zekalı Fak-itçilerin kafası basmamış, anlayamamışlar.
Mizah zeka ister, algı, yargı ister.
Adam kendini şizoid bir hayal alemine kaptırmış, beyni efsunlu.
Bir edebiyat sanatına oturmuşlar ciddi ciddi cevap vermişler.

Sizleri okuyanlar, adam, insan sayanlar, sizden ilim, irfan kapacağını
zannedenler var.
Yazıktır bu insanlara.

Oraj POYRAZ([email protected] / [email protected] /
[email protected] <mailto:[email protected]> )
           L2fSIJNoA0xfSNxA     

------------------------------------------------------------------------


  'Bidon kafa' Yılmaz Özdil: 3. Köprü Atatürk'ün projesiydi

Kemalist Sözcü'de köşe karalayan*'Bidon kafa'* Yılmaz Özdil, M. Kemal
Paşa'yı anlattığı yazısında kaynaksız zorlama iddialarda bulundu.


    
AutoResizeImage.http://cdn.yeniakit.com.tr/images/news/625/yilmaz-ozdil-3-kopru-ataturkun-projesiydi-h1458310432-cad80e.jpg

*18 Mart 2016, 15:55.
*

**Kemalist Sözcü'de köşe işgal eden*'***bidon kafa***'*Yılmaz Özdil
Çanakkale'den başlayarak Kurtuluş Savaşı'na ve oradan İzmir ile
İstanbul'un işgalden kurtulmasına kadar anlattığı M. Kemal Paşa ile
ilgili bir iddiada bulundu.

*MEMLEKETİ KURTARINCA BURAYA KÖPRÜ DİKEYİM*

Özdil'in ifadelerine göre, Atatürk Samsun'a doğru yola çıktığında
İstanbul Boğazı'nın Karadeniz'e dönük yüzüne dürbünle uzun uzun baktı ve
yanındaki Hüsref Gerede'ye döndü ve /*"*/*/*Memleketi kurtarınca
hatırlatın, buraya bir köprü dikeyim"*/*dedi..


    **3. ****KÖPRÜ'DEN Mİ BAHSEDİYOR**

Sözcü yazarının aktardığına göre Atatürk'ün /*"*/*/*Köprü
dikeyim"*/*dediği bölge İstanbul Boğazı'nın en kuzeyi, bugün Kuzey
Ormanları olarak adlandırılan bölge, yani *Yavuz Sultan Selim
Köprüsü*'nün ta kendisi..

*İşte Yılmaz Özdil'in yazısındaki o zorlama iddia:*

19 Mayıs… İstanbul zaten işgal altındaydı, İzmir de işgal edilince,
Anadolu’da milli mücadele başlatmaya karar verdi, İsmail Hakkı kaptana
çekil sen şöyle kenara dedi, Bandırma vapurunun dümenine geçti,
Karadeniz’e açılırken, Refet Bele’ye dürbünü getir diye emir verdi,
*kuzey ormanlarına baktı, Hüsrev Gerede’ye döndü, memleketi kurtarınca
hatırlatın buraya bi köprü dikeyim dedi, Samsun’a çıktı.*

http://www.yeniakit.com.tr/haber/bidon-kafa-yilmaz-ozdil-3-kopru-ataturkun-projesiydi-149430.html
 


------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-160318163148 Oraj Poyraz [email protected]
2016/03/18  23:48 5  4  [email protected]

 

Gunahin en kotusu, hafife alinan gunahtir.

Hz.Ali

Ahzab Suresi 26.Ayet:

Allah, ehl-i kitaptan, onlara (musrik ordularina) yardim edenleri
kalelerinden indirdi ve kalplerine korku dusurdu;
bir kismini olduruyor, bir kismini da esir aliyordunuz. *****

Kur an-i Kerim in bazi ayetlerine iliskin mazeretler:
1- Bu ayetler yanlis tercume edilmis!
2- Bu ayetler yanlis anlasilmaya musait yani herkes anlayamaz!
3- Bu ayetler zaman asimina ugradi yani bugun gecersiz!
4- Bu ayetler cag disi yani Islam da reform yapilmasi lazim!
5- Bu ayetlere iman etmek imkansiz ama yine de ben bir muslumanim!

Mazeretlerin Cevaplari:

1- Diyanet Vakfi Meali ni, konularinda uzman Ilahiyatci Heyet hazirladi.
En cok itibar edilen meal. Heyetteki herkesin yanlis tercume yapmasi
imkansiz. Hal boyle iken bu mazeret gecersizdir.
2- Kur an-i Kerim i herkesin anlayabilecegine dair ayetler var* ve zaten
bu sebeple indirilmis . Tersi ise adaletsizlik olur cunku herkesin
anlayamayacagi ve yanlis anlasilmaya musait bir kutsal kitap gondermek
Allah a yakismaz. Bir sakinca da sudur; Muslumanlara siz Kur an i
anlamazsiniz, sadece biz anlariz diyen ruhban sinifi olusur ki Islam da
ruhbanlik haramdir. Hal boyle iken bu mazeret gecersizdir.
3- Kur an in, kiyamete kadar , cihansumul(evrensel) yani her zaman ve
her yerde hukmunun gecerli olduguna inanmak farzdir. Hal boyle iken bu
mazeret gecersizdir.
4- Allah 21. yuzyilin hayat sartlarini ve yasam bicimini ezelden beri
bildigine gore Allah in bu durumu hesaba katmadigi ni iddia etmek Allah
a karsi cok buyuk bir iftiradir. Hal boyle iken bu mazeret gecersizdir.
5- Bu ayetlere iman etmeyenin adi Musluman degil Kafir dir.** Hal boyle
iken bu mazeret gecersizdir.

*Bakiniz: Nahl Suresi 89. Ayet, Enam Suresi 38. Ayet, Maide Suresi 15.
Ayet, Hac Suresi 16. Ayet.
**Bakiniz: Bakara Suresi 85. Ayet ve Maide Suresi 44. Ayet.
*****Bu ayet Yahudi Beni Kureyza kabilesi ile ilgili.
Sahih hadislerde anlatilanlara gore kaledeki caresiz Yahudi Beni Kureyza
kabilesinin eli silah tutabilenlerden 900 erkek olduruldu.
900 Yahudinin buyuk cogunlugu Ali tarafindan katledilmisti.
Ali o gun kafa kesmekten cok yorulmustu ve kafa kesme islemi sirasinda
yorgunluktan surekli olarak kilic kullandigi kolunu degistiriyordu.
Muhammed ise kesim isleminin yanina cadir kurdurmustu ve kesim islemini
gozlemliyordu.
Katledilen Yahudi erkekleri topluca gomulduler.

DOGA YASALARI UZERINE DUSUNCELER -10-

Simdi cift yarik deneyinin dalgalarla yapilan versiyonuna geldik.
Sahilde, bir su dalgasini gozlemlediginizi dusunun, neler gorursunuz?
Dalganin belli bir hizi vardir, dalganin tepesinin belli bir yuksekligi
bulunur ve dalganin bir seferde katettigi bir mesafe bulunmaktadir. TV
ve radyo teknolojilerinde, uzay arastirmalarinda kullanilan
elektromanyetik dalgalar da benzer ozellikler tasirlar. Tek fark sudur
ki, su dalgasinin kendi seviyesinden asagi dogru bir hareketi yokken
elektromanyetik dalganin veya elektrik dalgalarinin arti ve eksi
degerler alabilen tepe ve cukur salinimlari bulunur. Buna sinuzoidal
dalga salinimi denir.

Ust resimde iki dalganin tepeleri veya cukur dipleri arasindaki mesafe
dalga boyu olarak adlandirilir ve lamda ? sembolu ile gosterilir. Dalga
yuksekligi dalganin tepeye veya dibe kadar alabildigi maksimum
mesafedir. Dalga gucu veya dalga genligi de denir. Dalganin 0
seviyesinden baslayip yeniden ayni seviyeye gelmesi bir tam devirdir ve
bunun saniyedeki hizi dalga frekansini verir. Frekans (Hertz) birimi ile
ve Hz kisaltmasi ile ifade edilir. Dalga frekansi aslinda gundelik
hayattan da asina oldugunuz bir kavramdir. Bir radyo kanali size hangi
frekanstan yayin yaptigini soyluyorsa kendi yayininin saniyedeki devir
sayisini soyluyor demektir. Dalga frekanslari ELF (Extremely low
frequency) seviyesinden baslarlar. Saniyede 3 Hz ile 30 Hz arasinda
titresirler. EHF, (Extremely high frequency) seviyesinde frekanslari
saniyede 30 Ghz ile 300 Ghz (milyar Hertz) arasinda degisir. Radyo ve TV
yayinlarinda duydugunuz VHF (Very high frequency) saniyede 30 Mhz ile
300 Mhz (30 milyon-300 milyon Hertz) ile titresirken, UHF (Ultra high
frequency) ise saniyede 300 Mhz - 3 Ghz arasinda titresir. Bunlarin
dalga tepeleri arasindaki mesafe de (yani dalga boylari da)
degismektedir. VHF dalgalarin dalga boylari 1 m ile 10 m arasinda iken
UHF dalgalarin dalga boylari 10 cm ile 100 cm arasinda degisir.

Yuksek frekansli seste dalga tepeleri arasindaki mesafe birbirine
yakinken, alcak frekansli seste ise uzaktir. Frekans, dalga analizinde
onemli bir kavramdir. Mesela muzikte akort yapmak icin verilen la notasi
440 Hz frekansa sahip bir titresimdir ve ULF (Ultra low frequency)
grubuna girer. Insan kulagi ise 20-20,000 Hz araligindaki titresimleri
duyabilir.

Birbiri ile karsilasan dalgalar iki tur etki gosterirler. Iki dalganin
tepesi veya dibi birbiri ustune biniyorsa daha buyuk bir dalga olusur ve
ortaya bir dalga girisimi cikar. Eger birinin dalga tepesi oburunun
cukuruna denk geliyorsa bu sefer dalga siddetleri birbirlerini
gotururler ve dalga yok olur. Aslinda her sey bu kadar basit degil. Ses
dalgalari, elektrik dalgalari ve elektromanyetik dalga kuramlarinda daha
pek cok kavram ve faktor bulunmaktadir ve hepsi baslibasina muhendislik
alanlaridir. Bu on bilgilerden sonra, cift yarik deneyinin su dalgalari
ile gerceklesen versiyonuna gecebiliriz.

Resimde, iki yariktan gecen su dalgalari bir girisim olustururlar ve
gozlem ekraninda bir oruntu meydana gelir. Dalgalarin cakistigi
noktalarda aydinlik bir bant olusurken cakisma olmayan dalgalar karanlik
bir bant olustururlar. Iste Thomas Young un i$ikla yaptigi deneyde de
ortaya cikan boyle bir tablodur, bu yuzden isigin da bir dalga gibi
hareket ettigi sonucuna ulasilmistir. Fakat bunun matematigi biraz daha
degi$iktir.

Yariklardan birini kapayip tekini acik tuttugumuzda farkli dalga tepe
boylari elde ederiz. Bu sistemdeki toplam dalga enerjisi, yariklardan
tek tek gelen dalgalarin enerjilerinin toplamina esit degildir, bundan
daha buyuktur. Bir nolu yariktan gelen dalganin genligine h1 diyelim,
iki nolu yariktan gelen ise h2 olsun. Her iki yarik acikken, toplam
dalga genligi h1+h2 olacaktir. Simdi dalga enerjisini I ile gosterelim.
Birinci yariktan tek basina gelen dalganin enerjisi dalga genliginin
dagiliminin karesidir.

I1= h12

Ayni sekilde, ikinci yariktan tek basina gelen dalganin enerjisi de onun
genliginin dagiliminin karesi olacaktir.

I2= h22

Toplam dalga enerjisine I12¨ diyelim. Toplam enerjinin hesaplanmasi
soyle bir yol izler. I12 enerjisi, I1 ve I2 enerjilerinin toplaminin
karesi olacaktir.

I12= (h1+h2)2

Burdan yola cikarak;

I12= (h1+h2)(h1+h2) veya

I12= h12 + h22 + 2h1h2

sekline gelir. Bu ise I1 ve I2 nin toplamindan buyuktur. Yani;

I12 > I1+I2

sonucuna varilir.

Su dalgalari ile yapilan cift yarik deneyinin kabaca sonuclari bunlar.
Bu deneyde dikkat edilmesi gereken en onemli nokta sudur. Herhangi bir
yarik tek basina acikken elde edilen desen, her iki yarik birlikte
acikken elde edilen desenden farklidir. Oysa elektronlar ve fotonlarla
(i$ik kuantumlari ile veya i$ik enerji paketcikleriyle) cift yarik
deneyi gerceklestirildiginde farkli sonuclara ulasilmistir. Su ana kadar
bir kutlesi olan toplarla ve su dalgalari ile cift yarik deneyi
gerceklestirildi. Simdi fotonlarin ve elektronlarin dunyasina girelim.

Eger i$ik, kucuk topcuklar gibi parcaciklar halinde gelseydi, ust sol
resimdeki gibi bir desen elde edecektik. Yariklardan gecen i$ik, iki
ayri bolgede aydinlik bir cizgi olusturacakti. Oysa perdedeki manzara
bundan farklidir. I$ik bir koyu bir acik seklinde bant deseni
olusturmustur. Bu, tipik bir dalga ozelligidir. Dalgalar birbirleri ile
carpisirlarken bazi yerlerde dalga tepeleri cakisir ve dalgalar
guclenir, bazi yerlerde ise bir dalganin tepesi ile cukuru cakisir ve
dalgalar birbirini yok eder. Bu yuzden ekranda koyu ve acik bantlar
olusur. Buraya kadar i$ik dalgalari ile su dalgalari sanki benzer
mantikla hareket ederler. Fakat simdi bu mantiktan ayriliyoruz. Peki,
i$ik fotonlarini (enerji paketciklerini) bir i$ik kaynagindan birlikte
gondermez de tek tek gonderirsek ne olur? Ortaya cikan sonuc cok
sasirticidir. Bir tek foton dahi ortaya dalgaciklarin cikardigi girisim
oruntusunu cikarmaktadir. Sanki bir tek foton, ayni anda her iki
yariktan da geciyor gibidir. Bu nasil olabilir? Fotonlar yerine, cift
yarik deneyinde, simdi elektronlari gonderelim.

Fotonlar kutlesiz ve yuksuz iken, elektron belli bir kutleye ve yuke
sahiptir.

Bir elektron tabancasi ile, elektronlar birer birer gonderildiginde
bile, ortaya bir girisimden kaynaklanan desen cikar. Her elektron iki
yariktan ayni anda geciyor ve kendisiyle bir girisim olusturuyor
gibidir. Bu sonuctan kacis yoktur. Deney dunyanin her yerinde binlerce
defa tekrarlanmis ve ayni sonuc alinmistir. Feynman bu durumu kla$ik
yolla aciklanmasi imkansiz, kesinlikle imkansiz bir fenomen olarak dile
getirmistir. Farkli bir aciklama olabilir mi? Normalde bir parcacik ya
bir yariktan gececektir veya oburunden. Sagduyumuz bunu gerektirir.
Madem ki durum kla$ik fizik ile aciklanamiyor, o zaman kla$ik fizigin
dusunce biciminden ayrilmamiz gerekmektedir.

Peki ya bir elektronun hareketi kla$ik bir kutle hareketi degil, bir
olasilik dalgasi ise o zaman ne olur? Simdi, Schrodinger in Kedisinin
Pesinde kitabindan John Gribbin in deney hakkinda yazdiklarini
alintiliyorum.

Cift yarik deneyinin i$ikla ve elektronlarla yapildigi durumlari ele
alalim. Cift yarik deneyi i$ikla ve elektronlarla pek cok defa ayni
sekilde yapilmistir ve tipki dalga orneginde oldugu gibi kirinim
oruntuleri elde edilmistir. Elektron deneyleri ise, kristallerdeki
atomlardan elektron demetleri sacmak yolu ile gerceklestirilmistir.
Oykuyu teknik ayrintilardan aritip basitlestirmek icin, ortaya cikan
sonuclari soyle ifade edebilirim. Tipki i$ik gibi elektronlar da kirinim
oruntusu gosterirler. Peki ne var bunda? Bu fenomen tipik parcacik/dalga
ikiligi degil midir? Fakat artik daha derinlerde yatan sonuclara
bakabiliriz. Schrodinger in dalga denklemindeki degisken ? (Psi)
fonksiyonunun elektronla bir ilgisi vardir.

(? Psi veya dalga fonksiyonu Schrodinger denklemini saglayan ve
parcacigin enerjisi, momentumu gibi bilgileri icinde barindiran bir
fonksiyondur ve dalgacik mekanigindeki olasilik hesaplamalarinda
kullanilir.)

? bir dalga ise kirinip girisim oruntusu olusturmasina sasmamak gerekir
ve ? Psi nin dalganin genligi gibi davrandigini ve ? karesinin siddeti
gibi davrandigini gostermek kolay bir asamadir. Elektronla yapilan cift
yarik (iki delik de denir) deneyinin kirinim oruntusu bir ? kare
oruntusudur.

Gayet mantikli. Tipki su dalgalarinda oldugu gibi genlik kare
hesaplamasina gidiliyor.

Demette pek cok elektron varsa bunun basit bir yorumu vardir. ? kare bir
elektronun belli bir yerde bulunma olasiligini temsil eder. Binlerce
elektron iki delik icinden hizla gecer ve ? dalgasi yorumunu kullanarak
istatistiksel anlamda nerde bulunacaklari tahmin edilebilir. Fakat tek
tek her bir elektronun basina ne gelir?

Bir dalganin -mesela su dalgasi- perdedeki iki delikten de
gecebilecegini kolayca anlayabiliriz. Dalga, yayilan bir seydir. Fakat
bir elektron, dalga gibi ozelliklerle bagdastirilabilse bile hala bir
parcacik gibi gorunmektedir. Her bir elektronun ya bir delikten ya da
otekinden gecmek zorunda olduguna inanmak gayet dogaldir. (...) Fakat
elektron tabancamizi her seferinde tek bir elektron gecirecek sekilde
yavaslatsak bile yine bir dalga oruntusu elde ederiz. Normalde, bir
elektron sadece bir delikten gecer ve dedektorumuze ulasir, diye tahmin
ederiz; sonra bir elektron daha birakilir ve boyle devam eder. Gercekten
de elektronlar ve fotonlarla ayni deneyi bin farkli laboratuvarda
gerceklestirsek ve her deneyde sadece tek bir parcacik gecirsek ve bin
farkli sonucu toplasak yine kirinimi gosteren bir toplam dagilim
oruntusu elde ederdik. Sanki bir tek elektroni degil de binlerce
elektronu birlikte geciriyormusuz gibi tuhaf bir durum. Tek bir elektron
ya da tek bir foton duvardaki deliklerden birine giderken ancak oteki
deligin acik olup olmadigini bildigi takdirde uygulanabilir olan
istatistik yasalarina uyar. Bu, kuantum dunyasinin merkezindeki gizemdir.

Artik kuantumun garipliklerine girdik. Bir elektron, diger deligin acik
olup olmadigini nasil bilebilir ? Ilk ortaya cikan sonuc sudur. Bir
elektron, bizim, Newton yasalarina uyan kla$ik dunyamizdaki bir top,
misket vs gibi bir parcacik degildir. Kismen su dalgasi gibi
davranabilir ama oyle de degildir. Bir elektron, olasilik dalgasi
denilen ve kla$ik fizik ile aciklanamayan bir davranis gosterir. Bir
hedefe varmak icin, ayni anda, olasi tum yollari kullanir ve bu sekilde,
kullanmadigi yollarin bilgisini de tasir. Ama bitmedi, dahasi var. Oyle
gorunmekte ki, elektron, gozlenip gozlenmedigini de anlar. Alintiya
devam ediyorum.

Elektronu yaniltmak icin hile yapmayi deneyebiliriz. Elektron duzenek
icinde yol alirken deliklerden birini cabucak kapatabilir ya da
acabiliriz. Ama ise yaramaz! Elektronun gectigi anda perdedeki oruntu
hep ayni sekilde cikar. Elektronun hangi delikten gectigini gormek icin
caktirmadan gozlemlemeyi deneyebiliriz. Bu deney yapildiginda sonuc daha
da acaip olur. Elektronun hangi delikten (veya yariktan) gectigini
kaydeden ama arkadaki dedektorun, elektronun perdeye gidisine izin veren
bir duzenek hayal edin. O zaman elektronlar normal, akilli uslu her
gunki parcaciklar gibi davranirlar. Daima bir delikte ya da otekinde bir
elektron goruruz, ama asla ikisini birden degil. Dedektor perdesinde
olusan oruntu, sanki mermilerin olusturdugu oruntuyle tipatip aynidir,
girisimden eser yoktur. Elektronlar iki deligin birden acik olup
olmadigini bilmekle kalmaz, onlari seyredip seyretmedigimizi de bilirler
ve hareketlerini de ona gore ayarlarlar. Gozlemcinin (bizim) deneyle
etkilesiminde dair bundan daha acik bir ornek yoktur. Etrafa yayilan
elektron dalgalarina bakmaya calistigimizda elektron belli bir parcacik
haline gelir, fakat biz ona bakmazken hareket seceneklerini acik tutar.
Farkli ifade edersek, elektron, bizim olcumumuzden dolayi bir dizi
olasilik icinden tek bir gidisati secmeye zorlanmaktadir. Bir delikten
gecmesi icin belli bir olasilik vardir ve otekinde gecmesi icin de ayni
oranda bir olasilik vardir. Oysa, elektronun yerini tesbit ettigimizde
sadece tek bir yerde olabilir ve bu da onun gelecekteki davranisinin
olasilik oruntusunu degistirir; cunku artik onun hangi delikten gectigi
kesindir. Fakat hic kimse, bakmadigi surece, elektronun hangi delikten
gectigini bilmez.

Bunlar cok sasirtici sonuclar. Birkac faktor dikkat cekmekte:

Elektronlar bir olasi yol bilgisine sahiptirler veya oyle gorunmektedir.

Elektronlarin hareketi bir gozlemcinin varligina bagli olarak degisir.

Elektronlar gozlemlenmediginde kimse onlarin tercihlerini onceden bilemez.

Ne oluyor? Oz buyucusu filminde oldugu gibi hokus pokuslarla cevrili bir
dunyaya mi giriyoruz? Aslinda su ana kadar anlatilanlar, kuantum
fizigindeki garipliklere sadece bir giristir. Zira, cift yarik (veya
cift delik) deneyinin sonuclari bizleri farkli dunya yorumlarina
goturecek kadar zengindir. 3 nolu maddeye donersem; bir elektron
gozlemlenmediginde ne olur? Ortaya sonsuz sayida evrenler mi cikar? Bu
mumkun olabilir mi?

Ama neden olmasin? Biz bir evrende, bir gerceklik durumunda yasiyor
isek, bizimkinden farkli -veya fiziksel yasalar acisindan farkli olmasa
da ayri geleceklerin yasandigi- evrenlerin olmadigini neye dayanarak one
surebiliriz? Bizim gercekligimiz, bir baska gercekligin hayali olamaz mi?

Gelecek bolumde cift yarik deneyini Dr Stephen Hawking in nasil
yorumladigini anlatacagim. Bu bolumde, bazi yerlerde, konuyu anlatan
baska bir web sitesinden alintilar yaptim. Site sahibine haksizlik
yapmis olmamak icin kaynagi vermem bir ahlak borcudur.

Kaynak: http://atominsan.net/bilim-ve-yasam/cift-yarik-deneyi.html

-devam edecek-

Levent ERTURK
LEVENTERTURK1961
https://leventerturk1961.wordpress.com/


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/






 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at https://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap