*Ekonomi yorumcularının en gülünç 10 düşünce hatası!*
      
<http://globalekonomikmonitor.blogspot.com/2015/08/ekonomi-yorumcularnn-en-gulunc-10.html>

DİKKAT Aşağıdaki makale kesinlikle bana ait değildir.
Kaynak bağı makale başlığında yer almaktadır.
http://www.philreinhardt.com/downloads/SuperSqueezePages/Super%20Squeeze%20Page%20Pack/BonusMoreAnimatedArrows/More%20Animated%20Arrows/Arrow%20Down%204/ArrowDownLeftBig.gif
<http://globalekonomikmonitor.blogspot.com/>

Ekonomi yorumculuğu giderek faydasızlaşan bir alan olmaya başladı.
Yorumculuk adına yapılan şey ahkam kesmekten başka bir şey değil.
Yatırım kararları için ekonomi yorumcularından faydalanan yatırımcının
olduğunu düşünmek bile hata. Kendileri çalıp kendileri oynuyorlar
şeklinde bir ortam var. Peki ama neden böyle?

Ekonomi yorumcularının içi boş laf kalabalığı yaratmalarının arkasında
birçok mantık ve düşünce hatası sayılabilir. Bunlardan en önemli on
tanesini sizler için derledik. Tabi kolay anlaşılması için içine biraz
mizah ekleyerek.

Ekonomi yorumcularının en gülünç 10 düşünce hatası:

*1- Sonsuz gerileme hatası*

Mesela bugünkü manşetlere bir göz atalım: /*"Emtiada düşüşün sonuna
yaklaşıldı... İngiltere'de konut fiyatları yükseldi... Türkiye'de
tüketici güveni arttı..."*/ Peki ama neden böyle oldu?

Felsefede sonsuz gerileme denilen kavrama göre, bir ifade gereken nedeni
açıklıkla söyleyemiyorsa, gerçek nedeni bulmak için /*"Neden"*/ sorusunu
sonsuz kere sormamız gerekir. Bu tür basit açıklamalarla ekonomi tam
olarak anlaşılamaz ve nedenselliğin daha derinden sorgulanması gerekir.
Ekonomi yorumcuları böyle basit ifadelerle tüm nedenselliğin
anlaşıldığına dair bir saplantıya sahiptirler. Aşağıdaki fıkra bu hatayı
basitçe özetliyor:

Öğrenci, hayat koçuna sorar: /*"Dünyayı Atlas taşıyorsa, Atlas'ı ne
taşıyor?"*/

Hayat koçu cevap verir: /*"Kaplumbağa."*/

/*"İyi de, kaplumbağa neyin üstünde duruyor peki?"*/

/*"Bir diğer kaplumbağanın."*/

/*"Peki, o kaplumbağa neyin üstünde?"*/

/*"Sevgili çekirge, ondan sonrası ta dibine kadar hep kaplumbağa!"*/

Yani, /*"Türkiye'de tüketici güveni arttı."*/

/*"Neden?"*/

/*"Ekonomimiz düzeliyor da ondan?"*/

/*"Neden düzeliyor?"*/

/*"Zaten hep iyiydi, hep iyiydi, hep iyiydi,..."*/

*2- Yeter sebep ilkesi*

Önceki haberden devam edelim. /*"Türkiye'de tüketici güveni arttı."*/
Mantık yürütme esaslarından Yeter Sebep İlkesine göre, birden fazla
seçeneğin olduğu durumlarda neden birinin değil diğerinin gerçek
olduğuna dair bir açıklama bulunmalıdır. Eğer tüketici güveni arttıysa,
neden azalmadığının da bir açıklaması olmalı. Fakat gerçek sebebin ne
olduğu maalesef anlaşılamıyor. Aşağıdaki fıkra bu hatayı oldukça güzel
anlatıyor:

Doktor, kadına altı ay ömrü kaldığını söyler. Kadın, /*"Yapabileceğim
bir şey var mı?"*/ diye sorar.

/*"Var,"*/ der doktor. /*"Bir ekonomistle evlenebilirsiniz."*/

/*"Hastalığıma ne faydası olacak bunun?"*/

/*"Hastalığınıza bir etkisi olmaz,"*/ der doktor. /*"Ama kalan altı
ayınızı sonsuza dek uzuyormuş gibi hissetmenizi sağlayacaktır."*/

Öyleyse her eve bir ekonomist!

*3- Belirlenimcilik hatası*

Son günlerde her yorumun tuzu biberi Fed'in faiz arttırma kararı. Her
yorum bir de Fed faiz arttırırsa olasığı ile yeniden yorumlanıyor. Sanki
piyasanın özgür kaderini Fed çiziyormuş gibi bir algılama içinde
ekonomistler. /*"Yani aslında işler iyi ama, bozarsa Fed bozar..."*/
türünden deterministik bir algılama var. Her dönem olduğu gibi: Euro
krizi, parasal gevşeme, konut fiyatları vs. Fıkra ekonomistlerin düşünce
hatasını gayet iyi özetliyor:

Musa, İsa ve sakallı bir ihtiyar golf oynuyormuş. Musa uzun mesafeli bir
atış yapmış; top çim alana inmiş ama dosdoğru gidip yapay gölcüğe
yuvarlanmış. Aynı anda Musa sopasını kaldırmış, gölün suları ikiye
yarılmış ve top yoluna devam edip çimlere ulaşmış.

Sonra İsa atışını yapmış. Onun topu da göle gitmiş ama tam içine
düşecekken havada asılı kalmış. İsa gitmiş, suyun üzerinde yürüyüp topu
almış ve yeşilliğe bırakmış.

Sıra sakallı ihtiyara gelmiş. İhtiyarın vurduğu top doğrudan çitlere
çarpıp yola fırlamış, o sırada yoldan geçen bir kamyondan sekip
gerisingeri golf sahasına yönelmiş. Bu top da göle gidiyormuş ama
gitmemiş, çiçeklerin arasına düşmüş. Çiçeklerin arasındaki bir kurbağa
topu görür görmez atılıp ağzına alıvermiş. Tam o sırada bir kartal
süzülerek gelmiş ve kurbağayı kapmış ve yükselmiş. Kartal, pençelerinde
kurbağayla golf sahasının ucuna doğru ilerlerken kurbağa topu ağzından
bırakmış ve top süzülerek doğrudan deliğe girmiş.

Bunun üzerine Musa, İsa'ya bakmış ve /*"Babanla golf oynamayı hiç
sevmiyorum,"*/ demiş.

Ekonomistlerimiz de piyasaların babası Fed olmasa o kadar güzel
yorumlayacaklar ki...

*4- Süreç felsefesi hatası*

Ekonomistlerin en sevdikleri yorumlardan biri de kendi söylediklerinin
gerçekleştiğini söylemekten bıkıp usanmamalarıdır. Hem her şeyi
bilirler, hem de tutturunca sevinirler. Tıpkı süreç fesefesi doktrinini
anlatan şu fıkrada olduğu gibi:

Kazım dükkanında çalışırken yukarıdan gür bir ses işitir: /*"Kazım,
işini devret!"*/ Kazım aldırmaz ama aynı ses günlerce devam eder:
/*"Kazım, işini üç milyona devret."*/ Haftalar sonra Kazım pes eder ve
işine devreder.

Aynı gür ses bu sefer, /*"Kazım, Las Vegas'a git,"*/ der.

Kazım boyun eğer, Las Vegas'a gider ve bir kumarhaneye girer.

Ses, /*"Kazım,"*/ der, /*"Yirmi bir masasına git ve tüm parayı tek elde
oyna."*/

Kazım tereddüt eder ama yine kabul eder. Krupiye dağıtır, Kazım'a 18 gelir.

/*"Kazım kart al!"*/

Kazım kart ister ve önüne bir as gelir. On dokuz... Derin bir nefes alır.

/*"Kazım, bir kart daha al."*/

/*"Ne?"*/

/*"BİR KART DAHA AL!"*/

Kazım bir kart daha alır ve yine bir as gelir. Elinde 20 vardır şimdi.

Ses bir kez daha, /*"Kazım, bir kart daha al!"*/ diye buyurur.

/*"20 var elimde yahu!"*/ diye bağırır Kazım.

Ses iyice gürler: /*"KAZIM BİR KART DAHA DEDİM!"*/

Krupiye bir kart daha verir ve yine as.

21!

Yukarıdaki ses gürler: /*"Vay be!"*/

Yani canım kardeşim, madem ekonomistsin her şeyi biliyor olmalısın,
tutturunca sevinç gösterisi yapmana gerek yok be gülüm!

*5- Mantık dışı akıl yürütme hatası*

İnsanlar hisselerini satıp kaçarken bizim ekonomist, /*"Bunlar tepki
satışı"*/ deyip çıkar işin içinden. Gören üç-beş bin hisse satıcısıyla
konuştuğunu sanır. Nalıncı keseri mantığı da denilen mantık dışı akıl
yürütme hatasını şu fıkra güzel açıklıyor:

Bir ekonomist, bara girer ve üç bira ısmarlar. Her bardaktan da sırayla
birer yudum alır ve sırayla bardakları bitirir. Ardından üç bira daha
ısmarlar. Meraklanan barmen, /*"Her seferinde bir bardak alıp içsen,
diğerleri ısınmaz,"*/ der.

Bunun üzerine ekonomist, /*"Biliyorum,"*/ der. /*"Ama benim iki yakın
arkadaşım var; biri Foreks şirketinde, diğeri Borsa'da. Birbirimizden
uzak olduğumuzda hep böyle içeceğimize söz verdik. Yani bardakların
ikisi arkadaşlarım, birisi benin için."*/

Derken günün birinde ekonomist yine bara gelir ve bu sefer iki bardak
bira ister. Barmen üzüntüyle, /*"Başınız sağ olsun,"*/ der.

Ekonomist gülümser, /*"Yok, yok, arkadaşlarım hayatta. Yalnız ben din
değiştirip Mormon oldum; o yüzden alkolü bıraktım."*/

*6- Analojiye dayanan tümevarımlı kanıtlama*

Felsefenin, evren bir saat gibi işlediğine göre, bir de saatçi olmalıdır
ilkesi piyasa yorumcuları için de geçerlidir. Onlar da piyasaların hep
bir gizli el tarafından dengeye ulaştığını varsayarlar. İki sonuç
benziyorsa nedenleri de benzer olmalıdır düşüncesi, piyasalar sıkışınca
masaya hep Keynes kartının çıkarılmasının da nedenidir. Tıpkı şu fıkrada
anlatıldığı gibi:

90 yaşında bir ekonomist doktora gider ve /*"Doktor,"*/ der, /*"18
yaşındaki karım hamile."*/

Doktor, /*"Size bir öykü anlatayım,"*/ der. /*"Adamın birisi ava gitmiş
ama yanına tüfeğini alacağına dalgınlıkla şemsiyesini almış. Birden bir
ayı saldırınca adam can havliyle şemsiyesini doğrultmuş, ateş etmiş ve
ayıyı vurmuş."*/

/*"Ama imkansız bu, doktor,"*/ demiş ekonomist. /*"Mutlaka başkası
vurmuştur."*/

Doktor yanıt verir: /*"Ben de onu diyordum."*/

Bebeğim, görünmez el diye bir şey yok, yemişler seni. Görünmeyen
çakallar, ayılar ve sırtlanlar var...

*7- Post Hoc Ergo Propter Hoc yanılgısı*

Bir şey diğerini izlediğine göre, o şeyin diğeri yüzünden olduğunu
varsayma hatasıdır. Kısaca /*"Bundan sonra öyleyse bundan dolayı."*/
Enflasyon artmış, demek ki para arzından; dolar yükselmiş, demek ki
Fed'in faiz arttırımından; ihracat düşmüş, demek ki kurlardan...
Ekonomistlerimizin her olana bir yanıtları vardır mutlaka. Şu fıkrada
anlatıldığı gibi:

Yaşlı bir ekonomist genç bir kızla evlenir. Birbirlerini çok sevmelerine
rağmen ekonomist ne denerse denesin eşini bir türlü orgazma ulaştıramaz.
Sonunda bir doktora danışmaya karar verirler. Doktor şöyle bir öneride
bulunur: /*"Güçlü kuvvetli bir delikanlı bulun. Siz sevişirken bu
delikanlı bir havlu alıp sağa sola sallasın. Bu hanımın fantezi
kurmasına yardım edecek ve mutlu sonu sağlayacaktır."*/

Eve giderler ve doktorun tavsiyesini uygularlar ama işe yaramaz. Çift
yeniden doktora başvurur. /*"Peki,"*/ der doktor, /*"O zaman tersini
deneyelim. Delikanlı hanımla sevişsin, sen üzerlerine havlu salla."*/

Çift doktorun önerisine yeniden uygular ve mutlu son gerçekleşir. Yaşlı
ekonomist kızgınlıkla delikanlıya bakar ve /*"Akılsız,"*/ der, /*"havlu
işte böyle sallanır!"*/

Bir kere de, /*"Bilmiyorum"*/ de be kardeşim, vallahi dişimi kıracam!

*8- Argumentum Ad Verecundiam (Otoriteye başvurma) yanılgısı*

Ekonomistlerimiz öne sürdükleri savlara destek için bir güç sahibine
dayanmayı ve ondan alıntı yapmaya bayılırlar. Fed Başkanı da onlar gibi
düşünüyordur, Keynes de, Merkez Bankası Başkanı da. İşin gülünç tarafı,
öne sürülen düşüncede, aksini gösteren kanıtlara rağmen otorite tek
merci olarak kabul edildiğinden herkes o düşünceye boyun eğmek
zorundadır. Yani ekonomistin görevi her sıkıştığında bir otorite
bulmaktır. Tıpkı fıkradaki gibi:

Adamın biri papağan almak için bir dükkana girer. Satıcı en değerli
papağanları gösterir ve /*"Bu,"*/ der, /*"5.000 lira, şuradakiyse 10.000
lira."*/

/*"Vay canına,"*/ der adam. /*"5.000 liralık papağan ne yapabiliyor
acaba?"*/

/*"Doların ne zaman yükseleceğini her zaman doğru bilir ve söyler."*/

/*"Ya öteki?"*/

/*"GARAN'ın ne zaman alınacağını tam isabetle bulur... Yalnız arkada bir
papağan daha var, onun fiyatı 30.000 lira."*/

/*"Yuh,"*/ der müşteri. /*"O neyi doğru biliyor peki?"*/

/*"Valla,"*/ der dükkan sahibi, "Ben şimdiye kadar bir şeyi doğru
bildiğini hiç duymadım. Ama diğer ikisi ona*'Ekonomist'* diyorlar.

Yürü be ekonomist!

*9- Deneycilik*

Ekonomi yorumcularının en yaygın yorumlama şekillerinden biri de zaten
herkesin görebileceği basit şeylere karmaşık yorumlar getirmeleridir.
Enflasyonun ya da faiz artışının bir halk için ne ifade ettiğini hemen
herkes bilir. Ama onlara sorarsan bir tek kendileri bilir.

Kasabanın arterit tedavileriyle nam salmış sahte doktorunun kapısında
kuyruk oluşmuştur. Bastonuna yaslanmış, belden yukarısı tümüyle eğik bir
kadın ayaklarını sürüyerek gelir, doktorun odasına girer ve başı
yukarıda, bedeni dimdik dışarı çıkar.

Kuyrukta bekleyenlerden biri, /*"Bu bir mucize,"*/ der. /*"Eğik girdiniz
ve dimdik çıktınız. Ne yaptı size doktor?"*/

/*"Daha uzun bir baston verdi."*/

Eğer para kazanıp pazara alışverişe giden biriyseniz, hiçbir okul
okumasanız da faizin ya da enflasyonun ne olduğunu siz de bilirsiniz.
Ekonomiste hiç gerek yok.

*10- Fenomenoloji hatası*

Ekonomistler de tıpkı felsefeciler gibi soyutlamanın doruğuna uçuşun
ardından gündelik yaşam deneyimine yumuşak iniş yapmayı oldukça iyi
bilirler. Fenomenoloji hatasına göre ekonomistler insan hayatını nesnel
bir veri olarak değil, yaşandığı haliyle anlamaya çalışırlar.
Yoksulluktan hiç rahatsız olmazlar mesela; asıl sorun kişi başına düşen
gelirdir onlara göre. Kişi başına gelir arttıysa fakirlik bitmiştir; 20
milyon kişi asgari ücretliymiş, hiç mühim değil, kişi başına milli gelir
on bin doları aşmış."

/*"Doktor Hanım,"*/ der kadıncağız utana sıkıla, /*"cinsel bir sorunum
var, kocam beni tahrik etmiyor."*/

Doktor Hanım, /*"Soyunun beyefendi,"*/ der. /*"Şimdi şöyle bir dönün...
Hım, tamam, şimdi şuraya bir uzanın... Hı hı... Anlıyorum... Tamam,
giyinebilirsiniz."*/

Adam giyinirken doktor hanım, kadını yanına çeker: /*"Sağlık sorununuz
yok sizin,"*/ der. /*"Kocanız beni de tahrik etmedi."*/

Değerli ekonomist kardeşim, vallahi yanlış anlama ama, inan hiç
/*"tahrik"*/ etmiyorsun!



------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-150805101847 Oraj Poyraz <[email protected]>
2015/08/05  11:50 4  58  1 undefined [email protected]

 

Gunduzun olmadigi yerde gece, gecenin olmadigi yerde de gunduz soguk,
sevimsiz, monoton ve biktiricidir.

Anonim Nasihat

Sudan sonra goklerin yaratilmasi
HUD 7.
O, hanginizin amelinin daha guzel olacagi hususunda sizi imtihan etmek
icin, ars i su uzerinde iken, gokleri ve yeri alti gunde yaratandir.
Yemin ederim ki, (resulum!): olumden sonra muhakkak diriltileceksiniz
desen, kafir olanlar derhal bu, acik bir buyuden baska bir sey degildir
derler.

Biliyor musunuz, mutfak masasinin etrafinda 30 sene once batan bir
sistemin onlari nasil becerdigini.

George Carlin


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/






 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap