Serpil ÖZKAYNAK - Macit SOYDAN : Bağımsızlığın bittiği nokta: REJİ
* Serpil ÖZKAYNAK - Macit SOYDAN : Bağımsızlığın bittiği nokta: REJİ
<#mozTocId861010>
o Tanıdık bir vaat: Avrupalı olacaksınız <#mozTocId110830>
o Bağımsızlığın bittiği nokta: REJİ <#mozTocId213742>
o Reji’yi topraklarımıza getiren koşullar <#mozTocId327981>
o Tanıdık bir vaat: "Avrupalı olacaksınız" <#mozTocId908240>
o Avrupa’nın değişmeyen silahları: Borç + ‘Azınlık’ kelimesi
<#mozTocId799346>
o Galata bankerlerini zengin eden borçlar <#mozTocId633330>
o Dış borçları arttıran sebepler <#mozTocId526278>
o Bankacılığı yabancı sermaye ile ithal ediyoruz! <#mozTocId819187>
o Osmanlı’nın sonunu getiren dış borç tahvillerinden biri
<#mozTocId738519>
MİLLETİ /*"para"*/olan ulus ötesi şirketler, milli değerlerimizi ele
geçirmek için kirli bir savaş sürdürüyorlar. IMF politikaları ile ABD;
AB Kriterleri ile Avrupa ülkeleri, ekonomimizi kıskaç altına alırken,
Uzakdoğu firmaları da onlardan geri kalmamaya çalışıyor. Ekonomi
üzerindeki baskıları arttıkça daha da arsızlaşan ulus ötesi şirketler ve
yerli işbirlikçileri, /*"özelleştirme"*/furyasında Türkiye Cumhuriyeti
için çok önemli değerlere de el attılar. Bunlardan biri de TEKEL. Sigara
tekelleri yıllardır Türkiye’de cirit atıyor. Dünyanın önemli tekel
tröstleri Türkiye’ye tütün satıyor ve bizim Samsun’umuzun, Ege’mizin,
Bitlis’imizin, Adıyaman’ımızın, Siirt’imizin tütün yetiştiricileri
yıllardır perişan bir halde boynu bükük duruyor. Bu yüz kızartıcı
tabloya gözlerini kapatan siyasiler, şimdi de bu tütün
yetiştiricilerinin alıcısı olan TEKEL’i satmaya kalkışıyorlar. Hem de
yine bu tröstlere... Sakın ola ki yerli görünen alıcılara da kanmayın!..
Onlar da /*"ulus ötesi şirketler"*/içinde yerlerini alıyor ve üstüne
üstlük /*"milli"*/gibi görünüp, kaçak döğüşüyorlar.
Tanıdık bir vaat: Avrupalı olacaksınız
Milli görünen ama aslında ulus ötesi olan şirketler, Tekel’i yutmanın
planlarını yapıyor
Dünyanın en büyük tekelleri, kendi ülkelerinin tütünlerini Türkiye’de
satıyor, Türk çiftçisi boynu bükük geziyor... Bu yüz kızartıcı tabloya
gözlerini yuman iktidar sahipleri, şimdi de Türk tütün yetiştiricisinin
son umudu olan Tekel’i satmaya kalkışıyor. Hem de bu tröstlere...
SakIn yerli görünen alıcılara da kanmayın!.. Onlar da “ulus ötesi
şirketler” içinde yerlerini alıyor ve üstüne üstlük “milli” gibi
görünüp, kaçak dövüşüyorlar. 1853’te başlayan ve sadece Atatürk’le
kesintiye uğrayan “yağma” nın sihirli kelimesi hep şu oldu: Avrupalı
olacaksınız...
*_Tütüncünün geleceğini karartan müttefikler!_*
*Bağımsızlığın bittiği nokta: REJİ*
Tarih tekerrürden ibarettir/*" derler amma... Tarihi öğrenmenin faydası
da, hatalardan ders almak değil midir? "*/... Yaşı 70’i aşmış bir aile
büyüğünüzün kulağına /*" Reji Şirketi "*/diye fısıldayıverin. Bakalım,
tepkisi ne olacak?
Asıl adı /*" Memalik-i Osmaniye Duhanları Müşterek Menfa Reji Şirketi
"*/ olan, ancak Reji Şirketi olarak anılan kurum, 1884 yılından 1923
yılına kadar tütün yetiştiricisinin emeğini sömürüp, bundan aldığı güçle
Osmanlı ekonomisini tahakkümü altına almıştı. Ta ki Atatürk, Reji
Şirketi’nin bütün mal varlığı, hak ve vecibelerini 1923 yılında devlete
intikal ettirene kadar... 1925 yılında tütün ve tütünle ilgili
hizmetlerin bizzat devlet tarafından yürütülmesi kararlaştırılırken,
ertesi yıl da /*" inhisar "*/ altına alınmıştı. Önce /*" İnhisarlar
İdareleri "*/ adını alan, 1932’den sonra da /*" İnhisarlar Umum
Müdürlüğü olan bu kurum, en sonunda yani 1946’da "*/Tekel Genel
Müdürlüğü " ne dönüşmüştür.
*Reji’yi topraklarımıza getiren koşullar*
Tam 39 yıl boyunca Türk topraklarını ve insanını sömüren Reji Şirketi,
kendi kurduğu güvenlik güçleri aracılığıyla da bu topraklarda adeta
terör estirmiş, binlerce, hatta on binlerce insanı, /*"kaçakçılık
yaptıkları ve şirkete zarar verdikleri"*/gerekçesiyle öldürtecek kadar,
vahşi kapitalizmin boyutunu ileri götürmüştü.
Peki bu adamları bu topraklara getiren koşullar nelerdi?
*Kıssadan Hisse *
Geçmişten adam hisse kaparmış... Ne masal şey!
Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?
Tarih’i "tekerrür" diye tarif ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?
MEHMET AKİF ERSOY
Reji Şirketi’ni topraklarımıza getiren koşullar, günümüz koşullarıyla
garip bir benzerlik içindeydi. Günümüzde /*"borcun faizini"*/ ödemek
için özelleştirmeler yapılırken, o zamanlarda da Reji’yi başımıza
musallat eden neden, Osmanlı İmparatorluğu’nun yabancılara borçlanması
ve bugünkü gibi borcun faizini bile ödeyemez duruma gelmesi oldu.
*Tanıdık bir vaat: **/*"Avrupalı olacaksınız"*/*
I. Abdülmecid döneminde Osmanlı ile Rusya arasında 1853’de başlayan
savaş, görüntüde Osmanlı’nın galibiyetiyle sona ermiş gibi görünse de,
bu Osmanlı İmparatorluğu’nun /*"ekonomisi"*/için sonun başlangıcı
olmuştu. /*"İlk dış borcun alındığı"*/bu savaşta Osmanlı’nın
müttefikliğine soyunan ve onunla birlikte Kırım’da Rusya’yı hezimete
uğratan İngiltere ve Fransa, savaş sonunda 1856’da imzalanan Paris
Anlaşması’na şu maddeyi koyarak, bu topraklarda 150 yıldır süren
/*"Avrupalı olma hayali"*/nin fitilini de ateşledi:
/*"Osmanlı Devleti Avrupa devletler topluluğunun bir üyesi olacak,
toprak bütünlüğü ve bağımsızlığı Avrupa devletlerinin ortak garantisi
altına konacaktır."*/
Yani, o dönemin en etkili batılı emperyalist ülkeleri, Türkleri aynı
günümüzde olduğu gibi, bir yandan /*"seni Avrupalı yapacağız"*/ vaadi
ile kandırırken, öte yandan onu /*"borç"*/ kıskacına almayı başarmışlardı.
*Avrupa’nın değişmeyen silahları: Borç + ***‘Azınlık’***kelimesi*
Bu arada Osmanlı’ya /*"Avrupalı olma vaadi"*/sunulan Paris Anlaşması
öncesi görüşmeler sürerken, Osmanlı Devleti, Batılı devletlerin
bastırmasıyla Islahat Fermanı’nı yayınladı ve bu fermanla
/*"azınlıklara"*/çok önemli haklar tanıdı. (Memur olabilme hakkı; İl
İdare Meclisi’ne seçilme hakkı; Bedelli askerlik hakkı; Vergi
toplanmasında gelire göre vergi verme hakkı; Mahkemelerde kendi inancına
göre yemin etme hakkı; Kendi okul, hastane ve kiliselerini açma hakkı.
Bu fermanla, herkese din seçme özgürlüğü de verilmiştir.). Bu haklardan
özellikle /*"memur olma"*/hakkı ve /*"bedelli askerlik"*/hakkı, Müslüman
Türklerin karşısında azınlıklara çok büyük üstünlük sağlamıştır. Çünkü
çoğu hem eğitimli hem de varlıklı olan bu kişiler, eğitimlerindeki
üstünlük nedeniyle memuriyetlerde en iyi makamları elde ederken,
/*"parayı verip askerlik yapmamaları"*/da, işlerini güçlerini hiç
bırakmamalarına neden oluyordu. Öte yandan Müslüman Türkler için durum
tam tersine çok olumsuzdu. Parasızlık ve eğitimsizlik onları önemli
mevkilerdeki memuriyetlerden uzak tutuyor, ayrıca ortalama 6 yıl süren
askerlik hizmetleri sırasında para kazanamayıp, ailelerine bakamamaları,
daha da yoksullaşmalarına neden oluyordu.
O zamanlar, Osmanlı Devleti’nin Islahat Fermanı’nı yayınlama amacının,
/*"azınlıklara geniş haklar vererek, onları Müslüman halkla
kaynaştırma"*/ olduğu belirtilmişti, ancak haklar verilmiş olsa da, her
hangi bir kaynaşma olmadı. Günümüzde de, Türkiye’nin AB üyesi olmaması
için her türlü bahaneyi sunan Avrupalı eski dostlar (!), Güneydoğu’da
yaşayan kardeşlerimize yönelik sürdürdükleri planlı politikalarla,
onların kendilerini bir /*"azınlık"*/ gibi görmeleri için onlara her
türlü /*"Batı avantajını"*/ sunmuşlardır. Örneğin Almanya, Fransa,
İngiltere, Avusturya gibi birçok /*"sözde dost"*/ ülke, /*"Türkler,
ırkınız veya dininiz yüzünden size kötü davranıyorsa, bize bunu beyan
edip, ülkemizde yaşayabilirsiniz"*/ söylemi ile, ekonomik güçlük çeken
pek çok vatandaşımızı, Türkiye aleyhine yalan beyan vermeye
zorlamışlardır. AB’li ülkelerin Türkiye topraklarında azınlık konularını
kaşıma stratejileri, AB fonlarıyla desteklenen projelerle halen sürmektedir.
Neyse, biz yine Osmanlı’nın ilk dış borç aldığı dönemlere dönelim...
*Galata bankerlerini zengin eden borçlar*
Kırım Savaşı ile dış borçla tanışan Osmanlı Devleti, Galata
bankerlerinden aldığı bu borçlara her gün bir yenisini ekledi. Galata
bankerleri, günümüzün güçlü sermaye şirketleri gibiydiler. Osmanlı’nın
içine düştüğü mali çıkmazlar ve aldığı *‘ağır şartlar içeren’*borçlar,
bankerlerin sermaye birikimlerini gittikçe arttırmış, onları İstanbul’un
adeta en önemli şahsiyetleri haline getirmişti. Hatta onların ve
ailelerinin cemiyet yaşamını izlemek için, günümüz magazin basını gibi,
bir Pera Basını bile türemişti (Bab-ı Âli Basını’nın yanı sıra). Pera
Basını, bankerlerin düğünlerinden, Paris’ten getirdikleri ve moda
olduğunu söyledikleri elbise ve eşyalara kadar birçok haberi topluma
yansıtmaya başlamıştı. Günümüzde toplumun gözü, magazin haberleri ile
boyanmaya çalışırken, bu uygulamanın ilk örneklerini o zamanlar Pera
Basını vermişti.
*Dış borçları arttıran sebepler*
Osmanlı İmparatorluğu’nun dış borçlarını arttıran nedenlerden bazıları
şunlardı:
* Gerek Ruslarla savaş, gerekse müttefiklerin de kışkırtmasıyla
imparatorluk topraklarında başlayan isyanlar ve bunlara karşı
oluşturulan orduya, hazinedeki paranın yetişmemesi
* 1938 yılında önce İngiltere ile imzalanıp, ardından da diğer
/*"dost!"*/ ülkelerle tekrar edilen ve Osmanlı Devleti’nin adeta sonunu
hazırlayan son derece olumsuz ticari anlaşmalar. (Baltalimanı Anlaşması
ve diğerleri). Bu anlaşmalar sonucunda yerli sanayinin gelişmesi
engellenmiş, yerli tüccarlar, yabancı tüccarlara verilen ayrıcalıklar
sonucu yok olma noktasına gelmişlerdir.
* Vergi alınan toprakların azalması
* Toplanan vergilerin plansız bir şekilde harcanması, derde çare olacak
bir kaynak olarak kullanılmamaları. ( Öyle ki bu ve bundan sonraki
sebep, günümüzün de en büyük sorunlarıdır)
* Zamanında ödenemeyen kısa vadeli borçlar yüzünden daha ağır şartlar
içeren yeni borçlar alınması
*Bankacılığı yabancı sermaye ile ithal ediyoruz!*
Osmanlı İmparatorluğu’nun içine düştüğü bu ekonomik açmazdan çıkması
için Rus Harbi’nde bize müttefik olan İngiliz ve Fransızlar şöyle bir
öneride bulundular:
/*"Banka kurun. Biz de sizi madden destekleyelim!"*/
İngilizler, merkezi Londra’da olmak üzere kurulacak bir bankanın
sıkıntıları çözeceği konusunda önce Sultan I. Abdülmecid’i ikna ettiler
ve 1856 yılı itibariyle Ottoman Bank’ı (Osmanlı Bankası) kurdular. İdari
merkezi Londra’da olan ve başlıca merkezi İstanbul’da bulunan bu banka,
Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşanan ekonomik sıkıntıların önünü
/*"göstermelik"*/ de olsa açınca, duyulan memnuniyet, ülkenin ilk yerli
(!) bankasına kavuşmasına neden oldu: Ölen ağabeyinin ardından Osmanlı
İmparatoru olan Sultan Abdülaziz’in de oluruyla, bir İngiliz- Fransız
ortaklığı olan Osmanlı Bankası, 1863 yılında devlete bağlı bir banka
haline getirildi.
*Osmanlı’nın sonunu getiren dış borç tahvillerinden biri*
Osmanlı’nın önce ekonomisini çökerten yabancılar, böylece imparatorluğun
dağılmasına neden olan şartları oluşturdular.
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-150722161754 Oraj Poyraz <[email protected]>
2015/07/23 05:40 4 58 1 undefined [email protected]
Yasadigimiz her an kendi hakkini ister.
Goethe
Yeryuzunde olanlarin cogunluguna uyacak olursan seni Allah in yolundan
saptirirlar. Onlar sadece zanna uyuyorlar ve onlar sadece tahminde
bulunup sacmaliyorlar.
6- En am Suresi 116
Onlarin cogunlugu zandan baskasina uymaz. Dogrusu zan gercek adina
hicbir sey ifade etmez. Suphesiz Allah onlarin yaptiklarini bilendir.
10- Yunus Suresi 36
Ey iman edenler! Zandan cok sakinin cunku zannin bir kismi gunahtir.
49- Hucurat Suresi 12
Insani yaratmak mi Tanrinin buyuk hatasi;
tanriyi yaratmak mi insanin buyuk hatasi?
Friedrich Nietzs
Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : [email protected]
Gruba uye olmak icin : [email protected]
Gruptan ayrilmak icin : [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin : [email protected]
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz :
http://orajpoyraz.blogspot.com/
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.