*Sezen Aksu'nun açıklamalarından anladığımız 8 şey!*
      
<http://globalekonomikmonitor.blogspot.com/2015/06/sezen-aksunun-acklamalarndan-anladgmz-8.html>

/*
DİKKAT Aşağıdaki makale kesinlikle bana ait değildir.
Kaynak bağı makale başlığında yer almaktadır.
http://www.philreinhardt.com/downloads/SuperSqueezePages/Super%20Squeeze%20Page%20Pack/BonusMoreAnimatedArrows/More%20Animated%20Arrows/Arrow%20Down%204/ArrowDownLeftBig.gif


Hafta sonu bir gazeteye verdiği *//*"günah çıkarma"*//*tadındaki
röportajla Sezen Aksu'nun düşünce şeklini daha yakından görme fırsatı
bulduk. Kendi ifadeleriyle, kalıcı barışa ve evrensel hukuk kuralları
içinde demokratikleşmeye gidileceği yönünde kendisine söz verenlere
inandığını söylüyor ve ekliyordu:*/ İnsan umudundan pişman olmaz.

İktidara verdiği desteğe karşı zaman içinde bir aktivist ya da ilerici
düşünceye sahip bir devrimciden daha çok, bir medya imgesi olarak,
kalıcı barış ve evrensel hukuk kuralları içinde demokratikleşmenin
ironik bir sembolü haline gelen Sezen Aksu, röportajında, aslında bize
aldatılan kişinin kendisi değil de sokaktaki vatandaş olduğunu gösterir
gibidir. Sezen Aksu'nun düşüncelerinin sokaktaki insan için nasıl bir
aldatmaca içerdiğini öğrenmek istiyorsanız, aşağıda 8 madde olarak
özetlediğimiz analize göz atmanızda fayda var.

/*Sezen Aksu'nun açıklamalarından anladığımız 8 şey:*/

*1- */*"İnsan umudundan pişman olmaz"*/*jesti yetersiz ve çelişkilidir*

Özür dileme seçeneğine karşı insan umudundan pişman olmaz jestinin
kullanılması son derece yetersiz ve çelişkilidir. Çünkü asıl cevap
verilmesi gerekene cevap verilmiş değildir. /*"Düşüncesiz"*/
davrandığını söylemekten uzak durmaktadır. Ne özür ne de umuttan
pişmanlık duymama üzerinde odaklanılması, üzerinde durulması gereken en
önemli iki seçenek değildir. Çünkü Aksu'nun daha fazlasını bilmek
gerekliliği gibi bir görevi vardır. Bu, toplumun aydınları içinde yer
alan sanatçının asli görevidir ve ertelenebilir değildir. Sanatçı
evlenme vaadiyle kandırılabilecek bir kişi olmamalıdır. Aksi takdirde
sanatçı değil medya imgesidir.

*2- Duyulan umut değil uslu bir aktivizmdir*

Kalıcı barışa ve evrensel hukuk kuralları içinde demokratikleşmeye
duyulan umut birkaç şarkı söylemekle veya medya gücünü kullanarak atılan
destek mesajlarıyla olacaksa, bunun adı /*"destek"*/ değil, olsa olsa
/*"uslu bir aktivizm"*/ olur. Umut, bir fikir ve bu fikrin eyleme
geçirilmesi için duyulan ihtiyaç olduğu zaman umuttur; iki cümle destek
mesajı sadece uslu bir aktivizm yaratır. Bu da tüm dünyada iktidarların
tam istediği şeydir.

*3- Pragmatik kurallar tarafından yönlendirilen iş adamı gibi görünmeme
düşüncesi*

Sezen Aksu da birçok akıllı insan gibi, pop starları yaratan ekonomik ve
politik makinanın, nefreti ve hukuksuzluğu da yarattığının farkındadır.
Ama sürekli şarkı söyleyip para kazanan bir iş adamı gibi görülmektense,
yüce idealleri gerçekleştirmeye çalışan bir iyi-niyet elçisi olarak
görülmeyi tercih etmiştir. Kendi pop star kişiliğiyle ülkeyi yöneten
liderlerin kalıcı barış ve demokratikleşme çabalarına destek
verebileceğine inanmaktaydı. Temsil ettiği kesimin kim olduğu net olarak
gözlemlenemese de vaatlerin, ertelemelerin, hayal kırıklıklarının ve
tavizlerin dönme dolabında uzun bir süre sallanıp durmuştur. İş adamı
değil duyarlı bir sanatçı olduğunu göstermeye çalışsa da sonuç onun
kendi rolünden fazlasını oynamaya çalışan sınırlı yetenekli biri
olduğunu göstermiştir.

*4- Görünürlük ile az bulunurluk arasındaki kurnaz denge*

Bir pop star kendi imajını yaymak, güçlendirmek, etkinleştirmek ve
sahnelemek konularında uzman kişidir. Bu herkesin yapabileceği bir şey
değildir. Kendisini her zaman göz önünde olan sıradan bir pop star kılma
ile, az bulunur kıymetli bir pop star kılma arasındaki kurnazca denge,
uslu aktivizmde göze çarpan en önemli olgudur. Amaç, kendi popülerlik
aurasını politik gündeme bağlayarak pop star imajını güçlendirmektir.

*5- Şekilsel ilerleme arzusu*

Gerçek bir umudun performans değerlendirme ölçütü /*"hiç olmamasından
iyidir"*/ gibi bir düşünceye bağlanırsa, her zaman şekilsel bir ilerleme
gerçekleşir. Problemlerin nasıl çözüleceği yönünde ortaya konan somut
öneriler yokken çözüm umuduna inanmak gerçekte hiçbir şeyin
değişmeyeceği sonucunu getirir. Richard Dienst'ın dediği gibi, güç
sahibi bir insan bir yerlerde kurtardığı hayatları boru çalarak ilan
ediyorsa, gereken şey kesinlikle başka yerlerde aldığı hayatların
sorulmasıdır. İşte, pop starın düştüğü tuzak da tam buradadır.

*6- İçi boşaltılmış toplum*

Baştan aşağı basitleştirilmiş ve yeniden yapılandırılmış bir politik
çözüm retoriğinin, içi boşaltılmış bir sivil toplum yaratacağının
farkına varılamaması bir sanatçı için üzüntü vericidir. Böylesi
çarpıtılmış bir düzenekte, /*"özgürlük"*/ adı altında yeniden
ambalajlanan ürünün yeni bir bağımlılık ve çözümsüzlük yaratacağı gözden
kaçırılmıştır. Zıtlıkları birlikte kucaklayıp çözebilmek için yapılması
gerekenin hayali planlara inanmak değil, temel prensiplerin herkesçe
kabul edildiği bir sistemi yaratmak olduğu fikri düşünülememiştir.

*7- İnsanların yerine çoktan karar verme*

Bir pop starın politikacılara verdiği destek dünyanın her yerinde
tüketici toplumunun temel hadisesi olarak kabul edilir. Gücü ellerinde
bulunduranların toplumu etkilemek için kullandıkları bir ritüel misali.
Yapılmak istenen şey, insanları, onların yerine çoktan karar verilmiş
şeyleri talep etmeleri için cesaretlendirmekten başka bir şey değildir.
Pop starın bu noktadaki görevi ise yayılmak istenen düşüncenin
alternatifinin olmadığını içi boşaltılmış topluma inandırmaktan başka
bir şey değildir.

*8- Temsil hakkı*

Sezen Aksu, kendi kuşağının büyük acılardan geçtiğini söylemiş. Hangi
hakla bu /*"acı çekenleri"*/ temsil ediyor öyleyse? Bütün dünyadakileri
mi temsil ediyor, yoksa sadece İstanbul'da yaşayanları mı? Pop star
olanları mı, madencileri mi? Böylesi bir ifadeden ne denmek istendiği
pek açık değil. Tüm hukuk kitapları, politik temsiliyetin bir tür
bilinçli süreci içermesini bekler. Yani temsilci seçme sürecinin nasıl
olması gerektiğini herkes az çok bilir. Öyleyse kendisinin, kalıcı barış
ve demokratikleşme sürecinin /*"lafzi"*/ ya da /*"yasal"*/ temsilcisi
olması mümkün gözükmemektedir. Başka bir ifadeyle, o bir grubu ya da bir
düşünceyi temsil etmiyor, gerçek hayattan soyutlanmış ve şöhretli
kişiliğinden süzülmüş duyguları temsil ediyor.

/*Kısaca özetlemek gerekirse, politikacılar tüm dünyada halkın
duygularında kendi pratik tasarılarını gerçekleştirmek için yeni ve
kusursuz bir araç bulmuşlardır. Üstelik bu, nasıl kullanacaklarını çok
iyi bildikleri bir araçtır:*/ Ünlüler.

/*Sezen Aksu tüm yaşananları tek bir düşünce ile savunmaktadır:*/ İnsan
umudundan pişman olmaz.

Öyle mi dersiniz?

/*Gerçek şudur ki, Sezen Aksu'nun konuyla ilgili tüm açıklamalarını
biraraya getirdiğinizde değişmeyen eski bir gerçeğe rahatlıkla
ulaşırsınız:*/ Politikacılar gerçekler hakkında, ünlüler de umutlar
hakkında daima yalan söylerler!

------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-150701104726 Oraj Poyraz <[email protected]>
2015/07/01  12:40 4  58  1 undefined [email protected]

 

Bulent Arinc emekli olunca muhtarligi dusunebilirmis.
-Koltuk olsun da nerede ve nasil olursa olsun- diyor...

Haldun Ertem

Mumine gelen her $ikinti, gunahlarina kefaret olur

(Buhari)
Lutfen bundan sonra Muslumanlardan eza, cefa ceken, basina bir musibet
gelenler aglayip, zirlamasin.
Cunku baslarina gelen her turlu olumsuzluk onlarin Allahin sevgili
kullarindan oldugunu gosteriyor.
Ben demiyorum, hadisler, ayetler boyle soyluyor.

Safsata [( Ing:Fallacy), (Osm;Kiyasi-i batil)], bir dusunceyi ortaya
koyarken ya da anlamaya calisirken yapilan yanlis cikarsamalarin
tamamina safsata denir.
Safsatalar, ilk anda gecerli ve ikna edici gibi gozuken ancak yakindan
bakildiginda kendilerini ele veren sahte argumanlardir.
Gunumuz Turkce sinde safsata kelimesi kusurlu akil yurutme anlamini
kaybetmis, yanlis inanc manasinda kullanilir olmustur.
Oysa, safsata, insanin muhakeme yetisinin yanlis yonde kullanimidir ve
cogu kez onyargi, ek$ik bilgi, batil inanclar, duygusallik, yersiz
gondermeler, acelecilik, ozensizlik, genelleme, duygu somurusu, Turkce
yi kotu kullanma gibi sebeplerden kaynaklanir.
---
Ozensiz Cikarim (Yok Sayma) Safsatasi (Fallacy of Slothful Induction) :
Istatiksel verilerle ile elde edilen sonucun muhatabinin aleyhinde
olmasi nedeniyle yoksayilmasi.
Ornek 1:
Ali son 6 ayda 12 kaza yapti ve halen bunlarin bir hata degil tesaduf
oldugunda israr ediyor.
(Deliller onun hatali oldugunu gosterdigi halde.)
Ornek 2:
Pek cok anket sonucu, DYP nin cikaracagi milletvekili sayisinin 50 den
fazla olmayacagini gosterdigi halde, Parti lideri hala iktidar
olacaklarini soyluyor.


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/






 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap