Oraj POYRAZ : ÇEVRELEME POLITIKASINDAN, KOMŞULARLA SIFIR SORUN
  POLITIKASINA.

Çok büyük bir virajdır. Tarihin imbiğinden geçmiş bir çevreleme
politikasını kenarda bırakıp, komşularla sıfır stratejisine geçmek.

Çevreleme politikası eski Roma, Bizans, Osmanlı, Atilla, ve aklınıza
gelen ne kadar büyük devlet varsa temel dış politika stratejisidir.
Amerikalılar da bu politikayı takip ederler. Soğuk savaş yıllarında
Yeşil Kuşak Stratejisi deniyordu buna. Eskiden SSCB ve Komünist Çin
Yeşil Kuşakla çevreleniyordu. Şimdi aynı kuşak Rusya ve Çin‘i 
çevrelemek için revize edildi.

Çevreleme politikası izleyen ülkelerin etrafında kendiğinden bir mozaik
oluşur. Bir dost, bir düşman şeklinde. Misal Suriye hasımdır, onun
ardındaki İsrail dostdur. İran ve Ermenistan hasımdır, onun ardındaki
Afganistan ve Pakistan dosttur. Hatta onlarında ardındaki Hindistan
hasımdır gibi. Yunanistan, Bulgaristan hasımdır, onların ardındaki
Müslüman devletler ve unsurlar dosttur ve bunun gibi. Türkiye için bu
stratejinin tek istisnası Gürcistandır. Doğal olarak Rusya’nın da
hasımları bizim dostumuzdur.

Şimdi yüzlerce yıl takip edilen bir politik nizam ve o nizama göre
şekillenmiş bir dünya, bir yakın çevremiz var. Ve sırf birileri bir
kitap yazdı, bir hayal kurdu diye bu nizam elbette değişmedi.

Çevreleme deyince, uyarayım istedim. Farkında mısınız? Türkiye de
çevreleniyor. Hem de Amerika tarafından çevreleniyor. Yalnızca Rusya ve
Çin değil.
Haritayı önünüze alın ve bir kez daha dikkatle bakın isterseniz.

Komşularla sıfır sorun politikası ise bir hayal,  bir varsayıma
dayalıdır. Komşularımla aramızda yer alan temel ihtilaf konularında
taviz verirsek, yani hasım komşularımızın istediklerini verirsek sıkıntı
ortadan kalkar ve o hasım komşular, kendiliklerinden dost komşulara
dönüşür gibi bir varsayım söz konusu. Ekonomimizin komşulara göre daha
büyük olmasına güvenerek onları ekonomimizle döveriz.

Türkiye memelerini Suriye, Kuzey Irak, Yunanistan, Ermenistan gibi eski
hasım komşulara uzattığında herkes mutlu olur, kavga biter, herkes ilahi
bir uyum içinde birbirine sarılarak dans eder.

Aynı salaklıkları şimdi bazı solcular iflas etmekte olan Yunanistan için
öneriyor. Yunanistanın 1,6 milyar avroluk dış borcunu biz ödemeliymişiz.
Ertuğrul Kürkçü: Yunanistan'ın borcunu Türkiye ödesin HDP'li Kürkçü, iki
gün sonra iflas edecek olan Yunanistan'ın borçlarının Türkiye tarafından
ödenmesini istedi.
<http://www.ensonhaber.com/ertugrul-kurkcu-yunanistanin-borcunu-turkiye-odesin-2015-06-29.html>

*Kim bizden ne istiyorsa verelim, et isterlerse et, süt isterlerse süt,
döt isterlerse döt.**
**İşte komşularla sıfır sorun politikasının özeti budur.**
*
Ve şu meşhur NeoOsmanlı idealine gelelim.
Doğrusu ben Osmanlı’ya çok öykünmem, ideolojik bir tercihtir benimkisi.
Büyük Selçuklu olur, diğer büyük Türk imparatorlukları, devletleri olur.
Ama Osmanlı arızalıdır bana göre.
Aslında Osmanlıyı Bizansın Müslümanlaşmasının son noktası olarak görürüm.

Son yıllarda bazı tarihçiler Osmanlıyı Selçuklunun uç beyliği olmaktan
çok Bizansın uç beyi olarak değerlendirirler.
Ve bana da gayet mantıklı gelen bir bakıştır bu.
Bizans kökenli sultan eşleri ve bu evlilikleri kutlamak için verilen
düğün hediyelerini bir düşünün.
İznik Tekfurunun, Bizans İmparatorunun hediyelerini...

Daldan dala sıçrarken yolumu kaybettim.
Lafı toparlamak gerekirse.

Osmanlı taviz vererek imparatorluk olmamıştır.
Tam tersine Osmanlı kan akıtarak, hem de oluk oluk kan akıtarak
imparatorluk olmuştur.
Yendiği milletler koalisyon orduları kurmuştur yeniden Osmanlı üstüne
saldırmıştır.
Her zaferinde Osmanlı büyümüş ve her büyümesinden sonra karşısına daha
büyük ittifak orduları çıkmıştır.
Taa ki, Osmanlı yenilmeye başlayana kadar bu böyle devam etmiştir.
Osmanlı’nın büyümesi bir güzellik değil, zorbalık hikayesidir.
Roma da öyledir, İngilizi imparatorluğu da öyledir, Cengiz Han ve Atilla
da öyledir.
Tersi örnek yoktur.

Bu ülke ille de Neo Osmanlı olacaksa, yine aynı şekilde olmak zorundadır.
Yeneceksiniz.
Döve döve, öldüre öldüre, eze eze yeneceksiniz.
Bu kadar basittir.
Eğer kendi canınızı ortaya koyamıyorsanız, yani korkaksanız, hiç yola
çıkmayın bence.

Amerika ve batı bunu yapıyor.
Yapabildiği sürece de devam edecektir.
Öyle çocukça masallarla olmuyor bu işler.

Oraj POYRAZ                        2fSIJNoA0xfSNxA

------------------------------------------------------------------------


  Ergun Babahan : Urfa Valisi’ne güvenebilir miyiz!

  * Ergun Babahan : Urfa Valisi’ne güvenebilir miyiz! <#mozTocId485272>
      o DÜŞMANIMIN DÜŞMANI... <#mozTocId256609>
      o AKILSIZ POLİTİKALAR VE... <#mozTocId712167>

26 Haziran 2015 Cuma [email protected]

Urfa Valisi’ni artık dünya tanıyor.. İzzettin Küçük, Akçakale’deki IŞİD
militanları hakkında soru soran gazetecileri gözaltına aldırarak dünya
çapında bir ün elde etmişti. Şöhretin iyisi, kötüsü olmazmış derler. O
da bunu yaşıyor.

Şanlıurfa, Soğuk Savaş döneminde Erzurum’un rolünü üstlenmiş durumda.
Komünizmle mücadelenin kalesi olan Erzurum’un yerini, Kürtlerle savaşın
kalesi olarak Urfa aldı. Valisi özel atanıyor, seçimleri özel şartlarda
gerçekleşiyor. Ceylanpınar’daki yerel seçim sonuçları bunun açık
göstergesiydi.

Ceylanpınar önemli, çünkü burada Ali Baba’nın değil ama devletin bir
çiftliği var. TİGEM isimli bu çiftliğin yıllardır IŞİD militanlarının
karargahı olarak kullanıldığı tüm dünyanın bildiği bir devlet sırrı.


    DÜŞMANIMIN DÜŞMANI...

IŞİD’e gittiği iddia edilen silah yüklü TIR’ların Suriye’ye gidişi
açısından da Akçakale, dolayısıyla Urfa kilit nokta. Gazetelere yansıyan
haberler, silah yüklü TIR’ların Akçakale Sınır Kapısı’ndan Suriye’ye
girip kökten dinci militanlara teslim edildiğini ortaya koydu.
Cumhuriyet gazetesi, IŞİD militanlarının Suriye’ye Akçakale üzerinden
otobüslerle taşındığını açıkça gösterdi.

Özetle, Türkiye’nin Esad’ı devirmek üzere kurulu Suriye stratejisi kısa
sürede çuvallayınca, Türkiye yeni bir oyun kurdu veya kurmak istedi.
Suriye Kürdistan’ın kuruluşuna engel olmak için sınırda IŞİD üzerinden
Sünni-Arap devletiyle komşu olmak. Suudi Arabistan ve Katar’ın mali
yardımlarıyla yürütüldü bu proje.

IŞİD’in kafa kesmeleri, kadınlara tecavüz etmeleri, çocukları mal gibi
alıp satmaları, tarihi eserleri yıkmaları falan etkilemedi Ankara’yı.
Düşmanımın düşmanı dostumdur sözü gereği, kararlılıkla uygulandı bu
plan. Sonuçta yakalanan TIR’lar, Kürtlerin yayınları ve Washington’ın
Türkiye’den umudu keserek Kürtlerin yanında açıkça yer almasıyla, Ankara
IŞİD dostu bir rejim olarak ün saldı.


    AKILSIZ POLİTİKALAR VE...

Türkiye’nin oyun planını havuz medyasından okumak mümkün. Kürtleri
tahrik ederek Suriye’den Türkiye’ye bir saldırı düzenlemelerini sağlayıp
sınıra müdahale etmek.

Çünkü artık 1915’in şartlarında olunmadığı için devlet eliyle Kürtleri
tehcir etmek mümkün değil. Bu iş için kullanılan IŞİD projesi, Amerikan
müdahalesiyle çöktü. ABD bombardımanı 1915’in bir benzerinin Suriye’de
yaşanmasına izin vermedi.

Ancak Türkiye Kürt varlığından rahatsız ve bunu hendek kazarak,
/*"Kobane düştü, düşecek"*/, /*"Kobane’den bize ne diyerek"*/ ortaya
koydu. Tel Abyad’ın düşmesi rahatsızlığı had safhaya çıkardı.

Kobane’de dün gerçekleşen saldırıyı büyük fotoğrafın eşliğinde okumak
lazım. Bu fotoğraf, akılsız politikaların Türkiye’nin başını büyük bir
belaya sokabileceğini gösteriyor.

Kürt tarafı, ekmek kuyruğundaki saldırıyı Türkiye’den gelen IŞİD
militanlarının gerçekleştirdiğini söylüyor. Urfa Valiliği ise bu iddiayı
yalanlıyor.

Urfa Valisi ise Ceylanpınar’daki TİGEM Çiftliği’nin IŞİD Üssü olduğu
yolundaki soruları soran gazetecileri gözaltına aldıran, Akçakale Sınır
Kapısı’nı denetiminde tutan İzzettin Küçük… Siz kime inanırdınız!


------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-150629164629 Oraj Poyraz <[email protected]>
2015/06/30  04:50 4  58  1 undefined [email protected]

 

ASK ILE
. . . . . .
Baktim ki gokyuzu bastan basa bulut
Unut diyor o guzel gunleri unut
Baktim ki deniz her dalgasiyla dusman
Kuslar av pesinde baliklar pusuda
Cok gerilerde kalmis ciktigim liman
Yok gorunurde siginacak bir ada
Baktim ki musibet gun gelip catmis
Yolcusunda tayfasinda safak atmis
Ne yelken kar eder ne kurek ne istim
Dayandim ask ile yuruttum gemiyi
Ask ile koskoca daglari duz ettim
Avladim sonunda o civan kekligi

Cahit Sitki TARANCI

9. De ki:
Siz gercekten yeri iki gunde yaratani inkar edip duracak misiniz?
Birde O na esler mi kosuyorsunuz?
O, butun alemlerin Rabbidir.
10. O, dort gun icinde, yeryuzunde yukselen sabit daglar yaratti, orada
bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rizik arayanlarin
ihtiyaclarina uygun olarak riziklar takdir etti.
11. Sonra goge dogruldu da o bir duman iken ona ve yere:
Ikiniz de ister istemez gelin! dedi.
Ikisi de: isteye isteye geldik. dediler.
12. Boylece onlari iki gunde yedi gok olmak uzere yerine koydu ve her
gokte (bulunan meleklere) islerine ait emrini vahyetti.
Dunya gokyuzunu kandillerle donattik ve koruduk, iste bu, hep o cok
guclu ve herseyi bilenin takdiridir.

Fussilet suresinde

Yaratiliscilar, bir teoriyi, butun gece sarhos olduktan sonra hayal
ettigin bir seymis zannediyorlar.

Isaac Asimov


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/






 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap