*Hologram Evren ve Bilginin Korunumu*
  <http://www.evrimagaci.org/fotograf/112/7556>

<http://www.evrimagaci.org/fotograf/112/7556>

14 Jun, 00:16

<http://www.evrimagaci.org/fotograf/112/7556>

Eski Yunanlılar gökyüzüne baktığında bugün anladığımız manada 3 boyutlu
bir uzay boşluğu düşünmüyorlardı. Onlara göre gökyüzü, dünyayı
çevreleyen saydam bir kubbe yüzeyi ve yıldızlar ise bu yüzeyde
konumlanmış parlak noktalardı. Evrenin gerçekliği bu yüzeyden gözümüze
yansıyordu. Bu eski düşünceyi andıran yeni bir fikir günümüzde kozmoloji
biliminde ciddi yankılar buluyor. Holografik prensip diye bilinen bu
teori evrenin gerçekliğine giden yolda yeni bir kapı aralıyor.

Hologram evren modeli özellikle felsefi içerikli tartışmalara çokça
bahis konusu olan bir teoridir. Bunun böyle olmasındaki en önemli neden
kuşkusuz /*"hologram"*/ kelimesinde yatıyor ve bu kelime meselenin bazen
yanlış yorumlanmasına da neden oluyor. Holografik evren modeli, evrenin
hayali bir ışık oyunu olduğu veya gözlediğimiz evrenin nesnel bir
gerçekliğinin olmadığı şeklinde anlaşılmamalıdır. Bu model, evrenin 3
boyutlu fiziksel gerçekliğinin 2 boyutta gerçekleşen temel etkileşimler
şeklinde tarif edilebileceğini iddia eden bir teoridir.

DİKKAT Aşağıdaki makale kesinlikle bana ait değildir.
Kaynak bağı makale başlığında yer almaktadır.
http://www.philreinhardt.com/downloads/SuperSqueezePages/Super%20Squeeze%20Page%20Pack/BonusMoreAnimatedArrows/More%20Animated%20Arrows/Arrow%20Down%204/ArrowDownLeftBig.gif


Her şey bundan yaklaşık 40 yıl önce karadeliklere düşen nesnelerin
başına ne geliyor sorusunun tartışılmasıyla başladı. Holografik prensip,
bu soruya cevap arama çabası sonucu ortaya çıktı diyebiliriz.
Karadelikler, belli bir miktar kütlenin yeterince küçük bir hacme
çökerek sıkışması ile oluşan ve bu olay sonunda yüzeydeki kütle
çekiminin ışığın bile kaçamayacağı kadar yüksek değerlere eriştiği
yerlerdir. Ancak esas mesele, çökme işlemi sonunda başlangıçta var olan
ve pek çok özellikler içeren kütlenin ortadan kalkıp geriye sadece çekim
alanının kalmasında yatar. Örneğin Dünya gezegenini onu hiç görmemiş
yabancı bir uzaylıya tanımlamak istesek, dağları, okyanusları, atmosferi
ve doğasıyla pek çok detay içeren geniş bir bilgi aktarımı yapmak
zorunda kalırız. Ancak Dünya’yı bir nohut tanesi boyutuna kadar
sıkıştırarak karadeliğe dönüştürsek bu bilginin büyük bir kısmı ortadan
kaybolur. Geriye kalan şey, ortaya çıkan karadeliğin kütle çekim
alanıdır. Hatta kütlesi Dünya ile aynı olan fakat başka maddelerden
yapılmış çok farklı gezegenlere aynı işlemi uygularsak neticede yine
aynı karadeliği elde ederiz. Yani çok sayıda farklı başlangıç koşulunun
nihayetinde aynı sonuç koşulunu verdiği bir işlemden söz etmiş oluruz.
Burada doğa kanunları açısından büyük bir sorun vardır. Sorun,
başlangıçta var olan bilginin büyük bir kısmının karadeliğin oluşum
süreci sonucunda yok olmasıdır. Evrende enerjinin korunumu misali
fiziksel bilginin de korunması gereklidir. Karadelikler, bu kuralı ihlal
ediyor gibi görünmektedir.

Örneğin 3 aşçıyı 3 farklı mutfakta 3 farklı zamanda görevlendirip, aynı
türde ve aynı kütlede üç adet üzümlü kek pişirmelerini istediğimizi farz
edelim. Bu örnekte 3 farklı başlangıç koşulu nihayetinde aynı sonucu,
üzümlü keki veriyor diyemeyiz. Her ne kadar ortaya çıkan şey üzümlü kek
olsa bile, yapacağımız detaylı bir analiz ile keklerin ne tür farklı
başlangıç koşulları ile pişirilmiş olduğunu çözebiliriz. Bu koşullara
ait bilgi yok olmamıştır. Sadece keklerin içinde karışmış halde
bulunmaktadır. Örneğin kekin içindeki üzümlerin birbirlerine göre olan
farklı konumlarının bilgisi geriye dönük ayırt edici bir faktör
olabilir. Ancak kekleri meydana getiren kütlenin karadeliklere
dönüştüğünü hayal edersek, elde ettiğimiz üç karadeliğin başlangıçtaki
üç kekten hangilerine ait olduğunu söyleyemeyiz. Çünkü artık analiz
edebileceğimiz ne bir kek kütlesinden, ne üzümlerden ne de başka
herhangi bir fiziksel nesneden bahsedebiliriz. Keklerin kütlesi ve
taşıdıkları bilgi ortadan kalkmış, geriye sadece birbirinin aynısı 3
karadelik çekim alanı kalmıştır. O halde başta var olan bilgi yok
olmuştur. Örneğin ayırt edici bir bilgi olarak üzümlerin birbirine göre
olan konumlarını ölçmüştük. Karadeliğin oluşumu neticesinde bu bilgi
artık varlık halinde değildir. Burada itiraz edebilir ve bilginin yok
olmadığını fakat karadeliğin içinde hapsolmuş halde varlığına devam
ettiğini söyleyebilirsiniz. Ancak karadelikler Hawking ışıması diye
bilinen bir süreç ile zamanla buharlaşıp yok olabilir. Böyle bir durumda
başlangıçtaki bilgiye ne oldu sorusu yine cevapsız kalır. Karadeliklerin
ışıma yapması süresince söz konusu bilginin dışarı salınan enerjide
bulunduğunu düşünebiliriz. Bu enerjiyi analiz ederek bir zamanlar var
olan keklerin bilgisinin halen korunmuş olduğunu gösterebiliriz belki.
Ancak burada yine bir sorunla karşılaşırız. Keki meydana getiren madde
karadeliğin merkezine düşer fakat ışıma olay ise karadeliğin dış
yüzeyinden gerçekleşir. Güneş’in yüzeyinden yayılan ışığın Güneş’in
merkezinde olup bitenlerle bağlantı içinde olduğunu söyleyebiliriz belki
ama Stephen Hawking’e göre karadeliğin merkezi ile onu çevreleyen dış
yüzeyi arasında herhangi bir ilişki söz konusu olamazdı. Çünkü
karadeliğin iç hacmi, ışığın dahi geri çıkamadığı tek yönlü bir
hapishanedir. O halde yüzeyde gerçekleşen ışıma, merkezde olanların
bilgisini taşıyamaz. Nihayetinde bilginin kaybolması problemi halen
geçerlidir. Bu problemi çözmenin tek yolu, Hawking’in yanıldığını ve
karadeliğin içinde olanlar ile yüzeyinde olup bitenlerin arasında bir
ilişki olmasının mümkün olduğunu göstermekten geçer. Dikkat ederseniz bu
ifade, hologram mekanizmasını çağrıştırmaktadır.

Hawking’in gerçekten yanıldığını, karadeliğin içi ile yüzeyi arasında
bir ilişki olduğunu düşünen ve bu olayı hologram mekanizması ile
açıklayan Leonard Susskind problemin çözülebileceğini gösterdi.
Hologramlar, basitçe üç boyutlu bir görüntünün bilgisinin iki boyutlu
bir yüzeye kaydedilmesi şeklinde tarif edilebilir. Benzer bir
mekanizmayı karadelikler için geliştiren Susskind, içeride imha olan bir
nesnenin bilgisinin yok olmadığını, çünkü bu bilginin merkezi çevreleyen
karadeliğin dış yüzeyi ile bağlantılı olmak suretiyle bu yüzeye
kodlanmış olarak kalacağını gösterdi. Benzer bir çalışma yapan Gerard
'tHooft herhangi bir nesneyi yuttuğunda karadeliklerin bir miktar
büyüdüğünü hatırlatarak bunun neticesinde yüzey alanlarındaki artışa
dikkatleri çekti. Bu ekstra yüzey alanına ne kadar bilgi depolanabilir
diye hesap eden 'tHooft, karadeliğin yuttuğu nesnenin bilgisi kadar
bilginin depolanabileceğini gördü. Dolayısıyla karadeliğin içi ile
yüzeyi arasında bir bağ kurulabileceğini ve bu sayede bilginin yok
olmaktan kurtulacağını iddia etti.

Meseleyi daha iyi anlamak adına entropi konusuna kısaca değinmekte fayda
var. İçi havayla dolu bir kutuda bulunan hava moleküllerinden herhangi
birini seçip bir diğeri ile yer değiştirdiğimizi farz edelim. Mikro
ölçekte gerçekleşen bu değişikliğe rağmen makro ölçekte, kutunun
sıcaklığı, hava basıncı veya şekli gibi fiziksel bilgilerde herhangi bir
değişim gözlenmez. Aynı işlemi kutunun hacmini işgal eden birden fazla
molekülle de gerçekleştirebiliriz. Makro ölçekte tespit edilebilir
değişimlere neden olmaksızın mikro ölçekte yapılabilecek değişimlerin
ölçüsünü veren değere entropi denir. Bu nedenle entropiyi, sistemin
makro durumunu değiştirmeyen saklı bilgi olarak tarif edebiliriz.
Kutunun entropisinin ise hacmiyle orantılı olduğunu iddia edebiliriz.
Çünkü daha fazla hava molekülü barındıran daha büyük bir kutunun içinde
benzer değiştirme işlemlerinden daha fazla sayıda gerçekleştirebiliriz.
Ancak dikkat ederseniz bu örnekte kütle çekim etkisini işin içine
katmadık çünkü verdiğimiz kutu örneğinde bu kuvvetin etkisi ihmal
edilebilir. Ancak karadelikler için düşünürsek kütle çekimi artık göz
ardı edilemez. Kütle çekimi hesaba katıldığında entropi artık hacimle
değil yüzey alanıyla orantılı hale gelir. Bu çok önemli bir keşiftir
çünkü karadelikler gibi kütle çekiminin hakim olduğu ortamlarda
sistemdeki saklı bilginin hacimle değil yüzey alanıyla alakalı olduğunu
gösterir. Bu nedenle karadeliğe düşen nesne merkezde imha olsa bile
nesnenin karadelikteki saklı bilgisi yüzeyde bulunduğundan dolayı imha
olmamıştır. Bu teori, karadeliğin merkezine düşen 3 boyutlu bir nesneye
ait fiziksel bilginin merkezi çevreleyen 2 boyutlu yüzeyde yaşadığını
göstererek bilginin korunumu yasasının halen geçerli olacağını iddia
eder. Hologramlar ile benzer bir karakteristik sergileyen bu model
sadece karadeliklere değil bütün evrene uygulandığında karşımıza
holografik evren modeli çıkar. 3 boyutlu evrenin fiziksel gerçekliği
evrenin 2 boyutlu dış yüzeyindeki etkileşimler şeklinde tarif edilir.
Yani varlığın gerçekliğinin, içerdeki ve yüzeydeki gerçekliği olmak
üzere iki farklı formu söz konusu olur. Her iki model matematiksel
olarak eşdeğer sonuç verir. Eğer bütün bilgi 2 boyutlu yüzeyde
bulunabiliyorsa o halde evrenin 3 boyutlu olmasının ne anlamı var
sorusunu sormaktan kaçamayız artık. Holografik evren modeli, evrenin
keşfedilmek için bekleyen pek çok yeni gerçekliğinin habercisidir.

*Hazırlayan: Vural Arı (Evrim Ağacı Okuru) *

*Kaynaklar ve İleri Okuma:*

 1.

    /Rölativiteden Kuantuma Evrenin Gerçekliği/
    
<http://www.dr.com.tr/kitap/rolativiteden-kuantuma-evrenin-gercekligi/vural-ari/bilim/populer-bilim/urunno=0000000641909>

 2.

    /From Eternity to Here: The Quest for the Ultimate Theory of Time/
    <http://www.amazon.com/From-Eternity-Here-Ultimate-Theory/dp/0452296544>

------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-150615115930 Oraj Poyraz <[email protected]>
2015/06/15  13:10 4  58  1 undefined [email protected]

 

Ask kopru kurmaktir.Insanlar kopru kuracaklarina , duvar ordukleri icin
yalniz kalirlar.

Newton

ENFAL - 65 Ey peygamber inanlari savasa tesvik et.
Eger icinizden sabirli yirmi kisi bulunursa onlarin ikiyuzune galip gelir.
Ve eger sizden yuzkisi olursa, kafirlerin binini yener.
Cunku onlar hicbir seyden anlamaz guruhturlar.
***
ENFAL - 66 Simdi Allah yukunuzu hafifletti.
Bildi ki sizde muhakkak bir zaaf var.
Artik sizden sabirli ve metanetli yuz kisi olursa ikiyuzunu yenerler.
Eger sizden bin kisi olursa, Allah in izniyle ikibine galebe calarlar.
Allah sabir ve sebat edenlerle beRABerdir.

Cevaplari diz cokerek, ve gozleri kapali arayanlardan daha cahil ve ise
yaramaz insanlar yoktur.
Din, siradan insanlar tarafindan dogru, zeki insanlar tarafindan sahte,
liderler tarafindan kullanisli kabul edilir.

Seneca


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/






 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap