Lütfü Şehsuvaroğlu : Kırım Sürgünü

Bir 18 Mayıs gecesiydi…

<http://www.gazetevahdet.com/kirim-surgunu-2159yy.htm>

Ansızın çalan kapılar ve karşınıza dikilen Sovyet askerleri…

Sert ve acımasız, Stalin’in talimatını aktarıyorlar.

Hemen evlerinizi boşaltın.

Önce eşya alabilecekleri bildiriliyor ama sonra o da yok…

Öylece çıkacaksınız, evinizden, yurdunuzdan…

Her şeyi ama her şeyi bırakacaksınız geride…

18 Mayıs’ta evlerinden sökülen Kırımlılar 1 Haziran’a kadar sürgün
edilmiş olacaklar…

Talimat böyleydi.

Yüzbinlerin sürgünü başladı böylece… 18 gün sürdü…

Ama acısı yarım asırdan fazla…

…

Kırım bizim B planı şehzademiz.

Malumaliniz Osmanlı’nın başına bir şey gelecek olsa, mesela nesebi
kurusa devam ettirecek olanlar Kırım hanlarıdır.

Osmanlının bir nevi B planı şehzadesi Kırım hanlığıdır.

Kırım Türk âleminin en nadide köşelerinden biridir.

Nadidedir, zira Bahçesaray gerçekten dünyanın en harika şehirlerinden ve
kültür merkezlerinden biridir.

Nadidedir, zira Kırım’ın acıklı tarihi onu merhamet, hörmet ve şefkatle
kucaklamamızı icap ettirir. Kristal gibidir, el’an kırılgan bir yapısı
vardır..

Kırım Tatar Türklerinin başına gelenler Osmanlı mirası üzerinde
oturanlara büyük sorumluluklar ve yönetim bilinci verir. Milli şuur
uyanıklığı ile tarih ve devlet bilinci Kırım’a sahip çıkmamızı Ankara’ya
veya İstanbul’a sahip çıkma kadar ehemmiyetli kılmaktadır.

Kırımlıların Stalin dönemindeki acımasız sürgününün bir sene-i
devriyesini daha idrak ediyoruz.

Mayıs ayı gelende 1944 yılından beri Kırımlıların yürekleri dağlanır.

Evlerinden barklarından gece vakti sökülüp alınan Kırımlılar bir gece
vakti hayvan vagonlarından mürekkep bir trene doldurulur ve Özbekistan’a
sürgün edilirler.

Bu öyle bir sürgündür ki, 180 bin Kırımlıdan ancak yarısı sağ çıkabilmiştir.

Bu rakam sadece Özbekistan’a sürgün edilen Kırımlılarla ilgilidir. Bir
de Sibirya gibi Rusya’nın başka bölgelerine yapılan sürgün var. Mari,
Kazakistan ve başka oblastlara… Oralarda da on binlerce Kırımlı hayatını
kaybetti.

Kaybolup gittiler.

Tren vagonları havasız ve bunaltıcı. Nefes alacak deliği yok.
Düşünebiliyor musunuz, namusunu her şeyin üstünde tutan Kırımlı kadınlar
büyük abdestleri gelende kimseye bir şey diyemeden çatlayıp gittiler.
Vagonlarda tuvalet yoktu. Yüzlerce kişi bir vagona sıkıştırılmıştı.

18 gün sürdü bu acımasız yolculuk…

Hiçbir günahları yoktu oysa…

Hatta Kırımlıların şanlı evlatları Sovyet cephesinde Almanlara karşı
savaşmıştı da…

Kimi madalya ile döndü ülkesine.

Fakat gelince ne görsün… Ne ana var, ne baba, ne bacı…

Hepsi yurtlarından sökülüp atılmıştı.

Evlerinde şimdi Ruslar oturuyordu.

Stalin’in iskân politikası acımasız komünizm rejimi ile birleşince
Kırımlıların başına gelmedik kalmadı. Ayrıca etnik düşmanlık da cabası
idi. Zira Kırım tatarları tarih boyunca Ruslara kök söktürmüştü. Şimdi
belki de onun intikamı alınıyordu.

Henüz Rus knezliği rüştünü ispat edememişken, Rus derebeyleri bir araya
gelememişken gerek kazan tatarları, gerek Kırım tatarları gerekse diğer
Türk boyları tarih boyunca Moskova’yı hâkimiyetleri altında tutmuşlardı.

Derin bir intikam söz konusu idi.

Mayıs’ta başlayan ve evlerinden hiçbir eşyalarını bile alamadan hayvan
katarlarına kondurulup götürülen ve yolda kimi öldürülen; kimi açlık,
susuzluk ve hastalıklardan kırılan Kırımlılar nihayet Abdülcemil
Kırımoğlu’nun 70’lı yılların sonlarına doğru başlattığı açlık grevleri
ile dünyaya seslerini duyurdular. Sonunda da ülkelerine zor da olsa
döndüler.

Ukrayna ile Rusya arasındaki çekişme ve çatışma sayesinde dönüş biraz
kolay oldu. Ama şimdi Rusya’nın işgali ve AB’nin Ukrayna’yı kışkırtması
sonucu oluşan zor zamanda Kırımlıların hali daha kötü.

Bugün Kırım Tatar Türklerinin sürgününün yıldönümünü yaşıyoruz.

1 Haziran demek Stalin’in emrinin Kırım’a yönelik soykırım ve sürgün
politikasının nihayetlendirileceği kesin tarih demek.

Kararlılıkla uygulanan bu politika bugün de modern zamanların başka
veçhesiyle yaşatılıyor.

Kendi ülkesinde Kırımlılar toparlanmaya tekrar vatanlarına ısınmaya
başlarken tarihin acımasız döngüsü yine başlarına çöktü.

Türkiye Suriye, Irak, Mısır, Libya, İran, Afrika ve topyekün Ortadoğu
bataklığında politika üretmeye çalışırken Kırım’ı unutmamalıdır.

Kırım bizim kuzey kapımızdır.

Sadece Kırımlının başına geleni anmakla olmaz.

İsmail Gaspıralı unutulmamalıdır. Onun dilde fikirde işte birlik
stratejisi de…

Kitapçı: Cengiz Dağcı’nın Kitapları

Kırım’ı ve Kırımlıların nasıl insanlar olduklarını öğrenmek istiyorsanız
Cengiz Dağcı’nin romanlarını okumalısınız.

KORKUNÇ YILLAR, 1956

YURDUNU KAYBEDEN ADAM, 1957

ONLAR DA İNSANDI, 1958

ÖLÜM VE KORKU GÜNLERİ, 1962

O TOPRAKLAR BİZİMDİ,1966

DÖNÜŞ, 1968

GENÇ TEMOÇİN 1969

BADEM DALINA ASILI BEBEKLER, 1970

ÜŞÜYEN SOKAK, 1972

ANNEME MEKTUPLAR 1988

VE HATIRALARI yani YANSILAR 1, 1988

Yansılar 2 1 990

Yansılar 3, 1991

Yansılar 4, 1993

Benim başkanlığım zamanında Türkiye Yazarlar Birliği olarak Cengiz
Dağcı’ya büyük ödülü vermiştik. İngiltere’den gelmesi için hayli
uğraşmıştık ama hanımı izin vermemişti. Çok gelmek istemişti, olmadı.

1960’lı yılların ortalarından beridir Cengiz Dağcı okuyorum. Varlık
Yayınlarının o küçük el kitapları arasında basılırdı ilk romanları… O
Topraklar Bizimdi, Korkunç Yıllar ve Yurdunu Kaybeden Adam elimden hiç
düşürmediğim romanlarıydı. Yine Varlık’tan çıkan bir başka Cengiz romanı
ile… Cengiz Aytmatov’un Toprak Ana’sı ile…

Böylece Anadolu dışında da bir biz olduğunu öğreniyorduk. Onların
toprağa olan ünsiyeti ve fakat bizim gibi bağımsız olamayışları kendi
vatanlarında gurbeti yaşamaları, çektikleri ıstıraplar genç dimağımı
Türklük dünyası ile yoğurdu.

Bir Beyit?

YURDUMUN DIŞINDA DA BAŞKA TÜRKLER YAŞARMIŞ

ASIRLARDAN BERİDİR TÜRK KALMAYI BAŞARMIŞ

------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-150521154905 Oraj Poyraz [email protected]
2015/05/21  23:26 4  58  1 undefined [email protected]

 

Halki bir tek insan, bir tek insani butun halk gibi gor.

Montaigne

Su uc sebepten dolayi Arabi sevin:
Ben Arabim.
Kur an Arapcadir ve Cennet ehlinin lisani da Arapcadir.

Taberani, Hakim, Ibni Asakir, Abdurrazzak

Safsata [( Ing:Fallacy), (Osm;Kiyasi-i batil)], bir dusunceyi ortaya
koyarken ya da anlamaya calisirken yapilan yanlis cikarsamalarin
tamamina safsata denir.
Safsatalar, ilk anda gecerli ve ikna edici gibi gozuken ancak yakindan
bakildiginda kendilerini ele veren sahte argumanlardir.
Gunumuz Turkce sinde safsata kelimesi kusurlu akil yurutme anlamini
kaybetmis, yanlis inanc manasinda kullanilir olmustur.
Oysa, safsata, insanin muhakeme yetisinin yanlis yonde kullanimidir ve
cogu kez onyargi, ek$ik bilgi, batil inanclar, duygusallik, yersiz
gondermeler, acelecilik, ozensizlik, genelleme, duygu somurusu, Turkce
yi kotu kullanma gibi sebeplerden kaynaklanir.
---
Tehdit Safsatasi (Argument fro Force Argumentum Ad Baculum) :
Tehdit Safsatasi, bir iddianin kabul edilmesi icin, korkutmak, kizmak,
tehdit etmek, guc kullanmaya kalkismaktan dogan hatali cikarimdir.
Ornek 1:
Dogru soyledigimi dusunmuyorsan, senin kafani kopartacagim!
Ornek 2:
Isini kaybetmek istemiyorsan, sirketin yeni politikasinin iyi oldugunu
kabul etmelisin.
Ornek 3:
Hocam, dersinizden 85 almaya ihtiyacim var.
Bu durumu konusmak icin 1 saat sonra odaniza gelecegim.
Su anda babamin yanina gidiyorum.
Aklima gelmisken, babam fakultenin dekanidir.
Gorusmek uzere.
Guncel Ornek 1:
Erbakan, kendisine itaat etmelerini istedigi FP lilere Uhud savasindan
ornek verdi;
Uhud da peygamberimizi dinlemeyenler bozguna ugradi.
(11.5.2000, Posta) Erbakan kendisine itaat etmeyenlerin itaat etmesini
saglamak icin Uhud Savasinda peygamberimizi dinlemeyenler yuzunden
bozguna ugradigini soyluyor.
Guncel Ornek 2:
Konuyu fazla acmak istemiyorum ama damarima basilirsa hepsini tek tek
aciklarim.
Su anda ozellikle trafik kazalarinin bol oldugu Gelibolu ya ambulans
tahsis edilmesi benim icin en onemlisi...
Gerisini gerekirse tekrar yazarim.
(Ahmet Vardar, 15.8.2000, Sabah)
Yazar Gelibolu ya ambulans tahsis edilmezse bildiklerini aciklayacagini
soyleyerek yetkilileri tehdit ediyor
Guncel Ornek 3:
Yanlis yoldasiniz.
Amaciniz Kadirizmi cokertmekse ikinizin yasinin toplamindan fazla yegeni
vardir Kadir in.
(Pakize Suda, 12.9.2000, Hurriyet)
Yazar, muhataplarinin neden yanlis yolda oldugunu anlatmak yerine Kadir
Inanir in yegen sayisiyla gozdagi vermeye calisiyor.


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/






 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap