*Karınızı baş parmağınızdan daha kalın sopayla dövmeyin!*
<http://globalekonomikmonitor.blogspot.com/2015/05/karnz-bas-parmagnzdan-daha-kaln-sopayla.html>
Çalışma şartlarında iyileştirme isteyen otomotiv sektörü işçileri bir
süredir iş bırakma eylemi içindeler. Konuya işçi açısından, işveren
açısından, ülke ekonomisi açısından, iktidar açısından ya da muhalefet
açısından bakmak pekala mümkün. Her farklı bakış açısının farklı bir
haklı ortaya çıkaracağı açık. Ekonomi karmaşık bir sistem olduğu için bu
tür vakaların belli bir kesin sonuca indirgenmesi oldukça güç. Öyleyse
karar verebilmek için elinize iki seçenek kalıyor: Ya kendi çıkarınıza
olan sonuç haklıdır ya da baş parmak kuralı!
Konu hakkında derinlemesine bilgi sahibi olunamayacağı ve karar almak
için tüm kriterlerin bilinmesinde zorluk olduğu durumlarda baş parmak
kuralı (rule of thumb) devreye girer. Yaklaşık bir hesaplama ve pratik
bir çıkarımla karar alınır. Daha basit söylersek göz kararı karar almak
gerekir. Baş parmak adı da bir zamanlar İngiltere'de uygulanan bir
yasaya dayanır: Karını baş parmağından daha kalın bir sopayla dövme!
Karmaşık ekonomik sistem ve piyasalaşan dünya hakkında karar vermeniz
gerekiyorsa baş parmak kuralı şunu söyler: Haklının değil güçsüzün
yanında olun! Çünkü güçsüz olup da haksız olan birini kolay kolay
göremezsiniz.
Neden mi?
Türkiye'nin ilk büyük profesyonel banka soygunu 1961 yılında
gerçekleştirildi. Elinde Sten marka makinalı tüfeğiyle banka şubesinden
içeri giren Necdet Elmas kasadaki 165 bin lirayı alarak kapıda bekleyen
Chevrolet marka araca binerek hızla uzaklaşır. 12 gün sürecek kovalamaca
başlamıştır. Önce polisler, ardından gazeteciler ve ardından ödülü duyan
herkes kovalamacaya katılır. Hızlı araba kullanan gangsteri yakalamak
kolay değildir. Dönemin Cumhurbaşkanı olaya el koyar. Bir general, yedi
yüz kişilik askeriyle Necdet Elmas'ın peşine düşer. Bu küçük orduya iki
keşif uçağı ve bir de helikopter eşlik etmektedir. Belki de dünya soygun
tarihine geçecek en orantısız kovalamacadır bu. Bir iki araba çalmak
dışında hiçbir suçu olmayan bir adamın peşine takılan küçük bir ordu. 12
gün süren kovalamaca mutlu sonla biter ve Necdet Elmas yakalanır. Peki
ama mini bir orduyu sıradan bir soyguncunun peşine takma kararını
Cumhurbaşkanı neden vermiştir?
Dönemin araştırmacılarına göre Cumhurbaşkanı duyduğu bir sözden dolayı
rahatsız olmuş ve endişeye kapılmıştır. Sonrasında da küçük bir orduyu
Elmas'ın peşine takmıştır. Peki ama ona bu endişeyi yaşatan söz neydi ki?
Bir orduyu sıradan bir soyguncunun peşine takan söz, soygun sırasında
soyguncu Necdet Elmas tarafından söylenmişti. Maaşından arta kalan 450
lirasını bankaya yatırmak için sıra bekleyen müşteriye, /*"Sen ne iş
yaparsın"*/ diye soran Necdet Elmas, /*"İşçiyim"*/ cevabını alınca,
/*"Ben işçinin parasını almam"*/ diyerek paraya dokunmamıştı. İşte,
devletin tepesini korkutan ve orduyu harekete geçiren söz buydu: /*"Ben
işçinin parasını almam."*/
Bir zamanlar bu ülkenin soyguncuları bile işçiye saygı duyan kişilermiş.
Bugün artık dünyada işçiye asgari ücretten öteye değer veren ülke
neredeyse yok gibi.
Eğer hala yaşanan iş bırakma hakkında karar vermekte zorluk
çekiyorsanız, baş parmak kuralı belki size yardım edebilir. Bu kadar
karmaşık bir sistem içinde haklının değil güçsüzün yanında olmak size
bir şey kaybettirmeyecektir. Bir zamanlar bunu bu ülkede soyguncular
bile yapıyordu.
Bugün artık İngilizler gibi birçok gelişmiş ülke bir şeyi çok iyi
anlamış durumda: Karını başparmağından daha kalın bir sopayla neden
dövmemen gerektiğini. Peki biz anlayabildik mi?
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-150521102543 Oraj Poyraz [email protected]
2015/05/21 12:32 4 58 1 undefined [email protected]
Dualariniza dikkat edin, gerceklesebilirler.
EMERSON
...Bir millet, kendini bozmadikca, Allah onlarin hallerini degistirmez..
(Rad, 13/11)
Lutfen bundan sonra Muslumanlardan eza, cefa ceken, basina bir musibet
gelenler aglayip, zirlamasin.
Cunku baslarina gelen her turlu olumsuzluk onlarin Allahin sevgili
kullarindan oldugunu gosteriyor.
Ben demiyorum, hadisler, ayetler boyle soyluyor.
Safsata [( Ing:Fallacy), (Osm;Kiyasi-i batil)], bir dusunceyi ortaya
koyarken ya da anlamaya calisirken yapilan yanlis cikarsamalarin
tamamina safsata denir.
Safsatalar, ilk anda gecerli ve ikna edici gibi gozuken ancak yakindan
bakildiginda kendilerini ele veren sahte argumanlardir.
Gunumuz Turkce sinde safsata kelimesi kusurlu akil yurutme anlamini
kaybetmis, yanlis inanc manasinda kullanilir olmustur.
Oysa, safsata, insanin muhakeme yetisinin yanlis yonde kullanimidir ve
cogu kez onyargi, ek$ik bilgi, batil inanclar, duygusallik, yersiz
gondermeler, acelecilik, ozensizlik, genelleme, duygu somurusu, Turkce
yi kotu kullanma gibi sebeplerden kaynaklanir.
---
Kotu (Temsil Etmiyen Ornek) Orneklem Safsatasi (Unrepresentative Sample) :
Ornek ile butun arasinda bir benzerlik yoktur.
Ornek, temsil ettigi butunden farkli oldugu icin, yapilan cikarim da
hatali olur.
Ornek 1:
Metallica konserinde statta igne dusecek yer yoktu, heavy metal
Turklerin en cok sevdikleri muzik turu.
(Stattaki genclerin Turk gencligini temsil eden bir ornek olduklari
kuskulu).
Ornek 2:
Onumuzdeki secimde ANAP kesin iktidar.
Rize de yaptigim ankette halkin % Safsata [( Ing:Fallacy), (Osm;Kiyasi-i
batil)], bir dusunceyi ortaya koyarken ya da anlamaya calisirken yapilan
yanlis cikarsamalarin tamamina safsata denir.
Safsatalar, ilk anda gecerli ve ikna edici gibi gozuken ancak yakindan
bakildiginda kendilerini ele veren sahte argumanlardir.
Gunumuz Turkce sinde safsata kelimesi kusurlu akil yurutme anlamini
kaybetmis, yanlis inanc manasinda kullanilir olmustur.
Oysa, safsata, insanin muhakeme yetisinin yanlis yonde kullanimidir ve
cogu kez onyargi, ek$ik bilgi, batil inanclar, duygusallik, yersiz
gondermeler, acelecilik, ozensizlik, genelleme, duygu somurusu, Turkce
yi kotu kullanma gibi sebeplerden kaynaklanir.
---
80 i ANAP i tercih etti.
(Rize halki Turkiye nin butununu temsil edemez.)
Guncel Ornek 1:
Defalarca belirttigim Turkiye de en cok taraftari olan kulup Fenerbahce
dir gercegi, gecenlerde yapilan bir anket sonucu resmen aciklanmisti.
Bu ankette Akli basinda olanlarin Sari-Lacivertli kulubu destekledigi,
Galatasaray in ise Yeni yetmeler tarafindan sevildigi ortaya cikmisti.
Iste bu ozellik, Fenerbahceli taraftarlarin daha kaliteli, futboldan
anlayan, sadece galibiyeti degil iyi oyunu da gormek isteyen bir kitle
olusturdugunu ortaya koyuyor.
Bu taraftar kurallari da hakemler kadar bildigini ve yapilan hatalari
aninda tesbit ettigini her firsatta gosteriyor.
Nitekim Istanbulspor macinda Andersson a yapilan penalti pozisyonlarinda
Muhittin Bosat i, Ankara da da Mustafa Culcu yu isliklamalari bunun en
carpici kanitidir.
(Necati Bilgic, 1.9.2000, Fanatik)
Yazar , ankette tespit edilen tiplemeler, sanki Turkiye futbol
severlerine ornek teskil ediyormus gibi bunu butun Turkiye ye uyguluyor.
Guncel Ornek 2:
Bir baska internet anketi nde yine sorulmus:
KHK nin cikmasina taraftar misiniz?
Cevaplar soyle:
Evet: Yuzde 18.6, Hayir: Yuzde 81.4
Bu sonuclar, asagi-yukari;
halkin hukumete olan destegini ya da guvensizligini de gosteriyor.
(Hasan Karakaya, 5.9.2000, Akit)
Yazar internet kullanan belirli bir yas ve mali durumdaki kitlenin , KHK
nin cikmasina taraftar olan halki temsil ettigini iddia ediyor.
Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : [email protected]
Gruba uye olmak icin : [email protected]
Gruptan ayrilmak icin : [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin : [email protected]
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz :
http://orajpoyraz.blogspot.com/
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.