Nihat Genç: Peki o milletvekilleri o subaylar o eşler namussuz muydu?
* Nihat Genç : Peki o milletvekilleri o subaylar o eşler namussuz
muydu?
<mailbox:///Z:/PortableApps/ThunderbirdPortable/Data/profile/Mail/Local%20Folders/Templates?number=5631478#mozTocId187115>
o “MAHREM” / Gizli Belgelerde Türkiye’nin Sırları Ortaya Çıkıyor.
İsim isim… Olay olay…
<mailbox:///Z:/PortableApps/ThunderbirdPortable/Data/profile/Mail/Local%20Folders/Templates?number=5631478#mozTocId860282>
o TÜRK ORDUSUNUN SUBAYLARI DA NAMUSLUDUR
<mailbox:///Z:/PortableApps/ThunderbirdPortable/Data/profile/Mail/Local%20Folders/Templates?number=5631478#mozTocId115579>
o FETHULLAH GÜLEN CEMAATİ'NİN NAMUSU KALDI MI
<mailbox:///Z:/PortableApps/ThunderbirdPortable/Data/profile/Mail/Local%20Folders/Templates?number=5631478#mozTocId652607>
o O KADINLAR DA NAMUSLUDUR
<mailbox:///Z:/PortableApps/ThunderbirdPortable/Data/profile/Mail/Local%20Folders/Templates?number=5631478#mozTocId471523>
o MALATYA KAHRAMANININ HİKAYESİ
<mailbox:///Z:/PortableApps/ThunderbirdPortable/Data/profile/Mail/Local%20Folders/Templates?number=5631478#mozTocId846114>
o NAMUS: YANLIŞ RAFA YERLEŞTİRDİĞİMİZ UCUZ KİTAP
<mailbox:///Z:/PortableApps/ThunderbirdPortable/Data/profile/Mail/Local%20Folders/Templates?number=5631478#mozTocId418926>
o HANGİ AİLENİN NAMUSUNDAN YANAYIZ
<mailbox:///Z:/PortableApps/ThunderbirdPortable/Data/profile/Mail/Local%20Folders/Templates?number=5631478#mozTocId594888>
o TUTTİ FRUTTİ ŞOV
<mailbox:///Z:/PortableApps/ThunderbirdPortable/Data/profile/Mail/Local%20Folders/Templates?number=5631478#mozTocId666569>
o UTANÇ İÇE DÖNÜK ÖFKEDİR
<mailbox:///Z:/PortableApps/ThunderbirdPortable/Data/profile/Mail/Local%20Folders/Templates?number=5631478#mozTocId555447>
o "BİRİLERİ KASET ATSA DA EĞLENSEK" DÜNYASI
<mailbox:///Z:/PortableApps/ThunderbirdPortable/Data/profile/Mail/Local%20Folders/Templates?number=5631478#mozTocId953446>
Bir namusumuz olacaksa, düşen uçakların da namusu var, Roboski’nin de
namusu var, Ali İsmail’in de namusu var, Soma’nın da namusu var. Nihat
Genç yazdı...
*/ “/**/MAHREM”/*/ Gizli Belgelerde Türkiye’nin Sırları Ortaya
Çıkıyor. İsim isim… Olay olay…
14.05.2015
İslam topraklarında çok nadir görülen siyasi bir olay 2007’de
Pakistan’da yaşandı. Pakistan malumunuz anayasası ve toplumu tıka basa
İslami cemaat dolu. Darbeyle işbaşına gelen Pervez Müşerref daha önceki
yolsuzluklar düşünüldüğünde halk tarafından bayağı seviliyordu. Ancak
tuhaf bir şey oldu. Müşerref 2005 yılında o saate kadarki en genç
başsavcıyı atadı: Chaudhry! Chaudhry çok yaman çıktı. Ne İslami bir
tabanı vardı ne cemaati ne sağcıydı ne solcu. Sadece savcıydı. Önüne
gelen dosya ve soruşturmalarda korkusuzca hukukun gereğini yaptı. Fakat
asıl mesele başka bir yerden çıktı, daha büyük bir olay meydana geldi.
Müşerref’in katılacağı seçim öncesi başsavcı Müşerref’e */‘üniformayı
çıkartıp seçime öyle gireceksin!’/* dedi.
Kıyamet koptu, Müşerref gözdağı verdi, olmadı, etrafına üniformalıları
toplayıp başsavcıyı çağırdı, ikna edemedi.
Ve asıl büyük olay bu toplantı sonrası yaşandı, başsavcı toplantı
sonrası kendisine tahsis edilen resmi araçla dönmesi gerekiyordu, resmi
aracı reddetti. Bu sefer polisler başsavcıyı saçlarından çekerek zorla
arabaya bindirmeye kalktı…
İşte */‘saçlarından çekilmiş bu görüntü’/* medyaya yansıdı.
Avukat ve hakimlerin Pakistan toplumunda tabanı yoktu İslami karşılığı
yoktu cemaatleri kitleleri yoktu partileri yoktu, buna rağmen
yüzbinlerce avukat yollara düştü gösteriye başladı.
Medyada dönüp duran saçlarından çekilme görüntüsü ve avukatların
direnişi zaman içinde popülaritesi olan Müşerref’in sonunu hazırladı.
Bu hadiseden hangi dersleri çıkartmalıyız!
1. Medyanın görevi.
2. Halk desteği tabanı karşılığı var yok demeden avukatların direnişi.
Gelelim meşhur */‘namus’/* davasına…
TÜRK ORDUSUNUN SUBAYLARI DA NAMUSLUDUR
Türkiye’nin en üst düzey komutanları fuhuş ve casuslukla
suçlandıklarında Türkiye’nin bir cumhurbaşkanı ve tıka basa dolu meclisi
vardı.
1. Cumhurbaşkanı ve meclisi, Türk ordusu ve subaylarına karşı bu ağır
namussuzluk ajanlık iddiaları karşısında ne yaptılar?
2. Türk medyası, Türk ordusu ve subaylarına karşı bu ağır namussuzluk
ajanlık iddiaları karşısında ne yaptılar?
Üç yüz yüksek rütbeli subayın aşağılanarak */‘sığır sürüsü gibi’/*
mahkeme edildiğine bu gözlerle şahit oldum.
İlk sorum şuydu, burada neden bir gazeteci yok.
Gelmiş geçmiş tarihlerin en büyük mahkemesi oluyor ve tek bir gazeteci yok.
Tek bir gazeteci olsaydı orada ne manzaralar görecekti?
Hava kara deniz kuvvetlerinin en yüksek komutanlarının maruz kaldığı ne
aşağılık utanç dolu sahneler çekecekti.
Ve bizim avukatlarımız en az Pakistanlı avukatlar kadar dişli ve
mücadeleci çıktı, ancak bu avukatların yanında */‘basın’/* yoktu, bu
avukatların derdini halka anlatacak mahkeme salonunda çekilmiş o feci
görüntüler hiç yoktu.
Meral Akşener namuslu bir kadındır ve namusu hepimizin namusudur, ancak
Türk ordusunun subayları da namuslu insanlardı, Meral Akşener sıradan
biri değil Meclis Başkanı’dır ve partisi ses getirecek büyüklükte bir
partidir, Türk ordusunun subayları sığır sürüsü gibi yargılanırken
*/‘namus’/* davası avukatlarımız dışında kimsenin dıngılında olmamıştır
ve bu sessiz süreç yedi yıl sürmüştür.
FETHULLAH GÜLEN CEMAATİ'NİN NAMUSU KALDI MI
Çok verdiğim bir misaldir, modern toplumun sorumlulukları bir uçak’a
benzer, bir uçakta pilot motordan daha önemlidir ya da pilot sıkılmamış
vidadan daha önemlidir kimse diyemez, uçağın bütün parçalarının
sorumluluğu birbirine denktir, biri olmazsa diğeri olmaz, yani uçak’ın
*/‘namus hiyerarşisi’/* yoktur, bütün parçaların namusu eşittir.
Tam anlamıyla İslamcı cemaatcilerin kontrolündeki Pakistan’da
*/‘avukatlar’/* halk başkanı çok seviyor demeden, oy demeden, halk ne
der, demeden sokaklarda direndi.
Bir namusumuz olacaksa, düşen uçakların da namusu var, Roboski’nin de
namusu var, Ali İsmail’in de namusu var, Soma’nın da namusu var.
Bir toplum onun namusu bunun namusuna bölünemez, yazar çizer medya ve
siyasiler için, namus hepimizin namusudur, bunun adına: */‘sorumluluk’/*
denir.
Ancak sessiz kalıp sorumluluk taşımayan insanların */‘namusundan’/* söz
edemeyiz.
Söyler misiniz bugün Cumhuriyet ve Halk Partisi cemaat TV’lerinde neyin
namusunun peşine düşüyor. Fethullah Gülen’in cemaatinin bir namusu kaldı
mı?
Cemaatçi denilen hakim ve savcılara karşı yapılanlar yasa hükmünce
hukuki değil, ancak verilecek savaş hukuki bir savaş olmalı, aynı hukuk
hükmünden yürüyerek hem hakim ve savcılara yapılanların hukuk dışılığını
seslendirecek hem de çıktığınız cemaat TV’de cemaatin hukuksuzluklarını
yüzüne karşı söylemek zorundasınız.
Cemaat TV’ye çıkan CHP’li ve MHP’lilerin önce Baykal’ın ve MHP’lilerin
kasetlerini yüzlerine vurmaları gerekir, bu kasetleri o TV’lerde
sormaları sorgulamaları gerekir, ama değil. Bir MHP’li milletvekili
adayı genç adam cemaat TV’ye çıkıyor ve kendi partisine yapılan kaset
operasyonunu sormuyor, artık bu MHP’linin namusundan söz edebilir miyiz?
Bir değerli milletvekili kadına yapılan */‘namussuzluk’/* iftirası kabul
edilir yenilir yutulur bir şey değil, hukuk toplum sorumlular mutlaka
gereğini yapmalı, ancak bir kadına yapılan bu namussuzlukla bütün
namussuzluklarını temizleyip namus kahramanlığına soyunanlara karşı da
*/‘namuslu’/* olmak zorundayız.
O KADINLAR DA NAMUSLUDUR
Türk Ordusunun yüksek subaylarının namuslu eşleri vardiya bizde
platformuyla meydanlara indi yıllarca sessiz çığlık eylemleri yaptılar,
üçyüz eylemin en az ikiyüzünde oradaydım, kocaları fuhuş ve casuslukla
suçlanan bu kadınların da namusları namustu ve o eylemlere el veren
destek olan sahip çıkan namusluları da bir bir tanıyoruz.
Bu kasetler neyin nesi kim icad ediyor kim sürüyor piyasaya, bu soruyu
en iyi sorgulayacak olan medyadır.
Ama en çok namus davası bize gelmeden başkalarının namusuna da sahip
çıkacak namuslu insanların özlemini çekiyoruz.
Gazetecilik artık bilimsel bir meslektir, iletişim çağında artık onun
namusu bunun namusu diye namus tasnifleri namus hiyerarşileri yapmak
yeni bir */‘imtiyazlı’/* sınıf yaratmak demektir.
Hukuk vatan bütün yurttaşların namusudur…
MALATYA KAHRAMANININ HİKAYESİ
Çok anlatılan çok bilindik bir tarihi fıkradır, meşhur Malatya Kahramanı.
Eskiden kervanlar eşkiyadan korunmak için yanlarına koruyucu güvenlikçi
babayiğit insanları kervanı korumak için parayla tutarlardı.
Ünlü bir Malatya Kahramanı varmış onu tutmuşlar.
Sonra yolda kervanı eşkıya basmış.
Basmış ama bizim Malatya Kahramanı yerinden kımıldamıyor oralı değil.
Eşkıya bütün erzağı altınları almış, bizim Malatyalı oralı değil.
Eşkıya sonunda kadınların kızların ırzına geçmeye başlamış…
Bizim Malatyalı yine oralı değil.
Kervandakiler ağlaya sızlaya Malatya Kahramanına yalvarmışlar, yahu
ırzımız namusumuz elden gidiyor, kalksana eşkiyaya karşı bir karşı
dursana, Malatya Kahramanı hala oralı değil ve bu feci işler olurken
Malatya Kahramanı çubuğunu takıp sigarasını tüttürmeye başlamış.
Derken eşkıya Malatya Kahramanının yanına gelmiş.
Kim bu adam, demişler, kervancılar ezile büzüle, bunu sizden bizi
korusun diye tutmuştuk, dediler.
Eşkıya gülmüş ve Malatya Kahramanıyla dalgasını geçmek için Malatya
Kahramanının şapkasını alıp eğlenmişler, Malatya Kahramanında ses yok.
Eşkıya bu sefer Malatya Kahramanını aşağılayarak tekmelemiş, Malatya
Kahramanından yine ses yok.
Eşkıya bu sefer Malatya Kahramanının sigarasına şöyle bir fiske atmış…
Sigarasına dokunulunca.
Yer yerinden oynar. Malatya Kahramanı doğrulur ve bütün eşkiyayı tekme
tokat döverek temizler.
Tarihe ders bir fıkra işte.
NAMUS: YANLIŞ RAFA YERLEŞTİRDİĞİMİZ UCUZ KİTAP
Emniyetimiz polisimiz ortadan kaldırıldı ses yok.
Askerimiz ortadan kaldırıldı ses yok.
Hukukumuz hakimlerimiz bir cemaat tarafından ele geçirildi ses yok.
Kasetler havada uçuşuyor partiler liderler paramparça ses yok.
İşte böyle böyle galiba */‘namus’/* YANLIŞ RAFA YERLEŞTİRDİĞİMİZ ucuz
bir kitap haline geldi.
HANGİ AİLENİN NAMUSUNDAN YANAYIZ
Tabii namusumuzun yanlış rafa yerleştirilmesinin tarihi sebepleri
uzundur, mesela ben Türküm derim ama öpüşmeyi ilk kez bir Amerikan
filminden öğrendim.
Tabii en iyi öpüşme ilk siyasi aşkınıza bağlıdır, herkes önce ilk aşkım
kimdi diye sormalı kendine, kuşkumuz yok cemaatin ilk aşkı Amerika,
kuşkumuz yok Irak’ta Müslümanların üstüne bombalar düşerken yeni
iktidara gelmiş AKP’nin ilk aşkı da Amerika’ydı.
Cemaat ülkeyi bir şeyhle yönetmeye başladı.
AKP ülkede artık tam anlamıyla bir mafya ailesi tarzıyla egemenlik kuruyor.
Artık iktidardaki bir */‘aileden’/* söz etmeye başlıyoruz.
Yani artık hukuktan toplumdan anayasadan haklardan değil bir
*/‘aileden’/* söz ediyoruz.
Bir düşünün AKP cemaate karşı ne zaman harekete geçti?
Cemaat Tayyip Erdoğan’ın mahrem yatak odasına böcek koyduğunda.
Yani bu büyük cemaat-AKP ittifakı bile kişisel */‘namustan’/* çatlayıp
bölündü.
Bu ailenin namusu bizim namusumuz mu ya da hangi ailenin namusundan
yanayız, Cumhuriyet ve CHP için çok zor bir soru!
TUTTİ FRUTTİ ŞOV
Bakın kardeşlerim, hem Gürcistan’da eski komünist yönetici Şevardnadze
hem Pakistan’da Müşerref medya özgürlüklerinin önünü açıp TV’leri
serbest bıraktı, serbest kalan özgür TV’lerin ilk işi de hem Şevardnadze
hem de Müşerref’in işini bitirdi….
Bizde de 90’lı yıllarda özel TV’leri Özal’ın korsancılığa izin vermesine
borçluyuz.
Ancak bizde yeni açılan TV’ler özgürlüklerini nasıl kullandı?
İşte yine */‘namus’/* davasına geldik, ülkemizde ilk açılan özel
TV’lerin ilk büyük siyasi sosyal savaşı bir geceyarısı erotik şovu
olarak tutti frutti şov ve yılbaşında dansöz çıksın mı çıkmasın mı oldu.
Özel TV’lerimiz */‘halkımıza özgürlük’/*ü erotik şov ve dansöz
tartışmasıyla çok ilginç ve acil(!) bir */‘özgürlükten’/* kapıyı açıp
sonra etnik ve mezhep özgürlüğünden çıktılar.
Oysa ülkemiz halen */‘sansür’/* hapsinden çıkamadı.
Bir ülkede artık asayiş için */‘sıkıyönetim’/*e ihtiyaç yok, sıkıyönetim
artık */‘ekranlarda’/*.
Medya liberallerimiz ve İslamcılarımız sayesinde on yıldır */‘gerçeği
dönüştürme’/* aracı olarak kullanıldı ve başaramadılar…
Orta-Doğu topraklarının artık en şanslı insanları ekranlarımızdaki
liberaller ve dinciler*/‘havaya ateş eden mutlu sakallı İslamcı
savaşçılar’/* her yerdeler.
Paragöz siyasileri hocaları bilirdik ama mercedesgöz Diyanetçilerimiz’le
elhamdüllah tanışmıştık olduk, Diyanet fetva makamıdır Mercedes caiz
midir değil midir kendi fetvasını kendisi versin, bu da olmadı, Tayyip
Bey Diyanet’e mercedes’i uygun görerek tarihlerimizde ilk defa Diyanet’e
karşı Diyanet’e rağmen fetva verdi. Yani bir güçlük çıkınca
*/‘başkanlık’/* makamımız anında fetva makamına da dönüşebiliyor.
Şaşırmayın, dünya denilen yer kürede, müziği hayatında ilk defa 15
yaşında duyan insanların yaşadığı ülke Afganistan’dı, çünkü gazete radyo
yasaktı, yirmi yaşına kadar TV seyretmemiş müzik dinlememiş insanlar vardı…
Müziksiz oyunsuz hayalsiz bu kudurmuş cemaat ve İslamcı kitlelere karşı
muhaliflerin yaptığı reklam propaganda filmlerine bakınca düşündüm…
Irak’ta atom bombasından büyük bombalar atılırken hala dolabın içine
girip kurtulabileceklerini sanan çaresizler gibi, hala içimizde bu
hayatsız canavarlara karşı */‘dolaba’/* saklanır kurtulurum diye
düşünenlerin sayısı Irak’tan fazla.
UTANÇ İÇE DÖNÜK ÖFKEDİR
Kardeşlerim, Marks’ın lafıdır, */‘utanç içe dönük öfkedir, insanların
utanç duymasını sağlarsanız sıçramaya hazır aslanlara benzerler…’/*
Muhalif propaganda */‘müslümanın müslümana öldürüldüğünden’/* hiç söz
etmiyor, muhalif demeçler cemaatin casusluğundan hiç bahsetmiyorlar,
muhalif partiler */‘hırsızlıkları’/* reklam afişlerinde reklam
filmlerinde başrolde oynatmıyorlar, varsa yoksa mazot ikramiye maaş.
Bunlar da olsun ama dayanışmacı ve komün yaşayan ve adanmış ve yeminli
kitleleri sarsacak tek propaganda türü bu insanların utanç duygularına
seslenmektir. Nihayetinde insandır. Hırsızlık. Müslümanın müslümanı
öldürme görüntüleri. Her insan evladını biz ne yapıyoruz muhasebesenin
iç öfkesine sürükler. Muhalefetin koç başıyla kırması gereken kapı
adanmış kitlelerin utançlarına insanlıklarına seslenmektir. Muhasarayı
ancak kendilerini sorgulayacak soruları hesaplaşma psikolojisini
çoğaltarak yapabilirsiniz…
Yoksa mafya aile tarzı bir iktidarı indirmek hiç kolay değildir,
Mübarek’i indirmek Tahrir göstericilerinden tam sekiz binin canına mal
oldu.
Ahlak’ı dini dürüstlüğü değil */‘didişmeyi mücadele sanıp’/* ve sadece
bu didişme adrenalini kaybetmekten korkanlara karşı verilecek mantıklı
bir savaş yoktur.
7 Haziran’da kim kazanır değil kazanamayanlar ne olacak?
Seçimden sonra gizlenmiş canavarlar serbest kalırsa ne olacak?
Şimdilik seçim arefesinde alaycı dalgacı seyreden gençlik’in seçim
sonrası umutsuzlukla yeniden kızgınlığa evrilebileceği ve bu hesabı
bekleyenler çoktur.
Belki de kızgınlık ve öfkesi hayalkırıklığıyla bütünleşecek kitlelerin
ne tür iç savaş canavarı olarak sahneleneceği şimdiden bir yerlerde
hazırlanıyordur.
*/"BİRİLERİ KASET ATSA DA EĞLENSEK"/*DÜNYASI
Ve şu halimize bakın Amerika cemaat ve casusların ortaya attığı
kasetlerle medya olarak ve hukuki olarak hesaplaşacağımıza bu
kasetlerden sanki */‘keyif’/* almaya başladık. Birileri ortaya kaset
atsa da eğlensek diyecek herkesin namusunu otopsi masasına yatıracak
kıvama geldik.
Neden?
Afganistan’da kırk yıl savaş var ama Afganistan’da gerçekte ne olup
bittiğini bilmeyen yüzbinlerce insan var hala, çünkü radyo ve TV’siz
yirmi yıl yaşadılar.
Biz Afganistan değiliz ama gerçekte ne yaşanıyor bilen bir halkımız var mı?
Yenilmez bir akıl gücü ve kitlesel bilgelik için halkımızda
yurttaşlığını pekiştirecek konuşma propaganda yapan kaldı mı?
Kardeşlerim, öpüşme anında beynimiz değişir, çünkü öpüşme anında beyin,
aldığı tat koku sinyallerini mutlulukla onaylayıp kayıt eder ve bir daha
talep eder.
Tecavüze uğrama anı da böyledir, tecavüz edilen kişi sadece tecavüze
uğramış olmaz, beyni değiştirir, psikolojik travmalardan bir ömür
kurtulamaz, çünkü beyin tecavüze kendi iradesinden bağımsız olumlu yanıt
veren vajinal kasların utancı ve suçluluğundan kurtulamaz.
Son yedi yılda toplum hukuk aile namus vatan yurttaşlık tecavüze uğramış
ve daha kötüsü kredi kartlarımızın huzuru için bu tecavüze olumlu cevap
veren kaslarımızın suçluluğunu hiç dert etmiyoruz.
Ve muhalefet seçmenlere karşı, tecavüz edene ya da suçluluk
psikolojisine değil, gayri iradi kaslara konuşmayı marifet sanıyor!
Yani kredi borcunu kaldıracağım fazladan maaş vereceğim diyor.
Psikoterapide psikiyatrist hastasının gayri iradi kaslarını olumlamaz
hastasının beynine konuşur. Devrimi değişimi beyninde yapar.
Psikoterapide böyle konuşan psikiyatrist meslekten atılır çünkü hastayı
yeni ve bir daha kendi tecavüzüne hazırlıyor demektir.
Nihat Genç
Odatv.com
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-150514151043 Oraj Poyraz [email protected]
2015/05/15 00:01 1 39 1 undefined [email protected]
Insanlarda kapitalizmin dayanagi olan korkunc istah varken , sosyalist
toplumu kurmak gercekten cok buyuk bir istir...
Che Guevera
Arapca Kur an
ZUHRUF 3.biz, anlayip dusunmeniz icin onu arapca bir Kur an kildik.
FUSSILLET 44.eger biz onu, yabanci dilden bir Kur an kilsaydik,
diyeceklerdi ki: ayetleri tafsilatli sekilde aciklanmali degil miydi?
Arab a yabanci dilden (kitap) olur mu?
De ki: o, inananlar icin dogru yolu gosteren bir kilavuzdur ve sifadir.
Inanmayanlara gelince, onlarin kulaklarinda bir agirlik vardir ve Kur an
onlara kapalidir.(sanki) onlara uzak bir yerden bagiriliyor (da Kur an
da ne soylendigini anlamiyorlar.)
IBRAHIM 4.(Allah in emirlerini) onlara iyice aciklasin diye her
peygamberi yalniz kendi kavminin diliyle gonderdik.
Artik Allah diledigini saptirir, diledigini de dogru yola iletir.
Cunku o, guc ve hikmet sahibidir.
YUSUF 2.anlayasiniz diye biz onu arapca bir Kur an olarak indirdik.
SURA 7.sehirlerin anasi (olan mekke de) ve onun cevresinde bulunanlari
uyarman ve asla suphe olmayan toplanma gunuyle onlari korkutman icin,
sana boyle arapca bir Kur an vahyettik.(insanlarin) bir bolumu cennette,
bir bolumu de cilgin alevli cehennemdedir.
EN AM 92.bu (Kur an), ummu l-kura (mekke) ve cevresindekileri uyarman
icin sana indirdigimiz ve kendinden oncekileri dogrulayici mubarek bir
kitaptir.
Ahirete inananlar buna da inanirlar ve onlar namazlarini hakkiyla
kilmaya devam ederler.
Biz Spinoza nin izleyicileri, Tanri yi, butun varolanlarin harika duzeni
ve yasaliligi ve insanda ve hayvanda kendini ortaya cikardigi olcue onun
ruhu icinde goruruz.
We followers of Spinoza see out God in the wonderful order and
lawfulness of all that exists and in its soul as it reveals itself in
man and animal.
>From a letter to Eduard Busching, Oct.25, 1929, Einstein Archive, reel
33-275, quoted in Jammer, p.51:
(Bu goruslerinden dolayi Einstein in Panteist oldugu sonucu
cikarilabilirse de, bir sonraki gorusunde de agnostiklige yakin oldugunu
belirttigini gorecegiz)
Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : [email protected]
Gruba uye olmak icin : [email protected]
Gruptan ayrilmak icin : [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin : [email protected]
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz :
http://orajpoyraz.blogspot.com/
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.