Şaka değil, lema yani parıltı.
Said-i kürdi‘nin zihninin parıltıları.
Nur ise başka, o Allahın kutlu ışığı.
Yani bir tarafta Allahın kutlu ışığı var, diğer tarafta Said-i Kürdinin
kutlu parıltıları.
O derece yani.

Okuyun, anlayın bakalım siz nurculurın gördüğü o gizemli bilgiyi, ilahi
sırrı, bütün soruların cevabını, Kur‘anın tamamlayıcısını anlayabilecek
misiniz?
Çok zor olmamalı, yanında sözlük de vermişler.

Ortaokul‘da Divan Şiiri, Türk Sanat Müziği, Tasavvuf  Edebiyatı
konularına kafası bir türlü basmayan okuma ve öğrenme özürlüler için ne
kadar zorlu bir imtihan, ne gizemler, ne sırlarla dolu değil mi?

Türkçe var, Farsça, Arapça var.
Hatta Osmanlıca dediğimiz eski Türkçe de var.
Bunların hepsinin iyisi var, kötüsü var.
İşte aşağıda gördüğünüz metin sizin için kötü Osmanlıca neymiş, nasıl
olurmuş işte onun örneği olsun.

Oraj POYRAZ([email protected] / [email protected])           
L2fSIJNoA0xfSNxA    
------------------------------------------------------------------------
***

  _LEM’ALAR DERSLERİ_**_23.6.YİRMİALTINCI LEM’A(DEVAMI)_**_İHTİYARLAR
LEM’ASI(DEVAMI)_*

*_BEŞİNCİ RİCA_*

Bir zaman, ihtiyarlığımın mebdeinde, bir inzivâ arzusuyla, İstanbul’un
Boğaz tarafındaki Yûşâ Tepesinde, yalnızlıkla ruhum bir istirahat aradı.
Birgün o yüksek tepede, daire-i ufka, etrafa baktım. Gayet hazîn ve
rikkatli bir levha-i zeval ve firâkı, ihtiyarlığın ihtarıyla gördüm.
Şecere-i ömrümün kırk beşinci senesi olan kırk beşinci dalındaki yüksek
makamından, tâ hayatımın aşağı tabakalarına nazar gezdirdim. Gördüm ki,
o aşağıda, herbir dalında, herbir senenin zarfında sevdiklerimden ve
alâkadarlarımdan ve tanıştıklarımdan hadsiz cenazeler var. Ve o firak ve
iftiraktan gelen gayet rikkatli bir mânevî teessürat içinde, Fuzûlî-i
Bağdâdî gibi mufarakat eden dostları düşünerek enîn edip,

Vaslını yâd eyledikçe ağlarım,

Tâ nefes var ise kuru cismimde feryad eylerim


diyerek bir teselli, bir nur, bir rica kapısını aradım. Birden, âhirete
iman nuru imdada yetişti; hiç sönmez bir nur, hiç kırılmaz bir rica verdi.
Evet, ey benim gibi ihtiyar kardeşler ve ihtiyare hemşireler! Madem
âhiret var ve madem bâkidir ve madem dünyadan daha güzeldir. Ve madem
bizi yaratan Zat hem Hakîm, hem Rahîmdir. İhtiyarlıktan şekvâ ve teessüf
etmemeliyiz. Bilâkis, ihtiyarlık, iman ile ibadet içinde sinn-i kemâle
gelip, vazife-i hayattan terhis ve âlem-i rahmete istirahat için gitmeye
bir alâmet olduğu cihetle, ondan memnun olmalıyız.

 

        

*_Lügatler : _*

*âhiret* : öteki dünya, öldükten sonraki sonsuz hayat
*alâkadar* : alakalı, ilgili
*alâmet* : belirti, işaret
*âlem-i rahmet* : Allah’ın sonsuz rahmetin yaşanacağı âlem
*bâki* : devamlı olan, sonsuz
*bilâkis* : tersine
*cânib* : taraf, yön
*cihet* : taraf, yön
*daire-i ufuk* : ufuk dairesi
*devâ* : ilaç
*ebedî* : sonsuz
*enîn etmek* : inlemek
*ferman* : emirlerin yazılı olduğu şey
*feryad eylemek* : bağırıp çağırmak
*firak* : ayrılık
*Fuzûlî-i Bağdâdî* :
*hadsiz* : sayısız
*Hakîm* : herşeyi belirli maksat ve faydalara uygun ve tam yerli yerinde
yaratan, hikmet sahibi Allah
*hazîn* : hüzünlü, acıklı
*hemşire* : kız kardeş
*iftirak* : ayrılma
*ihata-i rahmet* : rahmetin kuşatıcılığı
*ihtar* : hatırlatma
*ihtiyare* : yaşlı kadın
*inzivâ* : yalnız başına bir yere çekilip dünya işleriyle uğraşmama
*istirahat* : dinlenme, rahatlama
*kelâm* : ifade, söz
*levha-i zeval ve firak* : her şeyin yok olup ayrıldığını gösteren tablo
*maden-i rahmet* : rahmet kaynağı
*makam* : konum, yer
*mebde* : başlangıç
*mufarakat* : ayrılık
*nazar gezdirmek* : göz gezdirmek
*Rahîm* : rahmeti herşeyi kuşatan, her bir varlığa ayrı ayrı şefkatini
gösteren Allah
*rica* : ümit
*rikkatli* : dokunaklı, acıklı
*sinn-i kemâl* : olgunluk yaşı
*şecere-i ömür* : ömür ağacı
*şekvâ* : şikâyet
*teessüf etme* : üzülme
*teessürat* : üzüntüler
*terhis* : görevi tamamlayıp ayrılma
*teslim* : her şeyiyle Allah’a bağlanma
*vasıl* : ulaşma, kavuşma
*vazife-i hayat* : hayat görevi
*yâd eylemek* : anmak, hatırlamak
*ye’s* : ümitsizlik
*zarfında* : içinde
*ziya* : ışık
*zulmet* : karanlık

------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-150414114237 Oraj Poyraz [email protected]
2015/04/14  12:56 4  58  1 undefined [email protected]

 

Hicbir millet aynen diger bir milletin taklitcisi olmamalidir.
Cunku bir millet, ne taklit ettigi milletin ayni olabilir, ne de kendi
milliyetciligi icinde kalabilir.

K.Ataturk

Cabir bin Abdullah ( Radiyallahu Anh ) soyle dedi :
Bayram gunu Rasulullah ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem ) ile namazda
beraberdim. Hutbe okumadan once ezansiz ve kametsiz namaza basladi.
Sonra Bilal ( Radiyallahu Anh ) a yaslanarak ayak ustu durup Allah a
karsi takvali olmaya , ona itaatli olmaya tesvik ederek halka vaaz ve
nasihatte bulundu. Sonra kadinlarin oldugu yere geldi. Onlara da vaaz ve
nasihat etti ve :
Sadaka verin , zira siz kadinlarin cogu cehennem kutugudur buyurdu.
Kadinlarin en hayirlilarindan yanaklari kirmizi olan bir kadin ayaga
kalkip :
− Ya Rasulallah ,nicin dedi. Rasulullah ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem ):
− Cunku siz halinizden cok $ikayet eder , kocalarinizin ihsanina karsi
nankorluk edersiniz buyurdu. Bunun uzerine kadinlar kendi ziynet
esyalarini tasadduk etmeye basladilar. Bilal ( Radiyallahu Anh ) in
elbisesinin icine kupelerini ve yuzuklerini atiyorlardi.

( Muslim - Ahmed )
Cehennemle ilgili hadis. Sahihmis bilenler denetlesin.

Aliskanlik

Bir koylu kadin, bir danayi dogar dogmaz kucagina alip sevmis, sonra da
bunu adet edinmis, her gun danayi kucagina alip tasirmis; sonunda buna o
kadar alismis ki dana buyuyup koskoca okuz oldugu zaman, onu yine
kucaginda tasiyabilmis. Bu hikayeyi kim uydurduysa, aliskanligin ne
buyuk bir guc oldugunu cok iyi anlatmis olacak. Gercekten aliskanlik pek
yaman bir hocadir ve hic sakasi yoktur. Yavas yavas, sinsi sinsi icimize
ilk adimini atar; baslangicta kuzu gibi sevimli, alcak gonulludur ama,
zamanla, oraya yerlesip koklesti mi, oyle azili, oyle amansiz bir yuz
takinir ki kendisine, gozlerimizi bile kaldirmaya izin vermez... Bence
en buyuk kotuluklerimiz, kucuk yasimizda belirmeye baslar ve asil
egitimimiz bizi emzirip buyutenlerin elindedir. Cocuk bir tavugun
boynunu $ikar, kediyi, kopegi oyuncak edip yara bere icinde birakir;
anasi da ona bakip eglenir. Kimi baba da, oglunun savunmasiz bir
koyluyu, bir usagi olduresiye dovdugunu, bir arkadasini kurnazca ve
kahpece aldattigini gordugu zaman, bunu yigitlik belirtisi sayarak
sevinir. Oysa bunlar zalimligin, zorbaligin, donekligin asil tohumlari,
kokleridir; cocukta filizlenirler, sonra aliskanligin kucaginda,
alabildigine buyuyup gelisirler. Bu kotu yontemeleri yasin kucuklugune
ve isin onemsizligine bakarak hos gormek tehlikeli bir egitim yoludur.
Once su bakimdan ki, cocukta doga egemendir ve doga asil yeni tomurcuk
salarken katiksiz ve gurbuzdur; sonra da, hirsizligin cirkinligi,
calinan seye gore degismez ki: Ha altin calmissin, ha bir igne.
diyenlere benim diyecegim sudur: Kendimiz sandigimizdan cok daha
zenginiz; ama bizi ordan burdan alarak, dilenerek yasamaya
alistirmislar: Kendimizden cok baskalarindan yararlanmaya zorlamislar bizi.

Michel de Montaigne : Denemeler


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/






 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap