TANRI'NIN VARLIGI <http://cukko.net63.net/tanrinin-varligi.html>

  * TANRI'NIN VARLIGI <#mozTocId506138>
      o Kozmolojik Arguman <#mozTocId230202>
      o Ontolojik arguman (varlik kaniti) <#mozTocId619096>
      o Teleolojik arguman (dizayn argumani) <#mozTocId450379>
      o Ahlak Argumani <#mozTocId477377>
      o Transendental Arguman <#mozTocId355712>
      o Cogunluk Argumani <#mozTocId682854>
      o Mukemmellik Argumani <#mozTocId722091>
      o Sonsuzluk Argumani <#mozTocId233512>
      o Tanik Argumani (dinsel tecrube, ya da mucize argumani)
        <#mozTocId417470>
      o "Ya Varsa" argumani <#mozTocId693479>

Tarih: 17.08.2007 Saat: 14:15 Gönderen: mantik

Bu yazida, Tanri'nin varligina dair teistler tarafindan getirilen
cesitli argumanlara deginecegiz.

Tanri'nin varligina dair sunulan belli basli argumanlar sunlardir:

_1) Kozmolojik arguman:_ Bu argumana gore, Tanri bastan varolmalidir ki,
evreni baslatan bir ilk sebep olabilsin.

_2) Ontolojik arguman (varlik argumani):_Bu aslinda bir argumanlar
grubunun genel adidir. Burada genellikle kendisinden daha buyugu
tahayyul edilemeyecek kavramlar konu edilir ve Tanri /*"en buyuk"*/,
/*"en yuce"*/, /*"en yetkin"*/, ya da /*"varolmamasi mumkun
olmayacak"*/, vs. bir kavram olarak tanimlanir. Bu tanimlardan mantiksal
cikarsama yapilarak Tanri'nin varoldugu iddia edilir.
/*"Varlik"*/kavraminin kendisinin Tanri'nin varliginin bir delili oldugu
soylenir ve Tanri genellikle /*"Varolmamasi mumkun olmayan"*/bir varlik
olarak tanimlanmaya calisilir.

_3) Teleolojik arguman (dizayn argumani):_ Dogada dizayn oldugu fikrine
dayanan argumanlarin genel adidir.

_4) Ahlak argumani:_ Iyi ve kotu kavramlari ve genel olarak ahlakin
Tanri olmadan tanimlanamayacagini savunur.

_5) Transendental arguman:_ Bu argumana gore, mantik, bilim ve ahlak
gibi seyler Tanri olmadigi takdirde anlasilamazlar.

_6) Cogunluk argumani:_ Dunyanin dort bir yaninda insanlar caglar
boyunca Tanri'nin varligina inandilar. Bu yuzden Tanri'nin varolmamasi
pek ihtimal dahilinde degildir diyen arguman.

_7) Antropolojik arguman (mukemmellik argumani):_ Zihnimizdeki
mukemmellik kavraminin mumkun olmasinin ancak ve ancak boyle bir
mukemmelligin (Tanri'nin) varolmasi durumunda mumkun olacagini ifade
eden arguman.

_8) Sonsuzluk argumani:_ Tanri'yi mutlak sonsuz olarak tanimlar ve
varolmasi gerektigini iddia eder.

_9) Tanik argumani (dinsel tecrube, ya da mucize argumani):_ Dinsel veya
mucizevi tecrubelere dayanan argumanlar.

_10) Dinsel kisi ve kaynaklara dayali arguman:_ Ornegin Muhammed'in
hayatini veya kurani ornek gostererek, bunlarin mevcut dinin
gecerliligine ve guvenilirligine isaret ettigini, dolayisiyla, bu dine
ait temel kavramlarin (Tanri'nin varligi gibi) dogru olmasi gerektigini
iddia eden arguman.

_11) "Ya Varsa" argumani:_Tanri yoksa benim kaybedecegim birsey yok, ama
varsa inancsiz birinin kaybedecegi cok sey vardir diyen ve buna
dayanarak Tanri'nin varliginin kabul edilmesi gerektigini soyleyen arguman.

Burada listelenenler disinda bir Tanri argumani varsa bile cok nadir
rastlanan ve dile getirenin bile cok guclu gormedigi bir arguman olsa
gerektir. Zaten bu liste, karsilasacaginiz Tanri delillerinin %99'unu
kapsayacaktir.

Bu argumanlarin pek coguna sadece kisaca deginmek kafi olacaktir. Cunku
bunlarin cogu zaten dile getirenlerin bile cok ciddiye almadigi
argumanlardir. Bu listede sadece ilk 3 arguman inanirlarin israrla dile
getirdigi ve Tanri'nin varligini kanitladigini dusundukleri onemli
argumanlardir. Diger argumanlar, bir bakima, bu ilk uc argumana bakarak
Tanri'nin varligina ikna olmus bir zihnin inancini daha da pekistirmek
icin kullanilan yan argumanlardir denebilir.

Bu listedeki argumanlar uzerinde konusmayi bitirdigimizde, ilk 3
argumanin bile ne kadar curuk oldugunu gorecek (ki digerlerinin cogu
zaten ciddiye bile alinmayacak argumanlardir) ve inanir biri bile
olsaniz, buyuk ihtimalle inancin akil, mantik ve kanit isinden cok,
duygu, kalp, iman ve gonul gozu isi oldugunu dusunmeye baslayacaksiniz.


    Kozmolojik Arguman

Bu argumana bazen /*"ilk sebep"*/argumani da denir.

En basit sekliyle arguman soyle ifade edilebilir:

1. Bazi seylerin sebebi vardir.

2. Hicbirsey kendi kendisinin sebebi olamaz.

3. Oyleyse, sebebi olan hersey, kendisi haricinde birsey tarafindan
sebep olunmus demektir.

4. Nedensellik zinciri zamanda sonsuza kadar gidemez.

5. Nedensellik zinciri sonsuza gidemezse, demek ki bir ilk sebep olmak
zorundadir.

6. Tanri, sebebi olmayan ilk sebep demektir.

7. Demek ki Tanri vardir.

Bu arguman, gunumuzde ifade edilen en tutarli sekliyle boyledir
denebilir. Cunku aslinda bu argumanin karsilasabileceginiz her sekli bu
kurgu uzerinde kurulmaz. Ornegin 1 numarali onculun /*"Her seyin bir
sebebi vardir"*/seklinde ifade edildigi ornekleri mevcuttur kozmolojik
argumanin, ki bu sekliyle arguman kendi icinde celiskili bir hal
almaktadir, cunku her seyin bir sebebi olmali deyip, Tanri'ya sebepsiz
demenin yarattigi celiski cok acik bicimde siritmaktadir. Bu yuzden,
argumanin daha sofistike bicimlerinde ilk oncul degistirilmis ve /*"Bazi
seylerin sebebi vardir"*/sekline donusturulmustur.

Benzer sekilde, argumanin bazi orneklerinde 2 numarali oncul de
bulunmamakta ya da baska sekilde ifade edilmektedir. 1 numarali onculu
/*"Bazi seylerin sebebi vardir"*/degil, /*"Her seyin bir sebebi
vardir"*/seklinde ifade edenler, bu durumda Tanri'yi kendi kendisinin
sebebi olan sey olarak da tanimlayabilmekte, dolayisiyla 2 ve 3 numarali
onculleri argumandan cikarabilmektedirler.

Fakat, degisik bicimlerine rastlanabilse de, sonucta argumanin ozu
yukarida ifade edilen mantik yurutmede yatmaktadir.

Bu argumanin temel zayifligi bazi oncullerinin gecersizligi, veya
gecerli olup olmadiklarinin gosterilmemis oldugudur.

Ornegin burada ornek verdigimiz sekliyle, argumanin 4 ve 6 numarali
onculleri suphe altindadir. Eger 1 numarali arguman /*"Her seyin bir
sebebi vardir"*/diyor olsaydi, bu arguman da saldiri altina alinacakti.
Cunku bu durumda hem sebepsiz bir Tanri tanimlamak celiskili olacak, hem
de her seyin bir sebebi oldugu kanitlanmamis oldugundan, onculun
gecerliligi sorgulanacakti. Zaten her seyden once, /*"Her seyin bir
sebebi vardir"*/onermesi dogrulugu kendiliginden menkul bir onerme
degildir ve kanita ihtiyac gosterir. Bu oncul, sadece gunluk
hayatimizdaki gozlemlerimizden cikan birseydir ve tum evrene ve tum
zamana uygulanabilecek bir ifade olup olmadigi suphelidir. Ayrica,
modern kuantum fizigi, bize sebepsiz varoluyor gibi gozuken pek cok olay
sunmaktadir. Dolayisiyla her seyin sebebi olmasi gerektigi iddiasi
dogrulugu supheli bir iddiadir.

Fakat argumanin bizim bu yaziya aldigimiz seklinde, 1 numarali onculde
sozkonusu problem bulunmamaktadir. Bu sekliyle argumanin zayif yonleri 4
ve 6 numarali oncullerdir. 4 numarali oncul, kanitlanmadan argumana
alinmistir. Pekala da nedensellik zincirinin sonsuza kadar gidebilir ve
aksini dusunmek icin ortada bir sebep bulunmamaktadir. 6 numarada ise
Tanri keyfi bir bicimde tanimlanmistir. Aslinda bu yazi dizisinin
ilerleyen bolumlerinde de goreceginiz gibi, Tanri kavraminin keyfi
bicimde tanimlanmasi teizmde cok sik karsilasilan bir tavirdir. Tanri'ya
sebebi olmayan ilk sebep deyip, bu tanimin semavi dinlerin Tanrisini
ifade ettigini savunmak, en kibar ifadesiyle safcadir.

Son zamanlarda, Big Bang teorisinin isiginda, bazi teologlar, bu
argumani daha degisik bicimde formulize etmenin de yoluna gitmislerdir.
Ornegin bu argumanin Big Bang teorisine dayali sekli:

1. Varolmaya baslayan her seyin bir sebebi vardir.

2. Evren varolmaya baslamistir.

3. Demek ki evrenin bir sebebi vardir (Tanri).

Argumanin bu seklinde ise, Big Bang teorisinin dogru oldugu varsayimi
altinda 1 ve 3 numarali ifadeler suphe altindadir. Ki aslinda Big Bang
teorisinin dogru oldugu da suphelidir (yani 2 numara da suphe
altindadir). Big Bang teorisi sadece mevcut alternatifler arasinda en
populer olanidir, yoksa dogrulugu kesin degildir, hatta gunumuzde Big
Bang teorisinden suphe eden cok sayida saygin kozmolog bulunmaktadir.
(Bu konuda arsiv forumda actigim Big Bang teorisiyle ilgili basliklar
okunabilir). Fakat Big Bang'i dogru kabul edersek, argumanin bu seklinde
zayif kisimler 1 ve 3 numarali maddelerdedir.

1 numarali ifade, yine yukarida ifade ettigimiz gibi dogrulugu mechul
bir ifadedir. Gunumuzde modern fizik, atomalti parcaciklar ile ilgili
deneylerde sebepsiz pek cok kuantum olayi gozlemektedir. Kuantum
dunyasinda parcaciklar sebepsiz yere varolmakta ve yokolmaktadirlar.
Dolayisiyla, varolmaya baslayan her seyin bir sebebi olmasi gerektigini
farzetmemiz icin yeterli bir sebep yoktur.

Argumanin 3 numarali maddesinde ise, yine yukaridaki ornege benzer
sekilde Tanri keyfi bicimde tanimlanmistir. /*"Evrenin sebebi =
Tanri"*/derseniz bu arguman birsey ifade eder ama Tanri'yi evrenin
sebebine indirgemek sadece semavi dinlerin Tanrisinden uzaklasmak
anlamina gelmez, ayni zamanda Tanri kavramini tamamen bulanik ve
netlikten yoksun bir hale donusturur. Cunku evrenin sebebi, eger varsa,
pek cok sey olabilir. Bu sebepten dinlerin Tanri'sini anlamanin
gecersizligi bir mantik yurutme oldugu cok aciktir.

Bu arguman, Tanri hakkinda, varoldugu haricinde hicbirseyi kanitlamayi
hayal dahi edemez. Ornegin Tanri'nin bir oldugu, her seye kadir oldugu,
sonsuz iyi oldugu, vs. gibi ifadeler, bu argumanin kanitlayabilecegi
seyler degildir. Argumanin bir seyi kanitlamaya en cok yaklastigi nokta
(ki burada da birsey kanitlayamaz), evrenin bir sebebi olmasi
gerektigidir. Fakat evrenin bir sebebi olmasi gerektigi gosterilmis olsa
bile, bu sebebin ne oldugu mechuldur.

Kozmolojik argumanin curutulmesinde, ateistler genellikle su noktalara
saldirirlar:

1. Tum olaylarin nedensel oldugu,

2. Ilk nedenin semavi dinlerin Tanri'si oldugu,

3. Argumanin tutarliligi

Bunlarin ilk ikisine zaten degindik. Bir de ucuncusune deginmek
istiyorum. Kozmolojik argumanin tutarliligi suphe altindadir. Cunku bu
argumanin hemen hemen her bicimi kendi icinde celiskilidir. Bu arguman
nedensellik zincirini hem bitirmeye, hem de devam ettirmeye calisir.

Kozmolojik arguman evrene sebep aramaktadir, fakat bunu yaparken
aciklama olarak kendisi sebepsiz olan bir kavram (Tanri) onermektedir.
Bu durumda, zaten yola cikis gayesiyle celismektedir. Eger amac sebebi
olmayan seylerden kurtulmak ve her seyin sebebi konusunda ikna edici bir
aciklamaya kavusmaksa, kendisi sebepsiz olan bir kavrami isin icine
katarak bu nasil basarilacaktir? Tanri sebepsizdir demek, evren
sebepsizdir demekten daha mi aciklayicidir? Biraz tutarli sekilde
bakildiginda, aslinda gorulecektir ki bu argumanin acikladigi hicbirsey
yoktur. Hatta eger birseyler sebepsiz olabiliyorsa (ornegin bu argumana
gore Tanri), onun yerine sebebi aranan temel seyin sebepsiz oldugunu
dusunmek (yani evren) daha basit ve daha temel bir aciklamadir.
Felsefede /*"occam's razor"*/(occam'in bicagi) denen, ya da bilimde
/*"tutumluluk ilkesi"*/denen ilkeye gore, aciklamalarin en sade sekli
alinmalidir. Eger bir kavram, bir aciklamanin aciklayiciligine hicbirsey
katmiyorsa, toplamadaki /*"0"*/(sifir) gibi etkisiz bir elemansa, o
zaman bu kavrami aciklamaya almanin bir anlami yoktur. Bu ilke, Tanri
problemine ve kozmolojik kanita uygulandiginda evrene sebepsiz demenin
Tanri'ya sebepsiz demekten daha basit bir aciklama olmasi sebebiyle,
Tanri kavramindan vazgecmemiz gerektigi anlamina gelecektir.

Kisacasi, kozmolojik arguman zannedilenin aksine oldukca curuk bir
argumandir.


    Ontolojik arguman (varlik kaniti)

Bu aslinda bir argumanlar grubunun genel adidir. Burada genellikle
kendisinden daha buyugu tahayyul edilemeyecek kavramlar konu edilir ve
Tanri /*"en buyuk"*/, /*"en yuce"*/, /*"en yetkin"*/, ya da
/*"varolmamasi mumkun olmayacak"*/, vs. bir kavram olarak tanimlanir. Bu
tanimlardan mantiksal cikarsama yapilarak Tanri'nin varoldugu iddia
edilir. /*"Varlik"*/kavraminin kendisinin Tanri'nin varliginin bir
delili oldugu soylenir ve Tanri genellikle /*"Varolmamasi mumkun
olmayan"*/bir varlik olarak tanimlanmaya calisilir.

Eski hristiyan teologlarindan Aziz Anselm'in ilk olarak ortaya koydugu
orijinal sekliyle ontolojik kanit asagidaki gibidir:

1. Tanri kendisinden daya buyugu tahayyul edilemeyecek olandir.

2. Hersey ayni kalmak uzere, hem zihinde hem de gercekte varolan bir
varlik, sadece zihinde varolan bir varliktan daha buyuktur.

3. Demek ki Tanri hem zihinde hem de gercekte vardir.

Anselm, Tanri'yi mukemmel bir varlik olarak tanimlamistir. Eger
birseyden daha mukemmeli tanimlanabiliyorsa, Tanri bu daha mukemmel olan
olmaliydi Anselm'e gore. Bu durumda Anselm demistir ki, zihnimizde
mukemmel bir varlik yaratmis isek, fakat bu mukemmel varligin
gerceklikte karsiligi yoksa, gerceklikte karsiligi olan baska bir
mukemmel varlik, bu ilkinden daha mukemmeldir. Tanri en mukemmel varlik
olduguna gore ise, hem zihnimizde, hem de gercekte varolmalidir demistir.

Anselm'in argumanina gelen en eski kayitli itirazlardan biri Gaunilo'nun
itirazidir. Gaunilo, okurlarindan bir ada hayal etmelerini istemistir.
Oyle ki bu ada, hayal edebilecekleri en mukemmel ada olsun. Simdi,
elbette ki boyle bir ada gercekte yoktur. Fakat burada Gaunilo der ki,
demek ki biz mumkun olan en mukemmel adayi hayal etmiyoruz. Cunku oyle
olsaydi, bu hayal ettigimiz ada varolurdu. (Hem zihinde hem gercekte
varolan, sadece zihinde varolandan daha mukemmel olduguna gore). Bu
sekilde dusunuldugunde, argumanin absurdlugu ortaya cikmaktadir. Fakat
Gaunilo, bunun Anselm'in argumanindan farksiz oldugunu basarili bir
sekilde ortaya koymustur.

Ayrica, Douglas Gasking (1911-1994) baska bir yonden bu argumana itiraz
getirmistir. Gasking'e gore, yokluk varliktan daha mukemmel bir
durumdur. Cunku varlik asimetriktir ve mukemmelsizligi yuzunden kendi
parcalariyla etkilesim halindedir. Eger mukemmel olsaydi, statik olurdu.
Yokluk Gasking'e gore sinirsiz, zamansiz ve basittir. Yani mukemmeldir.
Varlik ise zaten sinirlariyla tanimlidir.

Buradan cikarak Gasking Tanri'nin varolmadigina dair bir kanit sunmustur:

1. Evrenin yaratilmasi akla gelebilecek en buyuk basaridir.

2. Bir basari kendi ic kalitesinin ve yaraticisinin yeteneginin bir
urunudur.

3. Yaratanin yetenegi ne kadar az ise, yaratilanin handikapi daha az
olacagindan, sonucta ortaya cikan basari o derece buyuktur.

4. Bir yaraticinin sahip olabilecegi en buyuk handikap varolmamasi olurdu.

5. Oyleyse, eger evren varolan bir yaraticinin urunuyse, biz zihnimizde
daha buyuk bir yaraticiyi hayal edebiliriz, ki bu varolmadan yaratan
biri olurdu.

6. Demek ki Tanri yoktur.

(Gasking's Proof', Analysis Vol 60, No 4 (2000), pp. 368-70)

Goruldugu gibi, sadece zihinde yapilan tanimlar ve onlardan cikan
mantiksal cikarsamalarla bir yere varilamaz. Bu tur cabalar neyi nasil
tanimladiginiza ve oncullerinizin neler olduguna bagli olarak Tanri'nin
varoldugunu da kanitlayabilir, varolmadigini da.

Bu mantigin baska ornekleri de vardir. Ornegin Descartes'in ve
Leibneitz'in Tanri kanitlarini da burada ornek olarak verebiliriz. Cunku
bunlarin tumu benzer cabalardir.

Ornegin Descartes'in Tanri kaniti:

/*"Tanri 'En Yetkin've 'En gerçek'varlik olduguna gore boyle bir kavrami
benim zihnime kim sokmus olabilir? Ben 'En Yetkin've 'En
Gercek'ozelliklerine sahip bir varlik degilim, oyleyse bu dusunceye ben
kendim ulasamam. Cevremde gordugum varliklarin da hicbiri bu ozelliklere
sahip degil. Oyleyse bu fikri benim zihnime kendisi 'En Yetkin've 'En
Gercek'olan bir varlik, yani 'tanri'koymus olmalidir."*/

Bu tur dusunce tarzindaki birinci yanlis, tanimlanan bir seyin
varolmasinin zorunlu zannedilmesidir. Ornegin ben efsanelerdeki kanatli
ati veya Noel babayi tanımlayabilirim, fakat bu onlarin gercek dunyada
karsiliklari oldugu anlamina gelmez. Bir seyin zihinlerimizde
varolmasiyla gercekte de varolmasi ayni sey degildir.

Buradaki ikinci yanlis ise, bu akil yurutmenin mantikta /*"dongusel akil
yurutme"*/(circular reasoning) denen turde bir dusunce tarzi olmasidir.
Bu tur akil yurutmelerde ulasilmak istenen sonuc yola cikilan baclangic
noktalarinda gizli olarak icerilir. Ornegin burada, yapilan Tanri
tanimi, sonucta ulasilmak istenen amaca (tanrinin var olmasi) hizmet
edecek tarzda secilmistir. Bu tur bir mantik yurutme, dusunce bicimi
olarak yeni bir bilgi vermez. Ancak baslangictaki oncullerden birinde
icerilen bir bilgiyi aciga cikarmaya yarar.

Disaridan gelen hicbir veri kullanmadan sadece zihinde yapilan tanim ve
mantiksal cikarimalarla Tanri'nin varligini kanitlama fikri caglar
boyunca pek cok filozofa cazip gelmis olmasina ragmen, her zaman bos
cikmistir. Cunku sadece zihinde yapilan bir muhakemeyle Tanri gibi bir
kavramin varligi gosterilemez. Bu amacla yapilan her dusunce zinciri,
bir kedinin kendi kuyrugunu kovalamasina benzer sekilde donguseldir.
Tanri'dan cikar, Tanri'ya varir. (Tanri'nin varolmadigindan ciktiginda
ise, varolmadigina varir). Baslangicta icerilenden daha fazla bilgi
veremez sirf akilda yapilan muhakemeler. Dolayisiyla, Tanri'nin
varligini oncullerinize gizlemelisiniz ki, mantik yurutmeniz sonucunda
Tanri'nin varligina ulasabilesiniz.


    Teleolojik arguman (dizayn argumani)

Bu argumana /*"dizayn"*/ya da /*"tasarim"*/argumani da denir.

Arguman, genel sekliyle asagidaki gibi ozetlenebilir:

_1) Oncul:_ X zeki bir tasarim urunudur.

_2) Oncul:_ X insanlar tarafindan tasarlanmamistir.

_3) Oncul:_ Tasarim yapabilecek varliklar insan (ki vardir) ve Tanri'dir
(varolabilir de olmayabilir de).

4) Eger Tanri yoksa, demek ki X Tanri tarafindan tasarlanmamistir.

5) Fakat X tasarlanmis olduguna gore (oncul 1) ve insanlar tarafindan
tasarlanmadigina gore (oncul 2), ve tasarim yapabilecek varliklar insan
ve Tanri'dan ibaret olduguna gore (oncul 3), demek ki X Tanri tarafindan
tasarlanmis olmalidir.

6) Dolayisiyla, demek ki Tanri vardir.

Bu argumanda X duruma gore evrenin tumu olabilir, evrimsel surec
olabilir, insan olabilir, belli bir hayvan ya da canli olabilir, ya da
bir organ (ornegin goz, beyin) olabilir, ya da bir yetenek (ornegin dil
ve konusma) olabilir. Ya da evrenin temel sabitleri olabilir. (Antropik
prensibe gore bu sabitlerin zeki bir canliya yol acacak bir evrimsel
sureci meydana getirecek yonde ince sekilde ayarlandigi fikri de dizayn
argumaninin savunucularinin dile getirdigi populer fikirlerdendir).

Bu arguman Tanri kanitlari arasinda gorunuste en guclu olan ve
dolayisiyla gunumuzde de en populer olandir. Ornegin, ABD'de bilimsel
yaratiliscilik akiminin savunuculari, yaratiliscilik adi verilen sozde
teorilerini okullarda ders kitaplarina sokma konusunda bir turlu
istedikleri basariya ulasamayinca, yaratiliscilik teorisi yerini daha
sofistike ve gunumuzde daha populer olan /*"intelligent design"*/(zeki
tasarim) teorisine birakmis durumdadir. Ve bu teorinin de temelinde
teleolojik arguman vardir.

Teleolojik arguman'in karsitlari 2 numarali onculu genel olarak kabul
etmekle beraber, 1 ve 3 numarali oncule karsi cikmaktadirlar.

*1 numarali oncul*

1 numarali oncul, bir objeyi incelemek yoluyla onun zeka urunu olup
olmadiginin anlasilabilecegini farzeder. Ornegin Dunya disinda zeki
yasam arama arama projesi olan SETI (Search for Extra Terrestrial
Intelligence)'in altinda da benzer bir kabul oldugu soylenir. Bu proje,
uzaydan gelen elektromanyetik dalgalarin analizini yaparak, rastgele
olusmus dogal kokenli elektromanyetik dalgalar ile, bir zeki uygarlik
tarafindan meydana getirilmis dalgalar arasinda fark bulacagini
farzeder. 1 numarali oncule karsi cikislarin bir turu, bu kabulu
sorgulamak uzerine kuruludur. Ve bu fikirdeki kisilere gore, SETI de bos
bir cabadir, bir nesneye bakarak dizayn edilmis olup olmadigina karar
veren diger her turlu ugras da.

1 numalari oncule yapilan diger bir itiraz turu ise, bir objeye bakarak
dizayn edilmis olup olmadiginin bazi durumlarda bilinebilecegini, fakat
bunun cok ince, karmasik ve tartismaya acik bir konu oldugunu soylemek
uzerine kuruludur. Bu konuda fikirler farkli olmakla birlikte, mevcut
kanilardan biri, bazi objelerin dizayn urunu olup olmadiginin kolayca
soylenebilecegi, bazilarinin ise soylenemeyecegidir. Bir seyin zeka
urunu olup olmadigini soylemeye yonelik yontemler ve formuller
gelistirme cabalari da mevcut fakat herkes tarafindan genel kabul goren
yontemler olmaktan uzaktirlar.

Cunku bu yontemler genellikle dizayn urunu olan nesne ya da surecte
paternler aramak uzerine kuruludur ve karsitlari tarafindan ise bu bakis
acisina yeterince buyuk bir rastgele dizi icinde paternlerin ortaya
cikmasinin olasilik kurallari geregi bir zorunluluk olmasi yuzunden
karsi cikilmaktadir.

Nesnelere bakarak dizayn edilmis olup olmadiklarinin soylenebilecegi
farzedilse bile, konu teistlerin dizayn edilmis oldugunu iddia ettikleri
seylerin gercekten dizayn edilmis olup olmadiginin tespiti noktasinda
problemli hale gelmektedir. Cunku teistler de dahil hic kimsenin,
dizayni uzaktan tanimaya yonelik hatasiz ve herkes tarafindan hemfikir
olunan bir yontemi yoktur. Teistlerin onerdigi bu yontemler genellikle
dizan urunu olmadigi herkes tarafindan kabul edilen, fakat teistin
dizayn tespit yontemine gore dizan edilmis kabul edilmesi gerekecek
ornekler verilmek suretiyle curutulur. (Yani yontemin gecersizligi
gosterilmek suretiyle). Cunku teistin konu ettigi ve dizayn urunu
oldugunu iddia ettigi seyler, dizayn urunu olup olmadigi kolayca
soylenemeyecek, ya da hatta pek cok durumda dizayn urunu olmadigi
rahatca soylenebilecek seylerdir.

Teleolojik argumanin basit bicimlerinde, bir surecin (ornegin yasam)
kompleksligi tek basina bir dizayn gostergesi olarak sunulmaya
calisilir. Fakat bu dusunce tarzi mantik ve dusunce yanlislarindan
/*"argumentum ad ignorantium"*/(argument from ignorance)'a uydugu
gerekcesiyle reddedilmektedir (yani /*"cehaletten cikan arguman"*/). Bu
dusunce yanlisina bazen /*"argument by lack of imagination"*/(hayalgucu
eksikliginden arguman) da denmektedir. Bu kisaca, birseyin nasil oldugu
aciklanamiyorsa, ya da sozkonusu kisi aciklayamiyorsa, o seyin olmadigi,
ya da varolamayacagini one surmektir. Ki pek cok ornek verilerek bu
dusunce yanlisinin neden bir dusunce yanlisi oldugu mantik ve felsefe
kitaplarinda yeterince ayrintili sekilde gosterilmektedir.

Dolayisiyla, herhangi birseyin sirf kompleks oldusu gerekcesiyle dizayn
edilmis kabul edilemeyecegi aciktir. (Kompleks olan fakat dizayn
edilmemis oldugu genel kabul eden pek cok surec, ornegin atmosferik
olaylar, bulutlarin hareketi, vs. bulunmaktadir).

Teleolojik argumanin daha sofistike bicimlerinde, dizaynin tespitinde
/*"irreducable complexity"*/(indirgenemez komplekslik) gibi kavramlar
kullanilir. Michael Behe tarafindan one surulen bu kavrama gore, bazi
objeler, herhangi bir alt parcasini cikardiginiz takdirde islevlerini
yitirirler. Yani ancak butun halde islevseldirler. Ornegin Michael
Behe'nin bir ornegine gore, bir fare kapanini olusturan parcalarin bir
tanesini cikardiginizda, elinizdeki duzenek artik fare kapani olarak
islev gormez. Dolayisiyla, fare kapani /*"indirgenemez kompleks"*/bir
duzenektir. Bu ise dizayn edilmis olmasindan kaynaklanir. Darwin's Black
book adli kitabinda Behe, canli organizmalarin da (ornegin flagellum
bakterisi gibi) indirgenemez kompleks oldugunu gostermeye calisir.

Fakat bu arguman, Behe ve yandaslari tarafindan ornek verilen
organizmalarin aslinda iddia edildigi gibi indirgenemez kompleks
olmadigi gosterilmek suretiyle curutulmustur. Cunku bir canli organizma
veya bir organ pek cok durumda bazi kisimlari cikarildiginda da hala
fonksiyonunu yerine getirebilmektedir. Yani verdikleri ornekler
indirgenemez degil, indirgenebilir komplekslige sahiptir ve basitten
karmasiga olusabilir. Nitekim, ornegin bu argumanin savunuculari
tarafindan indirgenemez kompleks oldugu iddia edilen /*"goz"*/gibi bir
organin evrimsel surecte cok ilkel bicimlerinden (isiga duyarli
hucreler, fincan seklinde reseptorler, vs) cok daha gelismis bicimlerine
kadar (insan gozu, ve hatta ondan daha iyi islev goren kartal gozu gibi)
pek cok formunun oldugu, dolayisiyla gozun indirgenemez kompleks
olmadigi gosterilmistir. Boylece, bu argumanin savunucularinin cok
sevdigi /*"yarim goz, hic goz olmamasi gibidir"*/argumani curutulmustur,
cunku yarim goz, veya hatta sadece isiga duyarli hucrelerden olusma bir
duzenek, hicbir goz olmamasindan daha iyidir. Yani ortada basitten
karmasiga gelisebilecek bir yapi vardir.

Ayrica, Behe'nin verdigi fare kapani orneginin dahi, aslinda
indirgenemez kompleks olmadigi gosterilmistir. (Fare kapaninin bazi
parcalarinin cikarilmasi suretiyle ortaya cikabilecek daha basit fare
kapanlarinin, veya ona yakin fonksiyonlarin yerine getirilebilecegi
duzeneklerin mumkun oldugu gosterilmistir).

Bunun disinda, bu tartismada onemli birbaska nokta evrim teorisinin bu
konudaki aciklayiciligidir. Bugun bilimsel kamuoyunda yaygin kabul goren
evrim teorisi, canliligin dogal secilim yoluyla basitten karmasiga dogru
nasil degisim gosterdigini ve bu surecin bir dizayna gereksinim
gostermedigini ortaya koymaktadir.

Teleolojik argumanin baska bir unlu ornegi olan /*"saat"*/argumani ise
(bkz.sitemizdeki /*"Coldeki Saat Analojisi"*/yazisi), benzer sekilde,
yolda bulunan bir saatin dogal sureclerle kendi kendine olustugu mu,
yoksa dizayn edildigini mi dusunmek daha mantiklidir sorusundan yola
cikarak, buradan canlilik ve canli organizmalarla baglanti kurar ve
canliligin dizayn urunu oldugunu gostermeye calisir.

Bu tartisma da /*"indirgenemez komplekslik"*/tartismasiyla yakindan
iliskilidir ve pek cok kompleks sistemin kucuk ve rasgele adimlarla
basitten karmasiga olusabileceginin gosterilmesi yoluyla
curutulebilmektedir. Bu konuda daha fazla bilgi icin Richard Dawkins'in
/*"The Blind Watchmaker"*/(Kor saatci) kitabi okunabilir. Dawkins
gostermistir ki, ornegin bir /*"goz"*/un evrimi konusunda evrimcilerin
su an icin vermis oldugu aciklamalarin kesin olarak dogru olmasi dahi
sart degildir, sadece olasi ve akla yatkin olmasi yeterlidir dizayn
argumanini curutmek icin. (Cunku bu tur duzeneklerin dizandan baska
yolla da olusabilecegi gosterilmis olacaktir bu sayede).

Teleolojik argumanin savunucularinin birbaska populer iddiasi, evrendeki
kanunlar ve temel sabitler uzerinde, canlilik ve zekanin ortaya
cikmasina sebebiyet verecek sekilde ince ayar yapildigi uzerinedir.
Fakat bu da tamamen yanli ve gecerliligi olmayan bir iddiadir. Temel
sabitlerin ve doga kanunlarinin baska tur olmasi durumunda da bugun
anladigimiz anlamda olmasa bile, bir tur canlilik denebilecek turde
kompleks yapilarin mumkun olabilecegi matematiksel hesaplamalar yoluyla
gosterilmistir. (Bu konuda sitemizdeki Zeki Tasarimyazisini okuyunuz).

Ayni sekilde, ornegin DNA'nin rastgele ortaya cikisinin cok dusuk
oldugunu gosteren matematiksel hesaplamalar (Hoyle, 1981) ve Penrose'un
evrenin aynen bu sekilde varolmasinin olasiliginin cok dusuk oldugunu
gosteren (10 uzeri 10 uzeri 123'te bir) hesaplar benzer sekilde
teleolojik argumana kanitlar olarak sunulmaya calisilmaktadir.

Fakat sitemizdeki Zeki Tasarim yazisinda da degindigimiz gibi, bu
hesaplar teleolojik arguman savunuculari tarafindan carpitilarak
kullanilmaktadir. Cunku ornegin DNA'nin olusumuyla ilgili hesap, DNA'nin
tamamen rastlantisal olarak olustugunu farzeder, ki gercekte DNA
rastlanti ile doga kanunlarinin bir kombinasyonu sonucu olusmustur,
tamamen rastlantisal degildir. Benzer sekilde Penrose'un hesabi ise,
evrenin aynen bugun bildigimiz sekilde varolma olasiligina ait bir
hesaptir, fakat evren baska bir sekilde varolsaydi canlilik diye birsey
varolmayacakti anlamina gelmemektedir.

Kisacasi, simdiye kadarki cabalarda teleolojik argumanin degisik
formlari canliligin ve evrenin ardinda zeka oldugunu gostermede yetersiz
kalmistir.

*3 numarali oncul*

Dedigimiz gibi bu argumandaki 3 numarali oncul de sorgulanmakta ve
gecersiz bulunmaktadir. Cunku bir seyin zeka urunu bir tasarim oldugu
gosterilse bile, bu tasarimin ardindaki zekanin kokeni ve mahiyeti
konusunda kesin konusulamaz. Bu oncul ise, bir seyin tasarim oldugu ve
insan yapisi olmadigi gosterildiginde, bunu tasarlayanin semavi dinlerin
Tanri'si oldugunu farzetmektedir. Halbuki biraz dusunuldugunde, bu
kabulun gecersiz oldugu ve bir sartlanma urunu oldugu rahatca
gorulebilir. Boyle bir zekanin kokeni icin sayisiz olasilik akla
gelebilmektedir. (Bu konuda sitemizin yazilar sayfasindaki Evrenin
Kokeni Uzerine Spekulasyonlar yazisi okunmalidir).


      Teleolojik argumana bir karsi arguman

Teleolojik argumanin gecersizligini gostermek icin gelistirilmis bir
karsi argumani da burada veriyorum:

_1) Oncul:_ Teleolojik arguman dogrudur.

2) Demek ki zeki bir tasarimci mevcuttur.

_3) Oncul:_ Bu zeki tasarimci da teleolojik arguman kapsamindadir, cunku
zeka gerektiren birseyi tasarlayabildigine gore en az tasarladigi nesne
kadar ya da daha fazla kompleks ve amac sahibidir.

4) Demek ki zeki tasarimcinin da bir zeki tasarimcisi olmalidir.

5) Sonsuz bir zeki tasarimcilar zinciri mevcuttur.

_6) Oncul:_ Sonsuz bir zeki tasarimcilar zinciri mevcut degildir, cunku
bu absurd bir dusuncedir.

_7) Sonuc:_ Yukaridaki uc onculden biri yanlistir. (Bilin bakalim hangisi?)


    Ahlak Argumani

Bu argumanin en basit bicimi sudur:

1) Eger ahlak kurallari (kanunlari) varsa, bu kanunlarin bir kanun
koyucusu da olmalidir.

2) Ahlak kanunlari vardir.

3) Dolayisiyla, bu kanunlarin kanun koyucusu (Tanri) da varolmalidir.

Argumanin curuklugu buyuk ihtimalle okuyan cogu kisinin gozune
carpacaktir. Yukaridaki maddelerin tumu suphe altindadir ve sorgulanir.
Tanri'siz bir etik mumkundur ve bu defalarca gosterilmistir. Mutlak
ahlaksal kurallarin varolmadigi, mevcut ahlak kurallarinin insan yapisi
ve yerel oldugu da pek cok dusunur tarafindan dile getirilmistir.
Ayrica, ucuncu madde dahi saldiri altindadir, cunku kanun koyucunun
goksel dinlerin Tanri'si olmasi gerektigi de havada kalan bir iddiadir.

Ayrica, Tanri yoksa iyi ve kotunun tanimsiz ve anlamsiz olacagi,
dolayisiyla Tanri'nin olmasi gerektigi seklinde dile getirilecek bir
bakis acisinin, felsefi bir kanit degil, olsa olsa safca bir insani
temenni olacagi da aciktir.

Bir de ahlak argumanina karsi uretilmis bir karsi arguman da vardir ki,
burada dile getirmek istiyorum. Bu karsi arguman der ki, eger insanlari
iyi davranmaya, ahlakli olmaya, kurallara uymaya, vs. iten faktor Tanri
inanci ise, bunun dogal ve beklenen sonucu, inancsizlarin bu kurallari
inanclilara gore daha fazla yikmalari gerektigidir. Burada cinayet,
tecavuz, hirsizlik gibi suclardan, ya da escinsellik veya uyusturucu
kullanimi gibi dinler tarafindan ahlak disi sayilan eylemlerden, hatta
bosanma gibi yine dinlerin genellikle tasvip etmedigi eylemlerden
bahsediyoruz.

Fakat mevcut istatistikler acikca gostermektedir ki, durum bu
beklentinin tam tersidir.

- ABD'de Barna Arastirma Grubunun 1999'da yaptigi arastirmaya gore,
inancli ciftler arasindaki bosanma orani inancsizlara gore daha fazladir.

- Hapishane istatistiklerinin gosterdigine gore, inancli kisilerin hapse
dusme orani, ateistlere gore 40 kez daha fazladir.

Bu son veriyi yanlis anlamayin. Bu ateistlerin sayisinin inanclilardan
cok daha az olmasindan kaynaklanmiyor. Inancli suclular ile toplam
inanclilar arasindaki oran ile, ateist suclular ile toplam ateistler
arasindaki oran karsilastiriliyor. Yani sonuc acik. Ateistler yasalara
daha sadik, daha ahlakli!

Bu sonucu ilginc bulanlara, benim hic de ilginc bulmadigimi, hatta
mantikli buldugumu soylemeliyim. Cunku, din genellikle ayak takiminin
isidir. Fakir, cahil, okumamis ve toplumun alt tabakasindan olan kisiler
toplumun diger kesimlerine gore daha dindar olma egilimindedir. (Bu da
istatistiklerin gosterdigi bir gercektir). Suclular da daha cok bu
kesimin icinden ciktigina gore, aslinda bu sonucta sasilacak bir taraf
yoktur.

Fakat bizim bu yazidaki maksadimiz acisindan konuya yaklasirsak, tum
bunlarin ahlak argumanini kolayca curuttugunu soyleyebiliriz.


    Transendental Arguman

Bu argumana gore, mantik, bilim, ahlak gibi alanlar, hatta insan
bilgisinin ve tecrubesinin tum alanlari, Tanri varolmadigi takdirde
anlamsizlasir. Hristiyan inancindan farkli herhangi bir dusunce sekli,
mantiksal olarak devam ettirildiginde, imkansiz ve absurd bir sonuc
uretecektir, dolayisiyla, her seyin yerli yerine oturabilmesi icin,
hristiyanlik ve hristiyanligin Tanri inancindan baslanmalidir.

Bu hristiyan teologlarin urettigi bir arguman oldugu icin, sadece ateizm
icin degil, hristiyanlik disi diger inanc sistemlerini de (budizm,
islam, vs) kapsayacak sekilde kullanilmaktadir hristiyan teologlar
tarafindan. Dolayisiyla, musluman bir okur kesimine, bu argumani
curutmek icin ugrasmak gerekmedigini dusunuyorum. Kendi islerine
gelmeyen bu tur konularda, gerekli curutmeleri yildirim hiziyla
yapabilmekle unludur bizim dincilerimiz.

Fakat en kisa bicimiyle soylenirse, aciktir ki bu arguman yanli ve
dayanaksizdir. Insan bilgi ve tecrubesinin herhangi bir alani, hristiyan
inancini, hatta genel olarak Tanri inancini gerektirmeden de yurur.
Ahlakli ateistlerin, ateist bilim adamlarinin, vs. varolmasi zaten bunun
gostergesidir. (Ya da ahlakli muslumanlarin, musluman bilim adamlarinin,
vs. varligini da buna dahil edebiliriz).


    Cogunluk Argumani

Bu arguman, caglar boyunca insanlarin Tanri'ya inandigini, bu derece
genis bir kitlenin hemfikir oldugu bir fikrin yanlis olmasinin pek olasi
gorunmedigini iddia ederek, Tanri'nin olmasi gerektigi sonucuna ulasmaya
calisir.

Elbette ki ustunde bile durulmasi gerekmeyecek duzeyde zayif bir
argumandir bu. Bir fikrin dogrulugu, o fikre kac kisinin inandigi ile
ilgili degildir. Galilei bir zamanlar dogruyu soyleyen tek kisiydi.

_Anatole France'in bir sozu de burada tam yerine oturuyor:_/*"Aptal bir
seyi 50 milyon kisi de soylese, o hala aptal bir seydir."*/


    Mukemmellik Argumani

Zihnimizdeki mukemmellik kavraminin mumkun olmasinin ancak ve ancak
boyle bir mukemmelligin varolmasi durumunda mumkun olacagini ifade eden
bir argumandir.

Bu argumanda iki yanlis vardir. Birincisi, tanimlanan ve/veya zihinde
canlandirilan herseyin gercek dunyada bir karsiliginin olmasi
gerektigini farzetmesidir. Fakat dikkat ederseniz, boyle bir zorunluluk
yoktur. (Noel baba, anka kusu, efsanelerdeki tek boynuzlu at, vs.
zihnimizde canlandirilabilir, fakat bu onlarin gercekte varolduklari
anlamina gelmez).

Bu argumandaki ikinci yanlis, dongusel bir akil yurutme olmasidir. Yani
ulasmak istedigi sonucu cikis noktasinda gizli icerir. Ulasilmak istenen
sonucun oncullerde gizlendigi bu tur akil yurutmeler, baslangicta yola
ciktiklari noktanin icerdiginden daha fazla bilgi vermezler. Tanri'yi
varolmasini gerektirecek sekilde tanimlayip, sonra buradan yola cikarak
Tanri'nin varoldugunu soylemek, bir kedinin kendi kuyrugunu
kovalamasindan farksizdir. Kurulumunda boyle bir yol izlenen argumanlar,
felsefi acidan degersizdirler.


    Sonsuzluk Argumani

Sonsuzluk diye bir kavram varoldugundan ve bilinen varliklarin hicbiri
sonsuz olmadigindan, bu sonsuzlugu mumkun kilan veya kendisi sonsuz olan
bir varlik olmalidir, ki bu da Tanri'dir diye ozetlenebilecek bir
argumandir bu.

Fakat bu da zayif bir argumandir. Burada da yukarida acikladigimiz
argumandaki hataya dusulmektedir. Yani dongusel akil yurutme. Ayrica,
Tanri nasil tanimlanirsa tanimlansin, bu tanim ile Tanri'nin
varolmasinin gerekliligi arasinda nedensel bir iliski yoktur.


    Tanik Argumani (dinsel tecrube, ya da mucize argumani)

Dinsel veya mucizevi tecrubelere dayanan argumanlarin genel adidir.

Bu tur argumanlarda dile getirilen tecrubeler supheye ve sorgulamaya
aciktir. Ayrica subjektifdirler. Kimseden, baska birinin basindan
gectigi soylenen bir tecrubeye dayanarak Tanri'nin varoldugunu kabul
etmesi beklenemez.


    Dinsel kisi ve kaynaklara dayali arguman

Dinin kurucusu veya onemli sahsiyetlerinin hayatini veya dinin kutsal
kitabini ornek gostererek, bunlarin mevcut dinin gecerliligine ve
guvenilirligine isaret ettigini, dolayisiyla, bu dine ait temel
kavramlarin (Tanri'nin varligi gibi) dogru olmasi gerektigini iddia eden
bir argumandir.

Farkedilecegi gibi, felsefi acidan kanit olacak herhangi bir tarafi
yoktur. Bir dinin iyiligi, guzelligi veya bir dinsel sahsiyetin
bilgeligi felsefi veya epistemolojik konularda verdikleri bilgilerin
dogruluguna isaret olamaz. Arada nedensel bir iliski yoktur.


    /*"Ya Varsa"*/argumani

/*"Tanri yoksa benim kaybedecegim birsey yok, ama varsa inancsiz birinin
kaybedecegi cok sey vardir"*/diyen ve buna dayanarak Tanri'nin
varliginin kabul edilmesi gerektigini soyleyen arguman.

Fakat dikkat edilirse bu da felsefi acidan kanit kabul edilebilecek bir
arguman degildir. Cunku karsidakinin kendi zihninde ikna olup olmamasi
umursanmiyor, sadece kendisinden itaat bekleniyor. Bu arguman daha cok
politik olarak yandas toplamada ise yarayabilir, yoksa felsefi olarak
ikna etmede degil. Cunku Tanri'nin varoldugunu kanitlayan bir yonu
yoktur argumanin. (Zaten dikkat edilirse, argumanin amaci dahi o degildir).

Bu arguman ile ilgili olarak, sitemizin yazilar bolumundeki "Ya Varsa
<http://cukko.net63.net/ya-varsa.html>" yazisi okunmalidir.

------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-150406114644 Oraj Poyraz [email protected]
2015/04/06  12:30 4  58  1 undefined [email protected]

 

(...Ne kadar dikkatliyiz?)
Cogumuz yasamin kucuk bir parcasina tutunur ve bu parca uzerinden butunu
kesfedecegimizi dusunuruz..
Odamizdan ayrilmadan,nehrin tum uzam ve genisligini kesfetmeyi ve
kiyisindaki yesil cayirlarin zenginligini algilamayi umariz..
Oysa, kucucuk bir odada yasiyoruz,hayati el yordamiyla kavradigimizi ya
da olumun onemini anladigimizi dusune...rek,kucuk bir tuvale resim
yapiyoruz;ama anlamiyoruz..Kavramak icin disari cikmak gerek..Ama, bu
kucuk pencereli odayi terk etmek;yargilamadan,kinamadan,bunu
severim,sundan hoslanmam,demeden herseyi oldugu gibi gormek cok
zordur;cunku cogumuz parca uzerinden butunu anlayabilecegimizi dusunuruz...
. . . . . .
Tek bir jant teli uzerinden tekerlegi anlamayi umariz;ama bir jant teli
bir tekerlek etmez oyle degil mi?

J.Krishnamurti/Bunlari dusun

Resulullah sav buyurdular ki:
Biriniz yemek yeyince, yalamadikca veya yalatmadikca elini mendile silmesin.

Buhari, Et ime 52; Muslim, Esribe 129, 2031
Ebu Davud, Et ime 52, 3847

Turkiye Cumhuriyeti Ordularina Mesaj

29 Ekim 1938

Ankara Hipodromunda yapilan resmi gecit toreninden once Basbakan Celal
Bayar tarafindan okunmustur.

Zaferleri ve gecmisi insanlik tarihi ile baslayan, her zaman zaferle
beraber uygarlik nurlarini tasiyan kahraman Turk ordusu!

Memleketini en buhranli ve zor anlarda eziyetten, felaketlerden,
belalardan ve dusman isgalinden nasil korumus ve kurtarmis isen
cumhuriyetin bugunku verimli devrinde de askerlik tekniginin butun
modern silah ve araclari ile donatilmis oldugun halde gorevini ayni
baglilikla yapacagina hic suphem yoktur.

Bugun, cumhuriyetin onbesinci yilini devamli artan buyuk bir rahatlik ve
kudret icinde kavrayan buyuk Turk milletinin karsisinda kahraman ordu,
sana kalpten tesekkurlerimi sunar ve bildirirken buyuk ulusumuzun ovunme
duygularini da dile getiriyorum.

Turk vataninin ve Turkluk toplumunun san ve serefini, ic ve dis her
turlu tehlikelere karsi korumaktan olusan gorevini her an yerine
getirmeye hazir olduguna benim ve buyuk ulusumuzun tam bir inanc ve
guvenimiz vardir.
Buyuk ulusumuzun orduya verdigi en son sistem fabrikalar ve silahlar ile
bir kat daha kuvvetlenerek buyuk bir kendini feda etme ve yasamayi
degersiz gormekle her turlu gorevi yerine getirmeye hazir oldugunuza eminim.
Bu inancla kara, deniz, hava ordularimizin kahraman ve deneyimli
komutanlari ile subay ve erlerini selamlar ve ovgulerimi butun ulus
karsisinda bildiririm.

Cumhuriyet Bayrami nin onbesinci yildonumu hakkinizda kutlu olsun.

Mustafa Kemal ATATURK
Ulus, 30.10.1938



Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/






 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap