* Erdoğan’ın akıl sağlığı durumunun… <#mozTocId688997>
      o Mustafa Altıoklar'ın, Tayyip Erdoğan için "Kişilik bozukluğu
        var, 46 raporu vemek lazım" sözleri mahkemeye taşınmıştı.
        <#mozTocId537859>
  * İŞTE ALTIOKLAR’IN SAVUNMASI <#mozTocId330502>
      o ANAYASAMIZ’ın 27.maddesi; “ Herkes, bilimi serbestçe öğrenme ve
        öğretme, açıklama, yayma hakkına sahiptir.” Demektedir.
        <#mozTocId202114>
      o (BELGE 2) <#mozTocId572412>
      o NARSİSİSTİK KİŞİLİK BOZUKLUĞU <#mozTocId431651>
  * SON SÖZ: <#mozTocId420967>


------------------------------------------------------------------------


  Erdoğan’ın akıl sağlığı durumunun…

Mart 17, 2015 |


    Mustafa Altıoklar'ın, Tayyip Erdoğan için "Kişilik bozukluğu var, 46
    raporu vemek lazım" sözleri mahkemeye taşınmıştı.

Mustafa Altıoklar’ın, Tayyip Erdoğan için */“Kişilik bozukluğu var, 46
raporu vemek lazım”/* sözleri mahkemeye taşınmıştı. Mustafa Altıoklar’ın
davadaki savunması ortaya çıktı

Ünlü yönetmen Mustafa Altıoklar Cnn Türk Aykırı Sorular programında
Başbakan Tayyip Erdoğan için */“Narsistik Kişilik Bozukluğu”/* olduğunu
söyleyerek */“Kendisine rapor vermek lazım 46 raporu”/* ifadelerini
kullanmıştı.

Başbakan Erdoğan için kullandığı ifadeler için mahkemede savunma yapan
Altıoklar’ın Erdoğan için söylediği ifadelereden geri adım atmadı.
Altıoklar, hakaret etmediğini bir doktor olarak teşhis koyduğunu söyledi.

Oyuncu Levent Üzümcü Altıoklar’ın savunmasını Twitter’dan paylaştı…


  *İŞTE ALTIOKLAR’IN SAVUNMASI*

*SAYGIDEĞER YARGIÇLAR,*

Ben bugün burada bir hakaret davasından yargılanırken savunmamı DÜŞÜNCE
ÖZGÜRLÜĞÜ kavramı üzerine kurmayacağım. HAYIR… Ben aslında bugün burada
bir SAVUNMA YAPMAYACAĞIM… Bugün ben burada sizlere bana daha 24
yaşındayken verdiğiniz resmi bir görevi hatırlatacağım ve TÜRKİYE
CUMHURİYETİ ANAYASASI’nın 27.maddesinden bahsedeceğim.

AutoResizeImage.file:///C:/Users/DR-KRA~1/AppData/Local/Temp/nsw40E9.tmp/ContainedTemp/ARI/ARI.jpeg


    ANAYASAMIZ’ın 27.maddesi; */“ Herkes, bilimi serbestçe öğrenme ve
    öğretme, açıklama, yayma hakkına sahiptir.”/* Demektedir.

Bendeniz, 1984 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp
Fakültesi’nden mezun olmuş, bir hekimim. (BELGE 1). Mezuniyetimi takip
eden hafta hekim olarak mesleki kariyerime başladım. Henüz 24
yaşındayken sizler gibi hâkimler ya da savcılar karara bağlayacakları
dosyaları tarafıma göndererek davalarıyla ilgili şahısların akıl
sağlığının yerinde olup olmadığına dair raporlar talep ettiler. Benim ve
benim gibi pratisyen hekimlerin, dikkatinizi çekerim psikiyatri
uzmanları değil, pratisyen hekimlerin verdikleri kanaat raporları
doğrultusunda adaletin gereğini yerine getirdiler. Bizler o akıl sağlığı
raporlarını vermeyecek olsak kanun önünde suçlu sayılabilirdik. Özetle
şahsımın verdiği kanaat raporları sizlere ışık tuttuğu için yargıya
varabildiniz. Şimdi ise o günlerin üzerinden tam otuz yıl geçti ve
değirmende değil, hekimliğimin yanı sıra yazar ve yönetmen olarak
iştigal ettiğim karakter analizleriyle ağarmış saçlarımla, artık epeyce
tecrübeli bir hekim olarak vardığım Narsisistik Kişilik Bozukluğu
kanaatimden dolayı */“şüpheli”/* sıfatıyla karşınızdayım. Söz konusu
şüphe ise hakaret ettiğimdir. Savcılık makamı iddianamesinde */“Akıl
hastalığına vurgu yapılması, eleştiri ve düşünce özgürlüğü sınırlarını
aşarak hakaret suçu teşkil etmektedir.”/* Demektedir. Her şeyden önce
akıl hastalığına hakaret demek, akıl hastalarına hakarettir. Ben
sözlerimde hakaret unsuru bulmamaktayım, eleştirmeye niyet dahi etmedim,
hele hakaret yoluyla suç işlemeye kastım hiç olmadı. Çünkü ben teşbih
yapmadım, teşhis koydum. Müştekide Narsisistik Kişilik Bozukluğu
olduğunu söylerken ne bir benzetme, ne bir yakıştırma, ne bir aşağılama
düşüncem olmadı. Hekimlik etiği hastalarının durumlarını alay konusu
yapmaz, aşağılamaz, hele hakaret amaçlı asla kullanmaz. Biz hekimler
tababet ve şuabatı sanatlarının tarzı icrasına ehliyet almadan önce bu
madde üzerine de and içeriz ve içtik. Davaya söz konusu olan açıklamamda
ise aynen meslektaşlarım olan Türk Tabipler Birliği mensubu hekimlerin
duyduğu kaygıyı kamuoyuyla paylaştım.

*/“ Bizler hekimiz. İnsanın bin bir ruh halini, bin bir duygu durumunu
biliriz. Başbakan Erdoğan’ın duygu durumundan endişe duyuyoruz.
Fevkâlâde endişe duyuyoruz. Kendisi, çevresi, ülkemiz adına endişe
duyuyoruz. Endişemizi kamuoyuyla paylaşıyoruz.”/*


    (BELGE 2)

Bakın ben sadece altı yıllık tıp fakültesi eğitimi almakla kalmamış,
1987-1991 yılları arasında Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp
ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı’nda Araştırma Görevlisi olarak akademik
kariyer yapmış uzman bir bilim adamıyım. (BELGE 3). Bu belgeyle ve
Anayasa’nın 27.maddesine göre */“bilimi serbestçe öğrenme ve öğretme,
açıklama, yayma hakkı”/*na fazlasıyla sahibim. Yayma hakkıma sahip
olduğumu ben değil sizlere kılavuzluk eden T.C. Anayasası söylemektedir.
Bu kanun maddesinden açıkça anlaşılabileceği gibi, doktor kimliğimle
tıbbi kanaatlerimi açıklarken, örneğin; ilk cumhurbaşkanımız Mustafa
Kemal Atatürk’ün sol göğsünde, Çanakkale’de aldığı şarapnel yarası
nedeniyle ömrü boyunca yanık skarı taşıdığını, ikinci Cumhurbaşkanımız
İsmet İnönü’nün sağır olduğunu, yine Cumhurbaşkanlarımızdan Süleyman
Demirel’in obes olduğunu, Başbakanlarımızdan Bülent Ecevit’in parkinson
olduğunu söylememle veya Şafak Pavey’de extremite yoksunluğu; Meclis
Başkanvekili Sadık Yakut’ta vitiligo varlığı ya da sabık Başbakan’ın
uzaktan gördüğüm kadarıyla omurga sorunundan bahsetmem hakaret
sayılmazken; bir psikiyatrik kanaat teşhisimin hakaretten sayılması esas
itibariyle ikirciklidir. Müşteki vekilleri; */“müvekkilimiz Altıoklar’a
sormamıştır ki kendi akıl sağlığını. Bu nedenle açıklamaları hakarettir
demektedir.”/* Oysa Recep Tayyip Erdoğan yolda düşse, ilk müdahale
edenlerden biri ben olurum. Doğru tedaviyi uygulamadan önce de kalp
krizi nedeniyle mi, inme indiği için mi yoksa sara nöbetinden dolayı mı
düşüp düşmediğini teşhis etmem gerekir,.Ve bu teşhisi koyarken hastanın
bana sormasını da beklemem. Beklersem suç sayabilirsiniz. Çünkü durum
acildir. Davamız konusu olan teşhisim de acil bir durumun önlemi olarak
kamuoyuyla paylamıştır. Bununla birlikte içinde bulduğum çevrede kuduz
hastalığı taşıyan bir vaka teşhis etsem, hem müdahale etmek, hem de
kamuoyuna bildirmekle yükümlü olduğumu yasalar söylemektedir. Çünkü
burada kamuoyunun sağlığı söz konusudur. Davamızda da kamuoyunun akıl ve
bedensel sağlığı tehlike altında olduğu için yetkili kuruluşları uyarmak
üzere teşhisimi açıkladım. Teşhisim koruyucu hekimliğin gereğidir.
Bunlarla birlikte bir doktorun kamuoyuna mal olmuş, her gün defalarca
televizyon başta tüm medya organlarında karşılaştığı şahsiyetlerle
ilgili fiziksel hastalık teşhisinin olağan ama psikiyatrik hastalık
teşhisinin suç unsuru sayıldığını yazan bir kanun maddesine yazılmamış
Magna Carta dâhil hiçbir kanun kitabında rastlayamazsınız. Fiziksel
hastalıklarla ilgili teşhis koymam ve rapor vermem suç teşkil etmezken,
akıl hastalığıyla ilgili teşhis koymam suç olamaz. Müştekinin doktor
yorumu yapmamı hakaret sayarak şikâyet etmesi , narsisistik kişilik
bozukluğu teşhisini doğrulamaktadır. Çünkü narsisistik kişilik
bozukluğunun en temel teşhis kriterlerinden birisi de eleştiriye
tahammülsüzlüktür.


    *NARSİSİSTİK KİŞİLİK BOZUKLUĞU*

Bu noktada Sayın mahkemenin müsadesiyle şikayetçi tarafından hakaret
olarak addedilen narsisisistik kişilik bozukluğu hakkında özet bir bilgi
vermek isterim. Karar yüce Türk adaletinindir. Narsisistik kişilik
bozukluğunun temel özelliği büyüklenmecilik ve üstünlük duygusudur. Tüm
dünya Psikiyatristlerinin kabul ettiği DSM-IV tanı ölçütlerine göre, bir
kişiye narsisistik kişilik bozukluğu denebilmesi için aşağıda verilen
kişilik özelliklerinin beşinin bulunması yeterlidir: (BELGE 4)

1. Kendisinin özel, eşi bulunmaz ve herkesten çok daha önemli olduğunu
düşünür.
2. Sınırsız başarı, güç, zeka, güzellik ve yetenekleri olduğunu sürekli
deklare eder.
3. Üstün, seçilmiş ve ilahi kuvvetlerce vazifelendirilmiş olarak
bilinmeyi bekler.
4. Kendilerine hayrandır. Çok beğenilmek ve sürekli dışardan onay görmek
ister.
5. Herşeyi yapmaya hak kazanmış ve özellikle kayırılacak bir kişi
olduğunu düşünür.
6. Kendi çıkarları için, amaçlarına ulaşmak için başkalarının zayıf
yanlarını kullanır.
7. Empati yapamaz, başkalarının duygularını ve gereksinimlerini tanımaz.
8. Her başarılıyı kıskanır ya da başkalarının kendisini kıskandığına inanır.
9. Küstah, kendini beğenmiş davranış ya da tutumlar sergiler.

Narsisist kişi her yaptığının mükemmel olduğunu düşünür. Eleştiriye
duyarlılık ve kırılganlık narsisitik kişilik yapısının en belirgin
özelliklerindendir. Narsisistik kişi kendini aşırı değerli hissettiği
için eleştirilmeye karşı çok duyarlı ve kırılgandır. Şikayetçi Erdoğan
da kırılgandır. Bir doktor teşhisini şikayet ederek dava açtığına göre,
belli ki epeyce kırılmıştır. İşte kendisi için de, yakın çevresi için
de, ülkemiz için de, içinde yaşadığımız coğrafyamız ve hatta dünya için
de endişelerimiz bu noktadan kaynaklanmaktadır. Bu çerçevede şikayetçi
Erdoğan’ın bir sonraki celseye teşrif etmesini, sizlerin huzurunda,
sizlere ve şikayetçi olduğu bendenizin gözetiminde şikayetinin
derinindeki dinamikleri, nereden rencide olduğunu anlatmasını talep
ederim. Bununla birlikte şikayetçinin şikayetlerini ve dinamiklerini
dinlemek ve bilirkişi heyet raporu vermek üzere, tarafsız bir üst kurum
olan Türk Tabipler Birliği’ni temsilen bir psikiatristler heyetinin yüce
mahkemenize gelerek gözlem ve inceleme yapmasını talep ederim.
Böylelikle şikayetçi için kullandığım */“narsisistik kişilik
bozukluğu”/* kavramının bir teşhis mi, yoksa teşbih mi olduğu konusunda
yüce mahkemenizin karara varmasının da daha adil olacağını düşünmekte
olduğumu bildiririm. Hal böyle olunca özetle şikayetçi Recep Erdoğan’ın
bu mahkemeye gelmeyecek olursa, tam teşekküllü bir hastanede söz konusu
belirti ve bulgulara sahip olmadığının belgelenmesini, aksi halde hatalı
teşhis ve beyanda bulunduğumu kabul edeceğimi açıkça beyan ederim.
Kısaca, Recep Erdoğan’ın akıl sağlığı durumunun bilirkişilerce rapor
edilmesini talep ederim.


  SON SÖZ:

Yüce mahkemenizin, hekim olan şahsımı, bu davayla suçlu bulması halinde
tarihe geçeceğini düşünmekteyim. Şöyle ki; */“hakaret davası”/* olarak
anılan bu davada, dava konusu olan bir hakaret söz konusu değildir.
Çünkü ben bir teşbih yapmadım, teşhis koydum. Teşhis koyan bir hekimi
yargılayan bu mahkeme, hakaret davasına baktığı için değil, teşhis koyan
tıp bilimini yargıladığı için tarihe geçecektir. Saygılarımla…

 

 http://www.sozcu.com.tr/2015/magazin/erdoganin-akil-durumu-sagligi-775092/


------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-150319121700 Oraj Poyraz [email protected]
2015/03/19  12:55 4  58  1 undefined [email protected]

 
-- 

Omnis homo mendax
Tum insanlar yalancidir.

Latin Atasozu

Kuran-i Kerim ve Risale-i Nur, Rahman ve Rahim olan Allah in bir
indirisidir....
Kuran-i Kerim ve Risale-i Nur un indirilisi, aziz ve hakim olan Allah
tandir...
iste o nur, hem Kuran-i Kerimdir, hem de Risale-i Nur dur

Said-i Kurdi

Turkiye Cumhuriyeti nin resmi dini yoktur.
Turkiye de bir kimsenin fikirlerini zorla baskalarina kabul ettirmeye
kalkisacak kimse yoktur ve buna musaade edilmez.
Hickimseye dini fikirlerinden dolayi birsey yapilmaz

ATATURK, 1931, Lise icin yazdigi Medeni Bilgiler kitabi


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/






 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap