Rıfat Serdaroğlu: SULTANLAR DA ÖLÜR

​Korkunun ecele faydası yoktur, demiş büyüklerimiz. Doğru demişler!

İster Sultan ol cihana, ister saraylarda sakla kendini, ister çelik
kapılarla koru bedenini, iğne deliğinden girer, görevini yapar Azrail…

Önemli olan, bu dünyada başın dik, yüreğin huzur dolu, korkusuzca
dolaşabilmekse eğer, bundan daha önemli olan, */“/Harama bulaşmadım, kul
hakkı yemedim, devlet malına el uzatmadım, milletimin bana emanet ettiği
devlet gücüyle insanlara eziyet etmedim. Gözlerinin çıkmasına, gençlerin
suçsuz yere ölümlerine sebep olmadım, ben kanunsuz emir vermedim,
milletime yalan söylemedim, insanlar arasında ayrım yapmadım, hoş geldin
Ya Azrail, hadi gidelim”//* diyebilmektir…

Sultan’ı, bu aralar iyice ölüm korkusu sardı. Sağlık eski Bakanı olarak,
doktor arkadaşlarımdan hastalığının beyne metastaz yaptığı yönünde
bilgiler geliyor. Allah şifasını versin. Kenara çekil kendini yorma
dinlen desem, beni de darbeci veya paralelci yapacak! En iyisi hiç
karışmamak!

Saray’da öyle bir telaş, öyle bir koruma kalkanı var ki, dünyada bu
kadar hassas korunan bir ikinci kişi yok!

Yiyeceği yemeği, sırayla beş kişi teker-teker tadıyorlar. Korumalar,
boyu en az iki metre olanlardan seçiliyor, son teknoloji ile üretilmiş
silahlar taşıyorlar ve sık-sık değiştiriliyorlar. Yakında Emniyet
Teşkilatında koruma olmayan kalmayacak, sıra */“Vesayetçi
Askerlere”/*gelecek, iyi mi?

Demir parmaklıklar, binlerce otomatik ve renkli kameralar, çelik duvarlı
odalar, yer altı kaçış tünelleri, radyolojik-biyolojik saldırıya karşı
oluşturulmuş uzman ekipler-donanımlar, ambulanslar, 7/24 hazır bekleyen
helikopterler ve uçaklar…

Bu kadar koruma tedbiri, sağlıklı insanların bile paranoyak olmasına,
çevresindeki her olaya */“Sabotaj”/*gözüyle bakmasına ve sonunda
sağlığının bozulmasına sebep olur. İnsan, gölgesinden ve ailesinden bile
sabotaj bekler hale gelir!


    *Tarihten (!) bir örnek vermek gerekirse;*

/Hitler’in yakın koruma görevini üstlenmiş General Zaart, görevinin
ikinci yılında baskıdan ve korkudan kafayı kırmış ve evdeki kedi
miyavlasa bile, sabotaj sanıp kediye ateş etmeye başlamıştı!/

/Hitler, //*“Afrika’ya gidebilirim”*//, deyince koruma tedbirlerini
denetlesin diye General Zaart’ı önceden gemi ile göndermişler. Gemi bir
fırtınada batınca, General Zaart yüzerek bir adaya çıkmış. Adada
yaşayanların tamamı kadındır! Karaya ayak basıp, etrafının yüzlerce
kadın tarafından sarıldığını gören/

/General Zaart, //*“Sabotaj”*//diye bağırır ve bıçağını çekip, şeyini
(!) keser…/

İşte kendi kendini */“Yiyip bitirmek”/*böyle bir şeydir!

Düşünsenize, o zaman organ nakli henüz başlamamıştı! Yandı, General…

Sultan’ımızın koruma müdürlerinin böyle bir paranoyaya tutulup bir
yerlerini kesmelerinden ve bu eylemlerini de Prenses’e ve Şehzade’ye
suikast diye bize satmalarından korkarım. Endişem ve telaşım bundandır.

Bu yüzden, */“/Korkunun ecele faydası yoktur/”/*sözünün, Sarayın tüm
duvarlarına asılmasını önemle ve şiddetle öneririm!

Son günlerde Sultan’ın iyice bozulan sinir sistemini düzeltmek için
Jöleli danışman bir aksiyon düzenleme kararı aldı. AK Rektörlere talimat
vererek, Sultana */“Doktora”/*diploması vermelerini emretti. Cumhuriyet
Üniversitelerinin (!) Profesör olmuş koca-koca AK Rektörleri, derhal
sıraya girip,

*/“/*/*Önce bize gelsin, önce biz doktora verelim*/*/”/*diye kavgaya
tutuştular!

Neyse ki, Jöleli hepsi ile konuşup, kimin önce doktora vereceğini belirledi.

Sultan sıra ile üniversiteleri ziyaret etti. Salonlara sadece AK Gençlik
üyeleri alındı. Üzerlerine kefen giymiş birkaç meczup ve g.t kılı
sevenler içeri alınmadı. Onlar Cami avlusunda bekletildiler. Sultan
konuştu, herkes alkışladı, AK Rektörler, doktora verdiler ve herkes
rahatladı, sinirler o gün için düzeldi!


    *Tarihten (!) yine bir örnek vermek gerekirse;*

/Temel’in karısı, kasabanın doktoru ile işi pişirmiş! Çirkin olayı tüm
kasaba biliyormuş ama Temel’in haberi yokmuş. Arkadaşları, nasıl yapsak
da Temel’e söylesek diye düşünürlerken, en yakın arkadaşı Dursun;/

/*“*//*Merak etmeyun uşaklar, ben söylerum”*//demiş./

/Akşam, Temel kahveye gelince, Dursun oturduğu yerden bağırmış;/

/*“ *//*Temel uşağum, senun Fadime yakında Profesör olayı, ha!”*/

/Temel; //*“Ula Tursun, şaşırdın mu, Fadime daha okumayi bile sokemedu,
profosor olmak nerden ciktu?”*//,/

/Dursun; //*“Ne pileyum be, köyde herkes Fadime Yüksek Lisansini yapti,
şimdu da doktora veriyor diyor da, ondan sormuşum*/*/…”/*

Cumhuriyetin (!) AK Rektörleri, sizler niçin doktora verip duruyorsunuz
yahu?

O kadar ucuz mu bu işler, yoksa o üniversiteler sizlerin babanızın
çiftliği mi?

 

------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-150317112845 Oraj Poyraz [email protected]
2015/03/17  12:04 4  58  1 undefined [email protected]

 

Insan tabiatini ka$ikla atsa bile geri gelir.
(Naturam expelles furca, tamen usque recurret.)

Horace

Mehdi nin ayak seslerini duyuyorum
Direnmenin faidesi yok.
Mehdi gelecek, Seriat gelecek, adalet gelecek.
Osmanli Hilafet-i Islamiyesinin yikilmasindan sonra Muslumanlik aleminde
Kezzabiyyun, Deccaliyyun, Sufyaniyyun devirleri baslamistir.
Buyuk tahribat olmus, kutleler halinde irtidat gorulmustur.
Uzun suren kufur ve dalalet gecesinden sonra nihayet ufukta Mehdiyyet
fecr-i sadikinin nurlari gorulmeye baslanmistir.
Mehdi nin kuracagi Kur an, Sunnet ve Seriat duzeni oyle kolay kolay,
tereyagindan kil cekercesine zahmetsiz olmayacaktir.
Yakin gelecek, en dogrusunu Allah bilir, buyuk savaslara, igtisasa,
melhamelere, kiyimlara, $ikintilara gebedir.
Zahirde Musluman gorunen birileri, dunya hirslariyla Firat in altindaki
hazinelere saldirmislar ve buyuk kara ve necis servetlere sahip
olmuslardi, onlar helak olacaktir.
Islam dinini, dunyevi ve uhrevi ahkam tasnifine tabi tutan ve Seriatin
dunya ile ilgili hukumlerini goz ardi eden dunyevi=sekuler sozde
Muslumanlar feci sekilde aldandiklarini anlayacaktir.
Irak ta, Suriye de, Filistin de buyuk kanli savaslar cereyan edecektir.
Deccallar ve Sufyanlar tepetaklak olacaktir.
Batil gumbur gumbur yikilacaktir.
Musibetler toptan gelecek, kotulerin yaninda iyiler de zarar gorecektir.
Susuzluk, ekmeksizlik...
Evsizlik, barinaksizlik...
Ates ates ates...
Zelzele-i Kubra...
Bana dokunmayan yilan bir yasasin diyenleri buyuk yilanlar sokup
agulayacaktir.
Kezzablar, Deccallar, Sufyanlar sonuna kadar direnecek ve cok acilar
cekilecektir.
Haramla yapilmis yuksek binalar cokecektir.
Elektrikler kesilecek, butun seytani cihazlar calismayacaktir.
43 cu kattaki kasanesinden cihani nemrudane seyr eden gafil magrurlar
yuksek merdivenleri cikamayacaktir.
Kaddafilerin akli olsa, kanli iktidarlarindan feragat edip bir kuse-i
inzivaya cekilirler ama onlarda o akil nerede...
Zalimlerin en akillisi Zeynel olmus, cekip gitmisti.
Mubarek diretmisti ama diretmesi onu iktidarda tutmaya yetmemisti.
Saddam keske iktidardan vaz gecmis ve surgunu tercih etmis olsaydi.
Ahir zaman fitneleri baslamistir...
Deccallik, Kezzablik, Sufyanilik devirleri bitiyor.
Mehdinin ayak seslerini duyar gibiyim.
Kulaginizi yere koyun ve dinleyin...
Kur an, Sunnet, Seriat, adalet, guvenlik diye atiyor zeminin kalbi.
Direnmenin faidesi yok.
Mehdi gelecek, Seriat gelecek, adalet gelecek...
Tufandan sonra sukunet hukumran olacak.
Olenler olecek, kalanlar kalacak.
Iman ile olenler bahtiyar olacak; sirk, kufur, dalalet yolunda olenlerin
zarari buyuk olacak.
Bundan sonra Deccalperestlerin, Kezzablarin, Sufyanilerin isi bitiktir.
Ben hem Muslumanim, hem de Deccaliyim diyenler buyuk kayiptadir.
Rahmana iman ve itaat edeceksin, Taguta cephe alacaksin.
Ey Dresden (13-14 subat 1945 gecesi) ahalisi, ey modern Pompeililer,
Sodom ve Gomore halki, Bizans ve Roma...
Uyanin bu gaflet uykusundan...
Sezar mabetlerinin hepsi yikilacak.
Deccallik ve Sufyanilik devri sonuna geldi...
Mehdi zuhur, Isa aleyhisselam nuzul edecek.
Kimseyi altinlari gumusleri, dolarlari eurolari, Altin Buzagi sirketi
hisse senetleri kurtaramaz.
Sahih bir iman, ihlasli ibadet, kalb-i selim gerek kurtulmak icin.
Sende bunlar var mi?
Kesti-i Nuh hangi sahilde, biliyor musun?
Tufan yaklasiyor, kos gemiye gir, yoksa bogulur helak olursun...

Mehmet Sevket Eygi
Murtecilerin cok sevdigi ve onemsedigi fikir adami.

Yalan soyleyin mutlaka inanan cikacaktir. Olmazsa yalana devam edin. Bir
seyi ne kadar uzun sure tekrarlarsaniz, insanlar ona o kadar fazla
inanirlar.

Joseph GOEBBELS
(Hitler in Propaganda Bakani)


Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/






 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap