İskilipli Atıf Hoca Gerçeği – 2

<https://tibbiyelihikmet.wordpress.com/2014/02/07/iskilipli-atif-hoca-gercegi-2/>Atatürk
düşmanlarının mazlum hocası, islam şehidi, ak sakallı şirin ton ton
dedesi İskilipli Atıf’ın Kurtuluş savaşındaki faaliyetleri, savaş
boyunca kol kola gezdiği insanları ilk yazımda biraz anlatmıştım. Okumak
isteyenler aşağıdaki linkten tekrar okuyabilirler

https://tibbiyelihikmet.wordpress.com/2014/02/04/iskilipli-atif-hoca-gercegi/
<http://www.facebook.com/l.php?u=http%3A%2F%2Ftibbiyelihikmet.wordpress.com%2F2014%2F02%2F04%2Fiskilipli-atif-hoca-gercegi%2F&h=SAQEPElJP&s=1>

Biraz anlattım dedim. Çünkü İskilipli Atıf’ın Kurtuluş savaşındaki
ihanetleri o kadar çok ki tek bir yazıda hepsini anlatmayı uygun
görmedim. 26 Eylül 1919’daki Cemiyet-i müderrisin beyannamesi bir son
değil başlangıçtır. İskilipli bu beyannameden sonra da ihanetlerine tam
gaz devam etmiştir. Utanmadan sıkılmadan sakalından sarığından utanmadan
Allah adına yalanlar uydurup ihanetlerini*”**islam için” *yaptığını
söyleyerek bugünkü dinciler gibi dini siyasete alet etmiştir. Bugün ona
sahip çıkanların da dünya görüşlerine, karakterlerine bakınca neden
sahip çıktıklarına şaşırmamak lazım.

Cemiyet-i Müderrisin 26 Eylül 1919 da yayınladığı beyanname ile halk
arasında arzuladığı etkiyi yaratamayınca 14 Kasım 1919’da toplanan genel
kurulda aldığı kararla cemiyetin bir öğretmen cemiyeti olmaktan
vazgeçerek halka daha geniş hitap etmek,halkı kucaklayıp islamı
insanlara daha güzel anlatma amacıyla Teali İslam ismini almıştır.

Görüldüğü gibi yine din istismarı, yine halkın dini duygularını
sömürmek… *Aslında amaç daha geniş halk kitlelerine ulaşarak insanları
Kuvay-ı Milliye’ye karşı kışkırtmaktır. İslamı yüceltmek sadece
kılıftır. Bugün de olduğu gibi…*

Yeni kurulan Teali İslam Cemiyetinin kuruluş nizamnamesi şöyledir:

*a) Vesâil-i adîde ile hakayık-ı dîniyeyi Müslümanların ruhlarına ifâza,
terbiye ve âdâb-ı İslâmiyeyi ta’lîm, *

*b) Ulûm-ı şer’iyyeye bi hakkın vâkıf ve fünûn-ı sâireden zamanın
ihtiyacâtıyla mütenasib malûmatı haiz ve ahlâk-ı Nebeviye ile mütehallık
alîm-i dînî yetiştirmeğe ve herkes içün bilinmesi zarûrî olan ulum-ı
dîniye ve ma’lûmât-ı sâire ile ahlak-ı fazıla-i İslâmiyeyi efrâd-ı
müslimîn meyânında neşr ve ta’mîme sarf-ı mesâ’î eylemek, *

*c) Beyne’l-müslimîn revâbıt-ı uhuvvetin takviyesiyle tesânüd ve
tekâfül-ı ictimâiyenin inkişâfına çalışmak, *

*d) Efrâd-ı müslimîn arasında ferdî ve ictimâî teşebbüsât-ı
iktisâdiyenin inkişâfına sa’y u gayret etmek, *

*e) Efrâd-ı müslimînden işsiz olanlara kabiliyetlerine göre iş bulmağa
çalışmak ve düçâr-ı zarûret olanlara, mümkün mertebe yardım etmek, *

*f) Küûl, kumar, fuhuş gibi efrâdı sefâlete, heyet-i ictimâiyeyi tereddi
ve inhitata sevk eyleyen muzır şeylerin men’i esbâbına tevessül etmektir *

Nizamnameyi kısaca özetlersek islamı güzelleştirmek, yoksullara
düşkünlere yardım etmek, insanları ilim irfan sahibi yapmak, kötü
alışkanlıklara karşı mücadele edip insanları doğru yola sevketmek… vs.
Görünüşte bir sosyal yardım ve ilim cemiyeti…***O günün şartlarını göz
önünde bulundurursak böyle bir cemiyet kurmak bile vatana ihanettir.
İskilipli Atıf’ın kumarla fuhuşla sözde ilimle irfanla uğraştığı
günlerde bakın Anadolu’da hocalar neler yapıyordu?*

6 Haziran 1919’da Atatürk’ün isteğiyle Havza’da Cuma namazı sonrası
İzmir’in işgalinde şehit olanlar için mevlid okunmuş ve miting
düzenlenmiştir. Ancak mitingde bölgenin tanınmış hocalarından Sıtkı
hocanın olmaması nedeniyle başka bir Cuma namazı sonrası ikinci bir
miting düzenlenmiştir. Sıtkı Hoca halka şöyle seslenmiştir:

*“**Ey cemaat düşmana karşı koymak için elde sopa lazımdır. En gücü
yetmeyen en hakir Müslüman Türk bile bugünden tezi yok birer sopa olsun
edinmelidir. Buna da iktidarım yok diyebilen kimse var mı?Varsa o da
evinde kazmayı, keseri, bıçağı, o da yoksa yumruğunu hazırlasın. Artık
zamanı gelmiştir. Hz. Allah’ta, Peygamber Efendimiz de böyle emrediyor.”*

Amasya’da 13 Haziran 1919’da, Abdurrahman Kamil Efendi, Sultan Beyazit
Camii’ndeki vaazında halka şöyle seslenmiştir:**

*“**Muhterem evlatlarım! Türk milletinin, Türk hakimiyetinin artık
kıymeti mevcudiyeti kalmamıştır. Madem ki milletimizin, şerefi,
haysiyeti, istiklali tehlikeye düşmüştür. Artık bu hükümetten iyilik
ummak bence abestir. Şu andan itibaren padişah olsun, isim ve unvanı ne
olursa olsun, hiçbir şahsın ve makamın hikmeti mevcudiyeti kalmamıştır.
Yegane çare-i halas (kurtuluş yolu) halkımızın doğrudan doğruya
hakimiyetini ele alması ve iradesini kullanmasıdır..”*

Kahramanmaraş Ulu Camide Rıdvan Hoca Cuma namazında halka şöyle
seslenmiştir:

*İşgal altında bulunan bir ülkede cuma namazı kılınmaz. İşgal altındaki
topraklarda ve Fransız bayrağının asıldığı kalede, bu olduğu müddetçe
cuma namazı kılınmaz.*

Bu söz üzerine cemaat minberdeki sancağı alarak dışarı çıktı. Bu
sancağın altında toplanan insan seli kaleye doğru akarken, kalede
bulunan Fransız jandarmaları, silahlı bir çatışmayı göze alamayarak arka
kapıdan kaçtılar.

*Şimdi soruyorum İskilipli Atıf’ın vatan işgal altındayken ilim
cemiyetini açmış olduğunu farzetsek bile bu ihanet değil de nedir?
*Neyse devam edelim

İskilipli Atıf bu kez cemiyetin başkanıdır. Bu yüzden Teali İslamın her
icraatın sorumluluğu kendisine aittir. *Cumhuriyet düşmanlarının
İskilipli hoca o beyannameleri kabul etmedi tekzip etti savunması çok
zorlama bir yorumdur. Madem karşıydı bu bildiriler yayınlandıktan sonra
neden istifa etmedi? Vatan sever biri böyle bir cemiyette bir dakika
bile durur mu? Hiç boşuna uğraşmayın mızrak çuvala sığmıyor.*

Şimdi İskilipli’nin hakkını yemeyelim Teali İslam Cemiyetini kurduktan
sonra İstanbul’daki İşgal kuvvetlerine bir bildiri yazmıştır. 15 Şubat
1920’de Alemdar gazetesinde *”**mühim bir muhtıra”* başlığıyla verilen
bildiri şöyledir:

*“**Asâletmeab: *

*Mümessili bulunduğunuz Devlet-i Muazzama tarafından İstanbul’un
Müslümanların ellerinden alınması yahud Hilâfet-i İslâmiye’nin
saltanatdan tefrîki mevzu-ı bahs edilmekte olduğu haberi âlem-i İslâmı
dağıdâr-ı teessüf etmiştir……”*

İstanbul’un işgalinden 1 ay önce yayınlanan bu bildiride tek endişe
hilafet ve İstanbul’un kaybedilme endişesidir. Yani işgalle ilgili tek
bir kelime yok şikayet yok. Tek korku hilafetin kaybedilmesi.*”**Aman
hilafete ve İstanbul’a dokunmayın”* ricası. Rica diyorum çünkü bildiride
işgalcilere sadece *”**teessüf”* edilmiştir.***Ülkesi için savaşanlara
ettiği hakaretin zerresi yok. *

Bu çakma muhtıradan 1 hafta sonra bu kez Bolşevizm karşıtı bir beyanname
yayınlanmıştır. Tahmin edeceğiniz gibi bildirinin ana fikri Bolşevizmin
islama aykırı olduğu falan filan… Yani tek sıkıntı halifelik, şeriat…

*“**Bolşevikliğin dîn-i İslâmın ahkâm-ı ulviyesine münâfi olduğuna dair
Teâli-i İslâm Cemiyeti tarafından gazetelerde intişâr eden beyannâme
muvâfık-ı hak ve hakikattir. Dîn-i İslâmın ahkâm-ı hakimânesi
bolşeviklikle ve ağra edilen fukaraya zekât ve sadaka hisseleri ayırmak
sûretiyle dest-i muavenetini uzatmış ve onların ihtiyacatını temin için
bir tarîk-i meşru’ sûrette tatmini ihtiyâc etmelerine ne hacet ne de
mesağ bırakılmıştır. *

*…**.Zavallı Türk Milleti! Daha dün Rusya ezeli düşmanımızdır, diyerek
seni Almanlarla beraber harbe sokanlar, bugün de Bolşeviklik adı altında
Moskoflarla birleşmeye davet ederek, her gün hakir bir tarzda hayat ve
huzurunla en adi bir oyuncak gibi oyanayacaklar mı? Ve sen bu yan
kesicilere sonuna kadar aldanmak ve alet olmak mezelletine katlanacak
mısın? (Alemdar, 21 Şubat 1336, nu: 431-2731.)” *

Bu bildirileri İskilipli Atıf’ın ve Teali İslamın kurtuluş savaşında
hangi tarafta olduğunun daha iyi anlaşılması için yazdım. Bir
yanda*”**işgal altında Cuma namazı kılınmaz” *diyerek düşmnla savaşan
hocalar, diğer yanda işgal kuvvetlerine *”**hilafete dokunmayın” *diye
teessüf eden, Bolşevizme karşı bildiri yayınlayan İskilipli Atıf. Sizce
bu iki hoca aynı safta olabilir mi? İskilipli Atıf’ın kurtuluş savaşını
desteklediği söylenebilir mi? /Farzedelim ki malum beyannameyi reddetti
bu İskilipli’nin Atatürk’ü ve kurtuluş savaşını desteklediğini gösterir
mi? İskilipli Atıf’ın Atatürk ile beraber savaştığına kanıt mıdır? Bu
beyannameyi yok saysak bile bu İskilipli Atıf’ın Atatürk düşmanı ve
kurtuluş savaşı karşıtı olduğu gerçeğini değiştirmez. Ne derseniz diyin
İskilipli kahraman hocalar sınıfından değildir. Bu kadar kahraman hoca
varken İskilipli Atıf”a alim demek ayıptır günahtır/

Prof. Dr. Tarık Zafer Tunaya’nın da iİskilipli Âtıf Hoca’nın
başkanlığını yapmış olduğu “Teali İslam Cemiyeti” hakkında verdiği
bilgiler bu cemiyetin nasıl bir nitelik taşıdığını daha iyi açıklamaktadır:

*“**Siyasi faaliyetleri Hürriyet ve İtilaf Fırkasını desteklemek ve
Anadolu Hareketi’ne karşı cephe almak şeklinde idi. Bu cemiyet, bilhassa
Konya bölgesinde şubeler açmıştı. Hatta Hürriyet ve İtilaf Fırkası’nın
taraftarı olan gazeteler tarafından da destekleniyordu. Fikri
faaliyetleri ise muhtelif içtimai konular hakkında makale ve
beyannameler yayınlamaktan ibaretti. Bu cemiyetin makale ve
beyannameleri bilhassa Alemdar Gazetesi’nde yayınlanıyordu.”*

Daha fazla söze gerek var mı? Şimdi İskilipli’nin başkanlığını yaptığı
Teali İslm cemiyetinin meşhur bildirisine geçebiliriz. İşte o bildiriden
bazı bölümler:

“Kilit Türkiye anahtar İngiltere’dir. Alem-i İslam kilidinin anahtarını
İngiltere’nin emin ve itimat edilir eline tesliminde Alem-i İslam için
hiçbir tehlike yoktur.” “Kilit Türkiye anahtar İngiltere’dir. Alem-i
İslam kilidinin anahtarını İngiltere’nin emin ve itimat edilir eline
tesliminde Alem-i İslam için hiçbir tehlike yoktur.”

*” **Yunan ordusu halifenin ordusu sayılır. Hiçte zararlı bir topluluk
değildir. Asıl kafası koparılacak mahlukat Ankara’dadır.”*

*”**Bu herifler, bu hinoğluhinler memleketin başına kendi elleriyle
getirdikleri her belâda, her muharebede âlemi ölüme teşvik etmek, halkı
kırdırarak kendi canlarını beslemek ve evvelkinden daha zinde ve
kuvvetli bir mevcudiyetle muharebenin sonuna çıkmak usulünü pek iyi
biliyorlardı. *Muharebe olur, harbi kendisi çıkarmayan her sınıf halk
zayiata uğrar, cidden azalır; fakat İttihatçılar sanki eskisinden fazla
çoğalır. Bu hal gözbağcı ittihatçılara mahsus bir sinirdir. Harb-i
Umûmi’den evveli İttihatçılarla sonrakiler arasında bir mukayese
yaparsanız bu dakika vakıf olursunuz. Bu sır ve sihrin miftâhını da,
arzettiğimiz veçhile başkalarını harbe ve ölüme sevkederek kendileri
geride yaygara ile vakit geçirmek ve tehlikeden kendilerine iltica
ederek kul köle yazılanların adediyle kendi mevcutlarının adedini
artırmak usulünü maharetle idare etmelerinde aramalıdır.”

”Halbuki millet hâlâ aldanıyor, aldatılıyor, lüzumsuz yere girdiği ve
mağlubiyetle çıktığı bir muharebenin ferdasında da aklını başına
toplayamıyor! Kendisini hâla aldatmağa çalışan heriflere niçin diyemiyor
ki:*“**Ey hainler, Ey Allahtan korkmayan ve peygamberden haya etmeyen
mahlûklar, muharebe ettiniz, başımızı bin türlü belâlara soktunuz,
mağlup oldunuz, bizi de o yolda mahv ve perişan ettiniz, devletlere
karşı mağlûp olduk”* dediniz mütâreke imzaladınız, silâhlarımızı,
boğazlarımızı, Pây-i tahtımızı teslim ettiniz. *Şimdi neye tekrar
gücünüz yetmediğini ikrar ve imza ettiğiniz devletleri yeniden
kızdırarak üzerimize husumet ve gazaplarını davet etmekten ve istilâ
olunmayan bakiye-i memleketimizi de istilâ ettirmekten başka bir
fa-idesi olmayacak surette mecnunane hareketlere kalkışıyor ve bizi de
eskisi gibi boşuboşuna kırdırıyorsunuz?!*

*Düşünmüyorsunuz ki Yunanlılara fazla zayiat verdirmek bile bundan sonra
bizim için hayırlı ve menfaatli bir şey olmaz: hudânegerde sizin
yalanlarınızı şahit tutarak işgal ettiği memleketimizde; “bu kadar kan
döktüm ve şöyle fedakârlık ettim, böyle emek çektim” diyerek hakk-ı feth
davasına kalkar! Hem sizler ey yalancı ve deni şakîler! Kendi
milletimize karşı ecnebi milletlerden hiçbirinin yapmadığı şekavet ve
şenaatleri irtikâp edip dururken milleti, eşrafı memleketi, ulemâyı asıp
keserek mallarını yağma ederken kendinize ne hakla, ne yüzle, ne
utanmazlıkla Kuvâ-yı Milliye namını veriyorsunuz?* Milleti öldürerek,
mahvederek hukuk-ı milleti müdâfaa edeceksiniz öyle mi? Utanmaz hâinler,
artık yetişir, yakamızı bırakın: Cenâb-ı Hakk’ın gazap ve laneti sizin
üzerine olsun!” Şimdi sulh imzalandı Kuvâ-yı Milliyye belâsının tevlit
ettiği mecburiyetle galip devletlere karşı yeniden taahhüt altına
girdik. Devletler şimdi bize: *“**Eğer Anadolu’da Kuvâ-yı Milliyye
isyanını devam ettirir ve bastıramazsanız İstanbul’u da elinizden
alacağız” diyorlar. Kuvâ-yı Milliyye eşkiyası ise İstanbul’u da
elimizden çıkarmak ve memlekete son hizmet şeklinde son ihanetlerini de
yapmak için çalışıyorlar.*

*Ey kahraman askerler! Harb senelerinde sizi cephe cephe sürükleyen ve
aç susuz süründüren ve din kardeşlerinizin, hemşehrilerinizin beyhude
yere ölmelerine sebebiyet veren birkaç kişi arasında Mustafa Kemal, Ali
Fuat, Bekir Sami gibi zâlimler de var idi! İşte bu hâinlerin harb
cephesi haricinde kalmış olan efrâd-ı alinize kanlı elleriyle ne kadar
fecâyii irtikâb etmiş olduklarını harbden avdetinizi müteakib
gördüğünüz! Bugün yine o şakiler, bağilerdir ki elleri birtakım
yetimlerin, dul kadınların kanlarına mülamma olduğu halde kalbgâhınıza
sokularak sizi mahvetmek ve evlâd u iyâlinizi yetim ve dul bırakmak ve
servet ve saadetinizi külliyen çalmak için şeytanın dahi hatırına
gelmeyen hiyle ve desâisi irtikâb ediyorlar. Siz bu zâlimleri
cinayetlerine daha ne kadar göz yumacaksınız? Elinize aldığınız fetvâ-i
şerif ki Allanın emridir, okuduğunuz hatt-ı münif ki halifemizin,
padişahımızın bir fermanıdır, siz Allanın emrine halifenin fermanına
ittibâen bu canileri, bu katil canavarları daha ziyade yaşatmamakla
memur ve mükellefsiniz. Şu alçaklar ve hempaları bu cinayetleri hep
sizin sayenizde yapıyor; bunları vücudlarını külliyen dünyadan kaldırmak
beşeriyet için, Müslümanlık için bir farz olmuştur.*

*(Milli Mücadele Dönemi Beyannameleri ve Basını, Hazırlayanlar Zekâi
Güner- Orhan Kabataş, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk
Merkezi Yayını Sayı: 33, Ankara, 1990, s. 218-223).*

Kurtuluş savaşına zerre kadar destek olmayan, Atatürk’e ve kurtuluş
savaşı komutanlarına akıl almaz hakaretler eden bu adamı svunmak hem
vicdana hem islama aykırıdır. İslama göre *”**vatan sevgisi imandan
gelir”* Kurtuluş savaşı sırasında muhalif tutum gösteren birisinin
vatanını sevdiği söyleyenebilir mi?

Vatanını sevmeyen bir adamda iman olduğu söylenebilir mi? İmanı olmayan
bir adamın alim olduğu söylenebilir mi?

Bu zavallıya alim demek kurtuluş savaşının gerçek alimlerine hakarettir.
Kurtuluş savaşındaki binlerce şehide yapılan saygısızlıktır. Bana göre
İskilipli’nin idamı geciken bir adalettir.

*TIBBIYELİ HİKMET*



------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-150205160741-03

Grup eposta komutlari ve adresleri      :       
Gruba mesaj gondermek icin      :       [email protected]
Gruba uye olmak icin    :       [email protected]
Gruptan ayrilmak icin   :       [email protected]
Grup kurucusuna yazmak icin     :       [email protected]
Grup Sayfamiz   :       http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz     :
http://orajpoyraz.blogspot.com/






 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Attachment: 0x3F3BBD21.asc
Description: application/pgp-keys

Cevap